Ana Sayfa Blog Sayfa 369

Erdoğan yeni kabineyi cumartesi açıklayacak

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan Meclis’te yemin ettikten sonra cumartesi günü yeni kabineyi açıklayacak

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın cumartesi günkü yemin töreni programı netleşti.

Erdoğan, cumartesi saat 14.00’te önce Meclis’te yemin edecek. Daha sonra saat 15.00’te Anıtkabir’i ziyaret edecek ve ardından atlı birliklerle Anıtkabir’den Beştepe’ye gidecek. Saat 17.00’de Beştepe’de tebrikleri kabul edecek olan Erdoğan, akşam Çankaya Köşkü’nde devlet başkanlarının da katıldığı yemekli bir program düzenleyecek.

Erdoğan’ın cumartesi saat 22.00 sularında da yeni kabineyi açıklaması bekleniyor.

HABER MERKEZİ

#Erdoğan #yeni #kabineyi #cumartesi #açıklayacak

Avukatlar Abdullah Öcalan ile görüşmek için başvurdu

Avukatlar haber alamadıkları müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvurdu

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İbrahim Bilmez, Raziye Öztürk, Emran Emekçi ve Cengiz Yürekli, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için yeni yasağın ardından tekrar Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu.

Avukatlar, İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş için de hem savcılığa hem cezaevi müdürlüğüne başvuruda bulundu.

Avukatlar 4 yıldır görüşemiyor

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

Kaynak: MA

#Avukatlar #Abdullah #Öcalan #ile #görüşmek #için #başvurdu

AYM’den bekçilerin silah kullanmasına onay

AYM, bekçilere verilen silah kullanma ve kimlik kontrolü yapma gibi yetkilerin olduğu maddeleri onayladı

Anayasa Mahkemesi (AYM), Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’ndaki yedi ayrı madde ve fıkranın iptaline karar verirken bekçilerin silah kullanmasını onayladı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) milletvekilleri, Haziran 2020’de yürürlüğe giren Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’ndaki sekiz ayrı düzenlemenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması için AYM’ye başvurmuştu.

AYM başvuru sonrası verdiği kararı bugünkü Resmi Gazete’de yayınlandı.

İptal edilen maddeler

Resmi Gazete’de yayımlanan kararın gerekçesinde, kanunun 6/Ç. Maddesi uyarınca bekçilere, “Kamu düzenini bozacak mahiyetteki gösteri, yürüyüş ve karışıklıkların önlenmesi amacıyla genel kolluk kuvvetleri gelinceye kadar önleyici tedbirleri alma” yetkisi veren düzenlemenin, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sınırlama getirdiği belirtildi.

Kararda, kanunda, kamu düzenini bozacak eylem ve durumların mahiyeti, boyutu ve sınırları ile bekçilere tanınan görev ve yetkilerin neler olduğunun belirlenmediğine hükmedildi.

Kanunun 7. maddesinin 6. fıkrasında yer alan ve bekçilere “el ile dıştan kontrol” yetkisi veren düzenleme de Anayasa’ya aykırı bulundu.

T24’ün haberine göre, AYM ayrıca, kanunda bekçilere verilen, “Halkın sükûn ve istirahatini bozanları ve başkalarını rahatsız edenleri engelleme” yetkisine ilişkin kuralı da iptal etti

AYM’nin iptal ettiği maddeler arasında, bekçilere, “Görev bölgeleri içinde bulunan konut, iş yeri ve araçlar gibi malların korunmasında sahipleri tarafından noksan alınan tedbirleri tamamlattırma” yetkisi de yer aldı.

Kimlik kontrolü yapabilmeleri onaylandı

AYM, bekçilere, “suç işlenmesi, suçun faillerinin ya da aranan kişilerin kimliklerini tespiti ile mevcut ve muhtemel tehlikeleri önleme” amacıyla kişileri durdurma ve kimlik tespiti yetkisi veren düzenlemenin iptal talebini ise reddetti.

