Ana Sayfa Blog Sayfa 517

Sancar sanatçılarla buluştu: Her alanda renkleri çoğaltmak için yola çıktık

Ankara’da sanatçılarla bir araya gelen Sancar, otoriter sistemlerin sanatı hedef aldığını belirterek “Her alanda renkleri, sesleri çoğaltıp özgür ve eşit bir düzende bir arada yaşatmak için yola çıktık’ dedi

Halkaların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekili adayları, yayıncıların sorunlarını dinlemek ve partisinin kültür sanat alanına katkı sunmaları amacıyla Mülkiyeliler Birliği’nde sanatçılar ve yayıncılar ile bir araya geldi.

Buluşmaya, HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Ankara milletvekili adayları Emirali Türkmen, Ercan İpekçi, Ruken Dilara Zaf, Bülent Kaya, Hatice Göz, Akın Atauz ve Zişan Kürüm’ün yanı sıra çok sayıda yazar, şair ve oyuncu katıldı.

‘Sanatın var olabilmesi için özgürlüklere ihtiyacı var’

Ankara’da kültür-sanat, yayın dünyasıyla bir araya gelmenin çok anlamlı olduğunu söyleyen Sancar, “Türkiye’nin sanat ve yayıncılık alanında yaşadığı sorunları uzun uzadıya anlatmama gerek yok. Bunu doğrudan deneyimleyerek anlarsınız. Baskı ve yasak ortamı giderek yoğunlaştı. Son yıllarda artık had safhaya vardı diyebiliriz. Sanatın var olabilmesi için özgürlüklere ihtiyacı var. Özgürlüklerin yolunu açmak da sanat alanındaki mücadelede en önemli hedeflerden biridir. Otoriter sistemlerin de en temel hedeflerinden biri özgürlükleri bastırmak, sanatı, yayıncılığı olabildiğince zayıflatmaktadır. Ne kadar çok fazla baskı uygulanırsa toplumda sesler ve itirazlar o kadar çok kısılır diye bir beklenti içindeler. Baskılar arttıkça buna direniş de yükseliyor. Ankara’da ve Türkiye’nin dört bir yanında özgürlük, demokrasi için mücadele eden sanatçılar bu dönemde de aynı iradeyi gösterdiler, mücadeleden geri durmadılar. Bizler de kendileriyle her alanda birlikte olmaya çalıştık. Çünkü özgürlük ve demokrasi mücadelesi bir bütündür” diye konuştu.

‘Asimilasyoncu politikalar kültürü ortadan kaldırır’

Toplumsal hayatın her sahasında bütünlüğü sağlamadan demokrasiye ve özgürlüğe ulaşmanın da mümkün olmadığını belirten Sancar, şunları söyledi: “Bu iktidarın AKP-MHP blokunun her alanda uyguladığı politikalar, en başta toplumu nefessiz bırakmaktadır. Nefes borularının en önemlilerinden biri olan kültür sanatın da bu baskıların hedefinde olması son derece doğaldır. Normaldir, anlaşılırdır. Ne kadar az ses, ne kadar cılız ses çıkarsa o kadar başarılı olabilecekleri inancıyla hareket ediyorlar. Biz de biliyoruz ki toplumun nefes alabilmesi için mücadeleyi her alanda büyütmek ve nefes kanallarını genişletmek zorundayız. Kültür sanat alanında yaşanan sorunlar çok büyük özgürlüklerin yokluğu bunun başlıcası. Asimilasyoncu politikalar bu toplumdaki çok kültürlü yapıyı ortadan kaldırma ve tek kültürlü tek anlayışı egemen kılma projesinin devamıdır.”

‘Her alanda renkleri çoğaltmak için yola çıktık’

İktidarın yaşam tarzlarına varana kadar her safhada tekçi anlayışı temel politikası haline getirdiğini vurgulayan Sancar, “Oysa kültür sanatın gelişebilmesi için özgürlükçü bir yaşam kadar çoğulcu ve eşitlikçi bir düzen de kaçınılmaz. Vazgeçilmez bir şarttır, bir ihtiyaçtır. Son zamanlarda özellikle seçimlere doğru gidilirken bu tekçi anlayış, homojenlik getirici anlayış, farklı sesleri bastırma arayışı iyice yoğunlaştı. Biliyorsunuz yakın zamanda Diyarbakır merkezli çeşitli illeri kapsayan operasyonlar düzenlendi. Özgür basını hedef alan bu operasyonlar aynı zamanda sanatçıları da kapsadı. Muhalefetle birlikte toplumsal mücadelenin içinde yer alıyorlar ve demokrasi, barış, özgürlük mücadelesine katkı sunuyorlar. Kendi alanlarında kendi açılarından bu emekli bu çabayı kesintisiz sürdürüyorlar. Özgür basını ve sanatçıları hedef almak bizler için şaşırtıcı değil. Sanatı olmayan, neşesi olmayan, gelecek umudu olmayan bir toplum yarattıklarını da hedeflerine kolayca ulaşabileceklerdir. Varlıklarını daha uzun süre devam ettirebileceklerdir. Oysa biz her alanda renkleri çoğaltmak, sesleri çoğaltmak ve bütün bunları özgür ve eşit bir düzende bir arada yaşatmak için yola çıktık. Bu amaç için çalışma yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

Savaş politikaları

Sancar, devamında şunları aktardı: “Özellikle ekonomik krizin yayın dünyasına ayrıca büyük engeller çıkardığını, hatta ciddi darbeler indirdiğini biliyoruz. Demokrasiyle ekonomi, özgürlükle, savaş politikaları, birbirleriyle iç içe geçerler ve bunu Türkiye en iyi deneyimleyen ülkelerin başında geliyor. Evet, demokrasinin yokluğu, tek adam yönetimi aynı zamanda kaynakların yandaşa, sermayeye ve savaşa aktarılmasını kolaylaştırıyor. Bu da toplumu yoksul ulaştırıyor. Hayat pahalılığı arttıkça yoksulluk derinleşiyor. Yoksulluk derinleştikçe elbette daha fazla, daha ağır yaralar açılıyor. Bir yandan da savaş politikalarına yatırım sürekli artıyor. Ülkenin önemli kaynaklarının önemli bir bölümü savaş politikalarına aktarılıyor. Savaş politikaları hem otoriter baskıcı rejimi yerleştirmenin bir aracı bir gerekçesi olarak kullanılıyor hem de toplumu yoksul ulaştıran özgürlüklerinden mahrum bırakan bir sonuç doğuruyor.

