Irak Planlama Bakanlığı Danışmanı Mahir Hemead Cuhan, 2023 bütçesinin onaylanmasında yaşanan gecikme nedeniyle Irak genel nüfus sayımının ertelendiğini söyledi
Irak Planlama Bakanlığı Danışmanı Mahir Hemad Cuhan, Irak medyasına yaptığı açıklamada, Irak’ın 2023 bütçesinin onaylanmasındaki gecikme nedeniyle Irak’ta genel nüfus sayımını yapamayacaklarını duyurdu.
Mahir Hemad, nüfus sayımı hazırlıklarının tamamlanmasının ardından 2024 yılı Ekim ayında genel nüfus sayımına başlayacaklarını ve bunun birkaç ay süreceğini açıkladı.
Mahir Hemad, Planlama Bakanlığı’nın elindeki istatistiklere göre Irak’ta yaşayanların sayısının 43 milyona ulaştığını açıkladı.
2003 yılında Baas rejiminin devrilmesinin ardından iktidara gelen tüm hükümetler genel nüfus sayımını çalışma programlarına dahil ettiler. Ancak Irak’ta genel nüfus sayımı 20 yıldır bir türlü yapılamıyor.
Aydın Germencik’te yıllardır yeraltı sularına JES’lerin ağır metallerle dolu atığı bırakılıyor. Bunun bilinmesine karşın hiçbir önlem alınmazken, ağırmetallerin karıştığı yeraltı suları 10 yıldır zehirlenmeye devam ediliyor
Aydın’ın Germencik ilçesinde jeotermal santrallerine yakın artezyen kuyulardan alınan numune sularda çok yüksek oranda bor, demir, alüminyum, çinko, selenyum, arsenik gibi ağır metaller tespit edildi. Germencik Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Halil Çetinkaya, sudaki kirlilik değerlerinin binlerce kat fazla çıktığını belirterek, “Uzmanların bize aktardığına göre su değil zehir akıyor. Bölgemizde jeotermal sondajları bir an önce durdurulmalı” dedi. İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Ökten ise bölgedeki yeraltı sularında bor oranının yüksek olduğunu belirterek bunun incir ve zeytin ağaçlarında zarara yol açabildiğini belirtirken diğer ağır metallerden söz etmemesi dikkat çekti.
Normalden 5300 kat arsenik
Devlet Su İşleri (DSİ) 21. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı uzman ekipler, jeotermal santrallerine yakın Alangüllü ve Hıdırbeyli mahallelerindeki 4 artezyen kuyudan analiz için su numunesi aldı. Numuneler, Türkiye Standartları Enstitüsü’nde (TSE) incelendi. İncelemede; sularda çok yüksek oranda bor, demir, alüminyum, çinko, selenyum, krom, bakır, arsenik gibi ağır metallere rastlandığı belirtildi. Demirin 20 bin kat, alüminyumun 7 bin 500 kat, arseniğin 5 bin 300 kat, lityumun 5 bin, molibdenin 4 bin 300, manganın 4 bin 300, kurşunun 2 bin 900, nikelin 1900, kromun 400, baryumun 250, selenyumun, kobaltın 60, çinkonun 15, borun 8 ve bakırın ise 2 kat normalden fazla çıktığı kaydedildi.
Sonuçlar saklanıyor
Metin Aydın
Germencik Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Halil Çetinkaya ile Basın Sözcüsü Dr. Metin Aydın, İçişleri Bakanlığı Bilgi Edinme, İstatistik ve Protokol Daire Başkanlığı’na müracaat edip, sonuçları öğrendiklerini ancak bu durumun kamuoyundan saklandığını söyledi. Germencik’in çeşitli noktalarındaki sondaj kuyularından analiz için numuneler alındığını belirten Çetinkaya “Yapılan incelemelerde durumun çok vahim olduğunu gördük. Sudaki kirlilik değerleri binlerin üzerinde çıktı. Bölgemizde haddinden fazla ve kapasitesinin üzerinde yapılan jeotermal sondajlarının bir an önce durdurulması gerekiyor. Bu tesislerin nehirleri, çayları ve yer altı su kaynaklarını kirlettiğini defalarca söyledik. Ancak şu ana kadar hiçbir önlem alınmadı. Aydın’ın toprağı ve bitki örtüsü zehirleniyor” dedi.
