Ana Sayfa Blog Sayfa 498

29 yıl önce gözaltına alındı ve bir daha haber alınmadı

İHD Amed ve Êlih şubeleri ve kayıp yakınları bu hafta Mehmetcan Ayşin’in akıbetini sorarken, Galatasaray Meydanı’na uygulanan ablukanın kaldırılmasını istedi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed ve Êlih ( Batman) şubeleri bu hafta da “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemlerini sürdürdü. Amed’de yapılan eylemin 743’üncü haftasında Rezan (Bağlar) ilçesi Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya gelen grup 1994’te Amed’in Lîcê ilçesinde gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Mehmetcan Ayşin’in akıbetini sordu.

Adalet talepleri yenilendi

Eylemde konuşan İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu üyesi Avukat Ercan Yılmaz, kayıp yakınlarının ülkenin birçok yerinde adalet taleplerinin devam ettiğini söyledi. Daha sonra konuşan kayıp Mehmet Ayşin’in kızı Aynur Ayşin, “Bir derdim var ki buraya geliyorum. 1994’te köyümüz yakıldı, herkesi gözaltına aldılar, hepsini bıraktılar ama babamı bırakmadılar. Yaşadığım sürece davamın peşindeyim. Babamın kemiklerini istiyorum” dedi.

Kayıplarımızın hesabını soracağız

Ardından konuşan Yeşil Sol Parti Amed milletvekili adayı Cengiz Çandar ise, “15 yıldır her Cumartesi günü bu insanlar ‘kayıplar bulunsun’ diyor. Eğer bulunmuyorsa 15 yıldır adalet yok demektir” ifadesini kullandı. Amed Yeşil Sol Parti millevekili adayı Halide Türkoğlu ise kayıp yakınlarının eyleminin ülkenin en uzun süren eylemi olduğunu belirterek, “ ‘Faili meçhul’ denilen ama kaybettirilenler ortaya çıksın. Açık ve net söylüyoruz, bu hakikat ortaya çıkmalıdır. Kürt sorununun çözümü tam da burasıdır. 14 Mayıs’ta hak ve hakikat talebimizle iktidardan hesap soracağız” şeklinde konuştu.

Gözaltına alındı bir daha bırakılmadı

Ardından İHD Kayıp Yakınlar Komisyonu üyesi Fırat Akdeniz açıklamayı okudu. Akdeniz, “Mehmetcan Ayşin, Lice’nin Kılıçlı köyünde çiftçilikle yaşamını idame etmekteydi. 5 Mayıs 1994 tarihinde köye askerler tarafından baskın düzenlenir. Yapılan baskında köyde bulunan genç/yaşlı 53 erkek gözaltına alınır. Gözaltına alınanlardan biri de Mehmetcan Ayşin’di. Baskının ertesi günü 49 kişi serbest bırakılır. Aradan geçen 6 günün sonunda Mehmetcan Ayşin dışındaki 3 kişi daha serbest bırakılır. Bunun üzerine karakola giden aileye kolluk görevlileri tarafından Mehmetcan Ayşin’in savcılığa çıkarılacağı ve oradan serbest bırakılacağı söylenir. Ancak Mehmetcan Ayşin ne savcılığa sevk edilir, ne de serbest bırakılır.
Mehmetcan Ayşin hakkında ailesi bilgi alamaz. Aile, önce DGM’ye başvuruda bulunur, ancak ailenin dilekçesi işleme konulmadan geri çevrilir. Bunun üzerine OHAL Valiliğine başvuran aile, Lice Asayiş Komutanlığı’na yönlendirilir. Lice Asayiş Komutanlığı’na başvuruda bulunan aileye komutanlık, ‘söz konusu tarihte operasyon düzenlenmediğini ve adı geçen kişileri gözaltına almadıklarını’ bildirir” diye konuştu.

