Ana Sayfa Blog Sayfa 424

Halay çeken gençlere polis saldırısı: Havaya ateş açıldı

Kadıköy Moda sahilinde halay çeken gençlere saldıran polisler, havaya ateş açtı, 4 genç daha sonra darp edilerek gözaltına alındı

Kadıköy Moda sahilinde Kürtçe müzik eşliğinde halay çeken gençlere polis saldırdı. Gençlere saldıran polisler, gençlerin müzik hoparlörüne el koydu. Gençlerin buna tepki göstermesi üzerine polis, gençlere biber gazı sıktı. Polisler ve gençler arasında arbede yaşanmasının ardından bir polis belindeki silahını çekerek, defalarca havaya ateş açtı. Havaya açılan ateşin ardından olay yerinden uzaklaşan gençlerin peşinden koşan polis, en az 4 genci gözaltına aldı.

Gözaltına alınan gençler polis aracı içerisinde darp edilirken, çevredeki yurttaşlar polise tepki gösterdi. Gözaltına alınan gençlerin isimleri ve nereye götürüldüğü ise henüz öğrenilemedi.

HABER MERKEZİ

#Halay #çeken #gençlere #polis #saldırısı #Havaya #ateş #açıldı

Ankara’da Kürt Dili Bayramı paneli

Anka-Der, Kürt Dili Bayramı nedeniyle düzenlediği panelde konuşan Yazar Adar Jiyan, ‘Ana dili ile eğitim görmeyen bir çocuk hayatı boyunca içine kapanık saldırgan, güvensiz ve özgüvensiz olarak yetişir’ dedi

Anka Dil Kültür Sanat Derneği (Anka-Der), 15 Mayıs Kürt Dili Bayramı dolayısıyla Tüm Yerel Belediye ve Yerel Yönetimler Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) Genel Merkezi’nde panel düzenledi. Panelde Yazar Adar Jiyan, Dimîlkî Öğretmeni Feride Akturan ve üniversite öğrencisi Fatma Demirağaç konuştu.

15 Mayıs 1932 Kürt dili için önemli bir dönüm noktası

Celadet Bedirxan öncülüğünde Kürt aydınlarının 15 Mayıs 1932’de “Hawar” isimli Kürtçe derginin ilk sayısını çıkardığını ve 2006 yılında ise 15 Mayıs’ın Kürt Dil Bayramı olarak ilan edildiği bilgisini paylaşan Akturan, “Ortadoğu’nun en kadim halkı olan Kürt halkının dili, tarih boyunca birçok alfabe ile yazıya döküldü. Hint-Avrupa dil ailesinde yer alan Kürtçe için, Çivi yazısı, Arami, Pehlevi, Yunani, Süryani, Binu Şad/Masi Sorati alfabesi ve Ezidi Kürtlerin Sır alfabesi gibi çeşitli alfabeler kullanıldı. Celadet Ali Bedirxan ve bir grup Kürt aydınının 1930’larda Şam’da başlattığı çalışma ise Kürt dili için önemli bir dönüm noktası sayılıyor. Kürt dili gramer ve alfabesi üzerinde incelemeler yapan Celadet Ali, Fransız dil bilimci Roger Lescot ile Kürt dili üzerine çalışmalar yürütür” dedi.

‘Hawar dergisi milattır’

Hawar dergisinin Kürt kültür tarihi açısından milat olduğuna dikkat çeken Akturan, şunları söyledi: “91 yıl önce Celadet Ali Bedirxan ve arkadaşlarının öncülük ettiği bu kültürel devrim, bugün de Kürt dili ve kültürü çalışmalarına ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Hawar dergisi dil, kültür, kimlik ve edebiyat başta olmak üzere birçok alanda büyük bir değişime öncülük ederek Kürt dili ve kültürü çalışmalarının son yüzyılına damgasını vurmuştur. Bünyesinde Osman Sabri, Nurettin Zaza, Cegerxwîn gibi büyük Kürt edebiyatçıların yetişmesini sağlayan dergi Kürt dili ve edebiyatı için de sembol olmuştur.”

