Ana Sayfa Blog Sayfa 381

ÖHD, Gever’deki işkenceyi raporla belgeledi: Hukuki sürecin takipçisiyiz

Gever’de polisler tarafından darp edilen Mustafa Bor’a, ilişkin açıklama yapan ÖHD Colemêrg Şubesi, işkencenin resmi evraklarla doğrunlandığını belirterek, hukuki sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı

Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ilçesinde bu sabah yapılan ev baskınlarında Demhat Kurt, Rahmi Terzioğlu, İsa Terzioğlu, Aras Yaşar, Diyar Şedal, Uğur Şedal ve Mustafa Bor adlı gençler gözaltına alınmış, ev baskını sırasında evlerin camları ve kapılarını kıran polisler, gençlere şiddet uygulamıştı.

Polisler, silah dipçikleri, tekme ve yumruklarla gençlerden Mustafa Bor’u birçok yerinden yaralaması üzerine gençler, önce Yüksekova Devlet Hastanesi’ne daha sonra emniyete götürüldü. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Colemêrg şubesi, yaşanan darp ve işkenceye ilişkin sanal medya hesabından yazılı açıklama yayınladı.

Resmi evrakla doğrulandı

Gözaltına alınanlar arasında olan Mustafa Bor ve ailesinin işkence ile ilgili başvuru yaptığı belirtilen açıklamada, “Mustafa Bor ve ailesi ile yaptığımız ön görüşmeye göre; sabah saatlerinde evlerine yapılan ev aramasında kapılarının kırılarak içeri girildiği, çok sayıda güvenlik güçlerinin ev aramasına katıldığı ve Mustafa Bor’un 2 güvenlik personeli tarafından evin odasına kilitlendiği ve 1.5-2 saat boyunca odada işkence edildiği tarafımıza anlatılmıştır. Gözaltı işlemlerinden sonra hastaneye sevki sağlanan müvekkilimizin gözaltında uğradığı darp sonucu vücudunda oluşan ekimozlar Genel Adli Muayene Raporu ile kayıt altına alınmıştır. Söz konusu işkence iddiaları resmi evraklarla doğrulanmıştır” denildi.

Hukuki sürecin takipçisiyiz

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşme ve belgeler ile iç hukukta işkencenin tanımının yapılarak mutlak şekilde yasaklanmış olduğuna dikkat çekilen açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme’nin 3. maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların en temel değeri olduğunu vurgulamış ve en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşmeyle yasaklandığı vurgulandı. Türkiye’de ve bölgede kolluk görevlilerinin insan hakları ihlali ile suçlandığı olaylarda uygulanan ayrıcalıklı yargılanma usulleri ve sağlanan güvencelerle fail/failler cezasız kılınmakta ve ağır insan hak ihlallerine sebep olunmakta olduğu vurgulanan açıklamanın devamında şu sözlere yer verildi; “Yargı mercilerince işkence, insanlık dışı ve kötü muamele ile şiddet içeren eylemlere karşı etkin ve ivedi bir şekilde soruşturmanın yürütülerek faillerin cezalandırılmasını talep ediyor, hukuki sürecin takipçisi olduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.”

COLÊMERG

#ÖHD #Geverdeki #işkenceyi #raporla #belgeledi #Hukuki #sürecin #takipçisiyiz

Dedeoğulları davasında katliam ve saldırı dosyalarının birleştirilme talebine red

Dedeoğulları Katliam Davası hakkında verilen İstinaf kararında, avukatların saldırı ve katliam dosyalarının hukuki ve fiili irtibattan dolayı birleştirilmesi talebi reddedildi

Konya’nın Meram ilçesinde 12 Mayıs 2021 tarihinde Keleş ve Çalık aileleri tarafından ırkçı saldırıya maruz bırakılan Dedeoğulları ailesinin 7 üyesi, saldırının ardından emniyete can güvenliklerinin olmadığını belirtmelerine rağmen önlemlerin alınmaması sonucu 30 Temmuz tarihinde Mehmet Altun tarafından katledildi. Konya 8’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen saldırı davasının 28 Ekim tarihli karar duruşmasında, tutuklu sanıklar Lütfü ve Ali Keleş’in tahliye edildi, tüm sanıklara 1 yıl ila 3 yıl arasında hapis ve para cezaları verildi. Sanıkların hepsine haksız tahrik indirimi uygulanırken, konut dokunulmazlığı suçundan hepsine beraat verildi.

