Ana Sayfa Blog Sayfa 469

TRT ve Turkcell’de seçim ‘hazırlıkları’: Personel eve gönderiliyor

GSM şirketi Turkcell, seçim gecesi için personeline ‘teknik altyapı çalışmaları’ gerekçesiyle işe gelmemeleri için mesaj atarken, TRT’nin ise personeline izin verdiği belirtildi

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere son iki gün kalırken, bir yandan partilerin son propaganda çalışmaları devam ediyor. İktidarın daha önceki seçimlerde ortaya çıkan yolsuzluk ve usulsüzlükleri endişe yaratsa da partiler sandık güvenliği için önlemlerini arttırırken, Turkcell GSM şirketi çalışanlarına seçim günü için “teknik” bir gerekçe ile işe gelmeme mesajı atarken, benzer ve dikkat çekici uygulama da TRT tarafından yapıldı.

Girişler olmayacak

Telefon operatörü Turkcell’in 12-15 Mayıs arasında İstanbul’daki merkez çalışanlarına mesaj atarak, seçim gecesi “teknik altyapı çalışmaları” nedeniyle plaza ve ofislere giriş yapılamayacağını bildirdi.

VPN bağlantısı da olmayacak

Gazeteci Alican Uludağ sanal medya hesabından paylaşılan bilgiye göre, çalışanların VPN’le de bilgisayarlara bağlanamayacağı belirtilirken, Turkcell yönetiminden çalışanlara yollanan mesajda şu ifadelere yer verildi: “Değerli arkadaşlar. 12 Mayıs Cuma akşamı 21.00’dan 15 Mayıs Pazartesi günü 06.00’ya kadar tüm plazalarımızda yapılacak olan teknik alt yapı çalışmaları nedeniyle zorunlu haller dışında plaza ve ofislerimize giriş olmayacaktır. İlgili tarihlerde VPN bağlantısı da yapılamayacaktır.”

Taşçı TRT’ye soru yöneltti

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi İlhan Taşçı ise, manipülasyon iddiaları üzerine görüşmek istediği TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı’nın, İletişim Başkanlığı’ndan izin alamadığı için kendisine randevu vermediğini belirterek, söz konusu iddialara dair sanal medya hesabı Twitter üzerinden sorular sordu.

Ne saklanıyor?

Taşçı, seçim günü yapılacak yayınlarda TRT’de görevli tüm personelin yeni bir güvenlik soruşturmasına tabi tutulduğunu belirterek, bunun nedenlerini sordu. Ayrıca, seçimin yapılacağı 14 Mayıs ve bir sonraki gün olan 15 Mayıs’ta personele izinli olduğuna dair telefon açıldığını aktaran Taşçı, “Seçimin yapılacağı pazar günü ile seçimi takip eden pazartesi günü normal mesaisi veya nöbeti olan kimi personelin insan kaynakları tarafından telefonla aranarak işe gelmemeleri talimatı verildiğini öğrendik. Bu uygulamaya neden gereksinim duyuldu? Neyi görmeleri istenmiyor?” diye sordu.

‘Paralel yapı burada mı oluşturuldu?’

İletişim Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı personellerinin TRT’de görevlendirildiklerine dikkat çeken Taşçı, “Bunlar arasında seçim günü mesai yapacak olan var mıdır? Sn. Muharrem Erkek’in İçişleri Bakanlığı için işaret ettiği gibi bir ‘paralel yapı’ da burada mı oluşturuluyor?” dedi.

‘Yeni’ ekipler neden ihtiyaç oldu?

Taşçı, Ocak ayından bugüne kurum TRT bünyesine katılan 700’ü aşkın yeni personelden kaçı seçim yayınlarında görevlendirildiğini de sorarak, “Yurdun her yerinde yerleşik onlarca tecrübeli kameraman ve muhabirin bulunduğu TRT gibi köklü bir kurumda seçim öncesi bu ‘yeni’ ekiplere neden ihtiyaç duyulmuştur?” diye konuştu.
Taşçı, TRT Genel Müdürü Sobacı’ya şu soruları sordu: “TRT’de maaş ve uzmanlıklarının ne olduğunu kimsenin bilemediği bir danışman ordusu kurduğunuz ve bu kişiler için ana binada bulunan bir tam katı boşaltarak buradaki yayın personelini 20-25 kişilik açık ofislere taşımayı kararlaştırdığınız iddialarına yanıtınız nedir?”

