Ana Sayfa Blog Sayfa 383

Tuncel: Geriye dönsem, Kobanê halkıyla tekrar dayanışırdım

Sebahat Tuncel İtalyan La Stampa gazetesine verdiği röportajda, ‘Benim hapishanede 7. yılım ve daha ne kadar kalacağımız ise Türkiye’deki siyasal gelişmelere bağlı’ dedi

İtalyan La Stampa gazetesi için gazeteci Valentina Ruggiu, Sincan’da rehin tutulan Kadın Hareketi öncülerinden, HDP eski milletvekili ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ile yapılan yazılı röportajı “Erdoğan’ın siyasi rehinesi olarak hayatım” başlığı ile yayınlandı.

Röportajda Tuncel, cezaevindeki koşullara değinirken Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağırlaştırılmış tecrite de dikkat çekti.

‘Rehin olarak tutuluyoruz’

Röportajda, ‘Hapishanede size nasıl davranıyorlar  ve nasılsınız?’ sorusuna Tuncel, “Sağlığım iyi diyeceğim ama, sağlığı geniş anlamda yaşadığımız koşullar dikkate alındığında “iyi” tam gerçeği ifade etmemektedir. O nedenle size yaşadığımız kimi sorunları yazmayı ve nasıl olduğumuzu bu çerçevede değerlendirmeyi size bırakmayı daha uygun buldum.Türkiye demokrasisinin nasıl olduğunu anlamak için cezaevlerine bakmak yeterli. Binlerce Kürt siyasetçi, aktivist, gazeteci, kadın hareketi aktivistleri haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevlerinde ‘rehin’ olarak tutulmaktadır. En küçük bir hak talebi, gözaltı, tutuklama gerekçesi yapılıyor. Cezaevlerinde de Kürt karşıtı siyaset devam ettiriliyor. Türkiye’de ki infaz yasasına göre infazı bittiği halde yüzlerce Kürt uydurma gerekçelerle tahliyeleri erteleniyor veya infazları yakılıyor. Yani ayrımcı uygulamalarla karşılaşıyoruz. Örneğin cezaevlerinde siyasi tutuklu ve hükümlülere 10 dk telefon hakkı verilirken, adli tutuklu ve hükümlülere 30 dk görüntülü telefon hakkı verilmekte. Yine kapalı görüş yapmadıklarında 30 dk ek telefon hakkı verilirken, siyasilere bu hak verilmiyor” dedi.

İmralı tecritine dikkat çeken Tuncel, “Yine cezaevlerinde, İmralı Adası’nda başlayan ve tüm cezaevlerinde yaygınlaştırılan tecrit ve izolasyon uygulanıyor. Haftalık 10 saat sohbet ve spor hakkı hiçbir cezaevinde tam uygulanmıyor (siyasiler için). Pandemi sürecinde adli tutuklular tahliye edilirken, siyasi tutuklular bu süreçte ağır bir tecrit ve izolasyona tabi tutuldu. Pandemi sonrasında da sohbet ve spor hakkı mekansal koşullar yeterli olmadığı, cezaevlerinin kapasitesi üzerinde dolu olmasından kaynaklı uygulanmadığı ifade ediliyor” dedi.

‘ATK siyasi yaklaşımı nedeniyle 75 kişi yaşamını yitirdi’