Katliam Davası’nın 17 Kasım tarihli karar duruşmasında da Konya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, tetikçi Mehmet Altun hakkında 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verirken, avukatların Dedeoğulları saldırı ve katliam dosyalarının birleştirilmesi ve Türk Ceza Kanunu (TCK) 76’ncı maddesi ve insanlığa karşı suçlar yönünden 77’nci maddesi yönünden değerlendirilmesi talepleri ise reddedilmişti. Söz konusu duruma karşı İstinaf Mahkemesi’ne taşınan dosyada karar onandı.

Konya Bölge Adliye Mahkemesi, İstinaf’a taşınan dosya hakkında verdiği kararda avukatların esas ve usule yönelik itirazlarını dikkate almazken, katliamı azmettiren ve saldırı dosyasının sanığı olan Keleş ve Çalık aileleri ile ilgili delilleri incelenmeksizin, dosyaların hukuki ve fiili irtibattan dolayı birleştirilmesi talebini reddetti. Kararda, Konya 4’ncü Ağır Ceza heyetinin kararı birebir onandı. Dedeoğulları Katliam Dosyası’nın Yargıtay yolu ise açık.

KONYA

#Dedeoğulları #davasında #katliam #saldırı #dosyalarının #birleştirilme #talebine #red

İHD: İktidar demokrasi isteğini kabullenmeli

Seçim sonuçlarına ilişkin açıklama yapan İHD, toplumun yarısının başka bir düşünceyi benimsediğini ortaya koyduğunu ve iktidarın demokratikleşme istediğini kabul etmesi gerektiğini vurguladı

Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlerin tamamlanmasının ve sonuçların belli olmasının ardından İnsan Hakları Derneği (İHD) “Seçim Sonuçlarının Mesajı Daha Çok İnsan Hakları ve Demokratikleşme” başlıklı yazılı açıklama yaptı.

Yapılan açıklamada siyasi partiler ve seçmenler arasında fırsat eşitliğinin olmadığı ve demokratik koşulların oluşturulmadığı ortamda Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiğine dikkat çekildi.

İktidar demokratikleşme isteğini kabullenmeli

Seçimin en önemli çıkarımının vatandaşların yarısının, otoriter yönetimin ağır baskısına rağmen başka bir düşünceyi benimsediğine yer verilen açıklamada, “Muhalefetteki her siyasal partinin farklı görüşü olsa da bir demokratik itirazın ortaklaştığı görülmektedir. Biz insan hakları savunucuları; bu denli demokratik itirazın varlığının ve demokratikleşme isteğinin iktidarın kabullenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu itiraz gerçekliğinin göz önünde bulundurulması ile hak ve özgürlüklerden yana siyasi bir programın öncelemesi gerekmektedir. Evrensel haklar temelinde iç hukuka ve uluslararası hukuka uygun bir pratiğin sergilenmesi gerektiğini düşünüyoruz” denildi.

Tutuklu siyasetçiler ve gazeteciler serbest bırakılmalı

İfade özgürlüğü önündeki engellerin ve cezalandırılmaların kaldırılması gerektiğinin vurgulandığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Hapishanelerde politik saiklerle tutulan siyasetçiler, insan hakları savunucuları ve gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır. Türkiye nüfusunun yarı oranındaki kadınlar, İstanbul Sözleşmesinin geri gelmesi mücadelesi içerisindedir, derhal bu talep kabul edilmelidir. Özellikle kadına yönelik şiddet konusunda, Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan ve bugüne kadar hazırlanmış en yeterli sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden imzalanması gerektiğini düşünüyoruz.

Nefret dilinden vazgeçilmeli

İktidarın muhaliflere yönelik kullandığı ayrımcı, ötekileştirici ve bazen de nefret dili olarak tanımlayabileceğimiz söylem mutlaka değişmelidir. Tüm kimliklerin özgür ve güven içinde yaşamaya ihtiyaçları vardır. Hapishanelerdeki hasta mahpusların; sağlık ve yaşam hakları korunmalı, onları ölüme sürükleyen yasal dayanaklar, Adli Tıp Kurumu raporu kıstası ve güvenlik öncelikli uygulamalar terk edilmelidir. Bu konuda insancıl hukuku temel alan yeni yaklaşımlar beklemekteyiz. Özellikle LGBTİ+’lara yönelik nefret dilinin değişmesi ve bu konuda Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14’üncü maddesinde tanımlanan ayrımcılık yasağına uygun davranması, haklarını tanıması gerektiğini düşünüyoruz.

