Ana Sayfa Blog Sayfa 452

Kadın Savunma Ağı’ndan çağrı : Gönüllü ol diktatörleri gönder

Kadın Savunma Ağı 28 Mayıs’ta gerçekleşecek olan Cumhurbaşkanı seçimlerinde sandık güvenliği için ‘Kadın düşmanlarına karşı feminist müşahitler, gönüllü ol diktatörlüğü gönder‘ çağrısında bulundu

Kadın Savunma Ağı, 14 Mayıs’ta gerçekleşen ve ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimleri için “Kadın düşmanlarına karşı feminist müşahitler, gönüllü ol diktatörlüğü gönder” sloganıyla çağrı metni yayınladı. Sandık güvenliği için kadınlara sandıklarda görevli olma çağrısı yapan Kadın Savunma Ağı’nın açıklamasında “14 Mayıs seçimlerinde gördük ki Erdoğan YSK eliyle seçime hile karıştırırken kadın ve LGBTİ+ düşmanı, dinci gerici, faşistleri Meclis’e sokmaya çalışıyor. Bu kadın düşmanı ittifakın karşısında biz kadınlar hayatımızı, haklarımızı, bedenimizi ve emeğimizi savunduğumuz gibi seçme hakkımızı da savunuyoruz!

 ‘Yalnız değiliz’

28 Mayıs’ta gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandık görevlisi veya müşahit olarak görev alan ya da müşahit olmak isteyen kadınlara çağrımızdır; gelin bu kadın düşmanı tek adam rejimine karşı Feminist Müşahitler olarak müdahale edelim!

Yalnız değiliz, yalnız mücadele etmek zorunda değiliz, kadınlar olarak birlikte sorumluluk alabiliriz!

Aşağıdaki formu doldurarak Feminist Müşahitler’e katılabiliniyor.

https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScTOqzrydAczi79ke5snOEwg3KkOFdl6hA0Ply7GeFDTqwtLw/viewform

HABER MERKEZİ

#Kadın #Savunma #Ağından #çağrı #Gönüllü #diktatörleri #gönder

YSK Başkanı Yener: Sosyal medyadaki paylaşımlar gerçeği yansıtmıyor

Açıklama ypaan YSK Başkanı Ahmet Yener ‘Sosyal medyadaki paylaşımlar gerçeği yansıtmıyor, itirazlar yasal sürede görüşülüp sonuçlandırılacak’ dedi

Sanal medyada paylaşılan tutnaklara yanlış geçirilmiş seçim sonuçlarına karşı Yüksek Seçim Kurulu açıklama yaptı.

Kurum adına açıklama yapan YSK Başkanı  Ahmet Yener “Sosyal medyada paylaşılan ve kamuoyunu yöneltmeye yönelik asılsın ihbarlara itibar edilmemelidir” dedi.

Yener’in açıklamaları şöyle:

“14 Mayıs 2023’te yapılan cumhurbaşkanı ve 28. dönem milletvekili genel seçimlerinde 298 sayılı, 6271 sayılı ve 2839 sayılı yasalar uyarınca seçim takviminin başlangıcından, seçim sonuçlarının kesinleştirilmesine kadar tüm aşamalar siyasi parti temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilmektedir.

Bu süreçte seçmen listelerinin kesinleştirilmesi işlemleri tüm aşamalarda support üzerinden paylaşılmıştır.

“YSK, önde gelen bu itirazları yasanın ön gördüğü süre içinde görüşüp sonuçlandıracaktır. YSK tüm aşamalarda siyasi part temsilcilerinin bulunduğu seçim sürecindeki tüm verileri an be an support üzerinden siyasi partilerimizle paylaşmıştır. Sosyal medyada paylaşılan görsellerin YSK ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Sosyal medyada paylaşılan ve kamuoyunu yöneltmeye yönelik asılsın ihbarlara itibar edilmemelidir. Süreç şeffaf bir şekilde devam etmektedir. Ayrıca yurt dışı seçmen listesine kayıtlı olan seçmenlerimiz yasal mevzuat uyarınca herhangi bir yurt dışı temsilciliğinde veya gümrüklerde oy kullanması yasal olarak mümkündür. bu nedenle herhangi bir temsilciliğimizde kayıtlı gözüken seçmen sayısından fazla oy kullanılması yasal mevzuata uygundur. YSK teknik alt yapısı uygun olan ve seçime katılan tüm siyasi partilerle veri akışını gerçekleştirmiş olup kesin sonuçların açıklanmasından sonra da  sonuçlar kurumumuzun internet sitesinde tüm kamuoyuyla paylaşılacaktır.”