‘Anadil insanın en temel öğelerinden biri’

İnsanın 3 temel öğesinden birinin anadil olduğuna işaret eden Jiyan, “Kişilik mizaç, yaratılış ahlak bile ana rahminde etkilenen bir birer unsur. Bu 3 unsurun bir tanesi ana sütü. Bir insanın beden sağlığı açısından en önemli gıda anne sütüdür. Anne sütünden yoksun bir çocuk hayatı boyunca bedenen sağlıklı bir biçimde yaşayamaz. İkincisi anne sevgisini yaşamayan anne sevgisine doymayan bir kişi ruhsal olarak bir eksiklik yaşar hayatı boyunca. Ruhsal açısından da annenin sevgisi en önemli sevgidir. Ondan da büyük bir sevgi olamaz. Üçüncüsü ana dilidir. Ana dili ile eğitim görmeyen bir çocuk hayatı boyunca içine kapanık saldırgan, güvensiz ve özgüvensiz olarak yetişir. Hem kişiliğinde hem beyninde hasara neden oluyor hem de ilişkilerinde çok olumsuz sorunlara karşı karşıya kalma ihtimali yüksek son derece” ifadelerinde bulundu.

Anadilimizden koparılıyoruz

Anadilden soğumanın göç politikaları ile başladığını belirten Demirağaç, “Göçe zorlanarak dilimizden koparıldık. Eğitim hayatına başlayınca anadil ile kopukluk başlıyor. Ortaokul döneminde okulda bir nebze daha az okulda vakit geçiriyoruz ve evde daha fazla Kürtçe konuşuyoruz. Fakat lise öğrenimine geçinde evden çok okulda vakit geçirdiğimiz için anadilden tam bir kopukluk yaşanıyor. Üniversite öğrenimine geçince hiçbir alanda ana dilimizi konuşamıyoruz” diye kaydetti.

Konuşmaların ardından katılımcılar serbest kürsüde söz alırken, panel Kurmanci ve Zazaki şarkılar eşliğinde son buldu.

HABER MERKEZİ

#Ankarada #Kürt #Dili #Bayramı #paneli

Tanhan: Vali ve Kaymakamlar halkı tehdit etti

Yeşil Sol Parti Mêrdîn Milletvekili Kamuran Tanhan, Vali ve Kaymakamların halkı Erdoğan’a oy vermeleri yönünde tehdit ettiğini belirtti

Mêrdîn’de Vali, kaymakam ve kayyımların ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimleri için muhtarlarla yaptıkları görüşmelerin ardından bu defa da iş insanları ve çeşitli kesimleri ziyaret etmeye başladı. Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’a oy vermeleri yönünde bir çok kesime baskılar yapıldığı belirtilirken, konuya dair Yeşiller Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mêrdîn Milletvekili Kamuran Tanhan yaşananlara tepki gösterdi.

Mêrdîn merkez ve ilçelerinde yaptıkları temaslar sırasında Mardin Valiliği ve ilçe kaymakamlarının AKP il ve ilçe yöneticileri gibi çalıştığını belirterek, “Hatta vatandaşlarımızı tehdit ettiklerini öğrenmiş bulunmaktayız. En son ilçelerimizde yaptığımız görüşmeler ve temaslarda muhtarlarımıza yönelik, esnaflarımıza yönelik ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik. Kaymakamlar ve valiliğin beraber sahada çalışıp, bir adaya oy istediklerini öğrenmiş bulunmaktayız. Kaymakam ve valiler devlet memurları olup, kanunda kurulmuş bulunmaktadırlar. Dolayısıyla bir siyasi partinin veya bir kişinin temsilcisi ya da yöneticisi değillerdir. Kaymakamlıkları ve valilikleri yasaya uymaya davet ediyoruz. Vatandaşımıza yapılan şantaja ve tehditlere son vermeye çağırıyoruz. Ayrıca vatandaşımızı 28 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu tür hukuka aykırılıklara gereken cevabı vereceğinden eminiz. Korkmuyoruz, sahadayız, çalışmaya devam ediyoruz” dedi.

