Ana Sayfa Blog Sayfa 439

HDP Kaypakkaya’yı andı: Çeliğin aldığı su, barışı filizlendirecek

HDP Türkiye sosyalist hareketinin devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’yı andı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) katledilişinin 50’nci yılında Türkiye sosyalist hareketinin devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’yı andı

‘Çeliğin aldığı su barışı filizlendirilecek’ denilen paylaşımda şu ifadeler yer aldı;

Ser verip sır vermeyen, son nefesine kadar devrime ve özgürlüğe bağlı kalan devrimci #İbrahimKaypakkaya’nın işkence ile katledilmesinin üzerinden 50 yıl geçti. Saygı ve minnetle anıyor, hayallerini yaşatma sözümüzü yineliyoruz. Çeliğin aldığı su, barışı filizlendirecek.

HABER MERKEZİ

#HDP #Kaypakkayayı #andı #Çeliğin #aldığı #barışı #filizlendirecek

Helin Şen’in katiline ödül gibi ceza istemi

Sur’da 2015’te açılan ateşle katledilen Helin Şen davasında sanık polisin avukatı, ’emri yerine getirdiğini’ savunurken, iddia makamı ise tutuksuz sanık için 2 yıl 6 ay hapis cezası istedi

Amed’in Sur ilçesinde sokağa çıkma yasakları döneminde annesiyle ekmeğe almaya giderken 12 Ekim 2015’te katledilen Helin Hasret Şen davasına ilişkin kobra tipi zırhlı aracın silahtarı polis Abdullah Ercan hakkında “bilinçli taksirle öldürmek ”ten açılan davanın duruşması görüldü.

Diyarbakır 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Şen ailesi ve avukatları katıldı Sanık polis Ercan ise duruşmaya görev yaptığı yerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden avukatıyla katıldı.

Atışlar güvenlik atışlarıymış

Davada mütalaasını mahkemeye sunan iddia makamı, olaya ilişkin görüntülerde, çocukların sokakta oynadığını, daha sonra sokaktan ayrıldığını, ateş etme sırasında çocukların görülmediğini ve ateş edildiği sırada Şen’in trafo arkasında olduğunu ve gözükmediğini belirterek, sanığın buna rağmen “güvenlik” atışlarına devam ettiğini kaydetti.

Mütalaasında, sanığın ateş etme öncesinde sokakta çocukların bulunduğu durumu dikkate alındığında çocukların olay yeri veya etrafında olma ihtimalinin devam ettiğini ifade eden iddia makamı, sanığın bunu bilmesine, olayda başkalarının yaralanabileceği veya ölebileceğini öngörmesine rağmen kimsenin yaralanmasını ummayarak güvenlik atışlarına devam ettiği vurguladı.

Ödül gibi ceza istemi

İddia makamı mütalaasında, sanığın güvenlik atışlarını kurşunun sekme durumu ile trafo veya duvarların arkasında insanların olabileceğini düşünmediğinden devam ettiğinden, taksirinin bulunduğu, bu taksirinde atış da bulunduğu güvene dayanarak yaptığını ifade ederek, sanığın maktulü görmediği, bu nedenle öldürme kastının bulunmadığı eylemi neticesinde, trafo arkasında bulunan müteveffa Şen’in ölümüne bilinçli taksirle sebebiyet verdiğini savunarak, sanığın 2 yıl ile 6 yıl arası değişen hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi.

Deliller incelensin talebi

Şen ailesinin avukatı Abdullah Zeytun ise, iddia makamının detaylı bilgiler ışığında, araştırma yapmaksızın mütalaasını hazırladığını belirterek, olay anındaki bilgiler değerlendirilmeksizin, kroki, otopsi raporu ve diğer raporlar arası bağlantı kurulması durumunda Şen’in hedef alınarak vurulduğunun anlaşılacağını belirtti. Görüntü uzmanlarının kare kare fotoğraflarla Şen’in vurulma anını anlattığını, tanık beyanlarıyla bu durumun somut olduğunu, Şen’in hedef alınarak vurulduğuna dair çok sayıda delil olduğunu ifade eden Zeytun, anık polisin tutuklanmasını talep etti.

Zeytun, mütalaaya karşı esas hakkındaki savunmalarını yapmak üzere süre talebinde bulundu.