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine değinen Tuncel, “Hastahanelere gidiş gelişlerde tutsaklar kelepçeli olarak saatlerce ringlerde tutuluyor. Bazı durumlarda kelepçeli tedavi dayatılıyor. Yine bazı yerlerde çift kelepçe (yani tutsakları birbirine kelepçeleme) uygulaması (Diyarbakır) işkencedir. Yine cezaevlerinde revir ihtiyacına cevap verilmemekte, yeterince sağlık personeli bulundurulmamaktadır. Cezaevi idaresinin uygulamalarına karşı çıkmak itiraz etmek ise disiplin cezalarını (ziyaretçiden yoksun bırakma, hücreye koyma, kimi faaliyetlerden alıkoyma) ve yargı tacizini göze almayı gerektiriyor. Ben cezaevindeki haksızlığa itiraz ettiğim için 1 yıl 3 ay ile cezalandırıldım. Hasta tutsaklar Adli Tıbbın siyasi yaklaşımları nedeniyle tahliye edilmiyor ve bu nedenle 2022 yılında 75 insan cezaevinde yaşamını yitirdi. Kısaca Türkiye cezaevlerinde günlük yaşamın kendisi bir irade savaşını zorunlu kılıyor. Bulunduğumuz cezaevinde haftada bir yapılan aramalar oradaki cezaevinde banyo ve tuvalet kapısını görecek şekilde ortak alana ve havalandırmaya yerleştirilen kameralarla 24 saat izlenmek sağlıklı beslenme temizlik ve hijyen malzemelerinin kadınlar için yeterince veya bazı cezaevlerinde hiç verilmemesi ve daha pek çok sorunlarla baş etmek zorunda kalınıyor. Türkiye’deki cezaevlerinde 2 madde geçerli.Birincisi devlet her zaman haklıdır. İkincisi tutsakların haklı olduğu durumda birinci madde geçerlidir” ifadelerini kulalandı.

‘Muhalif yayınlar cezaevine alınmıyor’

Yöneltilen seçim takibi sorusuna Tuncel, “Cezaevinde ne seçim sürecini nede yaşanan siyasal, toplumsal, ekonomik gelişmeleri tam anlamı ile takip etmek ne yazık ki tam anlamıyla mümkün değil. Gelişmeleri cezaevinin izin verdiği TV kanalları ve gazeteler üzerinden takip  edebiliyoruz. Muhalif gazeteler dergiler  ‘kamu güvenliğini tehdit ettiği’ veya basın ilan kurumlarından reklam almadığı (ki bu kurul muhalif gazetelere reklam vermiyor) için cezaevine alınmıyor. Tek seçenek iktidar yanlısı medya. Bu medya kuruluşlarının tüm siyasi partilere, adaylara eşit davranmadığını, parasıyla bile HDP’nin Yeşil Sol Parti’nin seçim reklamlarını yayınlanmadığını, bir iki program hariç Yeşil Sol Parti’nin temsilcilerine ve adaylarına yer verilmediğini sizlerde gözlemlemişsinizdir. İktidar yanlısı gazete, Televizyon ve radyolar ise Kürt karşıtı Kürtleri kriminalize eden yayınlar yapmaktadır. Bizler bu koşullarda doğru bilgiye ulaşmaya çalışıyoruz. Ziyaretimize gelen veya haftada 10  dakikalık telefon görüşmelerinde gerçek habere ulaşmaya çalışıyoruz” dedi.

‘Cezaevinde ne kadar kalacağım Türkiye’deki siyasi gelişmelere bağlı’

Hapishanede kaçıncı yılınız ve daha ne kadar kalacaksınız sorusuna Tuncel, “Benim hapishanede 7. yılım ve daha ne kadar kalacağımız ise Türkiye’deki siyasal gelişmelere bağlı. Kürt siyasetçiler hakkında açılan davaların %90 ı siyasi saikler ile açılmış durumda. Türkiye’de yasama yürütme yargı bağımsızlığı ortadan kalktı. Hukuk mekanizması iktidarın muhalifleri baskı altında tutma aracına dönüştüğü için adalet sağlanmıyor. Türkiye’de Anayasa mahkemesine, AİHM’e, yapılan başvuruların yüzde 70-80’nin adil yargılanma talebi üzerinedir. Türkiye’deki yargının siyasallaşması davaların öngörülebilir olmasını ortadan kaldırıyor. Türkiye yargı sistemi mevcut hali ile biz Kürtleri ‘normal’ hukuk sisteminin dışına çıkarmış durumda. Fiilen yurttaşlıktan da çıkarılma söz konusu. Türkler, Türk siyasetçiler için hak olan siyaset yapma örgütlenme ve eylem yapma özgürlüğü söz konusu. Kürt siyasetçiler, Kürt kadınları ve gençleri olunca ‘örgüt üyeliği’ gerekçesi yapılmaktadır’ dedi.

