Ana Sayfa Blog Sayfa 302

Ceza verilen Boğaziçili öğrenciler: Susmuyor, itaat etmiyoruz

Boğaziçi Üniversitesi’nde açıklama yapmak isterken gözaltına alınan öğrenciler, haklarında verile cezalar için yaptıkları basın açıklamasında, ‘Susmuyoruz, korkmaya ya da itaat etmeye niyetimiz yok’ dedi

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Boğaziçi Üniversitesi’nin rektörlük binası önünde açıklama yapmak isteyen öğrencilerin gözaltına alınması ve 4’ü hakkında 10’ar ay hapis cezasının verilmesine ilişkin dernekte basın toplantısı düzenledi.

Koruma yasalarını kendileri için kullandılar

Dernek binasında yapılan açıklamada konuşan öğrencilerden Simge İngün, kayyum rektör Naci İnci’nin “Israrlı takip mağduru” olduğu gerekçesiyle 12 öğrenci hakkında 6284 yasa ile uzaklaştırma kararı aldırdığını hatırlattı. İngün, “Naci İnci için alınan koruma kararı ve sonrasında işverenleri korumak için çıkarılan kararla görüyoruz ki erkek yargı kadınların hayatlarını değil, erkeklerin itibarını önceliyor” dedi. Başak Cengiz’in tanımadığı bir erkek tarafından samuray kılıcıyla katledilmesini protesto etmek için 12 Kasım’da 2021’de yaptıkları açıklamanın ardından yaşananları ve sonraki günlerde evlerine yapılan baskınla gözaltına alınma süreçlerini aktaran İngün, İnci’nin 6284 yasasını kendi “çıkarları” için kullandığını söyledi.

Haksız cezadan geri dönülsün

Yargılanan öğrencilerden Zeynep Demirkol ise, feministler olarak yaşamlarına sahip çıktıklarını belirterek, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasadan vazgeçmeyeceklerini dile getirdi. Demirkol, “Yaşam garantimiz olan bu yasayı haksızca kadın mücadelesine yöneltenlere karşı mücadelemiz sürüyor. 6284 sayılı yasa Naci’ler için değil kadınlar için uygulansın, bize verilen bu haksız cezadan geri dönülsün. Susmuyoruz, korkmaya ya da itaat etmeye hiç niyetimiz yok” dedi.

Avukatları olarak öğrencilerin yanındayız

Öğrencilerin avukatlarından Simge Eriş de, öğrencilerin yargılanma sürecini aktararak, dava sürecinde de hukuksuzluklarla karşılaştıklarını söyledi. Öğrencilerden şikayetçi olan Reyhan Kete’nin dinlenmesi talebinin hukuksuzca reddedildiğini belirten Eriş, “Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyım rektöre karşı süren mücadelede, öğrencilere açılan davanın hukuki olmadığı ortadaydı. Öğrenciler ‘Aşağıya bakmıyoruz’ demişti. Bizde kadınlar, avukatlar, öğrencilerin avukatları olarak aşağıya bakmıyoruz. Mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL

#Ceza #verilen #Boğaziçili #öğrenciler #Susmuyor #itaat #etmiyoruz

Deprem raporu: 3 milyon insan göç etti, 2 milyon insan hala çadırlarda yaşıyor

Göç Araştırmaları Platformu diğer kurumlarla ortak hazırladığı deprem raporunu açıklayarak, 3 milyonu aşkın insanın göç ettiğini, 2 milyon insanın hala çadırlarda yaşadığını belirterek, gerekli önlemlerin alınarak yeni inşa sürecinin başlaması gerektiğini vurguladı

Göç Araştırmaları Platformu’nda yer alan Göç İzleme Derneği (GÖÇİZDER), Mezopotamya Göç İzleme ve Araştırma Derneği, Çukurova Göç İzleme ve Araştırma Derneği ile Serhat Göç Araştırmaları Derneği, 6 Şubat’ta peş peşe yaşanan Mereş (Maraş) merkezli depremlere dair hazırladığı gözlem raporunu açıkladı.

