Ana Sayfa Blog Sayfa 29

Cemevleri kültürel tesis mi, inancımızı kim tanımlar!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 22 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı yönetmelik değişikliğiyle cemevleri, imar mevzuatında “kültürel tesis” olarak tanımlandı. Bu durum, Alevi toplumu arasında büyük bir tepkiye yol açtı. Antalya’da düzenlenen bir basın toplantısında Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Mustafa Sazcı, cemevlerinin ibadethane değil, kültürel tesis olarak tanımlanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

Sazcı, cemevlerinin Alevi Bektaşi inancının merkezleri olduğunu vurgulayarak, “Cemevleri bizim ibadethanelerimizdir. Alevi Bektaşi inancı, devletin ya da yöneticilerin tanımlayacağı bir inanç değildir” dedi. Ayrıca, bu yaklaşımın Aleviliği bir kültürel unsur olarak gösterme çabası olduğunu ve Alevilik’in tarihsel olarak tanınmadığını ifade etti.

Devletin inanç alanına müdahale etmemesi gerektiğini dile getiren Sazcı, “Devletin bu konuyu tartışmaya açma ne hakkı ne de haddi vardır” şeklinde konuştu. Alevi toplumunun taleplerinin açık olduğunu belirten Sazcı, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını istediklerini vurguladı.

Sazcı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın süreci yumuşatma çabalarını eleştirerek, bu kurumun temsilcilerinin cemevlerinde görüşmeler yaparak tepkileri yumuşatmaya çalıştığını iddia etti. Bu görüşmelerin aslında kamuoyunu yatıştırmaya yönelik bir yaklaşım olduğunu öne sürdü.

Alevi inancının bu topraklarda var olan bir gerçek olduğunu ifade eden Sazcı, “Cemevlerimiz ibadethanedir, kültürel tesis değildir. Bu tartışmaya açık bir konu değildir” dedi. Alevi toplumunun haklarını savunmak için güçlü bir mücadele verilmesi gerektiğini belirterek, “Biz Alevi Bektaşiler olarak temel hakkımız olan statümüzü talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Alevi kadınlardan Berlindeki iddialara sert tepki!

Almanya Alevi Kadınlar Birliği, Demokratik Alevi Kadınlar Birliği ve Avrupa Arap Alevi Kadınları, Berlin’deki bazı gençlik merkezlerinde ortaya atılan çocuk istismarı iddialarına sert bir yanıt verdi. Yapılan ortak açıklamada, bu tür vakaların ciddi endişe yarattığı ve kamu denetiminin sağlanması gerektiği vurgulandı.

Açıklamada, Almanya Anayasası ve uluslararası insan hakları sözleşmelerinin çocukları koruma yükümlülüğünü açıkça belirttiği hatırlatıldı. Ancak, son günlerde yaşanan istismar vakalarının mevcut koruma mekanizmalarının yetersiz olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.

Alevi kadın kurumları, çocukların üstün yararının her durumda öncelikli olması gerektiğini belirterek, kamu otoritelerine hesap verebilirlik ve şeffaflık çağrısında bulundu. Özellikle Berlin’deki durumun aydınlatılması için, ilgili kurumların neden zamanında müdahalede bulunamadığı ve soruşturma süreçlerinin neden geciktiği gibi soruların yanıtlanması gerektiği vurgulandı.

İstismar vakalarında sessizliğin sorunu derinleştireceğine dikkat çeken kadın kuruluşları, güçlü ve bağımsız denetim mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini savundu. Bu bağlamda, yasal süreçlerin derhal başlatılması, mağdur çocuklar için gerekli destek mekanizmalarının devreye alınması talep edildi.

Alevi kadın kurumları, çocukların yaşam hakkı ve onurlarının her şeyin üzerinde olduğunu belirterek, sürecin yakından takip edileceğini duyurdu.

Bursa Alevi Derneklerinden Cumhurbaşkanlığı tepkisi!

Bursa Alevi Dernekler Platformu İnanç Kurulu, Cumhurbaşkanlığı tarafından Alevi kurumlarına iletilen toplantı davetine tepki gösterdi. Açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi Ali Arif Özzeybek’in adıyla bazı cemevleri ve Alevi kurumlarının telefonla arandığı belirtildi. Davetin 2 Nisan Perşembe günü gerçekleştirileceği ve programda Anıtkabir ziyareti, Çankaya Köşkü ve Atatürk Müzesi gezisi, TBMM’de yemek ve Cumhurbaşkanı ile görüşme gibi etkinliklerin yer aldığı ifade edildi.