29 yıldır haber yok

Akdeniz, olaya dair tanık beyanlarının ifadelerine değinerek, “Tanık beyanlarına göre ise Mehmetcan Ayşin, gözaltına alındıktan sonra önce Lice Tugay komutanlığı’nda 5 gün tutulmuş. Aile birçok kurum ve kuruluşa müracaatta bulunur. Ancak bu girişimlerin hiçbirinden hiçbir sonuç alınamaz. Mehmetcan Ayşin’in ailesi Mehmetcan Ayşin’in gözaltına alındığı 7 Mayıs 1994 tarihinden bu güne bir daha kendisinden haber alamaz” dedi. Açıklama, gözaltında kaybettirilen Mehmetcan Ayşin ve tüm kayıplar için oturma eyleminin ardından son buldu.

Ablukayı kaldırın

Êlih’te ise, eylemlerin 579’uncu haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde toplanan grup Anayasa Mahkemesi’nin Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda toplanmasının engellenmesine ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin “ihlal” kararını hatırlatarak, ablukanın kaldırılmasını istedi.

Açıklama oturma eylemi son buldu.

HABER MERKEZİ

#yıl #önce #gözaltına #alındı #bir #daha #haber #alınmadı

Semsûrlu depremzedeler seçim için kente taşınacak

Yeşil Sol Parti Semsûr İl Örgütü, oy kullanma çağrısı yaparak, depremzedeleri bulundukları kentlerden ücretsiz bir şekilde kentte getireceklerini duyurdu

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat depremlerinden etkilenen Semsûr (Adıyaman), depremin gölgesinde 14 Mayıs seçimlerini karşılıyor. Depremden dolayı birçok yurttaşın başka şehirlere taşındığı Semsûr’de Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), seçmenleri kentte getirmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Yeşil Sol Parti sanal medya hesaplarında seçmenlerin bulundukları ilden ücretsiz bir şekilde Semsûr’e gelmeleri için bulundukları ilin iletişim numaralarını paylaşarak, seçmenlere oy kullanma çağrısı yaptı.

SEMSÛR

#Semsûrlu #depremzedeler #seçim #için #kente #taşınacak

Der Spiegel Dergisi: Erdoğan’ın tahtı sallanıyor

14 Mayıs’ta yapılacak seçimler için ‘Erdoğan’ın iktidar mücadelesi-Taht sallanıyor’ başlıklı bir haber analiz kaleme alan Der Spiegel Dergisi, Erdoğan iktidarının kaybetme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti

8 gün kalan 14 Mayıs seçimleri için partilerin çalışmaları sürüyor. Halkların sandık başına gideceği tarihi seçimler dünya basının da ilgili çekmeye devam ediyor.
Alman Der Spiegel dergisi bu haftaki sayısının kapağına Türkiye’deki seçimlere ayırarak, “Erdoğan’ın iktidar mücadelesi-Taht sallanıyor” başlıklı haber yayınladı. Yazıda, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kaybetme riski ile karşı karşıya olduğu ifade edildi.

Erdoğan kaybederse ne olur?

Kapakta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı kırık bir tahtın üzerinde gösteren imajı kullanan dergi, harflerin bazı bölümleri silinmiş şekilde “Yenilmez” başlığını kullandı. Kapaktaki başlığın altında ise “Umut dolu bir dönem veya karışıklık? Erdoğan kaybederse ne olur?” sürmanşeti yer aldı.

Tahtı sallanıyor

Şebnem Arsu, Maximilian Popp ve Özlem Topçu imzasıyla yayımlanan “Erdoğan’ın iktidar mücadelesi-Taht sallanıyor” başlıklı haber-analizde, Erdoğan’ın 20 yılı aşkın bir süredir Türkiye’yi yönettiği, ancak bu seçimlerde kaybetme riski ile karşı karşıya olduğu belirtildi. Haber analizde, kamuoyu yoklamalarına göre, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanabileceğine işaret edildi.