HABER MERKEZİ

#TRT #Turkcellde #seçim #hazırlıkları #Personel #eve #gönderiliyor

Wan final mitingine hazır: Faşizme geçit vermeyeceğiz

Yeşil Sol Parti’nin Wan’da yarın yapacağı final mitinginin hazırlıkları tamamlandı. Parti temsilcileri halkı Beşyol Meydanı’na çağırdı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimleri çalışmaları kapsamında yarın Wan’da  final mitingi düzenleyecek. Beşyol Meydanı’nda düzenlenecek miting saat 13.00’da başlayacak. Mitinge Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Kürdistan Komünist Partisi Genel Başkanı ve Yeşil Sol Parti Wan Milletvekili adayı Sinan Çiftyürek, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, İnsan ve Özgürlük Partisi’nden (PİA) Ahmet Kaya katılacak. Sanatçılar Özlem Bağlayan ve Ali Jiyan da mitingde sahne alacak.

Çağrı yapıldı

HDP Wan İl Eşbaşkanı Handan Karakoyun, tüm kent sakinlerini mitinge davet etti. Tarihi bir süreçten geçtiklerini belirten Karakoyun, “Bizler çok uzun bir süredir, bu faşist zihniyetin en yakıcı yüzüyle karşı karşıya kaldık. Bir oy da sen kullan, bir oy da kullanmak üzere sen ikna et. Bizler bu faşizme geçit vermeyeceğiz. Faşizme dur demek için 14 Mayıs günü sandıklara gideceğiz. 14 Mayıs’tan bir gün önce yapacağımız final mitingimize tüm halkımızı davet ediyoruz. Final mitingimizin görkemli olması çok önemli ve anlamlı olacaktır. Gelin hep birlikte hem sandıklara sahip çıkalım, oyumuzu kullanalım, hem de büyük tarihi final mitingimizle cevap verelim” çağrısı yaptı.

WAN

#Wan #final #mitingine #hazır #Faşizme #geçit #vermeyeceğiz

Müşahit ol! Oy kullandığın sandığa sahip çık

‘Kullandığın sandıkta müşahit ol’ kampanyası başlattıklarını söyleyen Pirinçioğlu, herkesin oy kullandığı sandığa sahip çıkması gerektiğini ve son güne kadar müşahit olmak isteyenlerin Yeşil Sol Parti örgütlerine başvurmaları çağrısı yaptı

Selman Çiçek

Türkiye’de 60 milyon 697 bin 843 seçmen, 14 Mayıs Pazar günü, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri için sandık başına giderek oy verecek. Aylarca süren propaganda çalışmaların ardından oy verme süresine bir gün kalırken merak edilen konulardan biri de sandık güvenli. İktidar dışındaki partiler olağan üstü önlemler ile sandıkları korumaya hazırlanıyor. Seçim bölgelerinden biri olan Amed’te ise Yeşil Sol Parti binlerce gönüllü müşahit ile sandıkları koruyacak.

Sandık güvenliği için seferberlik

1 milyon 143 bin 887 kişinin oy kullanacağı Amed’in 17 ilçesinin 1049 mahallesinde, 1078 okulda toplam olarak 3685 sandı kurulacak. Yeşil Sol Parti, bu sandıkları 120 avukat, 1078 okul sorumlusu ve binlerce müşahit ile koruyacak. Sandık hileleri ve hak ihlalleri için ayrıca Amed Barosu ve Amed Kent Dayanışma ve Koruma Platformu sandıklarda gözlemci olarak yer alarak yaşananları raporlaştırılacak.