‘Politikalarımızı masa başında belirlemiyoruz’

Sorun alanlarının tamamını bir arada görmek ve bütün bunlarda çözümü birlikte üretmek bizim temel sorumluluğumuzdur. Biz, Yeşil Sol Parti olarak politikalarımızı masa başında belirlemiyoruz. Bütün alanlarda ilgili kesimlerin aktörleri ve özneleriyle sürekli diyalog ve istişare içinde olmaya gayret ediyoruz. Bu buluşmanın da temel amacı hem Ankara merkezi hem de bütün Türkiye’ye dönük olarak kültür, sanat ve yayıncılık alanında birlikte neler yapabileceğimizi karşılıklı konuşmaktır.”

Türkmen: Siyasal temsilci değil omuzdaş olmak isterim

Ankara milletvekili adayı Türkmen ise “Ankara’da sizlerin fikirlerini önerilerini birlikte yapacağımız çalışmaları en iyi bir biçimde nasıl temsil ederim endişesiyle konuşuyorum. Çünkü size mahcup olmak istemem. Sizin yanınızda aldığım öğrendiğim her şeyi en iyi biçimde toplumla paylaşmak isterim. Toplumun bir siyasal temsilcisi değil omuzdaşı olmak isterim. Çünkü biz bu sokaklarda bir omuzdaş olarak hep mücadele ettik. Şimdi parlamentoda kitapları yaratanların, tiyatroyu oynayanların bu sokaklarda sanatı güçlendirmek için şarkılar söyleyenlerin toplumsal taleplerini en doğru bir biçimde parlamentonun kürsüsünden bütün dünyaya ve bütün bu coğrafyaya anlatma derdiyle karşı karşıya olduğumu biliyorum” diye konuştu.

Ankara’nın uzun süredir kuşatma altında olduğunu söyleyen Türkmen, “Artık kent olma kimliğini kaybetmiş durumda Ankara. 14 Mayıs bir sayfanın kapanma tarihi olmasını istiyoruz. Evet, 14 Mayıs’ta bu tek adam rejimini göndermek ve hep birlikte yeniden Ankara’nın parklarında, tiyatro salonlarında, kitap fuarlarında sözlerimizi ve mısralarımda güçlü bir biçimde söyleyeceğimiz bir Ankara kurmak istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

HABER MERKEZİ

#Sancar #sanatçılarla #buluştu #alanda #renkleri #çoğaltmak #için #yola #çıktık

Asrın Hukuk Bürosu: Tecrit sisteminin magazinsel ele alınması kabul edilemez

Asrın Hukuk Bürosu, Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen tartışmalara dair yaptığı açıklamada, 25 aydır ağır tecrit koşullarının sürdüğünü vurgulayarak, ‘Sn. Öcalan’ın kendisini ifade etme olanaklarının bulunmadığı bu koşullarda, tecrit ve haber alamama gerçeğini göz ardı etme veya perdeleme anlamına gelecek spekülatif tartışmaların doğru olmadığını düşünüyoruz’ dedi

Asrın Hukuk Bürosu, sona yaklaşan seçim sürecinde PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinden tartışma yürütülmesine dair açıklamada bulundu. Yapılan açıklamada, oy hesapları adına tarafların ciddi bir şekilde manipülasyonlara başvurduğunun gözlemlendiği belirtilerek “Sn.Öcalan’ın durumunun kabul sınırlarını zorlayan şekilde dezenformasyonlara konu edilmesi, durumun ilk elden muhatapları olan biz avukatları tarafından bazı hususları kamuoyunun bilgisine sunmayı zorunlu kılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Açıklamanın devamında Abdullah Öcalan’ın mutlak tecrit koşullarında tutulduğu ve 25 aydır kendisinden haber alınamadığı vurgulanarak şu bilgiler aktarıldı:

  • Öcalan’dan ve yanında tutulan diğer 3 müvekkilimizden 25 Mart 2021 tarihinden sonra HİÇBİR ŞEKİLDE haber alamıyoruz. Bu tarihte kardeşiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesi yarıda kesilmiş olup görüşmeye devam edilememiştir. Bu kesintinin nedeni tarafımızca bilinmemektedir.
  • Bu tarihten sonra İmralı’da tutulan müvekkillerimizin tutulma koşulları, maruz kaldıkları muamele ve sağlık durumları hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz.

 

  • Kamuoyuna sunulduğu gibi disiplin cezaları seçim sürecine özgü olmayıp tecrit sisteminin belirgin araçlarındandır. 2016 öncesinde hava muhalefeti, koster bozuk gibi gerekçelerle sürdürülen mutlak tecrit, 21 Temmuz 2016 tarihinden 14 Eylül 2018 tarihine kadar OHAL kararları ile bu tarihten sonra da aralıksız hem disiplin cezaları hem de İnfaz Hakimliğinin kısıtlama kararları devreye konularak sürdürülmüştür.