Türkiye bir yol ayrımında

Analizde, “100’üncü kuruluş yıldönümünde Türkiye Cumhuriyeti bir yol ayrımında: Erdoğan’ın bir kez daha seçilmesi halinde, gözlemciler ülkeyi bir diktatörlüğe dönüştürmesinden, hayatı boyunca iktidarda kalmayı talep etmesinden, seçimleri kaldırmasından endişe ediyor” ifadeleri yer aldı.

Seçimler gergin geçebilir

“Tersine, muhalefetin zaferi de Türkiye’nin yeni bir yöne gideceği anlamına gelmiyor. Gerçi Kılıçdaroğlu demokrasi ve hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek istediğini duyurdu. Ancak, Erdoğan’ın bir yenilgiyi kabul edip etmeyeceği veya 2021’de Donald Trump’ın yaptığı gibi yandaşlarını halefine karşı kışkırtıp kışkırtmayacağı belli değil” ifadelerinin kullanıldığı haber-analizde, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “14 Mayıs da Batı’nın darbe girişimidir” sözleri hatırlatıldı.

Ekonomik kriz etkili

Analizde, Erdoğan’a verilen desteğin azalmasının nedenleri arasında ekonomik sorunları gösterilerek, “Erdoğan bir zamanlar tesis ettiğini, son yıllarda yine yıktı. Özellikle de ekonomide. Hükümete muhalif olanlara yönelik baskılar yatırımcıları da korkuttu. Türkiye’de yeni altyapı projeleri için sermaye eksikliği var. Erdoğan, faizleri düşürerek krizi frenlemeye çalıştı. Ancak problemler sadece büyüdü” denilerek, Türkiye’de yıllık enflasyonun yüzde 50’yi bulduğu, Türk Lirası’nın 2021’den bu yana Euro karşısında değerinin yarısını kaybettiği ifade edildi.

Kılıçdaroğlu umut verdi

Kılıçdaroğlu’nun siyasi kariyerinin, altılı masadan Millet İttifakı’na geçen sürecin anlatıldığı yazıda, “Kılıçdaroğlu değişim isteyen birçok kişiye ümit veriyor” denildi. “Normal bir vatandaş olarak” mutfağından çektiği videolardan söz edilen haber-analizde, Kılıçdaroğlu’nun “Ben Aleviyim” sözleri ile “bir tabuyu yıktığına” vurgu yapıldı. Yine haber-analizde, Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanması halinde belki de en büyük ödevinin “topluma huzur” getirmek olacağı belirtilerek, Türkiye’de kutuplaşmadan şikayet etmeyenin bulunmadığı ifade edildi.

HABER MERKEZİ

#Der #Spiegel #Dergisi #Erdoğanın #tahtı #sallanıyor

Gülmen’in de tutuklanmasına neden olan dijital materyaller boş çıktı

Nuriye Gülmen’in de aralarında olduğu 120 kişinin gözaltına alınıp 40 kişinin tutuklu yargılanmasına delil olan dijital materyalin ‘boş’ olduğunu ortaya koydu

İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin incelenmesi için bağımsız adli bilişim uzmanına gönderdiği ve birçok davaya delil olarak giren dijitalin içeriğinde, iddianamelerde suçlama konusu yapılan ‘örgütsel yazışmaların’ yer almadığı ortaya çıktı. Bu dijital nedeniyle şimdiye kadar en az 120 kişi gözaltına alındı, 40 kişi tutuklu yargılandı.

İnceleme talebi kabul edilmedi

Gazete Duvar’dan Can Bursalı’nın haberine göre, DHKP-C örgütünün merkez komitesiyle örgüt üyelerinin yazışmalarının yer aldığı iddia edilen dijital, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildikten sonra “İşimi geri istiyorum” diyerek ölüm orucu eylemi yapan ve tutuklu yargılanan akademisyen Nuriye Gülmen’e İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 10 yıl hapis cezasının da gerekçesiydi. İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi, Gülmen’in avukatlarının “Dijital incelensin” talebini kabul etmedi.