‘Geriye dönsem, Kobanê halkıyla tekrar dayanışırdım’

‘HDP milletvekillerine destek eylemi sırasında tutuklandınız. Eğer geri dönseydiniz bunu tekrar yapar mıydınız?’ Sorusuna Tuncel, “Cezaevinde insanın düşünmeye, geçmiş pratiklerini sorgulamaya, yaptıklarının, yapamadıklarının, muhasebesini yapmak için çok zamanı oluyor. Geriye dönüp baktığımda yine yapardım. Evet dayanışmadan gözaltına alınıp tutuklandım. Şuan da HDP MYK’sının milletvekilleri, belediye eşbaşkanları,  kadın hareketlerinin aktivistlerinin olduğu Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden ve kamuoyuna Kobanê davasında yargılanma nedenimizde DAİŞ çetelerinin vahşetine karşı direnen Kobanê halkıyla dayanışma çağrısı yapmaktır. Bu çağrı nedeniyle savcı hakkımızda 7 kez ağırlaştırılmış müebbet, 2 müebbet ve 134 yıl ceza istiyor. Ama geriye dönüp baktığımda yine DAİŞ vahşetine karşı durur Kobanê halkıyla, Rojava halkıyla dayanışma içinde olurdum” dedi.

 ‘Kadın özgürlükçü paradigma’

Siyasi geçmişine dair gelen soruya Tuncel, “Politik bir aileden geliyorum. 12 Eylül faşist askeri darbesinde gözaltına alınıp işkence gören aile üyelerimiz var. Kürt, Alevi, Sol gelenek içerisinde büyümek doğal olarak sizin de tahmin edeceğiniz gibi yürüyüşümün nasıl olacağını belirlemede etkili oldu. Özellikle 90’lı yıllarda devletin Kürt halkına yönelik inkar imha asimilasyon politikası, binlerce köyün boşaltılıp milyonlarca Kürt’ün zorunlu göçe tabi tutulması bir Kürt olarak beni politik bir itiraza yöneltti. Yine bu süreçte İstanbul’da üniversitede okuyan halamın gerillaya katılması sosyalist-marksist düşünceler etrafında yoğunlaşmam, sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir toplum ideali tercihimi belirlemiş oldu. İlk İstanbul-Esenler’de bir mahalle komisyonunda başladığım kadın çalışmaları, kadın kimliğine yönelik erkek egemen sistemi yok sayan köleliğe mahkum eden cinsiyetçi zihniyete karşı, Kürt siyasi hareketinin özellikle sayın Öcalan’ın kadın sorununa yönelik değerlendirmeleri, 3 bin yıllık merkezi uygarlık sisteminin kadına dayattığı kölelikten kurtulmak kadın özgürlükçü bir paradigma siyasete aktif katılmamda etkili olan faktörlerdir” dedi.

‘Barış içinde bir yaşamı inşa etme’

‘Kürt halkının talepleri nelerdir?’ Sorusuna Tuncel, “Kürt halkı, halk olmaktan kaynaklı ekonomik, kültürel tüm haklarını kullanmak ve kendi kaderini kendisi belirlemek istiyor. Dünya genelinde nüfusu 50 milyona varan Kürtler coğrafyası 4 ulus-devlet (İran, Irak, Suriye, Türkiye) arasında parçalanmış ve hukuk devletlerinin baskı, zor ve zulüm politikalarıyla varlığını sürdürme mücadelesi, bugün Kürt sorunu olarak adlandırılan olgunun temel nedenidir. Kürtlerin büyük çoğunluğu 21. yüzyılda ulus-devletlerin insanlığın başına bela olduğu ulus-devletler olmadan da demokratik halkların eşit, özgür birlikteliğini esas alan çoğulcu bir ulus tanımı ve bu çoğulculuğun güvence alacak anayasa ile sorunun çözüleceğine inanıyor. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü her halkın kendi geleceğini belirleyeceğini demokratik özerk yönetim anlayışının sorunları çözeceğine inanıyorlar. Yine Ortadoğu halkları ile eşit, özgür ve dayanışmayı esas alan barış içerisinde bir yaşamı inşa etmeye çalışıyorlar. Bunu bir formülasyonla ile demokratik özerk bir yönetimle kendilerini yönetmeyi, Demokratik Cumhuriyet’te ise birlikte yaşadığı halklar bir arada yaşamayı, Demokratik Ortadoğu Konfederasyonuyla da Ortadoğu halkları ile dayanışma içinde yaşayacakları bir sistem istiyorlar” dedi.