 

  • 5275 sayılı yasanın 66/3 maddesi gereğince “hükümlüler altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık, salgın hastalık veya doğal afet hâllerinde, kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılırlar.” Buna rağmen Öcalan ve diğer müvekkillerimiz aile bireylerinin değil hastalıkları, vefatları durumunda dahi bu haktan yoksun tutulmuş, 6 Şubat tarihinde yaşanan depremde bile bu yasak hali esnetilmemiştir.

 

  • 14 yıl boyunca yalnızca tek kanallı radyo kullanmasına izin verilen Öcalan bütün mahpusların kullanımında olan televizyona ancak 2013 yılında erişim sağlayabilmiştir. Ve fakat televizyon kanallarında kısıtlama yapıldığı ve gazetelerin 40 gün gecikmeyle verildiği Mayıs 2018 tarihli İl cezaevi izleme kurulu raporlarına da yansımıştır.

 

  • Öcalan 16 Şubat 1999 tarihinden 17 Kasım 2009 tarihine değin geçen 10 yıl 9 ay boyunca Ada Hapishanesinde tek başına tutulmuş; bu tarihten sonra İmralı Hapishanesine beş müvekkilimiz daha sevk edilmiştir. Daha sonra bu mahpuslar değişmiş olsa da gelinen son aşamada CPT’nin 2016 ve 2019 raporlarına yansıdığı üzere haftada yalnızca 6 saat bir araya gelen müvekkillerimiz, geriye kalan zamanın tümünü hücrelerinde yalnız geçirmektedirler.

 

‘Sağlık durumundan endişeliyiz’

Kuruluşundan itibaren gerek ruhen gerek bedenen zamana yayılı bir çürütmeyi hedefleyen, tutulma koşullarının işkence oluşturduğu AİHM kararları ve CPT raporları ile de teyit edilen İmralı Tecrit Sisteminin bu denli magazinsel ele alınmasının kabulü mümkün değildir. Tekraren vurgulamak durumundayız ki 25 Mart 2021 tarihinden bu yana Öcalan’dan haber alamamaktayız. Avukatları ve ailesinin tüm başvurularına ve çabalarına karşı Öcalan ve İmralı’da bulunan diğer üç müvekkilimizin yaşam koşullarından ve sağlık durumundan haberdar değiliz. Bu durum bizleri ve tüm toplumu tedirgin etmektedir.”

‘Tartışmalar Öcalan’ın bilgisi ve katkısı dışındadır’

Açıklamada son olarak şu sözlere yer verildi: “Bu koşullar altında, tüm topluma haber alamama durumunun ve ağır tecrit koşullarının sürdüğünü, tüm bu tartışmaların Öcalan’ın bilgisi, katkısı ve katılımı olmadan sürdüğünü belirtmek isteriz. Doğru ve olması gereken, Öcalan’ın avukatlarıyla acilen görüşme olanağının sağlanmasıdır. Hukuk ve asgari bir etik anlayışı da bunu gerektirmektedir. Öcalan’ın kendisini ifade etme olanaklarının bulunmadığı bu koşullarda, tecrit ve haber alamama gerçeğini göz ardı etme veya perdeleme anlamına gelecek spekülatif tartışmaların doğru olmadığını düşünüyoruz.

Herkesin bu hassasiyeti gözeterek gereken duyarlılığı sergileyeceğine inanıyoruz. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız. ”

HABER MERKEZİ

#Asrın #Hukuk #Bürosu #Tecrit #sisteminin #magazinsel #ele #alınması #kabul #edilemez

Çandar: 14 Mayıs’tan sonra tek bir tutuklu gazeteci olamamalı

Sur’da basın çalışanlarıyla bir araya gelen Yeşil Sol Parti Amed milletvekili adayı Cengiz Çandar, seçimin basın özgürlüğü için önemli fırsat olduğunu söyleyerek, ’14 Mayıs’tan sonra burada tek bir arkadaşımızın tutuklu olmaması lazım’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed milletvekili adayları, seçim çalışmaları kapsamında Sur ilçesinde bir otelde basın çalışanlarıyla bir araya geldi. Buluşmaya, kentin milletvekili adayları Ceylan Akça, Sevilay Çelenk, Halide Türkoğlu, Cengiz Çandar, Serhat Eren, Mehmet Emin Aktar ve Samet Mengüç ile Yeşil Sol Parti Amed İl Eşsözcüleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed İl Eşbaşkanları katıldı.

100’e yakın gazeteci kaybettirildi

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde basına yönelik baskılara dikkat çeken milletvekili adayı Sevilay Çelenk, “Ben de uzun yıllarını gazetecilik eğitimi veren bir kurumdan geçirmiş biri olarak, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutlamak istiyorum. Basına yönelik baskılar yeni değil. Basına dönük baskılar, Cumhuriyetin 100 yıllık tarihindeki bir süreklilik içinde düşünülmeli. 100 yıllık tarihimizde neredeyse 100’e yakın gazeteci zorla kaybettirildi, ya da katledildi, bunu en iyi bilen coğrafya, Kürt coğrafyası. Kürt medyası her zaman bir baskının otoriterleşmenin zulmü altında çalışmıştır. Sadece sansür tehlikesi altında değil, doğrudan yaşamına kasteden bir tehdit altında çalışmıştır. Bu süreç AKP iktidarı döneminde de devam etti. İktidar böyle bir süreklilik içinde bu cesareti bularak, her fırsatta Kürt medyası üzerine gidiyor” diye belirtti. .

