Ana Sayfa Blog Sayfa 508

Cizîr’de gözaltı operasyonları

Cizîr’de yapılan ev baskınlarında birçok kişi gözaltına alındı

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçe merkezi ve bazı köylerde dün akşam saatlerinde polis ve asker tarafından evlere baskınlar düzenlendi. İlçeye bağlı Katran köyündeki ev baskınlarında Şahin Cingü, Behmen Selçuk, Serhabun Tanış ve ismi öğrenilemeyen birçok kişi gözaltına alındı.

Gözaltı gerekçesine ilişkin bilgi alınmazken, gözaltına alınan kişilerin, Cizre Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.

ŞİRNEX

#Cizîrde #gözaltı #operasyonları

30 yıl sonra gelen ‘özgürlük’: Umut ve inanç ayakta tuttu

30 yıl sonra cezaevinden tahliye olan Ahmet Taş, kendisini ayakta tutanın ‘umut’ ve ‘inanç’ olduğunu söyleyerek, özellikle hasta tutukluların bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini söyledi

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde gözaltına alınan, 27 gün emniyette tutulduktan sonra çıkarıldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce tutuklanan Ahmet Taş, 18 yaşında girdiği cezaevinden 49 yaşında çıktı. DGM’nin hakkında müebbet hapis cezası verdiği Taş, 30 yıl 6 ay sonra İzmir Aliağa 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nden tahliye oldu.

Özgür bir ortam yok

Yaşadıklarını Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Ferdi Bayram’ anlatan ve 30 yılın ardından dışarıya cezaevinden ilk çıktığında yaşadığı duygunun tarif edilemez olduğunu dile getiren Taş, “Hala dört duvar arasında kalan arkadaşlarım var. Çok kısa bir süre olmasına rağmen hepsini özlemeye başladım. Keşke ülkemizde demokrasi daha gelişmiş olabilseydi. Herkesin kendini ifade edebileceği, herkesin özgürce düşüncelerini ifade edebileceği ortam yok” dedi.

Hasta tutuklular tahliye edilmeli

Yıllarca gökyüzünü kare şeklinde gördüğünü belirten Taş, “Bütün Kürt siyasi tutukluların bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerekiyor. Bu ülkenin demokrasi ve barışa ihtiyacı var. Umarım bunlar yakın zamanda hakim olur” ifadelerinde bulundu. Hasta tutukluların durumuna dikkat çeken Taş, “Adalet Bakanı bir genelge çıkartıyorsa, hiçbir ayırım yapılmadan herkes için uygulanmalıdır. Taraflı yasalar olmamalı. Ayrımcılık ve çifte standart bu ülkeye hiçbir şey kazandırmadı. Bir an önce hasta tutuklular tahliye edilmelidir” diye seslendi.

Hasta tutukluların durumu ciddi

Cezaevinde iki arkadaşının hasta tutuklu olmasına rağmen tahliye edilmediğini ve cezaevinde hayatını kaybettiğini aktaran Taş, “Kasım Demir, 2012 yılında cezaevinde yaşamını yitirdi. Geçen sene aynı koğuşta olduğum Abdulrezak Şimşek de yaşamını yitirdi. Abdulrezak ölüme gidiyordu, ama espri yapmaktan vazgeçmiyordu. Yaşamını yitirmeden önce bana söylediği söz şu oldu; ‘Ahmet arkadaş, ben bu hastalığın boğazını yakalayıp öldüreceğim’ diyordu. Bu sözü asla unutamayacağım” diye anlattı.

Zihniyet 30 yıl önceki Türkiye

Kendisini cezaevinde tutan şeyin “inanç” ve “umut” olduğunu vurgulayan Taş, hiçbir zaman umudunu kaybetmediğini ve bu kavramların kendisini ayakta tutuğunu belirti. 1990 yıllardan bugüne devletin Kürt sorununa yaklaşımında hiçbir değişim olmadığını belirten Taş, “Çözüm sürecinde ülkenin kaderi ve sorunu dikkate alınarak bu sorun çözülebilirdi. Şuan gördüğümüz kadarıyla Türkiye’nin Kürt sorununa dair yaklaşımında pek değişen bir şey yok. Aynı politikalar devam ediyor. Hatta daha da katılaşmış diyebiliriz” şeklinde konuştu.

Kürt halkı kazanımlarına sahip çıkmalı

Taş, bu 30 yıllık tutukluluk sürecinde binlerce kitap okuduğunu ve en çok etkilendiği kitabın Tolstoy’un Savaş ve Barış kitabı olduğunu söyledi. Taş, “Cezaevinde tutukluların en büyük beklentileri Kürt halkının kendi değerlerine sahip çıkmalarıdır. Dolayısıyla kendilerine ait olan değer neyse, onlara sahip çıkmalarını diliyorum. Kürt halkı da öyle bir halktır” dedi.