ATK tespit edemedi

Dijital, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen başka bir DHKP-C davasına da delil olarak girdi. Mahkeme, dijitalin incelenmesi talebini kabul etti ve önce Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderdi. Adli Tıp Kurumu’nun raporunda herhangi bir örgütsel yazışmanın tespit edilemediği belirtildi.

Boş çıktı

ATK’den gelen raporun ardından mahkeme dijitallerin bağımsız bir adli bilişim uzmanına inceletilmesine karar verdi. Adli bilişim uzmanından mahkemeye gönderilen bilirkişi raporunda, iddianamelerde suçlama konusu yapılan örgütsel yazışmaların yer almadığı şu ifadelerle belirtildi:

“İddianame içerisinde bulunan yazışma içerikleri ve imajlar üzerinde oynama olup olmadığı tarafımca incelenmiş olup, iddianame içerisinde geçen mesajlaşma içerikleri tespit edilememiştir. Ayrıca imajlar üzerinde yapmış olduğum timeline (zaman çizgisi) ve bütünlük analizlerinde söz konusu veriler üzerinde oynama veya materyale ekleme çıkarma işleminin yapılmadığı tespit edilmiştir.”

Hala tutuklu olanlar var

İçeriğinde DHKP-C örgütünün merkez komitesiyle yazışmaların olduğu ileri sürülen ve ‘boş’ çıkan dijital nedeniyle en az 120 kişi gözaltına alındı, 40 kişi tutuklu yargılandı, aralarında akademisyen Nuriye Gülmen’in de olduğu bir kısım sanık hala tutuklu.

‘Sahte diyorduk, hiç yokmuş’

Akademisyen Nuriye Gülmen, avukat Sinan Bin ve öğretmen Pelin Akbaş’ın avukatı Oğuzhan Topalkara, dijitalin ATK’nin ardından bağımsız bilirkişi tarafından da ‘boş’ bulunmasını değerlendirdi. “Örnekler ve mağduriyetler saymakla bitecek gibi değil” diyen Topalkara, geçmişte iddianamelerde yer alan ‘örgütsel yazışmaların’ dosyaya sonradan eklendiğini, sahte olduğunu iddia ettiklerini ancak gelen raporlarla söz konusu yazışmaların aslında hiç olmadığının ortaya çıktığını vurguladı.

‘Devlet mağduriyetleri gidermek üzere adım atmalı’

Topalkara ayrıca, “Adli Tıp ve bağımsız bilirkişi raporları ile bu dijitalin ne idüğü belirsiz polis tutanakları dışında bir şey olmadığı ortaya çıkmıştır. Verilen tüm mahkumiyet kararları bozulmalı, süren yargılamalarda beraat kararı çıkmalı, tutuklular serbest bırakılmalı ve devlet mağdur ettiklerinin mağduriyetlerini gidermek üzere adım atmalı” dedi.

İSTANBUL

#Gülmenin #tutuklanmasına #neden #olan #dijital #materyaller #boş #çıktı

İHD’den Cumartesi Anneleri’ne destek

İHD kayıplarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri’ne yönelik saldırıları protesto etti

Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen polis ablukasının kalmadığı Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapmak isteyen Cumartesi Anneleri’ne dönük her hafta gerçekleşen polis saldırısı birçok kentte protesto edildi. İnsan Hakları Derneği (İHD) Riha Şubesi, Haliliye ilçesindeki Topçu Meydanı’nda açıklama yaptı.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Riha İl Örgütü, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Riha Şubesi üyelerinin yanı sıra çok sayıda kayıp yakını açıklamaya katıldı. “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” pankartının açıldığı açıklamada konuşan İHD Riha Şubesi Eşbaşkanı Sümeyye Koç, “Israrımız en büyük gücümüzdür. Kayıplarımızdan da hakikat ve adalet arayışımızdan da vazgeçmeyeceğiz” dedi. Koç, AYM kararlarına uyulması gerektiğine işaret ederek, “İhlalde ısrar etmek suçtur ve biz bu suçun takipçisi olacağız. 28 yıllık pratiğimizle söylüyoruz; susmayacağız. Zalimin hakikat ve adaletle aramıza ördüğü barikatları ısrarla, inatla yıkma kararlılığımızdan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

Ankara ve İzmir’de eylem

İHD Ankara Şubesi ise, dernek binasında basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı İHD Ankara Şube’nin önünde yapmak isteyen kitleye polislerce engellendi. Bunun üzerine dernekte açıklama yapıldı.

