Ana Sayfa Blog Sayfa 472

Trakya için yeni bir kötülük daha!

Kadim tarım bölgesi olan Trakya, sermaye saldırıları ile yerle bir edilmiş durumda. Sanayi, kayagazı, enerji santralleri ile yok oluşa sürüklenen Trakya’da yer altındaki kömür yakılarak metan gazı elde edilmeye hazırlanılması Trakya’nın idam fermanıdır

Yusuf Gürsucu

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) işbirliğindeki “Enerji Akademi Programı” kapsamında, jeolojik zorluklar imkan tanımadığından madencilik yapılamayan linyitleri ekonomik değeri yüksek gazlara dönüştürmek üzere hazırlanan proje onay aldı. İTÜ Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Fişne, ‘Trakya Havzası kömürlerinin yer altı gazlaştırma potansiyelinin araştırılması, tek boyutlu gazlaştırma deneyleri ile sentez gaz kompozisyonunun belirlenmesi’ isimli projenin dünyada giderek yaygınlaştığını iddia ederek, ‘kömürü yerinde gazlaştırma’ yönteminin, klasik madencilikle üretilemeyecek durumdaki kömürlerin yer üstünden sondajlar açılarak yer altındayken yakılması prensibine dayandığını belirtti.

Tek değer ölçü ekonomi

Yer altındaki kömür damarlarının kimyasal olarak tutuşturulmasını ve ardından serbest bırakılan yüzde 90’ını metan gazı olan gazların yer seviyesinden alınmasıyla elektrik santrallerini besleyebileceği iddia edilmekte. Doç Dr. Fişne, “Türkiye’de pilot çalışmaların yapıldığını ancak yer altındayken gazlaştırma teknolojisinin ilk kez üniversite-sanayi işbirliğiyle başlattıklarını ifade etti. AA’da yer alan habere göre İTÜ yürütücülüğündeki projelerinde EÜAŞ’ın uhdesinde bulunan Trakya havzasındaki kömürlerin yerinde gazlaştırma yöntemiyle değerlendirileceğini belirten Fişne, “Normalde linyitin kalorifik değeri düşük. Kömürün yer altındayken gazlaştırılması ile katma değeri daha yüksek gazlar elde edilecek. Bu gazların ekonomik değeri de çok yüksek” derken yaratacağı ekolojik ve yaşamsal yıkımlar gündemlerinde olmaması dikkat çekici.

Kömür temiz kaynak olacak!

Fişne, “Kömürden başta doğal gaz elde edeceğiz. Bu doğal gazın içinde başta metan ve hidrojen olmak üzere metan, karbonmonoksit, propan gibi kalorifik değeri olan gazlar elde edilmesini hedefliyoruz. Tüm bu gazlara da sentez gaz diyoruz ve bu gazlar enerji üretiminde ya da sanayinin çeşitli dallarında pek çok amaç için kullanılabilecek. Böylece kömür, temiz enerji kaynağına da dönüştürülmüş oluyor. Yani termik santrallerde artık kömür yakmıyorsunuz bunun yerine elde ettiğiniz kalorifik değeri daha yüksek temiz gazları yakarak elektrik enerjisi elde edebiliyorsunuz” iddiasına bulundu.

Fişne çok heyecanlı!

Doç. Dr. Fişne, “20 milyar tonluk kaynağımızdan, yerinde gazlaştırma projesi hayata geçtiğinde ekonomiye büyük katkı sağlanacak. Projemiz başarı ile neticelenip ilk gaz üretimini gerçekleştirdiğimizde Karadeniz gazında yaşadığımız sevincin bir benzerini ülkemize yaşatmak istiyoruz.” dedi. Fişne; Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin yer altı madenciliğini terk ettiklerini ve kömürü tamamen yerinde gazlaştırma ile kullandıklarını, ABD’nin de bu konuda çok büyük araştırmalar yaptığını iddia etti. Fişne, “Dünyada şu anda bu konuda inanılmaz bir araştırma var. Pilot ölçekte yani deneme yapan çok sayıda ülke var. Bunların başında Hindistan, Çin, Avustralya, Amerika, Endonezya gibi ülkeler geliyor” diye belirtirken bu ülkelerde yaşanan çevresel sorunlar, ağır metallerin yer altı sularına karışması arazi çökmeleri gibi etkilere hiç değinmeden heyecanlı anlatımı dikkat çekici.

Yeni santraller tasarlanacak!

İTÜ Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Çınar ise bu teknolojide yer altına inilemeyen rezervler için yatay ve dikey kuyular açılacağını söylerken Trakya’da yıllardır süren kaya gazı üretim süreçleriyle kömür yakma projesinin birlikte ilerleyeceğini gösterdi. Çınar, “Yer altında da bir enjeksiyon kuyusu olacak, bir üretim kuyusu olacak. Bir başka bir üretim kuyusundan gazımızı üreteceğiz ve daha sonra da gaz yukarıda artık ne yapılmak isteniyorsa buna göre ayrıştırma olacak. Biz bu prosesi geliştirip ülkemize kazandırmak, burada yetiştirdiğimiz öğrencilerle bu teknolojiyi ticari alana taşımak istiyoruz” diye konuştu. Çınar, bu teknoloji için yeni bir santral kurulması gerektiğini belirterek, “Elde edilen gaz, standart bir termik santrale gidecek bir gaz olmayacak, buna göre bir santral tasarlanması gerekecek” sözleri böyle bir projenin hayata geçmesi halinde Trakya coğrafyasının yer üstü ve yer altı tamamen yağmalanarak gerçek anlamda yok edilecek.

Ekolojik yıkımın son halkası

Merkezi İsviçre’nin Basel kentinde bulunan MDPI’da 2018 yılında yayınlanan bir çalışmada yer altında kömürün gazlaştırılmasının ciddi çevresel etkileri yapılan çalışmalarda gösteriliyor. En belirgin zararları; arazi çökmesi, yer altı suyu rezervi kirliliği, hava kirliliği ve iklim değişikliğinin şiddetlenmesi gibi birçok olumsuz çevresel sorunlar olduğu ve ayrıca yanma sürecinde çok tehlikeli patlamalara neden olduğunun bilindiği çalışmada özellikle vurgulanıyor.

Siyanür dahil ağır metaller

Şimdiye kadar yürütülen farklı ‘Yer altında Kömürün Gazlaştırılması’ (YKG) operasyonları sırasında suların kirlendiğini gösteren birçok tehlikeli kirleticinin tanımlandığını ve bazı yerlerde uzun süreli yer altı suyu kirlenmesinin oluştuğu çalışmada yer alıyor. Çalışmada YKG işlemlerinden sonra tespit edilen organik kirleticiler arasında fenoller, benzen ve türevleri, polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH’lar), heterosikller, amonyak, cıva, çinko, sülfatlar, siyanürler ve diğer ağır metaller bulunduğu ve yer altı suyundaki fenol konsantrasyonunu yükselttiği yer alıyor. Çalışamada arazi kullanımı değişikliklerinin habitat çeşitliliğini, su kaynaklarını, yüzey akışını ve yüzey sıcaklıklarını etkileyeceği ve yüzey sıcaklığını da artıracağı belirtiliyor.

Kanada’da dava, İskoçya’da yasak

Kanada Queensland’de Linc Energy’nin 2013 yılında tamamladığı Chinchilla projesi, bir pilot YKG projesiydi. Dokuz ay süren hükümet soruşturmasının ardından proje hakkında ‘ciddi seviyede çevresel zarar’ nedeniyle şirket hakkında dava açılmıştı. 1980’lerden beri YKG’nin denenmesine rağmen şu ana kadar ticarileştirme için gerekli çevre standartlarını yakalayamadığı davada vurgulanırken Trakya için proje hazırlayanların bu kirletici gerçeğe bir satırda bile yer vermemesi dikkat çekici. Diğer yandan yine Queensland’da Cougar Energy projesinden kaynaklanan su kirliliği, projeyi 2011’de kapanmaya zorladı ve pilot aşamalar tamamlandığında Queensland hükümeti, bağımsız bir bilimsel kurulun tavsiyesi üzerine YKG projelerinin güvenli bir şekilde hizmet dışı bırakılabileceğinin kanıtlanana kadar ticarileştirmeye onay vermeyi reddetti.