Çandar: Gök’ün tutuklu olmasının simgesel anlamı var

Daha sonra milletvekili adayı Cengiz Çandar, konuştu. 40 yılı aşkın bir süredir gazetecilik yaptığını ifade eden Çandar, 25 Nisan’da 21 kentte yapılan operasyonda gazetecilerin de gözaltına alınıp tutuklandığını belirtti. Çandar, tutuklanan gazetecilerden biri olan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök’ten söz etti. Çandar, “Abdurahman Gök de tutuklandı. Hepiniz onu tanıyorsunuz. Burada, biz sizlerle beraberken, onun adını anmadan burada konuşmak istemedim. Tutuklandığı için değil sadece, Gök’ün siciline baktığımda, tüm Türkiye medyasında kendim de dahil olmak üzere, dil bilgisi olarak, mesleki alan hakimiyeti olarak onun kadar donanımlı biri daha yok. Ancak o şuan tutuklu. Bunun özel ve simgesel bir anlamı da var. Bu kadar donanımlı bir gazetecinin seçime iki hafta kala zindana gönderilmesi, bu rejimin Kürt halkına nasıl baktığını, Türkiye’deki özgürlükler konusundaki algısının ne olduğunu yeterince ortaya koyuyor” dedi.

’14 Mayıs basın özgürlüğü için önemli fırsat’

Bu seçimlerin Türkiye’deki basın özgürlüğünün sağlama alınması için tarihi bir seçim olduğunu ifade eden Çandar, “Bu seçim, tutuklu olan arkadaşlarımızın özgürlüklerine kavuşması ve mesleklerini özgür bir şekilde inşa edebilmeleri için önemli bir fırsat. 14 Mayıs’tan sonra burada tek bir arkadaşımızın tutuklu olmaması lazım. Burada kim gözaltına alınırsa, Ankara’nın, İstanbul’un ayağa kalması lazım. Onların tutuklanması bizim nasıl mücadeleyle yüz yüze olduğumuzu anlatıyor ve anlatmak zorunda” ifadelerinde bulundu.

Tecrit kırılmalı

Gazetecilerin Kürt sorununa ilişkin sorduğu sorulara Çandar, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit ile yanıt verdi. Çandar, “Şuanda olmadık bir dönemdeyiz. 2 yıldır Abdullah Öcalan’dan haber alınamıyor. Bu antidemokratik uygulama Türkiye’deki rejimin karakterinin zirve noktasıdır. Ülke yarın bir gün bu rejimden kurtulduğu anda demokratikleşme noktasına gider. İlk yapılması gereken ve bizlerin de ele alması gereken konulardan biri İmralı’daki tecridin kaldırılmasıdır. İmralı ve tecrit kavramları bir daha yan yana gelmemeli. Kürt sorununun çözümü meselesi, daha ilerki yolda mutlaka ele alınması ve düşünülmesi gereken istasyondur. Oraya varmak için öncelikle yapılması gereken, demokratik ikliminin yerleştirilmesi, toplumsal barış havasının oluşturulması. Onun da olmassa olmazlarından biri İmralı tecrittin kaldırılması” diye belirtti.

HABER MERKEZİ

#Çandar #Mayıstan #sonra #tek #bir #tutuklu #gazeteci #olamamalı

Uganda Çalışma Bakanı koruması tarafından öldürüldü

Uganda Çalışma Bakanı Charles Okello Engola, evinde koruması tarafından öldürüldü

Uganda Çalışma, İstihdam ve Endüstriyel İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Albay Charles Okello Engola’nın, evinde koruması tarafından silahla vurularak öldürüldüğü belirtildi.

Uganda Meclis Başkanı Anita Among yaptığı açıklamada, “Bu sabah, Engola’nın koruması tarafından öldürüldüğü ve ardından korumanın kendisini de vurduğuna dair üzücü bir haber aldım. Huzur içinde yatsın” ifadelerini kullandı.

İsmi açıklanmayan korumanın Engola’yı neden öldürdüğüne ilişkin açıklama yapılmadı.

Engola, daha önce savunma bakan yardımcılığı görevini de yürütmüştü.

DIŞ HABERLER

#Uganda #Çalışma #Bakanı #koruması #tarafından #öldürüldü

Uçar: Kendi yaşamlarımızı inşa etmeye geliyoruz

Elbistan’da halk buluşmasına katılan Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, iktidarın seçimleri darbe olarak tanımlamasına tepki göstererek, ‘Biz o sandığa halaylarımızla, zılgıtlarımızla, ‘Jin Jiyan Azadi’ sloganlarımızla gideceğiz ve bu iktidara kaybettireceğiz’ dedi

Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Mereş’in Bezarcix (Pazarcık) ilçesinde yaptığı halk buluşmasının ardından Elbistan ilçesine geçti. Konvoy eşliğinde buluşmanın olacağı Hacı Bektaş Veli Cemevi’nin yanında bulunan çadır kentlere gelen heyeti, alanda toplanan kitle Yeşil Sol Parti bayrakları, halaylar ve “Jin Jiyan Azadi” sloganları ile karşıladı.

Burada konuşan Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, depremde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başladı. Depremde yaşanılan acıların ortak olduğunu dile getiren Uçar, “Türkiye’de biz iki affet yaşadık. Birinci doğal affet ikincisi masadan kalkmayan bir iktidarla karşı karşıya kaldık. Bu ülkenin Kızılay’ı çadır satarken, bizler depremin ilk gününden bu yana yanınızdaydık. Depremde yıkılmadık, depremde bir irade ortaya çıktı ve bu irade ortaya çıktı. Temel ihtiyaçların karşılanmadığını biliyoruz, insanlarımız topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Ama çok iyi biliyoruz ki; Türkiye’nin her yeri deprem bölgesi ama iktidarın sözcüleri, ‘Depremi İstanbul’da bekliyorduk’ dedi. Tek adam rejimi emir verene kadar insanlar günlerce bekledi” diye konuştu.

