Ana Sayfa Blog Sayfa 482

Kimyasal silah kullanımı araştırılmalı

Ayrıca Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 2023 yılı bütçe görüşmeleri sırasında kimyasal silah kullanımıyla ilgili sorulan soruya, göz yaşartıcı silah kullanıldığını açıkça kabul etti

Ayşe Gökkan

Amed zindanındayken, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’na 21 Kasım 2022 günü yazdığım bir dilekçeyle Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar hakkında kimyasal silah kullanımıyla ilgili olarak suç duyurusunda bulundum. Hakkında yasal işlem başlatılarak yargılanmalarını, ulusal ve uluslararası konunun uzmanı bağımsız heyetlerce kimyasal kullanılan alanda inceleme yapılmasını talep eden dilekçem, askeri suçlarla ihbarın soyut delillere dayandırıldığı ve kamu adına soruşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir, denilerek reddedildi.

Bunun üzerine -itiraz yolu açık olan- bu karara 26 Nisan 2023 günü, Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderdiğim bir dilekçeyle itiraz ettim. Söz konusu itirazda, “Bilindiği gibi Türkiye’nin de 1997 yılında taraf olduğu kimyasal silahlar sözleşmesi protokolünde, taraf devletler kimyasal silahların geliştirilmesinin, üretilmesinin, elde edilmesinin, stoklanmasının, elde tutulmasının, devredilmesinin ve kullanımın tam ve etkili bir biçimde yasaklanmasının ve bu silahların imhasının gerekliliği” ısrarla altı çizilerek vurgulandığını belirttim.

Bana 24 Nisan 2023 günü tebliğ edilen “soruşturmaya yer olmadığına” dair kararda, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve TSK için yaptığım suç duyurum hakkında soruşturmaya yer olmadığı belirtiliyor. Bu karara itiraz ediyorum; çünkü nükleer savaşın önlenmesi için Uluslararası Hekimler (International Physicians for the Prevention of Nucleer War -IPPNW) Türkiye’nin Irak Kürdistan bölgesinde yürüttüğü sınır ötesi harekatlarda kimyasal silah kullanıldığına ilişkin bir rapor hazırladı. IPPNW İsviçre ve Almanya’dan bir ekip, 20 ila 27 Eylül 2022 günlerinde Kuzey Irak bölgesinde inceleme yaptı. IPPNW’nin İsviçre Başkanı Dr. Josep Savary ve IPPNW’nin Almanya Bilimsel Danışma Kurulu üyesi (Heyet incelemesi gereken bölgeye izin verilmediğinden girememişti) aynı zamanda Saddam Hüseyin’in Irak’taki kimyasal ve biyolojik silahlarını araştıran BM kuruluşu UNMOUC’in eski biyolojik silah denetçisi Dr. Jan Van Aaken’in incelemeleri sonucunda “Türkiye kimyasal silahlar sözleşmesini ihlal ediyor mu?” başlıklı bir rapor hazırladı. 12 Ekim 2022 günü yayınlanan raporda, “Kimyasal silahlar sözleşmesinin ihlallerine ilişkin bazı dolaylı kanıtlar bulunduğunu” belirtti.

IPPNW ayrıca kimyasal silahların kullanımına dair bulguların incelenmesi için kimyasal silahların yasaklanması örgütüne (Organisation for the Prohibition of Chemical Weapons -OPCW) ve Birleşmiş Milletler’e çağrıda bulundu. Ayrıca Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 2023 yılı bütçe görüşmeleri sırasında kimyasal silah kullanımıyla ilgili sorulan soruya, göz yaşartıcı silah kullanıldığını açıkça kabul etti. Akar, kimyasal silah kullanımının araştırılmasına dair, kendi kendimizi kontrol etmeliyiz, dedi. Yine Akar, 24 Kasım 2022 tarihinde bir heyet tarafından kimyasal silah kullanımına dair incelemenin yapıldığını ileri sürerek, “Heyet teşkil ettik, heyet gitti, inceleme ve ölçümleri yaptı. Bunların hepsini derlediler, topladılar, getirdiler; burada Sağlık Bakanlığı’nın laboratuvarına verdiler. Bunların hiçbirinde kimyasal olmadığı raporu şu anda elimizde” iddiasında bulundu.

Eğer her CWC protokolüne taraf olan devlet, kendi başına hem kimyasal silah kullanıldığına dair şüpheliyken hem de raporu kendisi hazırlarsa neden protokole imzacı oluyor? Yine eğer TSK kimyasal silah kullanmışsa ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, envanterimizde kimyasal silah yoktur, diyorsa, neden 24 Kasım 2022 tarihinde heyet oluşturarak inceleme yaptırdı? Eğer kimyasal silah kullanılmamışsa, neden bağımsız heyetlere izin verilmedi ve harekat bölgesi heyete kapatıldı? Neden IPPNW’nin ekibi ‘dolaylı kanıtlar var’ dedi. OPCW ve BM’nin yaptığı çağrıya Türkiye Cumhuriyeti neden yanıt vermedi ve inceleme yaptırmadı?

Bilindiği gibi, kimyasal silah kullanımı, insanlığa karşı işlenen suçların başında gelir. Bu kadar insanlık dışı bir suç işlenirken, tüm dünyaya karşı bir sorumluluk alan devlet insanlık dışı davranabilir mi? Ben IPPNW İsviçre ve Almanya’dan 20-27 Eylül 2022’de yaptığı inceleme sonucunda Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ne ve BM’ye yaptığı çağrıya yanıt verilmesini, bu kurumlardan oluşacak bir heyetin Türkiye Cumhuriyeti devletinin davetiyle Irak Kürdistan bölgesindeki Türkiye’nin yürüttüğü sınır ötesi harekat bölgesinin tümünde inceleme yapılmasını, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve TSK’ye yasal işlem başlatılmasını, Milli Savunma Bakanlığı tarafından bölgede yapılan araştırma sonucu elde edilen raporun dosyaya celbini talep ediyorum.


Sincan Kadın Kapalı Cezaevi

#Kimyasal #silah #kullanımı #araştırılmalı

Antakya Pogromu’na karşı oylar Yeşil Sol Parti’ye

Antakya’yı; paraya tahvil ederek, şirketlerin hâkimiyetine teslim eden iktidarı göndermek için sandığa kararlı gideceğiz. Tek adam rejiminin “Pogromist” yapısının farkında olarak oyumuzu Yeşil Sol Parti’ye vereceğiz

Mevlüd Oruç

4 Nisan Cumhurbaşkanlığı kararıyla; Kadim Antakya’yı da kapsayan 307 hektarın kentsel dönüşüm amaçlı, riskli alan ilan edilmesi “Antakya Pogromu’dur”. Kadim Antakya; Yahudilerin, Arap Ortodoks Hristiyanların, Protestanların, Katoliklerin, Ermenilerin, Arap Alevilerin ve Arap Sünnilerin yaşam alanıdır. Devlet ve devleti “niş” (yaşam alanı) olarak kullanan şirketler fırsatçıdır. Depremi fırsata çeviren tekçi “Müesses Nizamın” kentsel dönüşüm kararı; deprem ve faylarla ilgili değil, çok dilli ve çok inançlı demografik yapıyı parçalama, Antakya’nın yerel halklarını göçe zorlama ve gayrimenkullerine el koyma ile ilgilidir. Dil ve din asimilasyonu ve ekonomik nedenlerle, yaşanan göçler sonucu sayıları çok azalan Antakyalı azınlıklar için, bu son darbe, geri dönüşü olmayan göçlere neden olacaktır. Binaları depreme karşı dayanıklı şekilde yeniden inşa etme, sanayi, tarım, ticaret, iş ve istihdam çarklarını yeniden döndürme vb. bütün bunlar teknik işlemlerdir. Fakat, etnik ve dini arındırmanın yaratacağı boşluk doldurulamaz ve meydana getireceği derin yaralar ve acılar kalıcıdır. Hıristiyansızlaştırma ve Yahudisizleştirme uygulamasıyla; Türkiye’deki, cemaatsiz ve turistik metaya (müze) dönüştürülen kilise ve havralara, Antakya’dan 5-6 tane daha eklenecektir.