HABER MERKEZİ

#yıl #sonra #gelen #özgürlük #Umut #inanç #ayakta #tuttu

Ensarioğlu ihale vaadiyle iş insanlarından oy istiyor

AKP milletvekili adayı Galip Ensarioğlu’nun, iş insanlarından ihale, yurttaşlardan ise iş vaadiyle oy istediği iddia edildi

Bölgede beklediği karşılığı bulamayan AKP, bir yandan vali ve kayyımları sahaya sürerken, diğer yandan halka ihale ve işe alım vaatlerinde bulunmaya başladı. Aile bireylerinin işe alım vaatleriyle dolandırıcılıkla anılan AKP’nin Amed 1’inci sıra milletvekili adayı Galip Ensarioğlu da istediği karşılığı bulamayınca yeni vaatlerle harekete geçti.

İhale vaadi

Ensarioğlu’nun kardeşleriyle birlikte iş insanlarıyla yaptığı görüşmelerde, “ihale” vaatleriyle destek istediği öğrenildi. Ensarioğlu’nun, kardeşleriyle birlikte liste belirlediği ve yurttaşlardan da iş vaadiyle oy istediği belirtildi.

Ensarioğlu, daha önce kamu ihalelerini akrabalarına vermekle gündeme gelmişti. Ensarioğlu’nun kardeşi Cihan Ensarioğlu da önceki seçimlerde iş vaadiyle gündeme gelmiş, ayrıca kayyım atanan belediyelerde iş vaadiyle halktan aldığı yüklü miktarda paralarla kayıplara karışmıştı.

Ensarioğlu ailesinde yaşananlar

AKP’li Galip Ensarioğlu, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yönetimindeki Amed’in Peyas Belediyesi’ne kayyum atanması ardından yeğeni Fethi Ensarioğlu’nu belediyeye müdür olarak atadı. Ensarioğlu’nun kardeşi Cihan Ensarioğlu da aynı belediyede halkı işe alma vaadiyle çok sayıda kişiden para topladı. Çok sayıda kişinin kayyım belediyelerinde işe girişini sağlayan Ensarioğlu, çok sayıda kişinin parasını da alarak kayıplara karıştı. Kayıplara karışan Cihan Ensarioğlu, kentte dolandırıcılıkla anılmaya başlandı.

Kayyum Ensarioğlu’nu gözaltına aldırdı

Cihan Ensarioğlu, daha sonra kayyum yönetimindeki Amed Büyükşehir Belediyesi’nde işe alımlarla gündeme geldi. 2016 yılında kayyım atanan Amed Büyükşehir Belediyesi’ne AKP’liler yerleştirilmeye başlandı. Cihan Ensarioğlu, vaatlerde bulunduğu yurttaşların işe alımını sağlayamayınca kayyım Cumali Atilla ile karşı karşıya geldi. Ensarioğlu, 2017 yılının 15 Haziran günü Büyükşehir Belediyesi’ne giderek elindeki işe alım listesini kayyımın önüne koydu. Bu talebe karşı çıkan kayyım Cumali Atilla, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile yaptığı görüşme sonrası Ensarioğlu’nu gözaltına aldırdı. 2 gün gözaltında tutulan Ensarioğlu, ağabeyi Galip Ensarioğlu’nun girişimleri sonucu AKP’lilerin kente ziyareti sırasında serbest bırakıldı.

İhaleler akrabaya veirldi

Birçok kamu ihalesinde usulsüzlüklerle sık sık gündeme gelen Galip Ensarioğlu, son olarak Elazığ’da Ocak 2020’de meydana gelen ve 41 yurttaşın hayatını kaybettiği deprem sonrası TOKİ tarafından gerçekleştirilen 330 milyon lira değerindeki “deprem konutları” ihalelerin akrabalarına ait olan Ensar Şirketi’ne verilmesiyle gündeme geldi.

Ensarioğlu’nun birçok ihaleyi benzer şekilde akrabalarına ait olan Ensar Şirketi’ne verilmesiyle zaman zaman gündeme geldi.

Kaynak: MA

#Ensarioğlu #ihale #vaadiyle #iş #insanlarından #istiyor

Katledilen Aymaz’ın ailesi: Katil sarhoştu denilerek ırkçı saldırının üstü örtülemez

Kadıköy’de ‘Ölürüm Türkiyem’ şarkısını söylemediği için katledilen Cihan Aymaz’ın ailesi, cinayetin aydınlatılmasını isteyerek, katilin sarhoş olmadığını ırkçı bir saldırı yapıldığını belirtti

Kadıköy Rıhtım’da sokak sanatçılığı yapan ve Kürtçe şarkı söyleyen 30 yaşındaki Cihan Aymaz, 2 Mayıs akşamı “Ölürüm Türkiyem” şarkısını söylemesini
isteyen ırkçı saldırgan Mehmet Caymaz’ın saldırısında katledildi.