HABER MERKEZİ

#Tuncel #Geriye #dönsem #Kobanê #halkıyla #tekrar #dayanışırdım

Türkiye uyuşturucu kullanımında dünyada ilk beşte

EMCDDA tarafından açıklanan 2022 Avrupa Atık Su Raporu’na göre Türkiye uyuşturucu kullanımında ilk beş ülke arasında yer aldı

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA) tarafından yayımlanan 2022 Avrupa Atık Su Raporu’na göre Türkiye uyuşturucu kullanımında dünyanın ilk beş ülkesi arasında yer aldı.

Adana ve İstanbul ilk sırada geliyor

Raporda son dönemin en çok kullanılan metanfetamin kullanımının Türkiye’de İstanbul ve Adana’da arttığı verilerle ortaya konuldu.Rapora göre, AKP iktidarında önce bonzai sonra sentetik ve kimyasal uyuşturucu kullanımındaki artış, hem dünyada hem de Türkiye’de gözle görünür şekilde arttı.

Giderek artıyor

Raporda daha önce Çekya ve Slovakya’da görülen metanfetamin kullanımının artık aralarında Türkiye’nin de olduğu Belçika, Kıbrıs, Almanya’nın doğusu, İspanya ve Danimarka, Finlandiya, Litvanya ve Norveç’te yoğunlaştığı belirtildi.

Bir yıl içinde arttı

2021 ve 2022 yıllarında atık sular üzerinden yapılan araştırmalarda amfetamin ve metanfetamin kullanımının Türkiye’de yıllar içerisinde arttığını ve kullanımın en yüksek olduğu ülkeler arasına girdiği belirtildi.

İlk sırada Çekya geliyor

Atık suyunda metamfetamin incelenen 60 ülkede, 2021 ile 2022 arasında kullanımın yükseldiği ülkeler ise şöyle sıralandı: Çekya, Letonya, Almanya, Türkiye ve Kıbrıs.

Yılda sayı arttı

Öte yanda Türkiye İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, uyuşturucu suçlarından tutuklu ve hükümlü sayısı son 7 yılda 36 bin kişiden 128 bine yükseldi.

HABER MERKEZİ

 

#Türkiye #uyuşturucu #kullanımında #dünyada #ilk #beşte

İranlı Zahra Bernaki şüpheli şekilde hayatını kaybetti

İran’da Paralimpik oyunları sporcusu Zahra Bernaki yüksekten düşerek şüpheli şekilde hayatını kaybetti

İran’da Paralimpik oyunları sporcusu 33 yaşındaki Zahra Barnaki, İran’ın Semnan kentinde dört katlı bir binadan düşerek ağır yalandı. Çok sayıda kırığı olan Zahra Bernaki, Kawthar Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Ancak Bernaki, 27 Mayıs Cumartesi akşamı hayatını kaybetti.

Eşi ile anlaşmazlık vardı

Semnan Emniyet Müdürlüğü tarafından dün yapılan açıklamada Zehra Bernaki ile eşi arasında anlaşmazlıkların olduğu ve konuyla ilgili incelemelerin sürdüğü belirtildi.

6 madalya kazanmıştı

İran milli takımının üyesi olan Zahra Barnaki, Endonezya’nın başkenti Cakarta’da 2018’de yerel ve yarı Asya atletizminde 6 madalya kazanmıştı.

KAYNAK: JİNHA

#İranlı #Zahra #Bernaki #şüpheli #şekilde #hayatını #kaybetti

TÜİİK’e göre güven endeksi mayısta arttı

TÜİK verilerine göre ekonomik güven endeksi mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,4 oranında artarak 103,7 oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ilişkin ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı. Buna göre endeks, geçen ay aylık bazda yüzde 1,4 artarak 103,7 değerini aldı.

Bir önceki aya göre mayıs ayında tüketici güven endeksi yüzde 4,0 oranında artarak 91,1 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi aynı seviyede kalarak 105,1 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 0,6 oranında azalarak 117,4 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 0,4 oranında artarak 116,7 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 4,3 oranında artarak 92,2 değerini aldı.