‘Sizi zılgıtlarla göndereceğiz’

Türkiye’nin ikinci yüzyılının 14 Mayıs seçimleriyle belirleneceğini dile getiren Uçar, sandıklara giderek oyların kullanılması çağrısında bulundu. Halkı enkaz altında bırakanlardan hesap sorulacağını dile getiren Uçar, “Türkiye’de Kürt ve Alevi kimliğimiz inkar edildi, bizlerden ‘tür’ diye söz ediyorlar. Sizin ferasetiniz Kürt halkının ve Alevi halkının kadim dilini anlamaya yetmez” diye konuştu. Uçar, “Seçime az bir süre kala tek adam sözcüleri seçimi darbe olarak tanımlıyorlar. Bu ülkede özgür basın emekçilerine, hukuk örgütlerine darbeyi zaten onlar yapıyor. Ama bu darbeye karşı mücadele eden on binler var. Biz o sandığa halaylarımızla, zılgıtlarımızla, ‘Jin Jiyan Azadi’ sloganlarımızla gideceğiz ve bu iktidara kaybettireceğiz. 7 Haziran 2015 seçimleri halkların kazanımıydı, iktidar müdahale etti. Bu iktidar herkese diz çöktüreceğiniz zannetti ama bu aşamada diz çökecek olan biz değil, iktidardır. Biz kendi yaşamlarımızı inşa etmeye geliyoruz” diye belirtti.

İktidarı kadınlar gönderecek

Uçar, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Seçimlere doğru giderken iki oy kullanacağız. Birinci oy Yeşil Sol Parti’ye. Demokratik bir parlamento için Türkiye’nin halklarının Yeşil Sol Parti’ye ihtiyacı var. İkinci oyumuz, tek adam rejimini kırmak için Kılıçdaroğulu’na. Bu mücadele her birimizin mücadelesi. Yokluğumuz üzerine iktidarını kuran güçlere kurucu olduğumuzu göstermemiz lazım. Bizim mücadelemiz parlamento da değil, sokaklarda, her yerde. Onlara rağmen Kürtler ve Aleviler inançlarını ve kimliklerini söylemekten vazgeçmediler. Bu iktidarı değiştirmeye geliyoruz. Eşit temsiliyet ve eşbaşkanlık gücünü bize veren siyasetimizle eril siyasete de müdahale edeceğiz. İktidarı esasen biz kadınlar göndereceğiz.”

Buluşma, ‘Jin Jiyan Azadi’ sloganları ve halaylarla sona erdi.

HABER MERKEZİ

#Uçar #Kendi #yaşamlarımızı #inşa #etmeye #geliyoruz

Yeşil Sol’dan DİSK’e ziyaret

Yeşil Sol Parti adayları Çiçek ve Birol DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nu sendika merkezinde ziyaret etti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul milletvekilleri adayları Cengiz Çiçek ile İlknur Birol ve beraberindeki heyet, Beşiktaş’ta bulunan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Merkezi’nde Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu’nu ziyaret etti. Heyeti, Çerkezoğlu ve DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu karşıladı.

Ziyarette ilk olarak konuşan Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili adayı İlknur Birol, 14 Mayıs seçimlerini işaret ederek, bu seçimin tüm Türkiye halkları için bir değişim ve dönüşüm seçimi olacağını belirtti. Birol, bu değişim ve dönüşüm sürecinde işçilere ve emekçilerin büyük görevler üstleneceğini de sözlerine ekleyerek, şimdiden işçi ve emekçileri kutladıklarını aktardı.

‘Rejim ile demokrasi arasında bir seçim’

Ardından konuşan DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, 14 Mayıs seçimlerinin önemine dikkat çekerek, “Bu seçim rejim ile demokrasi arasında bir seçim olacak. Demokrasi işçinin emeğidir. Demokrasi olmadan emeğin hakları’ emeğin hakları olmadan da demokrasi olmaz. İşçi ve emekçinin yoksullaştığı, hak aramanın neredeyse imkansızlaştığı, tüm karar mekanizmalarında yoksun bırakıldığı bu süreçte, yepyeni bir sürece gireceğiz 14 Mayıs seçimleriyle. 1 Mayıs alanları dolduranlarda bu değişimin iradesiydi” dedi.

‘Halkımız tereddüt etmesin’

Gazetecilerin, seçim güvenliği konusunda çıkan tartışmalara ilişkin sorduğu sorulara cevap veren Birol, bunun iktidarın yarattığı bir algı operasyonu olduğunu söyledi. 31 Mart 2019 yılında yapılan yerel seçimlerde İstanbul’u örnek gösteren Birol, bu seçimde de sandığa sahip çıkacaklarını belirterek, “Halkımız tereddüt etmesin” dedi. Çerkezoğlu’da halk iradesinin üzerinde hiçbir gücün duramayacağını belirterek, “Türkiye’de çok köklü bir demokrasi geleneği var. Halk bu geleneğe sahip çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

Ziyaret, sorulan soruların ardından basına kapalı gerçekleşti.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Soldan #DİSKe #ziyaret

Kılıçdaroğlu Wan’da: Kimse kimliğinden ötürü ötekileştirilmeyecek

Wan’da konuşan Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu: Bu ülkede kimse, inancından ve kimliğinden ötürü ötekileştirilmeyecek. Kayyum denen garabet uygulamaları tümüyle bitireceğim

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Agirî ve Wan’da düzenlenen mitinglerde konuştu. İlk olarak Agirî’ye giden Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı konuşmada, “Bunlardan biri kalktı dedi ki bunlar sandığa gider ve değişim olursa darbe oluyormuş yahu darbeyi siz yapıyorsunuz. Bir çocuk açsa o ülkede adaletsizlik var demektir. Bir kişi caddelerde güler yüzle gezemiyorsa orada bir adaletsizlik var demektir. Adaleti getireceğim. İşsizlik sorunlarını çözeceğim. Kars, Erzurum, Ardahan dahil bu bölgeyi özel ekonomi bölgesi ilan edeceğiz bu bölgede olağanüstü yatırımlar olacak. Söz veriyorum sizin için çalışacağım söz veriyorum söz veriyorum söz veriyorum Ağrı meydanından size söz veriyorum” dedi.

