Ana Sayfa Blog Sayfa 426

Sürgünde hayatını kaybeden Armutlu Amed’de uğurlandı

Paris’te hayatını kaybeden Mehmet Emin Armutlu’nun cenazesi, Amed’de kitlesel bir şekilde toprağa verildi

Türkiye’de 12 Eylül askeri darbesi döneminde tutuklanan ve 20 yıl cezaevinde kalan Mehmet Emin Armutlu, 2001 yılından bu yana sürgünde yaşadığı Paris’te 19 Mayıs’ta kalp krizi sonucu hayatını kaybetmişti. Armutlu’nun cenazesi, vasiyeti üzerine Amed’in Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Yeniköy Mezarlığı’nda defnedildi. Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Kültür ve Birlik Derneği (MEBYA DER), Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUAY-DER), Amed 78’liler Derneği, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ile çok sayıda kişi cenaze törenine katıldı

AMED

#Sürgünde #hayatını #kaybeden #Armutlu #Amedde #uğurlandı

Bebeğe tecavüz eden Furkan S. suçunu itiraf etti

Çaycuma’da, arkadaşı olan kadının bebeğine tecavüz eden Furkan S. suçunu itiraf ettikten sonra tutuklandı

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde Furkan S., arkadaşı olan kadının evine gitti. Kadın markete gittiği sırada Furkan S., kadının bebeğine tecavüz etti. Hastaneye kaldırılan bebeğin, tecavüze uğradığı tespit edildi.

Hayati tehlikesi bulunan çocuğun yoğun bakımdaki tedavisinin devam ettiği öğrenildi.

Suçunu itiraf etti

Gözaltına alınan ve suçunu itiraf eden Furkan S., emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği mahkemece, “çocuğa nitelikli cinsel istismar” ve “kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan tutuklandı.

Anne M.Ö. ve olayla bağlantısı olabileceği düşünülen M.G. isimli bir erkek şüpheli de gözaltına alındı.

M.Ö.’nün 8 yaşındaki diğer çocuğu ise koruma altına alındı.

HABER MERKEZİ

#Bebeğe #tecavüz #eden #Furkan #suçunu #itiraf #etti

İran’da çatışma, 5 sınır muhafız askeri öldü

İran Polis İdaresi dün akşam Sistan ve Belucistan eyaletinde çıkan silahlı çatışmada sınır muhafız birliklerinden 5 askerin öldüğünü duyurdu

İran Polis İdaresi, dün akşam Sistan ve Belucistan’da silahlı bir grupla İran sınır muhafız birlikleri arasında bir çatışma yaşandığını duyurdu.

Açıklamaya göre çıkan çatışmada sınır  muhafız birlikleri içerisinde görev alan 5 İran askeri öldü.

DIŞ HABERLER

#İranda #çatışma #sınır #muhafız #askeri #öldü

HDP’den Cumhur İttifakına tepki: Tutsak arkadaşlarımız üzerinden kirli propaganda yapılıyor

‘Tutsak arkadaşlarımız üzerinden kirli propaganda yapılıyor’ diyen HDP,  resmi twiter hesabından ‘Cumhur İtifakı tüm suçlarının hesabını verecek’ açıklaması yaptı

Halkları Demokratik Partisi (HDP), AKP-MHP’nin tutuklu siyasetçiler üzerinden muhalefet aleyhine yaptığı propagandaya tepki gösterdi.

Partinin resmi Twitter hesabından yapılan paylaşımda, şu ifadeler yer aldı: “Tutsak arkadaşlarımız üzerinden kirli propaganda yapan Cumhur İttifakı tüm suçlarının hesabını verecek. Demirtaş, Yüksekdağ ve diğer tüm arkadaşlarımız haksızca zindanda tutulmalarına rağmen bir adım geri atmadan dik duruyorlar. İşte bunların tüm korkusu bundandır!”