Gündüzleri nakliyat işinde çalışıyordu

Saldırgan cinayetin ardından “ırkçı saldırı” yerine “kasten öldürme” suçundan tutuklanırken, Kars’ın Digor ilçesinde dünyaya gelen Aymaz, ailesiyle 1996 yılında ekonomik nedenlerden ötürü İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. Gündüzleri ailesiyle nakliyat işlerinde çalışan Aymaz, yaklaşık 2 yıldır akşamları da Kadıköy Rıhtım’da sokak müzisyenliği yapıyordu.

Çok neşeli biriydi

5 çocuklu ailenin ikinci çocuğu olan Aymaz’ın babası Hayrettin Aymaz, oğlunun devlet destekli kişiler tarafından katledildiğini belirtirken, anne Birgül Aymaz ise adalet istedi.
Mezopotamya Ajansı’dan ( MA) Esra Solin Dal’a konuşan baba Aymaz, “Normalde gündüz nakliyatçılık yapıyordu, akşamları da hobi olarak Kadıköy’de türkü söylüyordu. Her zaman ‘Baba büyük sanatçı olacağım’ diyordu. Çok neşeli, arkadaşlarıyla dayanışma içerisindeydi. Gidin Rıhtım’a sorun, herkes tanır bilir oğlumu. Bugüne kadar kimseye zararı dokunmamıştır” diye belirtti.

Bir şarkı için insan öldürülür mü?

Oğlunun genelde halk, özgün ve Kürtçe müzik yaptığını söyleyen baba Aymaz, “Bir şarkı için birini öldürmek, Türkiye’de artık çok kolay. Türkü söyleyerek insanları eğlendirmek, güldürmek kötü bir şeyse, o zaman öldür, değilse neden benim oğlumu öldürdün? Türkü söylemek suç mudur?” diye sordu.

Cinayetin üstünü örtmek istiyorlar

Türkiye’de insan hayatının “çok ucuz” olduğunu vurgulayan baba Aymaz, Kürtlerin bu kadar saldırıya uğramasının nedenin ırkçılık olduğunu ifade etti. Baba Aymaz, “Oğlum bir tinerci veya sarhoş darbesiyle öldürülmedi. Profesyonel, elinde bıçağı olan, milyonlarca kişinin içinden gelerek her tarafında polisin kaynadığı bir yerde gelip oğlumu öldürmesi, basit bir şey değil. Sarhoş olduğunu söyleyerek, cinayetin üstünü örtmek istiyorlar” tepkisinde bulundu.

Sonuna kadar peşini bırakmayacağız

Saldırgan tutuklansa da “sarhoştu” gerekçesiyle serbest bırakılmasından endişe duyan baba Aymaz, “Oğlum bilinçli bir şekilde katledildi. Çünkü çocuğum orada Kürtçe şarkı söylüyordu. Oğlumun devlet destekli biri tarafından öldürüldüğünü düşünüyorum. Sonuna kadar bu işin peşini bırakmayacağız” dedi.

İfade vermeye gitti

Oğlunun cinayetten 5 ay önce Kadıköy’de Aşık Mahzuni Şerif’in “Yiğit muhtaç olmuş kuru sağana” şarkısını “Tayyip muhtaç etti kuru soğana” şeklinde yorumladığı için Maltepe Polis Karakolu’na ifadeye çağrıldığını hatırlatan baba Aymaz, “Söylediği bu şarkıdan dolayı ifadeye çağrıldı ve ifadesini verdikten sonra bırakıldı. Söyleyeceğim tek şey var, oğlumun davasının arkasındayım” dedi.

Oğlum yurtsever bir çocuktu

Adalet isteyen anne Birgül Aymaz da, oğlunun muhalif kimliğinden dolayı öldürüldüğünü ve adaletin sağlanması için tüm Kürtlerden dayanışma beklediğini söyledi. “Kaç kez siyasi düşünceni belli etme seni öldürürler dedim ama beni dinlemedi” diyen anne Aymaz, “Benim oğlum yurtsever bir insandı. Her zaman ‘Ölünceye kadar kendi yolumda devam edeceğim. Kendi dilimi savunacağım. Hayata olduğum sürece Kürtçe şarkılar söyleyeceğim’ derdi. Benim yüreğime ateş düştü, ne diyeceğimi bilmiyorum. Hiçbir annenin yüreği yanmasın” diye konuştu.

İktidar ırkçılık yaydı

Amca Osman Aymaz ise, AKP’nin 21 yıllık iktidarı süresince faşist bir sistem inşa ettiğini belirterek, “Toplum içerisinde Türkçe şarkı söyleyen birinin katledildiğini ya da başına bir şey geldiğini görmüyoruz, niye sadece Kürtlerin başına geliyor? Bizde anlamak istiyoruz, ne zamana kadar bizim gençlerimiz bu şekilde öldürülecek? Bunu kabul etmiyoruz” dedi.