Ailenin avukatı Yakup Güven de, “Trafik kazalarında dahi tutuklama kararları veriliyor, zırhlı araçla ateş edilmesi sonucu çocuğun ölümüne neden olunmasına rağmen tutuklama kararı verilmemesi cezasızlık algısı oluşturuyor” diyerek, sanığın tutuklanmasını istedi.

Emri yerine getirmiş

Sanık Ercan’ın avukatı Alper Uğurlu ise, Diyarbakır Valiliğinin sokağa çıkma yasağı kararına işaret ederek, müvekkilinin emri yerine getirdiğini savunarak, beraatini talep etti.

SEGBİS’le duruşmaya bağlanan Ercan ise olayda kör noktalara ateş ettiğini, Şen’in kendi silahıyla vurulmadığını savunaarak, çatışma yaşandığını ve kendisinin içinde bulunduğu zırhlı araca mermi isabet ettiğini ileri sürdü.

Sanığın darp davası beklenecek

Mahkeme, delillerin toplanmış olması ve sanığın kaçma şüphesinin bulunmadığına kanaat getirerek, sanığın tutuklanması ve olaya ilişkin görüntülerin iyileştirilmesi talebinin reddine, sanığın Mereş’te (Maraş) bir kişiyi darp etme suçu işlediğine yönelik istenilen evrakların beklenmesine karar vererek, duruşmayı 19 Ekim’e erteledi.

AMED

#Helin #Şenin #katiline #ödül #gibi #ceza #istemi

Domuz bağıyla cinayetten yargılanan Hizbullahçılar serbest bırakıldı

Domuz bağıyla 20 kişinin öldürülmesi ve satırla yaralamadan yargılanan 4 Hizbullahçının serbest bırakıldıkları ortaya çıktı

Amed’de Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi eski Genel Sekreteri İbrahim Sarı’nın domuz bağıyla öldürülmesi dahil 20 kişinin öldürülmesi, 31 kişinin satır ve silahla yaralanması eylemlerine katılan 4 Hizbullahçının ‘yargılamanın yenilenmesi’ ile ‘infaz durdurma’ kararı verilerek serbest bırakıldıkları ortaya çıktı.

Sözcü’den Özgür Cebe’nin haberine göre, HÜDAPAR ile AKP yakınlaşmasının 24 Haziran 2018 seçimlerinden sonra başlamasıyla tetikçilere de tahliye yolu açılınca, bu cinayetleri işleyen hükümlü Hizbullahçılar hakkında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) normları, uzun tutukluluk süresi, işkence ve avukatsız yargılama gibi nedenlerle yargılamanın yenilenmesi kararı alındı.

Bu kararla birlikte cinayetleri işleyen Siraç Şanlı, Muhammet Ömer Faruk Aydın, Mehmet Emin Can ve Feysel Gürses hakkında infaz durdurma kararı verilerek, tümü tahliye edildi.

Hizbullah adına iki kişinin öldürülmesi, iki kişinin de kaçırılması eylemlerine katıldığı gerekçesiyle hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava dosyası bulunan, örgütün köylerde fahri imamlığını yapan Siraç Şanlı da 25 yıldan beri aranıyordu.

Şanlı, Hizbullahçıların toplu tahliyelerini, yakalananların kısa süre sonra serbest bırakıldıklarını duyunca, kendi isteğiyle adliyeye gelerek teslim oldu. İfadesi alınan Şanlı, bir gün bile tutuklu kalmadan serbest bırakıldı.

Şanlı’nın, 2’si Gaffar Okkan suikastının faili olan 3 kardeşi de terör örgütü Hizbullah’ın askeri kanat yapılanmasında yer alıyordu.

Bunlardan Okkan suikastı zanlısı Necmettin Şanlı ile Kemalettin Şanlı halen aranırken, Veysi Şanlı ise suikast sonrası yakalanıp bir süre tutuklu yargılandıktan sonra tahliye edilmişti.

Toplu tahliye kararlarını duyunca 25 yıl sonra kendi isteğiyle Adliye’ye gelerek teslim olan Siraç Şanlı, kendisi aleyhine yüzlerce sayfalık ifade veren, tetikçileri tanımadığını söyledi.