ANKARA

#YSK #Başkanı #Yener #Sosyal #medyadaki #paylaşımlar #gerçeği #yansıtmıyor

Tutuklu gazeteci Müftüoğlu’ndan ‘Bir Tutsak Öyküsü’: Pişo

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, yaşadıklarını ‘Bir Tutsak Öyküsü’ başlığıyla kaleme aldı 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 29 Nisan’da gözaltına alınarak tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, tutuklu bulunduğu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde yazdığı mektupla, gözaltı süreci, tutuklanma ve cezaevine dair yaşadıklarını kaleme aldı.

Arkadaşlarımızı savunduk

“Bir Tutsak Öyküsü: Pişo ve Heso” başlığıyla mektup yazan Müftüoğlu, “Amed’te evimize yapılan polis baskını sırasında büyük bir tedirginlik yaşayan Pişo’yu geride bırakıp gelmenin hüznü, tel örgüleri aşıp bizlere göğün mavisini taşıyan kuşların kanadıyla hafifledi. Amed’te düzenlenen operasyonda 5 gazeteci tutuklandı. 2 gün boyunca Diyarbakır Adliyesi’nde bekledik. Arkadaşlarımızın ve bizim savunmalarımızı yapan avukatımız Resul Temur’un bırakılmasını, basın ve ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasını talep ettik. Adliye koridorlarında kriminalize edilenin arkadaşlarımız değil, ‘hakikat’ olduğunu biliyorduk” dedi.

Yargılanmak istenen gazetecilik

Yargılanmak istenenin gazetecilik ve Özgür Basın olduğunu bildiklerine dikkat çeken Müftüoğlu, “Özgür Basın emekçilerini 11 aydır tutsak ederek, kalemimizi kırmak istiyorlardı. Biz dışarda kalanlar hem arkadaşlarımızın serbest bırakılması, hem de özgür bir ortamda gazetecilik yapmak için mücadele ediyorduk. 27 Nisan’da 5 arkadaşımızı kelepçeleyerek hapse gönderdiler” dedi.

Kitap ve mektuplarıma el konuldu

Evine yapılan baskına da değinen Müftüoğlu, polislerin evi arama adı altında tarumar ederek, tüm dijital materyalleri ve kitaplarına el konulduğunu söyledi. 15 yıldır aralıksız yaptığı güzelliklerden biri olan cezaevi mektuplaşmalarını da ‘suç şüphesi’ olarak el konulduğunu belirten Müftüoğlu, “Mektupların büyük bir bölümü bir amir tarafından okundu. Bunlar her Kürt’ün, muhalifin yaşadığı genel durumların devamı gibiydi” diye yazdı.

Pişo’nun öyküsü

Mektubun devamında bir öykü anlatmak istediğini söyleyen Müftüoğlu, şunları yazdı: “Tam da burada, bu rutini bozacak bir öykü anlatmak istiyorum. Ev arkadaşım Pişo’yu. Öncelikle onunla tanışma öykümle başlayayım. Yıllardır evimde büyüttüğüm çiçeklerle ilgileniyordum. Günün tüm yorgunluğunu çiçeklerle konuşarak atlatmaya çalışıyordum. Onların su ve güneşle buluşma hallerindeki dansları bir başkaydı. Her yeni bir filiz, bir başka etkiliyordu. Pişo ile tanışmadan 6 ay önceden bir kediyi sahiplenme kararı aldım. Tabi vakit hala asıl sahiplenenin karşı taraf olduğundan bihaberdim. Bir sabah ajansa gittiğimde çalışma arkadaşlarımı takip edip içeri giren bir kedi beni karşıladı. Koltuk üzerine çıkmış, göğsü bembeyaz sırtı ise kahverengi ve sarı tüylerle kaplı, gözleri bal sarısı güzeller güzeli bir kedi. Tavrı, duruşu, asilliği ile tüm ajans çalışanlarını etkilemişti. Ben de sevgisini göstermeyi seven bir kadın olarak, kedinin etrafında pervaneye dönmüştüm. İşte Pişo ile anladım ki hayvanlar özellikle de ‘nankör’ denilen kediler kendilerine gösterilen sevgiyi hissediyor ve buna karşılık veriyordu.