Silah kullanma yetkisi verdi

Mahkeme, bekçilere silah kullanma yetkisi verilen düzenlemenin iptali talebini de reddetti. Ret kararının gerekçesinde, bekçilere bu yetki verilirken Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na atıfta bulunulduğu belirtildi:

“Saldırıları etkisiz kılmak ve hakkında tutuklama, gözaltına alma zorla getirme veya yakalama emri verilmiş kişileri ya da suç üstü halinde şüphelileri yakalamak amacıyla silah kullanılabileceğinin hüküm altına alındığı, böylece yetkinin veriliş amacına aykırı ve orantısız şekilde kullanılmasını engelleyecek güvenceye yer verildiği görülmektedir.”

HABER MERKEZİ

#AYMden #bekçilerin #silah #kullanmasına #onay

Gever’de gözaltına alınan Bor: Hayati tehlikem var, sürekli baskı altındayım

Gever’de ev baskınında elleri ve ayakları plastik kelepçeyle bağlanarak ve saatlerce işkence gördüğünü anlatan Mustafa Bor, ‘Hayati tehlikem var, sürekli baskı altındayım’ dedi

Colemêrg’in (Hakkari)  Gever (Yüksekova) ilçesinde 29 Mayıs’ta polisler tarafından yapılan ev baskınlarında D.K. (15), A.Y. (16), Rahmi Terzioğlu, İsa Terzioğlu, Diyar Şedal, Uğur Şedal ve Mustafa Bor adlı gençler gözaltına alındı. “Örgüt üyeliği” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 7 kişiden Mustafa Bor’un, maruz kaldığı polis şiddetine dair fotoğraflar ortaya çıktı.

Ayrıca Bor ile birlikte diğer 6 kişinin de polislerce gözaltında darp edildiği belirtildi. Yüksekova Emniyet Müdürlüğü’nde ifadeleri alınan 7 kişi, serbest bırakıldı.

Polis şiddeti sonucunda kafası kırılan, vücudunun birçok yerinde yara, morarma ve darp izleri olan Mustafa Bor, Mezopotamya Ajansı’ndan Mazlum Engindeniz’e konuşarak, söz konusu durumun son 5 yıldır sistematik hale geldiğini söyledi.

İşkence saatlerce sürdü

Polis baskını sırasında yaşananları anlatan Bor, polislerin kapıyı hiç çalmadan ve camlarla birlikte kırarak kendi odasına doğru yöneldiğini belirterek, odasına yüzü maskeli 2 özel harekat polisinin girdiğini, elleri ve ayaklarının plastik kelepçeyle bağlayarak saatlerce işkence ettiğini söyledi.

Polislerin ellerini ve ayaklarının bağlamasının ardından bir duvardan diğer duvara vurduğunu, daha sonra havaya kaldırarak yere vurduklarını dile getiren Bor, “Beni odaya kilitleyip, dakikalarca üzerimde tepinip silah dipçiğiyle kafama vurdular. Yaklaşık 1 buçuk 2 saat süren işkence bitene kadar tek kelime etmediler. Mustafa ben miyim, değil miyim diye hiç bir soru sormadılar. Belki beni değil, başkasını alacaklardı, o zaman ne olacaktı? Yapılan işkencelerden kaynaklı halen kendimde değilim. Bana yapılanlar haksızlıktır. Hiç bir suçum olmamasına rağmen beni bu hale getirdiler” dedi.