İlk saptama 2010 yılında
Aydın, tarım potansiyeline sahip Aydın için suyun vazgeçilmez olduğunu söyledi. Büyük Menderes Havzası’nda tarımsal sulamada kullanılan en önemli şeyin artezyen kuyuları olduğunu söyleyen Aydın “2010 yılında yapılan araştırmalarda, Aydın’da 15 binin üzerine artezyen kuyu olduğu saptandı. Farklı bölgelerde yapılan çalışmalarda, Aydın’daki artezyen kuyularının bazılarında çok yüksek oranda bor, nitrat, nitrit ve amonyak saptandı. Bu çalışmalar DSİ ve Adnan Menderes Üniversitesi tarafından yapıldı. En yüksek nitrit ve nitrat Alangüllü bölgesinde saptandı. İncir ve zeytin bahçelerinde olan bu kuyular, jeotermal santrallerinin 200 ila 400 metre yakınında bulunmaktadır” diye konuştu.
İncirler ağır metal yüklü
Aydın’ın çok ciddi bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Aydın, “Türkiye Standartları Enstitüsü tarafından çıkan analiz sonuçları içme suyu yönetmeliğine göre yapılmaktadır. Bu bölgede bir bilim adamının yaptığı çalışmada da jeotermal santrallerine yakın incirlerde yüksek miktarda ağır metal olduğu saptandı. Bu bölgede bir bahçede 500’e yakın incir ve zeytin ağacı kurudu. 5 yıl geçmesine rağmen bu bahçeden halen ürün alınamamaktadır. Bu bölgedeki incir ve zeytin ağaçlarının tek kuruma nedeni ise yeraltı sularındaki ağırmetal seviyesinin diğer bölgelere göre daha yüksek olmasından kaynaklıdır. Ağır metaller ile kirlenen yerüstü ve yeraltı suları, bu topraklarda yetişen tarımsal ürünleri tüketen insanlar dahil, tüm canlılarda ciddi sağlık sorunları yaratma potansiyelindedir” dedi.
Çiftçiler kandırılıyor
Bir şirket, Germencik’in Uzunkum, Moralı ve Argavlı köyleri arazileri üstünde JES ve onun çıktılarıyla sera ve kurutma tesisiyle kurulma adımıları atılmak istenirken, iddiaları ciddi istihdam yaratılacak olmasıydı. Germencik’te sera ve sebze kurutma tesisinin zehirli atıkla işletileceği, şirket için projedeki en önemli detay. Deşarj suyunun JES’lerin ısısı düşen zehirli atık olan akışkan olduğu biliniyor. Bu akışkanın sıcak veya soğuk olması zehirli yapısını değiştiren bir özellik taşımıyor. Temeli atılan tesiste, santralde kullanımdan sonra ısısı 60-70 dereceye inen zehirli akışkan JES’lerin işine yaramıyor. Bu akışkanı, akışkanın çekildiği noktaya deşarj etmeleri ise şirkete yüksek maliyetler oluşturuyor.
İşi biten akışkan ne olacak?
JESDER yaptığı bir açıklamada, Aydın halkına rüşvet olarak evlerinizi ısıtalım önerisinde bulunarak atık üzerinden kazanmayı hem de atıktan kurtulmaları amaçlandığı, ancak bu yıkım önerisine Germencik’te JES karşıtı mücadele yürütenlerin de destek veren açıklamaları dikkat çekiciydi. Oysa Germencikli yurttaşların JES’lere karşı tepkisi ve mücadelesi Türkiye’de JES gerçeğini herkese göstermeyi başardı. Birçok iddia ile süslenen bu girişimler mücadelelerde yarılmalar ve ayrışmalar yaratıp halkın bir kısmının yedeklenmesinin hedeflendiği ve benzer girişimlerin Aydın ve Balıkesir Sındırgı’da da yapıldığını hatırlamamız gerekiyor. Aydın Belediyesi’yle birlikte JES atık sularının evlerden dolaştırılarak ısınma sorununun çözülebileceği yönünde girişimlerine Aydınlı yurttaşlar ‘bu bir oyun’ diyerek tepki göstermişlerdi.