Yasal pogromlar ülkesi

Pogromların birinci hedefi, dili, dini, ırkı, rengi vb farklı olanları, göçe mecbur bırakılma yoluyla, etnik veya dini arındırma, ikinci hedefi ise, mülklerinin gasp edilmesi yoluyla mülkiyetin el değiştirmesi şeklindedir. Daha önce pogromlarda; farklı olanların evlerini, iş yerlerini, ibadethanelerini tahrip etme, insanları dövme, yaralama ve öldürme şeklinde vahşi şiddete başvurulurdu. 1955 6-7 Eylül utanç olaylarında; Rumların, Ermenilerin ve Yahudilerin ev ve iş yerlerine saldırılar, talan, yaralama, öldürme, katliam vb korkutma yolu ile göç ettirilmesi, mülklerinin el değiştirilmesi, İstanbul’un kozmopolit demografik yapısının geri dönülmez bir şekilde değiştirilmesi “Doğrudan Pogrom”dur. Fakat iki binli yıllarda, pogromlarda uygulanan araçlarda çeşitlenme yapıldı. “Kentsel Dönüşüm”, “Riskli Alan”, “Yasak Bölge” vb. yasal kılıf uydurularak inceltilmiş yöntem ve araçlar da uygulanır oldu. Pogromların yasallaştırıldığı, normalleştirildiği dünyada tek ülkeyiz. İstanbul Sulukule ve Diyarbakır Sur’da, “Kentsel Dönüşüm” adı altında mülklere el koyularak, kentlerin özgün dokusuna aykırı beton yığınları yapıldı. Yöre halkı göçe zorlandı, halkın yaşamı birbirinden koparıldı, demografik yapı değiştirildi. İttihat ve Terakki’den bu yana, yüz yılı aşkın süreden beri “etnik ve dini” arındırma ve servet aktarımı süreci farklı araçlarla devam ediyor. Tek ırk, tek inanç, tek dil vb tekçi “Resmî İdeoloji” zeminine oturan, tekçi “Müesses Nizamın” inşasının yapı taşları; Ermeni Katliamı, Dersim Katliamı, 6-7 Eylül Pogromu, 1971 Kırıkhan Alevi Katliamı, Maraş Katliamı ve diğer katliamlar, tehcirler, pogromlardır.

Antakya’yı paraya tahvil etmek

Dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olan “Herod Caddesi’nin”, Aziz Petrus’un, Hz. İsa’nın inananlarına ilk defa Hristiyan adının verildiği, tek tanrıya inandığı için şehit edilen Hz. Habibi Neccar’ın ve Hz. Hıdır’ın şehri olan kadim Antakya’yı; paraya tahvil ederek, şirketlerin hâkimiyetine teslim eden iktidarı göndermek için sandığa kararlı gideceğiz. Tek adam rejiminin “Pogromist” yapısının farkında olarak oyumuzu Yeşil Sol Parti’ye vereceğiz. Tekçilik bölücüdür, çoğulculuk ise bütünleştiricidir. Oyumuzu, çoğulcu anlayışı ile bölücülüğün ve eşitlik mücadelesi ile ayrımcılığın panzehri olan “Yeşil Sol’a” vereceğiz. Ekolojiyi, halkları, inançları, kentleri daha çok tahrip ederek varlığını sürdüren bu iktidarın, artık gitmesinin toplumun acil ihtiyacı olduğunun farkında olarak oyumuzu kullanacağız. Ekolojik yaşamı, doğrudan demokrasiyi, Ademi merkeziyetçiliği, yerel yönetimlerin güçlendirilmesini savunmak ve birlikte örmek için Yeşil Sol’a oy vereceğiz. Afetzedeleri enkaz altından dahi çıkaramayan ve hayatta kalanların en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan bu iktidarı göndermek kararlılığı ile sandığa gidip, bir oy Kemal’e bir oy Yeşil Sol’a vereceğiz. Deprem öncesi ve deprem sonrasını yönetme liyakatinde olmayan, on binlerce insanın ölümünün müsebbibi iktidara, artık yeter diyerek bir oy Kemal’e bir oy Yeşil Sol’a.

#Antakya #Pogromuna #karşı #oylar #Yeşil #Sol #Partiye

Kara düzen değişecek

Mûş’un Yeşil Sol Parti adayları Sezai Temelli, Sümeyye Boz ve Serhat Dursun gazetemizin sorularını yanıtladı

Selman Çiçek

Yeşil Sol Parti Adayı Sezai Temelli, Serhat’ın kalbi olan Mûş’tan aday olduğu için onur duyduğunu, uzun süredir Serhat’ta çalıştığını söyledi. Mûş halkının çok mağdur edildiğine dikkat çeken Temelli, “Mûş halkı ötekileştirilmiş, dışlanmış bir halk. Özellikle devletin uyguladığı politikalardan fazlasıyla mağdur olmuş bir halk. Burada olabildiğince yoğun bir çalışma, yoğun bir dönem bizi bekliyor. Bunun sorumluluğu ile burada görev aldım. Umarım hep birlikte bu mağduriyetlerden, baskılardan ve zulümden kurtuluruz” diye konuştu.

Birlikte üretiyoruz

Mûş halkı tarafından çok olumlu karşılandığını belirten Temelli, halkın özellikle adaylar konusunda bir yabancılaşma duygusuna sahip olmadığını, kendisinden görerek samimiyetle yaklaştığını söyledi. Temelli, halkın samimiyetinin karşılığını bulmak istediğini, samimiyetin karşılığını bulduğu sürece her şeyi birlikte başardıklarını ve birlikte üretip mücadele ettiklerini söyledi.

Mûş’a hiçbir şey verilmemiş

“Mûş her şeyden önce ihmal edilmiş bir kent” diyen Temelli, bunun bilinçli bir ihmal olduğunu söyledi. Kentin bilinçli bir yoksullaştırma politikası ile karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Temelli, “Mûş Ovası hem bereketli hem de doğal özellikler barından bir ova. Bu ova sadece Mûş’u değil bütün Serhat’ın ihtiyaçlarını karşılayacak kadar güçlü bir ova. Buna rağmen ihmal edilmiş. Mûş’a hiçbir şey verilmemiş. Mûş’tan götürülmüş. Ortaya ciddi anlamda mağduriyet ve yoksulluk çıkmış. Dört vekilden üçe düşmesi bile buradaki göç meselesini bize gösteriyor. Nüfusun neden azaldığını bize gösteriyor. Bölgede en fazla iktisadi olarak çöktürülen yer Mûş olmuştur. Bügün Kurdistan’da bir yoksuluk ve yoksulluk şiddeti var. Bir sıralama yapsak en alt sırada Mûş geliyor. Çöktürme planının iktisadi ayağının Mûş’ta gerçekleştirildiğini söyleyebiliriz. Mûş’un zengin kaynakları var. Ama bu zenginlik burada kalmamış, buradan hortumlanmış. Bu seçim Mûş için de özel bir seçim. Türkiye için nasıl bir kader seçimi ise Mûş için iki defa kader seçimidir. Hem Kürt düşmanlığına dayalı, savaşa, şiddete son verme, demokratik çözümü var etme anlamında önemli, hem de Mûş’un bu çöküntüden, iktisadi yoksulluk ve baskıdan kurtulması için önemlidir” dedi.

AKP’liler de yeter diyor

Mûş’taki iktisadi çöküntüden herkesin farkında olduğunun altını çizen Temelli, “AKP’ye bugüne kadar oy verenler bile ‘artık yeter’ diyor. Çünkü hiçbir karşılığını bugüne kadar görmemişler. Hiçbir talepleri karşılanmamış. Bu kadarı da olmaz dedirtecek düzeyde bir tablo ile karşı karşıyayız. Ne sağlık ne eğitim ne köy hizmetleri anlamında hiçbir talebin karşılanmadığı bir sekiz yılı geride bırakmış” diye konuştu.

Sandığı ve oya sahip çıkalım

Seçim güvenliğine ilişkin bilgiler de veren Temelli, çalışmaların olağan hızla devam ettiğini, yüzde doksan tamamlandığını, kalan kısmın da son güne kadar tamamlanacağını söyledi. Yeşil Sol Parti ile girdikleri için sandık kurulu üyesi veremediklerini ancak müşahitleri oldunuğu hatırlatan Temelli, “Sandık kurulu üyelikleri için gerekli destekleri muhalefet partileri üzerinden oluşturduk. Seçim güvenliği noktasında titiz davranıyoruz. Seçim güvenliği sadece müşahitlerle sınırlı değil. Halk bizatihi sandığına, oyuna sahip çıkmalı. Bu iktidar geçmişteki bütün kirli ilişki ve ağlarını kullanacaktır. Kamu görevlilerini bile bu anlamda nasıl kullandığını biliyoruz. Bütün tedbirlerimizi aldık. Belediye seçimlerini hile yaparak belediyelerimizi gasp ettiler. Ama bu genel seçim, bu hileleri o kadar kolay yapamayacaklar” dedi.