‘Çete gibiydiler, farklı dille konuşuyorlardı’

Maruz kaldığı işkenceden kaynaklı kafasında kırıklar, dizinde çatlaklar ve vücudunun birçok yerinde ise yara izleri ve morarmaların oluştuğunu söyleyen Bor, darp edildiği sırada polislerin annesi ve kardeşlerini darp ettiğini ifade etti. “Beni niye darp ediyorsunuz?” diye sorduğu polislerin kendi aralarında yaptığı konuşmaların da anlaşılmadığını dile getiren Bor, “Çünkü ne Türkçe ne de Kürtçe konuşmuyorlardı. Farklı ve anlamadığımız bir dilde konuşuyorlardı. Beni darp ettikleri esnada annem daha fazla darp edilmeyeyim diye Kur’an-ı Kerim getirdi ama kutsal kitabı bile görmemezlikten geldiler. Anneme vurarak elindeki kutsal kitabı yere fırlattılar. Çete gibiydiler, ben onların polis olduklarına inanmıyorum. Bana yapılanları yapsa yapsa çeteler yapar ve onlar da çete gibiydi” ifadelerini kullandı.

Ölüm ve Ajanlık teklifi

Yüksekova İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen ve  kısa bir süre nezarette kaldıktan sonra iki polis tarafından çıkartılarak farklı bir odasına götürüldüğünü söyleyen Bor, ışıkları kapatan polislerin kendisini tehdit ettiğini ifade etti. Bor, odaya giren her 3 polisin de kendisine ajanlık dayatmasında bulunarak, “Sen bizim kardeşimizsin, bizimle çalışacaksın, biz sana karşılığında paranı vereceğiz” ifadelerinde bulunduğunu aktararak, “Ben de bu taleplerini reddederek hiç bir suçumun olmadığını belirttim. Kafama aldığım darbelerden dolayı kendimde değildim zaten. Polisler talebi reddettiğimde bana, ‘seni kuytu köşe bir yerde bulursak öldürürüz’ tehditlerinde bulundular. Teklifi reddettikten sonra beni geri nezarethaneye götürdüler. Bu ilk değil, defalardır aynı tehditler yapılıyor ve ajanlık dayatmasına maruz kalıyorum. Hayati tehlikem var, sürekli baskı altındayım” şeklinde konuştu.

‘Kuş uçsa benden biliyorlar’

Son 6 yıl içerisinde defalarca polisler tarafından keyfi olarak gözaltına alındığını vurgulayan Bor, evine de ayda bir baskın yapıldığını söyledi. Ailesine yönelik baskıların da sürdüğünü dile getiren Bor, “Aileme sürekli baskı uygulayıp, hakaret ve tehditlerde bulunuyorlar. Gever’de kuş bile uçsa, benden biliyorlar. Ben burada değilken bile eve baskın yaptıkları oluyor. İstanbul’da çalıştığımda Gever’de eylem olmuş, ben orada olmamama rağmen eylemin benim yaptığımı iddia ederek, eve baskın yaptılar. Eylem olduğu süreçte orada olmadığımı seyahat biletlerimi ve çalışma yerimdeki sigorta girişlerimi göstererek kanıtlamama rağmen beni gözaltına aldılar” dedi.

Bor, “Hiç bir arama izinleri olmadan her defasında evimizi basıp, kapıları ve camları kırıyorlar. Her eve geldiklerinde ve gözaltına aldıklarında, sürekli ajanlık dayatmasında bulundular. Teklifleri kabul etmediğimde ise polisler annemi tehdit ederek, ‘Oğlunun parçalarını evine göndeririz. Oğlunu öldüreceğiz’ gibi tehditlerde bulundular. Polisler yaklaşık bir ay boyunca evimin önünde nöbet tutarak, saat kaçta eve gelip gittiğimi takip ediyorlardı” dedi.

 ‘Hayati tehlikem bulunuyor’

“Bunu bana yapanlar devlet değil, çetedir” diyen Bor, “Eve gelerek başka dilde konuşanlar, bu ülkenin insanları değil, hep dışarıdan getirilen çetelerdir” ifadelerinde bulundu. Yapılan işkenceye karşı kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunan Bor, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yüzlerce kez gözaltına alınarak tehdit edildim ve hayati tehlikem bulunuyor. Tüm kamuoyuna bir daha sadece ben değil, hiçbir yurttaşın başına böylesi olayların gelmemesi için harekete geçmeleri yönünde çağrıda bulunuyorum. İnsan hakları savunucuları, hukukçular ve tüm siyasetçilerin bu tutum karşısında sessiz kalmamalarını, bize yapılan baskıları görmelerini ve buna bir müdahalenin yapılmasını talep ediyorum.”