Zamanla Pişo yanımdan ayrılmaz hale gelmişti. Arada mavi boncuk dağıttığı diğer dairelere gidişi ve ajansta Pişo’yı istemeyen arkadaşlarımın kapıyı açarak dışarı salmasını saymazsak, yaklaşık 10 gün ajansta bizlerle birlikte yaşadı. Çalışma ortamında başka bir canlıya bakma hali etrafındakiler tüyler ve kediye dokunamayan arkadaşlarımın varlığı beni bir karar vermeye zorladı. Bu kadar kısa sürede bağlandığım ve adını Pişo koyduğum kedi ile ev arkadaşı olacaktık. Açıkçası Pişo’nun, o toplumda beni sahiplenmesi bu kararı vermemde etkili olmuştu. Aşıların yapılması veteriner kontrolü ardından 5 Ocak tarihinde itibaren Pişo ile ev arkadaşlığımız başlamıştı. Kediler öyle tahmin edildiği gibi bir iki mıncıklayıp, mama verip, köşeye atacağımız varlıklar değil. Bunu bizzat yaşayarak gördüm.  Bu canlı sizin ev arkadaşınız ve yaşamınızın ortağı haline geliyor.

Dışarıyı izlemeyi sevdiği için birkaç odanın pencereleri mutlaka açık bırakılır. Sabahları uykumuzu bölen alarm sesinden nefret eder. Gücü yetmese de patisi ile kapatmaya çalışır. Onunla ilgilenmeniz gereken saatlerde telefonla uğraşıyorsanız, gelip göğsünüze oturur ve telefona bakmanızı engeller. Kitap okuyorsanız kitabı patisi ile devirir. Eve geleceğiniz saati bilir ve o saatte ya kapıda ya da camda bekler. Bir işinizden kaynaklı geç gittiyseniz küser ve yüzünüze bakmaz, etrafınızda dolansa bile miyavlamaz. Evde yaş mama varsa gönlünü alabilirsiniz. Aksi halde kendisini ihmal ettiğiniz için sizi cezalandırır. Onunla doğal bir yaşam kurmaya çalışırsınız, sahip, sahiplik, özne, nesne ilişkisi doğru olmayan bir ilişki kurmanıza neden olur. Zamanla ortak bir yol tutturur ve birbirinizi seslerinizden ve bakışlarınızdan tanırsınız. Bu uyumlu arkadaşlık ilişkisine bir sabah baskını ara verdi.

Polisten kaçmaya çalıştı

Kapılar vurulduğunda ilk olarak Pişo uyandı, tedirgince gelen sesin ne olduğunu anlamaya çalıştı. Benden önce kapı eşiğine giderek dışarıyı dinleyip gelen felaketi anlamaya çalıştı. Kapı açılır açılmaz da fırlayan içeriyi işgal eden polislerden kaçmaya çalıştı. Tüm arama boyunca odadan odaya kaçışan Pişo, kötülüklerini gördüğü polislerin yanından miyavlayarak tedirginliği anlattı.

Polislerin avukatım ve arkadaşlarıma haber vermeme izin vermemesi nedeniyle anahtarımı gözlemci olarak getirilen komşuma vererek Pişo’yu ona emanet ettim. Şu ana kadar ki tüm süreçlerde de aklım bir taraftan iş yükü artan arkadaşlarımda, bir taraftan da ev arkadaşım can yoldaşım Pişo’daydı. Hala da öyle.