İskoçya yasakladı

İskoçya hükümeti, YKG ile ilgili olarak görüşlerine başvurdukları uzmanların, iklim ve çevre için çok fazla risk oluşturduğu yönündeki raporlarının ardından, yer altı kömür yataklarını yakarak metan çıkarma tekniğini 2016 yılında yasaklamıştı. Dönemin İskoçya Çevre Bakanı Paul Wheelhouse, yeni teknolojinin diğer ülkelerdeki test alanlarında, kirlilikler ve koruma kaybı sorunları geçmişi olduğunu belirtmişti. Bakan Wheelhouse, “İskoç hükümetinin görüşüne göre YKG çok sayıda ve ciddi çevresel riskler oluşturuyor ve bu temelde İskoç hükümeti bu teknolojiyi destekleyemez. Buna göre, YKG’nin şu anda İskoçya’nın enerji karışımında yeri olmayacak” sözleriyle sürece karşı çıkan ekoloji örgtülerini rahatlatmıştı.

Pervasız fikir

İskoçya, karasal alanların altındaki geniş kömür damarları ağı ve Edinburgh yakınlarındaki Firth of Forth ve Carlisle’nin kuzeyindeki Solway Firth nedeniyle Birleşik Krallık’ta çeşitli enerji şirketlerinin ve bazı akademisyenlerin YKG geliştirme girişimlerini destekleme konusunda ön saflarda yer alırken Avrupa komisyonu YKG araştırma projelerine on milyonlarca euro yatırım yaptı. Friends of the Earth Scotland (FoES) adlı çevre örgütü kampanya başkanı Mary Church İskoçya’nın yasaklama kararına yönelik, “Bu, halk için büyük bir zafer. Kömür damarlarını yakmak her zaman pervasızca bir fikirdi. YKG’nin tarihi, kirlenme olayları, zemin çökmesi ve endüstriyel kazalarla doludur” diye belirtti.

#Trakya #için #yeni #bir #kötülük #daha

Gözümüzü yoldan ayırmayalım

Bizler gibi her hakkını taştan çıkaranlar, temel varlık hakkı için dahi büyük kavgaları göğüsleyenler, gözünü yoldan ayırmadığı müddetçe kazanırlar. Bunu deneyimlerimizden, kazandığımız ve kaybettiğimiz durumlardan biliyoruz

Figen Yüksekdağ

Seçime geri sayım hızlandıkça siyasi iktidarın öfkesi, saldırganlığı da artıyor. Şaşırıyor muyuz; hayır…

2015’ten bu yana seçim dönemlerinde her türlü şiddet, komplo, darbe ve sahtekârlığı gördük. Düşmanlık, nefret ve ahlaka mugayir ne varsa saçıp döktüler ortaya. Her şey HDP ve demokratik siyasetin yükselişini durdurmak ve yaşlanmış hakim statükonun ömrünü uzatmak içindi.

Siyasi iktidar sona gelip dayandı. Yeni başlayanı ise faşizme boyun eğmeyenler, emek ve özgürlük yolundan ayrılmayanlar temsil ediyor. Rahat koltuklarını, şatafatlı saraylarını, hanedan yaşamlarını bırakıp gitmemek için başvurdukları şiddet provokasyon, yalan ve kirli operasyonlar bu sefer yetmeyecek

Ama ne yaptılarsa HDP ve HDK’de ifadesini bulan birleşik antifaşist cephenin ilerleyişine ket vuramadılar. Bugün Yeşil Sol Parti çatısı ile Emek ve Özgürlük İttifakı kapsayıcılığında somutlaşıyor bu ilerleyiş. İçimize sineni sinmeyeni, eksikliği ve fazlasıyla yine iktidarın dengesini bozan, nevrini döndüren üçüncü cephe siyaseti oluyor. Tayin ediciliği arttıkça her taraftan uğradığı saldırıların, sataşmaların, güçten düşürme operasyonlarının sayısı, katsayısı da artıyor.

Kurulan cephenin, giden yolun sağlamlığı, berraklığı tam da böyle zamanlarda sınanır, zayıf noktaları böyle anlarda ortaya çıkar ve istenirse bu zayıflıkları güçlendirmenin fırsatına dönüşür. Şimdi ağır ateş altında da olsa bu süreçten güçlenerek, kazanarak çıkmanın koşulları pekişiyor.

Yeter ki gözümüzü yoldan ayıramayalım. Emek ve Özgürlük kuvvetlerinin oluşturduğu mücadele cephesi ve yürüdüğü üçüncü yol, seçim anı kadar ötesine de uzanacak kapsamdadır. 15 Mayıs sabahı tozpembe bir hayata uyanamayacağımıza göre, şu an yarına nasıl hazırlandığımız, zorlu görevlerin üstesinden gelerek kendimizi ne düzeyde örgütlediğimiz belirleyici olacak.

Öncelikle AKP-MHP iktidarı ve onların karanlık ittifakının topyekûn saldırıları karşısında dengemizi bozmadan, güç tazeleyerek enerjimizin verimini en yüksek seviyeye çıkararak ilerleyeceğiz. Başta da vurguladığımız gibi bu konuda engin bir deneyime, birikime ve toparlama kapasitesine sahibiz. Ancak günlerin, saatlerin kritik olduğu önem taşıdığı, seçimin son etabına geldik ve bu güç seferberliğinde limiti aşmak anlamına geliyor.

Her sandık başında, sürecin her anında yeni yaşam gönüllülerinin seferberliğiyle kazanabiliriz. Seçimi halklarımızın, kadınların, gençlerin, sömürüye ve zulme maruz kalan bütün yurttaşların birleşik anti-faşist duruşu ve hareketi tayin edebilir

Kitlesel tutuklamaların örgütlenmeyi bozma amaçlı nokta operasyonların tek amacı var: Biri siyasi darbe daha! Gidici olduğunu gören iktidar sözcülerinin, sandıktan aleyhlerine çıkacak sonucu siyasi darbe ilan etmesi ironik olduğu kadar yalanda, manipülasyonda hangi seviyeye geldiklerini de gösteriyor. Son 8 yılda ki bütün seçimleri kazanımlarını açık siyasi darbeye borçlu bir iktidarın gerçeklik algısından koparak, gerçek seçim sonuçlarını darbe sayması artık kimseyi şaşırtmıyor.

Karşımızda patlayan bombalar, OHAL yönetimi, belediyelere kayyum darbesi, milletvekili tutuklamaları, sınır ötesi savaş ve nefret kampanyaları eşliğinde “seçim almaya” alışmış bir iktidar var. Bugün alıştığı yöntemlerin bazısı aşınıp hükmünü yitirmişse de demokratik siyasete saldırıda hala sınır tanımıyor. Seçim stratejisinin ana doğrultusunu bunun üzerinden kuruyor. Yeşil Sol ve Kürtleri şeytanlaştırmayı millet ittifakı gibi farklı muhalif kesimlerle rekabetin aracı olarak kullanıyor.

Yine HDP Yeşil Sol Parti’ye kapsamlı saldırılarla öne çıkan bir siyasi darbe ortamı…

#Gözümüzü #yoldan #ayırmayalım

AKP’den kopanlar Yeşil Sol’a bakıyor

Yeşil Sol Parti Konya 1. sıra milletvekili adayı Mulla Şimşek ile konuştuk: Konya’da AKP’nin eriyen bir oyu var ve bu eriyen oylar içerisinde potansiyel olarak bizlere yakın olan kesimler var, bu kesimlerle irtibat sağlıyoruz, özellikle bize yönelik olumlu dönüşler alıyoruz. Yıllarca AKP ve MHP’ye oy vermiş insanlarımız ‘Elim kırılsaydı da oy vermeseydim’ diyorlar

Hüseyin Kalkan

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Kürt siyasetinin şimdiye kadar milletvekili çıkaramadığı birçok kentte milletvekili çıkarmayı hedefliyor. Bu kentlerin başında Konya geliyor. Yeşil Sol Parti Konya 1. sıra milletvekili adayı Mulla Şimşek, Konya’dan iki milletvekili çıkarma potansiyellerinin olduğunu belirterek, “Yeter ki kendimize güvenelim. Sandık güvenliği bizim açımızdan çok çok önemlidir” diyor. Şimşek, emekli bir öğretmen, uzun süreden beri Kürt siyasetinin içinde. Şimşek, kendini şöyle tanıtıyor: “Biz, yaklaşık olarak 250-300 yıl önce Orta Anadolu’ya yerleşmiş Anatolia Navin Kürtlerindeniz. Konya’nın Cihanbeyli ilçesi Gölyazı beldesindenim. Emekli öğretmenim. Öğretmenlik döneminde KESK’e bağlı Eğitim Sen’in çeşitli iş kollarında görev aldım. 1995-1998 yılları arasında Cihanbeyli Eğitim Sen Şube Başkanlığı yaptım. 2004-2014 yılları arasında beldem olan Gölyazı’da 1. dönem Demokratik Toplum Partisi’nden (DTP), 2. dönem Barış ve Demokrasi Partisi’nden (BDP) belediye başkanlığı yaptım. Şu anda emekli olarak çiftçilikle uğraşarak hayatımı devam ettiriyorum.”