Kürtler cevabını verdi

Bu seçimin sonuçlarından en önemlisi de Kürt halkının güvenlikçi ve şiddet politikalarına karşı ne kadar büyük bir tavır içinde olduğudur. Tercihten de bir defa görüldüğü üzere Kürt halkı demokratik yöntemlerle müzakere edilecek bir barış istemektedir. Artık savaşın tüm yorgunluğunu üzerinden atmak ve çocuklarını güvenli ve barışçıl ortamda yetiştirmek istemektedirler. İktidarın Kürt meselesi konusundaki tavrından bir an önce vazgeçmesi, demokratik adımlar atması gerektiğini belirtiyoruz.

Demokrasi talebi

Türkiye’nin içinde bulunduğu çok yönlü baskıcı ortamın yarattığı ağır kötü ekonomik durumu toplumun tüm kesimlerince bilinmektedir. İşçi ve emekçilerin ekonomik ve sosyal haklarının güvence altına alınması, daha güvenli bir çalışma ortamı içinde yaşamalarının sağlanması gerekmektedir. Bu durumdan Türkiye’nin altına imza attığı sözleşmelerin gereği unutulmamalıdır, bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Coğrafyada yaşayan insanların yarısı iktidarın politik uygulamalarından ve yönetiminden memnun olmadıklarını açıkça dile getirmişler, bu yönde oy kullanmışlardır. Bizler insan hakları savunucuları olarak, siyasal iktidarın bu somut gerçeği dikkate alarak; demokratik koşulları sağlamaya, hakları koruyan bir siyaset sistemi ve anlayışı için bir an önce hareket etmesi gerektiğini savunuyoruz.”

HABER MERKEZİ

#İHD #İktidar #demokrasi #isteğini #kabullenmeli

Evi korucu tarafından kurşunlanan DBP’li yöneticiye dayanışma ziyareti

Yeşil Sol Parti milletvekilleri ve yöneticileri, evi dün gece korucu Zabıt Kassap tarafından kurşunlanan DBP il yöneticisi Hamdullah Kumli’yi ziyaret etti

Wan’ın Artemêt (Erdemit) ilçesine bağlı Kurubaş Mahallesi’nde dün gece korucu Zabıt Kassap tarafından Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl yöneticisi Hamdullah Kumli’nin evi dakikalarca uzun namlulu silahlarla tarandı. Olay yerine gelen jandarma ekiplerinin tutanak tutmasının ardından Kassap’ın karakolda ateş ettiğini kabul ettiği ve ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığı öğrenildi.

Olayın ardından siyasi parti temsilcileri ile Yeşil Sol Parti Wan milletvekilleri Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ve Zülküf Uçar, Kumli’yi ziyaret etti. Ziyaret sırasında konuşan DBP Wan İl Eşbaşkanı Harun Okay, saldırının kabul edilemeyeceğinin ve olayın takipçisi olacaklarını ifade etti.

WAN

#Evi #korucu #tarafından #kurşunlanan #DBPli #yöneticiye #dayanışma #ziyareti

Şenyaşar ailesi: Mücadelemiz daha büyük kararlılıkla devam edecek

Şenyaşar ailesi, ‘Adalet, hukuk ve demokrasi mücadelemize daha büyük bir kararlılıkla devam edeceğiz’ paylaşımı yaptı

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde, AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 798’inci gününde devam ediyor.

Aile, sanal medya hesabından, “‘Adalet Nöbeti’mizin 798. günü. Seçim esnasındaki hilelerinize, baskılarınıza, hukuksuzluğunuza karşın tüm halklarımız için adalet, hukuk ve demokrasi mücadelemize daha büyük bir kararlılıkla devam edeceğiz” paylaşımı yaptı.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Mücadelemiz #daha #büyük #kararlılıkla #devam #edecek

Kesin sonuçlar 1 Haziran’da açıklanacak

YSK, cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tur oylamasının kesin sonuçlarını 1 Haziran’da ilan edecek

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) takvimine göre, cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tur oylamasıyla ilgili sandık kurullarının kararları ve tutanaklarına karşı ilçe seçim kurullarına yapılacak itiraz süresi bugün 17.00’da sona erecek.

İtirazlar en geç 23.59’a kadar karara bağlanacak. 30 Mayıs’ta, ilçe seçim kurulu kararları ile birleştirme tutanaklarına karşı, il seçim kurullarına yapılacak itiraz süreci saat 17.00’de sona erecek ve en geç saat 23.59’a kadar karara bağlanacak.