HABER MERKEZİ

#TÜİİKe #göre #güven #endeksi #mayısta #arttı

İmamoğlu’dan değişim mesajı: Her şey yeniden başlıyor

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ‘Kimse endişe etmesin her şey yeniden başlıyor. Değişmeyen tek şey değişimdir’ dedi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim sonuçlarına dair sanal medya üzerinden açıklama yaptı. Türkiye’nin hızlıca normalleşmeye ihtiyacı olduğuna dikkati çeken İmamoğlu, sorunların acil çözüm beklediğine söyledi.

İmamoğlu, “Sevgili çocuklar, sakın ama sakın üzülmeyin. Kıymetli gençler, sakın ama sakın umutsuzluğa asla kapılmayın. Hanımefendiler asla tedirgin olmayın. Beyefendiler, başınız dik yürümeye devam edin. Benzer bir hayal kırıklığı bundan 5 yıl önce de yaşanmıştı. Ama sadece 9 ay sonra yerel seçimlerde muazzam sonuçlar elde ettik. Doğru işler yaptık ve hep birlikte sonuç aldık. Birlikte başardık” şeklinde konuştu.

İmamoğlu, şöyle devam etti: “Kimse endişe etmesin her şey yeniden başlıyor. Değişmeyen tek şey değişimdir. Her sahada, ortamda değişim. Asla aynı şeyleri yaparak farklı sonuç beklemeyeceğiz”

İSTANBUL

#İmamoğludan #değişim #mesajı #şey #yeniden #başlıyor

Gazeteci Hekimoğlu: Kürtler seçimde üzerine düşeni yaptı

Resmi olmayan sonuçlara göre AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kazandığı seçimleri değerlendiren gazeteci İnci Hekimoğlu, ‘Kürtler üzerine düşeni yaptı. Ne yazık ki Kürtler dışındaki diğer kesimler ya sandığa gitmedi ya da Kılıçdaroğlu’na oy vermedi’ dedi

Dün yapılan 13’üncü Cumhurbaşkanlığı seçimi resmi olmayan sonuçlara göre Cumhur İttifakı’nın adayı AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan kazanırken, seçimden geri akıllarda yapılan usulsüzler ve verilen mesajlar kaldı.

Ortaya çıkan sonuçları değerlendiren gazeteci İnci Hekimoğlu, hukuksuz bir yapılaşmanın olduğunu belirterek, buna karşı mücadeleye devam edeceklerinin altını çizdi.

Zorbalık yaptılar

Hukukun askıya alındığını belirten Hekimoğlu, bu yapılanmanın her türlü zor aygıtını kullandığını söyleyerek, “Zorbalar, silahlarıyla sandık başlarını bastı, milletvekilleri darp edildi. Birçok sandıkta şaibeli süreçler yaşandı. Bunu da gözümüzün içine baka baka yaptılar” ifadelerini kullandı.

YSK açıklaması arsızlıktı

İhlal ve usulsüzlüklere rağmen Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) Başkanı Ahmet Yener’in “Olumsuz bir durum yaşanmadı” açıklamasına tepki gösteren Hekimoğlu, “Bu durum inanılmaz bir arsızlık ve utanmazlıktı” dedi.

Muhalefet partilerin durumuna da değinen Hekimoğlu, “İktidarın her zaman seçimlere şaibe karıştıracağını biliyorduk. Ama burada bir sorun daha var. Muhalefet partilerinin tabanlarıyla bağlarının eskiye nazaran güçlü olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden muhalif partilerin tabanlarıyla bağlarının güçlendirilmesi gerekiyor” değerlendirmesi yaptı.

Hekimoğlu,” Kürtler üzerine düşeni yaptı. Ne yazık ki Kürtler dışındaki diğer kesimler ya sandığa gitmedi ya da Kılıçdaroğlu’na oy vermedi” diye belirtti.

CHP sonuçları iyi değerlendirmeli

CHP’nin seçim mesajlarını iyi değerlendirmesi gerektiğini belirten Hekimoğlu, “Seçimden sonra partilerin kendi içlerinde tartışmalar olacak. CHP içerisindeki ulusalcı damar, Kılıçdaroğlu’nu harcamak için harekete geçecek. Kılıçdaroğlu CHP’nin en iyi şansıydı. Umarım Kılıçdaroğlu ekibi güçlendirir” diye konuştu.