ANKARA

#HDPden #Cumhur #İttifakınatepki #Tutsak #arkadaşlarımız #üzerinden #kirli #propaganda #yapılıyor

İran’da idam edilen Kazemi’nin 3 kardeşi tutuklandı

İran rejimi tarafından idam edilen Majid Kazemi’nin 3 kardeşi tutuklandı

İran’da “İsfahan Evi” olarak bilinen davada Majid Kazemi, Saeed Yaqoubi ve Saleh Mirhashmi idam edilmişti. İdam edilen Kazemi’nin kız kardeşi Samia ile erkek kardeşleri Hossein ve Mehdi, hükümet güçleri tarafından tutuklandı. Hossein Kazemi ve Mehdi Kazemi’nin hangi cezaevine götürüldüğü bilinmezken, Kazemi’nin kız kardeşi Samia Kazemi’nin tutuklanma gerekçesinin idam karşıtı açıklamaları olduğu belirtildi.

DIŞ HABERLER

#İranda #idam #edilen #Kazeminin #kardeşi #tutuklandı

Çiçek: 2’nci tur geleceğe sahip çıkma mücadelesidir

‘2’nci tur geleceğine sahip çıkma mücadelesidir’ diyen Yeşil Sol Parti İstanbul milletvekili ve HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek seçmenlere 28 Mayıs’ta sandığa gitme çağrısında bulundu

Kurdistan ve Türkiye’de milyonlarca seçmen Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekilli Seçimleri için 14 Mayıs’ta sandık başına gitti. Tartışmalı hale gelen Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tura kalırken, seçmenler 28 Mayıs’ta bir kez daha sandık başına gidecek. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nden (Yeşil Sol Parti) milletvekilli seçilen Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, seçimlerde ortaya çıkan tabloyu, ittifakların durumunu ve seçim sürecinde yaşananlara dair Mezopotamya Ajansı’ndan Ergin Çağlar’a konuştu.

‘İktidar zafer elde edemedi’

21 yıllık iktidarı süresince devletin tüm olanaklarını çıkarları için kullanan AKP-MHP iktidarının tüm bunlara rağmen 14 Mayıs’ta bir zafer elde edemediğini belirten Çiçek, seçimlerin demokratik bir ortamda yürütülmediğinin altını çizdi. İktidarın, seçim öncesi ve sonrası başta Yeşil Sol Parti olmak üzere tüm muhalefet partilerine dönük yürüttüğü baskı ve saldırıları hatırlatan Çiçek, sandıktan çıkan sonuçları işaret ederek, “Muhalefet açısından seçimin tamamen başarısız bir sonuç olarak addedilmesini doğru bulmuyorum” dedi. Çiçek, “Seçim sonuçları iktidarın bu politikasına karşı nasıl örgütlenmesi gerektiğine dair derslerle dolu” şeklinde değerlendirdi.

‘Darbe söylemi algı yaratmaydı’

AKP’nin, kaybedeceği korkusuyla seçimlere ilişkin “siyasi darbe” söylemiyle bir algı yaratmaya çalışarak, gazeteci, siyasetçi, hukukçu ve sanatçıları gözaltına alıp tutukladığını dile getiren Çiçek, “Asıl darbe buydu” diye belirtti.

Seçimlerdeki “geçersiz oylara” dikkat çeken Çiçek, “11 yıldır siyaset sahnesinde olan, halk tarafından tanınan, bilinen bir partiye yönelik kapatma davası varken, bu partinin yeni bir partiyle seçime girmek zorunda kalması bir siyasi darbeydi. Bir yargı ve hukuk darbesiydi. AKP’nin son 8 yıldır yaptığı darbelerin bizzat muhatabıyız. Bu darbe ortamında elde edilen sonuçları kimse başarısız olarak addetmesin. Elbette ki yetmezliklerimiz var, sorumluluklarımız var. Tüm bunların muhasebesi yapılacak ama şu unutulmasın, son derece eşitsiz koşullarda mücadele yürütüyoruz. Bu sadece seçim zamanında değil. Yaklaşık 10 yıldır sistematik; yargıdan, kolluktan, askeri, siyasi ve kültürel olmak üzere her yönlü bir darbe zemini içerisindeyiz ve darbenin doğrudan muhatabıyız” dedi.

