Ana Sayfa Blog Sayfa 34

Alevi kurumları İstanbulda katliamı protesto etti!

Alevi kurumları, Suriye’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamların birinci yıl dönümünde İstanbul Maçka Parkı’nda bir basın açıklaması düzenleyerek tepkilerini gösterdi. Etkinlikte, Suriye Konsolosluğu’na siyah çelenk bırakıldı. Katılımcılar, “katil Colani yargılansın” ve “Ortadoğu halkları yalnız değildir” sloganları attı. Basın açıklaması, Alevi kurumları adına Pelin Terzioğlu ve Hacı Bektaş Kültür Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Eren Yıldırım dede tarafından Türkçe ve Arapça olarak okundu.

CHP milletvekili Doğan Demir, yaptığı konuşmada uluslararası ve Türkiye’deki yetkililerin Suriye’deki Alevi katliamlarına yeterince müdahale etmediğini vurguladı. Demir, geçen yıl Dışişleri Bakanı’ndan görüşme talep ettiklerini ancak buna ulaşamadıklarını belirterek, “Katliamların devam etmesini istemeyiz” ifadesini kullandı. Demir, Alevi katliamına karşı birlik çağrısı yaparak, her ilde mitingler düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da etkinlikte yaptığı konuşmada, Suriye’de yaşanan katliam ve zulümlere dikkat çekerek halkların bir araya gelmesi gerektiğini ifade etti. Fırat, “Zalimlere karşı Aleviler, Sünniler, Türkler, Kürtler, Ermeniler; inanan ve inanmayan herkes el ele verip mücadele etmelidir” dedi. Ayrıca, eğitim alanındaki dayatmalara da dikkat çekerek, toplumun birlik içinde zulme karşı durması gerektiğini vurguladı.

Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, Suriye’deki katliamların durdurulması ve tüm halkların eşit yurttaşlık temelinde barış içinde yaşaması gerektiğini belirtti. Koç, Suriye’de mezhepçi ve ırkçı politikaların barış sağlamayacağını ifade ederek, demokratik bir düzenin kurulması gerektiğinin altını çizdi. Anma etkinliğinin ardından Alevi kurumları temsilcileri, taleplerini içeren siyah çelengi Suriye Konsolosluğu önüne bıraktı.

Ayten Kordu, Kadın Bakanlığı için kanun teklifi verdi!

Dersim Milletvekili Ayten Kordu, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınlara yönelik ayrımcılıkla mücadele amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne “Kadın Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi” sundu. Teklif, 6 Mart 2026 tarihinde TBMM Başkanlığı’na iletildi.

Kordu, kadınların yaşamın her alanında eşit, güvenli ve özgür bir şekilde var olabilmesi için yalnızca kadın sorunlarına odaklanan bir Kadın Bakanlığı’nın kurulmasını önerdi. Türkiye’nin kadın cinayetlerinin en fazla yaşandığı ülkeler arasında olduğunu vurgulayan Kordu, cinsiyet temelli şiddet ve ayrımcılığın, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucu olarak kadınları dışladığını belirtti.

Kanun teklifinde, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi, yaşam hakkının korunması ve eşitlikçi politikaların hayata geçirilmesi hedefleniyor. Kordu, İsveç, Norveç, Fransa ve İspanya gibi ülkelerin örnekleri üzerinden Türkiye’de de benzer bir yapı kurulmasının zorunlu olduğunu ifade etti.

Teklifte, kurulması önerilen bakanlığın görevleri arasında kadınların istihdamını artırmak, toplumsal cinsiyet eşitliğini devlet politikası haline getirmek ve kadın dostu kentler ile danışma merkezleri oluşturmak yer alıyor. Ayrıca, Kadın Bakanlığı’nda görev alacak tüm kadroların kadınlardan oluşması gerektiği belirtiliyor.