HABER MERKEZİ

#Tanhan #Vali #Kaymakamlar #halkı #tehdit #etti

Kuşatmaya alınan Mexmûr halkına destek çağrısı

Amûdê İlçe Meclisi, yaptığı açıklama ile Irak ordusunun Mexmûr Kampı’nı kuşatmasına tepki göstererek, ‘Mexmûr halkını destekleme ve sahiplenme’ çağrısı yaptı

Qamişlo Kantonu Amûdê İlçe Meclisi, Mexmûr Kampı’nı kuşatan ve etrafını tellerle kapatmaya çalışan Irak ordusunun girişimlerini kınamak için bir açıklama yaptı. Meclis üyelerinin katılımıyla yapılan açıklamayı meclis üyesi Hena Xalid okudu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kürt halkının düşmanları tarih boyunca Kürtleri öldürmeye, yerinden etmeye ve haklarını ihlal etmeye devam ediyor. Kurdistan’da bu siyaseti yürütüyor. Binlerce Bakurê Kurdistanlı yerinden edilerek Mexmûr Kampı’na yerleştirildi. Bölgenin zorlu coğrafyasına ve bölge koşullarının yaşama uygun olmamasına rağmen Bakurê Kürdistan halkı yaşamı ölümden yarattı. Kampa yerleştikleri günden bu yana onlara yönelik politikalar devam etti. Kamp BM gözetiminde olmasına rağmen, birkaç gündür Irak ordusunun kampı ağır silahlarla kuşatmış durumda. Bu politika bize başka komploların tohumlarını gösteriyor.Kampta sakinleri BM’nin gözetimi altındadır. Onlara yönelik kuşatma, mültecilerin haklarını koruma kurallarına da aykırıdır. Bu nedenle Irak hükümeti, Türk hükümetinin politikalarına aldanmamalıdır.Bu zor ve zahmetli süreçte Mexmûr Kampı’ndaki halkımız kuşatma altına alınıyor, Şengal’deki halkımıza yönelik düşmanlık politikaları uygulanıyor ve Sêmalka Sınır Kapısı kapatılıyor. Bu politikalar birbiriyle bağlantılıdır.Başûrê Kurdistan’daki halkımızı Mexmûr’daki kardeşlerini desteklemeye çağırıyoruz. Ayrıca BM ve Irak hükümetine mültecilerin haklarını korumaları çağrısında bulunuyoruz.”

KCDK-E’den Mexmûr halkını sahiplenme çağrısı

Avrupa Kurdistanlı Demokratik Toplumlar Kongresi de (KCDK-E), yaptığı açıklamada “KCDK-E olarak, Maxmur halkının soykırıma karşı onurlu direnişini selamlıyor, yurtdışında yaşayan halkımızı duyarlı olmaya ve Maxmur halkını sahiplenmeye çağırıyoruz. Bulunduğumuz her yerde diplomatik yollarla Türk devleti, işbirlikçi KDP ve gerici Irak rejimini teşhir etmeye çağırıyoruz. Mexmur halkının direnişi soykırımcılara diz çöktürecektir” ifadelerine yer verdi.

KCK: Kuşatma kaldırılmalı

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı ise, “Irak devleti Maxmur mülteci kampına yönelik başlattığı kuşatmayı sonlandırmalı ve bu gerginliğe son verilmelidir. Irak devleti sorunları askeri güçle, kuşatma ve dayatmayla değil diyalogla çözmeyi esas almalıdır” diye belirtti.