Gerekli önlemler alınmalı

Wan, Amed ve İstanbul’da yapılan açıklamalarda açıklanan raporda alınması gerek tedbirlere dikkat çekildi. İstanbul’da dernek binasında yapılan raporu okuyan GÖÇİZDER Eşbaşkanı Kamile Kandal, 11 kenti etkileyen depremlerde yaşananlara işaret ederek, “Bu konutların tüm deprem bölgesinde yapımının tamamen tamamlanması, bir yıldan önce gerçekleşmeyecek, hatta birkaç yılı bulacaktır. Ağır yıkıma uğrayan kentlerin yeniden kent haline getirilmesi ise on yılları bulacaktır. Yaslarımızı beraber sararken ihmalleri, ihmali olanları unutmadan, bir daha yaşanmaması için ülkemizin her şehrinde depreme karşı önlem alarak; yeni yaşamlar, yeni kentler kurarken tedavi edici, acıları sağaltıcı, geleceğe dair umut verici bir süreci toplum olarak, yerel ve genel idareciler olarak inşa etmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

100 binin üstünde insan hayatını kaybetti

Açıklanan ortak raporda, 11 ili etkileyen depremlerde resmi rakamlara göre 50 bin kişinin hayatını kaybettiği, ancak resmi olmayan rakamlara göre 100 binin üzerinde insanın hayatını kaybettiğine dikkat çekildi.

2 milyon insan çadırlarda yaşıyor

Raporda, yine resmi verilere göre, 3,3 milyon insanın deprem bölgesinde ayrılıp diğer kentlere göç ettiği, yaklaşık 2 milyon insanın da kurulan çadır ve konteyner kentlerde barındığı belirtildi.

En çok göç alan kent Ankara oldu

“800 bin kişi ise deprem bölgesinde kırsal alanlarda (köylerde) kendi yaptıkları geçici çadırlarda kalıyor” diyen Kandal rapora göre en çok güç alan kentin ise Ankara olduğunu belirterek, “Ankara 300 bine yakın depremzedeyi geçici göçle olarak almıştır. Ankara’nın ardından, resmi kayıtlara göre Antalya’ya 154 bin, Mersin’e 65 bin, Elazığ’a 50 bin, Kayseri ve Muğla’ya 40 bin civarında depremzede göç etmiştir. 11 ilde milyonlara varan bina etkilenmiştir” dedi.

Şehir planlamaları sağlıklı yapılmalı

Raporda, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın hazırladığı Mart 2023 tarihli rapor ile İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) hazırladığı 25 Mart 2023 tarihli raporlara yer verilerek, “Depremle birlikte tartışılmaya başlayan ve taşıdığı riskler itibari ile de deprem bölgelerinin ve göç alan bölgelerin demografik yapısı, temel ihtiyaçların karşılanmasından sonra ele alınması gereken öncelikli konulardan biridir. Çünkü depremle, bu doğal afetle birlikte ve buna bağlı olarak göçlerin etkisi ile meydana gelen yer değiştirmeler, bölgedeki yerleşik insanların ve mültecilerin durumunda ve bu bölgelerin toplumsal yapılarında, kültürel yapılarında, mimarisinde, şehir planlamasında elbette ki değişiklikler yaratacaktır. Deprem dirençli, çok kültürlü, çok dilli, tarihi dokusuna uygun, mülteci-sığınmacı ve göçmenlerin yerleşik halklarla beraber ve eşit yaşayacakları kentler yapmak, herkes için daha iyi, daha güzel ve daha yaşanabilir olacaktır” diye konuştu.

Arama kurtarma yetersizdi

Raporda, yetersiz arama kurtarma çalışmasının yapıldığı, çadır, temiz su ve elektrik ihtiyacının karşılanmasında ciddi sorunlar yaşandığı, yurttaşların bir süre suya ulaşamadığı, zaman zaman devlet yetkililerinin gönüllü ağlarda çalışan kişileri engellemeye çalıştığı; bazı alanlara, çadır kentlere girmelerine izin verilmediği, halen aktif şekilde çalışma yürütenlerin gönüllülerden oluştuğu, arama-kurtarma çalışmalarında ayrımcılıkların yaşandığı; Alevi mahallelerine ve köylerine çok sonradan gidildiği belirtildi.

Kaynak: MA

#Deprem #raporu #milyon #insan #göç #etti #milyon #insan #hala #çadırlarda #yaşıyor

Wan’da 4.1 büyüklüğünde deprem

Wan’ın Tuşba ilçesinde 4.1 şiddetinde deprem meydana geldi

Wan’ın Tuşba ilçesinde saat 12.54’te 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Kentin birçok yerinden hissedilen depremin yerin 7 kilometre derinlikte olduğu açıklandı.