İSTANBUL

#Katledilen #Aymazın #ailesi #Katil #sarhoştu #denilerek #ırkçı #saldırının #üstü #örtülemez

Yurtdışındaki seçmene çağrı: Bir oy değiştirir, oy kullanın

Yurtdışında oy kullanacak seçmenler için son 4 gün. Yeşil Sol Parti Yurt Dışı Seçim Koordinasyonu’ndan Nursel Aydoğan seçmenler oy verme çağrısında bulundu

Cumhurbaşkanlığı ve 28’nci dönem milletvekili genel seçimleri için yurt dışında yaşayan yurttaşlar için ülkelerin temsilcilikleri, konsolosluk, hava limanları ile gümrük kapılarında kurulan 4 bin 969 sandıkta oy verme işlemi 27 Nisan’dan bu yana sürüyor. 3 milyon 286 bin 786 seçmenin bulunduğu Avrupa ülkelerinde, oy verme işlemi 9 Mayıs’ta sona eriyor. Gümrük kapılarında oy verme işlemi ise 14 Mayıs’a kadar sürecek.

Katılım yüksek olacak

MA’dan Ergin Çağlar’a konuşan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Yurt Dışı Seçim Koordinasyonu’nda yer alan siyasetçi Nursel Aydoğan, 2018 yılında yapılan genel seçimlerin üzerinde bir katılımın olacağını belirtti. 4 Mayıs’ta oyunu kullanan yurttaş sayısının 1 milyonu geçtiğini aktaran Aydoğan, bu sayının 9 Mayıs’a kadar yaklaşık 1 milyon 800 bine ulaşacağını tahmin ettiklerini söyledi.

Kürtler ve Aleviler sandığa hassasiyeti yüksek

Aydoğan, yurttaşların oy kullanma işlemini son güne bırakmaması gerektiğini belirterek, “Türkiye halkları her zaman işini son güne bırakır. Seçimlerde de böyle bir tutuma sahipler.  Son günlerde katılımın daha da yüksek olacağını düşünüyoruz. Avrupa’da aşta Kürtler ve Aleviler olmak üzere seçimlere ilişkin hassasiyetinin daha yüksek olduğunu gözlemledik. Artık Erdoğanlı bir Türkiye istemediklerinden kaynaklı yurttaşların önemli bir kesimi sandığa gidip seçimini yaptığını gözlemledik.” diye belirtti.

Sandıklar güvende

Sandık güvenliği konusunda da çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Aydoğan, her sandıkta müşahitlerinin olduğunu aktardı. Seçim güvenliği konusunda belirlenen 4 sandık temsilcisi için Millet İttifakı bileşenlerinden sadece CHP’nin temsilci belirlediğine dikkat çeken Aydoğan, Avrupa’da “Dört anahtar” uygulamasına işaret ederek, “Biliyorsunuz Avrupa’da sandıklar her gün kapatıldıktan sonra, sandıkların odaya kapatılması için 4 anahtar sistemi kuruluyor. Bu odalar dört anahtarla kapatılıyor, bu anahtarlardan biri de CHP’de. Seçimler şu anda Avrupa’da kontrol altında” ifadelerini kullandı.

Seçmene çağrı

Her türlü provokatif saldırılara rağmen seçmene sandıklara gitmesi için çağrı yapan Aydoğan, şöyle devam etti: “Türkiye’nin demokratikleşemeye giden yolunun açılması için bir oy dahi çok önemlidir. Bu nedenle bütün seçmenlerimizi 9 Mayıs’a kadar oyunu kullanmaya davet ediyoruz. Bir oy çok şey ifade ediyor. ‘Bir oy değiştirir’ diyoruz. Oy kullanmaya giderken de tek yol Yeşil Sol’dur gerçeğini bir kez daha buradan yineliyorum.”

İSTANBUL

 

 

#Yurtdışındaki #seçmene #çağrı #Bir #değiştirir #kullanın

Mahkeme Ayşe Gökkan’a ‘ırkçı’ ve ‘faşist’ dedi!

TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan’a verile hapis cezasının açıklanan gerekçeli kararında Gökkan’ın kişiliği ve mücadelesi hedef alınarak, söylemleri ‘ayrılıkçı ve faşizan’ olarak tanımlandı

Kadın çalışmalarına öncülük etmesiyle hedef alınan ve tutuklanan Tevgera Jinên Azad (Özgür Kadın Hareketi-TJA) Sözcüsü Ayşe Gökkan hakkında Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi verdiği 3 yıl 9 aylık hapis cezasının gerekçesini açıkladı.