Halk AKP’yi süpürmek istiyor

Yeşil Sol Parti olarak Mûş’ta 3-0 yapacaklarına halkın ve kendilerinin de inandığını söyleyen Temelli, “Halk 3-0 olmasını istiyor. Buradan AKP’yi süpürüp atmak istiyorlar. Artık bıçak kemiğe dayanmış durumda. AKP-MHP iktidarının yaptıkları, Kürt düşmanlığı, zulüm, şiddet, baskıya baktığımızda insanlar bunun böyle gitmeyeceğine, bunun değişmesi gerektiğine inanıyor. Halk hesap sormak, ders vermek ve değişim istiyor. Burada 350 bin büyükbaş hayvan sayısı 230 bine düşmüş. Bu rakamlar bile bize buradaki küçülmenin, daralmanın, fakirleşmenin ölçülerini veriyor. Ekilebilir arazinin büyük kısmı ekilemiyor. Koca ovanın yüzde altısı sulanıyor. İnsanlar 3-0’ı dile getirirken aslında bunların hesabını sormak istiyor” diye konuştu.

Bunlar darbecidir

Temelli, iktidarın son dönemdeki tutuklama furyasına da değinerek şunları söyledi: “İktidar kaybettiğinin farkında, acze düştüler, tükendiler, bittiler fakat iktidarda kalmak için artık ellerinden geleni ardına koymama anlayışı ile hukuk tanımaz, yasa tanımaz o hallerini ısrarla sürdürmeye devam ediyorlar. Darbeden bahsediyorlar. 14 Mayıs seçimlerini darbe olarak niteliyorlar. Bu söylemlerine şaşırmadım. Bunlar darbecidir. Darbeci, darbeyi bilir. Dolayısıyla 14 Mayıs’ta seçim sonuçlarına karşı bir darbe yapabilmenin psikolojik olarak yansımasından başka bir şey değildir. Yoksa bunlar darbeci. Nasıl 15 Temmuz darbecileri ile kol kola geldiler. Sonra o darbe kalkışmasını bahane edip 20 Temmuz 2016’da OHAL darbesini ilan edip toplumu dizayn etmeye çalıştırlar. Şimdi de 14 Mayıs’ta olası bir seçim sonucunu nasıl geçersiz kılalım diye hazırlık yapıyorlar. Halk buna izin vermeyecektir. Oyuna, sandığına, demokrasinin ilk adımı olan seçimlere sahip çıkacaktır. Seçim sonuçlarına karşı darbe yapanların bugüne kadar hevesi kursağında kalmıştır. Biz yeter ki sandığımıza, oyumuza sahip çıkalım.”

Kara düzeni değiştireceğiz

İktidarın Yeşil Sol Parti ve gazetecilere hakikati dile getirdikleri için saldırdığına dikkat çeken Temelli, “Bu saldırılar ne kadar tükendiklerinin göstergesidir. Çünkü sahada bizimle baş edemiyor. Hakikatin sesini susturmak istiyorlar. Bizleri görünmez kılmaya çalışıyor. Bu mümkün değil. Gerçek muhalefet Yeşil Sol Parti’dir. Türkiye’yi, bu kara düzeni değiştirecek olan Yeşil Sol Parti’dir. Bundan ürküyorlar. Bu korkunun tezahürüdür. Biz korkmuyoruz. Kara tabloyu yaratan herkes yenilecektir. Yeşil Sol Parti hem sandıktaki başarısı hem sonraki mücadelesi ile Türkiye’yi ve bu düzeni değiştirmeye devam edecektir.

Sezai Temelli kimdir?

1985 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nin maliye bölümünden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak akademik hayata başladı. 2016 yılında olağanüstü hâl sürecinde 675 sayılı kanun hükmünde kararname ile üniversiteden ihraç edildi. 11 Şubat 2018 tarihinde HDP, 3’üncü Olağan Kongresi’nde aday olmayan Selahattin Demirtaş‘ın yerine eş genel başkan adayı olarak Pervin Buldan ile birlikte eş genel başkan seçildi.

Değişim isteği her yerde

Yeşil Sol Parti Mûş 2. sıra adayı Sümeyye Boz, adaylığın kendisi için sorumluluğu yüksek bir görev olduğunu söyledi. Geçmişten günümüze gelen mücadelenin yarattığı bir sorumluluğu üstlendiğini belirten Boz, bu sorumluluğu yerine getirmek için çalışacağını söyledi. Halkın kendilerini olumlu karşılayarak onay verdiğini söyleyen Boz, “Halk bizleri kendi arasında görmek istiyor. Karşılama ve kabul yönünde halkın güzel bir yaklaşımı var. Faşist iktidarın yıkılması için kadınlara, gençlere ve emekçilere nefes alacak bir alan açmak istiyoruz. Gittiğimiz her yerde bir değişim isteğini hissediyoruz. Gerek bizim seçmen tabanımızda gerekse bizim seçmen olmayan tabandan böyle bir talep var. Bazı gittiğimiz yerlerde insanlar ‘Bize gelmenize gerek yok, bizden olmayanlara gidin’ diyorlar. Biz her alana girmeye devam ediyoruz. Her yere dokunmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Halkın 3 vekili de istediğine dikkat çeken Boz, bu isteğin altında yatan gerçekliğin halkın değişim talebi olduğunu söyledi. Boz, halkın bu talebinin güçlü olmasından dolayı Mûş’ta 3- 0’ı yakalayacaklarına inandığını söyledi.

Sümeyye Boz Kimdir?

1985’te Mûş’ta doğan Boz, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi antropoloji bölümü mezunu. Öğrenimi boyunca öğrenci hareketleri içerisinde yer aldı. İpekyolu Belediyesi Kadın Politika Müdürlüğü’nde eğitim koordinatörü olarak görev yaptı. Kayyumların atanması ile işten çıkarıldı. Demokratik Toplum Kongresi’nde Kurdistan tarihi ve arkeolojisi çalışma ekibinde yer aldı.

Mûş’ta 3 vekil de Yeşil Sol olacak

Yeşil Sol Parti 3. sıra adayı Serhat Dursun ise, bölgede barış ve huzurun olmadığını belirterek şunları söyledi: “Kürt sorunu çözülmediği için barış ve huzur ortamı da sağlanmıyor. Uygulanan imha ve inkar politikaları bir savaş politikasına dönüşüyor. Bu savaş politikalarının olduğu yerde de insanlar kendini güvende hissetmiyor, yatırım olmuyor. Bu da göçlere neden oluyor. Mûş’un ekonomik altyapısı da AKP döneminde çökertildi. Özelleştirme vasıtasıyla, fabrikaların kapatılması vasıtasıyla, Mûş ovasının verimsiz bırakılmasıyla ekonomik altyapı talan edildi. Marks’ın dediği gibi altyapı üstyapıyı belirliyor. Ekonomik altyapının olmadığı bir yerde de gençler kendini güvencesiz hissediyor. Biz bu meseleyi barışçıl, demokratik yollarla çözemezsek bu sorunları durduramayız” şeklinde konuştu.

Halkın içerisinde olduğunu belirten Dursun, 2016 yılından beri Kürt halkına dönük bir sindirme politikasının uygulandığını, bundan ötürü halkta bir bıkkınlık oluştuğunu söyledi. Dursun, sahada 7 Haziran ruhu olduğunu, bu ruhun 3 vekili Meclis’e yollayacağına inandığını söyledi.

Serhat Dursun Kimdir?

1980 Muş Gimgim (Varto) doğumlu Dursun, Ağrı Eğitim Fakültesi’nden mezun oldu. 2002 yılında öğretmen olarak atanan Dursun, 2016 yılında 675 sayılı KHK ile ihraç edildi. 2002 ve 2016 yılında Eğitim-Sen’de çeşitli görevler üstlendi.

#Kara #düzen #değişecek

Seçim öncesi

İktidarın tüm moral operasyonlarına ve tutuklamalarına karşın bu iktidarın defedileceği enerjiyi ve pozitifliği korumak ve birbirimize bulaştırmaktan geri durmamak gerekmektedir

Cem Şahin

14 Mayıs seçimleri bir dolu tartışma, provokasyon ve dahası ile son düzlüğe girmiş bulunmakta. İktidar kaybedeceği kompleksini daha açık ederek elinden gelen tüm kötü maharetlerini sergilemekten bu hafta da geri durmayacak gibi görünüyor.