WAN

#Wanda #büyüklüğünde #deprem

TEMA Vakfı: Türkiye’nin yüzde 73,4’ünün çölleşme tehlikesi altında

TEMA Vakfı, ’17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde Türkiye’nin yüzde 73,4’ünün çölleşme tehlikesi altında olduğuna dikkati çekti

TEMA Vakfı, “17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü” kapsamında bugün yaptığı açıklamada, Türkiye’nin yüzde 73,4’ünün çölleşme tehlikesi altında olduğunu belirtti. Gıda güvenliğini sağlamak, iklim değişikliğine karşı dirençli olmak ve kuraklıktan daha az etkilenmek için çölleşme ile mücadelenin önemine dikkati çekilen açıklamada, “Çölleşmenin yıllık maliyetinin ülkelerin gayrisafi millî hasılasının (GSMH) yüzde 4-8’i olduğu tahmin ediliyor.

Bu oranın 2050 yılında yüzde 40’lara ulaşacağı öngörülüyor. Çölleşme ile mücadele; bugünün yaşanan sorunlarını azaltmak, geleceği kazanmaktır” ifadesini kullandı.

7,5 İstanbul büyüklüğünde tarım alanı yok edildi

Türkiye’de yüzde 50,9’unun orta, yüzde 22,5’inin de yüksek derecede olmak üzere toplam yüzde 73,4’ünün çölleşme tehlikesi altındaki alanlardan oluşuyor. Türkiye’de erozyon, çölleşme nedenlerinin başında gelirken tarım arazilerinin yüzde 39’unda, mera arazilerinin ise yüzde 54’ünde erozyon görülüyor. Öte yandan büyüyen kentler verimli tarım arazilerinin azalmasına sebep oluyor. Tarım arazileri, 1990-2022 arasında yaklaşık 4 milyon hektar azalarak 27,9 milyon hektardan, 23,9 milyon hektara geriledi. Bu da yaklaşık 7,5 İstanbul büyüklüğünde tarım alanının kaybedilmesi demek oluyor.

Afrika büyüklüğünde alan çölleşti

Dünyadaki çölleşmeye dair bilgilerin de verildiği açıklama da, 2019 BM Arazi Raporu’nda 30 milyon km2 yani yaklaşık Afrika kıtası büyüklüğündeki arazi varlığının tahrip olduğu dile getirildi. Zor koşullara adapte olmuş fakat kırılgan bir ekosisteme sahip olan kurak alanlar dünya ekili tarım arazilerinin yüzde 44’ünü, canlı hayvan varlığının ise yüzde 50’sini barındırdığı bilgisi verilen açıklamada çölleşen arazilerin yüzde 87’sinde ise ana nedenin erozyon teşkil ederken iklim değişikliği ise süreci hızlandırdığı söylendi.

Çölleşmeden en çok kadın ve çocuklar etkileniyor

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin yaptığı çalışmalara göre; kuraklık ve çölleşmenin neden olduğu göç krizinden en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor. Çalışmalarda kadınların çoğunlukla arkada bırakıldığı gözlemleniyor ve göç eden kadınların göç yollarında ciddi tehlikelerle karşılaştığı biliniyor. Yine aynı çalışmalar, çölleşme ve buna bağlı göç meselesinin toplumsal cinsiyet ekseninde ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

EKOLOJİ SERVİSİ

 

#TEMA #Vakfı #Türkiyenin #yüzde #734ünün #çölleşme #tehlikesi #altında

Adalet Nöbeti’nden seslenen Şenyaşar: Talebim herkes için adalet

Adalet Nöbeti’ni sürdüren Emine Şenyaşar, ‘2 yıldır adliye önündeyiz. Talebim herkes için adalettir’ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 816 gündür tüm saldırı ve baskılara rağmen devam ediyor.

Talebimiz herkes için adalet

“Adalet” pankartı ile nöbetini sürdüren Emine Şenyaşar, “2 yıldır adliye önündeyiz. Mevsimler geldi geçti. Hastane içerisinde insan öldürdüler. Ben de öldürülebilirdim. Bir sürü küçük çocuk kaldı geriye. Hastalıklarımla burada oturuyorum. Talebim herkes için adalettir” paylaşımı yaptı.