COLEMÊRG

 

#Geverde #gözaltına #alınan #Bor #Hayati #tehlikem #var #sürekli #baskı #altındayım

Efrîn’de Mayıs ayında 53 kişi kaçırıldı

Efrîn-Suriye İnsan Hakları Örgütü bilgilerine göre, Efrîn’de Mayıs ayında 53 kişi kaçırılırken, yüzlerce ağaç kesildi

Türkiye ve bağlı grupların 2018 yılında saldırıları sonrası denetimi ele geçirilen Efrîn’de insanlık suçları artmaya devam ediyor. Aradan geçen 5 yılda çok sayıda insan kaçırılırken, onlarca kadına tecavüz edildi, ağaçlar kesildi, demografik yapı değiştirildi.

Mayıs ayında 53 kişi kaçırıldı

Efrîn-Suriye İnsan Hakları Örgütü’nin verdiği bilgiye göre, Mayıs ayında boş ve asılsız gerekçelerle 53 kişi kaçırıldı, kaçırılanlardan binlerce dolar talep edildi.

1 çocuk katledildi

Paramiliter grupların denetiminde olan kentte 28 Mayıs’ta AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçimleri kazanmasının ardından Türkiye’ye bağlı gruplar, etrafa ateş açarak kutlama yaparken, açılan ateşte Mehmudi kampında bir çocuk katledildi, 25 kişi ise yaralandı.

900’den fazla zeytin ağacı kesildi

Öte yandan 2018’den bu yana Efrîn doğasına dönük saldırılar da devam ediyor. Mayıs ayında kent merkezi, Mabata ve Reco ilçelerinde 900’den fazla zeytin ağacı ve meyve ağacı kesildi. Odunlar, Efrîn, Ezaz, İdlib ve Cerablus pazarlarında satıldı.

Demografik yapı değiştirildi

Katar, Kuveyt ve Filistin örgütleriyle işbirliği içinde olan paramiliter grupların, Efrîn’de yeni yerleşim yerleri inşa ettiği belirtilirken, Şêrawa ilçesine bağlı Şadêr köyünde 50 konut inşa edildi, 30 hektarlık arazide ise kazı yapıldı. Söz konusu yeni yapılarla bölgenin demografisinin değiştirilmeye çalışıldığı kaydedildi.

HABER MERKEZİ

#Efrînde #Mayıs #ayında #kişi #kaçırıldı

Ağır hasta tutuklu mutfakta yatırılıyor

24 yıldır cezaevinde bulunan ağır hasta tutuklulardan Hazine Alçı, tedavi edilmediği gibi gönderilidği koğuşta merdiven çıkamadığı için mutfakta yatıyor. Alçı’ya kullanması gereken özel yatak da verilmiyor

Keyfi uygulamaların merkezi haline getirilen cezaevlerinde siyasal sürecin etkisiyle özellikle ağır hasta tutukluların sağlık durumu giderek kötüleşiyor. Sağlık hakları ellerinden alındığı gibi birçoğu acil sağlık sorunları olmalarına rağmen revire bile çıkartılmıyor. Onlardan biri de Hazine Alçı.

Ermenistan teslim etti

Alçı, henüz 25 yaşında iken 1999’da Ermenistan’dan Türkiye’ye teslim edilip tutuklandı. Müebbet hapis cezası verilen Alçı’nın, sağ bacağının dizinden kalça bölümüne kadar olan bölümü tamamen parçalandığı için platin yerleştirilmiş durumda.