Sandıkları müşahitlerle koruyacağız

Yeşil Sol Parti sandık güvenliğinden sorumlu olan Necati Pirinçioğlu, halkın bu seçimlerde kararını verdiğini, 90’lardan beri seçime girdiklerini için tecrübeli olduklarına dikkat çeken Pirinçioğlu, “Bu seçim bizim ilk seçimimiz değil. Bu halk canı pahasına verdiği oya sahip çıkmıştır. 7 Haziran 2015 seçiminden sonra seçimlerde sandık görevlisi vermeye başladık. Ancak Yeşil Sol Parti ile gireceğimiz için sandıklara temsilci veremiyoruz. HDP’nin seçimlere girmeyeceği kesinleştikten sonra sandıkları müşahitlerle koruyacağız. Sandık kurulları iki memurdan ve beş siyasi parti üyesinden oluşuyor. Bazı sandıklarda yeterli kurul üyesi oluşmadığından sandık kuruluna üye verdik” diye konuştu.

Oy kullandığın sandıkta müşahit ol!

Pirinçioğlu, müşahit olmak isteyenlerin kendilerini arayabileceğini ve herkesin oyunu kullandığı sandıkta müşahit olması gerektiğini söyleyerek, herkesin seçim sonuna kadar sandığına sahip çıkması gerektiğine dikkat çekti. Pirinçioğlu, “120 gönüllü avukatta bu sandıklarda görev alacak. 1078 imza yetkili görevli ve 120 avukat ile sandıkları korumaya çalışacağız. Bunun dışında binlerden oluşan müşahit ordumuz var. Bir kampanya başlattık. ‘Kullandığın sandıkta müşahit ol’ kampanyası ile herkesin kullandığı sandığa sahip çıkmasını sağlayacağız. Herkes kendi sandığında oy kullandıktan sonra sandığına sahip çıkması gerekiyor. Bu halkımıza çağrımızdır. Son güne kadar da müşahit olmak isteyen bizi arayabilir ya da partiye gelip müşahit kartlarını alıp görev alabilirler” dedi.

‘Islak imzalı belge önemli’

Yeşil Sol Parti olarak her sandığa hakim olmak için çabaladıklarını ifade eden Pirinçioğlu,  “Halkımız bu konuda duyarlıdır. Sadece sandık başında olmak yetmiyor. Önemli olan ıslak imzalı kağıdı partimize ulaştırmalarıdır. Bizim itiraz edebilmemiz için bu ıslak imzalı belge önemli ve belirleyicidir. YSK’da bir hata ve usulsüzlük oluştuğu zaman itiraz edebilmemiz için bu kağıtlar belirleyici oluyor. Görevimiz; ilk olarak sandık başında oluşabilecek usulsüzlükleri engellemek, ikincisi oy verme işlemi bittikten sonra oy sayımı sonrası ıslak imzalı belgeyi partiye ulaştırmaktır. Bundan sonraki süreç ise, ilçe seçim kurullarında tutanakların birleştirmesi için gözlemci olmaktır. Her ilçe seçim kurulunda iki yetkilimiz olacaktır. Halkımızı verdiği her oyun takipçisi olacağız. Sandıkların başında sabaha kadar bekleyeceğiz” şeklinde konuştu.

Sahada ortak çalışma

Pirinçioğlu,  Yeşil Sol Parti dışında sandık başında diğer siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinde görev alacağını belirterek şunları söyledi: “Diyarbakır Barosu sandık başlarında gözlemci avukatlar görevlendirecek.  Bunların itiraz yetkisi olmayacak sadece gözlemci olarak görev alacaklar. Diyarbakır Kent Koruma Platformu da gözlemci olarak alanda olacaktır. Bu kurumlarla da sürekli bilgi alışverişinde bulunacağız.  Türkiye Gönüllüleri ve Oy ve Ötesi gibi kurumlarda bizimle iletişime geçti. Bunlarla da saha da ortak çalışma yapacağız.”

#Müşahit #kullandığın #sandığa #sahip #çık

Doku’nun ailesinden Kılıçdaroğlu’na mektup

2020’de Dersim’de kaybolan ve hiçbir haber alınamayan Gülistan Doku’nun ailesi, Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na mektup yazdı : Adalete olan inancımızı diri tutuyoruz

Dersim’de 5 Ocak 2020’de kaybolan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Gülistan Doku’nun ailesi, Millet ittifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na mektupla çağrıda bulundu.