‘Adaletin Ekrem’i, Selahattin’i olmaz’

Kılıçdaroğlu’nun Wan Beşyol Meydanı’nda düzenlenen mitinginde ise, Yeşil Sol Parti flamaları ve sloganları öne çıktı. Kılıçdaroğlu, havaalanından miting alanına kadar Yeşil Sol Parti flamalarıyla karşılandı.

Buradaki mitingde konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Adaletin Ekrem’i de olmaz Selahattin’i de olmaz, herkes eşittir. Yargısız infaz hiçbir vatandaşa hak görülemez. Bunun adı özgürlük seçimidir. Bunun adı kucaklaşma seçimidir. Kucaklaşmaya, özgürlüğe, eşitliğe, demokrasiye hazır mıyız?” diye kaydetti.

‘Kayyum garabetini tümüyle bitireceğim’

Seçimle gelenin seçimle ancak gidebileceğini belirten Kılıçdaroğlu ise, “Dünya kadar sorun var biliyorum, bütün sorunlarınızı biliyorum. Bu ülkenin insanlarına sözüm var bu ülkeye barışı getireceğim, bu ülkeye kardeşliği getireceğim. Bu ülkede kimse, inancından ve kimliğinden ötürü ötekileştirilmeyecek. Büyük haksızlıklar yapıldığını biliyorum. Seçimle gelenlerin görevlerinden alındığını biliyorum. Bütün bunları çözeceğim. Kayyum denen garabet uygulamaları tümüyle bitireceğim. Yeter artık, huzur içinde yaşamak istiyoruz. Devletin dini adalettir adaletin olmadığı bir yerde huzur olmaz, bereket olmaz, kardeşlik olmaz, çocuklar yatağa aç girer” diye konuştu.

Adalet vurgusu

Adalet Nöbeti tutan Emine Şenyaşar’ı hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Bu kardeşiniz, bu ülkeye adalet gelinceye kadar mücadele edecek. Emine Şenyaşar’a, 8 savcı değişti, dava açmıyorlar, korkularından dava açmıyorlar. Gittim, Emine Şenyaşar’la kucaklaştım, ondan sonra 8 savcı değişti 9. savcı davayı açtı. Adalet yerine gelinceye kadar izleyeceğim” dedi.

Mitingte sık sık “Direne direne kazanacağız” sloganı atıldı.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlu #Wanda #Kimse #kimliğinden #ötürü #ötekileştirilmeyecek

Yeşil Sol Parti çalışmalarını kent kent sürdürüyor

Yeşil Sol Parti birçok kent ve ilçede seçim çalışmalarını sürdürüyor. Hezex’de çalışma yürüten aday Ayşegül Doğan, ‘Yeni bir yol açacağız ve sistemi hep birlikte değiştireceğiz’ mesajı verdi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere 12 gün kala birçok kent, ilçe ve köyde çalışmalarını sürdürüyor.

İzmir

Yeşil Sol Parti, Ege kentlerinde seçim çalışmalarını sürdürüyor. İzmir’in Narlıdere ilçesinde yapılan esnaf ziyaretine katılan Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Abdülmecit Yıldırım, seçimlerin önemine işaret ederek, iktidarın bu seçimlerde gönderilmesinin halklara barış ve özgürlük getireceğini söyledi. Esnafların yoğun ilgisiyle karşılaşan partililer, sokaktaki yurttaşlarla sohbet etti. Yurttaşlar da iktidarın ekonomi politikalarından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Konak ilçesinde ise, esnaf ziyaretlerini sürdüren partililer, İnşaatçılar ve Gıda Çarşısında esnafa bildiri dağıttı.

Manisa

Yeşil Sol Parti Manisa İl Örgütü, Ahmetli ilçesinde seçim irtibat bürosu açılışı gerçekleştirdi. Seçim irtibat büro açılışının ardından esnaf ve pazar ziyaretleri gerçekleştirildi. Büro açılışına, Yeşil Sol Parti Manisa Milletvekili adayları Habib Eksik, Vezan Karabulut, Kerem Taylan, Ayşe Gül, Zübeyde Tarlabölen, Yeşil Sol Parti Ahmetli ilçe yöneticileri ve Halkların Demokratik Parti (HDP) yöneticileri katıldı. Yurttaşların yoğun ilgi gösterdiği büro açılışında halaylar çekilirken, seçim irtibat bürosu, Yeşil Sol Parti Milletvekili adayları ve kadınlar öncülüğünde alkışlarla açıldı.

Burada konuşan Manisa Milletvekili adayı Habib Eksik, Ahmetli’de alınan oyların ikiye katlanması gerektiğini söyleyen Eksik, 14 Mayıs’ın sandıkların patlatıldığı gün olması için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. Eksik, “Bütün halklar bir arada mücadele ederek Yeşil Sol Parti’yi meclise taşıyarak geleceğimizi şekillendireceğiz Faşizme son verecek, yoksulluğu, işsizliği bitirecek, bütün halkların, inançların bir arada yaşamasını sağlayacak parti Yeşil Sol Parti’dir. Türkiye’de iki bloklu bir siyaset güdüyorlar. Biz halkımıza dedik biz bu kutuplaştırıcı siyaseti kabul etmiyoruz. Biz parti olarak 3’üncü yolu olun inşa ettik. Emek ve Özgürlük İttifakı ile bir seçime giriyoruz. Hukuksuz uygulamaların son bulması için elimizi taşın altına koyuyoruz. 14 Mayıs bizim için bayram olacak. Türkiye’nin her yerinde zafer halayları çekeceğiz” dedi.