Kordu, kadınların sosyal hayat, istihdam, eğitim ve sağlık gibi temel alanlarda yaşadığı ayrımcılığa dikkat çekerek, gerçek ve güçlü bir demokrasinin ancak cinsiyet eşitliği ile mümkün olabileceğini vurguladı. Kanun teklifinin TBMM komisyonlarına gelmesi ve görüşmelerin ardından Genel Kurul’a taşınması bekleniyor.

Alevi Bektaşi Kadın Meclisi’nden 8 Mart mesajı!

Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadınlara yönelik şiddet, savaş politikaları ve eşitsizliklere dikkat çekerek kadın dayanışmasının önemine vurgu yaptı. Açıklamada, kadın cinayetlerinin ve cezasızlık politikalarının kabul edilemez olduğu ifade edildi ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanması talep edildi.

Federasyon Kadın Meclisi, 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını, emeğin sömürüsüne, kadınlara yönelik şiddete ve eşitsizliklere karşı verilen mücadelenin simgesi olduğunu belirtti. Açıklamada, “8 Mart, tarihsel bir birikimle emeğin, direnişin ve ‘can’ olmanın kamusal alandaki ifadesidir” denildi.

Kadın cinayetlerinin ve şüpheli ölümlerin Türkiye’deki sistemsel sorunların bir parçası olduğuna dikkat çeken Meclis, “Cezasızlık pratiği faillere cesaret vermektedir. Tek bir canın dahi erkek şiddetine kurban edilmesine razı değiliz” ifadelerini kullandı. Bu bağlamda, İstanbul Sözleşmesi’nin etkin bir şekilde uygulanması gerektiği vurgulandı.

Ayrıca, savaş politikalarının kadınlar üzerindeki yıkıcı etkilerine de değinilen açıklamada, savaşların en ağır bedelini kadınların ödediği belirtildi. “Yoksulluk, göç, güvencesizlik ve sistematik şiddet her çatışmada kadınların omzuna yüklenmektedir” denildi.

Son olarak, kadınların eşit yurttaşlık ve barış mücadelesini sürdüreceği vurgulandı. “Rengine, diline, inancına bakılmaksızın tüm kadınlarla dayanışma içinde mücadelemiz sürecektir” ifadesiyle kadın dayanışmasına çağrı yapıldı.

Cemevi Başkanlığı asimilasyon üssü gibi çalışıyor!

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi inancını temsil etmediğini, aksine asimilasyon politikalarını yürüttüğünü ifade etti. Erçe, bu eleştirisini Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren başkanlığın, Ankara Kızılay’da düzenlediği iftariye dağıtım etkinliğine atıfta bulunarak dile getirdi. Etkinlikte, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in bizzat iftariyeleri dağıtması, Erçe’ye göre bu durumun komik olduğunu vurguladı.

Erçe, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Alevilerin tarihindeki önemli olaylar karşısında sessiz kaldığını belirtti. Sivas, Çorum, Maraş, Koçgiri ve Dersim katliamları gibi olaylarla ilgili hiçbir açıklama yapılmadığını ifade eden Erçe, bu durumun Alevi toplumu için derin bir hayal kırıklığı yarattığını vurguladı.

Ayrıca, Erçe, başkanlığın insanlığa karşı işlenmiş suçlar konusunda da sessiz kaldığını belirtti. Suruç ve Roboski katliamları ile işçi sınıfına yönelik maden faciaları gibi olayların yıldönümlerinde de bir tutum sergilemediklerini söyledi. Suriye’deki gelişmelere dair de hiçbir açıklama yapılmadığını ekledi.

Erçe, Aleviliğin kadim ritüellerine dair bir değerlendirme yapılmadığını, bu durumun da Aleviliği inanç olarak yok sayan bir politikaya işaret ettiğini ifade etti. Devletin Alevilere biçtiği sınırlar içerisinde faaliyet gösteren bu başkanlığın, iktidarın ihtiyaç duyduğu asimilasyon politikalarını yerine getirdiğini savundu.