Mektupta, “Adalete susayan bu halkın tercihi ile cumhurbaşkanı olursanız bu süreci sil baştan ele alıp kızımıza ne olduğunu bizlere açıklayın. Bu olayın sorumlularını yargı önüne çıkarıp gereken cezayı almasını sağlayın” ifadelerine yer verildi.

‘Adalete olan inancımızı diri tutmaya çalışıyoruz’

14 Mayıs’ı büyük umutla bekleyen milyonlarca aileden biri olduklarını belirten aile, Kılıçdaroğlu’dan Şenyaşar ailesinin sesine ses oldukları gibi, Doku ailesinin de sesine ses olmasını istedi. Mektupta, şu ifadelere yer verildi: “Biz kim miyiz? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde kendi halinde yaşayan bir aileyiz. Aslında aileydik. Ta ki kızımız Gülistan Doku’nun memleketiniz olan Dersim’de kaybolduğu 5 Ocak 2020 tarihine kadar. Üç buçuk yıl dile kolay, bir çırpıda söyleyiveriyoruz; bin 227 gün. Pirom, biz yıllardan geçtik, biz her ayı, her haftayı, her günü, her saati, her saniyeyi sayar olduk. Hem kızımıza olan hasretimizden hem de adalete olan hasretimizden. Biz geçen bunca sürede adalete olan inancımızı diri tutmaya çalıştık, çalışıyoruz. Görüyoruz ki, siz de bulunduğunuz her ortamda adaletsizlikle karşı karşıya kalan insanlarımızın sesi olma gayretindesiniz.”

Gülistan’ın üç buçuk yıldır her tarafı kameralarla çevrili olan Dersim’de kayıp olduğunun ifade edildiği mektupta, tek şüpheli Zeynal Abrakov’un etkin bir soruşturma geçirmesi ve yargılanması gerektiği belirtildi.

AMED

#Dokunun #ailesinden #Kılıçdaroğluna #mektup

Leyla Qasım’ın direnişiyle binlerce Kürt uyandı

49 yıl önce, ‘Bizim ölümümüzle binlerce Kürt uyanacak, özgürlük bayrağımız dalgalanacak’ diyerek daim sephasına çıkan Leyla Qasim’ın ardılları bugün ‘Jin jiyan azadî’ felsefesiyle direnişi büyütüyor

Bugün ölüm yıldönümü olan ve 1952’de Xaneqin’de Dalaho Qasim ve Kani ailesinin üçüncü çocuğu olarak doğan Leyla Qasim direnişi ve hayatıyla Kürt halkına öncülük eden isimlerden oldu.

Ailesi tarafından Arapça “gece” anlamına gelen Leyla ismi verilen Qasim, yoksul bir ailenin tek kızıydı. Yoksul ve aynı zamanda Kürt kimliğiyle bilinen ailesi ile hep göç yollarında olan Qasim ve ailesi 1958 yılında Bağdat’a göç etti.

Kürdistan Öğrenciler Birliği ile tanıştı

Lise öğrenimini Bağdat’ta tamamlayan Qasim, Bağdat Üniversitesi’nde sosyoloji bölümüne girdi. 20 yaşındayken Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) ile tanışarak, buradaki çalışmalarına devam ederken Saddam Hüseyin’in “Kürt düşmanlığı” üzerine bir makale yazdı. Makale sonrasında hedef olarak seçilen ve her fırsatta, “Kölelik Kürtlerin kaderi değil” diyen Qasim, bir süre sonra ulusal kurtuluş mücadelesinin aktif militanı oldu.

Kısa sürede idam kararı alındı

1974 yılında Baas rejimi Kürtlere karşı savaş açtı. İlk olarak Kürt aileler Bağdat’tan çıkarılmaya başlandı. Irak rejimi Qeladize kentini bombaladı. Bombalama sonucunda yüzlerce sivil katledildi. Bu katliamlara karşı Leyla Qasim ve arkadaşları bunu dünyaya duyurma gröevini üstlendi. Leyla Qasim ve 4 arkadaşı uçak kaçırma eylemi yaptı. 24 Nisan 1974’te yakalandılar. Yakalanmalarından itibaren işkence ve insanlık dışı muamelelere maruz kaldılar.