‘Kürt Haması yaratmak istiyor’

Kurdistan’daki sandıklardan çıkan iradeye değinen Çiçek, “İktidar, Kurdistan’da bütün olanaklarına rağmen, bütün baskı ve faşizan politikalarına rağmen özellikle de Kürt halkına dönük hem Türkiye’de hem Kurdistan’da hem de Ortadoğu’da yürüttüğü savaş politikalarına rağmen bir kez daha direnişe çarptı. Kürt halkı, bir kez daha iradesini sandıklarla ortaya koydu. İktidar, bu seçimde bundan dolayı HÜDA PAR’a alan açtı. Bu Kürt halkının direnişi karşısındaki çaresizliğin itirafı aslında. Egemen, devletçi akıl bir Kürt haması yaratmak istiyor şimdi. AKP, Kurdistan’da tabela partisi olmuş, bitmiş HÜDA PAR gibi yapıların önünü açmaya çalıştı. Türk- İslam sentezci olan bu iktidar, Kurdistan’da din, Türkiye’de Türkçülük politikasına sarıldı” dedi.

‘6’lı Masa ödevine çalışmadı’

AKP ve MHP iktidarının oluşturduğu Cumhur İttifakı’na karşı bir araya gelen Millet İttifakı ile Emek ve Özgürlük İttifakı’nın aldığı oylar üzerinden seçim sonuçlarını değerlendiren Çiçek, “Eğer bugün itibariyle Erdoğan ve oluşturduğu ittifaktan milyonlar kopmamışsa 6’lı Masa’nın, toplumun bu ceberut iktidardan koparılmasına, uzaklaştırılmasına dönük ev ödevlerini yapmadığı anlamına geliyor. Yani sonuç olarak aynı siyasal damardan ve aynı ideolojik damardan beslenen, aynı seçmen kitlesine seslenen siyasi yapılar Cumhur İttifakı’nda da Millet İttifakı’nda da vardı. Demek ki siz Erdoğan’ın milliyetçi politikaları karşısında doğru bir toplumsal örgütlenme çalışması yapmamışsınız. İkincisi siz milliyetçi politikalar karşısında toplumu gerçek sorunlarıyla buluşturmamışsınız” ifadelerini kullandı.

‘Tek adama kaybettirme üzerinden iddiamızı kurduk’

Millet ve Cumhur ittifaklarının karşısında yer alıp “3’üncü Yol” diyerek Erdoğan’a kaybettirmeyi hedefleyen Emek ve Özgürlük İttifakı’nın listelerinden seçime girdiği Yeşil Sol Parti’nin durumuna da işaret eden Çiçek sözlerine şöyle devam etti:

“Faşizme, Erdoğan’a yani tek adam rejimine kaybettirme üzerinden iddiamızı kurduk. Fakat bunu yaparken 3’üncü yol sözünü, politikasını ve toplumsal örgütlenmesini daha radikal, daha inançlı ve daha örgütsel yapmamız gerekiyordu. Ortaya çıkan sonuç, hedefleri toplumsal ve örgütsel olarak yapamadıklarımızı gösteriyor. Toplumsal çalışma olan emek sürecinin yetersiz olduğunu ortaya çıkardı. Tabi böyle bir sonucun ortaya çıkmasının birçok nedeni var. Unutmamak gerekir ki siyasi soykırıma uğrayan bir siyasi yapıyız. Yoksa aldığımız kimi taktiksel kararlarla stratejik hedefler arasındaki açı farkını, uyum farkını tartışmamız gerekiyor. Yani stratejik hedefte bir sıkıntı yok. Bu faşist iktidarı yıkmaya çalışırken kendi sözünüzü, alternatifinizi topluma daha güçlü sunmanız, toplumla daha güçlü buluşturmanız gerekmektedir. Bu konuda yaşanan sıkıntılar var, bu sıkıntıların bizlerden kaynaklanan nedenleri var ama bizim dışımızda da baskı rejimiyle ve doğrudan siyasi soykırım nedenleri de var. Bunları göz ardı ederek kendimize haksızlık yapamayız.