Gustavsburg Cemevinde 8 Mart Etkinliği Düzenlendi

Gustavsburg Cemevi Kadınlar Birliği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Almanya’nın Ginsheim-Gustavsburg kentinde anlamlı bir etkinlik düzenleyecek. 8 Mart 2026 Pazar günü saat 14.00’te Alevitische Gemeinde Gustavsburg adresinde gerçekleştirilecek programda, kadın emeği ve dayanışması ön plana çıkacak.

Etkinlikte Elif Cugalı, Nursel Aydoğan, Birgül Beyaz ve Murat Karakaya gibi önemli konuşmacılar yer alacak. Ayrıca, Sevkan & İsa’nın sahne alacağı müzik dinletileri de etkinliğin önemli bir parçasını oluşturacak. Davul-zurna performansı ile zenginleştirilecek programda, kadınların dayanışma ruhunun güçlendirilmesi hedefleniyor.

Kreis Groß-Gerau Cemevi Kadınlar Birliği, 8 Mart’ın kadınların emeğini, sabrını ve mücadelesini hatırlatan bir gün olduğunu belirterek, tüm kadınları ve dostlarını etkinliğe katılmaya davet etti. “Birlikte olmak bize güç verir, paylaşmak çoğaltır” ifadeleriyle, bu özel günde dayanışmanın ve paylaşımların artırılması gerektiğinin altı çizildi.

Etkinlik, kadınların bir araya gelerek dayanışma içinde olmasını sağlarken, aynı zamanda Ginsheim-Gustavsburg’daki Alevi topluluğu için de önemli bir buluşma fırsatı sunacak. Katılım çağrısı, tüm kadınların ve destekçilerinin bu anlamlı günde bir araya gelmesi için yapıldı.

Dersimde kadınlar 8 Martta Ana Fatmada buluştu!

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Dersim’de Ana Fatma ziyaretinde bir etkinlik düzenledi. 5 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen etkinlikte kadınlar, çerağ uyandırarak, gulbang verip lokma paylaştı. Etkinlikte yapılan açıklamada, kadınlara birlik ve örgütlenme çağrısı yapıldı ve katledilen kadınların anısına Munzur’a karanfiller bırakıldı.

DAD Kadın Meclisi üyesi Beser Develi, açıklamasında “Hakikat Ana Yoludur” anlayışının Alevi inancının temel ilkesi olduğunu vurguladı. Dersim’in aynı zamanda ana kadın felsefesinin yaşatıldığı bir yer olduğunu belirten Develi, “Yola sahiplik eden, zulme karşı direnen ve topluma öncülük eden nice kadın var” dedi. Develi, bu etkinliğin amacının, geçmişte yaşanan kadın kırımına dikkat çekmek ve bu mirasa sahip çıkmak olduğunu ifade etti.

Açıklamada, Suriye’deki Alevi katliamının birinci yıl dönümüne de değinildi. 7 Mart tarihinin Suriye’de gerçekleştirilen Alevi katliamının başlangıcı olduğu hatırlatılarak, bu katliamda hayatını kaybeden tüm kadınların anısına saygı duruşunda bulunuldu. Develi, erkek egemen sistemin sürekli kadınlara yönelik şiddeti yeniden ürettiğini söyleyerek, bu duruma dikkat çekti.

Develi, “Savaşların karar vericileri erkek egemen ideolojileridir ve bu ideolojilerin ilk hedefi kadınlardır” dedi. Kadınların barışın kurulmasında önemli bir rol üstlendiğini belirten Develi, “Bu topraklar çok acılar çekti, büyük haksızlıklara uğradı. Tüm bunları unutmadan eşitlik temelinde inşa edilmesi gereken barışın biz kadınlara yüklediği vicdani, insani ve toplumsal görevler var” şeklinde konuştu.