Savunmaları tarihe geçti

Göstermelik bir mahkemeye çıkarılan Leyla Qasim ve arkadaşları yaptıkları savunma ile adlarını tarihe yazdılar. 12 Mayıs 1974’te Saddam Hüseyin’in emriyle Leyla Qasım ve arkadaşları idam edildi. Leyla Qasim’ın, idam sehpasına giderken söylediği; “Beni öldürün fakat şu gerçeği de bilin ki benim öldürülmemle binlerce Kürt uyanacak. Ben Kürdistan’ın özgürlüğü yolunda canımı feda ettiğimden dolayı sevinç ve gurur duymaktayım” sözler ve okuduğu Kürt Milli Marşı Ey Reqib’i (Hey Düşman!) bugün ardı olan milyonlarca Kürt kadın ve erkeğin verdiği mücadeleye de ışık oldu.

Ailesine haber verilmedi

Leyla Qasim, Irak devletinde idam edilen ilk kadın olurken, idam kararı ailesine haber verilmedi. Annesi kızını farklı bir kimlikle görebilirken, Qasim idam edilmeden önce annesinden geleneksel Kürt kıyafeti ve bir makas ister. İdam edildikten sonra yüzüğünü ablasına verilmek üzere bir arkadaşına verir. Ayrıca saçlarından bir tutam keserek annesine gönderir. Annesine gönderdiği mesajda, “Birkaç gün sonra bu Kürdi kıyafetler içerisinde idam edileceğim ve Kürdistan’a gelin olacağım” yazar.

‘Saç örgülerimden bayrak yapsınlar’

Annesiyle kısa bir görüşme fırsatı bulan Qasimşu vasiyette bulundu: “Güzel annem; tasalanma, ben bir dava insanıyım artık. Kürt halkı ve Kürdistan için savaşıyorum. Dün Saddam ve beraberinde bir grup buraya geldi. Beni kandıracağını, ilkelerimden taviz vereceğimi zannediyordu. Hatta mücadeleden vazgeçmem için maddi tekliflerde bulundu. İstediğim okullarda öğretmenlik yapabileceğim vaadinde bulundu. Fakat ben bunları kabul etmeyecek kadar onurlu olduğumu, halkımı satmayacağımı söyledim. Kendimi Kürt ve Kürdistan davasına adadığımı, bu mücadele uğrunda idamı onurla karşıladığımı söylemem üzerine çılgınlaşan koca Saddam’ın ne kadar zavallılaştığını gördüm. Anne bizim ölümümüzle binlerce Kürt insanı uyanacak, özgürlük bayrağımız dalgalanacak. Ben öldüğümde üzülmeyin, saç örgülerimden bayrak yapsınlar.”

Haber: Sarya Deniz / NuJİNHA

#Leyla #Qasımın #direnişiyle #binlerce #Kürt #uyandı

Soylu’dan sonra Erdoğan’dan da seçimlere ilişkin darbe iması

Soylu’dan sonra Erdoğan da seçimlere ilişkin darbe imasında bulundu: Gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi, hayatımız pahasına istikbalimize sahip çıkarız

Seçimlere 2 gün kala anketlerde seçimleri kaybettiği belirtilen iktidardan seçim gününe ilişkin darbe imalı açıklamalar gelmeye devam ediyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ’14 Mayıs siyasi darbe girişimidir’ söylemine benzer bir açıklama da AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan geldi.

Erdoğan, seçim mesajında 15 Temmuz vurgusu yaparak “Gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi, hayatımız pahasına istiklâl ve istikbalimize sahip çıkarız” dedi.

İlk değil

Erdoğan dün yaptığı bir açıklamada Kılıçdaroğlu’na “Millet size ülkesini teslim etmez” demişti. Bugün de seçimlere dair ’15 Temmuz’ vurgusu geldi.