Başka davası hatırlatıldı

Mêrdîn’in Nisêbîn(Nusaybi) Belediyesi Başkanı olduğu 16 Mart 2011’de Mitanni Kültür Merkezi bahçesinde “Demokratik Çözüm Çadırı” kurulması nedeniyle “örgüte bilerek isteyerek yardım” iddiasıyla verilen cezanın gerekçesinde, kurulan çadırda “örgütün propagandası yapıldığı” savunularak, bu nedenle Gökkan’ın “örgütü bilerek isteyerek yardım etmek” iddiasıyla cezalandırılması istendiği hatırlatıldı.

Güven’in açlık grevi hatırlatıldı

Kararda, Rosa Kadın Derneği ve Amed’de birçok kadın örgütünün bileşenleri arasında bulunduğu Dicle Amed Kadın Platformu faaliyetlerinin “örgüt” faaliyeti olduğu savunuldu. Gökkan’ın İmralı tecridine karşı başlatılan açlık grevi eylemlerine ilişkin açıklamalar, cenaze ve yas törenlerine katılımların sanal medyada paylaşmanın “terör” eylemi olduğu savunulan gerekçeli kararda, mahkeme kendi yargıladığı ve 22 yıl 3 ay, başka bir dosyadan ise 11 yıl 7 ay hapis cezası verdiği DTK Eşbaşkanı Leyla Güven kararına da atıfta bulundu. Güven’in İmralı tecridine karşı 200 gün süren açlık grevinin birçok kişiyi suça teeşvik ettiğini iddia etti.

Her çalışması suç sayıldı

Gökkan’ın Güven için düzenlenen 2 eyleme katılması, bir cenaze törenine katılması, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasına karşı bir eylemlere “örgüt çağrısı” ile katıldığı savunulan gerekçeli kararda, Gökkan’ın mahkemede yaptığı savunmaya da suçlayıcı atıflar yapıldı. Gökkan’ın kişiliğinin ve kadın mücadelesinin doğrudan hedef alındığı gerekçeli kararda, Gökkan’ın düşünceleri, “yalan”, “ırkçı”, “faşizan”, “ters aketip”, “arkaik bozuk miras”, Yunan mitolojisinde, yeraltı dünyasında sonsuza kadar büyük bir kayayı bir tepenin en yüksek noktasına dek yuvarlamaya mahkûm edilmiş bir kral Sisifos’a atfen “Sisifos’un lüzumsuz işini gönüllü olarak sürekli tekrar eden”, ütopyanın karşıtı olan, otoriter, baskıcı ve kötü bir geleceği ifade eden “distopya”, içki içmiş ya da uyuşturucu almış olan veya herhangi bir nedenle kendinden geçmiş olan anlamını içeren “esrik”, birini bir konu üzerinde aydınlatıp onu gerekli temel bilgi ve becerilerle donatarak ergin ve yetişmiş kılma anlamına gelen “erginleme senaryosu” nitelemeleriyle hedef alındı.

Sisifos’un hikayesi anlatıldı

Gerekçeli kararda, Gökkan’ın fikirleri ve kişiliği şu ifadelerle hedef alındı: “Eylemlerinin distopya hayalli, esrik esinle elde edilen, arkaik bozuk mirasın sayısız biçim ve çeşitlemesi içerir ters arketiplerden oluştuğu, mütemadi şekilde ‘kadın erginleme senaryoları’ izlekleri taşıdığı, genel olarak söylemlerinin; insanlığın aynı kök atadan gelme tespiti inkarı içerikli, anlam ve içerik derinliğinden yoksun, sistematik şekilde ırkçı hitap tarzına dayalı olduğu, söylemlerin insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratan içeriği olduğu, ‘Sisifos’un lüzumsuz işini gönüllü olarak sürekli tekrar edip, ayrılıkçı, faşizan söylemleri ile terör örgütüne gönülden üst bağını ortaya koyduğu tespit edilip anlaşılmıştır.”

Çadır kurmak ‘örgüte yardım’ sayıldı

Gerekçeli kararda, Gökkan’ın örgütsel amaçlarla kullanılmak üzere çadıra yer tahsisi şeklinde gerçekleşen olaya “örgüte yardım” suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına dair hüküm kurulduğu belirtildi.

HABER MERKEZİ

#Mahkeme #Ayşe #Gökkana #ırkçı #faşist #dedi

Midyad Kaymakamı AKP’ye oy istedi, muhtarları tehdit etti

Midyad Kaymakamı Ahmet Solmaz, muhtarları ‘HDP’lilerle aynı karede olursanız yaklaşımımız farklı olacak’ sözleriyle tehdit etti

Mêrdîn’de büyükşehir belediyesine kayyım olarak atanan Vali Mahmut Demirtaş ile ilçe Kaymakamlarının AKP propagandası yapmak amacıyla başlattıkları mahalle ve mezra ziyaretleri devam ederken, Mîdyad’ta Kaymakam Ahmet Solmaz’ın muhtarları tehdit ettiği öne sürüldü. İlçede kırsal mahalle ziyaretleri yapan Kaymakam Ahmet Solmaz, edinilen bilgilere göre önceki dönem Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yüksek oy çıkan kırsal mahallelere ziyaretler gerçekleştirdi. Mahallelerin ileri gelenlerini bir araya toplayan Kaymakam Solmaz, 14 Mayıs seçimlerinde AKP’li Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan ve milletvekilliği seçimlerinde AKP’li adayların desteklenmesini istedi.