Şu ara iktidara yakın bir aile olarak bilinen Yeşildağ ailesinin küçük ferdi Ali Yeşildağ’ın ifşaları eşliğinde AKP suç şebekesinin ne denli talanlar ve vurgunlar yaptığı gündemde. Hepimizce bilinen ama teferruatına sahip olmadığımız bilgiler içeriden bir karakterin detayları aktarmasıyla çok daha anlaşılır bir mahiyete kavuştu. Erdoğan’ın ihalelerden kendi adına aldığı paylardan, çöktüğü arsalara değin bir dolu ifşa söz konusu. Aymazlıkları ve pişkinlikleri ile meşum iktidar yöneticileri her zamanki gibi konuyu tartışılır bir düzeye getirmemek için oldukça güçlü bir çaba sarf ediyorlar. Seçim sürecinin sonuna yaklaşmışken böylesi bir skandalın tesiri iktidar karşıtları tarafından ne kadar gündemleştirilecek hep beraber göreceğiz.

Tabi son haftaya girerken yaşadıklarımız yukarıdaki olaydan ibaret değil. Devrimci aktivistler başta olmak üzere birçok gazeteci dostumuz düzmece iddialarla tutuklanarak cezaevine atıldı. İktidar sahipleri kaybedeceklerini kesinkes bildiklerinden olsa gerek şiddetin dozunu gün geçtikçe arttırma pozisyonuna evrilerek korku duygusunun hakim olacağı bir seçim zemini örgütlemeye çalışıyor. İktidarından kurtulmak isteyen milyonlarca insanı korku, terör ve baskıyla seçime girmeye zorlayan AKP iktidarı seçim manipülasyonlarını rahatça gerçekleştireceği bir alanı örgütleme çabasıyla buna engel olarak gördüğü herkesi tutsak almaya çalışıyor.

Bu hafta olası saldırıların daha fazla yoğunlaşacağı bir eşiğe girmiş bulunmaktayız. Geçen gün İmamoğlu’nun katıldığı mitingde yaşananlar ne türden bir seçim provokasyonun organize edilmek istendiğin fragmanı niteliğindedir. İktidarın ırkçı teşvikleri ve sokaktaki güçlerinin takviyesi ile gerçekleşecek saldırılar son hafta olması hasebiyle daha tehlikeli bir boyuta seyredebilme olasılığı taşıyor. Unutmamak gerekir ki bu iktidar yıllardır her türlü provokatif mekaniği işletebilmiş, her türlü şoven saldırının alt zeminini motive edebilmiştir.

Bundan doğru güçlü bir soğukkanlılıkla hem seçim güvenliğini almak hem de olası saldırılara karşı hazırlık yapmak gerekmektedir. Korku ve çatışma ruhu seçimin genel atmosferini etkilemeye başladığı anda kitlelerin pasifize olarak seçime etkin katılma ve sorumluluk alma tutumu gerileyebilir, bu haliyle iktidar kendi lehine oluşacak bir seçim sürecini daha kolay yönetebilir hale gelebilir ve bu da seçim güvenliği dahil birçok olumsuz sonucun yaşanmasına neden olabilir.

Emekçiler ve ezilen kesimler için umut vaat eden tarihi bir seçimin heyecanını her türlü gerilim kışkırtmasına rağmen diri tutmak ve seçim sürecinin sonuna kadar korumakla mükellef olduğumuzun bilinciyle hareket etmek çok elzem görünüyor öyleyse. İktidarın tüm moral operasyonlarına ve tutuklamalarına karşın bu iktidarın defedileceği enerjiyi ve pozitifliği korumak ve birbirimize bulaştırmaktan geri durmamak gerekmektedir.

Değişimi talep edenler olarak düşünmeden sandığa gitmenin çok önemli olduğu bir seçimin öncesinde her türlü sorumluluğu almamız gereken bir haftanın içinde bulunmaktayız. Seçime kadar değişim umudunun yarattığı kudreti sandıklara taşımak, sonraki süreçte de sandıklara sahip çıkarak sonuçlar açıklanıncaya kadar aynı azmi göstermek kritik önemde.

Provokasyon ihtimallerine karşı uyanık olmak, haftaya daha yaşanılır ve huzurlu bir geleceğe uyanmak dileğiyle.

#Seçim #öncesi

İki kutuplu şehir Îdir’da seçim nabzı: Acemler kenti ‘yeşile’ boyayabilir

Îdir, iki farklı ezanın okunduğu, farklı günlerde bayramların kutlandığı iki kutuplu bir şehir. Azerilerin ve Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı kentte bu durum, siyasetin de kentin neredeyse eşit oranda ikiye ayrılması olarak yansıyor. Fakat bu seçim, belediyecilik tecrübesi ile birlikte Yeşil Sol Parti bir adım öne çıkıyor

Hicran Urun

203 bin nüfusa sahip olan Îdir (Iğdır), Ermenistan, Nahçıvan ve İran’a komşu ve 800 metre civarındaki rakımıyla bölgeye göre kelimenin tam anlamıyla çukurda kalan bir kent. Merkez dahil 4 ilçesi bulunan kentte, pamuktan elmaya, kayısından mısıra kadar birçok ürün yetişiyor. 2019 yılı istatistiklerine göre 59 bin 171 dekar alanda meyve, 34 bin 675 dekar alanda sebze üretimi yapılan kentte tonlarca ürün elde ediliyor ve kent, ‘Bölgenin Çukurovası’ olarak adlandırılıyor.

Ancak verimli topraklara rağmen işsizlik ve yoksulluk kentin başlıca sorunları arasında yer alıyor. Çoğu gencin iş bulabilmek umuduyla metropollere göçü, kentteki oy kullanma oranını da etkiliyor ve oy kullanabilen seçmen oranı yüzde 70 civarında ifade ediliyor.

Kentte Azeriler (yerel halkın deyimiyle Acemler) ve Kürtler yoğunlukta. Her iki halkın keskin çizgilerle ayrılmış farklı yaşamı ilk göze çarpan olgulardan. Öyleki kentte iki farklı ezan okunuyor. Sünnilerin ezanından 7 dakika sonra Caferilerin ezanı okunuyor. İki toplum farklı saatlerde iftar açtığı gibi bayramlarını da farklı günlerde kutluyor. Kent halkına göre, Caferiler iftarlarını ve bayramlarını İran’a göre ayarlıyor ve mollaları da İran’da dini eğitim alıyor. İki toplumun gittiği camiler de farklı ve Caferilerin cami Diyanet’e bağlı değil.

Kültürel farklılıkların keskin olarak ayrıldığı kentte sınıfsal farklılıklar da göze çarpıyor; Acemlerin neredeyse tamamı devlet-bürokrasi içerisinde yer alırken Kürtler daha çok hayvancılık, esnaflık veya tarım gibi işlerde yer alıyor. Kürtlerin yaşadığı bölgeler Acemlerin yaşadığı bölgelere göre çok daha yoksul ve yoksun.

Bu durum, siyasete de kentin neredeyse eşit oranda ikiye ayrılması olarak yansıyor. İki vekilin çıktığı Îdir’da bir vekil Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Habip Eksik iken diğer vekil ise MHP’den Yaşar Karadağ.

2018 genel seçimlerinde HDP, 41 bin 057 oy alırken AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı da 41 bin 914 oy almış. İki partinin seçmeninin birleşmesi 900’ün altına bir farkla HDP’ye 2. vekilliği kaybettirmiş.

Seçmen sayısının 120 binin üzerinde olan kentte 14 Mayıs seçimlerine dair kentin nabzını Yeşil Sol Parti 1. sıra adayı Yılmaz Hun ile konuştuk.

  • Îdir’dan bahsederek başlayalım isterseniz bie biraz kentin yapısından bahsedebilir misiniz?

Iğdır çok kimlikli, çok inançlı bir yerdir. Iğdır’da Azeriler, Terekemeler, Dağlılar, Türkler ve Kürtler yaşar. Kozmopolit bir yer olduğundan dolayı tahammül gücü de yüksektir. Dışardan herhangi bir müdahale olmadığı sürece insanlar sorunlarını kendi çözebiliyor. Zaman zaman, özellikle seçim zamanlarında politik müdahaleler olabiliyor. Kutuplaşma arttırılıyor.