HABER MERKEZİ

#Kuşatmaya #alınan #Mexmûr #halkına #destek #çağrısı

G7 Zirvesi: Ukrayna’ya tam destek, Rusya’ya yeni yaptırımlar

Japonya’nın Hiroşima kentinde gerçekleşen G7 Zirvesi’nde liderler, Ukrayna’ya ‘gerektiği sürece tam destek’ vereceklerini belirtirken, Rusya’ya yönelik yaptırımların arttırılmasında mutabık kaldı

Japonya’nın Hiroşima kentinde Cuma günü başlayan ve bugün sona eren G7 Liderler Zirvesi’nde, Japonya, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Fransa, İngiltere, İtalya ve Kanada’nın devlet ve hükümet başkanları küresel siyasi meseleleri ele aldı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin de davet edildiği zirvenin gündem maddeleri arasında Ukrayna Savaşı, Moskova’ya yönelik yaklaşımlar, Çin’in nüfuz iddialarına Batı’nın vereceği tepki ve küresel ekonomik konular yer aldı.

DW Türkçe’de yer alan habere göre, G7 Zirvesi’nde liderler Ukrayna’ya “gerektiği sürece tam destek” vereceklerini belirtirken, ABD Başkanı Joe Biden, Ukrayna’ya ABD yapımı F-16 savaş uçağı tedarik etme onayı verdi. G7 liderleriyle görüşen Biden’ın, Ukraynalı pilotlara yönelik ortak eğitim programlarına ABD’nin de destek verdiğini söylediği açıklandı.

Rusya’ya yeni yaptırımlar

G7 liderleri, Rusya’ya ve Rusya’nın saldırı savaşına destek verenlere yönelik yaptırımları artırma konusunda mutabakata varırken, Moskova’ya yönelik mevcut yaptırımlardaki boşlukların kapatılmasına da karar verildi. Zirvede, Rusya’yı “savaşı destekleyecek teknoloji, endüstriyel ekipman ve hizmetlerden” mahrum bırakmak istendiği belirtildi. G7 liderleri Rusya’nın milyar dolarlık ham elmas ticaretine de kısıtlamalar getirilmesi yönünde irade beyan etti.

Elmas ticareti, elmas üretiminde dünyada ilk sırada bulunan Rusya’nın önemli gelir kaynaklarından. Devlete ait elmas madenciliği şirketi Alrosa’nın 2021 yılında elde ettiği gelirin yaklaşık 4 milyar euro civarında olduğu biliniyor.

Çin risklerini en aza indirmek

Zirveyi takip eden uzmanlar, ABD ile Avrupa ülkelerinin küresel ticaretteki farklı çıkarları sebebiyle Çin konusunda ortak bir duruş sergilemelerinin zor olduğunu belirtiyor.

Liderler, ekonomik bir “ayrışma” olmaması, ancak tedarik zincirleri çeşitlendirilerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’e bağımlılık risklerinin azaltılması konusunda anlaştı. G7 ülkeleri, hızla silahlanan Çin’in Asya-Pasifik bölgesindeki “askerileştirme faaliyetlerine” karşı uyarıda bulunurken, Pekin’den de Rusya’ya askerlerini Ukrayna’dan bir an önce çekmesi için baskı yapmasını talep etti.

Nükleer silahsızlanma

G7, 1945 yılında ABD’nin atom bombası saldırısıyla yerle bir olan Hiroşima’da ilk kez nükleer silahsızlanmaya ilişkin kendi deklarasyonunu yayınladı. Bildiride Çin’in hızla büyüyen nükleer cephaneliğinden duyulan endişe dile getirildi. Ayrıca Moskova’nın Ukrayna savaşında nükleer silah kullanma tehdidini ve Belarus’ta konuşlandırılacağı duyurulan nükleer silahları “tehlikeli ve kabul edilemez” olduğu ifade edildi. G7 liderleri Kuzey Kore’ye de nükleer silahlardan tamamen vazgeçmesi çağrısında bulundu.

