Ana Sayfa Blog Sayfa 41

Alevilere Yönelik Saldırılar: HDK, İnsanlığa Karşı Suç Dedi

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Suriye’nin Lazkiye bölgesinde Alevilere yönelik artan saldırıların artık münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. HDK, bu durumun insanlığa karşı suç kapsamında ele alınması gerektiğini ifade etti. Yapılan yazılı açıklamada, Lazkiye’de yaşananların bir güvenlik sorunu olarak geçiştirilemeyecek kadar ciddi olduğu belirtildi.

Açıklamada, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve Suriye Geçici Şam Yönetimi ile bağlantılı güvenlik güçlerinin bölgeye konuşlandırılmasının ardından, Alevilerin yoğun yaşadığı alanlarda inanç temelli sistematik şiddet uygulandığına dair ciddi bilgiler paylaşıldı. Sivil ölümler, zorla yerinden etmeler ve mülklerin yakılıp yağmalanmasının hedefin Aleviler olduğunu gösterdiği kaydedildi.

HDK, Alevilerin yaşadığı bölgelerdeki şiddet ve zorla yerinden etme olaylarının görmezden gelinemeyeceğini vurguladı. Sivillerin yaşam hakkının ihlaline neden olan her türlü müdahalenin kabul edilemez olduğu belirtildi. Uluslararası toplumun sessizliğinin, bu suçların zeminini genişlettiği ve şiddeti artırdığı ifade edildi.

Açıklamada, Türkiye’nin Suriye’de yaşanan bu vahşete sessiz kalmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Türkiye’nin, hem bölgesel sorumluluğu hem de taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri gereği sivillerin korunması konusunda açık ve etkili bir tutum alması gerektiği dile getirildi.

Son olarak, HDK, Alevilerin yaşadığı bölgelerdeki sivil ölümler ve hak ihlallerinin açığa çıkarılması için Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası mekanizmaların acilen harekete geçirilmesi gerektiğini belirtti. Saldırılar karşısında sessiz kalmanın, bu suçları normalleştirmek anlamına geleceği ifade edildi.

Hüseyin Mat: “Yeni Yıl, Barış ve Kardeşliğin Yılı Olsun”

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yeni yıl dolayısıyla yayımladığı mesajında barış, adalet ve dayanışma temalarını öne çıkardı.

2025 yılının zorlu geçtiğini belirten Mat, 2026 yılının umutların yeniden yeşerdiği bir dönem olmasını diledi. Barışın, adaletin ve dayanışmanın güçlendiği bir yıl temennisinde bulundu.

Başkan Mat, herkesin sevdikleriyle birlikte sağlık, huzur, mutluluk ve başarı dolu bir yıl geçirmesini dileyerek yeni yılı en içten duygularla kutladığını ifade etti.

Yeni yılın kötülüklerin azaldığı, iyiliklerin çoğaldığı; sevgi, anlayış ve umudun yol gösterdiği bir yıl olmasını isteyen Mat, mesajını “Aşk ile” sözleriyle sonlandırdı.

ABF: İnkâra ve Zulme Direnişimiz Kesintisiz Devam Edecek

Alevi Bektaşi Federasyonu, yeni yıla girerken yaptığı açıklamada inkâr, asimilasyon, ayrımcılık ve zulme karşı mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurguladı. Federasyon, Alevi Bektaşi toplumunun inancından ve eşit yurttaşlık talebinden asla vazgeçmeyeceğini belirtti.

Açıklamada, Alevi Bektaşi inancının tarihsel olarak baskılara maruz kaldığına dikkat çekilerek, 2026 yılının geçmişte yaşanan katliamlarla yüzleşme yılı olması gerektiği ifade edildi. Maraş, Sivas, Çorum ve Dersim’deki katliamların hesabı sorulmadan gerçek bir barışın mümkün olamayacağı dile getirildi.

Alevi Bektaşi yolunun cesaret, adalet ve dayanışma üzerine kurulu olduğu vurgulandı. Federasyon, yeni yılda laiklik, demokrasi ve barışın savunucusu olmayı sürdüreceğini belirterek, bu mücadelenin tüm toplum için hayati önemde olduğunu ifade etti.