Konya’da iki vekil

Şimşek iki dönem belediye başkanlığından sonra bu dönem milletvekilliğine adayı olmuş. Şimdiye kadar Kürt partileri Konya’da milletvekili çıkaramadı. Ancak Şimşek iddialı, Konya’da iki vekil çıkarma potansiyeli olduğunu söylüyor ve kendi adaylık sürecini şöyle anlatıyor: “Doğrusu ülkenin geldiği koşullar bizi aday bırakmaya zorladı desek yerinde olur. Ülkede demokrasi kesintisiz uygulanmış olsaydı, adalet tarafsız ve bağımsız işlemiş olsa ve evrensel hukuk değerleri yaşam bulsaydı adaylık hususunu bu kadar zaruri görmeyebilirdim. Ancak dostlarımız, arkadaşlarımız bedel öderken izleyici kalmak vicdanen rahatsız edeceği ortadaydı. Bu nedenle de tarihi gördüğüm bu dönemde sorumluluk alarak başvurumuzu yaptık. Partimizin ilgili organları da göreve layık gördüler ve bu şekilde adaylık sürecini tamamladık.”

Bir otobüs, bir dolmuş

Konya’da bütün engellemelere rağmen yoğun bir seçim çalışması sürüyor. Valilik miting alanı için Yeşil Sol Parti’ye sadece bir dolmuş ve bir belediye otobüsü tahsis etti. Buna rağmen miting yoğun bir kitlesel katılımla gerçekleşti. Mulla Şimşek, Konya’da yürütülen seçim kampanyasıyla ilgili şunları anlatıyor: “Yoğun bir temponun içerisindeyiz. Bildiğiniz üzere yüz ölçümü olarak en geniş araziye sahip bir il Konya. 31 ilçesi var ve bunların 28’i dış ilçe. Her yere yetişmeye çalışıyoruz. İl ve ilçe yönetimleri ile koordineli çalışıyoruz. Her kesime ulaşmaya çalışıyoruz. Özellikle ilk kez oy kullanacak olan genç seçmeni önemsiyoruz. Yine AKP’nin eriyen bir oyu var ve bu eriyen oylar içerisinde potansiyel olarak bizlere yakın olan kesimler var, bu kesimler ile irtibat sağlıyoruz, özellikle de bu kesimden bize yönelik olumlu dönüşler alıyoruz. Yüz yüze görüşmeleri önemsiyoruz. Partili gençler ve kadınlar her gün sokak sokak gezip ilkelerimizi, programlarımızı anlatıyorlar. Ve gittikleri yerlerde büyük bir ilgi ve coşkuyla karşılanıyoruz. Bunun sandığa da yansıyacağını düşünüyoruz.”

Herkes Yeşil Sol Parti’ye

Uzaktan bakıldığında Konya’da sadece Kürtlerin Yeşil Sol Parti’ye ilgi göstereceği sanılıyor. Milletvekili adayı Mulla Şimşek, başka bir gelişmeye işaret ediyor: “20 yıllık iktidarın baskılarından, zulmünden bıkmış olan ezilen ve yoksullaşan kesimlerin bize akın etmeleridir. Bunlar sadece Kürtler değil Türkler ve diğer kesim insanlar da bulunmaktadır. Yıllarca AKP ve MHP’ye oy vermiş insanlarımız ‘Elim kırılsaydı da oy vermeseydim’ diyorlar. Biz bütün yoksulların umudu olduk” diyor.

Konya’nın en önemli sorunlarının başında elbette Kürt sorunu bulunmaktadır. Konya’da sayıları 400 bini bulan Kürtler kendi kimliği, kendi dili ile kendisini ifade edememektedir. Bunun en önemli sebeplerinden biri elbette Kürt kimliğinin ve dilinin
anayasal güvenceden yoksun bırakılmasıdır

Kürt sorunu Konya’nın da sorunu

Mulla Şimşek, Kürtlerin Konya’da birçok ırkçı saldırıya uğradığına işaret ederek, Konya’nın da en önemli sorunların başında Kürt sorunu geldiğini söylüyor ve şunları ekliyor: “Konya’nın en önemli sorunlarının başında elbette Kürt sorunu bulunmaktadır. Konya’da sayıları 400 bini bulan Kürtler kendi kimliği, kendi dili ile kendisini ifade edememektedir. Yüzyıllardır Konya’da Cihanbeyli, Kulu ve Yunak ilçelerinde yaşayan Kürtler şehir merkezine ve yurt dışına göç etmek zorunda kaldığından dillerini ve kültürlerini kullanamadıkları, hızlı bir asimilasyona maruz kaldıkları görülmektedir. Bunun en önemli sebeplerinden biri elbette Kürt kimliğinin ve dilinin anayasal güvenceden yoksun bırakılmasıdır.”

Konya’nın sorunu sadece Kürtlerin kimlik sorunundan ibaret değil, Şimşek hayat pahalılığın da önemli bir sorun olduğuna işaret ediyor: “Diğer sorunların başında yine ekonomik sorun geliyor. Şu an ciddi bir sorun. Geçinememe, giderek yoksullaşan orta sınıf sorunları görülüyor. Yine Konya bilindiği üzere tarımda en önemli şehirlerinden biri iken artan maliyetler nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Hayvancılık hakeza yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Kırsal kesimler insansızlaştırılmış, yaylalar, köyler hayalet şehirlere dönüştürülmüş. Kapitalist sisteme dayalı ekonomi politikaları toplumu köleleştirmektedir. Konya’da çiftçimiz gerçekten çok zor durumda, çiftçilerimizin talepleri var. Yine aynı şekilde kuraklıktan dolayı artan bir su sorunumuz var. Gençlerimizin gelecek kaygısı var, geleceği maalesef Avrupa’da arıyorlar. Burada da her yerde olduğu gibi insanların hak, hukuk ve adalet ihtiyacı var.”

Flamingoların ölümü

Mulla Şimşek, küresel ısınmanın yol açtığı sorunlardan birinin de kuraklık olduğunu ve Dünya Doğal Yaşamı Koruma Vakfı’nın (WWF) verilerine göre dünyanın en önemli 200 ekolojik bölgeden birisi olan Konya havzasının kuraklık tehlikesi altında olduğunu söylüyor. Şimşek şunları ekliyor: “Küresel ısınmanın en çok etkilediği bir bölgedir Konya. En büyük sorunlarından birisi de artan bir kuraklık sorunu. Biliyorsunuz ki geçen sene binlerce flamingo susuzluktan telef oldu. Yer altı kaynaklarımız bilinçsiz bir şekilde tüketiliyor. Bir zamanlar yüz binlerce göçmen kuşun uğrak yeri olan Konya Tuz Gölü havzası şu anda çölleşme tehlikesi altında. Birçok kasabamız yazın ciddi oranda su sorunu yaşıyor. Bir zamanlar bu ovalarda sadece bizim köyümüzde 3 su değirmeni vardı. Ama şimdi su kaynaklarımız kurudu, yazlık dediğimiz bölgelerde bir damla su bile kalmadı. Bunlar günümüz dünyasında çözülemeyecek sorunlar değil. Bu iktidarın ekoloji diye bir kaygısı yok. Sadece Konya’da değil, birçok doğa harikası bölgemizde biliyorsunuz önce orman yangınları yapılır, daha sonra da oteller, betonarme yapılar dikilir. Maalesef hiçbir ekolojik kaygısı olmayan bir iktidar tarafından yönetiliyoruz. Bunların derhal çözüme kavuşması gerekir. Ekoloji en çok bizim tarafımızdan dile getirilen bir tabirdir. Çünkü öneminin farkındayız. Bilim insanlarımızla, üniversitelerimizle akılcı, rasyonel çözümler bulacağız.”