Kaynak/MA

 

 

#Tutuklu #gazeteci #Müftüoğlundan #Bir #Tutsak #Öyküsü #Pişo

Kullanılmayan araziler ve biyoçeşitlilik

Dünya üzerinde tarım arazi kayıpları ekonomik ve ekolojik nedenlerle hızla daralırken, terk edilen tarım arazileri biyoçeşitlilik için hem bir avantaj hem de tehdit oluşturuyor

Tarımsal üretimlerin sermaye eline teslim edilmesi ve küçük çiftçiliğin uygulanan politikalarla bitirilmeye çalışıldığı bu dönemde tarımın küçük çiftçi için kârlı olmaktan çıkması üzerine arazi terkleri giderek büyüyor. Science dergisinde yer alan bir araştırma terk edilmiş toprakların biyolojik çeşitlilik için hem bir fırsat hem de tehdit olabileceğini gösteriyor. Son 50 yıl içinde kırsal alanlarla yaşayanların geçim sorunu nedeniyle kentlere göçü hızlandı. Bugün dünya nüfusunun yüzde 55’i şehirlerde veya çevresinde yaşıyor ve bu oranın 2050’de yüzde 68’e çıkması bekleniyor. Kırsal nüfustaki bu sürekli azalmanın yaşanması sonucunda terk edilmiş tarla ve meraların, ormanlık alanların, maden ocaklarının, fabrikaların ve hatta tüm insan yerleşimlerinin sayısında artış yaşanmaktadır.

Arazi terki faktörleri artıyor

IIASA araştırmacısı Gergana Daskalova ve Almanya’daki Göttingen Üniversitesi’nde araştırmacı olan Johannes Kamp, biyoçeşitliliğin nasıl etkilendiğini ve bunun ne anlama geldiğini keşfetmek için terk edilmiş arazileri yakından inceledi. Daskalova, “İklim değişikliği ve hızla değişen jeopolitik manzara gibi sorunlar nedeniyle nüfusun azalmasına ve dolayısıyla arazi terkine neden olan faktörler yoğunlaşıyor. Örneğin, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali şimdiden yeni terk edilme noktaları yarattı. Terk, küresel olarak önemli bir süreçtir. Bunun dünyanın her yerinde meydana geldiği ölçek, bizi insanların geçim kaynaklarını korurken, aynı zamanda koruma için gelecekteki çözümlerin potansiyel bir kaynağı olarak insanların geride bıraktıkları yerlere dikkat çekmeye teşvik etti” diyor

Terk edilen arazi 400 milyon hektar

Yazarlara göre, dünyadaki terk edilmiş arazinin kesin miktarı bilinmiyor, ancak dünya çapında 400 milyon hektara kadar çıkabileceği tahmin ediliyor. Bu terk edilmiş arazinin çoğu, yaklaşık 117 milyon hektarlık kısmı eski Sovyetler Birliği’ne ait olan Kuzey Yarımküre’de yer alıyor. Terk edilmiş alanların biyolojikçeşitlilik üzerindeki etkisi hem olumlu hem de olumsuz olarak yaşanıyor. En büyük kazanımlar muhtemelen daha önce yoğun olarak tarım yapılan ve biyolojik çeşitliliğin düşük olduğu alanların terk edildiği yerlerde elde edilecek. Muhtemelen bu alanlarda gözlemlenecek ilk değişiklikler, son zamanlarda bozulan ekosistemlerde hayatta kalabilen bitki yaşamının, kuşların ve omurgasızların geri dönüşü olacaktır.

Her iki sonuç yaşanabilir

Bu ekin alanlarının terk edilmesi, insanların bölgeyi terk etmesiyle veya doğal yaşamın yeniden tanıtılmasıyla birleştirilirse, bu durum birçok yaban canlısının olası geri dönüşüyle birlikte yeniden yabanileşmeye yol açabilir. Ancak yazarlar, terk edilmiş tüm arazilerin yardım almadan eski haline dönmeyeceğine ve daha önce yoğun bir şekilde ekilen arazilerin bir kısmının asla eski haline geri dönmeyeceğine dikkat çekiyor. Arazi terki, insan kültürü ve geleneğinin yanı sıra biyolojik çeşitlilik açısından da olumsuz etkilere sahip olabilir.

