Ana Sayfa Blog Sayfa 538

Şenyaşar ailesinden Bozdağ’a ‘seccade’ mesajı

Adalet Nöbet’leri 767’nci günde olan Şenyaşar ailesi, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın ‘Seccade’ açıklamasına dikkat çekerek, ‘Anlı secdeye değenlerin ne çirkin işlere bulaştığını halk çok iyi biliyor’ paylaşımı yaptı

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde, AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 767’nci güne girdi.

Halk her şeyi biliyor

Aile, sanal medya hesabında, Bekir Bozdağ’ın dün Riha’da yaptığı konuşmasına atıfta bulunarak şu paylaşımda bulundu: “Anlı secdeye değenlerin ne çirkin işlere bulaştığını halk çok iyi biliyor. Kirli alınları seccadeler ve secdeler temizlemez! Onurlu Şanlıurfa halkı, 14 Mayıs’ta ülkede ADALETİ katleden Bekir Bozdağ’a en iyi cevabı verecektir.”

RIHA

#Şenyaşar #ailesinden #Bozdağa #seccade #mesajı

Emek ve Özgürlük İttifakı: Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz

Emek ve Özgürlük İttifakı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı 

Emek ve Özgürlük İttifakı yaptığı yazılı açıklama ile cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekeleme kararı aldı.

İttifak tarafından yapılan açıkalamada “Türkiye siyasetinin bu kırılma aşamasında, üzerimize düşen tarihi görevi hem geleneğimize hem de gelecek kuşaklara borcumuz kapsamında yerine getirme konusunda mutabık kaldık. Bu kapsamda 14 Mayıs 2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklama şöyle:

“Türkiye; siyasi, toplumsal ve ekonomik krizlerin bir arada yaşandığı çoklu kriz şartları altında tarihinin en önemli seçimine doğru ilerlemektedir. Türkiye halkları bu çoklu krizin zorlukları, siyasi baskılar ve her türlü eşitsiz propaganda koşullarına rağmen geleceğini kurtarma mücadelesini 14 Mayıs sandıklarında bir kez daha başarıya ulaştırmaya odaklanmıştır. Türkiye halklarının ve ezilenlerinin geleneği bugüne kadar otoriter ve faşist anlayışlara karşı direnişi ve zaferi öğretmiş ve örgütlemiştir.

Bilindiği üzere Türkiye halklarının devrimci, demokrat ve ezilenleri olarak Emek ve Demokrasi İttifakı adıyla bir araya geldik. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmama, parlamento seçimlerine ise ittifak çatısı altında girme kararı aldık.

Türkiye siyasetinin bu kırılma aşamasında, üzerimize düşen tarihi görevi hem geleneğimize hem de gelecek kuşaklara borcumuz kapsamında yerine getirme konusunda mutabık kaldık. Bu kapsamda 14 Mayıs 2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Bilinmelidir ki Türkiye siyasi tarihinin en önemli seçiminde faşizme karşı zafer elde etmenin tek yolu cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmaktan geçmemektedir. Bilakis, faşizmi geriletmenin en önemli mecralarından biri TBMM’de çoğunluğu sağlayacak aritmetiği sağlamaktır. Bu durumu sağlamak için tüm Türkiye halklarını, 14 Mayıs 2023 Milletvekilliği Seçiminde Emek ve Özgürlük İttifakı’na oy vermeye çağırıyoruz. Tüm ezilenleri, yok sayılanları, hak gaspına uğrayanları ve sömürülenleri parlamentoda temsil etmenin tek yolu Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında toplanmak ve parlamentoda söz, yetki, karar sahibi haline gelmektir.

Bu tarihi seçimde; Türkiye halklarını bir kez daha milletvekilliği seçimlerinde Emek ve Özgürlük İttifakı’na, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermeye çağırıyoruz.”

HABER MERKEZİ

 

 

#Emek #Özgürlük #İttifakı #Kemal #Kılıçdaroğlunu #destekliyoruz

Güzel: Benim şahsımda bir halk yargılanıyor

Tutuklu HDP Amed Milletvekili Semra Güzel, yargılandığı davada yaptığı savunmada, ‘Hem yargılanan Kürt halkı gerçekliği hem de bir tarihsel halk gerçekliği benim şahsımda bir kez daha yargılanıyor’ dedi

Hakkında 2017 yılında başlatılan soruşturma dosyasındaki bir kısım fotoğrafların basına servis edilmesinden sonra dokunulmazlığı kaldırılarak 3 Eylül’de tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Semra Güzel’in yargılandığı davanın duruşması görüldü.

Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Güzel, avukatlar Rezzan Gezer ve Eylem Arzu Kayaoğlu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS ile bağlandı.