JES’ler öldürür
AKP iktidarının JES’leri yenilenebilir enerji olarak ele alıyor olması ve desteklemesi birçok çevresel sorunu ortaya çıkardı. Nehir ve dereler zehirlendi ve milyonlarca balık katledildi. Üzüm, zeytin ve incir başta olmak üzere binlerce ağaç kurudu. Aydın’da kanser vakaları geçmişe göre 3 kat arttı. Yaşamı zehirleyen kirlilik, yeraltının binlerce metre derinlerine kadar sondaj yapılıp, içeriğinde bor, cıva, arsenik, kurşun, amonyak, antimuan, lityum, karbondioksit, hidrojen sülfür gibi zehirli ağır metallerle dolu akışkanların yeryüzüne çıkarılmasından kaynaklanıyor. Bir termik santral gibi çalışan JES’ler, GWh başına ortalama 2700 m3 su kullanmaktadır.
Depremler sürekli hale geldi
Germencik’te son yıllarda yaşanan depremler ile aynı süreçte Aydın ve Manisa’da ortaya çıkan depremlerin JES’lerle ilişkisi araştırılmıyor. Dünyada ise JES’lerin tetiklediği birçok deprem tespit edilmiş durumda. Küresel bilim yayını olan Science dergisinde yayımlanan bir çalışmada, Güney Kaliforniya’daki Salton Denizi kıyısında JES’in bulunduğu bölgede jeotermal kaynaklardan enerji elde etme süreçleri ile sismik faaliyetler arasında kuvvetli bir ilişki olduğu belirtilmişti. Araştırmacılar bu bölgedeki depremlerin sıklığının, enerji üretimi sırasında yeraltından çekilen ve yeraltına verilen suyun hacmine bağlı olarak değiştiğini kaydetmişlerdi. 30 yıllık çalışma döneminde jeotermal alanı bölgesindeki en büyük deprem 5.1 büyüklüğünde olmuş, ancak yakınlardaki San Andreas fayı, en azından büyüklüğü 8 olan son derece yıkıcı depremleri açığa çıkarma yeteneğine sahip olduğu vurguları yapılmıştı.
Sermayenin JES aşkı
Temiz yenilenebilir enerji safsatası ile süslenen bu işletmeler sabit sermaye gideri dışında işletme giderleri en düşük olan santraller olması bakımından sermayeye çekici gelen yatırımlar ve bu nedenle sermayenin ilgisini çekerken, Türkiye coğrafyasının dört bir yanında JES’lere izin verilerek yaşam zehirleniyor. Santrallerde çok az sayıda çalışan olması, kömürlü ya da doğalgazlı termik santraller gibi hammadde girdi baskısı olmadan sıfır hammadde gideriyle çalışıyor olması sermaye kesimlerinin ilgisini arttırıyor JES’lerin bulundukları bölgeyi zehirleyerek yaşanmaz yer haline dönüştürüyor olması ise JES’lere karşı gelişen tepkilerin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor.
HDP PM üyesi İlker Murat Aydın açık tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek tutuklandı
Amed’de 25 Nisan’da başlatılan ve 21 kenti kapsayan operasyonda tutuklu sayısı artıyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarılan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM) üyesi İlker Murat Aydın, dün ifade vermek için gittiği İzmir Adliyesi’nde gözaltına alındı.
Açık tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek “örgüt üyesi olmak” suçlaması yöneltilen Aydın, bugün savcılığa çıkarıldı. Aydın, tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.
Sulh Ceza Hakimliği, aynı iddiayla Aydın’ın tutuklanmasına karar verdi.
Cumhurbaşkanlığı seçimini değerlendiren Alman siyasetçiler, Türkiye’de ‘ekonomik çöküntünün devam edeceğini’, bu nedenle ‘ağır bedel ödeyeceğini’ söylediler
Almanya’da çeşitli siyasi partilerin önde gelen isimleri, Türkiye’de yapılan ve Recep Tayyip Erdoğan lehine sonuçlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirdi.
DW’de yer alan habere göre; iktidardaki koalisyon hükümetinin ortaklarından Yeşiller’in Eşbaşkanı Omid Nouripour, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan, Ankara’nın İsveç’in NATO üyeliğini daha fazla engellememesini talep ederek “Erdoğan buradan başlamalı” dedi.
Türk hükümetinin izlediği yolun Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki uçurumu son zamanlarda daha da derinleştirdiğine dikkat çeken Nouripour, bu durumdan Batılı yatırımcıları ürküttüğünü, Türkiye ile ilişkilerde bundan böyle daha fazla güvenilirlik umduğunu belirtti.
Federal Meclis Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Michael Roth da Erdoğan’ın Temmuz ayında yapılacak NATO zirvesinden önce İsveç’in üyeliğine onay vermesi gerektiğini dile getirdi.