‘Kürt halkı hedeflerinde örgütlü’

Bu seçim sonuçları aynı zamanda bize Kürt halkının 50 yıllık özgürlük mücadelesinin ne kadar örgütlü bir kıvama geldiğini de göstergesidir. Düşünebiliyor musunuz Kılıçdaroğlu’na Cumhurbaşkanlığı için en çok oyu Kürt illerinden çıktı. Bu durum Kürt halkının hedeflerinde ne kadar örgütlü olduğunu gösterdi. Artık şunun herkes tarafından kabul edilmesi gerekiyor, Kürtlerin yürüttüğü özgürlük mücadelesi hem Kürt sorunun demokratik çözümü için hem Kürt halkının statüsü için hem de Türkiye halklarının demokratik geleceği için politik merkezdir.

Emek ve Özgürlük İttifak mücadele ittifakına dönüşmediği sürece başarı elde edemez

Bu seçimler yine 3’üncü yolun daha fazla Türkiye’de, batıda örgütlenmesi, toplumsal ve radikal örgütlenmesinin gerekliliğini de gösterdi. Emek ve Özgürlük İttifakı bugünden itibaren Türkiye’nin batısında bir toplumsal örgütlenme programı önüne koyamadığı sürece toplum, iktidarın bu milliyetçi politikalarına teslim olacak. Seçim sonuçlarına baktığımızda Emek ve Özgürlük İttifakı hedeflerine ulaşamamış, sınıfta kalmıştır. İttifak, bu ittifakı mücadele ittifakı olarak önüne koymadığı sürece seçimlerde istediği başarıyı elde edemeyecektir.”

‘Şaibeli seçim’

Seçim sonuçlarını “şaibeli bir süreç olarak” okuduğunu ifade eden Çiçek, toplumun umutsuzluğa düşmemesi gerektiğinin altını çizdi. Çiçek, “Bu kadar hırsızlıklara, gaspa ve darbeci yaklaşımlara rağmen hala yüzde 50 artı 1’i alamamış bir cumhurbaşkanı var. Bu onların en zayıf karnıdır. Bu noktada 2’inci turda bu zayıflıklarına odaklanmak zorundayız. Bu sefer devirmek için odaklanmalıyız” dedi.

‘Meclis aritmetiği yüzyıllık korkunun sonucu’

Parlamentoda ortaya çıkan görüntü için “siyasi mühendislik yapıldı” diyen Çiçek, şöyle devam etti:

“Türkiye’deki siyaset tekrardan Türkçü, İslamcı, milliyetçi, gerici ve ırkçı bir dizayna tabi tutuldu. Meclis’te bu aritmetiğin ortaya çıkması için devlet aklı düğmeye bastı. Bu durum ikinci yüzyıla giderken devletin yüzyıllık korkusunun da doğal bir sonucudur. Siyasal mühendislik dediğim bu, çünkü son yıllarda AKP- MHP faşizmine karşı Kurdistan ve Türkiye’deki sosyalistlerin, devrimcilerin ne kadar kilit rolde olduğunu sadece biz değil devlette gördü. Son seçim, bu ülkede ortak kurtuluş ve geleceğin yegane teminatının sosyalistler, devrimciler ve Kürtler olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu seçimler, bu kurtuluşa aynı zamanda bir müdahaledir. Bundan sonra hem 2’nci turda hem de sonrasında bu ülkenin devrimcilerinin, emekçilerin bir bütün olarak toplumsal özne olacağını ve gerçek kurtuluş olacağını, gerçek özgürlük olacağını göstermek zorundayız.  Tam da bu müdahaleyi akılda tutarak bundan sonraki süreçte tarihsel stratejimizi daha fazla nasıl güçleneceğimizin hesabını yapmak zorundayız.