Cemevlerine ibadethane statüsü tanınması, Alevi inancının eşit kabul edilmesi ve ayrımcı politikaların son bulması için mücadeleye devam edileceği açıklandı. Federasyon, tüm canların ve ezilen halkların yeni yılını kutlayarak, savaşsız ve sömürüsüz bir yaşam dileğiyle açıklamasını sonlandırdı.

Antalya Alevi Kurumları’ndan 2026 Çağrısı: Barış ve Eşitlik Yılı Olsun

Antalya’daki Alevi kurumları, 2026 yılının barış, eşitlik ve adaletin hâkim olduğu bir yıl olmasını umuyor. Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Altınova Şubesi Başkanı Adnan Arslan, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan ve PSAKD Altınova Şube Sekreteri Abdurrahman Karadağ, 2025 yılının Aleviler ve tüm mazlum halklar için sıkıntılı geçtiğini belirterek, 2026 yılından beklentilerini dile getirdi.

Adnan Arslan, 2025’te yaşanan hukuksuzluklar ve gözaltılarla dolu bir yıl geçirdiklerini ifade ederek, Suriye’de Alevilere yönelik soykırımların durması gerektiğini vurguladı. “Artık insanlar ölmesin. 2026 yılının barış ve kardeşlik içerisinde geçtiği bir yıl olmasını diliyoruz” dedi.

Kazım Uçarcan ise 2025 yılında Alevi katliamlarına karşı yeterli bir mücadele sergileyemediklerini belirterek, bu yılın devlet destekli asimilasyon politikalarının arttığı bir dönem olduğunu söyledi. Uçarcan, “Dünya halklarıyla ortaklaşabileceğimiz bir yıl olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

Abdurrahman Karadağ, 2025’in asimilasyon politikalarına karşı bir mücadele yılı olduğunu ifade ederek, Suriye’de yaşanan Alevi katliamlarının kabul edilemez olduğunu dile getirdi. 2026’nın savaşların ve ölümlerin sona erdiği, insanların barış içinde yaşayabildiği bir yıl olması temennisinde bulundu.

Suriye’deki dram: FEDA ve DAKB, bu bir iç mesele değil, insanlık krizi!

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Suriye’de sivillere yönelik artan şiddet olaylarına dair yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, mezhepsel ve etnik kimlikler temelinde gerçekleştirilen saldırıların başta Aleviler olmak üzere tüm halkları ve inanç gruplarını hedef aldığı vurgulandı.

Suriye’de yıllardır süren silahlı çatışmaların, siviller açısından derinleşen bir insani krize yol açtığı belirtilirken, son dönemde artan saldırıların sistematik bir nitelik kazandığı ifade edildi. Alevilerle birlikte Hristiyanlar, Dürziler, Kürtler ve Ezidilerin de bu saldırılara maruz kaldığına dikkat çekildi.

Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde kimlik temelli tehditler, toplu infazlar ve zorla yerinden etme uygulamalarının yaygınlaştığı kaydedildi. Bu durumun uluslararası hukukun açık ihlali olduğu vurgulanarak, sivillerin korunması ilkesinin doğrudan hedef alındığı belirtildi.

Açıklamada, uluslararası toplumun Suriye’de yaşananları göz ardı etmemesi gerektiği ifade edilerek, Birleşmiş Milletler ve ilgili uluslararası kuruluşların, sivillere yönelik ihlalleri bağımsız ve şeffaf şekilde soruşturması gerektiği çağrısında bulunuldu. Ayrıca, mezhep ve etnik köken temelinde hedef alınan grupların korunması ve faillerin cezasız kalmaması için hukukî süreçlerin işletilmesi gerektiği vurgulandı.

Son olarak, bu sürecin uluslararası barışı ve insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren ağır bir kriz olduğu hatırlatılarak, Aleviler başta olmak üzere hiçbir topluluğun kimliği nedeniyle hedef alınamayacağı ifade edildi. Uluslararası toplumun sessizliğinin sona ermesi gerektiği belirtildi.

Binali Efe: Alevilere yönelik asimilasyon politikaları sürüyor!

Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis köyünde cami yapımına yönelik girişim, Alevi kurumlarının tepkisini çekti. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Döşemealtı Şube Başkanı Binali Efe, bu durumun Alevilere yönelik yüzyıllardır süren asimilasyon politikalarının bir parçası olduğunu vurgulayarak, devletin valisi ve kaymakamının bu süreçte aktif rol oynadığını belirtti.

Efe, Alevi köylerine cami yapılmasının yeni bir uygulama olmadığını dile getirirken, Osmanlı dönemine de atıfta bulundu. II. Mahmut döneminde Hünkar Dergahı’nın yanına yapılan caminin, Alevileri asimile etme çabasının bir örneği olduğunu ifade etti. Bu tür uygulamaların geçmişte kaldığı düşüncesinin yanlış olduğunu, asimilasyon politikalarının hâlâ devam ettiğini vurguladı.

Alevi toplumu, tarih boyunca sistematik bir Sünnileştirme politikasıyla karşı karşıya kalmıştır. Efe, günümüzde de bu politikaların kaymakam ve vali eliyle köy muhtarları üzerinde baskı kurularak devam ettiğini, muhtarların ihtiyaçlar karşısında cami yapımına onay vermek zorunda bırakıldığını dile getirdi.

Binali Efe, Alevilerin inançlarına saygı beklediğini belirterek, camiye karşı olmadıklarını ancak inançlarına yönelik saygısızlıkları kabul etmediklerini söyledi. Efe, Alevi inancını özünde hissedenlerin, köylerine cami yapılmasına izin vermeyeceklerini ifade etti. Alevilerin, diğer inançlara saygılı olduğunu ancak kendilerine de saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Suriye’de Alevilere yönelik HTŞ destekli saldırılar devam ediyor

HTŞ destekçilerinin Suriye’nin kıyı ve orta kesimlerinde Alevilere yönelik saldırıları devam ediyor. Geçici Suriye Hükümeti’ne bağlı güçlerin barışçıl gösterilere müdahalesinin ardından, HTŞ yanlısı gruplar Alevilere karşı provokatif eylemlere girişti.

Alevi yurttaşlar, 28 Aralık’ta Şêx Xezal Xezal’ın çağrısıyla sokaklara çıkarak federalizm talep etti. Ancak bu barışçıl gösteriler, HTŞ’ye bağlı silahlı gruplar tarafından provoke edildi ve Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde saldırılar gerçekleştirildi.

Özellikle Hama’nın batısındaki Mehrus beldesinde, motosikletli ve silahlı bir grubun evlere ve dükkanlara saldırdığı bildirildi. Bu saldırılar sonucunda maddi hasar meydana gelirken, yerel halk arasında büyük bir korku ve panik oluştu.

Lazkiye’deki Meşrui Sabail, Ziraa ve El-Ezher mahallelerinde de evlere saldırılar düzenlendi. Kentte bir Alevi çocuğun saldırıya uğrayarak darp edildiği ve mezhebinden vazgeçmesi için tehdit edildiği iddiaları, kamuoyunda infial yarattı.

HTŞ destekçilerinin saldırılarının artması üzerine Lazkiye Valiliği, şehirde sokağa çıkma yasağı ilan etti. Yasak, 17:00’dan 06:00’ya kadar sürecek. Bu durum, Alevi yurttaşların güvenliği açısından ciddi bir tehlike oluşturuyor.

Alevilere Yönelik Saldırılara Son Verilmeli!

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Suriye’nin Lazkiye kentinde Alevilere yönelik organize saldırılar hakkında yazılı açıklamalarda bulundu. Her iki lider, sivillerin tehlikede olduğunu vurgulayarak Birleşmiş Milletler (BM), uluslararası toplum ve Türkiye’yi acil harekete geçmeye çağırdı.

Hatimoğulları, Alevilere yönelik saldırıların başladığını ve bu saldırılar sonucunda ev ve iş yerlerinin tahrip edildiğini belirterek, “Bu organize saldırılar acilen durdurulmalıdır. Herkesi Suriye’de yaşananlara karşı kalkan olmaya çağırıyoruz. Olası katliamların önüne geçmek mümkündür. Suriye’deki Alevi toplumunun sesi olalım!” ifadelerini kullandı.