Erdoğan Twitter’dan yayınladığı mesajında şunları söyledi: ”Hangi saldırılarla karşılaşırsak karşılaşalım, milletin iradesine ve demokrasimize gölge düşürmeyiz. Gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi, hayatımız pahasına istiklâl ve istikbalimize sahip çıkarız. Çünkü biz, mensubu ve hizmetkârı olmaktan şeref duyduğumuz bu millet için varız. Hiçbir ayrım yapmadan, 85 milyona aşkla hizmet etmek için varız. Bu uğurda şimdiye kadar nice ihaneti göğüsledik, nice badireler aştık, nice varlık yokluk mücadelesi verdik. Son 21 yılda her alanda Türkiye Yüzyılı’nın altyapısını kurduk, hazırlıklarını tamamladık. İnşallah 14 Mayıs’la birlikte Türkiye Yüzyılı’nın inşasına başlayacağız.”

Soylu ’14 Mayıs siyasi darbedir’ demişti

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu geçtiğimiz günlerde seçimleri ‘darbe girişimi’yle bir tutmuş bu sözler kamuoyu tarafından eleştirilmişti.

Soylu’dan sonra AKP Başkan Vekili Binali Yıldırım’sa ‘işgal’le ilişkilendirmişti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de muhalefeti hedef alırken şiddet dilini seçmişti: “Bu hainler alsalar alsalar ağırlaştırılmış müebbet ceza alırlar ya da vücutlarına mermi alırlar.”

HABER MERKEZİ

#Soyludan #sonra #Erdoğandan #seçimlere #ilişkin #darbe #iması

Şenyaşar ailesinin duruşması başladı

Şenyaşar ailesinin 3 kişinin katledildiği ve Fadıl Şenyaşar’a 37 yıl 9 ay, Enver Yıldız’a ise 18 yıl hapis cezası verilen davanın bozulması ardından yeniden başlayan yargılamanın ilk duruşması başladı

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından katledilen Şenyaşar ailesinin davası başladı.

Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Fadıl Şenyaşar’a 37 yıl 9 ay, Enver Yıldız’a ise 18 yıl hapis cezası verildiği ve Antep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulan “işyeri dosyası” ile Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden “hastane dosyaları” birleştirildi. İstinaf mahkemesi ve Şenyaşar ailesi avukatlarının da talebi olan birleştirme kararı, Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verildi. Birleştirme kararından sonra ilk duruşma Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

SEGBİS ile katıldı

Deprem nedeniyle Çirmik (Yeşilyurt) ilçesine bağlı Cafana Mahallesindeki Ağır Ceza Mahkemeleri Ek Hizmet Binasında görülen duruşmaya Şenyaşar ailesi ve avukatları ile Urfa Sağlık İl Müdürlüğü avukatları duruşma salonunda hazır bulunurken, davada tutuklu bulunan sanık Enver Yıldız ve Celal Yıldız, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katıldı.

Sadece sanıklardan birinin ifadesi alınacak

Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada mahkeme heyeti, davanın birleştirilmesinden dolayı sadece daha önceki ifadeleri tekrar almayacağını, sadece sanık Mehmet Yıldız’ın ifadesini alacağını belirtti.

Birçok suçtan yargılanıyor

Dosya kapsamında tutuklu Celal Yıldız, Mekail Şimşek, Enver Yıldız’ın da aralarında bulunduğu 19 kişi, “Birden fazla kez kişi öldürmek”, “Birden fazla kez kişi öldürmeye teşebbüs etmek”, “Kamu malına zarar vermek”, “Suç delillerini gizlemek ve yok etmek”, “Kamu kurumunda hırsızlık” ve “İşyeri dokunulmazlığı ihlali” suçlarından yargılanıyor.

Duruşma devam ediyor.