Gençler gönderecek

Mulla Şimşek, seçim sonuçlarında gençlerin ve kadınların etkili olacağını belirterek şunları söylüyor: “Ben Türkiye’nin ve Konya’nın değişimden yana tercih kullanacağına inanıyorum. Z kuşağı biliyorsunuz globalleşen dünya gerçeği ile yetişen bir gençlik. İktidarların gençler üzerindeki manipülatif politikaları artık anlamsızlaşıyor. Biz gidersek din elden gider, ezanlar susar politikası artık ülkemizde eskisi gibi etkili değil. Gençlerimiz farklı bilgi kaynaklarına ulaşabiliyor ve kendisine ait bir dünya görüşüne sahip oluyor. Ben bu yüzden yeni nesillerin ülkemizi daha ileri taşıyacağı konusunda umutluyum.”

Konya bu ülkenin buğday ambarı. Halkımızın büyük bölümü çiftçilikle uğraşıyor. Ama potansiyelin çok altında üretim yapıyoruz. Çiftçilerimiz destek göremiyor. Et ihtiyacımızı Arjantin’den, saman ihtiyacımızı Bulgaristan’dan, buğday ve ayçiçek ihtiyacımızı da savaş durumundaki Ukrayna’dan karşılıyoruz!

Ekolojik, demokratik yönetim

Mulla Şimşek, Konya’nın Türkiye’nin tarımı için çok önemli olduğunu belirterek iktidarın çiftçiye ve tarıma yaklaşımı ile ilgili şunları söylüyor: “Biliyorsunuz ki Konya bu ülkenin buğday ambarıdır. Halkımızın büyük bir bölümü çiftçilikle uğraşıyor. Ama potansiyelimizin çok çok altında üretim yapıyoruz. Çiftçilerimiz yeteri kadar destek göremiyor. Girdi fiyatları enflasyonun etkisiyle tavan yaparken, belirlenen taban fiyatları çiftçilerimizin zararını bile karşılamıyor. Akılcı, rasyonel ve sürekliliği esas alan politikalar yerine maalesef günü kurtaran politikalar takip ediliyor. Et ihtiyacımızı Arjantin’den, saman ihtiyacımızı Bulgaristan’dan, buğday ve ayçiçek ihtiyacımızı da savaş durumundaki Ukrayna’dan karşılıyoruz. Konya’yla yakın bir yüz ölçümüne sahip Hollanda bütün Avrupa’yı beslerken, bizler güneşi ve suyu bol olmasına rağmen dışarıya muhtaç bir halde üretim yapıyoruz. Hayvancılık yine aynı kaderi yaşıyor. Yem fiyatları, saman fiyatları, bakım masrafı maalesef el yakıyor. Çiftçilerimiz üreticilerimizdir, kesinlikle zarar etmemeleri ve yeterince destek almaları gerekir. Sübvanse edilmeleri gerekir. Biz ekolojik, demokratik yönetim anlayışıyla Konya’mızdaki sorunlarımızı çözeceğiz. Günübirlik politikalar yerine sürekliliği esas alan politikalar izleyeceğiz.”

#AKPden #kopanlar #Yeşil #Sola #bakıyor

Kürt Dil Bayramı için açıklama: Kürtler için varlık ve yokluk nedenidir

Amed’te 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na ilişkin yapılan açıklamada konuşan MED DER yöneticilerinden Dilan Güvenç, ‘Dil bütün ulusların temelidir, azınlık haklar ve özelde de Kürtler için varlık ve yokluk nedenidir’ dedi

Mezopotamya Dil Kültür ve Araştırma Derneği (MED-DER) ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) öncülüğünde, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramına ilişkin Sûr(Sur) ilçesinin Peynirciler Çarşında bulunan seçim bürosunda şölen düzenledi. Şölene, Amed milletvekili kadın adayları, Tevgere Jinen Azad(TJA), Rosa Kadın Derneği Yeşil Sol Parti İl Eşbaşkanı Pınar Sakık Tekin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed il Eşbaşkanı Gülistan Atasoy ve çok sayıda kadın katıldı.

Kadınlar giydikleri yöresel elbisesiyle şölene renk kattı. Kadınlar ellerinde bulunan “Ziwanêko azad cuyêka azad”, “Ez bi kurdi dijim,” “Zimaneki azad jiyaneke azad”, ” pankartlarıyla uzun süre halaya durdu. “Jin, jiyan azadi” sloganları atan kadınlara, Halkların Demokratik Partisi(HDP)il ve ilçe yöneticileri de de alkışlarla destek verdi.

Ardından MED DER yöneticilerinden Dilan Güvenç, ortak açıklamayı okudu.

‘Kürtler için varlık ve yokluk nedenidir’

15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nın tarihsel sürecini anlatan Güvenç, “15 Mayıs 1932’de Celadet ve arkadaşları, Kürt diline dikkat çekmek için Hawari dergisine çıkardı. Celadet Bedirxan ve arkadaşları bu dergide ilk defa Latin harfleri kullanarak, Kürt dilini haykırışını yükseltti, Kürt halkının gündemine soktu. Dünyadaki dil bilimcileri Kürt dilini korumak ve desteklemek için mücadele verildi. Bu nedenle 15 Mayıs günü Kürt ulusu için önemli bir gün oldu. Bu mücadele 2006 yılında Kürt Dil Platformu tarafından bu günü Kürt Dil Bayramı olarak ilan etti. Şüphesiz dil bütün ulusların direğidir, fakat azınlık haklar ve özelde de Kürtler için varlık ve yokluk nedenidir” dedi.

Asimilasyon politikaları

Kürt halkının kendini iyi tanımasını belirten Güvenç, “Kürt halkı kendi düşüncesini ana diline göre doğru temelde kurmalıdır. Bugün dünyadaki bütün uluslar kendi dilini korumak ve ilerletmek için geniş çaplı çalışmalar içinde olmasının nedeni dillerini uluslara düzeylere getirmektir. Ancak Kürt dili kadim bir dildir. Ancak bitirilmekle karşı karşıyadır. İşgalci devletler, 100 yıldır Kürtleri yok etmek için dili, kültürü ve tarihi yok etmek ve unutturmak için çeşitli politikalarla asimilasyon uyguluyor. İşgalci devletler Kürtleri yok saymak onlara saldırarak, talan ederek katliam yaparak onları yok etmedi. Bu sefer de özel savaş politikalarıyla asimilasyon ve entegrasyonla bizi dilimizden ve değerlerimizden uzaklaştırmak ve yabancılaştırmak istiyor” diye belirtti.

Güvenç devamla şöyle konuştu: “Kürt tarihinde, Kürt dilini koruma ve geliştirmek için dil ve kültür bağlamında kadınlar önemli bir öncülük ederek mücadele etmiş ve ağır bedeller ödemiştir. Dört parça Kurdistan’da, SMestûre Kurdistanî, Rihan Xanima Loristanî, Celale Xanima Loristanî, Dayê Tewraza Hewramî, Semen Xanima Dewdanî, Nêrgiz Xanima Şehrezorî, Lîza Xanim, Eyşe Şan, Sîma Semend, Jîla Huseynî, Sêvê Demîr gibi yüzlerce kadın örneğini Kürt kadın tarihinden örnek verebiliriz.”

‘Anadilimizle düşünelim, konuşalım ve yazalım’

Güvenç son olarak, “Bizler artık Kürt dilini korumak veya gelişrtirmek için çağrı yapmak istemiyoruz. Dilimizi her alanda geliştirmeliyiz. Kürtçe resmi dil olmalı, eğitim dili olmalı bilim edebiyat ve felsefe alanında geliştirip dünyaya yaymalıyız. Çocuklarımız ve gençlerimiz kendi ana dilleri üzerinden dil ve kültürü üzerinden büyümeli, ana dilimizle düşünelim, konuşalım ve yazalım” çağrısı yaptı.

Ardından konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanı Gülistan Atasoy, Kürtçe’nin üzerindeki baskıları ve faşizmin sona erdirmesini gerektiğini belirtti. Atasoy, “14 Mayıs seçimlerinde mührünüzü Yeşil sol Partiye basın ve faşizmi birlikte yıkalım” çağrısını yineledi.