Mahkeme, hakkında birleştirme kararı verilen üç ayrı dava dosyası bulunan, yakalanan tetikçilerin teşhis ve ifadelerinde aleyhine yüzlerce sayfalık ifade olan Siraç Şanlı hakkındaki yakalama kararını, 11 Şubat 2020 günü kaldırıp serbest bırakılmasına karar verdi.

Tek bir gün bile tutuklu kalmayan Şanlı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle tutuksuz yargılanıyor.

İSTANBUL

#Domuz #bağıyla #cinayetten #yargılanan #Hizbullahçılar #serbest #bırakıldı

HDP ve Yeşil Sol Partili’leri darp edenler hakkında suç duyurusu

HDP İlçe Eşbaşkanı Yavuz Kahraman ve Yeşil Sol Partisi İlçe Eşsözcüsü Cemal Korkmaz’ı darp eden polisler hakkında suç duyurusunda bulunuldu

İstanbul Arnavutköy’de Halkların Demokratik Partisi (HDP) İlçe Eşbaşkanı Yavuz Kahraman ile Yeşiller ve Sol Gelecekler Partisi (Yeşil Sol Parti) İlçe Eşsözcüsü Cemal Korkmaz’ın, 13 Mayıs Cumartesi günü seçim yasaklarının başladığı saatlerde polisler tarafından durdurulduktan sonra darp edildiği öğrenildi

Rapor verilmedi

Olay günü yaşanılanları anlatan Kahraman, Arnavutköy’ün Cumhuriyet Meydanı’nda açtıkları standı seçim yasakları başlamadan topladıklarını ve Fatih Caddesi’ne doğru gittikleri sırada polisler tarafından durdurulduklarını belirtti. Kahraman, şöyle devam etti: “Propaganda yasaklarının başlamasından kaynakları stantlarımızı toplayıp, ilçe binamıza yürüdük. Daha sonra çevik kuvvet ve güvenlik büro polisleri önümüzü kesti.  Geçiş için başka bir tarafa yönlendirdiler.  Bizi MHP ilçe binasının önüne getirdiler ve ikimizi yere yatırıp darp ettiler. Darp ettikten sonra polislerden birisi ‘42 gündür bu anı bekliyoruz’ dedi.  Ardından ters kelepçe ile gözaltına alındık. Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürdüler. Burada da 3 saat beklettiler. Daha sonra hastaneye götürüldük. Darp raporu almak istedik ancak verilmedi. Hastanenin ardından da bıraktılar. ”

Suç duyurusunda bulunuldu

Arnavutköy Savcılığı’na polisler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını aktaran Kahraman, İnsan Hakları Derneği’ne (İHD)  başvurup, hukuki destek talebinde bulunacaklarını söyledi.

İSTANBUL

 

#HDP #Yeşil #Sol #Partilileri #darp #edenler #hakkında #suç #duyurusu

Kaldıraç okurlarına polis tacizi: Başımıza geleceklerden devlet sorumlu

Kaldıraç Dergisi, okurlarına yönelik polis tacizi olduğunu belirterek ailelerinin arandığını belirtti. Yapılan açıklamada, ‘Ortaklarımızın başına gelebilecek her türlü zarardan TC devleti emniyet güçleri sorumludur denildi

Kaldıraç Dergisi okurları kendilerine yönelik polis saldırısına karşı basın açıklaması yaptı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde yapılan basın toplantısında konuşan Kaldıraç okuru Özge Tuğran, Kaldıraç dergisi okuru üniversite öğrencilerinin yaklaşık 1 aydır polislerce taciz edildiğini vurguladı.

En temel haklarımıza saldırıyorlar

Ailelerinin telefonlar aranarak katıldıkları eylemlerin suç olarak gösterildiğini belirten Tuğran, “Ortaklarımıza; 1 Mayıs çağrısı için astığımız afiş ve pankartlar, açtığımız stantlar üzerinden terörist damgası vurulmuştur. Telefon numaralarımıza nereden ulaştıklarını ve isimlerini söylemeyen bu şahıslar; ‘Seni mitinge kim çağırdı?’ gibi sorular sorarak ajanlaştırma amacı gütmüştür. Ortaklarımız, ‘Tehlikeli gruplarla hareket ediyorsunuz’ gibi söylemler kullanılarak, baskı ve tehdide maruz bırakılmışlardır. Biz kimin tehlikeli grup olduğunu, bu ülkede kimlerin terör estirdiğini; en temel haklarımız için eyleme geçtiğimizde bile bizlere saldıran polisten iyi biliriz” dedi.