Nüfusu hızla azalan ülke

Geleneksel olarak düşük yoğunluklu veya uzun süredir geçimlik tarım için kullanılan alanlarda, örneğin, insanlar ve toprak arasındaki yakın bağlar, insanlar uzaklaştıktan sonra bozulan birbirine bağlı ekosistemler yaratmıştır. Yerel olarak nadir türlerin kaybı veya yalnızca bir veya iki baskın türün diğerlerinin zararına çoğalması gelişmiştir. Caskalova, “Terk etme genellikle gözden uzakta gerçekleştiği için, gezegendeki izi hakkında hala bilmediğimiz çok şey var. Şu anda dünyanın en hızlı nüfus azaltan ülkesi olan Bulgaristan’da hangi tür bitki, kuş ve türlerin ne olduğunu belirlemek için çalışıyoruz. Diğer biyoçeşitlilik son ev ışıkları söndürüldükten çok sonra köylere geri dönüyor” diyor.

RES’ler ve GES’ler

Terk edilmiş arazilerdeki biyolojik çeşitlilikteki herhangi bir kazanım, ne yazık ki arazi yeniden işlendiğinde veya başka bir amaca uygun hale getirildiğinde çok hızlı bir şekilde yok edilmekte. Yazarlara göre, terk edilmiş araziler için büyük ölçekli biyoenerji, rüzgar ve güneş enerjisi üretimi biyoçeşitliliğin bozulmasını hızlandıran en belirgin oluşumlar. Ayrıca, terk edilmiş arazilerdeki biyolojikçeşitlilik değişiminin bölgesel ve küresel değerlendirmelere, politikalara ve senaryolara dahil edilmesi ve terk edilmiş arazinin yeniden kullanıldığı yerlerde, ekonomik ihtiyaçların restorasyon ve koruma hedefleriyle dengelenmesini sağlamak için özen gösterilmesi gerektiğini araştırmacılar vurguluyor.

Biyoçeşitlilik için teşvikler

Terk edilmenin biyoçeşitlilik üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini tahmin etmeyi amaçlayan gelecek modeller ve senaryolar için, arazinin terk edilmiş olarak kalma olasılığının ve terk etme, biyolojik çeşitlilik, insani değerler ve geçim kaynakları arasındaki geri bildirimlerin neler içerdiğini hesaba katmanın önemine dikkat çekilen araştırmada, “Bu konudaki küresel konuşmalar devam ederken, terk edilmiş topraklara insanlar ve doğa arasındaki yüzyıllarca süren etkileşimin ürünü olarak bakabilir ve yalnızca koruma için değil, aynı zamanda arazi yönetimi ve hem sosyal hem de ekolojik değerlerin korunması için teşvikler yaratabiliriz” diye belirtiliyor.

20 milyon dekar arazi kullanılmıyor

Türkiye’de bağımsız araştırmacı bilim insanı sayısı giderek azalıp sermaye hizmetine koşulması sonucu bu türden araştırmaların yapılması giderek sığlaşmış durumda. Türkiye’de terk edilmiş ve kullanılmayan tarım arazisi miktarı 20 milyon dekarı aşmış durumda. Arazi toplulaştırılması yapıldığı iddia edilen süreçlerin küçük çiftçiliği ortadan kaldırmaya yönelik uygulandığı görülmekte. Oysa küçük çiftçiliğin desteklenmesi giderek gelişen açlığa da bir yanıt. Küçük çiftçiliğin tasfiyesi süreci Türkiye’de işletilirken, terk edilen ve ekilmeyen arazi miktarı da artmakta. Toplulaştırılan araziler büyük ölçeklere dönüştürülürken, tarım sözleşmeli üretime bağlanıp biyoçeşitliliği ortadan kaldıran süreçlerin hayat bulması sonucu geleceğimiz tehdit altına girmektedir.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Kullanılmayan #araziler #biyoçeşitlilik

Avrupa’da her yıl 20 milyon kuş yok oluyor

Bilim insanları benzeri görülmemiş miktarda veri topladıktan sonra yayınladıkları bir makalede Avrupa’da her yıl ortalama 20 milyon kuşun yok olduğunu belirterek, dramatik düşüşün ana nedeninin tarımsal yoğunlaşma olduğu sonucuna vardı

ANF’de yer alan habere göre, Amerikan dergisi PNAS’ta (Proceedings of the National Academy of Sciences) araştırmalarını yayınlayan birçok Avrupa araştırma ekibi, Avrupa’daki kuş nüfusunun azalmasını bulmak için işbirliği yaptı. Benzeri görülmemiş bir veri seti kullanan araştırmacılar, 28 Avrupa ülkesindeki 20 bin ekolojik izleme alanından 170 tür için 37 yıllık gözlemleri inceledi.