Şirnex

Şirnex’in Hezex ilçesine bağlı Deştadarê beldesinde Yeşil Sol Parti halk şöleni gerçekleştirdi. Kadınların kiras fistan kıyafetleriyle yoğun olarak katıldığı şölende, Yeşil Sol Parti adayları coşkuyla karşılandı. Şölende konuşan HDP Şirnex Eşbaşkanı Abdullah Güngen, son zamanlarda yapılan siyasi operasyona dikkat çekerek, halkın bu saldırılara sandıkta cevap vereceğini belirtti.

Yeşil Sol Parti Şirnex adayı Ayşegül Doğan ise, yapılacak seçimin önemine değinerek şunları söyledi: “14 Mayıs bizler için önemlidir. Bu seçimde ittifakımızı kurmamız gerekiyor. 4 adayımızı da Ankara’ya göndermemiz gerekir. Bunun için hazır mısınız? Şimdi yeni bir başlangıçtayız. Yeni bir yol açacağız ve bizler bu sistemi hep birlikte değiştireceğiz. Kürtlerin kaderi sadece dağlar ve toprağın altı değil. Hakkımızı istiyoruz, kimliğimizi istiyoruz. Bunun için de değişime ihtiyaç var için güçlü bir ittifakla sandık başına gidip gerekli cevabı vermeliyiz.”

Konuşmalar ardından çekilen halaylarla şölen sona erdi.

Mersin

Kürt siyasetçi Ahmet Türk, 14 Mayıs seçim çalışmaları kapsamında Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mersin İl Örgütü’ne ziyaret gerçekleştirdi. Buradaki ziyarette Türk’ü, Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Hamdiye Kırıcı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanı Hoşyar Sarıyıldız ile Mersin İl Örgütü il ve ilçe yöneticileri karşıladı.

Ziyarette, 14 Mayıs seçimlerine dair değerlendirmeler yapıldı. Türk, yaklaşan seçimlerinin önemine değinerek, milletvekili adaylarına seçimlerde başarı temennisinde bulundu.

Yeşil Sol Parti Mersin milletvekili adayları Ali Bozan ve Hamdiye Kırıcı da seçim çalışmaları kapsamında Toroslar ilçesine bağlı Karaduvar Mahallesi’nde ev ziyaretleri gerçekleştirdi. Ziyaretlerde büyük bir ilgiyle karşılanan adaylar, 14 Mayıs seçimlerinin önemine değinerek Yeşil Sol Parti’yi destekleme çağrısında bulundu.

Yeşil Sol Parti Gençlik Meclisi ise Akdeniz ilçesinde bildiri dağıtımı gerçekleştirdi. Bildiri dağıtımında yurttaşlara Yeşil Sol Parti’nin çalışmalarını anlatan gençler, yurttaşları Yeşil Sol Parti’yi desteklemeye davet etti.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Parti #çalışmalarını #kent #kent #sürdürüyor

Vartinis Davası yine ertelendi

Zamanaşımı riski olan Vartinis Davası, hakkında kırmızı bülten kararı verilen firari sanık Bülent Karaoğlu’nun yakalanmaması gerekçesiyle ertelendi

Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis (Altınova) beldesinde 3 Ekim 1993 tarihinde evleri ateşe verilerek aynı aileden 9 kişinin yakılarak katledilmesiyle ilgili Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden başlayan Vartinis Davası’nın 13 üncü duruşması Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmayı Hafıza Merkezi adına Barış Akademisyeni Ozan Devrim Yay izledi.

Mahkeme heyeti, 2022 yılının Ekim ayında verilen “kırmızı bülten” kararına rağmen firari sanık Bülent Karaoğlu’nun yakalanamadığı gerekçesiyle duruşmayı 7 Haziran’a erteledi.

Ne olmuştu?

Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis Beldesi (Altınova) kırsalında 2 Ekim 1993 tarafından yaşanan çatışmada bir astsubay yaşamını yitirdi. Çatışmadan sonra astsubayın cenazesini almaya gelen askerler, Vartinis’ten geçerken havaya ateş açtı ve “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” diyerek bölgeden ayrıldı. Olaydan bir gün sonra, yani 3 Ekim 1993’te beldeye gelen askerler “örgüte yardım ettikleri” iddiasıyla köyü ateşe verdi.

Evlerinin ateşe verilmesi sonucu Nasır ve Eşref Öğüt çifti, en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz 3 yaşında olan 7 çocuklarıyla birlikte can verdi. Evden sağ kurtulan tek kişi olan Aysel Öğüt, daha sonra olaya ilişkin suç duyurusunda bulundu.

Dosya kapatıldı

Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, “terör suçu” diyerek dosyayı görevsizlik kararıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığına gönderdi. DGM Başsavcılığı, olayı “terör eylemi” olarak nitelendirdi ve “failleri belli olmadığı” gerekçesiyle dosyayı kapattı.

2003’te yeniden suç duyurusu

Öğüt, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde yapılan düzenlemelerle birlikte, 2003’te yeniden suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık, bu kez olaya ilişkin soruşturma başlattı. Savcılık, iddialarda ismi geçen kişilerin askeri görevde oldukları gerekçesiyle Elazığ 8’inci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dosya bu kez de 7 yıl askeri savcılıkta bekledi.

7 yıl sonra tamamlandı

2011 yılında Öğüt ailesinin avukatları yeniden savcılığın yolunu tuttu. Muş Başsavcılığı, yasa değişiklerini de dikkate alarak soruşturmayı yürütüp tamamladı. Dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu, Hasköy İlçe Jandarma Komando Bölük Komutanı Üsteğmen Hanefi Akyıldız, Muş Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürü Şerafettin Uz ve Gökyazı Karakol Komutanı Başçavuş Turhan Nurdoğan hakkında “kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçundan dava açıldı.