Djir-Sarai:Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci sonlandırılmalı
Koalisyon hükümetinin küçük ortağı olan liberal FDP’nin (Hür Demokratlar) Genel Sekreteri Bijan Djir-Sarai de, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecinin sona erdirilmesi gerektiğini savundu. “Türk hükümeti Avrupa’dan ışık yılı uzakta” diyen Djir-Sarai, Almanya’da yaşayan Türklerin seçim alışkanlıklarının da hayal kırıklığı yarattığını ve “entegrasyon politikaları ile ilgili çok sayıda soru işareti” oluşturduğunu belirtti. Türkiye’nin yıllardır otoriter bir çizgide ilerlediğini dile getiren liberal siyasetçi, “İnsan hakları ve vatandaşlık hakları sistematik bir şekilde kısıtlanıyor ve ekonomik durum da felaket. Bu gidişat devam edecek” dedi.
Röttgen: Ağır bedel ödeyecekler
Ana muhalefetteki Hristiyan Demokratların (rCDU) dış politika uzmanı Norbert Röttgen de Türk ekonomisindeki gerilemenin devam edeceği öngörüsünde bulundu.
Röttgen, Türkiye’nin tamamı, Erdoğan’ın manipülasyonlarla elde ettiği seçim zaferinin ve önlenemez ekonomik çöküşün bedelini ağır bir biçimde ödeyeceğine dikkat çekti. Röttgen, Erdoğan’ın içeride daha da radikalleşmesine ve Batı açısından dış politikada daha da tahmin edilemez olmasına neden olacağı öngörüsünde bulundu.
Stuttgarter Nachrichten Gazetesi: Erdoğan’dan ılımlı çizgi beklemeyin
Stuttgarter Nachrichten gazetesi ise az bir farkla seçimi kazanan Erdoğan’ın daha da sertleşeceğini, Avrupa’nın da gelecekte Türkiye’ye karşı Katar veya Suudi Arabistan’a yönelik tutuma benzer bir davranış sergileyeceğini belirtti. Gazetede seçim değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim zaferinin ardından daha ılımlı bir çizgi izleyeceğini düşünenler hayal kırıklığına uğrar. Seçim gecesi bile siyasi rakiplerine karşı daha sert olacağının sinyalini verdi. Batı’nın onun üzerinde neredeyse artık hiç etkisi yok. Şimdi Erdoğan’ın önünde engel de bulunmuyor. İktidarı için siyasi veya ekonomik engeller artık yok. Gelecekte Batı ile Türkiye arasındaki ilişki, Katar veya Suudi Arabistan gibi otokrasilerle kurulan ilişkilere benzeyecek, Batılı siyasetçiler hukuk devleti standartlarına çok da değer vermeden, çıkarlarını takip edecekler. Türkiye, Batı’dan giderek uzaklaşıyor.”
İtalya’da Maggiore Gölü’nde batan teknede yaşamını yitirenlerin gizli servis ajanları olduğu ortaya çıktı
İtalya’da geçen hafta sonu bir gölde batan teknede 4 kişi yaşamını yitirmişti. BBC’nin haberine göre teknede hayatını kaybedenlerin ikisi İtalya gizli servis ajanı, biri emekli İsrail güvenlik görevlisi ajanı ve diğeri de bir Rus kadındı.
İtalya basınına göre olumsuz hava koşulları sonrası batan teknede 20 kadar istihbarat görevlisi bulunuyordu. Teknenin rüzgar ve sağanak nedeniyle battığı belirtilirken savcılık soruşturma başlattı.
Geçen Pazar akşamı, kuzeydeki Maggiore Gölü’nde 24 kişiyi taşıyan bir tekne batmış ve olayda 4 kişi hayatını kaybetmişti. İlk haberlerde, batan ‘’Good…uria’’ isimli teknede bir doğum günü kutlaması yapan turistlerin bulunduğu belirtiliyordu.
BBC Türkçe’den Övgü Pınar’ın haberine göre dün akşamdan itibaren, teknedekilerin istihbarat görevlisi olduğu yönünde haberler çıkmaya başladı.
Olayda hayatını kaybedenlerin kimlikleri Claudio Alonzi (62), Tiziana Barnobi (53), Anya Bozhkova (50) ve Shimoni Erez (54) olarak açıklandı
İtalyan, İsrail ve Rus
İtalya basınına göre Alonzi-Barnobi çiftinin İtalya dış istihbarat servisinde (Aise) görevli oldukları belirlendi. Erez de İsrail güvenlik güçlerinden emekliydi. Rus vatandaşı Bozhkova’nın ise geminin sahibinin eşi olduğu belirtiliyor.