İklim politikaları

G7 ülkeleri, küresel ısınmanın 1,5 derece ile sınırlandırılması amacıyla, yeni araç kayıtlarında elektrikli araçların payının 2035 yılına kadar yüzde 100’e çıkarılmasını hedeflediklerini belirtti. Ayrıca gaz sektöründe devlet destekli yatırımlara belirli koşullar altında ve Rus kaynaklarına bağımlılığı sona erdirmek için “geçici bir önlem olarak” izin verilebileceği belirtildi. Ancak G7’nin iklim politikasındaki genel hedefin “en geç 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşmak” olarak kaldığı vurgulandı.

HABER MERKEZİ

#Zirvesi #Ukraynaya #tam #destek #Rusyaya #yeni #yaptırımlar

Yeşil Sol’dan teşekkür ziyaretleri ve sandığa gitme çağrısı

Yeşil Sol Parti, 28 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri için sahada çalışmalarını sürdürüyor. Halka kendilerine verilen destek için teşekkür eden partililer ikinci turda sandığa gitme çağrısı yaptı

Yeşiller Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) 14 Mayıs’taki seçimlerde verdikleri destekten dolayı başlattıkları teşekkür ziyaretleri Mêrdîn’de sürdürüyor. Hem halka teşekkür eden hem de 28 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri için sandık çağrısı yapan Yeşil Sol Parti Mêrdîn Milletvekilleri ve beraberindeki heyet; Rişmîl (Yeşilli), Nisêbîn (Nusaybin), Stewr (Savur) ve Qoser (Kızıltepe) ilçelerinde temaslarda bulundu.

Sandığa gitme çağrısı

DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ve beraberindeki heyet Rişmîl ilçesine bağlı köyler ile ilçe merkezinde temaslarda bulundu. İlk olarak köylerde halkla bir araya gelen Aydeniz ve beraberindeki heyet halka teşekkür ederek, 28 Mayıs’ta sandığa gitme çağrısı yaptı.

‘Kürt halkı görevini yerine getirdi’

Halkın sorularını da yanıtlayan Aydeniz, sandık sonuçlarının istedikleri gibi olmamasına rağmen AKP ve MHP iktidarının geriletildiğini belirterek, Kürt halkının 14 Mayıs’ta üzerine düşeni yaptığını ifade etti. Seçim hilelerine işaret eden Aydeniz, “Hukuksuzluklar karşısında belki, istediğimiz sonucu elde edemedik gibi görünüyor. Ama şu çok net Kurdistan halkları üzerine düşen rolü, misyonu yerine getirmiştir. Bu konuda hem moralimiz, hem motivasyonumuzu hem de gerçekliğimizi görmek gerekiyor” dedi.

’28 Mayıs’tan sonra özeleştirimizi yapacağız’

Seçimdeki aksaklılara ve istenen sonuca ulaşılamamasının birçok nedeni olduğunu belirten Aydeniz devamında şunları söyledi: “İşte bizim taktiksel yanlışlarımız, ittifak yanlışlarımız, aday belirlemedeki eksikliklerimiz, örgütsel olarak sorunlarımız,, anlayış sorunlarımız… Bunların hepsini 28’inden sonra oturacağız, konuşacağız, bunun muhasebesini yapacağız. Bunun özeleştirisini yapması gereken, hesabını vermesi gereken hangimiz isek tek tek bunu konuşacağız. Ama bugün hem bu duruşunuza, tutumuza teşekkür etmek için hem de 28’ine daha önemle yüklenmemiz için. 28 Mayıs 14’ünden çok daha önemli bir mesele. Erdoğan ile Kılıçdaroğlu arasında tercih yapma meselesi değil. Mesele bizlerin kendi coğrafyamızda, kendi topraklarımızda özgürce, dilimizle, kültürümüzle yaşayabilme meselesidir. Mesele bu iktidarın özelde son 8 yıldır, genelde de 21 yıldır Kürtleri düşmanlaştıran, bizleri kutuplaştıran dilinden kurtulma meselesidir. Mesele bu savaşçı politikalardan dolayı ekonomik krizin bu kadar derinleşmesi ve evimize bir ekmek götürememe meselesidir.”