Beraat kararı

“Güvenlik” gerekçesiyle Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi’nde alınan davanın 1 Mart 2016 tarihindeki karar duruşmasında, dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu ile diğer 3 sanık hakkında “delil yetersizliğinden” beraat kararı verildi. Karara, “yargılamanın eksik yürütüldüğü” gerekçesiyle itirazda edildi.

Yargıtay kararı 5 yıl sonra bozdu

Dosya, 5 yıl Yargıtay’da bekletilmesi ardından karar çıktı. Yargıtay, katliamdan dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu’nun sorumlu olduğunu belirterek yerel mahkemenin verdiği beraat kararını “köyün yakılması emrini Yüzbaşı Karaoğlu vermiştir” diyerek bozdu. Daire, ayrıca dava sanıkları arasında yer alan rütbeli 3 asker hakkındaki beraat kararını ise onadı. Kararın ardından Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 21 Eylül 2021 tarihinde görülen ilk duruşmada dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Bülent Karaoğlu hakkında tutuklama kararı verildi. Ancak Karaoğlu Eylül 2021 tarihinden bu yana yakalanamadı.

#Vartinis #Davası #yine #ertelendi

Uytun’un katledilmesi: Dosyanın Ağır Ceza’ya gönderilmesi talep edildi

Gaz kapsülüyle katledilen 18 aylık Mehmet Uytun’un ölümüne dair açılan davada savcı, sanık askerin ‘taksirle ölüme neden olmak’ suçundan cezalandırılmasını istedi

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinde 9 Ekim 2009 tarihinde 18 aylık Mehmet Uytun, evlerinin balkonunda annesinin kucağında bulunduğu sırada polisler tarafından atılan gaz kapsülünün başına isabet etmesi üzerine hayatını kaybetmişti. Uytun’un katledilmesine dair Uzman Çavuş H.A. hakkında “taksirle ölüme neden olmak” suçlamasıyla açılan davanın 3’üncü duruşması Cizre 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmaya, Uytun ailesinin avukatı ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi Başkanı Abdullah Zeytun ile Av. Yakup Güven katıldı. Sanık avukatı ise, bulunduğu kentten Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) duruşmaya katıldı.

Dosyanın Ağır Ceza’ya gönderilmesi talebi

Dosyaya konulan raporların okunmasının ardından Uytun ailesinin avukatları konuştu. Av. Abdullah Zeytun, katılmadıkları ikinci celsede sanık ve tanıkların dinlendiğine işaret ederek, tanık ve sanığın kendilerinin katıldığı bir duruşmada dinlenilmesini talep etti. Zeytun, mahkemenin “yetkisizlik” kararı vermesini ve dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermesini talep etti.

Avukat Yakup Güven ise, sanığın “kasten öldürme” suçundan yargılanmasını isteyerek, bu dosyada görevli olan mahkemenin ağır ceza mahkemesi olduğu gerektiğini vurguladı. Güven, “Dosyanın ‘adam öldürme’ suçu yönünden ağır ceza mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Bu nedenle dosya hakkında görevsizlik kararı verilmesini talep ederiz” diye kaydetti.

Sanık avukatı Yalçın Torun, gelen raporu kabul etmediklerini belirtti. Torun, “Rapor talebinde bu hususlar istenilmediği halde raporda ölüm sebebi belirtilmiştir. Gelen bilirkişi raporu yeni bir delil değildir” iddiasında bulundu.

Mahkeme heyeti, sanık avukatına müdahale ederek, “yanlış beyanlarda” bulunduğunu söyledi. Ardından savunmaya devam eden Torun, “Yeni gelen raporların dosyanın çözümünde katkısı yoktur. Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir, dosyanın yeniden bilirkişiden rapor aldırılmasını talep ediyoruz. Mağdur avukatlarının talepleri kötü niyetli taleplerdir” diye kaydetti.

Savcı, mağdur avukatların taleplerinin yerine getirilmesini, tanık Can P.’nin duruşmada hazır edilmesini, sanık müdafinin yeniden bilirkişi raporunun alınması talebinin reddini istedi.

Mahkeme, sanık ve tanığın yeniden dinlenilmesi talebini reddetti. Mahkeme ayrıca, yeniden bilirkişi raporunun aldırılması talebinin daha önce rapor aldırılmış olması nedeniyle reddine karar verdi.

‘Taksirle ölüme neden olma’ suçundan ceza talebi

Ardından esasa dair mütalaasını sunan savcı, “21 Mart 2023 tarihli İstanbul ATK 1’inci Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporu ile ölen bebeğin gaz fişeği mühimmatının isabet etmesi şeklinde gerçekleşen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu tespit edildiği anlaşılmakla, olay tarihinde kolluk kuvveti olarak görev yapan sanığın, toplumsal bir olaya müdahalesi esnasında dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde ikametlerin bulunduğu bir alanda gaz tüfeği ile ateşlemek ve tüfekten çıkan kapsülün duvardan sekmesi neticesinde Mehmet Uytun’un başına isabet etmesi sonrasında ölümüne sebep olmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği sabit olmakla eylemine uyan TCK’nın 85/1. Maddesi uyarınca (Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır) cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur” diye kaydetti.

Mütalaaya itiraz

Mütalaaya ve esasa karşı savunma yapan Av. Zeytun, “Mütalaayı kabul etmiyoruz, bizce mahkeme tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir. Mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talep ediyoruz” dedi.

Mahkeme, ek süre taleplerini kabul ederek, duruşmayı 11 Mayıs’a erteledi.

HABER MERKEZİ

#Uytunun #katledilmesi #Dosyanın #Ağır #Cezaya #gönderilmesi #talep #edildi