‘2’nci tur geleceğe sahip çıkma mücadelesidir’

2’nci turda Erdoğan’ı göndermek tüm Türkiye halklarının geleceği için çok önemli bir süreç olacaktır. Erdoğan karşıtlığımız, başka bir siyasal yapıya destek anlamı değil hayatlarımızla ilgilidir. Bu iktidara tarihsel bir tokat atılması gerekiyor. 2’nci tur geleceğe sahip çıkma mücadelesidir. Sonuç olarak 21 yıllık AKP iktidarının yaptıkları ortadadır. 2’nci tura sayılı günler kala bütün seçmenlerimiz adeta bir örgüt gibi, bir demokrasi ve özgürlük neferi gibi çalışmalı. Sandığa gitmeyen her seçmeni sandığa götürmeliyiz.”

İSTANBUL

 

#Çiçek #2nci #tur #geleceğe #sahip #çıkma #mücadelesidir

Tarım işçilerini taşıyan araç şarampole devrildi

Tarım işlerini taşıyan minibüs şarampole devrildi 1 kişi hayatını kaybetti, 3’ü çocuk 8 kişi ise yaralandı

Riha’dan ( Urfa) Konya’ya gelen ve tarım işçilerini taşıyan minibüs, Ereğli ilçesinde şarampole devrildi. Nesibe Büyükçay isimli yolcunun hayatını kaybettiği kazada, 3’ü çocuk 8 kişi yaralandı. Yaralılar, Ereğli Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

ANKARA

#Tarım #işçilerini #taşıyan #araç #şarampole #devrildi

Selçuk Mızraklı’dan ‘kazanacağız’ mesajı

Tutuklu Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, 28 Mayıs’ta yapılacak olan 2’nci tur cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair ‘Kazanacağız’ mesajı paylaştı

İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındıktan sonra yerine kayyım atanan ve tutuklanan Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden ikinci tura kalan cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair mesaj paylaştı.

Mızraklı, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bizler demokrasi mücadelesi veriyoruz. Umutsuzluk bize yakışmaz. Aydınlık günlere olan inancımızla zafere yürüyeceğiz. Bizler kazanacağız” dedi.

AMED

#Selçuk #Mızraklıdan #kazanacağız #mesajı

KDP ve YNK seçim gündemli toplanıyor

KDP ve YNK’nin Politbüro üyelerinden oluşan heyetler bugün, seçim gündemi ile Hewlêr’de bir araya geliyor

YNK medyası, KDP ve YNK’nin Politbüro üyelerinden oluşan heyetlerin bugün, Kürdistan Bölgesi Parlamentosu seçimleri gündemiyle yeniden Hewlêr’de bir araya geleceğini duyurdu.

Toplantıda Kürdistan Bölgesi Parlamento seçimleri, seçim yasasının yeniden düzenlenmesi ve seçim komisyonunun aktifleştirilmesi konuları görüşülecek.

DIŞ HABERLER

 

#KDP #YNK #seçim #gündemli #toplanıyor

Prof. O’Hearn: Toplumlar, Abdullah Öcalan’ın fikirlere, ‘hoş geldin’ demeli

Abdullah Öcalan’a tecrit uygulanarak çözüme ulaşılamayacağını belirten Prof. Denis O’Hearn, ‘Öcalan’ın fikirleri tehdit oluşturmuyor’ dedi

PKK Lideri Abdullah Öcalan, uluslararası komployla 15 Şubat 1999 tarihinde getirildiği Türkiye’de ağır tecrit koşullarında tutuluyor. İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 yıldır tecrit altında tutulan Abdullah Öcalan’dan, kardeşiyle 25 Mart 2021’de yaptığı telefon görüşmesinden bu yana haber alınamıyor. Söz konusu duruma karşı son yıllarda Avrupa’nın birçok ülkesinden Türkiye’ye gelen sivil toplum örgütü temsilcileri, hukukçular, siyasetçiler ve insan hakları aktivistleri, mutlak tecridin kaldırılması yönünde çalışmalar yürütüyor.