‘Anadilimiz statü edilinceye kadar mücadele edeceğiz’

Amed milletvekili adayı Sorgül Aytek Avşar ise, “Anadilimizde eğitim görmek ve yasal statüye kovuşana kadar bizler bu mücadeleyi vereceğiz. 100 yıldır dilimiz üzerindeki uygulanan şark ıslahat planını temel amaç Kürt kadınları okullara göndererek kendi anadilini ve kültürünü yok edip gelecekte bunu tümden yok etmekti. Ancak planlarını boşa çıktı. Anadilimiz statü edilinceye kadar mücadele edeceğiz, bunu zaferle taçlandırılmaya kadar bize uyku haram” dedi.

Polis ablukasında bildiri dağıtımı

Konuşmaların ardından kadınlar, 13 Mayıs’ta yapılacak olan Büyük Amed mitingine çağrı yapmak için açıklamanın yapıldığı Peynirciler Çarsı’ndan Hz. Süleyman Camisi’ne kadar bildiri dağıtarak halkı mitinge davet etmek istedi. Ancak polisler kadınların etrafını sararak çembere aldı. Kadınlar bu duruma tepki gösterdi. vekil adaylar polislerin yapıları eylemin hukuki olmadığını söyledi. Kadınlar direnişi sonucu polisler geri çekilmek zorunda kaldı. Kadınlar zılgıt ve “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla bildiri dağıttı. esnaflar ve yurttaşlar, “Bizimkiler geldi” diyerek alkışlarla destek verdi. Hz. Süleyman Camisi avlusunda oturan aileler bildiri dağıtan heyeti alkış ve zafer işaretiyle karşıladı.

Yürüyüş, “Jin, jiyan azadi” sloganlarıyla son buldu.

Ortak açıklamada yer alan imzacı kurumlar ise şöyle:

*Kovara Destar (Destar Dergisi)

*Tevgera Jinên Azad(Özgür Kadın Hareketi-TJA)

*Dicle Amed Kadın Platformu(DAKAP)

*Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi

* Enstituya Kurdî Ya Amedê Komeleya Çand(KASED)

* Komîteya Jinê ya Pena KURD Platforma(Kürt- Pen Kadın Platformu)

HABER MERKEZİ

#Kürt #Dil #Bayramı #için #açıklama #Kürtler #için #varlık #yokluk #nedenidir

Her şey daha net artık

0

Seçime son 3 kaldı artık.
Türkiye’nin kaderini belirleyecek; yeni bir iktidar, yeni bir muhalefet ve parlementoda temsiliyeti olacak olan yeni ittifaklar.

Muharrem İnce’ninde seçimden geri çekilme kararı ile artık Kılıçtaroğlu 13. Cumhurbaşkanı olması hiç şüphesiz soru işaretlerinin gitmesinin sonun kaçınılmaz olduğu gerçeğini ortaya çıkardı.

Türkiye’nin yeni yüzyılında artık Alevilerin, Kürtlerin daha etkin bir yeri olacaktır. 13.Cumhurbaşkanının Alevi ve Kürt olması Türkiye’de artık bazı tabuların yıkılmasını sağlayacak. Türkiye halkalarının birlikte ortak yaşamı inşaa etme sürecini destekleyecek olan bu süreç çok değerli ve kıymetlidir. Artık Türkiye yoruldu, halklar yoruldu, bizler yorulduk.

Sayın Kılıçtaroğlu ( Kemal piro ) hiç bir şüphe olmaksızın son 3 gün kala sağduyusu ve mütevazi kişiliği ile baharı bizlerle birlikte getirecek.

Fakat şu gerçeğide unutmamak gerekiyor, yeni düzende “Yeşil Sol”parti ne kadar güçlü olursa Kemal Piro’da o kadar güçlü olacaktır. Yeni ana muhalefet olması mümkün gözüken şu süreçte HDP, Yeşil Sol Parti ve bileşenlerin tavrı asla gözden kaçmamalı.. HDP koşulsuz Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemesi ve o olmazsa Millet İttifakının herhangi bir adamını desteklemeyeceğini beyan ederek Türkiye’nin yeni yüzyıldaki yol haritasını belirleyici unsuru olmuştur.

“Yeşil Sol” kendi içersindeki çok renkli yapısı ile ötekilerin temsiliyeti anlamında tek çatı olmuştur. Yeşil Sol Parti “Biziz” bizler, “Yeşil Sol Partiyiz”.

Hızır yoldaşınız olsun aşk ile..

Bir oy Yeşil Sola ✌🏻
Bir oy Kemal PİRO’ya 🫶🏻

 

Adana’da onbinler Yeşil Sol mitinginde: Bu iş birinci turda bitecek

Yeşil Sol Parti’nin Adana mitinginde bir araya gelen on binler taleplerini haykırdı. Mersin’den sonra Adana mitingine katılan Buldan, ‘Bu iş birinci turda bitecek, ikinci tura kalmayacak. Birinci turda ise Yeşil Sol güçlü bir temsiliyet ile Meclise gidecek’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’taki seçimler kapsamında Adana’da miting düzenliyor. Seyhan ilçesinde bulunan Uğur Mumcu (İstasyon) Meydanında gerçekleştirilen mitinge Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Satiye Ok, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce, milletvekili adayları ile Başak Demirtaş katıldı.

Halk gözaltıya izin vermedi

Miting alanına girişlerin devam ettiği sırada polisler, alana giren bir genci bilinmeyen bir nedenle gözaltına almak istedi. Gencin polisler tarafından götürüldüğü esnafa polislere tepki gösteren gençler, ismi öğrenilemeyen genci polisin elinden aldı. Kısa süreli yaşanan gerginlik alanda görevli avukatların devreye girmesiyle sona erdi.

Alanda toplanan kitle yerel sanatçılar tarafından seslendirilen şarkılar eşliğinde taleplerini haykırırken, miting özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşu ile başladı. Ardından sanatçı Mervan Tan’ın sahne almasıyla program devam etti.

Ardından sahneye davet edilen Barış Anneleri Meclisi üyeleri kitleden yoğun alkış aldı. Ardından HDP ve Yeşil Sol Parti Adana İl Eşbaşkanlarının yaptıkları açılış konuşmaları ile miting devam etti.

Ok: Hakikat için oylar Yeşil Sol Parti’ye

Sonrasında söz alan ESP MYK üyesi Satiye Ok, 14 Mayıs’ta ceberut iktidarı yıkarak, tutuklu siyasetçilerle beraber olacaklarını dile getirerek, “Bundan hiç kuşkumuz yok. 14 Mayıs egemenler ile ezilenler arasında tarihi bir seçim. 14 Mayıs’ta egemenler çürümüş sistemini halkımızı önüne bir seçenek olarak dayatanlar ile Yeşil Sol Parti de toplumsal mücadeleyi büyütme, eşit özgür bir yaşamı kurma arasında bir seçim olacaktır. Vardık varız, var olacağız. Hakikat için oylar Yeşil Sol Parti’ye” dedi.

Yüce: Bu seçim ya demokrasi ya faşizmin seçimi

Ardından SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce söz alırken, Türkçe ve Arapça halkı selamlayarak, “Nasılsa burası Çukurova’nın kalbi ise aynı zamanda Türkiye’nin de kalbidir. Seçimlere az kaldı. Seçimlere giderken bazı şeyleri unutmayacağız. Bu seçim ya demokrasi ya faşizmin seçimi” dedi. Halklara zulüm edenleri ve halkları katledenleri, ayrımcılık yapanları unutmayacaklarını kaydeden Yüce, “Bu seçim halkı tebaa olarak görenler ile bizleri kuru soğana muhtaç edenlerle emekleri ile mücadele edenlerin seçimi” diye konuştu. “Hep birlikte bu seçimden zaferle çıkıp, AKP MHP iktidarını göndereceğiz” diyen Yüce, “Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez… Hep birlikte 15 Mayıs’ta Adana’da zafer halaylarında buluşalım” dedi.