Teknede istihbarat görevlilerinin olduğunu ilk olarak dün akşam İtalyan haber ajansı Agi duyurdu. Ülkenin en büyük gazetelerinden La Repubblica da bu sabah, “Maggiore Gölü’nde batan teknenin gizemi: Gemide 20 İtalyan ve İsrail istihbarat ajanı vardı” başlıklı bir haber yayımladı.
Hayata kalanların 18 istihbarat ajanı
Haberde, “Trajedi başka bir boyuta taşınıyor: Sadece bir gemi kazası ve bir katliam değil, çünkü 4 kurbandan 3’ü ve hayatta kalan 19 kişiden 18’i basit Pazar gezginleri değil, kimisi hala görevde kimisi eski istihbarat ajanlarıydı’’ ifadeleri yer aldı.
Gazeteye göre olaydan kurtulan 10 kişi dün sabah bir askeri uçakla İsrail’e gitti. İtalyanlar ise “acil servisten ve otellerinden hızla tahliye edildi ve burada kaldıklarına dair iz bırakılmadı” dedi
Kamu yayıncısı Rai de hayatını kaybeden Anya Bozhkova’nın, teknenin sahibinin eşi olduğunu belirtti. Rai’ye göre Bozhkova, batan teknede İtalyan eşi Carlo Carminati ile birlikte yaşıyordu.
Haberlere göre batan teknenin yolcu kapasitesi 15 kişiydi.
Teknenin Pazar akşam saatlerinde şiddetli rüzgar ve sağanak yağmur sonrası batmasıyla ilgili olarak savcılık soruşturma başlattı.
Taksim Dayanışması yurttaşları Gezi Direnişi’nin 10’uncu yılında Taksim’e çağırdı
Taksim Dayanışması yaptığı açıklama ile Gezi Direnişi’nin 10’uncu yılında Taksim’de olacaklarını duyurdu.
Dayanışmanın sanal medya hesabından yapılan çağrıda “10 yıl önce bütün güzellikleriyle hayatımıza giren Gezi Direnişi’nin yıl dönümünde, Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve adalet talebimizden vazgeçmiyoruz. 31 Mayıs’ta Taksim’deyiz” ifadeleri kullanıldı.
Çağrıya göre anma 31 Mayıs’ta saat 19:00’da Taksim’de gerçekleştirilecek.
10 yıl önce bütün güzellikleriyle hayatımıza giren Gezi Direnişi’nin yıl dönümünde,
Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve adalet talebimizden vazgeçmiyoruz:
Sudan Ordusu ile HDK arasında 20 Mayıs’ta imzalanan ateşkes 5 gün daha uzatıldı
Sudan Ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında 15 Nisan’dan bu yana başlayan çatışmalar ateşkes kararına rağmen devam ediyor. Suudi Arabistan ve ABD, Sudan ordusu ile HDK arasında süren çatışmaların durdurulması için 20 Mayıs’ta imzaladıkları ateşkes anlaşmasının 5 gün daha uzatılması için anlaşmaya vardıklarını duyurdu.
‘İnsani yardım için ateşkes uzatıldı’
ABD’nin Hartum Büyükelçiliği’nin dijital medyası Twitter’dan yapılan açıklamada, “Suudi Arabistan ve ABD, Sudan ordu güçleri ve HDK’nin ateşkes anlaşmasını 5 gün daha uzatmasını memnuniyetle karşılıyor” denildi. Söz konusu ateşkesi uzatma kararının, daha fazla insani yardım ve temel hizmetlerin sağlanması ve uzun vadeli ateşkesin tartışılması için zaman tanıyacağının belirtildiği açıklamada, tam olarak uygulanmasa da 20 Mayıs’ta imzalanan ateşkesin, ihtiyaç sahibi yaklaşık 1 milyon Sudanlıya insani yardım ulaştırılmasını sağladığı, daha fazla insani çaba sarf edileceği ifade edildi.
Gazete Duvar’da yer alan habere göre; taraflar, ABD ve Suudi Arabistan aracılığında 20 Mayıs’ta, 22 Mayıs Pazartesi 21.45’ten itibaren geçerli olmak üzere bir haftalık ateşkes ilan ettiklerini açıklamıştı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ateşkes yürürlüğe girdikten bir gün sonra Sudanlı generallerin son ateşkese uymamaları halinde yaptırımlarla yüzleşecekleri uyarısında bulunmuştu. Bu gece sona eren ateşkes süresince çatışmalar sürmüştü. İki taraf da birbirini ateşkesi ihlal etmekle suçlamıştı.