En son 11 Mayıs’ta 3 farklı ülkeden 3 kişilik Uluslararası İmralı Barış Delegasyonu İstanbul’a geldi. Delegasyonda, Sosyoloji ve Antropoloji Profesörü Denis O’Hearn, Avrupa Konseyi Sol Grup Başkan Yardımcısı, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Temsilcisi ve İzleme Komitesi üyesi Laura Castel, İzlanda eski Adalet ve İçişleri Bakanı Ögmundur Jonasson yer aldı.

Heyet, 14 Mayıs seçimlerinin hem öncesi geldikleri İstanbul’da Abdullah Öcalan’ın avukatlarının bulunduğu Asrın Hukuk Bürosu başta olmak üzere Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Tevgera Jinên Azad (TJA), Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAYDER) ile Cumartesi Anneleri/İnsanlarını ziyaret etti.

 Heyet : Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlanmalı’

Ziyaretlerde, 2 yılı aşkın bir süredir haber alınamayan Abdullah Öcalan’ın durumu, Kürt sorunu ve Türkiye’de yaşanan yaşam hak ihlalleri gündeme geldi. Heyet, ziyaretlerini tamamladıktan sonra 16 Mayıs’ta İzlanda’da başlayan ve 2 gün süren Avrupa Konseyi (AK) 4. Zirvesi öncesi açıklama yaparak, temaslarını kamuoyu ile paylaştı. Heyet, Türkiye’de bir değişimin yaşanması için Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğine işaret etti.

Ziyarette yer alan Sosyoloji ve Antropoloji Profesörü Denis O’Hearn ile Kürtlerin mücadelesi ve Abdullah Öcalan’a dönük tecride ilişkin Mezopotamya Ajansı’ndan Mehmet Aslan’a konuştu.

‘Dillere karşı baskı aygıtı devrede’

Birey ve toplumlar için dil ve kültürün önemine değinen O’Hearn, emperyalist güçlerin her yerde ve koşulda dile karşı bir baskı aygıtını devrede tutuğunu ifade etti. O’Hearn, bu güçlerin bu şekilde hegemonyasını kurduğunu ve koruduğunu söyledi. Çünkü hegemon güçlerin yerel dil ve kültürü kendi varlıkları için bir tehdit olarak  gördüğünü belirten O’Hearn, “Burada önemli olan şeylerden biri insanların dillerine sahip çıkmasıdır.

‘Dil barış zamanında gelişir’

İrlanda’da yerel dilin gelişmesi konusunda yaşananları hatırlatan O’Hearn, “İrlandaca  yıllarca İngiltere hükümetleri tarafından baskı altında kaldı. Bu dilin yeniden doğuşu aslında hapishanelerde gerçekleşti. 1970 ile 1990 yılları arasında mahkumlar kendi dilini konuşuyorlardı. Bunun bir sebebi politikti. Diğer nedeni ise otoritelerden kendilerini korumak ve gizlice iletişim kurmak içindi. Mesela çalışmalarımda yer alan İrlanda Özgürlük Ordusu’ndan dolayı tutuklanan bazı tutuklular, İngilizce okuma ve yazma dahi bilmiyorlardı. Ama İrlanda dili sayesinde hapishanede okuma ve yazma öğrendiler. Bu tutuklular hapishaneden çıktıktan sonra dili kullanmaya devam ettiler. Sadece anadilde okullar, dükkanlar açtılar. Bu şekilde dil yayılmaya devam etti. İrlandaca  yaşlılar ve gençlik hareketleri arasında yeniden canlanmaya başladı. Dilin korunması, kullanılması insanlara kalmış bir şey. Bu arada dilin gelişimi barış zamanlarından çok çatışma ve zorluk dönemlerinde daha hızlı oluyor. O dönemde gelişen dil barış zamanında daha da yayılabiliyor” dedi.