RIHA

#Adalet #Nöbetinden #seslenen #Şenyaşar #Talebim #herkes #için #adalet

Koçyiğit’ten okullara imam atanmasına tepki: Amaç ‘dindar ve kindar’ nesil yetiştirmek

İktidarın ÇEDES projesi kapsamında yaz dönemlerinde okullara imamların ‘manevi danışman’ adı altında atamasına dair Meclis’te basın açıklaması yapan Yeşil Sol Parti Qers Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, amacın ‘dindar ve kindar’ bir nesil yetiştirmek olduğunu ifade etti

Eğitim-öğretim yılı bugün verilecek karnelerle son bulurken, iktidar yeni dönem hazırlıklarına şimdiden başladı. Bu amaçla yapılan ÇEDES projesi ile yaz dönemlerinde okullara “manevi danışman” adı altında imam atamalarına karşı tepkiler sürüyor. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Qers (Kars) Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit Meclis’te yaptığı basın açıklaması ile duruma dikkat çekti.

Çocukların intiharı normal değil

Katledilen ya da intihara sürüklenen çocukların otopsi sonuçlarına ulaşamadıklarını söyleyen Koçyiğit, tüm bu süreçlerin yargı eliyle kamuoyu ve ailelerden kaçırıldığını kaydetti. Riha’da (Urfa) bir medresenin arkasındaki ahırda şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden çocuğu hatırlatan Koçyiğit, “12 yaşındaki çocukların intihar etmesini normal göremeyiz. Burada bir intihara sürüklenmek olduğunu, burada çok açık şekilde devletin, ailelerin ihmali olduğunu ve bu ihmaller silsilesinin de küçücük çocuklarımızı yaşamdan kopardığını özel olarak altını çizmek istiyorum” diyerek istismara uğrayan çocukları da hatırlattı.

Asıl politikaları yoksullaştırma

İzmir’in Dikili İlçesinde Süleymancılara ait tarikatta 9-12 yaş arasındaki çocuklara Kuran hocası Ömer Faruk E.’nin saldırıda bulunduğunu ifade eden Koçyiğit, tüm bu meselelerin, münferit olmadığını kaydederek, “Bu politikanın altında ne var; en başta yoksullaştırma var. Aileler yoksul oldukları için en temel eğitimi karşılayamıyorlar. Yani kırtasiye ihtiyaçlarını alamıyor, barınma sorununa çözüm bulamıyor. Onun günlük harçlığını veremeyecek duruma getirmiş. Bu da, yoksulluğu sağlayarak, en nihayetinde çocuğunu bir tarikat yurduna bırakarak bir boğaz eksilsin yada ilim irfan öğrensin diyerek buraya getiriyor” diye belirtti.

Dindar ve kindar bir nesil yetiştiriliyor

Tarikatların bölgelerde yoğunluklu olmasına değinen Koçyiğit, “Milli Eğitim Bakanlığı kendi görevini yapmak yerine çocukların eğitimini bilimsel temellere göre gerçekleştirmek, onları kendilerini gerçekleştirebilecek bir eğitim sistemi, kendini içinde özgür hissedebilecekleri bir eğitim sistemi yerine kaynaklara, dini vakıflara aktarılıyor. Bu vakıflar yerine dindar ve kindar nesil yetiştirme projesinde adım adım ilerlendiğini görüyoruz. Hem İzmir’de hem de Eskişehir’de protokoller imzaladılar. Bu protokollerle çocukların dini eğitim almalarını sağlıyorlar. ÇEDES protokolü ile İzmir’de 842 okula ‘manevi danışman’ ataması yapılmış. Bu manevi danışmanlar kimdir; vaizler, imamlar olduğunu görüyoruz” dedi.

Dinci bir nesil yetiştirmek istiyorlar

Koçyiğit , devamında, “Bunu neden TÜGVA yapıyor da Milli Eğitim yapmıyor? Neden çocuklar dinci tarikatçıların yaz okullarına gidiyor? Yeni bir nesil yaratma sürecinin izlerini görüyoruz” dedi.

Tarım işçisi çocuklara tablet vermek neyin bakış açısı?