Köylülerden alınan bilgilere göre; kırsal mahallelere yapılan “hizmetlerin” AKP sayesinde yapıldığını savunan Solmaz, ardından gittiği mahallelerde muhtarlarla görüştü. Güvenlik gerekçesiyle isimlerinin gizli kalmasını isteyen muhtarlar ise, Kaymakam Solmaz’ın önceki dönem HDP’ye çıkan oylardan haberleri olduğunu dile getirerek, köylerinden HDP’ye oy çıkmaması yönünde tehditlerde bulundu. Kaymakam Solmaz’ın kendilerine sinkaflı hakaretler ederek, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ni (Yeşil Sol Parti) kastedip, “HDP’lilerle aynı karede olursanız yaklaşımımız başka olacak” dediğini aktardı.

Kaymakam Solmaz’ın tehdidine karşı “Bizler köylülerin kime oy kullanacağına karışamayız. Gelmelerini de engelleyemeyiz” cevabı verdiklerini aktaran muhtarlar, yapılan hakaretleri de kabul etmediklerini ifade etti.

Evet kampanyasına da katıldı

Kaymakam Solmaz, Uşak’ın Ulubey İlçe Kaymakamlığını yaptığı sırada 2017 yılında gerçekleştirilen “Anayasa değişikliği” referandumu sırasında sanal medya hesabından AKP’li Erdoğan’ın “Evet” kampanyasına katılmış, hakkında yapılan şikayete rağmen herhangi bir soruşturma açılmamıştı.

MÊRDÎN

#Midyad #Kaymakamı #AKPye #istedi #muhtarları #tehdit #etti

Aydın’da15 bin oyla başlayan mücadelede hedef 2 vekil

HADEP’in 15 bin oy alan gelenek Aydın’da bugün 2 milletvekili çıkarmayı hedefliyor. Aydın’da parti emekçilerinden Osman Dağtekin ‘Yeşil Sol Parti ile birleştik geliyoruz’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs seçimlerinde önüne koyduğu 100 milletvekili hedefi doğrultusunda tüm kentlerde çalışmalarını sürdürüyor. Yeşil Sol Parti’nin bu seçimlerde iddialı olduğu ve 2 milletvekili çıkarmayı hedeflediği Aydın’da da adaylar ve partililer, sokak sokak çalışarak hedeflerine ulaşmayı amaçlıyor.

877 bin 940 seçmenin bulunduğu Aydın’da, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile girilen son seçimlerde 68 bin 541 oy alınırken, ittifak yasasından kaynaklı milletvekili çıkarılamadı.

HADEP ile başlayan serüven

Devlet baskılarının en yoğun olduğu 1990’lı yıllarda köyleri yakılarak boşaltılan Kürtlerin yoğun olarak göç ettiği Aydın, Kürt siyasal hareketinin ivmesini sürekli olarak yükselttiği bir kent oldu. Kentte ilk olarak 1995 Genel Seçimlerinde Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) ile girilen seçimlerde 15 bin 71 oy alındı. 1999 Genel Seçimlerinde yine HADEP listelerinden girilen seçimlerde, 18 bin 896 oy çıkarıldı. HADEP’in kapatma davası bulunması nedeniyle Demokratik Halk Partisi (DEHAP) olarak girilen 2002 Genel Seçimlerinde ise oylar 24 bin 542’ye çıkarıldı.

Bin umut adayları

2007 Genel Seçimlerinde ise Demokratik Toplum Partisi’nin öncülüğünde oluşturulan Bin Umut Adayları ile seçimlere bağımsız adaylarla gidilirken, Aydın’da aday olan Tacettin Karagöz 15 bin 349 oy aldı. 2011 Genel Seçimlerinde ise Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) öncülüğünde kurulan Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu adayı olarak Aydın’da bağımsız aday olan Mehmet Bayraktar 23 bin 900 oy aldı.

68 bin 541 oyu gördü

7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde oylar 3’e katlanmasıyla HDP 61 bin 339 oy aldı. Seçimlerin yenilenmesinin ardından yine HDP ile girilen 1 Kasım 2015 Genel Seçimlerinde, 50 bin 108 oy alındı. Son olarak yapılan ve HDP ile girilen 2018 Genel Seçimlerinde de 68 bin 541 oy alınırken, dönemin ittifak yasası nedeniyle HDP’nin çıkarması gereken vekillik AKP’ye geçti.