HABER MERKZİ

#Yeşil #Soldan #teşekkür #ziyaretleri #sandığa #gitme #çağrısı

Hewlêr Cezaevi’nde tutuklu Dağ ve Er’e işkence

Hewlêr Cezaevi’nde tutulan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, aileleriyle yaptıları görüşmede işkenceye maruz kadıklarını aktardı

Federe Kürdistan Bölgesi’nde 17 Temmuz 2019’da Türkiye’nin Hewlêr Başkonsolosluğu’nda görevli diplomat Osman Köse ile Irak vatandaşı Neriman Osman ve Beşdar Ramazan’ın yaşamını yitirdiği saldırı gerekçesiyle ilk derece mahkeme tarafından idam cezası verilen Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er cezaevindeki işkenceyi anlattı.

Hewler Cezaevi’nde tutulan Dağ, 14 Mayıs’ta aileleriyle yaptıkları telefon görüşmesinde cezaevinde yaşanan hak ihlallerini paylaştı. Dağ, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde, KDP güçleri tarafından fiziki işkence gördüklerini belirtti. Ailesi, Dağ’ın aktarımlarını şu sözlerle dile getirdi: “Keyfi aramalar yapılıyor. Bizlere fiziki şiddet ve hakaretler ediliyor. Bizlere iki üç hafta önce tek tip elbise uygulaması dayatıldı, kabul etmedik. Telefon hakkı ve revire çıkma hakkını elimizden alacaklarını söylediler. Aynı şekilde bizleri tekli odalara alacaklarını belirttiler.”

Dağ ailesi, 14 Mayıs’tan sonra çocuklarıyla iletişime geçemediklerini ve hayatından endişe ettiklerini belirtti.

HABER MERKEZİ

#Hewlêr #Cezaevinde #tutuklu #Dağ #Ere #işkence

28 Mayıs’ta sandık hilelerinin tekrarlanması nasıl önlenir?

14 Mayıs seçimlerinde yaşanan usulsüzlük ve hilelerin 28 Mayıs’ta tekrar edilmemesi için parti görevlileri ve müşahitlerin deneyimli dikkatli olması gereği gündeme geldi

Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekilliği seçimleri 14 Mayıs’ta gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 50 artı 1 oy oranına ulaşan aday olmamasından kaynaklı seçimler ikinci tura kaldı. Seçmenler, yeni cumhurbaşkanını seçmek için 28 Mayıs’ta yeniden sandık başına gidecek. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 14 Mayıs seçimleri sonrası hile ve usulsüzlük gerekçesiyle birçok sandığa itirazda bulundu. İtirazlara dair tartışmalar devam ederken, 28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tur için sandık güvenliği ve oyların nasıl korunacağına dair de tartışmalar alevlendi.

Müşahitlerin dikkat etmesi gerekenler

Siyasi partilerin ve adayların, oy kullanma, sayım-döküm, tasnif ve tutanakların tutulması işlemlerini takip etmek için belirlediği müşahitler, sandık güvenliği açısından kritik bir rolde. Sandık güvenliği hakkında eğitimli ya da deneyimli müşahitlerin, seçim günü saat 06.00’da sandık başında hazır olmaları gerekiyor.

Müşahitler, oy kullanımının başlamasından, ıslak sandık sonuç tutanağının tutulduğu vakte kadar sandık başında bulunmalı. Müşahitler, herhangi bir usulsüzlük tespitine karşı sandık kuruluna yazılı itirazda bulunmalı.

Müşahidin aşamadığı konularda ise, görev aldığı kurum/partinin okul sorumlusuna, avukatına ya da ilçe örgütüne anında bilgi vermesi gerekiyor.