  • Politik tercih olarak burada HDP ve MHP gibi bir birine zıt iki çizgi var. Kentin politik tercihlerini belirlemede etken nedir?
Yeşil Sol Parti 1. sıra adayı Yılmaz Hun ve 2. sıra adayı Aysel Aras

Son 20-30 yılda MHP ciddi oranda burada örgütlendi. Iğdır’da devlet eliyle örgütlendirildi. Burada bütün kamu kuruluşlarına MHP’liler yerleştirildi. MHP’nin geçmişi çok daha derinlerde ve ideolojiktir. Son yıllarda AKP de taban bulmaya çalıştı iktidarın nimetlerini kullanarak ama bir defa milletvekili alabildi. Türkiye’de Dersim’le birlikte tek milletvekili çıkaramadığı şehirdir Iğdır. AKP politik tercihlerden dolayı çok fazla taban bulamadı burada. AKP ranta dayalı siyaset yürütüyor. Son seçimlerde sahneye İYİ Parti de çıktı, MHP tabanına hitap ediyor. Yeşil Sol Parti’nin tabanı da büyük oranda Kürtler biraz da Azeriler, Terekemeler ve Dağlılar oluşturuyor.

  • Azeri veya Terekemeler büyük oranda MHP’ye oy veriyor, bu seçimde bu değişir mi?

Burada Kürtler oylarını kayıtsız şartsız Yeşil Sol Parti’ye veriyor. Eksik politikalarını eleştirir ama yine oyunu kendine verir. Azeri kesimi ise eskiden kemik bir şekilde MHP’ye verirdi fakat bu seçimde MHP, AKP ve İYİ parti arasında dağılacağını düşünüyoruz çünkü onlarda siyaset dağınıklığı var. Azeri halkı da artık ilkel milliyetçiliği sorguluyor. Özellikle Kürtler ve Azeriler arasında bir kamplaşma, uzaklaşma vardı. MHP burada 10 yıl şehri yönetti, belediyeyi yönetti ve kutuplaşmayı derinleştirdi. MHP’nin 10 yıllık siyaseti Kürtleri ve Azerileri birbirinden uzaklaştırdı ve kamplaştırdı.

Fakat bizim son 10 yıllık belediye tecrübelerimizle birlikte bu durum değişti. Bizi tanıdılar ve yönetim biçimimizi anladılar. Eşit ve adil bir şekilde yönettiğimizi gördüler ve diyalog yollarımız açıldı. Önceden Azeri köylerine ve mahallelerine giremiyorduk. O kadar keskindi çizgiler. Belediye faaliyetlerimiz ve hizmetlerimizden sonra bu diyalog yolu açıldı. Bu bize büyük avantaj sağladı. MHP Kürt bölgelerine hizmet götürmüyorlardı Azeri bölgelerine hizmet gidiyordu, Azeriler bunu bizden de bekliyorlardı fakat biz bunun tam tersini yaptık. Bizim geldiğimiz gelenek her kese eşit mesafede yaklaşmak. Şimdi bu avantajla ciddi oranda oy vereceklerini söylüyorlar. Seçim büromuza ilk defa geliyorlar. Kayyumun dört gözle gitmesini beklediklerini söylüyorlar. Halk biran önce kayyumun gidip HDP’nin tekrar belediyenin başına gelmesini istiyor.

  • MHP, AKP, İYİ Parti ve CHP’nin de adayı var kentte, 2019 seçimlerinde İYİ Parti ‘HDP kazanmasın diye’ adaylarını MHP lehine çektiğini açıklamıştı. Bu seçimde ne olur?

AKP’nin de MHP’nin de İYİ Parti’nin de hedef kitlesi aynı. AKP ve MHP merkezinde bir uzaklaşma var. Biz önceleri bir tanesinin aday çıkarmayacağını düşünüyorduk bu tartışılmıştı sonra Kars’ta ve Iğdır’da ikisi de ayrı ayrı aday çıkardı. Zafer Partisi biz çıkarmayalım diye aday çıkarmayacağını açıkladı ve faşist bir söylem de kullandı. Yerel seçimlerde de İYİ Parti’nin böyle bir söylemi vardı. HDP kazanmasın diye aday çıkarmayacaklarını söylemişlerdi ve çıkarmadılar ama biz yine de belediyeyi aldık. Bu nedenle biz şimdi 1 vekili kazandığımızda kendimizi başarısız göreceğiz. Bir zaten bizim, ikiyi almayı hedefliyoruz. 60 bin ve üzerinde oy alacağımıza inanıyoruz.

Tabi bir hedefimiz de sandığa gitme oranını arttırmak. Burada seçime katılım oranı yüzde 70 ile 75 arasında. Bu seçimlerin ne kadar önemli olduğunu halka anlatmaya çalışıyoruz. 100 yılın sorunları bu seçimle çözülebilir. Türkiye’nin hem ekonomik hem demokratik sorunlarının bu seçimle çözülebileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Zaten kimse AKP’nin gitmemesi üzerine plan yapmıyor, hayal kurmuyor.

  • Oy kullanma oranı neden bu kadar düşük?

Iğdır’da hayvancılık çok fazla ve hayvancılık burada yapılmıyor yayla kültürü var, ilk baharla birlikte karlar eridikten sonra hemen yaylaya çıkılıyor. Yaylaya çıkan halk oy kullanmak için günü birlik geri dönemiyor. İkincisi neden ise işsizlik, işsizlik çok fazla olduğu için insanlar ciddi oranda Türkiye’nin bütün şehirlerine çalışmaya göç ediyor.

  • Son olarak bir çağrınız var mı?

Genel olarak şunu söyleyebiliriz; il dışında çok fazla seçmenimiz var herkese özellikle sandıklara gitme, oy kullanma çağrısı yapmak istiyorum. İl dışında olan bütün seçmenlerimiz bir şekilde bizimle sosyal medya üzerinden de olabilir irtibata geçmeleri durumunda gelme koşullarını oluşturacağız. Bu seçim tarihsel bir seçim, bu nokta herkes mutlaka oyunu kullanmalı ,sizin aracılığınızla bir kez daha mutlaka oyunuzu kullanın çağrısı yapmak istiyorum.

#İki #kutuplu #şehir #Îdirda #seçim #nabzı #Acemler #kenti #yeşile #boyayabilir

Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri verildi

’21’inci Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri’ düzenlenen tören ile sahiplerini buldu

İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucularından Ayşenur Zarakolu adına verilen “21. Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri”, İHD İstanbul Şubesi tarafından dernek binalarında yapılan törenle sahiplerine verildi.

Törene Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Esengül Demir, İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu üyeleri, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Milletvekilleri adayları Dersim Dağ, Öztürk Türkdoğan, Cumartesi Anneleri’nin yanı sıra çok sayıda gazeteci, yazar ve insan hakları savunucuları katıldı.

‘Düşünce özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazı’

Tören, Zarakolu’nun mücadele öyküsünün yer aldığı sinevizyon gösteriminin ardından başlarken, törenin açılışını İHD İstanbul Şube Gülseren Yoleri yaptı. Yoleri, Zarakolu’nun insan haklarına çok güçlü katkılarının olduğunu hatırlatarak bu mücadele mirasının kuşaktan kuşağa aktarıldığını belirtti. İnsan hakları mücadelesinde gelinen aşamada ülkedeki zorluklarını hatırlatan Yoleri, ifade ve düşünce özgürlüğünün demokrasinin olmazsa olmazı olduğunu dile getirdi. Düşünce ve ifade özgürlükleri bağlamında yapılan bu tür törenlerin önemli olduğunu işaret eden Yoleri, verilen ödülleri direnenlere verdiklerini belirtti.

Bir cesaret örneği Zarakolu

Ardından İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Zarakolu’nun ülke tarihinin en karanlık tarihleri olan 1990’lı yıllarda dahi çok büyük cesaret örnekleri gösterdiğini belirtti. Keskin, belirttiği tarihlerde hiç kimselerin söz kuramadığı 1915 Ermeni Soykırımı’na, Kıbrıs işgaline ve Kurdistan meselesine ilişkin Zarakolu’nun girişimlerde bulunduğunu dile getirdi. Keskin, Zarakolu’na ilişkin, “Kimselerin Ermeni soykırıma dair söz kuramadığı dönemlerde Zarakolu Ermeni Soykırımı’na dair ülkede ilk kitap basan kadın yayıncıydı. Yine kimselerin Kürt diyemediği bir ortamda ‘Devletlerarası Sömürge Kurdistan’ kitabını basan bir yayıncıydı. Bu kadar önemli biriydi. İfade ve düşünce özgürlüğünün aşılmasında o kadar çok önemli bir isimdi. İyi ki onu tanımışım” diyerek anlattı. Ardından Keskin, Zarakolu’yla yaşadığı kimi anıları paylaştı.

Zarakolu’nun çocukları olan Deniz ve Sinan Zarakolu da, annelerinin ülkede yaşanan toplumsal mücadelelerde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, annelerinin ardından mücadele kültürünü sürdürdüklerini aktardılar.