MELETÎ

#Şenyaşar #ailesinin #duruşması #başladı

Avrupa basını: Erdoğan’ın yenilmesi demokrari zaferi olacaktır

14 Mayıs seçimleri Avrupa basınında da yakından takip ediliyor. Gazeteler ‘Erdoğan’ın gidişinin bir demokrasi zaferi’ olduğuna dikkati çekerken, seçimler için ‘Kader seçimi demek bile hafif kalıyor” yorumunu yaptı

Türkiye’de 14 Mayıs tarihinde yapılacak cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimi Avrupa basını tarafından da yakından takip ediliyor. Bugün yayınlanan gazeteler, seçimlerin önemine ve Erdoğan’ın kaybetme ihtimalinin ilk kez bu kadar güçlü olduğuna dikketi çekti.

Gazetelerde yer alan haberler ve yorumlar şöyle:

Neue Zürcher Zeitung: Otokratını görevden alan bir halk bunu hak etmiş sayılır

İsviçre’den Neue Zürcher Zeitung’da yer alan yorum şu şekilde:

“Erdoğan bazıları için basitçe ‘herkesin bildiği bir şeytan’. Onun gibi öfkeli bir otokratla can sıkıcı Avrupa Birliği üyelik süreci konusunu çıkmaz ayın son çarşambasına ertelemek çok daha kolay. Doğru adımları atan demokratik bir Türkiye olsaydı şu anda Brüksel’i zorlayabilir ve çok daha fazlasını talep edebilirdi. Avrupa Birliği milyonlarca Suriyeli sığınmacıyı ülkelerine göndereceğini açıklayan Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olmasından endişe mi duyuyor? Bu, budalalık olur. Zira birincisi Erdoğan da Suriyelilerden kurtulmak ve Şam ile ilişkileri normalleştirmek istiyor. İkincisi sığınmacı anlaşması Erdoğan’ın elinde Avrupalılara sürekli olarak şantaj yapabilmek için kullandığı bir koz. Muhalefetin adayından böyle bir siyaset beklenmiyor. (…) Kılıçdaroğlu seçmenlerine Avrupa’ya vizesiz seyahat vaadinde bulundu. (…) Bunun için başka şeylerin yanı sıra Brüksel’in talep ettiği gibi, sert terörle mücadele yasalarını yumuşatması gerekecek. Avrupa Birliği’nin de bunun üzerine sözünü tutması ve ülkeye kolaylık göstermesi gerek. Otokratını görevden alan bir halk bunu hak etmiş sayılır.”

Politiken: Kader seçimi demek bile hafif kalıyor

Danimarka’dan Politiken gazetesi:

“Sık sık kullanılan ‘milletin kader seçimi’ nitelemesi genelikle bir abartıdır. Ancak pazar günü Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimi için bu niteleme hafif bile kalır. Economist dergisinin bu seçimi yılın en önemli seçimi olarak nitelemesi yanlış değil. İktidara geldiği 2003 yılından beri Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde ilk kez gerçekten bir kaybetme tehlikesi var. Hem Türkler hem de dünya için Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ı yenmesi ümit edilmelidir. Bu, genel anlamda demokrasinin zaferi olur. Eğer Türkler Pazar günü Erdoğan gibi güçlü adamların bile sandıklarda barışçıl bir biçimde yenilebileceğini gösterirse bu hem sevindirici hem de ilham verici olacaktır.”

Handelsblatt: Yenilirse ekonomi belirleyici olacak

Almanya’dan Handelsblatt gazetesinin bugünkü sayısında yer alan yorumda şu ifadeler yer alıyor:

“Türkiye’nin uzun süreli cumhurbaşkanı, devlet üzerinde tam kontrole sahip olabilir ancak milletin refahı üzerindeki kontrolü uzun süredir elinden kaçırmış gözüküyor. Anketler en başta seçimde ilk kez oy kullanacak 5 milyon genç seçmenin bir değişim arzuladığını ortaya koyuyor. Ancak Erdoğan’a karşı olan herkesin gerçek bir Erdoğan karşıtı olduğunu düşünmek yanılsama olur. Eğer otokrat seçimi kaybederse, ülkede çoğunluk daha fazla demokrasi istediği için olmayacak, bu. Seçimi kaybederse, bunun nedeni yüksek fiyatlar ve hitap ettiği kesime daha az şey sunabildiği için olacak. Cumhurbaşkanı’nın siyasi karşıtlarını bir devlet düşmanı olarak niteleyerek içeri tıkması, geniş bir kitlenin çok fazla umrunda değil.”