Yerel seçimlerde kazanım

Yerel seçimlerde de her dönem kendi adaylarıyla yarışan Kürt siyasi hareketi, 2009 Yerel Seçimlerinde Efeler’in Ovaeymir ve Söke’nin Savuca beldelerinin belediye başkanlıklarını DTP ile kazandı.

Dağtekin mücadeleyi anlattı

Emekli öğretmen ve 1995 yılından itibaren Kürt partilerinde görev alan Osman Dağtekin MA’dan Tolga Güney’e ve Kenan Koç’a mücadelesinin tanıklığını anlattı.

Agirî’de doğan Dağtekin, öğretmen olarak çeşitli kentlerde görev yaptıktan sonra 1990 yılında Aydın’a yerleşti. Burada EĞİT SEN ve Eğitim Sen Aydın yönetimlerinde yer alan Dağtekin, 1995’te emekli olduktan sonra HADEP üyesi oldu ve 1995 genel seçimlerinde Aydın 2’nci sıra milletvekili adayı oldu. O yıldan itibaren kurulan bütün partilerde il başkanlığı, yöneticilik gibi görevlerde yer alan Dağtekin, 2009 yerel seçimlerinde DTP’nin kazandığı Ovaeymir Belde Belediyesi Meclis Üyeliği görevini yaptı.

Vekil çıkarttık gasp edildi

Dağtekin, her dönem çalışmalarda yer aldığını ifade ederek, “1995’te 15 bin civarı oy alarak başladığımız yolda, 2018 yılında Ferhat Tunç’u vekil çıkardık. Fakat ittifak yasasıyla vekilliğimizi gasp ettiler” dedi.

2 vekil hedefimiz var

“Şimdi de Yeşil Sol Parti’de birleştik ve gümbür gümbür geliyoruz” diyen Dağtekin, “Kapatılan partilerin yerine kurulan partiler nasıl daha da güçlendiyse, Yeşil Sol Parti de çok daha örgütlenecek. Türkiye’de sistemden darbe yiyenlerin bu partide birleşeceğini ve Türkiye demokrasisinde mihenk taşı olabileceğine inanıyorum. Bunu içinde gezdiğimiz halkın tepkilerinden biliyoruz. Onların geçen seçimlerde gasp ettikleri vekilimizin yerine, bu sefer 2 vekil çıkaracağız. Bugün bunun zemini var. Halk Aydın’da da partiye güler yüzünü göstermiştir. Çağdaş, demokratik, üreten ve geçim derdine düşmeyen vatandaşların ülkesi olması dileğimizdir. Bunu da hep birlikte kuracağız” diye konuştu.

AYDIN

#Aydında15 #bin #oyla #başlayan #mücadelede #hedef #vekil

AYM 29 yıldır bulunmayan Babaoğlu için ‘yaşam hakkı ihlali yok’ dedi

1994 yılında gittiği bir haberde gözaltına alınan ve bir daha haber alınmayan Özgür Gündem Gazetesi Muhabiri Nazım Babaoğlu için ailesinin yaptığı başvuruyu değerlendiren AYM, ‘ yaşam hakkı ihlali yok’ derken, Babaoğlu’nun hala yaşadığını belirtti

Kurdistan’da gözaltında kaybetme ve katliam davalarında görülen cezasızlıklara bir yenisi eklendi. Anayasa Mahkemesi (AYM), Özgür Gündem Gazetesi Muhabiri Nazım Babaoğlu’nun kaybolmasına ilişkin nüfus kayıt incelemesinde yaşadığının görüldüğünü gerekçe göstererek, yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna hükmetti.

AYM’den karar çıktı

12 Mart 1994’te haber takibi için gittiği Riha’nın (Urfa) Sêwereg (Siverek) ilçesinden gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan gazeteci Nazım Babaoğlu’nun ailesi, 29 yıllık hukuk mücadelesini sürdürüyor. Daha önce yerel mahkemenin verdiği takipsizlik kararının Danıştay tarafından da onanması üzerine 2018’deAnayasa Mahkemesi’ne taşınan davada karar çıktı.

Gerekçe soruşturmanın sürmesi

Babaoğlu ailesinin “Yaşam hakkı ihlali” kapsamında yaptıkları başvuruyu karara bağlayan AYM, yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların, hala soruşturmanın devam etmesi ve başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna hükmetti. Ayrıca, hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın da dayanaktan yoksun olduğunu savunan AYM, bu talebin kabul edilemez olduğu kararını verdi. Babaoğlu ailesinin makul sürede yargılamanın ihlal edildiği talebini de değerlendiren mahkeme, bu talebi kabul edilebilir olarak değerlendirilerek, Babaoğlu ailesine yargılama giderleri için 12 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi.