Okulların yaz tatiline girdiğini, çocukların karnelerini aldığını, ama mevsimlik tarım işçisi olarak çalıştırılan çocukların karnelerini alamadığını ifade eden Koçyiğit “Yoksulluğu bitirmek, tarım işçisi çocukluğu bitirmek yerine tarlaya gidip tablet hediye etmek neyin bakış açısıdır?” diye sorarak çocukların mesleki eğitim adı altında sermaye için yetiştirildiğini söyledi.

Savaşa ayrılan bütçenin yüzde birinin eğitim için harcanmadığına dikkat çeken Koçyiğit, anadilde ve ücretsiz eğitim için mücadele edeceklerini vurguladı.

ANKARA

#Koçyiğitten #okullara #imam #atanmasına #tepki #Amaç #dindar #kindar #nesil #yetiştirmek

Deniz Poyraz İzmir’de anılacak

HDP İzmir İl Örgütü, silahlı saldırıda yaşamını yitiren Deniz Poyraz’ı ölümünün ikinci yılında anacak

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü, 17 Haziran 2021 tarihinde il binasında gerçekleşen silahlı saldırıda Onur Gencer tarafından katledilen Deniz Poyraz’ı, ölümünün 2’nci yılında gerçekleştireceği etkinlikle anacak. Anma programına, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar, İbrahim Akın ve HDP İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk da katılacak.

Anma saat 11.00 de Poyraz’ın mezarının ziyaret edilmesiyle başlayacak. Saat 16.00 da HDP İzmir İl Örgütü binasında sinevizyon gösterimi gerçekleştirildikten sonra serbest kürsü kurulacak. Saat 18.00 de ise parti binası önünde kitlesel açıklama yapılacak.

İZMİR

#Deniz #Poyraz #İzmirde #anılacak

DFG: Meslektaşlarımız bir yıldır hukuksuz bir şekilde tutuklu

DFG ve MKGP üyesi gazeteciler, Amed’de geçtiğimiz yıl 16 Haziran’da tutuklanan 16 gazetecinin tutukluluk yıl dönümüne ilişkin yaptıkları açıklamada gazetecilerin bir yıldır hukuksuz bir şekilde cezaevinde olduğuna dikkat çekti

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), 16 Haziran 2022 yılında tutuklanan 16 gazetecinin tutukluluk yıl dönümüne ilişkin Diyarbakır Adliyesi önünde açıklama yaptı. Açıklamaya gazetecilerin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşiller ve Sol Gelecek (Yeşil Sol Parti) yöneticileri de destek verdi. “Özgür Basın Susturulamaz” sloganlarının atıldığı açıklama da tutuklu gazetecilerin olduğu pankart taşındı. Basın metninin Kürtçesini gazeteci Rojda Aydın okurken, Türkçe açıklamayı Selman Çiçek okudu. Çiçek, iktidarın hedefinde olan gazetecilere yönelik baskılara her geçen gün yenisi eklendiği belirtti. İktidar ve yargının, Kürt ve Kürt basınına yönelik düşmanca yaklaşımını 2022 yılının başından sürdürdüğüne işaret eden Çiçek, gazeteciler hakkında tek bir suç delili olmamasına rağmen cezaevinde tutulmaya devam edildiklerini ve birçok hak ihlaline de maruz kaldıklarını ifade etti.

Meslektaşlarımız bir yıldır hukuksuz bir şekilde tutuklu

Özgür Basın emekçilerinin bir yıldır hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğunu vurgulayan Çiçek, son süreçte tutuklanan gazeteciler de hatırlatarak şunları dedi:“16 Haziran’ın ardından Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimlerine sayılı günlerin kaldığı bir süreçte yargı bir kez daha Özgür Basın’ı hedef aldı. JINNEWS muhabiri Beritan Canözer’in de aralarında olduğu çok sayıda Özgür Basın emekçisi, 25 Nisan günü evlerine yapılan baskınla gözaltına alınırken, 27 Nisan günü 5’i tutuklanarak cezaevine gönderildi. 5 gazetecinin tutuklandığı günlerde yeniden bir operasyon ile DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ile Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklandı.”