Yapılan konuşmaların ardından “21. Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri”ne layık görülen Gazeteci-Yazar Pakrat Estukyan ile Tuğrul Eryılmaz ve tutuklu Özgür Basın emekçilerine ödüller verildi.

İlk olarak ödül Tuğrul Eryılmaz’a verildi. Eryılmaz’a ödülünü tiyatro oyuncusu Jülide Kural verdi. Ödülünü alan Eryılmaz, 1980’li yıllardan bu yana insan hakları mücadelesi yürüttüğünü belirterek aldığı ödülden onur duyduğunu aktardı.

MA muhabiri Esra Solin Dal’a ödül

Özgür Basın Emekçileri’ne verilen ödülü ise Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Esra Solin Dal aldı. Dal’a ödülü Özgür Basın Emekçisi Zeynep Kuray takdim etti. Ödülü alan Dal, Özgür Basın’a yönelik baskı ve saldırıların yıllardan bu yana sürdüğünü belirterek, “Bu ödülü tutuklu olan arkadaşlarım adına alıyorum. Saldırılara karşı uzun yıllardır direnen bir Özgür Basın geleneği var. Bizler bu geleneği sürdürmeye devam edeceğiz. Tutuklu arkadaşlarımız halen bulundukları cezaevlerinde yazmaya devam ediyorlar. Bizlerde dışarıda hakikatleri kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz. Özgür Basın susturulamaz” dedi.

Ödülü takdim eden Gazeteci Zeynep Kuray ise, “Gerçeğin bir huyu vardır; er ya da geç oraya çıkar. Özgür Basın faşizmin iyi bir mağdurudur. Nasıl ki gerçekler su yüzüne çıkar, Özgür Basın da bu konuda susmayacak” ifadelerini kullandı.

Ödülü Cumartesi Anneleri’nden alan Gazeteci-Yazar Pakrat Estukyan da, ödülün kendisi için çok anlamlı olduğunu ifade etti.

Verilen ödülün ardından tören, çekilen toplu fotoğraflarla son buldu.

HABER MERKEZİ

#Zarakolu #Düşünce #İfade #Özgürlüğü #Ödülleri #verildi

Önder: Barışı toplumsal talep haline getirmemiz gerekiyor

‘Seçim ve Demokrasi’ söyleşisinde konuşan Önder devletin ülkeyi idare etmek için daima bir düşman algısına gerek duyduğunu ve birçok kesimi düşman olarak gördüğünü söyleyerek, ‘Biz bunu kıracağız. Sözümüz senettir demiyorum, pratiğimiz senet’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), milletvekilia adayı Sırrı Süreyya Önder’in katılımıyla Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda “Seçim ve Demokrasi” konulu söyleşi yapıldı.

Adana’nın daha önce tarım kenti olduğu için yoğun göç aldığını ve Kürt emekçilerin zor şartlarda yaşamlarını idame ettiğine işaret eden Önder, bereketli Çukurova topraklarında giderlerin artık ürünü karşılayamadığını değindi. Adana’nın büyük bir köy haline getirildiğini aktaran Önder, Özgür ve demokratik bir ortamın olmayışı nedeni ile halkın karar süreçlerine katılamadığını ve çözüm üretemediğini belirtti. Önder teşhisi koyduklarını ve çözümün kendilerinde olduğuna vurguda bulundu.

‘Sözümüz senettir demiyorum, pratiğimiz senet’

İkinci yüzyılın da heba edilmemesi gerektiğini dile getiren Önder, devletin bu ülkeyi idare etmek için daima bir düşman algısına gerek duyduğunu, başta Kürtler olmak üzere Alevileri, sol-sosyalistleri ve kadınları düşman olarak gördüğünü kaydetti. Önder devamla şöyle konuştu: “Biz bunu kıracağız. Sözümüz senettir demiyorum, pratiğimiz senet. Biz Bu ülkenin bütün renklerini, bütün dillerini, bütün kültürlerini kendi partimizle yana eşit olarak ve kendileri kadar siyaset alanına dönüştürülmüş olduğumuz bir partiyiz. Mardin’den bir örnek vereyim, sağdan sola, soldan sağa çarp, topla, böl; 500 Süryani ya kalmıştır ya da kalmamıştır. Ama bizim her dönem Mardin’den bir Süryani vekil temsiliyetimiz vardır. Bunu önemsiyoruz. Bu ancak tanış olunca dokununca yan yana durunca bu mesele bir çözüm yoluna girebilir. Yurttaşların kendini eşit hissettiği bir ülke lazım. Bu tek adam rejiminden kurtulmak lazım.”

Kilit parti

“Bir ülkede demokrasi yoksa mevki, makam ve servetin bir manası olmaz” diyen Önder, bir oy Yeşil Sol Parti’ye bir oy da Kemal Kılıçdaroğlu’na istedi. Yeşil Sol Parti’nin kilit rolde olduğunu aktaran Önder, Adana’dan 4 vekil, genelde ise 105 milletvekili çıkaracaklarını söyledi.

‘Barıştan korkuyorlar’

Önder, söyleşide gençlerin sorularını da yanıtladı. Dinleyicilerden biri Önder’in daha önce sarf ettiği “Bu ülkede barıştan korkanlar var” sözlerini hatırlatarak, bu ülkeye barışın nasıl geleceğini sordu. Önder, “Barışı toplumsal talep haline getirmemiz gerekiyor” diyerek yanıt verdi. İmralı tecridine ve çözüm sürecine dair soru soran bir dinleyiciye ise Önder, “Bu mesele çözülecek. Sonuna kadar sürmüş bir savaş ve çatışma yok. Bu sadece geriye onarılmaz acılar bırakıyor. Bunun süresi kadar uzarsa çatışmayla geçinilen bir gün barışı belki bir yıl geriye atıyor. Barış bu kadar kriminalize edilmemeli. Muhalefetin yaygın bir yanlışı var. Bütün çözüm sürecini bir suç süreci olarak görüyor. Görüşmeden bir mesele nasıl halledilecek” sözleriyle cevap verdi.

HABER MERKEZİ

#Önder #Barışı #toplumsal #talep #haline #getirmemiz #gerekiyor

Pirsûslü yurttaşlardan Ferit Şenyaşar’a destek diyareti

Pirsûs ilçesinde yaşayan yurttaşlar, Yeşil Sol Parti’ye gelerek Ferit Şenyaşar’a destek ziyaretinde bulundu

Riha’nın Pirsûs ilçesine bağlı kırsal mahallelerde yaşayan yurttaşlar, Yeşiller ve Sol Gelecek Parti (Yeşil Sol Parti) Riha Milletvekili Adayı Ferit Şenyaşar’a destek ziyaretinde bulundu. İlçeye bağlı Tilutit (Tümsekli) köyünde bir araya gelen yurttaşlar, onlarca araçlık konvoyla ilçe merkezinde Yeşil Sol Parti’yi ziyaret etti. Suruç Belediyesi karşında araçlarından inen yurttaşlar, yürüyüşle Kobanê Caddesi üzerinde bulunan Yeşil Sol Parti seçim irtibat bürosuna geçti. Kitleyi, seçim irtibat bürosunda Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Ferit Şenyaşar ile parti ilçe örgütü karşıladı.

Şenyaşar’a destek çağrısı

Kitle adına kısa bir açıklama yapan Pakize Cengizer, “Ferit için herkesten destek bekliyoruz. Bütün Suruç halkının Ferit’i desteklemesini istiyoruz. Bu dava çok ağır ve önemli bir davadır. Herkesin Ferit’in arkasında durması ve desteklemesi gerekiyor. 3 kişi hastanede katledildi ve kimse sesini çıkarmadı. Bütün bunlar hükümetin gözü önünde yaşandı. Onun için Suruç’ta, Urfa’da, bir Kürt nerede varsa destek vermesini işitiyoruz. Bu Şenyaşar davasını herkesin sahiplenmesi gerekiyor” dedi.

‘Suruç halkı bu zulme karşı tek ses olmuş’

Ardından konuşan Ferit Şenyaşar ise, “Adalet mücadelemizi Yeşil Sol Parti ile birleştirdik ve Urfa’nın merkez başta olmak üzere bütün ilçelerinde bu haklı mücadelemizi Yeşil Sol Parti ile sürdürmeye devam ediyoruz. Bugün Suruç’tayız. Katliamın yaşandığı yerdeyiz. Bütün Suruç halkı bu zulme karşı tek ses olmuş. Urfa halkı da tepkisini gösteriyor ama yandaş medya bunu göstermiyor. Suruç halkı başta olmak üzere bütün Urfa, 14 Mayıs’ta bu haksızlığı yapan ve bu haksızlığa sebep olan adalet bakanına gereken dersi verecektir” ifadelerini kullandı.