31 Mayıs’ta ise, il seçim kurulu kararlarına ve il birleştirme tutanaklarına karşı, YSK’ye yapılan itiraz süresi sona erecek. YSK, 1 Haziran’da il seçim kurulu kararları ve il birleştirme tutanaklarına karşı yapılan itirazları kararı bağlayarak, kesin seçim sonucunu aynı gün Resmi Gazete’ye gönderecek.

ANKARA

#Kesin #sonuçlar #Haziranda #açıklanacak

İran’da 40’tan fazla kadın öğrenci üniversiteden uzaklaştırıldı

İran’da son bir ay içerisinde Güzel Sanatlar Fakültesi’nde okuyan 40’tan fazla kız öğrenci üniversiteden uzaklaştırıldı. Öğrenci Birliği Konseyi yaptığı açıklamada, amacın halk ayaklanmasını bastırmaya yönelik olduğunu belirtti

İran ve Rojhilat kentlerinde geçtiğimiz eylül ayında Kürt kadın Jîna Emînî’nin katledilmeyesiyle başlayan halk ayaklanması devam ediyor. Devam eden ayaklanmaya karşı rejim güçlerinin saldırılar da giderek artıyor.

40’tan fazla öğrenci uzaklaştırıldı

İran’daki Öğrenci Birliği Konseyi, yaptığı açıklamada son bir ay içerisinde Tahran Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde okuyan 40’tan fazla kadın öğrencinin üniversiteden uzaklaştırıldığını bildirdi.

Haber verilmeden yapıldı

Açıklamada, üniversite güvenliği tarafından üniversiteye alınmayan öğrencilere, önceden haber verilmediği, haklarında suç oluşturacak herhangi bir belgeye dayalı delil olmadığına dikkat çekilerek, öğrencilerin baskı altına alınmaya çalışıldığı vurgulandı.

Amaç halkı bastırmak

Açıklamada, “İki gün önce Celal Al-Ahmad’ın Tahran Üniversitesi’ndeki yurtta kalan 20’den fazla öğrenci yarıyıl eğitimden menedilirken, kaldıkları yurttan da çıkarıldı. Tahran Üniversitesi yönetimi öğrencilere yönelik eğitimden yoksun bırakma ve okuldan atma gibi disiplin cezalarını otoritelerini korumak için bir araç olarak kullanıyor. Amaçları halk ayaklanmasını bastırmaya yöneliktir” denildi.

Yeni bir dava açıldı

Tutuklandıktan sonra zorunlu başörtü kuralını reddeden Al-Zahra Üniversitesi’nde resim öğrencisi ve öykü yazarı olan Sepideh Rishno’nun da iki dönem eğitimden menedildiğinin belirtildiği açıklamada, Rishno hakkında yeni bir dava açıldığı ifade edildi.

İfade çağrııldı

Rishno’nun Evin’deki Cumhuriyet Savcılığı tarafından ifadeye çağrıldığının kaydedildiği açıklamada, ayrıca güvenlik polisi tarafından Tahran’daki Beheshti Üniversitesi’nin de aralarında bulunduğu çeşitli üniversitelerden bazı öğrencilerin 20 Mayıs’ta “infaz dalgasını protesto etmek için” bir toplantıya çağrıldığı aktarıldı.

DIŞ HABERLER

#İranda #40tan #fazla #kadın #öğrenci #üniversiteden #uzaklaştırıldı

Amed’in Sur ilçesinde yeni petrol sondajları

ABD ve Kanada merkezli TransAtlantic Petroleum, Amed coğrafyasında sürdürdüğü kaya gazı ve petrol sondaj ve üretimlerine bir yenisini daha ekledi. Amed’in Sur ilçesinde petrol üretimi yapılacağı duyuruldu

Türkiye coğrafyasında, Amed ve Trakya bölgesinde dünya enerji şirketlerine ve yerli uzantılarına yüzlerce sondaj ve işletme lisansları verildi. Amed’de Schell firması ve TransAtlantic Petroleum sondaj çalışmalarıyla petrol ve kaya gazı üretimlerini sürdürüyor. TransAtlantic Petroleum ve alt şirketi olan Kanadalı Valeura Energy’nin bağlı ortaklığı olan Thrace Basin Natural Gas (Türkiye) Co. Trakya’da uzun süredir bu işlemi gerçekleştirmekte. Ayrıca Çin Devlet Petrol Şirketi CNPC’nin iştiraki Greatwall Drilling Company ile birlikte İhlas Holding AŞ, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) aynı amaçla Amed bölgesinde sondajlar yapıyor.