Gazeteciler toplumun sesidir

Çiçek, iktidarın baskılarına karşı hakikatleri yazmaktan bir an olsun sakınmayan gazetecilerin, kadının, çocuğun, doğanın bir bütünen toplumun sesi olduğunu, olmaya devam ettiğini söyledi. İktidara yakın medya gibi algı yaratmaya değil, algıyı kırmayı amaç edinmiş, toplumsal haberciliği esas alan 16 özgür basın emekçisinin, bir yıldır cezaevinde tutularak, mesleklerini yapmaları engellendiği belirten Çiçek son olarak,  “İktidar, yandaş medya ve yargı şunu unutmasın; Özgür Basın emekçileri, dün olduğu gibi bugün de yarın da ne şimdi ki ne de sonradan gelecek iktidarlara boğun eğmeyecek ve hakikatleri yazmaktan geri adım atmayacaktır.  Özgür basın hakikatin sesi olmaya devam edecek” dedi.

AMED

 

#DFG #Meslektaşlarımız #bir #yıldır #hukuksuz #bir #şekilde #tutuklu

Yunanistan’da tekne faciası sonrası halk sokağa döküldü

Mora açıklarında batan ve 79 mültecinin hayatını kaybettiği yüzlercesin ise kayıp olduğu tekne faciası sonrası Yunanistan’da halk sokağa döküldü

Yunanistan’ın Mora Yarımadası açıklarında mülteci teknesi battı, 79 kişi yaşamını yitirdi. Teknede 700’den fazla mültecinin olduğu belirtilirken Avrupa Birliği’nin (AB) sınır koruma ajansı Frontex’in Direktörü Hans Leijtens, Yunanistan’ın Mora Yarımadası açıklarında, yüzlerce mülteciyi taşıyan ve alabora olan balıkçı teknesini tespit ettiklerini ve tekne batmadan Yunanistan yerel makamlarına bildirdiklerini açıkladı.

Teknede 100’den fazla çocuğun olduğu da iddialar arasında.

Olay sonrası Yunanistan’da halk sokağa dökülerek protesto gösterisi düzenledi. Başkent Atina’da binlerce insanın katıldığı yürüyüşe polis saldırısı da gerçekleşti.

Tekne faciası sonrası 9 mısırlı gözaltına alındı

Yunan güvenlik kaynakları, halen yüzlerce kişinin kayıp olduğu faciaya dair, “insan taciri” olduklarından şüphe edilen Mısır vatandaşı 9 kişinin Yunanistan’da gözaltına alındığını bildirdi.

Gözaltına alınanlar arasında batan geminin kaptanının da olduğu bilgisi verildi.

HABER MERKEZİ

#Yunanistanda #tekne #faciası #sonrası #halk #sokağa #döküldü

Colemêrg’te aileler 83 gündür eylemde: İstihbarat denilenler kim?

Colemêrg’te geçtiğimiz yıl ölümle sonuçlanan kavgada yaralanan 6 kişiye verilen cezalara karşı aileleri 83 gündür eylemde. Aileler ‘adil’ yargılama talep ederken, davada tutanaklara da yansıyan ve ‘istihbarat’ denilerek rüşvet verilen kişilerin ortaya çıkartılmasını talep ediyor

Colemêrg’te (Hakkari) 5 Şubat 2022’de iki ayrı rehabilitasyon merkezinin sahipleri arasında yaşanan kavgada, Hikmet Demir hayatını kaybetti, kavga eden her iki aileden ise toplam 6 kişi yaralandı. Olaya dair yapılan yargılamada “tetiği çektiği” belirtilen Ramazan Özer’e “kasten öldürme” suçlamasıyla müebbet ve 9 yıl ceza; Ramazan Karakış, Deniz Turan ve Cuma Özer’e “olaya karıştıkları” gerekçesiyle müebbet ve 9’ar yıl ceza verildi. Karşı aileden Berk Demir’e “kasten öldürmeye teşebbüs”ten 23 yıl ceza verilirken, Sabır Demir ise “silahlı tehdit” suçundan 2 yıl ceza aldı ve tahliye edildi. Aynı dosyada yargılanan Necat ve Hadi Özer hakkında ise beraat kararı verildi.

Özer, Turan ve Karakış’ın ceza alması sonrası aile fertlerinin, “adil yargılanma” talebiyle Colemêrg çarşı merkezinde başlattığı eylem 83’üncü günü geride bıraktı.

Hem mağdur oldular hem ceza aldılar

Eylemde olan aileler, karşı tarafta yer alan kişilerin “istihbarattan” kişilerle irtibatlı olduğunu, rehabilitasyon merkezlerinin kapatılması için “istihbarattan” kişilere rüşvet verdiklerini, rüşvetin iddianameye yansıdığını ve yakınları olan kişilerin mağdur taraf olmalarına rağmen daha fazla ceza aldığını belirterek adil yargılama talep ediyor.