İHD Şube Eşbaşkanı Sevil Turgut, Cumartesi Anneleri’nin 28 yıldır adalet mücadelesini sürdüğünü belirterek, “700’üncü haftada Galatasaray Meydanı’nda annelerimiz işkence ile gözaltına alan devlet haklarında da dava açtı. Anayasa mahkemesinin ihlal kararı vermesine rağmen son 4 haftadır, bugün 5’nici haftadır Cumartesi Annelerinin bulunduğu her yer yine polis şiddetiyle bastırılmaya çalışılıyor. Bizler İHD Ankara Şubesi olarak ve bütün insan hakları savunucuları olarak Cumartesi Annelerinin hak ve adalet mücadelesinin yanındayız” dedi.

İHD İzmir Şubesi de eski Sümerbank önünde basın açıklaması yaparak Cumartesi Annelerine yapılan saldırıları protesto etti.

HABER MERKEZİ

#İHDden #Cumartesi #Annelerine #destek

Kara bir gündür 6 Mayıs!

‘Ohh be!… Kurtulduk, öldü!…” dediler, yanıldılar, ağlamayın artık ölmedi Deniz inadına, ütopyasındaki imgesini milyonların kafasına zerk edip gökyüzüne yükselmiş, yıldızlara karışmıştı, küllerinden yeniden doğarcasına!’

İskan Tolun

Üç Fidan‘ı saygıyla anıyorum!…

Çocuktum henüz, 6-7 yaşlarında ama dün gibi hatırlıyorum, 6 Mayıs 1972 sabahını. Tam yarım asır…

Köyün ortasından şen şakrak giderken duymuştum Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edildiğini; duyunca da bir ışık sönmüştü bende, o yaşta. Oysa, adını duymuştum sadece Deniz’in, bir devrimci olduğu söyleniyordu. “Devrimciler; zulüm edenlere, faşistlere, haksızlık yapanlara karşı, savaşırlar, yoksul halkı savunur, korurlar” diye söylenen sözleri can kulağıyla dilemiş olmalıyım ki, Denizlere, devrimcilere karşı büyük bir sempati, saygı duyuyordum; kalbimin en özel köşesinde saygın bir yer edinmişlerdi. Aniden, idam edildiklerini duyunca da hüzne gömüldüm, gün karardı sanki. Evet, kara bir gündür 6 Mayıs, kara, kapkara!…

Bu konu her açıldığında; ya da bu konu ile ilgili bir belgesel, bir video izlediğimde, veyahut bir yazı, bir kitap okuduğumda aklıma hep o ilk, hüzün dolu gün geliyor. Unutamıyorum bir türlü, o ilk, kara, kapkara günü. Üç Fidan, dünyayı daha da aydınlık, yaşanılır kılmak için emperyalizme karşı yılmadan, son nefeslerine kadar mücadele ettiler. Bunu herkes biliyor artık, yediden, yetmişe…

Onları anlatan belgeseller, videolar, filmler çekildi; yığınla yazılar yazıldı, onlarca kitaplar basıldı ve bu, daha nesiller boyu böyle devam edecek…

Deniz’in Ütopyası adlı romanım için yıllardır bu kahramanlar üzerinde araştırmalar yapıyorum ve kanımca, onları anlatmaya ne kalemler ne de sözler yeter!…

Deniz Gezmiş’in romanını yazmak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Ama, ikinci (Girdap/Remzi’nin Çilesi Ölünce Biter-2) romanım çıktıktan sonra okuyuculardan artık, talepler gelmeye başladı:

“Deniz Gezmiş üzerine bir roman yaz. Deniz’i senin kaleminden okumak istiyoruz,” diye ve bu talepler giderek yoğunlaştı. Deniz Gezmiş’in romanını yazmak bana ancak mutluluk verirdi, kolları sıvadım.