Kaypakkaya’nın yoldaşlarıyız

Baskı ve saldırıların amacının yükselen öğrenci hareketini bastırmak olduğunun altını çizen Tuğran, “Boğaziçi direnişimizin yaktığı kıvılcımdan halâ korkmakta olan devlet, kendini kurtarmak için kendi hukukuna bile uymayan yollara başvurmaktadır. Fakat, ne kadar baskı yaparsa karşısında o kadar da direniş görecektir. Bizler, bundan tam 50 yıl önce işkencehanede ser verip de sır vermeyen İbrahim Kaypakkaya’nın yoldaşlarıyız. Ortaklarımızın başına gelebilecek her türlü zarardan TC devleti emniyet güçleri sorumludur. Baskılar bizi yıldıramaz” diye kaydetti.

Baskılara boyun eğmeyeceklerini dile getiren polis tacizine uğrayan Kaldıraç okuru Berktuğ Adalar ise , “Baskılara boyun eğmeyeceğiz, mücadelemiz diridir, mücadelemizi devam ettireceğiz” dedi.

ANKARA

#Kaldıraç #okurlarına #polis #tacizi #Başımıza #geleceklerden #devlet #sorumlu

Wan’da 18 diyaliz hastasına yanlış ilaç verildiği iddia edildi

Wan’ın Erdîş ilçesinde 18 diyaliz hastasına yanlış sıvı verildiği için hastaların yoğun bakıma kaldırıldığı belirtildi. Hasta yakınları ise yanlış tedavi nedeniyle sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu

Wan’ın Erdîş ilçesinde yaşayan 18 hastaya yanlış ilaç verildiği iddia edilirken, hastaların sağlık durumunun ağır olduğu belirtildi. İddiya göre, 18 hasta, 16 Mayıs günü Erciş Devlet Hastanesi’ne diyalize girmek için gitti. Yapılan tedavinin ardından evlerine dönen hastaların tamamında yoğun bilinç kaybı ve bayılma gibi şikayetler ortaya çıktı. Yaşanan rahatsızlığın ardından aralarında Fahrettin Çiçek, İzzet Yardımcı, Kevser Astam, Gıyasettin Çolak, M. Şirin Tunç, Mehmet Çemen, Muhacir Uymuş, Niyazi İşler, Sevda Çalaş, Songül Çınar, Süphiye Demirbağ, Süleyman Soylu, Yakup Kaya, Zeynep Artan ve Zülfinaz Şimşek’in bulunduğu 18 hasta, aileleri tarafından tekrar hastaneye götürüldü. Yoğun bakıma kaldırılan 18 hastaya yanlış sıvı verildiği belirtildi.

Farklı hastanelere kaldırıldı

Yaşananların ardında 9 hasta ambulanslarla Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Tıp Merkezi’ne, 9’u ise Van Bölge Eğitim Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. 18 kişi, iki hastanede bulunan yoğun bakım servislerine alınırken, durumlarının kritik olduğu belirtildi.

Aileler tepkili

Hastane önünde yurttaşların bekleyişi devam ederken, yoğun bakımda olan Sevda Çalaş’ın kardeşi İhsan İşler, “Hastane yönetimi bize hiçbir şekilde bilgi vermiyor. Bize; konunun araştırıldığını ve iki müfettişin görevlendirildiğini söylediler. Biz de savcılığa gidip suç duyurusunda bulunduk. Üstünün örtülmesine izin vermeyeceğiz. Bunu yapanlar mutlaka hesap vermelidir” dedi.

Bir diğer hasta yakını Mazlum Çolak ise, dedesi Giyasettin Çolak’ı 16 Mayıs’ta diyalize götürdüklerini belirterek, “Bize, diyalizde verilen sıvı nedeniyle bu durumun oluştuğunu söylediler. Hatta, yanlışlıkla sıvı verdiklerini söylemişler. Biz de bu ihmali yapanlar hakkında suç duyurusunda bulanacağız. İnsanların canı bu kadar ucuz mu?” diye konuştu.