‘İstihbarata’ 250 TL bin verildi iddiası

Aileler, “istihbarattan” kişilere dair iddialarını, hazırlanan iddianamede yer alan “Kapalı Görüş Dinleme Tutanağı” ve “Telefon Görüşü Dinleme Tutanağı”na dayandırırken, iddianamede yer alan tutanaklara göre; Bir süre cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen Sabır Demir, 8 Şubat 2022’de yakınları S.D. ile C.D. ile yaptığı görüşmede, karşı tarafın rehabilitasyon merkezinin kapatılması için “istihbarattan” kişilere 250 bin TL verileceğini söylüyor.

Delil mi üretildi?

Sabır Demir, S.D. ile yaptığı görüşmede, “Neyse biz gittik oraya Hikmet’i (öldürülen kişi), Berk’i (ceza alan yakını) aradı haber söyleyecekti, istihbarat şöyle demiş 250 bin lira verecekler ki okulları kapansın anladın mı?” diyor. Sabır Demir, 10 Şubat 2022 tarihli görüşmesinde kardeşi olan S.D. ile telefon üzerinden yaptığı görüşmede de aynı konuyu gündeme getirerek, “Bak sana söyleyeyim Hikmet (öldürülen kişi) istihbaratla konuşmuştu 250 bin lira vermişim 4 tane delil getirecekler okul” diyor.

Sürekli taciz ediliyorlardı

“Adalet” talebiyle nöbetlerini sürdüren aileler, söz konusu görüşmelerde yer alan “istihbarattan” kişilerin araştırılmadığı ve yakınlarına adil olmayan cezalar verildiğini belirtti. Tutuklu olan Deniz Turan’ın eşi Asuman Turan, eşi ve arkadaşlarının uzun bir süre hayatını kaybeden Hikmet Demir’in yanında çalıştıklarını ve ardından oradan ayrılarak yeni bir rehabilitasyon merkezi açtıklarını aktardı. Turan, eşi ve arkadaşlarının rehabilitasyon inşaatını sürdürürken sürekli Hikmet Demir’in tehditlerine maruz kaldığını iddiaa etti. Hikmet Demir’in okullarıyla ilgili sürekli valilik ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) şikayette bulunduğunu söyleyen Turan, okullarının yapılan tüm denetimlerden geçerek bu şikayetleri çürüttüğünü söyledi.

Aracında silah bulundu

2022 yılının Aralık ayının ortasında okullarını açtıklarını belirten Turan, “Okulun açılışı yapıldıktan sonra bu kez Hikmet Demir, yakın çevreden öğrenci almamalarını söyledi ve bu konuda da tehditler savurdu. 21 Ocak tarihinde karne günüydü. Eşim Deniz Turan’ın görevli olduğu okulunda karne dağıtırken, Hikmet ve yanındakilerin okul aracını takip ederek onları tehdit ettiklerini öğrendik. Daha sonra Hikmet Demir’i savcılığa şikayet ettik ve gözaltına alındı. Akşamüstü Hikmet savcılık tarafından serbest bırakılmıştı. Aracında çok sayıda silah ve beysbol sopaları bulunmuştu” dedi.

Kayıtlar ortada

Eşi ve beraberindekilerin kendilerini savunduklarını belirten Turan, “Bu nedenle müebbet ceza aldılar” dedi. Turan, Sabır Demir’e ait TAPE kayıtlarına işaret ederek, “TAPE kayıtlarında her şey mevcuttur ama ne yazık ki mahkeme heyeti hiçbir delili göz önünde bulundurmadan 3 öğretmenimize vicdanları sızlatan bir kararla müebbet ve 9 yıl ceza verdi” diye kaydetti.

Tutuklu Cuma Özer’in eşi Hülya Özer de, “Ev basan kişiler ise, ellerini kollarını sallaya sallaya dışarda gezebiliyorlar. Biz adil bir yargılama yapılması için 80 günden fazladır buradayız. Tek isteğimiz eşim ve arkadaşlarının tarafsız yargılanmasıdır” dedi.

Kaynak: MA

#Colemêrgte #aileler #gündür #eylemde #İstihbarat #denilenler #kim