Her şey kayıtlarda var

Babaoğlu’nun ağabeyi Cemal Babaoğlu karara tepki göstererek kardeşinin göz göre göre kaybettirildiğini belirterek, “Tanıklarla birlikte Nazım’ın nerede görüldüğü, kimin aldığı ve nasıl kaybedildiğine dair bilgileri dönemin Diyarbakır Özel Yetkili Savcısı Ahmet Karacan’a teslim ettik. Olayın tanığı bizzat gelerek Nazım’ı Sedat Bucak’ın evinde gördüğünü söyledi. Bunların hepsi kayıtlara geçti” diyerek hukuk mücadelelerini anlattı.

Delil yok iddiası

AYM’nin 30 Mart’ta verdiği ve yakın zamanda kendilerine tebliğ edilen gerekçeli kararında, aile bireyleri hakkında “Dönem dönem terör örgütü üyesi veya propagandasından sabıka kayıtları olduğu ve mahkemelerde yargılandığı” şeklinde beyanların yer aldığını aktaran Babaoğlu, “Bunun yanında Nazım’ın hala yaşıyor olduğu belirtilmiş. Nüfus kayıtlarında inceleme yapıldığı ve Nazım’ın yaşadığı belirtilmiş. Bunun için iddiaları güçlendirecek bir delil yoktur diye davamız reddedilmiş” ifadelerini kullandı.

Çetevari ilişkiler

AYM’nin kendilerinin verdiği bütün delilleri ve tanık beyanlarını göz ardı ederek karar verdiğini vurgulayan Babaoğlu, “Devletin bu yüz yıllık tarihiyle yüzleşmesi gerekiyor. Bu ülkede, ülkenin vatandaşı kaybediliyor ve mafya kazanıyor. Çetevari ilişkiler kazanıyor. Bu da devletin onurunu, haysiyetini ayaklar altına alıyor. Hukuk devleti olmayan bir devletten kimse bir şey beklemesin” dedi.

Hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacaklarını vurgulayan Babaoğlu, “Bizim hukuk mücadelemiz burada sonlanmaz” dedi.

Haber: Ömer Akın / MA

#AYM #yıldır #bulunmayan #Babaoğlu #için #yaşam #hakkı #ihlali #yok #dedi

Samandağ’da Hıdırellez kutlandı: Hıdırellezin umuduyla Denizleri buluşturuyoruz

Samandağ’da Hıdırellez Bayramı Hz. Hızır Türbesi yanında kutlandı. Halk hep bir ağızdan Grup Yorum’un Diriliş Parçasını okudu

Hatay’ın Samandağ ilçesinde, farklı halk ve inançlar tarafından baharın müjdeleyicisi olarak görülen Hıdırellez Bayramı kutlandı. Hatay Deprem Dayanışması öncülüğünde Deniz Mahallesi’nde bulunan Hz. Hızır Türbesi yanında yapılan kutlamalara Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekili adayları Kerem Nalbant ve Yusuf Kimyon ile çok sayıda kişi katıldı.

Yaşamını yitirenler anıldı

Kutlamada konuşan Hatay Deprem Dayanışması üyesi Seda Yüce, “Yitirdiklerimizi anıyoruz, Hıdırellezin umuduyla Denizleri buluşturuyoruz” dedi. Mereş merkezli depremin üzerinden 90 gün geçtiğini hatırlatan Yüce, sorumlulardan hesap soracaklarını söyledi. Devrimci önderleri de anan Yüce, “Hıdır ve İlyas’ın gücü ile kavgamıza devam ediyoruz. Ne dar ağacında biter fidanlar ne enkaz altında. Biz buradayız; dağlarda, yollarda, denizlerde. Bitmedik gidenlere selam olsun, varız, var olacağız” dedi.

Diriliş şarkısı okundu

Açıklamanın ardından kitle denize doğru meşaleler yakarak yürüdü. Yürüyüşte Grup Yorum’un Diriliş şarkısı hep bir ağızdan seslendirildi. Yakılan ateş etrafında toplanan yurttaşlar, dileklerini kağıtlara yazarak denize bıraktı. Ardından baharın müjdeleyicisi olarak yakılan ateş üzerinden atlandı.

 Karanlığı aydınlatacağız

Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Yusuf Kimyon, depremde yaşamını yitirenleri andı. Depremin ilk 3 günü Samandağ’a yetkililerin gelmediğine dikkati çeken Kimyon, “Bu karanlığı aydınlatacağımızı dile getirdik. Bugün de gördüğünüz gibi Hıdırellez gecesinde onların vadettiği karanlığı aydınlığa çeviriyoruz. Umudumuz ve inancımız yüksek. Bu şehri hep birlikte aydınlığa taşıyacağız. Dileklerimizi Samandağ için diliyoruz” diye konuştu.

Milletvekili adayı Kerem Nalbant ise, 21 yıllık saltanatı alaşağı edeceklerini belirterek, “Yeter ki kendimize güvenelim. Bunu başaracağımızdan kuşkunuz asla olmasın” dedi.

HATAY

#Samandağda #Hıdırellez #kutlandı #Hıdırellezin #umuduyla #Denizleri #buluşturuyoruz