Ulaşabildiğim herkesten o döneme dair bilgiler topladım, belgeseller, filmler, videolar izledim, yazılar okudum, onlarca kitap devirdim. Bu arada bazen dezenformasyonlar da edinmiyor değildim. Ama sağolsunlar Deniz’in okul/dava arkadaşları, beni bu konularda ziyadesiyle aydınlatıyorlar. Özellikle de değerli hocam Ragıp Zarakolu ile Cengiz Çandar hocam…

Bu değerli insanı araştırırken alabildiğine etkilendiğimi itiraf etmeliyim. Evet, çok, çok etkilendim. Özellikle de idamlardan sonra bunalıma giren avukat Halit Çelenk’in tek başına odasında dolaşırken kendi kendine:

“Ah Deniz ah!… Asılan sen miydin, yoksa ben!?…” diye, biteviye ağlayarak haykırışlarından…

Üç Fidan için, Ölmezler için sadece avukat değil, bütün analar-babalar, dağlar-taşlar, yer-gök ağlamıştı, o kara, kapkara günde, 6 Mayıs 1972’de!…

Onları tekrar saygıyla anarken, Deniz’in Ütopyası adlı romandan kısa bir kesit sunmak istiyorum: “Nasıl ağlamasınlar ki!?… Kapkara gözleri; kıvırcık, simsiyah saçları, boyu uzun dal gibi ve alabildiğine simetrik, dimdik bir duruşu, yerinde duramaz heybetli, heyecanlı bir konuşması, özgürlüğe gidecek kararlı bir yürüyüşü, attığını vurur, esnek ve çevik bir yapısı vardı Deniz’in, korktular ondan korktular; toplandılar, “Yılanın başı küçükken ezilmeli,” mantalitesiyle karar alındı, emir verildi ve koca bir orduyla ardına düştüler, kapkara bir bulut gibi çöktüler, baharda ışıl ışıl doğan bu güneşin üstüne, derdest ettiler, fakat, yine de teslim alamadılar, despotizmin zindanları dar geliyordu ona, pes etmedi hiç gururluydu, onurluydu ve alabildiğine de kararlıydı, bu kez haince, acımasızca, gaddarca astılar onu, hem de işkence ede ede, bilerek; köşkte bunu kutlamak için toplandılar, kadehler tokuşturup “Ohh be!… Kurtulduk, öldü!…” dediler, yanıldılar, ağlamayın artık ölmedi Deniz inadına, ütopyasındaki imgesini milyonların kafasına zerk edip gökyüzüne yükselmiş, yıldızlara karışmıştı, küllerinden yeniden doğarcasına!..”

“Benim haklı olduğumu tarih bir gün yazacaktır!”

(Deniz Gezmiş)

 

#Kara #bir #gündür #Mayıs

KDP tedavi için yurtdışına gitmek isteyen Arsu’yu tutukladı

Tedavi için yurt dışına çıkmak isteyen ağır hasta Kürt siyasetçi Azime Arsu KDP tarafından tutuklandı

KDP tarafından ağır hasta olan Kürt siyasetçi Azime Arsu’nun tutuklandığı belirtildi. Arsu’nun tedavi için yurt dışına çıkmak isterken Federe Kurdistan’ın Hewlêr kentindeki Uluslararası Havalimanı’nda 2 Mayıs günü KDP güçleri tarafından tutuklandığı öğrenildi.

Akarsu’nun yakınlarının kendisinden haber alamadığı belirtildi.