18 yıldır protezle yaşıyor

Yaklaşık 18 yıldır iç protezle yaşamaya çalışan Alçı’nın kalçası ve dizi arasında da neredeyse hiç kemiği yok. Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde kalan Alçı, Nisan ayında Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Kendisine hiçbir gerekçe sunulmayan Alçı, burada ise yatağı olmaması nedeniyle ortak alanda bulunan mutfakta uyumak zorunda kalıyor.

Raporda ‘asansör gerekli’ denildi

Geçtiğimiz haftalarda açık görüş yapan Alçı, ailesi aracılığıyla yaşadığı hak ihlallerini anlattı. Alçı’ya dair Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) rapor hazırladığı bilgisini paylaşan ailesi rapora ilişkin, “Raporda Hazine’nin cezaevi koşullarında kalsa da mutlaka asansörlü bir yere yerleşmesini, merdiven dahi çıkmaması gerektiğini yazmış. Ve raporda acilen ameliyat olması gerektiği yer alıyor. Ancak Bakırköy Savcılığı ve cezaevi idaresi raporu aldı” dedi.

Yatağını almadılar

Ailesi, Alçı’ya daha önce aldıkları yatağın Gebze Cezaevi’ne götürülmediğini dile getirerek, “Yatak olmadığı için ortak alanda yattığını söyledi bize Hazine. Özel aldığımız yatağını götürmediler, karşılığında para istediler. 750 lira yatak için kargo parası ödedik ama hala gönderilmemiş yatağı, bu yüzden de mutfakta yattığını söyledi” dedi.

ATK ‘Cezaevinde kalabilir’ dedi

Alçı’nın bacağındaki protez Ekim 2009’da Samatya Eğitim Araştırma Hastanesi’nde değiştirilerek yeniden takılırken, Alçı’nın protezinin dört bir tarafında 1 santim uzunluğunda çiviler var. Bu çiviler tellerle birbirine ve kürek kemiğine bağlı. Düzenli kontrol ve tedavi olması gereken Alçı’nın sürekli olarak sağlık hakkına erişimi engelleniyor. Öte yandan Alçı’nın tüm hastalıklarına rağmen Adli Tıp Kurumu (ATK) kendisine, “Cezaevinde kalabilir” raporu verdi.

2 baston kullanıyor

Alçı’da gönderdiği mektup da sağlık durumunu şu şekilde aktardı: “Maalesef mevcut koşullarda tedavi koşullarım yok. Çünkü daha önce beni ameliyat eden hastane, ‘Seni ameliyat edemiyoruz çünkü sen masada kalırsın’ dedi. Bunu öleceğim anlamında değil, daha çok bacağımı ve kalçamı toparlayamayacakları şeklinde söylüyorlar. İşte bu nedenle şu an 2 baston kullanıyorum. Zaten doktorlar bir nevi yatağa mahkum olarak yaşamam gerektiğini, baston kullanarak sadece lavaboya gitmek için kalkmam gerektiğini söylediler. Fakat buna rağmen bana ‘cezaevinde kalamaz, kendine bakamaz’ raporu vermediler. Biz böyle bir sorumluluk alamayız bizi aşar’ dediler.”

Bebeği kantine bırakın dediler

Alçı’nın ailesi sürgün edildiği cezaevleri ile şehir şehir dolaştıklarını paylaşarak, Ocak ayının son haftasında gerçekleştirdikleri açık görüşte, Alçı’nın yeğeninin 7 aylık bebeğinin görüşe alınmadığını aktaran ailesi, “İsmini yazdırmadığımız gerekçesiyle yeğenimizin 7 aylık bebeğini ‘Kantine bırakın’ dediler” demişti.

Aile ve avukat görüşü cezası

Aile ayrıca yaşanan baskın ve hukuksuzluklardan dolayı tutsakların 2022’nin Kasım ayında sloganlarla durumu protesto etmesi nedeniyle, avukat görüşü dahil olmak üzere görüş cezası verildiğini aktardı.