Açıklama, “Şenyaşar ailesi onurumuzdur” diye sloganları ile son buldu.

HABER MERKEZİ

#Pirsûslü #yurttaşlardan #Ferit #Şenyaşara #destek #diyareti

300 aydından Yeşil Sol Parti’ye destek çağrısı

Gazeteci, akademisyen, aydın, sanatçı, yazar ve kadın hareketi temsilcilerinden oluşan 300 kişi, Yeşil Sol Parti ve Kemal Kılıçdaroğlu’na destek çağrısı yaptı

Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ne (Yeşil Sol Parti) destek açıklamaları gelmeye devam ediyor.

Aralarında akademisyen, hukukçu, sanatçı, gazeteci ve yazarlar ile insan hakları savunucularının da bulunduğu 246 kişinin ardından, aydınlar, sanatçılar yazarlar, barış akademisyenleri, kadın hareketi temsilcileri, kanaat öncüleri ve sinemacılardan oluşan 300 kişiden daha destek açıklaması geldi. Açıklamada, Yeşil Sol Parti ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu için oy verme çağrısı yapıldı.

Açıklamada, “14 Mayıs tarihinde yapılacak olan seçimleri, Türkiye’nin demokratik dönüşümünü sağlamak amacına dönük bir fırsat olarak görüyoruz. Bu çerçevede vaat ettiği demokratik dönüşümü sağlamak için güçlü, demokratik ve çoğulcu muhalefet için Yeşil Sol Parti’ye, öte yandan cumhurbaşkanlığı seçiminde de yaratılan korku rejimini demokratik bir dönüşüme tabi tutma sözü veren Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermeye çağırıyoruz” denildi.

Çağrı yapan isimler şöyle:

300 isim

Açıklamada imzası yer alan 300 isim şöyle: “Adalet Kaya  –  Roza Kadın Derneği Başkanı, Adnan Çelik  –  Akademisyen, Agit Can  –  Yönetmen, Ahmet Güneş  –  yazar, Ahmet İnsel- İktisatçı/Yazar, Ahmet Nesin  –  Yazar, Ahmet Telli  –  Şair, Ahmet Türk  –  Siyasetçi, Ali Duran Topuz – Gazeteci / yazar, Ali Güler  –  Gazeteci, Alî Jîyan  –  Sanatçı, Ali Meyman  –  Müzisyen, Ali Poyraz  –  Yazar, Amed Dicle – Yazar, Amed Karakoçan  –  Sanatçı, Amed Tabar  –  Müzisyen Amele  –  Tiyatro sanatçısı, Arda Çetin  –  Perküsyonist, Ardin Diren  –  Yönetmen, Armanç  –  Sanatçı, Aslan Aslan  –  Gazeteci, Aslı Filiz  –  Ressam, Avjen Argeş  –  Yazar/ Şairi, Ayça Damgacı  –  Oyuncu, Aydın Alp  –  Şair , Aydin  –  Sanatçı, Ayfer Düzdaş  –  Müzisyen, Ayhan Evci  –  Prodüktör, Ayhan Erkmen Tarihçi / Araştırmacı Yazar, Ayşan Kanuş Zengin  –  Aktivist, Ayşe Acar Başaran  –  Kadın Meclisi Sözcüsü, Ayşe Ayben Altunç  –  Yönetmen, Ayşe Çetinbaş  –  Yapımcı, Azad Bedran  – Ses Sanatçısı, Azad Karahan  –  Müzisyen, Azad Zal  –  Gazeteci/ yazar, Aziz Yiğit  –  Müzisyen / Aranjör, Barış Poyraz  –  Gazeteci, Barış Seyitvan  –  Ressam, Bayram Balcı  –  Gazeteci, Bedran Dere  –  Gazeteci, Bengî Argirî  –  Sanatçı, Berfin Emektar  –  Oyuncu, Bermal Çem  –  Sanatçı, Berxwedan Efrînî  –  Sanatçı, Beser Şahîn  –  Sanatçı, Binevş Roj  –  Sanatçı, Bingöl Elmas  –  Yönetmen, Bircan Değirmenci  –  Gazeteci / Yazar, Bişar  –  Sanatçı, Bülent Küçük-  Akademisyen, Bülent Turan  –  Ses Sanatçısı, Cahit Mervan  –  Gazeteci, Cansel Kılınçcı  –  Yönetmen, Cewad Merwanî  –  Sanatçı,Celil Badıkanlı – Yönetmen, Ciwan Çewlîk  –  Sanatçı, Çayan Demirel  –  Yönetmen, Çetîn Zîlan  –  Sanatçı, Deniz Deman  –  Sanatçı, Deniz Kaya  –  Müzisyen, Deniz Türkali – Senarist / Oyuncu, Dewrêş Serhedî  –  Sanatçı, Dezz Deniz  –  Sanatçı, Dilan Engin  –  Yönetmen, Dîlbej  –  Dengbêj, Dilovan  –  Sanatçı, Dîno  –  Sanatçı, Diyar Dersim  –  Sanatçı, Dîyar Mihrobî  –  Sanatçı, Dogan Dogan  –  Sanatçı, Edip Berk  –  Yazar/ Şair, Ednan Dogan  –  Şair ve Yazar, Ehsan Xelîkan  –  Sanatçı, Ekrem Murat Çelikkan – Gazeteci / Yazar, Elif Ergezen  –  Yönetmen, Elif Sofya  –  Şair, Elvan Köçer  –  Oyuncu, Emrah Çiçekli  –  Müzisyen, Engin Sustam  –  Akademisyen, Ercan Altuntaş  –  Ressam / Sinemacı, Ergîn xelîkan  –  Sanatçı, Ertuğrul Mavioğlu  –  Gazeteci, Eyüp Güven  –  Araştırmacı Yazar, Farqîn Azad  –  Ses sanatçısı, Fatêxan Taşlı Tunç  –  Yazar, Fatma Çelik  –  Yönetmen, Fatma Şık  –  Aktivist, Fehim Işık  –  Yazar, Feratê Dengizî  –  Yazar, Ferhan Sterk  –  Londra Kürt Film Festivali Direktörü, Fewzî Kiliç  –  Sanatçı, Feysel Özdemir  –  Yazar, Gazeteci, Fîrmesk Goranî  –  Sanatçı, Garîp Nurhak  –  Müzisyen, Gaye Boralıoğlu  –  Yazar, Giyasetin Şehir  –  Tiyatro ve Sinema Oyuncusu, Gulê Bejnê  –  Sanatçı, Gulistan Kanireş  –  Yazar / Aktvist, Gülfer Akkaya  –  Yazar, Güliz sağlam  –  Yönetmen, Gün Zileli – Yazar, Haci Ozkal  –  Araştırmacı / Yazar, Hale Güzin Kızılaslan – Fotoğraf Sanatçısı / Yönetmen, Halil Akıncı  –  Sanatçı, Halil Akıncı  –  Sanatçı, Halil Ergün  –  Sinema Oyuncusu, Hayrettin Çelik  –  Gazeteci, Hayri Yetik – Şair, Hêja Netirk  –  Sanatçı, Hekim Sefkan  –  Yazar, Hekîmo  –  Sanatçı, Heval Dilbahar  –  Editör / Yazar, Hogir Berbir  –  Yazar, Hozan Canê  –  Sanatçı, Hozan Demhat  –  Sanatçı, Huner Ayzon  –  Sanatçı, Hüseyin Dağ  –  Gazeteci, Hüseyin Kuzu  –  Senarist / Yazar, Idrîs Bagok  –  Sanatçı, Ihsan Zanyar  –  Sanatçı, Ikram Balekanî  –  Gazeteci, İdris Yılmaz  –  Gazeteci, İlham Bakır  –  Yönetmen / Yazar, İnci Hekimoğlu  –  Yazar, İrfan Babaoğlu  –  Yazar, İsmail Zagros  –  Sinema ve Tiyatro Oyuncusu, Jaklin Çelik  –  Yazar, Jîn Aryen  –  Destar Dergisi Editörü, Jiyan Arjin  –  Solist / Müzisyen, Jülide Kural  –  Sinema ve Tiyatro Oyuncusu, Kadir Akın  –  Yazar / Siyasetçi, Kamran Simo Hedilî  –  Stockholm Kürt Enstitüsü Eşbaşkanı, Kasım Fırat  –  Kanaat Önderi, Kawa Ozan  –  Sanatçı, Kawa Urmîye  –  Sanatçı, Kazım Gündoğan – Araştırmacı Yazar, Kazım Öz  –  Yönetmen, Kemal Ceylan  –  Müzisyen, Kenan Taşkesen  –  Yazar, Kerem Fırtına  –  Sinema oyuncusu, Kewî  –  Sanatçı, Kıvılcım Akay  –  Yönetmen, Kudret Güneş  –  Yönetmen, Latife Fegan  –  Yazar / Siyasetçi, Leylana Sidîq  –  Yazar, Lusin Dink  –  Yönetmen, M. Sait Arzu  –  Yazar / Şair, Mahmut Canbay  – Tiyatro Sanatçısı /  uluslararası Kürecikliler Meclisi Eşbaşkanı, Mahsun Nisêbînî  –  Yazar, Maruf  –  Dengbêj, Mazlum Rewşen  –  Müzisyen, Mehmet Bayrak  –  Araştırmacı Yazar, Mehmet Devîren  –  Kürt Edebiyatçılar Derneği Eşbaşkanı / Yazar, Mehmet Kaynak  –  Yazar, Mehmet Bayrak – Araştırmacı Yazar, Mehmet Sevim  –  Tiyatro oyuncusu, Mehmet Vefa Yamalak  –  Müzisyen, Mem Botanî  –  Sanatçı, Memed Drewş  –  Gazeteci, Memet Atlı  –  Müzisyen, Memo Gûl  –  Sanatçı, Memo Zan  –  Sanatçı, Menal  –  Sanatçı, Menderes İnanç  –  Gazeteci, Meral Bazarcix  –  Sanatçı, Meral Şimşek – Yazar / Şair, Metin Ewr  –  Yazar / Yönetmen, Metin Yeğin  –  Gazeteci / Yazar, Mevlut Aykoç  –  Yazar, Mihemed Hezexî  –  Sanatçı, Miho Çaryar  –  Perküsyonist, Mistoyê Haco  –  Nivîskar, Muharrem Erbey  –  Hukukçu / Yazar, Murad Bakrat  –  Müzisyen, Murat Yapiştiran  –  Sanatçı, Mustafa Demir –  Müzikolog, Mustafa Doğan  –  Britanya Kürecikliler Derneği Eşbaşkani, Mürsel Yıldız  – Yazar , Müslüm Doğan  –  Siyasetçi, Naime Erdem Başaran  –  Tasarımcı, Narîn xan  –  Sanatçı, Nazım Kök  –  Araştırmacı Yazar, Nebez Başur  –  Sanatçı, Necati Sonmez  –  Yönetmen, Necla Demirci  –  Yönetmen, Necmettin Salaz  –  Gazeteci, Necmiye Alpay  –  Yazar, Nedim Türfent  –  Gazeteci, Neşe Özgen  –  Akademisyen, Nuarîn  –  Sanatçı, Nur Sürer  –  Sinema Oyuncusu, Nurcan Delil  –  Şair / Yazar,Nurcan Değirmenci – Mğzisyen, Nurcihan Yılmaz  –  Sanatçı, Nurettin Anyık  –  Ressam, Nuri Akman  –  Gazeteci, Nursel Doğan  –  Yönetmen, Nurşen Adıgüzel  –  oyuncu, Oktay Candemir  –  Gazeteci, Oktay İnce  –  Video Aktivist, Onur Evîn  –  Sanatçı, Ozgûr Berlîn  –  Sanatçı, Ömer Fidan  –  Kürt Pen Eşbaşkanı, Ömer Leventoglu  –  Yazar / Yönetmen, Ömer Şahin  –  Oyuncu, Özcan Alper  –  Yönetmen, Özcan Ateş  –  Oyuncu, Özkan Küçük  –  Yönetmen, Özlem Diler- Yönetmen, Pakize Emel Çelebi  –  Yönetmen, Pelin Buzluk  –  Yazar, Peywan Arjîn  –  Sanatçı, . Pîroz Gûltekîn  –  Tiyatrocu, Ragıp Zarakolu  –  Yayıncı / Yazar, Ramazan Ölçen  –  Gazeteci, Raşel Meseri – Yazar / Yönetmen / Ressam, Rêber Serhed  –  Dengbêj, Rênas Demhat  –  Sanatçı, Reyan Tuvi  –  Yönetmen, Rêzan Demir  –  Gazeteci, Rezan Kaya  –  Oyuncu, Rojda Akbayır – Yönetmen, Ronahî Farqînî  –  Yazar, Rotinda  –  Sanatçı, Roza Metîna  –  Yazar/ Şair, Rugeş Kırıcı  –  Oyuncu, Ruken Yılmaz  –  Müzisyen, Sabri Vural  –  Yazar / Şair, Sebahattin Demirtaş  –  Sosyolog, Sedat Ulugana  –  Akademisyen, Seher Stran  –  Sanatçı, Selhat Gimgim  –  Sanatçı, Selim Temo  –  Yazar / Akademisyen, Selman Aslan  –  Gazeteci, Semih Yıldız  –  Görüntü Yönetmeni, Sena Özbey  –  oyuncu, Seran Vreskala  –  Gazeteci, Seray Genç  –  Sinema Yazarı, Sercan Çalışkan –  Müzisyen, Sercan Kobanê  –  Sanatçı, Serdar Azad  –  Sanatçı, Serhat Çarnewa  –  Sanatçı, Serhat Çarnewa  –  Sanatçı, Serhat Ertuna Visual Artist / Müzisyen, Seyda Perînçek  –  Sanatçı, Seyda Perinçek  –  Solist, Sırrı Ayhan  –  Yazar, Sîdar Amedî  –  Solist, Sîmar  –  Sanatçı, Sinan Kesgin  –  Fotoğraf Sanatçısı, Sipan Dağdeviren  –  Senarist, Sîpan Xelat  –  Sanatçı, Suat Usta  –  Sinema oyuncusu, Suleyman Yılmaz  –  Yazar, Sultan Yaray  –  Yazar / Şair, Suna Alan  –  Sanatçı, Süleyman Çarnewa  –  Sanatçı, Şahperi Alphan  –  Oyuncu, Şahzad Soran  –  Müzisyen, Şebnem Oğuz  –  Akademisyen, Şefîq Sano  –  Tiyatro Sanatçısı, Şemdîn  –  Sanatçı, Şenay Aydemir  –  Sinema Yazarı, Şerîf Ogur  –  Sanatçı, Şeyda Qewamî  –  Sanatçı, Şivan Perwer- Sanatçı, Şilan Alagöz  –  Oyuncu, Şîyar Munzur  –  Sanatçı, Şükrü Erbaş  –  Şair, Şükrü Yıldız  –  Gazeteci, Tahsin Aktaş – Yazar/ Şair, Tayip Temel  –  Gazteci / Yazar, Tîtalê Feyzo  –  Dengbêj, Tuncer Yalınkılıc  –  Sanatçı, Turan Yapıştıran  –  Müzisyen, Ulaş Kelaşîn  –  Sanatçı, Ümit Kardaş – Yazar, Ümran Safter  –  Yönetmen, Vaha Sahra  –  Şair, Veysi Altay  –  Yönetmen, Welat Essen  –  Sanatçı, Weysel Tırpan  –  Yazar / Şair, Xanemîr  –  Sanatçı, Xeci Şen  –  Yazar, Xelîl  –  Sanatçı, Xemgîn Birhat  –  Sanatçı, Yasîn Boyraz  –  Müzisyen, Yaşar Kurt  –  müzisyen, Yılmaz Güneyli  –  Sanatçı, Yılmaz Kurttekin  –  Müzisyen, Yilmaz Tekîn  –  Sanatçı, Yusuf Alkan  –  Gazeteci, Zafer Doruk  –  Yazar, Zafer Yörük  –  Yazar, Zahir Loran  –  Sanatçı, Zarîfe Zerîn  –  Sanatçı, Zîn Boranî  –  Sanatçı, Zinar Sozdar  –  Sanatçı, Zozan Zudem  –  Sanatçı”

HABER MERKEZİ

#aydından #Yeşil #Sol #Partiye #destek #çağrısı

Kılıçdaroğlu’nun aracına Sakarya’da taşlı saldırı

Kemal Kılıçdaroğlu’nun aracına Sakarya’da taşlı saldırı düzenlendi

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aracına Sakarya’da taşlı saldırı düzenlendi.

Kılıçdaroğlu’nun içinde bulunduğu seçim otobüsü, Sakarya’daki miting alanından ayrıldığı sırada bir kişi otobüse taş fırlattı. Kılıçdaroğlu’nun otobüsü miting alanından ayrıldı.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlunun #aracına #Sakaryada #taşlı #saldırı