Etkinliğin sonunda Develi, tüm kadınlara birlik ve örgütlülük çağrısında bulunarak, “Kadın kırım politikalarına karşı birliğimizi ve örgütlülüğümüzü arttıralım, savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunalım” dedi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle yapılan bu etkinlik, kadınların tarihsel ve toplumsal mücadelesinin hatırlanması açısından önemli bir adım oldu.

Hollanda Başbakanı Alevi Derneğini ziyaret etti mi?

Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Alevi Kültür Derneği’ni ziyaret ederek, Alevi toplumu ile dayanışma mesajı verdi. Ziyaret, 20 Ekim 2023 tarihinde Amsterdam’da gerçekleşti. Rutte, derneğin faaliyetleri hakkında bilgi aldı ve Alevi kültürünün önemine vurgu yaptı.

Başbakan Rutte, Alevi toplumu ile bir araya gelerek, inanç özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın altını çizdi. Ziyaret sırasında, Alevi kültürü ve inançlarının Hollanda’daki sosyal yaşama katkısına dikkat çekildi. Rutte, Alevi derneklerinin sosyal uyum açısından önemli bir rol oynadığını belirtti.

Toplantıda, Alevi toplumu temsilcileri de söz alarak, karşılaştıkları zorluklar ve talepleri hakkında bilgi sundu. Bu buluşma, Alevi bireylerinin seslerini duyurması ve toplumsal meseleler üzerine diyalog kurulması açısından önemli bir fırsat yarattı.

Rutte’nin ziyareti, Hollanda’daki farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşama iradesini pekiştirirken, Alevi toplumunun haklarının tanınması ve desteklenmesi konularında da umut verici bir adım olarak değerlendirildi.

Alevi Kadın Kurumları 8 Martı nasıl kutlayacak?

Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) ve Avrupa Arap Alevi Federasyonu (AAAF) ile birlikte Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Merkezi’nde bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ardından, Alevi kadın kurumları tarafından kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesinin büyütülmesi amacıyla ortak bir deklarasyon yayımlandı.

Toplantının açılışını AABF NRW İnanç Kurulu Başkanı Nejla Arslan Ana, verdiği gülbeng ile yaptı. Arslan Ana, konuşmasında Ortadoğu’daki savaşların en ağır bedelini kadınların ödediğini belirterek, Ezidi kadınlara yönelik IŞİD saldırılarını ve bölgedeki şiddetin kadınlar üzerindeki yıkıcı etkilerini vurguladı.

FEDA Eşbaşkanı Huri Kabayel, ortak açıklamada kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Deklarasyon metni, Almanca, Kürtçe ve Türkçe olarak okundu; Almanca metni Leyla Solmaz, Kürtçe metni Songül Morsümbül, Türkçe metni ise Özgür Demir tarafından sunuldu.

Yapılan açıklamada, Alevi inancındaki birlik ve eşitlik felsefesine dikkat çekilirken, erkek egemen zihniyete karşı örgütlü mücadelenin önemine vurgu yapıldı. Ayrıca, Alev Koç cinayetinin yalnızca bir kadın cinayeti değil, aynı zamanda Alevi inancına ve kutsal değerlere yönelik bir saldırı olduğu belirtildi.

Alevi kadın kurumları, Ortadoğu’daki çatışmaların kadınlara karşı bir “kırım savaşı” niteliği taşıdığını ifade ederek, mücadelenin birleştirilmesi çağrısında bulundu. Toplantı, 21. yüzyılın kadın özgürlüğü yüzyılı olması için ortak mücadelenin büyütülmesi gerekliliği vurgusuyla sona erdi.

Aleviler örgütlenmeden kimliğini koruyabilir mi?