‘Dil için yasal düzenleme’

Birçok etnik köken ve grubun anadil konusunda benzer baskı ve tehditlere maruz kaldığına tanıklık ettiğini dile getiren O’Hearn, Türklerin diğer dilleri “tehdit” olarak algılamaması gerektiğini ve bu kategoriden çıkarmasının elzem olduğunu ifade etti.  O’Hearn, şöyle dedi: “Bu bahsettiğimiz durum, bu topluluklarda kurumsallaşmıştır. Bu, ırkçı eğitim sisteminde, yasalarda kemikleşmiş bir halde duruyor. Bu ırkçılığın ortadan kaldırılması için atılması gereken ilk adım yasal düzenlemedir. Yasal düzenleme ile kaldırılmadığı taktirde ilerlemek çok güç.”

‘Öcalan’a ilgi yoğun’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın konumuna değinen O’Hearn, tecridin boyutunun Abdullah Öcalan’ın konumunun önemini açık bir şekilde ortaya koyduğunu belirtti. O’Hearn, “Bu bir tehdit olarak durmuyor, bu anlama gelmiyor. Zaten kendisi Avrupa ve ABD’de çok popüler biri. Özellikle sunduğu bazı fikirlerini çok beğeniyorum. Örneğin; öz örgütleme, yerel örgütlere dair fikirlerini çok beğeniyorum ve bu fikirler dünya üzerinde de çok ilgi görüyor. Çok iyi tarif ettiğini söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

Abdullah Öcalan’ın dikkat çektiği “öz yönetim” modelinin bireyselleşmeye karşı toplumsal bir olgu olduğunu ve kapitalizme karşı büyük bir tehdit oluşturduğunu dile getiren O’Hearn, “Bu fikirler toplumlar için tehdit oluşturmuyor. Toplumlar, bu fikirlere, ‘hoş geldin’ demeli” diye belirtti.

‘Türkiye tecritle amacına ulaşamadı’

İmralı’daki mutlak tecride dikkat çeken O’Hearn, Türkiye’nin tecride rağmen amacına ulaşmadığını söyledi. Tecritle amaca ulaşmasının ise mümkün olmadığını dile getiren O’Hearn, “Öcalan’ı iletişimsizlik içinde ve dış dünyayla bağlantısını keserek, bir çözüme ulaşılamaz. ABD ve İrlanda’da şahit olduğum benzer örneklerde; her şart altında tutuklular mesajını bir şekilde toplum ile buluşturmanın bir yolunu buluyor. Bu politikalar aksi bir etki de ortaya çıkarıyor. Mahkumlar arasında güçlü bir bağın gelişmesini de sağlıyor” dedi.

‘Bırakın konuşsun’

ABD ve Avrupa’da Abdullah Öcalan’ın fikirlerinin yayılmasında kendisine de sorumluluk düştüğünü ve bunu yerine getirmeye çalıştığını ifade eden O’Hearn, şöyle devam etti: “Öcalan isminin ne olduğunu ve kim olduğunu sağlamamız gerekiyor. Avrupa ve ABD’de ilk yapmamız gereken şey; Türkiye’ye karşı bu konuda baskı oluşturmak. Temel olarak söylememiz gereken şey; bırakın konuşsun olmalıdır. Toplumsal değişim dediğimiz şey bu fikirlerden doğar.”

İSTANBUL

 

 

#Prof #OHearn #Toplumlar #Abdullah #Öcalanın #fikirlere #hoş #geldin #demeli