142 belgesi

Sandık güvenliği açısından bir diğer önemli konu ise 142 belgesi. Söz konusu belge, 14 Mayıs’taki seçimlerde Dîlok’ta birçok yurttaşın habersiz bir biçimde Vatan Partisi müşahidi olarak görevlendirilmesinin ortaya çıkmasından sonra gündeme gelmişti.

142 belgesi, İlçe Seçim Kurulu tarafından Sandık Kurulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin, her birine seçmen olduğunu ve hangi seçimde oy kullanabileceğini gösteren ve sandık seçmen listesindeki bilgileri kapsayan bir belgedir.

142 belgesine sahip ancak Sandık Seçmen Listesi’nde adı olmayan kişilerin belgeleri, oy verme işleminden önce sandık kurulunca teslim alınmalıdır. Öte yandan ıslak imzalı olarak teslim alınması gereken belgede, kişinin adı soyadı, kimlik numarası, oy kullanacağı sandık numarası yazılı olması gerekir.

Yurttaşların oy kullanacağı sandık numarasının da üzerinde yer alması gereken belgede, yazılı kimlik bilgileriyle kişinin kimlik kartındaki bilgiler uyuşmalıdır. Ayrıca Sandık Kurulu, bu kapsamda oy kullananların ad-soyad ve kimlik bilgilerini seçmen listesinin sonuna yazarak bu kişilere imzalatmaması, sandıkta gerçekleşmesi mükerrer oy kullanımının önü açılacaktır.

Sayım ve döküm aşaması

Oy sayımı ve dökümü sırasında, sandık başkanının pusulada mührün hangi adaya basıldığını doğru okuyup okumadığı dikkatlice takip edilmeli. Yine okunan oyun sayım döküm cetveline doğru yazılıp yazılmadığı, cetveldeki rakamların doğru toplanıp toplanmadığı dikkatlice takip edilmeli. Sonrasında sonuçların tutanağa doğru geçirilip geçirilmediğine bakılmalı. Müşahit, hilelerin önüne geçmek için kendi çetelesini tutmak yerine sandık sayım döküm cetveline odaklanmalı.

Müşahitlere imzalı ve mühürlü tutanak

Müşahitler, oy sayımı sırasında yeterli sayıda hazırlanan Sandık Sonuç Tutanağının birer suretini, sandık kurulu başkanı ve üyelerince imzalandıktan ve mühürlendikten sonra teslim almalı. 298 Sayılı Seçim Kanunu 163/2 maddesi uyarınca tutanak suretini vermeyen sandık kurulu başkanı veya üyeleri, 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Tutanak yedeklenmeli ve parti yetkilisine teslim edilmeli

Oy sayımı sırasında görevli müşahit, teslim aldığı sandık tutanağını yedeklemek için hemen fotoğrafını çekerek, kaydetmeli ve tutanak fotoğrafını parti yetkilisine iletmeli. Bunun yanı sıra teslim aldığı sandık tutanağını da vakit kaybetmeden parti yetkilisine teslim etmelidir.

İlçe Seçim Kuruluna kadar takip edilmeli

Sandık güvenliği açısından en önemli aşamalardan biri de oy sayımı sonrası sandık sonuçlarının İlçe Seçim Kurulu’na götürüldüğü süreçtir. Sandık başkanı, mühürlenmiş oy torbasını, sandık sayım döküm cetveli ve sandık sonuç tutanağını yolda bir yere uğramaksızın İlçe Seçim Kurulu tutanak birleştirme binasına götürene kadar parti görevlileri tarafından takip edilmelidir.

Veri girişlerinde usülsüzlük

İlçe Seçim Kurulu’nda tutanak birleştirme sırasında parti ya da adaylar adına itiraza yetkili kişilerin yeterli sayıda hazır bulunmaması da hilelerin önünü açabilir. Bu nedenle sandık başkanının getirdiği sandık sayım döküm cetveli ve sandık sonuç tutanağının tarayıcı cihazından geçirilmesi ve YSK veri tabanına girmesi süreci takip edilmeli.