Erdoğan 20 yıldır yüzde 50’yi ikna edemiyor

Erdoğan’ın yüksek oy almasının nedenin seçimlerin usulsüzlüğünden kaynaklandığını ifade eden Hekimoğlu, “Ama bu mevcut oranları kabul etsek bile, Erdoğan 20 yıldır karşısında duran yüzde 50’yi eritemiyor. Şu andaki muhalefetin yüzde 50’nin üstünde olduğunu düşünüyorum. Ayrıca ülke büyük bir ekonomik buhrandadır. Bunu da nasıl idare edecekler, belli değil” ifadelerini kullandı.

Yeni örgütlenme modelleri gerekiyor

Oluşan tabloya karşı kadınların mücadeleyi asla bırakmayacağını ifade eden Hekimoğlu, “Bunu yaparken de yeni örgütlenme modelleri, yeni bir yönetim alternatifi, yeni ekonomik program, yeni eğitim sistemi, yeni modellerle birlikte oturup ciddi bir şekilde çalışmalar yürütmemiz gerekiyor. Artık seçimleri beklemek, seçimlerde propaganda yapmak değil. Muhalefet partilerinin bütün toplumsal muhalefetle bir araya gelip toplumun sosyal dokusuna kadar inecekleri bir örgütlenme modelini hayata geçirmeliler” diye konuştu.

İSTANBUL

 

#Gazeteci #Hekimoğlu #Kürtler #seçimde #üzerine #düşeni #yaptı

Sivas’ta TIR ile servis aracı çarpıştı

Sivas’ta TIR ile servis aracının çarpışması sonucu meydana gelen kazada ölü ve yaralıların olduğu bildirildi

Sivas’ın Ulaş ilçesi ile Kangal ilçesi arasında bulunan Yağdonduran geçidinde bir TIR ile servis aracı çarpıştı. Sürücülerin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yaşanan kazada ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

SİVAS

#Sivasta #TIR #ile #servis #aracı #çarpıştı

YSK Başkanı: Milletvekili kesin sonuçlarını bugün yarın açıklarız

YSK Başkanı Ahmet Yener, milletvekili kesin sonuçlarının bugün ya da yarın açıklanacağını belirtti

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, 14 Mayıs’ta yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi kesin sonuçlarının bugün ya da yarın açıklanacağını söyledi. YSK Başkanlık binasına girişi sırasında bir gazetecinin sorusunu yanıtlayan Yener, “Olağanüstü itirazlarla gelen dosyaları bugün görüşüp, dosyaların akıbetine göre bir şey söylemek mümkün olur. ‘Bugün ya da yarın’ diyelim” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#YSK #Başkanı #Milletvekili #kesin #sonuçlarını #bugün #yarın #açıklarız

Yıllarca işkence gördükten sonra katledildi: ‘Tanıdık’ fail ise hala dışarda

Fatma Uğur’u katleden fail Şükrü Koçak’ın hala tutuklanmadığını belirten çocukları, anneleriyle birlikte sistematik işkenceye maruz kaldıklarını, bütün şikayetlerinin yanıtsız kaldığını belirttiler 

AKP-MHP savaş iktidarının politikaları sonucu  Kurdistan ve Türkiye’de her gün kadına yönelik şiddet ve katliamlar artarak devam ediyor. Şiddetin arttığı kentlerden biri olan Wan’da yıllarca herkesin gözleri önünde dini nikahla evli olduğu fail Şükrü Koçak’ın şiddetine maruz bırakılan Fatma Uğur, işlemeyen yargı mekanizmaları ve eril iktidarın politikaları sonucunda katledildi.