40 yılda 800 milyon

İsviçreli RTS medyasına göre CNRS araştırmacısı ve çalışmanın koordinatörü Vincent Devictor, “1980’den beri tür bolluğunda dörtte bir düşüş bulduk” dedi. Devictor, “Başka bir ifadeyle, 40 yılda 800 milyon veya yılda 20 milyon olmak üzere Avrupa kuş yaşamında sistemik, derin bir düşüş” diye ekledi. Araştırma bazı ekosistemlerin diğerlerinden daha ciddi şekilde etkilendiğini gösteriyor. Örneğin orman kuşlarının sayısı yüzde 18 azaldı, bu düşüş kent kuşları için yüzde 28’e ve hatta tarım ortamlarındaki kuşlar için yüzde 57’ye ulaştı.

Omurgasızlarla beslenen kuşlar

PNAS’taki makalede, “Tarımın yoğunlaşmasının, özellikle de böcek ilacı ve gübre kullanımının, başta omurgasızlarla beslenenler olmak üzere kuş popülasyonlarındaki çoğu düşüşün ana nedenini oluşturduğu sonucuna vardık” denildi. Araştırmanın yazarları, bu omurgasızların gerçekten de “gelişimlerinin en azından belirli aşamalarında birçok kuş için diyetin önemli bir bölümünü” temsil ettiğine dikkat çekti. Bu beslenme biçimi, üreme döneminde incelenen 170 tür arasında 143 tür için çok önemli olarak görülüyor.

BRÜKSEL

#Avrupada #yıl #milyon #kuş #yok #oluyor

Eski Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’ye verilen hapis cezası onandı

Yolsuzlukla yargılanan Fransa eski cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin aldığı 3 yıllık hapis cezası onandı. Mahkeme, Sarkozy’nin hapis cezasını ev hapsine çevirerek elektronik kelepçe takılmasına karar verdi

Yolsuzlukla yargılandığı “telekulak” davasında 2 yılı tecilli, 3 yıl hapis cezası alan eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin cezası onandı. Sarkozy’nin karara ilişkin yaptığı itirazı reddeden Paris Temyiz Mahkemesi, kararı onadı. Böylece, 68 yaşındaki Sarkozy’nin hapis cezası alan ilk eski Fransız cumhurbaşkanı olacağı da kesinleşti.

Avukat ve yargıç da ceza aldı

Mahkeme, Sarkozy’nin hapis cezasını ev hapsine çevirerek elektronik kelepçe takılmasına karar verdi. Aynı davada yargılanan Sarkozy’nin avukatı Thierry Herzog ve yargıç Gilbert Azibert’e de Sarkozy ile aynı ceza verildi. Herzog, üç yıl boyunca avukatlıktan men edildi. Sarkozy ayrıca üç yıl boyunca medeni haklarından men edilirken bu süre zarfında herhangi bir seçime de katılamayacak.

Ne olmuştu?

Fransa eski cumhurbaşkanı, 2014’te hakkında açılan bir davanın yargıcını “daha prestijli bir makam” vaadiyle dava hakkında bilgi sızdırmaya zorlamaktan ceza almıştı. Bu ay başında ise Fransız savcılar, “Libya hükümetinin Sarkozy’nin 2007’deki cumhurbaşkanlığı adaylığına yasa dışı yollardan destek olduğuna ilişkin” iddiaların mahkemeye taşınması talebinde bulunmuştu.

Sarkozy’nin “2007’de cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasını yürütmek için o zamanki Libya lideri Muammer Kaddafi’den yasa dışı maddi destek aldığı ve kampanyayı bu destekle yürüttüğü” iddia ediliyor.

2019’da da iş insanı Ziad Takieddine 2006 sonlarında Libya’dan Sarkozy’ye 5 milyon euro getirdiğini öne sürmüştü. İddialar üzerine 2013’te ön soruşturma açılmıştı.