Ajansın aradığı hastane yetkililerinin ise soruşturmanın devam ettiğini belirterek, bilgi vermediği belirtildi.

Kaynak: MA

#Wanda #diyaliz #hastasına #yanlış #ilaç #verildiği #iddia #edildi

CHP’de Onursal Adıgüzel’in yerine Devrim Barış Çelik getirildi

Cumhuriyet Halk Partisi’nde Onursal Adıgüzel’in yerine Devrim Barış Çelik getirildi

14 Mayıs seçimlerinde veri girişi konusunda yaşanan sıkıntıların ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nde Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı görevinden ayrılan Onursal Adıgüzel’in yerine Devrim Barış Çelik getirildi.

Devrim Barış Çelik, CHP Parti Meclisi Üyesi olarak “Doğu ve Güneydoğu/Doğu Masası Koordinatörü” ve “Saha Çözüm Masası Koordinatörü” görevlerini yürütüyor.

14 Mayıs seçimlerinde de, İzmir 1. bölge 8. sıra vekil adayıydı.

ANKARA

 

#CHPde #Onursal #Adıgüzelin #yerine #Devrim #Barış #Çelik #getirildi

Zilan suları hapsedilirken inci kefali can çekişiyor

Yaşanan kuraklığı küresel iklim sorununa bağlama çabası yerel yağmayı gizleme işlevi görüyor. Wan Gölü’nde çekilme ve İnci kefalinin üreme sorununda aynı iddia kullanılırken akarsulardaki suların azalmasının temel nedeni HES, baraj ve yağma politikaları

Wan Gölü’nü besleyen ve inci kefalleri için hayati önemdeki akarsuların üzerine yapılan HES ve barajlar nedeniyle gölle buluşan sularda büyük bir azalma yaşanmakta. Bölgesel düzeyde ortaya çıkan kuraklık küresel iklim değişiminin de etkisiyle büyürken bentlerle önü kesilip dereye dönüşen suların sığlaşması sonucunda yoğun bir buharlaşma yaşanıyor. Bu süreçlerin tamamı bölgede ve Wan Gölü’nde büyük bir ekolojik yıkımı ortaya çıkarırken bu yıkımdan inci kefalleri de ağır biçimde payını alıyor. Bölge maden ve enerji işgali altına alınırken yaşanan sorunların küresel iklim değişimine bağlanma çabası dikkat çekiyor.

Yurttaşlar inci kefali için çabalıyor

Binlerce yıldır Wan Gölü’nde yaşayan ve üremek için gölü besleyen akarsulara göç eden inci kefallerinin göç yolu kapanmaya başlanırken Zilan Nehri’nin gölle buluştuğu noktada balıkların göç yolu tıkandı. Van Gölü’nde yaşayan ve endemik bir tür olan inci kefallerinin göç yolunun kumlarla kapandığını gören yurttaşlar, ellerine aldıkları küreklerle kumları alarak balıkların geçiş yolunu açmayı başardı. Zilan Çayı’nı Wan Gölü’ne bağlayan bölgenin biriken kum nedeniyle kapandığını, inci kefallerinin de bu nedenle tatlı sulara göç edemediğini fark eden yurttaşların imece usulü toplanıp küreklerle tepeliğe dönüşen kum yığınlarını temizleyerek tatlı su geçişini sağladıkları öğrenildi.

Katliam aralıksız sürüyor

Rantçı politikalar nedeniyle inci kefali yok olma sürecine bağlanırken bu sürecin başlıca nedeni akarsular üzerine inşa edilen HES ve barajlar olduğu biliniyor. İklim değişimi iddiasıyla süreci aktarmaya çalışanların bölgede süren ekolojik yıkımları görmezden gelerek sistemin ve iktidarın yaşamı yok oluşa sürükleyen politikaları görünmez kılınıyor. Zilan Deresi üzerinde Kürt halkının hafızasını yok etmek ve bir avuç sermayedarlara rant yaratmak amacıyla önce Koçgiri Barajı kurulmuş ve ardından 2012 yılında Zilan HES ismi ile yeni bir girişim başlatılmıştı. Madenlerle istilaya uğrayan bölgede tüm bu adımlardan sonra tertemiz akan Zilan Deresi kirlilikle tanıştı. HES inşası sırasında ortaya çıkan hafriyat Zilan Deresi’ne bırakılırken binlerce balık ölümü yaşanmış ve 2 adet su samurunun cansız bedeni bulunmuştu.