Platform, Alevi kurumlarına ve inanç önderlerine bu davetlere katılmamaları yönünde çağrı yaptı. Açıklamada, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmaması, eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanmaması ve zorunlu din dersleri gibi uygulamalara dikkat çekildi. Bu koşullar altında yapılan davetlerin kabul edilmemesi gerektiği vurgulandı.

Alevi inancının siyasi iktidarların denetimi altında olamayacağına dikkat çeken Bursa Alevi Dernekler Platformu, Alevi yol ve erkânının saraylarda değil, cemlerde ve meydanlarda yaşatılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, maaşa bağlı dedelik anlayışının inanç özgürlüğüyle bağdaşmadığını belirtti.

İnanç Kurulu, toplumun farklı kesimlerine de çağrıda bulunarak bu tür davetler konusunda bilgilendirmenin önemine vurgu yaptı. Alevi toplumunun hak mücadelesinin korunması gerektiği hatırlatıldı. Açıklama, Hakk-Muhammed-Ali yoluna gönül verenlere duyulan saygı ve sevgi ile sonlandırıldı.

Newroz coşkusu Dersimde zirveye ulaştı!

Dersim Seyit Rıza Meydanı, 2026 Newrozu’nda binlerce kişinin katılımıyla coşku dolu anlara ev sahipliği yaptı. Sanatçılar Beser Şahin ve Gökçe Selim, bu özel günde sahne alarak halkın heyecanını paylaştı. Newroz’un, Kürt ve Ortadoğu halkları için umut ve dayanışma simgesi olduğu vurgulandı.

Uzun yıllar sonra Dersim’e dönen Beser Şahin, meydanda gördüğü coşkunun kendisi için büyük bir anlam taşıdığını ifade etti. Newroz’un barış ve özgürlük için yakılan bir ateş olduğunu belirten Şahin, halkın talepleriyle alanı doldurduğunu ve bu birlikteliğin sıcaklığını hissettiğini dile getirdi.

Gökçe Selim ise, ilk kez sahne aldığı Dersim’deki Newroz kutlamasının kendisi için büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu aktardı. Selim, bu özel günün Kürt ve Ortadoğu halklarının özgürlüğünün başlangıcı olmasını umduğunu belirtti. Zorlu süreçlerden geçildiğini, ancak umudun barış ve özgürlükle sonuçlanması gerektiğini vurguladı.

Her iki sanatçı da, Newroz’un sadece bir kutlama olmadığını, aynı zamanda halkların özgürlük ve demokrasi taleplerinin sembolü olduğunu ifade etti. Bu yılki kutlamaların farklı bir atmosferde geçtiğini ve halkın özgürlük arzusunun görünür olduğunu belirttiler. 2026 Newrozu’nun barış ve başarıya vesile olmasını dilediler.

Frankfurt yakınlarında iki Dersimli hayatını kaybetti!

Almanya’nın Frankfurt kenti yakınlarındaki Raunheim kasabasında bir bistroya düzenlenen silahlı saldırıda iki kişi hayatını kaybetti. Saldırı, 18 Mart 2026 tarihinde saat 03:45 sularında gerçekleşti. Olayda yaşamını yitirenlerin isimleri Nihat Karakaya ve Kenan Güleç olarak belirlendi. Her iki kişinin de Dersimli olduğu bildirildi.

Saldırıyı gerçekleştiren kişinin, mekâna girerek ateş açtıktan sonra olay yerinden yaya olarak kaçtığı öğrenildi. Saldırganın yakalanması için bölgede geniş çaplı bir operasyon başlatıldı ve arama çalışmalarına helikopter de destek sağlıyor. Polis yetkilileri, olayın nedenini ve saldırganın kimliğini belirlemek için çok yönlü bir soruşturma yürütüyor.

Alman basınında yer alan haberlere göre, olayın arka planı henüz aydınlatılamadı. Bu tür saldırıların toplumda yarattığı korku ve endişe, özellikle hedef alınan gruplar için derin etkiler bırakıyor. Saldırının ardından yerel halkın güvenliği ile ilgili çeşitli endişeler dile getirildi.

16. Avrupa Dersim Kültür Festivali Frankfurtta!

16. Avrupa Dersim Kültür Festivali, 5-6 Haziran 2026 tarihlerinde Frankfurt Rebstockpark’ta gerçekleştirilecek. Festival, FEDA, ADEF ve DİK öncülüğünde düzenleniyor. Bu yılki etkinliğin teması “Hep Birlikte Demokratik Özerk Dersim” olarak belirlendi. Festival, Dersim diasporasının kültürel buluşmalarından biri olarak önem taşıyor.