Akdeniz: Yolun sonu görünüyor, bay bay Soylu, bay bay Erdoğan

Ardından söz alan EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ise, alanda bulunan dövizlere dikkat çekerek, “Kürde terörist diyenleri, işçiye terörist diyenleri, sosyalistlere terörist diyenleri hep birlikte gönderiyor muyuz? 11 ilimizi deprem vurdu. Hepimizin başı sağ olsun ama biz deprem suçlarını unutmayacağız. Ne oldu yardım yapması gerekenler kanı sattılar mı kanı? Çadırı sattılar mı çadırı? Onların hesabını hep birlikte 14 Mayıs’ta soracağız… Burada Tekel fabrikası vardı bir zamanlar o fabrikanın yerinde şimdi AVM var. 17 kurumu kapattılar, 35 bin işçinin işine son verdiler. Gençler, gençliğim çürüdü diyor. Tek adamdan çürüdü diyor. Gönderecek miyiz gençler” diye seslendi.

KHK’lerle işlerine son verilenlerin de hesabını soracaklarını kaydeden Akdeniz, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “14 Mayıs’ta biz sizin üzerinizde tepineceğiz” sözlerini hatırlatarak, “Aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyor. Bay bay Soylu, Bay bay Erdoğan” ifadelerini kullandı.

Ardından sırasıyla Yeşil Sol Parti Adana milletvekili adayları sahneye davet edilirken, adaylar kitle tarafından coşkuyla alkışlandı.

Koca: Cehennemin kapılarını kapatmaya geliyoruz

Ardından TÖP Sözcüsü Perihan Koca söz alarak, meydanda bulunanları tek tek sayarak, “Ağacın altındayız. Tarih yazacağız. Karşımızda bir patron iktidarı var. Karşımızda bir suç iktidarı var. Karşımızda bu halka savaş açmış bir ölüm ve savaş iktidarı var. Bizleri işçi ve emekçileri soyan hala utanmadan patates soğan diyorlar diyen vurguncu bir iktidar var. Bu halka savaş açtılar” dedi. İktidarın halka faşizmi vaat ettiğini ifade eden Koca, “Bu saray rejiminin zulmüne karşı boyun eğmeyen bir direniş geleneğinin evlatlarıyız.. Kayyım atayarak arkadaşlarımızı rehin aldılar. Boyun eğmedik, işte buradayız” dedi. Koca, Onlar bizi söküp atamadılar ama biz bu karanlık iktidarı söküp atacağız. Bir dönem kapanıyor. Bizler, 14 Mayıs’ta bu ağacın altında buluşanlar 14 Mayıs’ta cehennemin kapılarını kapatmaya geliyoruz” dedi.

Demirtaş: 14 Mayıs’ta zulmün kapıları kapatılacak

Daha sonra ise Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Başak Demirtaş söz alarak, Demirtaş’ın selamlarını getirdiğini dile getirdi. “Bu zulüm düzenini sandığa gömmeye az kaldı” diyen Demirtaş, halka çevrelerindeki herkesi ikna etmeye çalışmaları çağrısında bulunarak, daha önce AKP’ye oy verenlere “Bu iktidara oy vermekten vazgeçin. Bu iktidarın bizlere yıllardır yapmadıkları zulüm kalmadı” dedi. 14 Mayıs’ın zulmün kapılarının kapatılacağı günler olacağını kaydeden Demirtaş, 14 Mayıs’ın değişimin gerçekleştirileceği gün olacağını söyledi.

Başak Demirtaş’ın konuşmasının ardından Selahattin Demirtaş’ın halktan Yeşil Sol Parti’ye oy verilmesi ve sandıklara sahip çıkma çağrısının yapıldığı ses kaydı dinletildi. Demirtaş’ın ses kaydı kitle tarafından coşkuyla karşılandı.

Öztürk: Tecride son vereceğiz

Sonrasında söz alan DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk ise, Kürt halkının iradesi ve statüsünü kabul etmeyenlere bugün Adana’dan cevap verildiğini kaydederek, “Halkımız bugün iradesini ve dilini savunuyor. Halkımız eşit ve özgür bir yaşam, demokratik bir ortamda kültürünü ve dilini yaşamak istiyor. Görüşmeler yapıldığı dönemde Sayın Öcalan eşitliğin, özgürlüğün ve barışın sesi oldu her zaman. 2015’ten bu yana tecrit uygulanıyor. Bir karar verdiler ve tecrit uyguluyorlar. Kürtleri iradesiz bırakmak istiyorlar. Bugün bizi bitireceklerini söyleyenler bittiler. Bu seçim de onların bitişi için tarihi bir seçim. Asimilasyon ve yok etme üzerine politikalarını yürütüyorlar. Bir tarafta bunlar var. Bir tarafta da 3’üncü yol var. Barışın, özgürlüğün, eşitliğin savunuculuğunu yapan demokrasiyi savunanların tarafı var. Her bir oy özgür bir yaşam için,, her bir oy eşit bir yaşam için bir mühürdür. Biletlerini kesecek miyiz” diye sordu. 14 Mayıs’ın bir fırsat olduğunu kaydeden Öztürk, 14 Mayıs’ta tecrit politikasına son vereceklerini belirterek, onurlu bir yaşamın önünü açacaklarını söyledi.

Buldan: İlk turda bitecek

Son olarak söz alan Pervin Buldan, halkı selamlayarak sözlerine başladı. Buldan, “Az kaldı, değişecek, değiştireceğiz, birinci turda onları göndereceğiz. Söz veriyoruz size. Bu iş birinci turda bitecek, ikinci tura kalmayacak. Birinci turda ise Yeşil Sol güçlü bir temsiliyet ile Meclise gidecek. İkinci tura ise fırsat vermeyeceğiz. Hem birinci Turda Türkiye AKP’yi tabela partisi yapmalı, ondan sonra da faşizmi gönderecek. Bu yıl Adana’dan çok umutluyuz” ifadelerini kullandı.

Adana’ya 2 vekilin yetmeyeceğini ve en az 4 milletvekili ile Adana’nın Yeşil Sol Parti tarafından temsil edilmesini beklediklerini kaydeden Buldan, “Gözümüz kulağımız Çukurova’da olacak. Gözümüz kulağımız Adana’da olacak. Mersin’de olacak” dedi.

‘AKP-MHP hukuksuzluğu artık bitecek’

“Bu ülkeye zulümden başka, bu ülkeye açlık ve yoksulluktan başka bu ülkeye baskıdan başka hiçbir şey getirmeyen ama buna doymayan iktidara bir ders vereceğiz” diyen Buldan şöyle devam etti: “AKP’yi tabela partisi haline getireceğiz. Bütün bu hukuksuzluklara son, KHK ile işlerinden güçlerinden ve çalıştıkları yerlerden haksız ve hukuksuz bir şekilde işlerinden atılanlara söz veriyoruz. KHK hukuksuzluğunu sona erdireceğiz. Bu baskılara son vereceğiz. Bu zulme son vereceğiz. Bu hukuksuzluk bitecek. AKP-MHP hukuksuzluğu artık bitecek. 21 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar ama bu ülkeye bir hayırları yok. Hırsızlık var, hukuksuzluk var, kayyım var. Var da var sevgili yoldaşlarım. Talana doymamışlar, adaletsizliğe doymamışlar, kendi çeperlerini AKP’lileri doyurmaya doymamışlar. Halkımızın geçim sıkıntısı var mı yok mu bundan haberleri yok. Onlar için bu ülkede varsa yoksa kendi yandaşları kendi çeteleri. İhaleleri vermek için kapılarında bekleyen kendi çeteleri. Bu ülkenin kaynaklarının bu ülkeyi doyurmaya yetecek düzeyde. Onlar sarayın penceresinden ülkeyi tozpembe görüyorlar. O yüzden saraya da sarayın başındakine de 14 Mayıs’ta güle güle diyeceğiz.

Soylu’nun kayyum itirafı: Kafaları sadece darbelere çalışıyor

HDP’li Belediyelere atanan kayyımlara dair İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun son açıklamalarını hatırlatan Buldan, “Bugün itiraf ettikleri şey Erdoğan’ın HDP’li belediyelerden rahatsızlığı nedeniyle HDP’li eşbaşkanlarımızı görevden aldıkları. Bu bir itiraf aynı zamanda bu bir darbe. Kürt halkının iradesine karşı bir darbe uygulanmış. Bunu kendileri itiraf ettiler. Kafaları sadece darbelere çalışıyor. 14 Mayıs için de darbe dediler. Kafaları sadece darbelere çalışıyor. Ama biz onlara demokrasinin en güzelini göstereceğiz 14 Mayıs’ta. Demokrasinin en güzelini göstereceğiz” diye vurguladı.