İşkenceyle katletti

27 Mayıs’ta Wan’ın Artemertan (Edremit) ilçesine bağlı Şabaniye Mahallesi’nde Şükrü Koçak adlı fail kesici alet ile dini nikahlı olduğu Fatma Uğur’u işkenceyle katletti. Uğur’un komşularının ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri ve olay yeri inceleme ekipleri Uğur’un cenazesini hastaneye kaldırdı. Otopsi işlemleri için Van Yüzüncü Yıl Adli Tıp Kurumu’na (ATK) götürülen cenaze, işlemler tamamlandıktan sonra Tuşba’ya bağlı Seyrantepe Mahalle Mezarlığı’na defnedildi. Katledildiği evin bahçesinde taziyesi kurulan Uğur’un çocukları yaşananları JİNNEWS’ten Zelal Tunç’a anlattı.

Şiddete karşı mücadele ettiler

Annelerinin çocuk yaşta olan fail Koçak’la evlendirildiğini belirten çocukları 6 kardeş olduklarını ve  annelerinin sistematik olarak babaları tarafından şiddete maruz kaldığını söylediler. Şiddet sarmalında büyüdüklerini belirten çocuklar  gözlerinin önünde her gün yaşanan şiddete karşı anneleri için mücadele ettiklerini ifade ettiler.

‘Telefon kısıtlığı’

En son geçtiğimiz yıl failin madde kullanımı ve satımı nedeniyle tutuklandığını belirten çocukları, “Anneme yönelik şiddete karşı defalarca polise şikayet ettik. Bu şiddetten dolayı babam annemi bir defa bıçaklayarak yaraladı. İlçe emniyetine başvurduk. Ancak annem için hiçbir önlem alınmadı. Koruma istedik, vermediler. Sadece babam için telefon kısıtlılığı getirildi” ifadelerini kullandı.

Yargı mekanizması işlemedi

Sadece Uğur’a değil çocuklarına da şiddet uygulayan fail Şükrü Koçak için çocuğunun, “Babamın kimsesi yoktu. Bizi de dövüyordu. Defalarca buna karşı çıktık. Ancak dışarda kaldığı için mecbur ona bakmak zorundaydık. Sonuçta babamızdı. Onu eve almak zorunda kaldık” sözleri ise yaşanan şiddet sarmalını gözler önüne seriyor. Bunca açık şiddete rağmen hiçbir yargı mekanizmasını işletmeyen devlet adeta yaşananlara gözlerini kapatarak destek sağladı. Olay günü annesiyle babasının evde engelli kardeşleriyle yalnız olduklarını belirten çocukları, “Küçücük yerde polisler ikinci gündür hala babamı tutuklamadılar” ifadeleriyle tepki gösteriyor.

‘Komşular şiddete tanık’

Katledilen Uğur’un komşusu da, “Fatma sürekli Şükrü tarafından şiddete maruz kalıyordu. Birçok komşusu da bu darp edilmelere tanıktır. Maalesef olay günü de saatlerce şiddete maruz kalan Fatma, evin arka kapısından kendini dışarı attı. O sırada çığlıklar yükseldi” diye ifade ediyor.

WAN

 

#Yıllarca #işkence #gördükten #sonra #katledildi #Tanıdık #fail #ise #hala #dışarda

Gever’de ev baskınları: Gençler işkence ile gözaltına alındı

Sabah saatlerinde Gever’de yapılan ev baskınlarında işkenceye uğrayan çok sayıda genç gözaltına alındı

Seçimler öncesi başlayan gözlatı ve tutuklama operasyonları seçimin bitmesiyle kaldığı yerden devam ediyor. Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesinde yapılan ev baskınlarında onlarca genç gözaltına alındı.

İşkence ettiler

Baskınlar sırasında evlerin camları ve kapılarını kıran özel harekât polislerin, evlerde gözaltına alınacak kişilere saatlerce işkence uyguladığı belirtildi. Polislerin silah dipçikleri, tekme ve yumruklarla vurdukları çok sayıda kişi daha sonra gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar önce Yüksekova Devlet Hastanesi’ne, ardından da Yüksekova İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldükleri öğrenildi.

Gözaltına alınanlardan isimleri öğrenilenler ise şunlar: Demhat Kurt, Diyar Şedal, Rahmi Terzioğlu, İsa Terzioğlu, Aras Yaşar, Diyar Şedal, Uğur Şedal, Mustafa Bor.

COLEMÊRG

#Geverde #baskınları #Gençler #işkence #ile #gözaltına #alındı