Festival Tertip Komitesi, bu yılki etkinliğin inkâr, asimilasyon ve soykırım politikalarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşeceğine dikkat çekti. Açıklamada, Dersim toplumunun özgür ve eşit bir yaşam talebinin büyütülmesi hedefleniyor. Ayrıca, dünya genelinde artan savaşlara ve ekolojik yıkıma karşı barış, dayanışma ve ortak yaşam vurgusu yapıldı.

Kültür, dil ve inanç değerlerinin korunması ile gelecek kuşaklara aktarılması açısından festivalin önemli bir rol üstlendiği belirtiliyor. Avrupa’daki tüm Dersimlilere ve dostlarına katılım çağrısı yapıldı. Özellikle gençlerin ve kadınların aktif katılımı teşvik edilerek, festival alanının kültürel bir buluşma mekânına dönüştürülmesi hedefleniyor.

Festivalin, müzik ve kültürel etkinliklerin yanı sıra politik mesajlarla da zenginleştirilmesi bekleniyor. Bu yılki etkinlik, geniş katılımlı bir buluşmaya sahne olmayı hedefliyor ve Dersim kültürünü yaşatmayı amaçlıyor.

Kızıltepeden Dersime on binlerce kişi toplandı!

Bu yıl “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu” temasıyla düzenlenen Newroz kutlamaları, Türkiye’nin pek çok kentinde coşkuyla gerçekleştirildi. Mardin’in Kızıltepe ve Savur ilçeleri, Şanlıurfa’nın Viranşehir, Diyarbakır’ın Ergani ve Bismil, Van’ın Erciş, Dersim ve Erzurum’da binlerce kişi kutlamalara katıldı. Kutlamalar, Newroz ateşlerinin yakılmasıyla başladı ve katılımcılar davul zurna eşliğinde halaylar çekti.

Cizre’de ise meşaleli bir yürüyüş yapıldı. Cudi Mahallesi’nde toplanan kadınlar, ulusal kıyafetleriyle yürüyüşe katılarak “Jin jiyan azadî” sloganları attı. Yürüyüşün sonunda Newroz ateşi yakıldı ve etkinlik, Kürtçe şarkılar eşliğinde halaylarla sona erdi.

Erciş’te gerçekleştirilen kutlamalarda, on binlerce kişi “Özgür yaşam özgür Önderlikle gelecek” pankartı açarak yürüdü. Tertip Komitesi adına konuşan Rozerin Canpolat, yaşamını yitiren Salih Muslim’i anarak örgütlenmenin önemine vurgu yaptı. DEM Parti Milletvekili Gülderen Varlı da özgürlük ve ulusal birliğin önemini dile getirdi.

Dersim’deki etkinlikte ise yurttaşlar “Jin, jiyan, azadî” ve “Newroz piroz be” sloganlarıyla alana girdi. Kayyum atanan Belediye Eşbaşkanı Birsen Orhan, Newroz’un direniş ruhunu taşıdığını belirtti. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Abdullah Öcalan’ın barış çağrısının önemine değinerek, demokratik dönüşüm talep etti.

Viranşehir’de yapılan kutlamalarda ise katılımcılar, ulusal kıyafetleriyle etkinliğe katıldılar. Konuşmalarda, Abdullah Öcalan’ın barış çağrısının önemi vurgulandı. Kızıltepe’de ise kutlamalar, üst arama tartışmalarıyla başladı. Ancak, polis uygulamasının ardından kadınlar alana giriş yaptı ve Newroz ateşi yakıldı.

Erzurum’da ise 12 yıl aradan sonra gerçekleştirilen Newroz kutlaması, demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için saygı duruşuyla başladı. Konuşmalarda, Kürt halkının hakları ve Abdullah Öcalan’ın sürecinin önemi vurgulandı. Kutlama, yerel sanatçıların performanslarıyla devam etti.

Alevi inancında Ramazan Bayramı Cemi yok mu?

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Yol Erkan Kurulu, Alevi inancında “Ramazan Bayramı Cemi” uygulamasının bulunmadığını açıkladı. Bu açıklama, 17 Mart 2026 tarihinde yapıldı ve Alevi inancında bayrama özgü bir ibadet sisteminin olmadığını vurguladı. Kurul, geçmişte bazı cemevlerinde bu isimle etkinlikler düzenlendiğini hatırlatarak, bu tür uygulamaların Alevi inanç geleneği ile bağdaşmadığını belirtti.