Rhein Neckar Zeitung: Toplum olarak çok büyük bir adım

Almanya’dan Rhein Neckar Zeitung ise şu yorumu yapıyor:

“Ülke, toplumu bölen, kamu görevinde bulunanlar arasında radikal ‘temizlik dalgaları’ başlatan ve medyayı kendisine boyun eğdiren bir hükümdara uzun süredir alışmış durumda. Toplum olarak bundan kurtulmak çok büyük bir adım. Bu pazar birçok kişi muhalefetin Erdoğan’ın sürekli egemenliğini sona erdirmeyi başarması ihtimalinden heyecan duyacak. Üçüncü sıradaki İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylığından geri çekilmesi ise bu seçeceği biraz daha muhtemel hale getirdi. Bir umut ışığı. Ancak bundan fazlası değil.”

Kaynak: DW

#Avrupa #basını #Erdoğanın #yenilmesi #demokrari #zaferi #olacaktır

Kenya’da bilinmeyen salgın hastalıktan 9 kişi öldü

Kenya’nın kuzeyinde nedeni bilinmeyen hastalık salgına dönüştü ve 3’ü bebek 9 kişi hayatını kaybetti

Kenya’da yerel basında yer alan haberlerde, nedeni tespit edilemeyen hastalık sebebiyle 9 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

Kenya’nın kuzeyindeki Marsabit bölgesinde baş gösteren salgından birçok kişi etkilendi. Söz konusu salgından dolayı 3’ü bebek 9 kişi hayatını kaybetti, 80’den fazla kişi de hastalandı. Salgına karşı tedbir olarak hastalar gözlem altına alındı.

Hastalanan kişilerde şiddetli baş ağrısı, gözlerde sararma ve gribal belirtiler gözlenirken, salgının ağır sıtma olabileceği tahmin ediliyor.

DIŞ HABERLER

#Kenyada #bilinmeyen #salgın #hastalıktan #kişi #öldü

YSK kararına rağmen polislere baskı: Ne diyorsak o yapılacak

YSK İçişleri Bakanlığı’nın seçim takip merkezi kurmasını yasakladı. Ancak bu karara rağmen polislere ıslak imzalı tutanakları el altından almaları için baskı yapıldığı iddia edildi

İçişleri Bakanlığı, YSK’ye yaptığı yazılı başvuruda, kendisine bağlı Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi Başkanlığı tarafından seçim sırasında kullanılmak üzere ülke geneli ve yurt dışı sandık bilgilerini talep etti.

Kamuoyunun tepkisine neden olan bu talep YSK tarafından reddetti.

Halktv.com.tr’den Seyhan Avşar’ın haberine göre, emniyetin YSK’nin kararını dikkate almadığı öne sürüldü.

Yazılı talimat isteyen polislere tepki

İddiaya göre Türkiye genelinde pek çok emniyet müdürü altlarındaki amirleri çağırarak sözlü olarak talimat verdi. Polislerin okullardaki ıslak imzalı tutanakları toplamaları istendi. Bazı polislerin yazılı olarak talimat istemesi üzerine, “Yazılı talimat yok. Ne diyorsak o yapılacak” denildiği öğrenildi.

Üzerimizde baskı var

Adana’dan bir polis memuru, “Islak imzalı tutanakları almamız için bize baskı yapılıyor. Yazılı talimat verilmiyor ve taleplerinin yapılması isteniyor. Islak imzalı tutanak almada sorun çıkması halinde verileri not alarak amirlerimize aktarmamız isteniyor. Üzerimizde yoğun bir baskı var” diye konuştu.

Memurluk yanmasın diye susuyoruz

Antalya’da görev yapan bir polis memuru ise, “Benzer durum bize de amirimiz tarafından iletildi. Açıkçası kararları sorgulayamıyoruz. Ne olacağını ön göremiyoruz. Memuriyetimize zarar gelmesin diye susuyoruz” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL

#YSK #kararına #rağmen #polislere #baskı #diyorsak #yapılacak