Haber: Marta Sömek / JINNEWS

#Ağır #hasta #tutuklu #mutfakta #yatırılıyor

Kadın haklarını pazarlık konusu yapmışlardı: YRP Konya vekili Yüksel’in 3 eşinin olduğu ortaya çıktı

Anayasada yer alan 6284 sayılı kanunu seçimlerde pazarlık konusu yapan Yeniden Refah Partisi’nin Konya milletvekili Ali Yüksel’in 3 eşinin olduğu ortaya çıktı

Siyasal İslamcı Yeniden Refah Partisi (YRP) AKP ile anlaşarak Cumhur İttifakı’nın bir üyesi olduktan sonra kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu. Parti programında LGBTİ+’lara, kadın haklarına, 6284 sayılı yasaya ve anayasada yer alan karma eğitime karşı çıkan parti, bu kez de başka bir skandalla gündeme geldi.

Partiden Konya milletvekili seçilen Ali Yüksel’in 3 eşinin olduğu ortaya çıktı.

Cumhuriyet’ten Gökhan Kam’ın haberine göre, Yüksel, kendisiyle yapılan bir röportajda 4’üncü eşe de sıcak baktığını söyledi. Avrupa Milli Görüş Teşkilatı’nda genel sekreterlik ve genel başkanlık görevlerinde bulunan Yüksel, 2009’da Devlet Bakanı Faruk Çelik’in de danışmanlığını yaptı.

Yeniden Refah Partisi, Cumhur İttifakı’na dahil olarak baraj sorununu aştı ve Meclis’e 5 vekil ile temsil hakkı kazandı.

HABER MERKEZİ

#Kadın #haklarını #pazarlık #konusu #yapmışlardı #YRP #Konya #vekili #Yükselin #eşinin #olduğu #ortaya #çıktı

Asrın Hukuk Bürosu CPT’ye başvurdu: Hukuksuzluğa son verin

Tecrit altında bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan için Asrın Hukuk Bürosu, CPT’ye başvuran ‘acil’ bir şekilde sonuç alıcı tutum beklediklerini belirterek başvuruda bulundu

İmralı Cezaevi’nde bulunan ve 25 aydır hiçbir şekilde haber alınmayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın müdafiliğini yürüten Asrın Hukuk Bürosu ve ailesinin yıllardır yaptığı tüm görüş başvuruları “disiplin” cezaları gerekçesiyle ret edildi.

CPT’ye başvuru

Asrın Hukuk Bürosu, aile ve avukat görüş engelinin yanı sıra telefon, faks ve mektup gibi her türlü iletişim hakları engellenen Öcalan ile İmralı’da bulunan diğer tutuklular Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’a dönük tecrit haline karşı 9 Mayıs’ta Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’ne (CPT) başvuruda bulundu.

Deprem hatırlatıldı

Yapılan başvuruda, PKK Liderine yönelik bu tecridin “İncommunicado” (Mutlak iletişimsizlik) olarak tanımlandığı başvuruda, işkence yasağının sistematik bir süreklilikle ihlal edildiğine dikkat çekildi. Başvuru kapsamının 15 Aralık 2022 ile 30 Nisan 2023 tarihleri aralığını içerdiğini, bu tarihler arasında 43 avukat, 26 aile görüş başvurusunda bulunduklarını belirten avukatlar, başvuruların tamamının yanıtsız bırakıldığını kaydetti. Bu başvurular arasında yer alan 12 avukat ve 9 aile görüşünün 6 ve 20 Şubat’ta Mereş (Maraş) ve Hatay’da meydana gelen depremlere ilişkin olduğunu aktaran avukatlar, yasanın bu tür hallerde görüşmeyi zorunlu kıldığını ancak buna rağmen hiçbir şekilde ziyarete izin verilmediğini ve bu hakkın engellendiğinin altı çizdi.