Şirket agresifleşecek  

Seçimlerde Cumhurbaşkanlığı’nı yeniden alan R.T. Erdoğan’ın Meclis’te çoğunluğu da ele geçirmesiyle birlikte doğa yağmasının katlanarak artması bekleniyor. AKP iktidarının kolaylaştırıcılığı ile Türkiye’de yapılanan TransAtlantic Petroleum şirketinin önümüzdeki süreçte daha da agresif bir sürece girmesi bekleniyor. Son yapılan duyuruda Transatlantic Petroleum Ltd. şirketinin Türkiye yapılanması olan TransAtlantic Petroleum Ham Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Üretim A. Ş. tarafından Amed’in Sur ilçesinde Ham Petrol Arama – Çıkarma (Üretim) ve Depolama faaliyeti gerçekleştirecek.

Günlük 80 ton petrol için

Amed’de elde ettiği lisanslardan Yeniev-7 ve Ofköy-1 adı verilen lokasyonların da yapılacak olan sismik çalışmalar sonucunda, açılacak sondaj kuyularında petrol varlığı, petrolün özellikleri ve işletmeye yönelik verilerin sağlanması planlanıyor. Arama faaliyeti sonrasında da üretime ve depolamaya geçilmesi planlanıyor. Daha önceden arazilerde yapılan gözlemsel tespitlere göre üretime geçilmesi halinde günlük yaklaşık 80 ton ham petrol üretimi yapılması ve depolanması öngörülürken, bu miktarda bir petrol için bölge ekosistemi yıkıma uğratılırken, depolama ise her biri 500 m3/yıl depolama kapasitesine sahip 6 tank ile yapılacak.

Bölgeye üşüştüler

Bölgede yağmanın büyük ölçeklere ulaştığı günümüzde AKP’ye yakınlığı ile bilinen Çalık Holding’in sahibi olan Ahmet Çalık’a ait Çalık Petrol Arama Üretim Sanayi ve Tic. AŞ’de Amed’in Çınar ilçesinde kaya petrolü çalışması yapıyor. Çıkarılacak ham petrolün aynı saha da 96 m3’lük 4 tankta depolaması yapılacak. Proje kapsamında 12 bin 500 metrekarelik ruhsatlı alanda günlük 376 metreküp (m3) petrol çıkarılması öngörülüyor. TPAO, Schell, Çinli CNPC, İhlas Holding gibi birçok şirket bölgenin ekosistemini yıkıma uğratırken, toprağı ve su kirletip su varlığını adeta yok etmekte.

Çevresel etki gündemde yok

Dünyada yaklaşık 50 yıldır yoğun sanayileşmeye bağlı olarak doğal yaşam hızla kirlenip zehirleniyor. Özellikle son 20-30 yılda kapitalizmin neoliberal politikalarıyla birlikte yoğunlaşan sanayi kirliliği ile hava, toprak ve suda kirlilik kritik değerleri aşılmış durumda. 1970’lerden bugüne tutulan çevresel istatistikler, ülkelerin ekonomik büyüme hedefine bağlı olarak çevreyle ilgili maliyetlerin sermaye büyüme oranlarına etkisi nedeniyle korumaya yönelik hemen hemen hiçbir adım atmamaktadırlar. Çünkü tek çözüm doğaya zarar veren üretim süreçlerinden vazgeçmeleri gerekmektedir.

Kirlilik büyüyor, su kürleniyor

Petrol çevre ilişkisi açısından fosil yakıtlar ve petrole dayalı ürünlerin iklim değişikliğine etkisi yıkım yaratırken, petrol arama ve sondaj, taşıma, işleme süreçleri ve kazalar sonucu oluşan petrol sızıntılarının yarattığı kirlilikle birlikte ekosistemlere büyük zararlar verilmektedir. Son yıllarda ABD’nin başını çektiği ve içinde Türkiye’nin bulunduğu birçok ülkede gerçekleştirilen kaya petrolü ve kaya gazı sondaj ve üretim süreçleri ise kirliliği çok yüksek boyutlara taşımakta. Bir kaya gazı veya kaya petrol ile konvensiyonel sondajlarla ağır metaller yeraltı sularına karışırken, bu süreçlerde kullandıkları su miktarı aynı zamanda su varlığını tüketmektedir.