Açıklamada, Alevi Yol Erkânı’ndaki cemlerin Hızır Cemi ve Sultan Nevruz Cemi gibi belirli günlere göre şekillendiği ifade edilerek, “Alevilikte Cem, yolun en temel ibadetidir. Ancak Ramazan ayına bağlı bir ibadet veya “Ramazan Bayramı Cemi” yoktur” denildi. Bu tür uygulamaların, Alevi inancını başka inançların ritüellerine benzetmeye yönelik asimilasyon politikalarının bir parçası olduğu vurgulandı.

Kurul, tüm inançlara saygı gösterilmesi gerektiğini ancak Alevi inancına müdahale edilmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti. Alevi ve Bektaşi ibadetlerinin kadim gelenekler doğrultusunda yaşatıldığını hatırlatan Yol Erkan Kurulu, bu tür asimilasyon girişimlerine karşı duracaklarını ifade etti.

Alevi inancının özünü korumanın ve asimilasyona karşı durmanın önemli bir sorumluluk olduğunu kaydeden kurul, cemevlerinin Alevi Yolunun yaşatıldığı mekânlar olduğunu, bu nedenle burada gerçekleştirilecek ibadetlerin Alevi inancının öğretisine uygun olması gerektiğini belirtti.

Halepçe Katliamına Alevi Birliklerinden mesaj!

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 16 Mart 1988 tarihinde Irak’ın Halepçe kentinde meydana gelen kimyasal saldırının yıl dönümü nedeniyle bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Halepçe Katliamı’nın Kürt halkına karşı işlenen en ağır insanlık suçlarından biri olduğu ifade edildi.

AABK, Saddam Hüseyin rejimi tarafından Halepçe’de gerçekleştirilen kimyasal silah saldırısında yaklaşık 5 bin kişinin, çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu, yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Saldırıda hardal gazı ve çeşitli sinir gazları kullanıldığı, bunun sonucunda binlerce kişinin de yaralandığı belirtildi.

Açıklamada, Halepçe’de yaşananların yalnızca Kürt halkı için değil, tüm insanlık için büyük bir trajedi olduğu vurgulanarak, bu tür insanlık dışı saldırıların lanetlendiği ifade edildi. Konfederasyon, katliamda yaşamını yitirenleri saygıyla andıklarını ve adaletin sağlanmasının önemine dikkat çekti.

AABK, geçmişte yaşanan bu tür katliamların unutulmaması gerektiğini belirterek, insanlığa karşı işlenen suçların hafızalarda canlı tutulmasının önemine vurgu yaptı. “Halepçe unutulmadı, unutulmayacak” mesajıyla, bu olayın insanlık tarihindeki kara sayfalardan biri olarak hatırlanmaya devam edeceği ifade edildi.

Halepçe Katliamı unutulmadı?

Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), 16 Mart 1988’de Irak’ın Halepçe kentinde gerçekleştirilen kimyasal saldırının yıldönümünde yaptığı açıklamada, bu olayın insanlık tarihinin en büyük katliamlarından biri olduğunu vurguladı. Irak diktatörü Saddam Hüseyin’in emriyle yapılan bu saldırı sonucu, çoğu kadın, çocuk ve yaşlı olmak üzere 5 binden fazla insan yaşamını yitirdi; binlercesi ise yaralanarak kalıcı sakatlıklar yaşadı.

FUAF, Halepçe Katliamı’nın sadece Kürt halkına değil, tüm insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu belirtti. Açıklamada, bu katliamın insanlık vicdanında silinmeyecek bir yara açtığı ve halklara yönelik inkâr, asimilasyon ve imha politikalarının acı bir örneği olduğu ifade edildi.

Alevi inancının temel öğretisi “İncinsen de incitme” anlayışına vurgu yapan federasyon, insan onuruna ve doğasına yönelen her türlü zulme karşı durmanın Alevi felsefesinin esaslarından biri olduğunu belirtti. Alevi öğretisinin barışı, eşitliği ve halkların bir arada özgürce yaşayabileceği bir dünyayı savunduğu ifade edildi.

FUAF, Halepçe’de yaşamını yitirenleri saygı ve hüzünle andığını, zulme karşı direnişin ve hakikat arayışının süreceğini vurguladı. Ayrıca, dünyanın neresinde olursa olsun zulme karşı adaletin, barışın ve halkların kardeşliğinin yanında olunduğunu belirtti. Açıklamanın sonunda, benzer trajedilerin bir daha yaşanmaması için halkların birliği ve dayanışmasının önemine dikkat çekildi.