5 yıl süren ön soruşturma sonrası Sarkozy, 21 Mart 2018’de Paris’te gözaltına alınmış, yaklaşık 30 saat süren gözaltı sürecinin ardından hakkında “cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasına yasa dışı finansman sağladığı, yolsuzluk yaptığı ve Libya kamu fonlarını gizlediği” iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı. Sarkozy, 2014’e kadar beş yıl boyunca cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturmuş ve 2008 krizinin gölgesindeki Fransız ekonomisini ayakta tutma vaadiyle göçmen karşıtı politikaları hayata geçirmişti.

DIŞ HABERLER

#Eski #Fransa #Cumhurbaşkanı #Sarkozyye #verilen #hapis #cezası #onandı

Türkiye Eyn Îsa’da sivilleri hedef aldı

Türkiye Kuzey ve Doğu Suriye’nin Eyn Îsa ilçesine gerçekleştirdiği bombardımanda 3 sivil yaralandı

Türkiye’nin ve çeteleri Kuzey ve Doğu Suriye’de yine sivilleri hedef aldı. Sabah saat 10.30 Kuzey ve Doğu Suriye’nin Eyn Îsa ilçesine bağlı Cideyda köyü ve M4 Karayolu obüslerle bombalandı.

Bombardıman sonucunda Cideyda köyünde 3 sivil yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralıların isimleri  ise şöyle: Muhammed Fawaz Waqaa, Mahmoud Fawaz Waqaa, Muhammed Selim Kemal.

DIŞ HABERLER

#Türkiye #Eyn #Îsada #sivilleri #hedef #aldı

İHD’den ‘Yüzleşme ve Hakikatleri Komisyonu’ kurulsun çağrısı

’17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’na ilişkin açıklama yapan İHD, ‘Geçmişle Yüzleşme ve Hakikatleri Araştırma Komisyonu’ kurulması talebini yeniledi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi, “17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası”na ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, toplumsal bir barışa dayalı yaşamı inşa etmenin yolunun, ancak geçmişle yüzleşmekten geçebileceği ifade edildi.

24 Nisan 1915 tarihinde gerçekleşen Ermeni Soykırımı hatırlatılan açıklama da  “Ermeni soykırımı, Türkiye’nin ivedilikle yüzleşmesi gereken bir gerçekliktir. Türkiye’de zorla kaybettirilen ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban giden yurttaşların akıbetinin ortaya çıkarılması ve faillerin cezalandırılması için verilen mücadele, geçmişten bu yana görmezden gelinmiş ve bu hakikat ile yüzleşilmemiştir. İnsan hakları savunucuları olarak, toplumsal bir barışa dayalı yaşamı inşa etmenin yolunun, ancak geçmişle yüzleşmekten geçebileceğini ifade etmek istiyoruz. Yıllardır yas tutan kayıp yakınları ile Cumartesi annelerinin yaşadıkları acı; devletin üzerine düşen sorumluluğun gereği olarak karanlıkta bırakılan tüm bu olayları aydınlatması, kayıpların akıbetlerinin ortaya çıkarılması ve faillerin bulunup cezalandırılması ile bir nebze olsun dinebilecektir” ifadelerine yer verildi.

28 yıllık mücadele

Kayıpların bulunması ve faillerin yargılanması talebiyle 27 Mayıs 1995 tarihinde bu yana  yıl geçtiği hatırlatan açıklamada, “Aradan geçen 28 yıla rağmen ne yazık ki ülkeyi yöneten siyasi iktidarların insanlığa karşı suç olarak kabul edilen ‘Gözaltında Zorla Kaybetme’ olaylarının aydınlatılmasına dönük olumlu bir adım atmadıklarına, kayıp yakınları ile Cumartesi İnsanları’nın bu zorlu ve uzun soluklu mücadelelerine kulaklarını tıkadıklarına tanıklık ettik” diye kaydedildi.