Hiçbir iletişim yok

Müvekkilleri ile mektup yolu ile iletişim kurmaya çalıştıklarını ancak daha önce ve son olarak ise başvurunun kapsam tarihi içinde gönderilen iki mektubun da ulaşıp oluşmadığına dair bir belirtinin olmadığını, bunun yanı sıra İmralı’dan da kendilerine ulaşan bir mektubun olmadığını belirten avukatlar, aynı şekilde telefon görüşme haklarına dair de bir gelişmenin yaşanmadığını kaydetti.

Gerekçe gösterilmeden ret edildi

Avukatlar, başvurularında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi yanı sıra Bursa İnfaz Hakimliği’ne yaptıkları aile ve avukat görüş başvurularına yanıt verilmediğini ya da reddedildiğini, bu ret kararlarını Bursa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşıdıklarını ancak çoğu zaman gerekçe dahi gösterilmeden reddedildiğinin bilgisine yer verdi.

Avukatlar başvurularında şimdiye kadar yaptıkları tüm başvuruları da hatırlatarak, sonuçsuz bırakıldığını belirttiler.

8 yılda onlarca yanıtsız başvuru

6 Şubat’ta meydana gelen depremler nedeniyle 17 Şubat’a kadar her gün avukat ve aile görüş başvurularında bulunduklarını belirten avukatlar, bu başvurulara tek bir cevap dahi verilmediğini kaydetti. Tüm yasakları Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdıklarını, AYM’nin başvuruları zamana yayarak etkisizleştirdiğini vurgulayan avukatlar, 8 yıla yayılmış 23 başvurularının sonuçsuz bırakıldığını ifade etti.

CPT’nin ilkeleri hatırlatıldı

AYM’nin iç hukukun en üst merci olduğunu ve tutumu ile uygulanan tecridi teşvik ettiğine işaret eden avukatlar, CPT’nin 10-17 Mayıs 2019’da İmralı’ya yaptığı ziyaret sonrası açıkladığı raporu hatırlattı ve verilen disiplin cezalarının keyfi olduğuna vurgu yaptı. CPT ilkelerinin uygulanmadığını, denge ve denetleme mekanizmalarının işlevsizleştirildiğini belirten avukatlar, başvurularının devamında uygulanmayan kararlara yer verdi.

Talepler sıralandı

İmralı’da uygulamaların “benzersiz” olduğunu vurgulayan avukatlar, CPT’den son ziyaretlerine ilişkin raporlarını “acil” bir şekilde açıklamasını talep etti. Avukatlar, başvurunun devamında şu taleplerde bulundu:

“* Avukat ziyaretlerinin derhal gerçekleştirilmesi ve devamlılığının sağlanması ile hukuka aykırı mahkeme kararları ile engellenmesine son verilmesinin sağlanması,

* Aile ve vasi ziyaretlerinin gerçekleştirilmesi ve devamlılığının sağlanması ile hukuka aykırı disiplin cezaları ile engellenmesine son verilmesinin sağlanması,

* Ziyaret haklarının tesis edilmesine paralel bir şekilde başvurucuların aile ve yakınlarıyla rutin telefon haklarını kullanmalarının sağlanması,

* Dışarıyla ve avukatlarıyla mektup, telgraf ve faks yoluyla iletişiminin önündeki tüm engellere son verilmesinin sağlanması,

* Gazete, dergi ve kitaplar ile ilgili fiili veya hukuka aykırı uygulamaların son bulmasının sağlanması,

* İşkence, insanlık dışı ve kötü muamele koşulları ile incommunicado halini ortadan kaldıracak zorlayıcı tedbirin alınması ve Sözleşme 10/2. Maddesinde düzenlenen prosedürlerin işletilmesi ivedilikle talep olunur.”