EKOLOJİ SERVİSİ

 

#Amedin #Sur #ilçesinde #yeni #petrol #sondajları

Dünyada ve Türkiye’de göller küçüldü

Science dergisinde yayımlanan ve büyük gölleri inceleyen yeni bir araştırmaya göre dünya çapında göllerin yüzde 53’ü son 30 yılda su kaybettiği belirtilirken Türkiye’deki kayıp yüzde 54 civarında

Uydu görüntülerini kullanan araştırma dünyanın en büyük 1972 doğal ve baraj gölünün 1992-2020 yılları arasında su hacminin ve kapladığı alanın nasıl değiştiğini inceliyor. Buna göre doğal göllerin su hacmi bu sürede yıllık ortalama 26 gigatona yakın azaldı. İncelenen 1972 gölün yüzde 43’ünü oluşturan 457 göl belirgin bir biçimde küçüldü ve yıllık 38 gigatona yakın su kaybetti. 1 gigaton 1 milyar metrik ton demek ve NASA’ya göre yaklaşık 10 bin uçak gemisinin hacmine denk geliyor.

Ekosistemlere yok edici etki

Araştırma, doğal göllerdeki net hacim kaybının, büyük ölçüde küresel ısınma, artan buharlaşma ve insan kaynaklı su tüketiminin sonucu olduğunu söylüyor. Su kayıplarının göldeki yaşam, bağlı olduğu ekosistem ve canlılar üzerinde yok edici etkilerine dikkat çekilirken, yaklaşık iki milyar insanın bu kayıplardan doğrudan etkileneceği belirtiliyor. Araştırma büyük doğal gölleri 100 kilometrekareden büyük bir alanı kaplayan göller olarak tanımlıyor.

Türkiye’de küçülme yüzde 54

Araştırmanın bulgularını BBC Türkçe için değerlendiren baş yazarı ve ABD’deki Virginia Üniversitesi’nde Yüzey Hidroloğu Fangfang Yao, Türkiye’de son 30 yılda küçülen göl oranının yüzde 54 olduğunu söylüyor. Yao, azalan yağış ve gölü besleyen nehirlerin akışındaki zayıflamanın bu düşüşteki temel etmenler olduğunu bulduklarını belirterek, “Burdur ve Akşehir Gölleri’nde olduğu gibi, insan kaynaklı su kullanımının su kayıplarına kısmen katkıda bulunduğunu da gösterdi. Bu gölleri besleyen nehirlerin taşkın yatağındaki ekili arazi genişlemesi, çalışma süresi boyunca belirgin bir şekilde görünüyor” dedi.

46 gölün 9’u kurudu

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) Hidrobiyoloji alanında çalışan Prof. Dr. Meryem Beklioğlu, “Beyşehir Gölü Türkiye’deki göllerin tipik bir örneği: Derinliği 6 metre yüzey alanı 700 kilometrekare. O kadar büyük bir alan ki buharlaşmanın yüzde 10’luk artışı hacminde müthiş bir kayba neden oluyor. Türkiye’deki göllerinin çoğu böyle, sığ ancak yüzey alanı oldukça geniş. Bu da göllerin buharlaşma konusunda artan bir risk altında olduğunu gösteriyor” diyor. Prof. Dr. Beklioğlu, göllerdeki su kaybının neredeyse tamamen yanlış tarım ve vahşi sulamayla ilgili olduğunu bulduklarını belirterek, “Olayın büyüklüğü gerçekten korkunç… Son üç yıldır çalıştığımız 46 gölün 9’unun tamamen kuruduğunu gözlemledik. Bu göller öyle küçük göller de değil; aralarında bir zamanlar 200 kilometrekare yüzey alanı olan göller de vardı” dedi.

EKOLOJİ SERVİSİ

 

#Dünyada #Türkiyede #göller #küçüldü

Xwebûn gazetesi ‘Kurdan Erdogan red kir’ manşetiyle çıktı

Xwebûn gazetesinin 180’inci sayısı, ‘Kurdan Erdogan red kir’ manşetiyle çıktı

Kürtçe yayın yapan haftalık Xwebûn gazetesi, dün ikinci turu yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini manşetine taşıdı. Gazetenin 180’inci sayısı, “Kurdan Erdogan red kir (Kürtler Erdoğan’ı reddetti)” manşetiyle çıktı.

Gazetenin manşetinde Kurdistan kentlerinde çıkan sonuçlara dair değerlendirmeler öne çıktı. Yine Irak ordusunun bir süredir ablukasını sürdürdüğü Mexmûr Kampı’ndaki direnişe dair de bir habere manşette yer verildi.

HABER MERKEZİ

 

#Xwebûn #gazetesi #Kurdan #Erdogan #red #kir #manşetiyle #çıktı