Kolonyalist politikalar

AKP iktidar sürecinde Van Büyükşehir Belediyesi dâhil birçok HDP’li belediyeye, halk iradesi yok sayılarak el konup kayyumlar atandı. Diğer yandan milyonlarca hektar orman, mera, yayla, tarihi ve doğal sit alanlarını ve tarım arazilerini kapsayan alanlarda maden ihaleleri yapıldı ve bu süreç büyüyerek ilerliyor. Kolonyalist politikalara benzer yağma ve talan uygulamalarıyla yüz yüze kalan Van’da; maden, Hidro Elektrik Santralleri (HES), Güneş Enerji Santralleri-tarlaları (GES) ile on binlerce hektar doğal alan işgal edildi, ediliyor. Van Gölü ise gölü besleyen sular üzerine kurulan HES ve barajlarla hapsedilirken diğer yandan kentsel kirliliğin göle salınması nedeniyle göl adeta ölüme mahkûm edilmiş durumda.

Zilan’da 4300 bitki türü yaşıyor

HES’ten kaynaklı Zilan Vadisi’nde büyük bir tahribat yaşandı. Yüzlerce ağaç kesildi, bölgedeki kimi mezarlıklar tahrip edilirken birçok tarım arazisi de yok edildi. Derenin debisi düşerken kirlilikle birlikte oksijensiz kalan balık ölümleri yaşanmaya başladı ve su samurlarının sayısında ciddi düşüşler oldu. Zilan Vadisi’nde 30’u aşkın yerleşim yeri bulunuyor ve binlerce kişi ikamet ediyor. Oldukça uzun ve geniş bir bölgeyi kapsayan vadide ayrıca 10’u aşkın akarsu bulunuyor. İnci kefali balığının üreme ve geçiş güzergâhlarından biri olan vadi, çok sayıda endemik canlıya ev sahipliği yapıyor. Yine binlerce küçükbaş hayvanın yanı sıra su samuru başta olmak üzere birçok canlı vadide yaşam sürüyor. Vadi, zengin bitki örtüsüyle de dikkat çekiyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, vadide 4 bin 300 çeşit bitki yaşıyor.

Akarsuların akış rejimi değişti

Kirliliğin neden olduğu ötrofikasyonun en yoğun görüldüğü yerler: Muradiye ilçesinde geçen Bendimahi Çayı, Zilan Çayı ve Edremit ile Gevaş ilçesi arasında bulunan Engilsu Çayı’dır. Buralarda akarsuların yüzeyinin su yosunlarıyla kaplandığını ve adeta suyun akmakta zorluk çektiği durumlar yaşanırken akarsulardaki bozulmanın çok bariz göstergesi olarak ortaya çıkıyor. Akarsulardaki doğal akış rejimindeki bozulmanın temel nedeni ise baraj ve HES’ler olurken Karasu, Güzelsu, Bendimahi, Zilan ve Yeniköprü Çaylarına atıklar bırakılmaya ve üzerinde yeni baraj ve HES inşaları yapılmaya ve yeni planlarla bu katliam genişletilmek isteniyor.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Zilan #suları #hapsedilirken #inci #kefali #çekişiyor

Yeşil Sol Parti Milletvekili Ferit Şenyaşar: Mücadelemizi Ankara’ya taşıyacağım

Yeşil Sol Parti’den Riha Miletvekili seçilen Ferit Şenyaşar, Adalet Nöbeti’nin 787’nci gününde ‘Adalet çığlığımızı duymayanların karşısına çıkacağım” dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 787’nci gününde devam ediyor. Pirsûs’taki evlerinden Urfa Adliyesi önüne gelen aile, “Şenyaşar ailesi için adalet” yazılı pankartın önünde nöbeti başlattı.