Alevi araştırmacı-yazar Mehmet Bayrak, Alevi toplumunun örgütlenme bilincinin, özellikle 1993’teki Madımak katliamı sonrasında önemli bir gelişim gösterdiğini belirtti. Bayrak, Alevilik kimliğinin ve inancının korunabilmesi için örgütlenmenin şart olduğunu vurguladı. Sivas’ta yaşanan trajik olayın ardından Alevi toplumu, örgütlenmeye yönelerek kendi haklarını savunma konusunda yeni bir ivme kazandı.

Bayrak, 1980’lerin başında Ankara’da düzenlenen “Hacıbektaş felsefesinin çağdaş yorumu” paneline katılarak Alevi örgütlenmesine aktif olarak dahil olduğunu ifade etti. Avrupa’ya 1987’de gittiğinde ise Alevi derneklerinin henüz oluşmadığını, ancak zamanla bu derneklerin Avrupa’da önemli bir varlık göstermeye başladığını aktardı. Almanya, Alevi diasporasının en yoğun olduğu ülke olarak dikkat çekiyor.

Bayrak, Türkiye’deki devletin Aleviliği tanımadığına ve cemevlerinin resmi olarak kabul edilmediğine dikkat çekti. Ayrıca, devletin inanç sistemlerini dizayn etme görevinde olmadığını, bu konuda Alevi toplumunun rızasının alınması gerektiğini savundu. Alevilik kavramının, doğal ve felsefi bir inanç olarak tanınması gerektiğini belirten Bayrak, Aleviliğin sadece Türk inancı olarak gösterilmesine karşı çıkıyor.

Bu bağlamda, Alevi kimliğinin korunması ve geliştirilmesi için doğru bir örgütlenme modelinin şart olduğunu dile getiren Bayrak, örgütlenmenin yanı sıra diğer kimliklerle dayanışmanın da önemine vurgu yaptı. Toplumda birlik ve beraberlik sağlanmadan, Alevi kimliğinin güçlenmesinin mümkün olmayacağına inandığını ifade etti.

Suriyede Alevilere destek vermeye çağırıyoruz!

7 Mart 2025 tarihinde Suriye’de yaşanan ve on binlerce Alevinin hayatını kaybetmesine neden olan saldırıların yıl dönümünde, Hatay’ın Samandağ ilçesinde büyük bir miting düzenlenecek. “Suriye’de Soykırıma Dur De” sloganıyla yapılacak etkinlikte, Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar ve yazarlar bir araya gelerek, Alevilerin yaşadığı soykırıma dikkat çekmek amacıyla seslerini yükseltecek.

Bu miting, Suriye’deki Alevi kimliğine yönelik saldırılara karşı uluslararası kamuoyuna önemli bir mesaj vermek için bir araya gelen farklı siyasi ve sosyal grupların ortak mücadelesinin bir sembolü olacak. Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) ve Kaldıraç Hareketi temsilcileri, Alevilerin hedef alınmasının hukuksal ve siyasi bir soykırım olduğunu vurguladı. Mitingin, mezhepçi politikalara karşı bir duruş sergilemek için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çektiler.

Kaldıraç Hareketi’nden Mustafa Çelik, Suriye’deki savaşın bir sömürgeleştirme hamlesi olduğunu belirterek, Alevilerin örgütlü bir şekilde bu saldırılara karşı durmaları gerektiğini ifade etti. Alevilerin ve diğer halkların birlikte hareket etmesinin önemine vurgu yaparak, kapitalist emperyalizmin katliamlarının ancak devrimci bir mücadele ile sona erebileceğini dile getirdi.

DEM Parti Hatay İl Eş Başkanı Naim Özbek, yeni iktidarın Alevilere yönelik suçlamalarını reddederek, hiçbir devletin ya da iktidarın bir inanç grubunun suçunu yüklenemeyeceğini ifade etti. 7 Mart’ta gerçekleştirilecek mitingde, Alevilerin yaşadığı bu soykırımın bir daha tekrarlanmaması için tüm halkların duyarlılık göstermesinin gerektiğini vurguladı.