Kayıplar bulunsun

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Diyarbakır’da 31 Ocak 2009 tarihinden bu yana tüm baskı ve engellemelere karşı adalet arayışından bir adım dahi geri atmayan kayıp yakınları ve biz hak savunucuları, hiç şüphesiz ki mücadelemizi her koşulda sürdürmeye devam edeceğiz. Bu vesileyle sivil toplum örgütlerini, insan hakları savunucularını ve vicdan sahibi herkesi kayıp yakınlarının mücadelesine ortak olmaya ve her Cumartesi günü saat 12.00’de Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde, ‘Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın’ şiarıyla gerçekleştirdiğimiz eyleme katılarak dayanışma içinde olmaya davet ediyoruz.”

Açıklamada şu talepleri sıraladı:

“*Cezasızlık ve adaletsizlik üreten mevcut idari ve adli sistem, evrensel hukuk ilkelerine uygun bir şekilde bir an önce değiştirilmelidir.

*Her şeyden önce, zorla kaybettirilenlerin akıbetlerinin ortaya çıkarılmasını ve faili meçhul cinayetler sonucu katledilenlerin faillerinin tespiti için devletin ilgili tüm arşivleri açılmalıdır.

*Bu topraklarda benzeri acıların bir daha yaşanmaması, hakikatlerin ortaya çıkarılması ve toplumsal barışın tesisi için ‘Geçmişle Yüzleşme ve Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nun kurulmasını talep ediyoruz.

*Gözaltında kaybetme suçunu gündemde tutmak, özel bir ilgiyle takip etmek, bu suçu işleyenlerin, suça azmettirenlerin hukuka uygun şekilde yargılanmalarını talep etmek insanlık görevidir.

*Bu topraklarda yaşanan gözaltında kaybettirmeler için devleti, uluslararası taahhütlerine uyarak hesap verme sorumluluğunu yerine getirmeye,

*Hükümeti derhal BM Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmeyi imzalamaya çağırıyoruz.

*Gözaltında kaybetmeyi muhaliflere karşı bir yok etme yöntemi olarak kullanan devletleri, bu suçu işlemekten vazgeçmeye çağırıyoruz.”

Kaynak: MA

 

#İHDden #Yüzleşme #Hakikatleri #Komisyonu #kurulsun #çağrısı

Mûş’ta bir sandıkta Yeşil Sol’un 92 oyu MHP’ye yazıldı

Mûş merkez Sunay Mahallesi Vali Adil Yazar Ortaokulu’nda 1135 Nolu sandıkta Yeşil Sol Parti’nin 92 oyu MHP’ye yazıldı

2023 Seçim tutanakları ile Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) Siyasi Partiler portalına yapılan girişlerin karşılaştırmasının yapıldığı Mûş’ta Yeşiller Sol Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) oylarının eksik ya da başka partilere yazıldığına dair yeni tespitler yapıldı.

Mûş merkez Sunay Mahallesi Vali Adil Yazar Ortaokulu’nda Yeşil Sol Parti’nin aldığı 92 oy MHP’ye yazıldı. 1135 Nolu sandıkta AKP 68, Yeniden Refah Partisi 20, MHP 69, Yeşil Sol Parti 92, İyi Parti 44, Memleket Partisi 3, Adalet Partisi 1, toplamda 301 oy alırken, Yeşil Sol’un 92 oyu da MHP’ye yazıldı.

Avukatlar söz konusu sandıklara itiraz etti.

MÛŞ

#Mûşta #bir #sandıkta #Yeşil #Solun #oyu #MHPye #yazıldı

Sîlopya’da zırhlı araç 5 yaşındaki çocuğa çarptı

Sîlopya’da dün akşam saatlerinde zırhlı araç 5 yaşındaki çocuğa çarptı

Şirnex’in (Şırnak) Sîlopya (Silopi) ilçesinin Dicle Mahallesi’nde dün akşam zırhlı bir araç 5 yaşındaki Y.Y.T. isimli çocuğa çarptı. Olaydan sonra ailesi tarafından hastaneye kaldırılan çocuğa, burada yapılan ilk müdahalenin ardından Xarpêt’teki (Elazığ) hastaneye sevk edildiği ve burada müşahede altına alındığı öğrenildi.

Olaya ilişkin soruşturma başlatıldığı belirtildi.

ŞIRNEX

#Sîlopyada #zırhlı #araç #yaşındaki #çocuğa #çarptı