İlçe Seçim Kurulu Sandık tutanak veri girişlerini bilgisayar üzerinden yapan memurun, sandık sonuçlarını doğru yazıp yazmadığı kontrol edilmeli. Sandık sonuçlarının YSK veri tabanına doğru kaydedilip kaydedilmediğine dikkat edilmeli, veri girişinde yanlışlık veya usulsüzlük yapıldığında düzeltilmesi için müdahale edilmeli ve yazılı itiraz/şikayette bulunulmalıdır.

Bu esnada görevliler, ilçe birleştirme tutanağı oluşturulana kadar partisinin/kurumunun ilçe seçim koordinasyon merkeziyle düzenli olarak bilgi alışverişinde bulunmalıdır.

HABER MERKEZİ

#Mayısta #sandık #hilelerinin #tekrarlanması #nasıl #önlenir

Adana’da 4,9 büyüklüğünde deprem

Adana’da 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi

AFAD, Adana’nın Saimbeyli ilçesinde saat 15.46’da 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı. Deprem, 6.67 kilometre derinlikte meydana geldi.

HABER MERKEZİ

#Adanada #büyüklüğünde #deprem

İtalya’da 36 bin kişi evini terk etti, ‘kırmız alarm’ uyarısı yapıldı

Aşırı yağışların ardından selin yaşandığı İtalya’da 36 binden fazla kişi evini terk etmek zorunda kaldı, heyalan tehlikesi nedeniyle ‘kırmızı alarm’ uyarısı yapıldı

İtalya’nın kuzeyindeki Emilia Romagna bölgesinde hafta başından bu yana etkili olan yoğun yağışların ardından meydana gelen sel yüzünden 36 binden fazla kişi evini terk etmek zorunda kaldı.

Euronews’in haberine göre; bölge yönetimi, selin ardından olası heyelan tehlikesine karşı özellikle küçük yerleşim birimlerinde köylülerin evlerini terk etmek zorunda kaldığını duyurdu. Yerel yönetim, bölge için ilan ettiği “kırmızı alarm” durumunun pazar günü de geçerli olduğu uyarısında bulundu.

Sel bölgede şu ana kadar küçük çaplı da olsa 305 heyelanı tetiklerken, küçük yerleşim birimleri arasında 500’e yakın köy yolu ulaşıma kapandı. Sel yüzünden bölgede binlerce eve hala elektrik verilemiyor. Bazı noktalarda ordu birliklerinin de yerel halka yardım için sahaya indiği ve yardım çalışmalarına katılıyor. Çevre ve Enerji Güvenliği Bakanı Gilberto Pichetto, bir radyo kanalına yaptığı açıklamada, selden ciddi şekilde etkilenen Emilia Romagna bölgesi için “felaket durumu” ilan edeceklerini bildirmişti.

Bölgedeki yerleşim birimlerindeki sel sonucu 14 kişi can vermişti.

Başbakan ülkesine döndü

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, ülkesindeki sel nedeniyle Japonya’daki G7 Liderler Zirvesi’nden dün erken ayrılmak zorunda kalmıştı.

Meloni, zirveden ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, “G7’de yapmamız gerekenleri yaptık. Dönmeye karar verdim. Böyle zor bir anda İtalya’dan uzak kalamam. Krize gerekli yanıtları vermek için kişisel olarak çalışmam lazım. Bu durumla ilgilenen tüm bakanlara ve çalışmalara el veren 5 bin kişiye teşekkür ederim. Benim vicdanım bana dönmem gerektiğini söylüyor” demişti.

DIŞ HABERLER

#İtalyada #bin #kişi #evini #terk #etti #kırmız #alarm #uyarısı #yapıldı