‘50+1’i rüyasında bile görmesin’

“Sandık başına gittiğiniz zaman mührü Yeşil Sol Parti’nin altına öyle bir vurun ki, Erdoğan yüzde 50+1’i rüyasında bile görmesin” diyen Buldan sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi kazanma zamanı, şimdi başarma zamanı, hepimizin yolu açık olsun. Mutlaka kazanacağız. Mutlaka başaracağız. Yaşar Kemal’in dediği gibi ‘demir olsaydım çürürdüm. Toprak oldum da dayandım.’ Biz de dayandık. AKP’nin bütün baskılarına dayandık. Bütün zulmüne dayandık. Ama asla boyun eğmedik. Şimdi bu ülkenin refahı ve huzuru için bu ülkede yaşanan bütün sorunların bitmesi için bizler AKP’yi göndereceğiz. Sizlerin katkısıyla, sizlerin emeğiyle.”

ADANA

#Adanada #onbinler #Yeşil #Sol #mitinginde #iş #birinci #turda #bitecek

Kılıçdaroğlu’ndan Rusya’ya: Deep Fake içeriklerin arkasında siz varsınız

Kılıçdaroğlu, Türkçe ve Rusça yaptığı paylaşımla Rusya’yı uyardı: ‘Dün bu ülkede ortaya saçılan montajlar, kumpaslar, Deep Fake içerikler, kasetlerin arkasında siz varsınız. Elinizi Türk’ün devletinden çekin.’

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Rusya’nın Türkiye’deki seçimlere müdahalede bulunacağı iddialarına ilişkin sosyal medya hesabından Türkçe ve Rusça bir paylaşım yaptı.

CHP’li Erdoğan Toprak, gazeteci İsmail Saymaz’a yaptığı açıklamada Rusya’ya ilişkin “Kampanyalarla ilgili bazı hamleler olduğunu düşünüyoruz örtülü olarak. Devletlerin iç işlerimize bu süreçte müdahale etmesini veya partilerden birini tercih etmesini doğru bulmayız” ifadelerini kullanmıştı.

Kılıçdaroğlu söz konusu açıklamaya ilişkin Twitter hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Sevgili Rus Dostlarımız, Dün bu ülkede ortaya saçılan montajlar, kumpaslar, Deep Fake içerikler, kasetlerin arkasında siz varsınız. Eğer 15 Mayıs sonrası dostluğumuzun devamını istiyorsanız, elinizi Türk’ün devletinden çekin. Biz hala iş birlikten ve dostluktan yanayız.”

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlundan #Rusyaya #Deep #Fake #içeriklerin #arkasında #siz #varsınız

Yeşil Sol’un Maçka’daki gençlik şöleni yasaklandı

Maçka Parkı’nda yapılması planlanan Yeşil Sol Parti gençlik şöleni yasaklandı

İstanbul’un Şişli ilçesinde bulunan Maçka Parkı’nda yapılması planlanan Yeşil Sol Parti gençlik şöleni yasaklandı. Şölenin yasaklanmasının ardından Beyoğlu’na bağlı Hacı Ahmet mahallesi seçim lokalinde bir araya gelen gençler halaylarla kutlama yaptı.

Burada konuşma yapan Yeşil Sol Parti birinci bölge milletvekili adayi Sırrı Süreyya Önder, yasaklara tepki göstererek “Oylarınızı Yeşil Sol Parti’ye verin ve onları tanıtın” dedi. Hacı Ahmet mahallesine dair anısını anlatan Önder, geçmis seçimlerde bu mahallede üç kaburgasının kırıldığını söyledi.

Daha sonra söz alan HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ yasaklara tepki göstererek, faşizmin gençliğin önünde duramayacagını söyledi. Devamında ‘Bir oy ağaca, bir oy Kılıçdaroğlu’na’ diyerek seçimde oy kullanırken dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

İSTANBUL

#Yeşil #Solun #Maçkadaki #gençlik #şöleni #yasaklandı

İmralı Barış Delegasyonu ÖHD’yi ziyaret etti

Uluslararası İmralı Barış Delegasyonu ÖHD’yi ziyaret etti. Ziyarette tecridin yaygınlaştığını söyleyen avukat Nurettin Kuzu, ‘Avrupa Konseyi’nin ses çıkarmasını istiyoruz. Pozisyonlarını yeterli görmüyoruz’ dedi. Avrupa Konseyi Temsilcisi Laura Castel, bu durumu sürekli gündemlerinde tutuğunu dile getirdi

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 yıldır ağırlaştırılmış tecrit altında tutulan ve 2 yılı aşkın bir süredir haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride karşı Türkiye’ye gelen Uluslararası İmralı Barış Delegasyonu, ziyaretlerini sürdürüyor. Delegasyon, Asrın Hukuk Bürosu ve Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yaptığı ziyaretin ardından Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesini de ziyaret etti.

Delegasyonu çok sayıda ÖHD’li avukat karşıladı.

Yüz yıllık yok sayma

Ziyarete ilk olarak söz alan şube Eşbaşkanı Gürkan İstekli, Kürt halkının yüzyıldır varlık mücadelesi yürüttüğünü belirtti. Türkiye’deki hükümetlerin de varlıklarını ve politikalarını Kürt karşıtlığı üzerinden sürdürdüğünü ifade eden İstekli, bu durum nedeniyle Türkiye’nin daha da otoriter bir yönetim anlayışına evirildiğini söyledi.

Kürtlere yönelik fiziki ve kültürel bir soykırımın devrede olduğuna dikkat çeken İstekli, “Otoriterleşme ve faşist rejimin inşasında sadece Kürtler de değil toplumun geneli zarar gördü. Cezaevleri ile muhalifler terbiye edilmeye çalışıldı. Bu nedenle cezaevlerindeki sayı giderek çoğalıyor. Söz konusu Abdullah Öcalan olduğunda en demokratik, sosyalist bile faşist oluveriyor. Ayrıca Kürtlerin statü sahibi olmaması için aynı ağız ile hareket ediyorlar” şeklinde konuştu.

‘Hakim ve savcılar AKP-MHP’nin referansı ile atanıyor’

AKP’nin bir ceza politikasının olmadığını belirten avukat Ayşe Acinikli, “6 ton kokain getiren kişiyi tahliye ettiler ancak sokakta uyuşturucu satanlara onlarca yıl ceza veriyor. Hakim ve savcıların tecrübesiz. Politik olmayan durumlarda da ne yapacağını bilmeyen bir güruh var. Bu durum 15 Temmuz 2016’dan sonra çok fazla savcı ve hakim tutuklandı. AKP il ve ilçelerinde yer alanların tamamını yargıya geçirdiler. Hakim ve savcılar AKP-MHP’nin referans mektupları ile atanıyor. Siyasi olmayan durumlarda da Kürtlere ayrımcılık yapılıyor. Uyuşturucu satan bir Kürt, uyuşturucu satan bir Türk’ten çok sonra tahliye olabiliyor ya da çok fazla ceza alabiliyor” diye konuştu. Türkiye toplumunun sokağa çıkmaktan korktuğunu dile getiren Acinikli, “HDP üyesi oldukları için tutuklanıyorlar. Sosyal medyada paylaşım yaptıkları için insanlar tutuklanıyor. Bunu o kadar yoğun bir şekilde yaptılar ki bir korku iklimi gelişti. Türkiye’de acımasız bir sistem var” diye kaydetti.

Delegasyon üyeleri, avukatlara Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) tutumlarını nasıl bulduğunu da sordu. Avukat Acinikli, AİHM’e yaptığı başvuruların ön inceleme reddedildiğini dile getirdi. Roboskî’de katleden 34 yurttaşa dair yapılan başvuruyu AİHM’in usuli eksikliklerden ötürü dosyayı reddettiğini paylaşarak, AİHM’i samimi bulmadıklarını ifade etti.

Tecrit

Söz alan avukat Vedat Ece de, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları ile görüştürülmediğini ardından başlayan açlık grevleri sonucunda avukatları ile 5 defa görüşüldüğünü paylaştı. Ece, daha sonra görüşmelerin kesildiğini anımsattı. 25 Mart 2021’de PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ile görüştüğünü ve bu görüşmenin de yarıda kesildiğini hatırlattı. Bu tarihten itibaren PKK Lideri ile herhangi bir görüşme olmadığını ve haber dahi alınmadığını belirten Ece, siyasi partilerin Abdullah Öcalan’ı araçlaştırmaya çalıştığını da kaydetti.