Çatışmaların yarattığı bilanço ağır
Ordu ile HDK arasındaki gerginlik 15 Nisan’dan bu yana başkent Hartum ve çeşitli kentlerde silahlı çatışmaya dönüşmüştü. Birleşmiş Milletler (BM), ülke içinde bir milyondan fazla kişinin yerlerinden edildiğini belirtmiş, çatışmalar nedeniyle 300 bin kişinin de çevre ülkelere kaçtığını açıklamıştı. Sudan Sağlık Bakanlığı, çatışmaların başından bu yana 709 kişinin hayatını kaybettiğini, 5 bin 424 kişinin yaralandığını duyurmuştu.
Kayseri’nin Yahyalı ilçesinde 3,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi
Mereş’te (Maraş) 6 Şubat’ta meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından bölgedeki yer sarsıntıları aralıksız devam ediyor. Saat 12.05’te Kayseri’de meydana gelen 3,5 büyüklüğündeki deprem paniğe neden oldu.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) depremin merkez üssünü Yahyalı, derinliğini ise 10,5 kilometre olarak açıkladı.
Öte yandan saat 10.11’de Maraş Elbistan’da 2, saat 09.55’de Elazığ-Maden’de 2,6 büyüklüğünde deprem oldu.
İfade vermek için emniyete giden gazeteci Hakkı Boltan, savcılık ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı bir soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen 216 kişi arasında bulunan gazeteci Hakkı Boltan, dün ifade vermek için gittiği emniyet müdürlüğünde gözaltına alındı.
Boltan, buradaki işlemlerinin ardından sabah saatlerinde Diyarbakır Adliyesine sevk edildi. “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla savcıya ifade veren Boltan, sulh ceza hakimliğince adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı
Amed’deki soruşturma
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının açık tanık Ümit Akbıyık’ın ifadeleri doğrultusunda başlattığı soruşturma kapsamında Diyarbakır 1’inci Sulh Ceza Hakimliği 216 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. 25 Nisan’da 21 ilde başlatılan ve akabinde devam eden operasyonlar kapsamında, sanatçı, avukat, gazeteci ve siyasetçilerin aralarında olduğu 191 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 52’si hakkında tutuklama kararı verildi.
Haklarında gözaltı kararı verilen ancak ikametgahlarında bulunmayanlardan sanatçı Şêrko Kanîwar (Aslan Aydoğan) geçtiğimiz hafta yurt dışından geldiği sırada gözaltına alındı. Gözaltına alınan Kanîwar, ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Kanîwar’la aynı gün içinde ifade vermeye giden Mezopotamya Ajansı (MA) İmtiyaz Sahibi Ferhat Çelik de adli kontrolle serbest bırakıldı.
Boltan’la birlikte hakkında gözaltı kararı verilen 216 kişiden hakkında adli işlem yapılanların sayısı 193’e yükseldi.
Dosya kapsamında avukatlar Özüm Vurgun, Burhan Arta, Serhat Hezer ve Şervan Yelboğa aylık tutukluluk değerlendirmesiyle birlikte serbest bırakıldı. Böylelikle dosyadaki tutuklu sayısı 48’e düştü.
AKP’li Nureddin Çelik, ‘Sizlerle de uğraşacağız’ diyerek Cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan’a destek açıklaması yapmayan bürokratları hedef aldı
AKP Genel Merkezi Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Nureddin Çelik, 28 Mayıs’ta yapılan ikinci tur seçiminde Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olan Recep Tayyip Erdoğan’a destek açıklaması yapmayan bürokratları hedef aldı.
Çelik sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:
Pozisyon alıp hiç destek açıklaması yapmayan bürokratlar, aday olamayınca çekip giden dönekler, sandık başında durmayı bırak sandığa bile gitmeyen samimiyetsizler; sizlerle de uğraşacağız”
Paylaşımına “Emin misiniz” diye soran twitter kullanıcısına Çelik, “Yediğimiz ayazı unutmayız çok eminim” yanıtını verdi.
Çelik, gelen tepkiler üzerine ise “işlerini yapmadıklarını” ileri sürdü ve gönderisini sildi.