Bakırhan ise, geçici Şam hükümetinin gerekli önlemleri almadığını dile getirerek, “Sivilleri korumakla yükümlü olan bu hükümetin harekete geçmediği görülmektedir. Her geçen saat kritik bir öneme sahip. BM ve uluslararası toplum acilen devreye girmelidir. Türkiye, siyasi ve diplomatik kanallarla bu duruma müdahale etmelidir” dedi.

Her iki lider, sivil halkın derhal koruma altına alınması gerektiğini belirtti ve tüm siyasi ve toplumsal çevreleri, daha büyük trajediler yaşanmadan üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye çağırdı.

Suriyeli Alevi kadınlardan sesleniş: Sessiz kalmak, hayatı tehlikeye atıyor!

DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Suriyeli Arap Alevi kadınların maruz kaldığı sistematik şiddet ve insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Koca, bu kadınların yaşam mücadelesinin göz ardı edildiğini ve seslerinin duyulması gerektiğini vurguladı. “Bugün sesimizi duymazsanız yarın çok geç olacak” diyen Koca, Arap Alevi kadınların yaşadığı acıları kamuoyuyla paylaştı.

Arap Alevi kadınların mesajında, “Adımız fısıltıyla anılıyor. Acımız görmezden geliniyor. Hayatlarımız pazarlık konusu yapılıyor” ifadeleri yer aldı. Koca, kadınların sadece kimlikleriyle değil, bedenleriyle de hedef alındığını belirterek, kaçırılma korkusu ve tehditlerin bu kadınların yaşamlarının bir parçası haline geldiğini aktardı.

Koca, Suriye’deki yeni yönetimle birlikte Alevilere yönelik saldırıların arttığını ifade ederek, “2014’te IŞİD’in Ezidi kadınlara yaptıklarının bugün Arap Alevi kadınlara reva görüldüğünü görüyoruz. Kadınlar köle pazarlarında satılıyor, Aleviler toplu mezarlara gömülüyor” şeklinde konuştu.

Alevilerin yok sayılmaması gerektiğini vurgulayan Koca, uluslararası insan hakları savunucularına ve kurumlara çağrıda bulundu. Suriye’ye milletvekillerinden oluşan bir heyetin gönderilmesi ve halkların kendi kaderlerini belirleyebileceği demokratik bir Suriye’nin inşa edilmesi gerektiğini belirtti.

Koca, açıklamasını “Bugün onları duyalım, bu katliamı durduralım. Hep birlikte barışın sesi olalım” çağrısıyla sonlandırdı.

Suriye’de Alevilere yönelik katliama son verilmesi çağrısı!

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Suriye’nin kıyı bölgelerinde Arap Alevilerine yönelik saldırıların soykırım boyutuna ulaştığını belirterek Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası toplumu acil müdahaleye çağırdı. Açıklamada, Alevilere yönelik saldırıların giderek yaygınlaştığı ve bu saldırıların soykırım niteliği taşıdığı vurgulandı.

Açıklamada, Aralık ayından bu yana Arap Alevilerine yönelik toplu katliamlar, suikastlar, kadınların kaçırılması ve ibadet mekanlarının tahrip edilmesi gibi ciddi insan hakları ihlalleri yaşandığı ifade edildi. Saldırılar, ibadet eden insanlara yönelik cihatçı gruplar tarafından gerçekleştirilen saldırılarla daha da derinleşti.

DAD, Suriye’deki Colani hükümetinin, halklara ve inançlara karşı selefi bir anlayışla hareket ettiğini belirterek, bu soykırım saldırılarının sorumlusunun bu hükümet olduğunu vurguladı. Uluslararası güçlerin bu saldırılara sessiz kalmasının, açık bir suç ortaklığı oluşturduğunu ifade eden dernek, katliamların durdurulması için acil önlemler alınmasını istiyor.

Alevi, Kürt, Dürzi ve diğer inanç gruplarının özgün varlıklarının, Suriye’nin demokratik geleceğinin teminatı olduğunu belirten DAD, ülkede devam eden savaşın sonlanmasının ve demokratik bir yapının inşa edilmesinin tek yolunun bu hakikati tanımak olduğunu dile getirdi. Tüm demokratik güçleri, saldırılara karşı durmaya ve Suriye’nin demokratikleşmesi için mücadele etmeye çağırdı.