Haber: Mehmet Aslan / MA

#Asrın #Hukuk #Bürosu #CPTye #başvurdu #Hukuksuzluğa #son #verin

İzmir’de 6 genç gözaltına alındı

HDP İzmir Gençlik Meclisi üyesi 6 genç gözaltına alındı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Gençlik Meclisi üyesi 6 genç, Menemen ilçesinde dün akşam saatlerinde gözaltına alındı. Polisler, Uğur Yıldız, Mustafa Yalçın, Emre Yalçın ve Harun Yakaç’ın içerisinde bulundukları aracı durdurarak, gençleri gözaltına aldı. Abdurrahim Kaymaz ve Özkan Çakal ise, Menemen’de bir iş yerine yapılan baskında gözaltına alındı. Baskın sırasında iş yerinin camlarının kırıldığı öğrenildi.

Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen gençlerin Çankaya’da bulunan İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne tutuldukları belirtildi.

İZMİR

#İzmirde #gençgözaltına #alındı

Tiryaki: Umutsuzluğa kapılmadık özgürlükler mücadele ile gelir

Yeşil Sol Parti Êlih Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, seçim sonuçlarından dolayı umutsuzluğa kapılmadıklarını, özgürlüklerin seçimle gelmeyeceğini bildiklerini özgürlüklerin mücadele ile geleceğini söyledi

Yeşil Sol Parti Êlih (Batman) Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin Kürt düşmanlığı üzerinden yürütüldüğünü hatırlattı.

Seçimsiz eşit şartlarla girmediklerini vurgulayan Tiryaki, ırkçı, kadın düşmanı, savaş ihraç eden politikalarla mücadele etmezsek halkları daha çok savaş, daha çok yoksulluk beklediğini söyledi. Kendileri açısından en önemli handikapların kapatma tehdidi altında ve yeni bir parti ile seçime girmek olduğuna işaret eden Tiryaki, “Hem aldığımız oy oranında hem de aldığımız oy miktarında bir düşüş var” dedi.

Özgürlükler mücadele ile kazanılır

ANF’ye konuşan Tiryaki şu vurguları yaptı: “Şunu açıkça söylemek gerekir; tarihin hiçbir döneminde bir ülkenin demokratikleşmesi sadece 5 yılda bir gerçekleşen seçimlerle olmamıştır. Özgürlüklerin tamamı ve demokratik bir toplum, bedeli çok ağır olsa da emin olun mücadeleyle kazanılmıştır. Biz parti olarak bunun bilincindeyiz. Elbette hiçbir zaman seçimleri küçümsemedik ama yalnızca seçimlerle bu ülkenin kalıcı sorunların çözülebileceğine de inanmadık. Bu yüzden seçimler dışında da siyasetimizin merkezine toplumsal mücadeleyi koyduk. Belki de bu kadar saldırgan bir tutum ve tavırla karşı karşıya kalmamızın nedeni budur.”

Umutsuzluğa kapılmadık ve kapılmayacağız

Önce eşbaşkan ve eşsözcülerin bir araya geldiğini, ardından bileşen partilerle toplantılar, daha sonra Parti Meclisi üyeleriyle tartışmaların yürütüleceğini söyleyen Tiryaki, iç tartışmalarının ardından süreci halkla birlikte değerlendireceklerini söyledi. Temsil ettikleri siyasi hareketin eleştiri ve öz eleştiriyi bir yaşam biçimi olarak kabul ettiğini söyleyen Tiryeki, “Biz de bütün bu süreci siyasi yaşam biçimimiz olarak yürüteceğiz. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın; demokrasi mücadelesi yürütmeye devam edeceğiz. Başta Meclis olmak üzere her alanda bu mücadeleyi yükselteceğiz. Halklarımızın hak ettiği geleceği hep birlikte kuracağız, asla umutsuzluğa kapılmadık ve kapılmayacağız” diye belirtti.

HABER MERKEZİ

#Tiryaki #Umutsuzluğa #kapılmadık #özgürlükler #mücadele #ile #gelir