Hukuksuz keyfi uygulamalar

Kürt siyasetçilere ve belediyelerine atanan kayyumlara da değinen Ece, AKP Milletvekili adayı Süleyman Soylu’nun iki gün önce yaptığı açıklamayı anımsattı. Soylu’nun kayyumların AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda atandığını itiraf ettiğini dile getiren Ece, “Kendi keyifleri öyle istediklerini itiraf ettiler” dedi. Ece, cezaevlerindeki tecridin de günden güne arttığını belirterek, bir yıl içinde en az 60 tutuklunun yaşamını yitirdiğini söyledi. Tutukluların gardiyan ve cezaevi müdürleri tarafından sistematik bir biçimde tehdit edildiğini belirten Ece, buna dair ÖHD’ye yapılan başvuruları anımsattı.

Ölüm döşeğinde tahliye

İnfaz düzenlemelerine de değinen Ece, bu düzenlemeler ile suç örgütü liderlerini serbest bırakıldığını ancak hasta siyasi tutukluların ise serbest bırakılmadığını belirtti. Hasta tutukluların son evreye kadar tahliye edilmediğini belirten Ece, “ ‘Hapishanede bir insan öldü’ denmemesi için ölüm döşeğinde tahliye ediliyor” diye belirtti.

AİHM Başkanı niçin Erdoğan ile fotoğraf verdi?

Şubenin Genel Sekreteri Eda Önal, Türkiye ve Kurdistan cezaevlerinde en az bin 600 hasta tutuklunun bulunduğunu paylaştı. Önal, birçok hasta tutuklu hakkında “cezaevinde kalamaz” raporunu verilmesine rağmen tahliye edilmediğini söyledi. Söz alan avukat Nurettin Kuzu, Türkiye’de tutuklu sayısının artmasının temel nedenlerden bir tanesinin PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmelerin kesilmesi olduğunu söyledi. Tutuklu sayısının artışının bir diğer nedenin de yüksek mahkeme ve AİHM kararlarının uygulanmamasını da gösteren Kuzu, “AİHM Başkanı niçin Türkiye’ye gelip Erdoğan ile fotoğraf verdi? İşin içinde para var. Rusya’nın çekilmesinden sonra en çok AİHM’e kaynak ayıran Türkiye. Bunun verilen kararlarda etkisi olduğunu düşünüyoruz. Her gün daha kötüye gidiyor. İnfaz kanunu politik tutsaklar için verilen tüm cezayı çektirmeye evirildi. Her cezaevinde duruma yol açan kurularda da hukukçu yok” şeklinde ifadeler kullandı.

Avrupa Konseyi’nin tutumu

Kuzu, “İmralı’da uyguladıkları her şeyi sonrasında Türkiye cezaevlerine yayıyorlar. Kendi koydukları kurallara, kanunlara uymuyorlar. Bu durumlara dair Avrupa Konseyi’nin ses çıkarmasını istiyoruz. Pozisyonlarını yeterli görmüyoruz. Ciddi yaptırımlar uygulamıyorlar” demesi üzerine delegasyonda yer alan Avrupa Konseyi Sol Grup Başkan Yardımcısı ile Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi temsilcisi ve İzleme Komitesi üyesi Laura Castel, bu durumu sürekli gündemlerinde tutuğunu dile getirdi. Castel, yaptırım alınması halinde de Türkiye’nin bu kararı uygulama noktasında zorluk çıkaracağını ve yaptırımın da çözüm olmayabileceğini söyledi.

HABER MERKEZİ

#İmralı #Barış #Delegasyonu #ÖHDyi #ziyaret #etti

Seçime son iki gün: Yeni yaşamın kapıları aralanacak

Geri sayımın başladığı seçim için bugün de çalışmalarını aralıksız sürdüren Yeşil Sol Parti, kentlerdeki ziyaretlerde destek çağrısında bulundu

Seçime 3 gün kala çalışmalarını sürdüren Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), köy ve esnaf ziyaretlerini de sürdürüyor.

Şirnex

Şirnex’te çalmadık kapı bırakmayan Yeşil Sol Parti, kentte bağlı ilçe ve köylerde gün boyu çalışmalarını sürdürdü.

Slopiya (Silopi) ilçesine bağlı köylere, konvoyla köy ziyaretleri gerçekleştiren Yeşil Sol Parti, Hezex (İdil) ilçesinde ise Yeşil Sol Parti Şirnex milletvekili adayı Zeki İrmez ve Yeşil Sol Parti Hezex ilçe örgütü ile esnaf ziyareti gerçekleştirirken, Yeşil Sol Parti Şirnex milletvekili adayı Ayşegül Doğan’ın katılımıyla Qeleban’a (Uludere) bağlı köylerde seçim çalışmaları yapıldı.

Seçim çalışmaları kapsamında Yeşil Sol Parti Silopiya İlçe Örgütü ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Silopiya İlçe Örgütü ilçeye bağlı 18 köyde konvoy yaptı. Yeşil Sol Partisi Selatûn, Mala Faris, Mala Dîno, Xirbokê,Kolya,Wehsit,Tilqebin,Girgewrê,Kortik,Ziristin,Çemqara,Xezayê,Kutnis,Ribehî,Rihabî,Basurîn,Konut ve Serebiyê köylerine kitlesel konvoy ile girdi. Konvoy kadınlar tarafından zılgıt ve “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla karşılandı. Coşkunun eksik olmadığı konvoyda kimi köylerde yurttaşlar konvoyun önünü keserek halaya durdu.

İzmir

Yeşil Sol Parti, İzmir’in en işlek merkezi olan Konak ilçesi Saat Kulesi civarında stant kurarak, yarın yapacakları büyük miting için bildiri dağıttı. Yeşil Sol Parti Milletvekili adayları Semra Kıratlı Hediye Korkut, HDP İzmir il Eşbaşkanları Berna Çelik, Çınar Altan ile çok sayıda parti yöneticileri halka ve esnafa bildiri dağıttarak, mitinge katılmaları çağrısında bulundu.

Bildiri dağıtımında konuşan HDP İzmir İl Eşbaşkanı Berna Çelik, “Yeni yaşamın adımlarını hep birlikte atmak için yarın saat 17.30’da Gündoğdu Meydan’ında yapılacak mitinge herkesi davet ediyoruz. Gelin hep birlikte Yeşil Sol ağacının altında halaylarımızı zılgıtlarımızı birleştirelim” çağrısında bulundu.

Öte yandan partililer, kentin dört bir yanında mitinge katılım için bildiri dağıttı.

Amed

Yeşil Sol Parti Amed İl Örgütü, Amed’in Yenişehir ilçesinde bir düğün salonunda gençlik şöleni düzenledi. Şölene, Yeşil Sol Parti Amed milletvekili adaylarından Ceylan Akça, Sorgül Aytek, Halide Türkoğlu, Azad Barış, Samet Mengüç ve yüzlerce genç katıldı. Şölende, sık sık “Bijî Serok Apo” sloganları atıldı.

Yeşil Sol Parti Gençlik Meclisi üyelerinin konuşmalarının ardından Amed adayı Halide Türkoğlu, bu seçimde erkek egemen, faşist iktidarı göndereceklerini söyledi. Türkoğlu, “Gençler 15 Mayıs’tan itibaren mücadelelerinde yeni bir inşaya girmiş olacak. Yani bugüne kadar baskıyla, zulümle bir şekilde başımızı eğmeye çalışanlara karşı çokça bedel ödemiş olan gençliğin aslında 15 Mayıs’ta sonra yeni yaşamı kendi özgür örgütlenmesiyle kuracağı bir yaşamın kapısı aralanmış olacak” dedi. Azad Barış da “Değerli gençler, siyah bulutlar dolaşıyor topraklarımızda. Her ne kadar içimizdeki acıları büyükse, umudumuzda o kadar büyük. Bir tek umutlarımızı soğutmayalım. Adûle’lerin ateşiyle, Çiyager’leri unutmayalım. Başarı bizim olacak” dedi.

Konuşmaların ardından sanatçı Kolketifa Rıtmen Azad’ın çaldığı şarkılarla gençler halaya durdu. Çekilen halayların ardından şölen son buldu.

HABER MERKEZİ

#Seçime #son #iki #gün #Yeni #yaşamın #kapıları #aralanacak