Kaynak: Rojnews

#KDP #tedavi #için #yurtdışına #gitmek #isteyen #Arsuyu #tutukladı

UNICEF: Sudan’da 190 çocuk katledildi

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sudan’da süren çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı 551’e yükseldiğini belirtirken, UNICEF ise çatışmalarda 190 çocuğun katledildiğini ifade etti

Sudan’da ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında 15 Nisan’da başlayan çatışmalar, 4 Mayıs’ta yürürlüğe gireceği açıklanan 7 günlük ateşkes kararına rağmen başkent Hartum, Omburdman ve Bahri kentlerinde devam ediyor.

Ölü sayısı 551’e yükseldi

Cenevre’deki Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Ofisi’nde, Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Alessandra Vellucci moderatörlüğünde gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan DSÖ Sözcüsü Margaret Harris, Sudan’da devam eden çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısının 551’e yükseldiğini ve 4 bin 926 kişinin yaralandığını kaydetti.
Çatışmalarda sağlık tesislerine yönelik toplam 28 saldırı yapıldığını söyleyen Harris, bu saldırılarda 8 kişinin öldüğünü ve 18 kişinin yaralandığını ifade etti.

Bir saate 7 ölüm

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Sözcüsü James Elder de Sudan’da çatışmaların başlangıcından bu yana yaşanan çocuk ölümlerinin korkutucu seviyelere ulaştığını söyledi. 15 Nisan-25 Nisan tarihleri arasında 190 çocuğun katledildiğini ve bin 700 çocuğun yaralandığını kaydeden Elder, “Sudan’daki çatışmanın ilk 11 gününde ortalama olarak saatte 7 çocuğun öldürüldüğü veya yaralandığı rapor edildi” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#UNICEF #Sudanda #çocuk #katledildi

AKP’li aday halka seçim rüşveti dağıtıyor

AKP’nin Êlih adayı Ferhat Nasıroğlu seçim çalışması kapsamında birçok adrese bin TL değerinde alışveriş kartı göndererek, oy istedi

8 gün kalan seçimler için partilerin çalışmaları sürüyor. AKP ise Êlih’te ( Batman) para dağıtarak seçim çalışmalarını sürdürüyor. “Devletin ihalecisi” olarak nitelendirilen AKP’nin Êlih adayı Ferhat Nasıroğlu, babası adına kurulan Necat Nasıroğlu Vakfı adıyla birçok adrese bin TL değerinde alışveriş kartı gönderdi.

İş cinayetleri yaşanmıştı

Nasıroğlu’nun seçim kartı büroşüründe, 2 işçinin öldüğü ve 20 işçinin yaralandığı Esentepe Külliyesi’nden söz edilmesi de dikkat çekti. Hizbullah’a tahsis edileceği belirtilen külliyenin yapımı, yargı sürecine rağmen seçim propagandasında kullanılmak için tamamlanmıştı.

ÊLIH

#AKPli #aday #halka #seçim #rüşveti #dağıtıyor

Yeşil Sol Parti’den Esenyurt’ta miting: Umudu büyütüyoruz

Yeşil Sol Parti, Esenyurt ilçesinde  “Umudu, direnişi, mücadeleyi büyütüyoruz” şiarıyla miting gerçekleştiriyor

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul İl Örgütü, 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı ve 28’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimleri kapsamında Esenyurt Meydanı’nda, “Umudu, direnişi, mücadeleyi büyütüyoruz” şiarıyla miting gerçekleştiriyor.

Milletvekili adayları Dersim Dağ, Çiçek Otlu, Cengiz Çiçek, İskender Bayhan ile Başak Demirtaş’ın katılacağı miting öncesi yüzlerce kişi büyük bir coşkuyla meydanda bir araya geldi.

Mitingde milletvekili adayları konuşuyor.

Ayrıntılar geliyor

#Yeşil #Sol #Partiden #Esenyurtta #miting #Umudu #büyütüyoruz