Adalet nöbeti Riha ve Ankara’da devam edecek

Nöbette konuşan Ferit Şenyaşar, mücadeleleri sürecinde kendileri ile dayanışan herkese teşekkür etti. Şenyaşar, “Adalet mücadelemizi ben Ankara’ya taşıyacağım, annem adliye önünde mücadeleye devam edecektir. Ankara’da bütün halkımızın Meclis’te sesi olacağım. Adalet çığlığımızı duymayanların karşısına çıkacağım. Adalet mücadelemizde yolumuzu tıkayanların bu adaletsizliği yüzlerine haykıracağım” şeklinde konuştu.

RİHA

 

 

#Yeşil #Sol #Parti #Milletvekili #Ferit #Şenyaşar #Mücadelemizi #Ankaraya #taşıyacağım

Af Örgütü’nden Türkiye için AK’ye çağrı: Suç ortaklığı son bulmalı

Uluslararası Af Örgütü, ‘Türkiye ile suç ortaklığı son bulmalı’ diyerek Avrupa Konseyi’ne çağrıda bulundu

Uluslararası Af Örgütü Avrupa Bölgesel Direktörü Nils Muižnieks ve Uluslararası Af Örgütü Avrupa Konseyi üst düzey temsilcisi Rita Patricio, Avrupa’nın en üst insan hakları örgütü olan Avrupa Konseyi’nin toplantısı öncesi liderlere hitaben bir yazı kaleme aldı.

Af Örgütü’nden yetkililer, Politico gazetesi için kaleme aldıkları yazıda “Türkiye yetkilileri, Avrupa Konseyi üyeliğinin getirdiği temel insan hakları yükümlülüklerini yerine getirmekte açıkça başarısız oluyor” dediler.

‘Yükümlülükler yerine getirilmiyor’

Yazıda, uzun süredir insan haklarında geriye doğru giden, sivil topluma baskı yapan, Strazburg Mahkemesi’nin bağlayıcı kararlarını görmezden gelen ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen Türkiye olduğunda da ‘suç ortaklığı son bulmalı’ denilerek, Türkiye yetkililerinin, Avrupa Konseyi üyeliğinin getirdiği temel insan hakları yükümlülüklerini yerine getirmekte açıkça başarısız olduğu vurgulandı.

Kavala davası

Ayrıca yazıda, “Zirve gündeminde yer alan maddelerden biri çarpıcı bir biçimde, 2022 ve 2019’da derhal serbest bırakılması gerektiğine hükmeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına rağmen 2017’den beri haksız yere cezaevinde tutulan düşünce mahkûmu ve insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın durumu. Türkiye yetkilileri Kavala’yı serbest bırakmak yerine farklı davalarda gülünç suçlamalarla yargılayarak ömür boyu hapis cezasına mahkûm etti ve bu yolla Türkiye’deki tüm insan hakları savunucularına caydırıcı bir mesaj iletti’’ denildi.

‘Konsey kurallarına saygı göstermekte başarısız’

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nin eski başkanı Taner Kılıç’ın da bir yıldan uzun süre keyfi olarak cezaevinde tutulduğunun hatırlatıldığı yazının devamında şunlar kaydedildi:

“Şu an cezaevinde değilse de insan hakları çalışmaları nedeniyle tutuklu yargılanmasını mahkûm eden AİHM kararına rağmen, geçen yıl Yargıtay tarafından mahkumiyetinin bozulmasının ardından hâlâ terörle mücadele kapsamındaki suçlamalarla yeni bir soruşturma ihtimaliyle karşı karşıya bulunuyor.  Avrupa Konseyi’nin, üye devletlerin Konsey kurallarına saygı göstermekteki başarısızlığını ele alma yöntemleri güçlendirilmelidir. Mahkemenin yetkisine meydan okunması, özellikle de Osman Kavala davasında olduğu gibi bir ihlal prosedürünün ardından bağlayıcı bir karara saygı gösterilmemesi başlı başına zirvede ve yıllık bakanlar kurulu toplantılarında tartışılmalıdır. Gözlemci kuruluşların ve İnsan Hakları Komiserinin ülkeleri izlemek, gerektiğinde kınamak ve hak ihlallerine ve süregelen cezasızlığa son vermeye çalışmak konusunda daimi davetiyeleri olmalıdır.”

HABER MERKEZİ

#Örgütünden #Türkiye #için #AKye #çağrı #Suç #ortaklığı #son #bulmalı