Aynı zihniyetin sonucu

Güzel savunmasında Mereş (Maraş) merkezli depremlere değinerek, “Bugün orada olamamamın sorumlusu ve bu kadar can kaybının olmasının da sorumlusu aynı kişi. Bu rant politikaları ve tekçilik. Eğer bu sistem olmasaydı, eğer yolsuzlukları olmasaydı bunlar yaşanmazdı. Bugün gerçek sorumluların yargılanmadığını da görüyoruz. Yıllarca Cumartesi Anneleri cenazelerini aradı, evlatlarının bedenlerini ölüm kuyularında arardı, evlatları kimsesizler mezarlarına gömüldü. O yüzden en çok biz depremzedeleri anlıyoruz. Biz bu acıları biliyoruz. Aynı zihniyet ve sistemin sonucudur bunlar” dedi.

Fotoğrafların dışında bir şey yok

Ardından oluşturulan dava dosyasına değinen Güzel, dosyada kendisiyle bağlantılı olan tek şeyin basına yansıyan fotoğraflar olduğunu ve dosyasında bir şey olmadığını söyledi. Suçlama gerekçelerine bakıldığında ise davanın şahsi olmadığını, yargılanan Kürt halkının değerleri ve talepleri olduğunu ifade eden Güzel, “Hem yargılanan Kürt halkı gerçekliği hem de bir tarihsel halk gerçekliği benim şahsımda bir kez daha yargılanıyor. Savunduğumuz kimlik ve demokratik siyaset nedeniyle yargılama yapılıyor. Asıl yargılanan bizlerin aracılığıyla iletilen halkın talepleri. Siyasetçi olana kadar bu dosya açılmamışken siyasetçi olduktan sonra açıldı. Burada halka da bir mesaj veriliyor, ‘sen seçemezsin, seçersen böyle olur’ deniliyor. Kayyımlar da böyleydi. Parti kapatmalar da yine böyleydi” dedi.

Siyasi linç davası

“Varolan kimlikler haklarını isteyince engelleniyor” diyen Güzel, “Farklılıklar için bugün mücadele edilince karışımıza çıkan bu oluyor. Tüm baskı ve engellemelere rağmen başarıya ulaşmayan tekçi zihniyet öfke ve kinle doluyor” dedi. Mahkeme heyeti tarafından kabul edilen talebin ardından avukatlar Güzel’in tahliyesini talep etti. Nuray Özdoğan, “Çok kısmi bir savunma yapmış olsa da bu durum tahliye edilmesine engel değil. Siyasi bir linç sonucu açılan bir davadır bu” dedi.

Kaçma şüphesi yok

Savcılık makamı, Güzel’in tutukluluğunun devamına ilişkin karar vererek, kuvvetli delil durumu, kaçma şüphesi ve Güzel’in savunmasının tamamlanmaması talebiyle tutukluluk halinin devamı istendi. Avukatlar, savcının talebine katılmadığını kaydederek, tahliye kararı istediklerini dile getirdi. Avukat Sinem Coşkun, Güzel’in kaçarken yakalanmadığını, İstanbul’da bir mizansen ile tutuklandığını ifade ederek, dosyada tutukluluk gerekçelerinden biri olan kaçma şüphesi ve sahte kimliklerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Özdoğan da, “Tutukluluğu bir siyasetçi olarak seçim sürecinde siyasi faaliyetler yapmasının önüne geçilerek siyaset yürütmesinin önünde hak ihlalidir. Bağımsız bir yargılamanın gereği olarak müvekkilimizin tutukluluğuna son verilmesini talep ediyoruz” dedi.

Duruşma 14 Temmuz’a ertelendi

Mahkeme heyeti, tutukluluğunun aynı gerekçeler ile devamına, ilk savunmasını tamamladıktan sonra, tanık olarak yer alan Hüseyin Doğan’ın sonraki süreçte dinlenmesine ve davanın 14 Temmuz’a ertelenmesine karar verdi.

ANKARA

#Güzel #Benim #şahsımda #bir #halk #yargılanıyor

Güzel: Benim şahsımda bir halkı yargılanıyor

Tutuklu HDP Amed Milletvekili Semra Güzel, yargılandığı davada yaptığı savunmada, ‘Hem yargılanan Kürt halkı gerçekliği hem de bir tarihsel halk gerçekliği benim şahsımda bir kez daha yargılanıyor’ dedi

Hakkında 2017 yılında başlatılan soruşturma dosyasındaki bir kısım fotoğrafların basına servis edilmesinden sonra dokunulmazlığı kaldırılarak 3 Eylül’de tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Semra Güzel’in yargılandığı davanın duruşması görüldü.

Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Güzel, avukatlar Rezzan Gezer ve Eylem Arzu Kayaoğlu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS ile bağlandı.

Aynı zihniyetin sonucu

Güzel savunmasında Mereş (Maraş) merkezli depremlere değinerek, “Bugün orada olamamamın sorumlusu ve bu kadar can kaybının olmasının da sorumlusu aynı kişi. Bu rant politikaları ve tekçilik. Eğer bu sistem olmasaydı, eğer yolsuzlukları olmasaydı bunlar yaşanmazdı. Bugün gerçek sorumluların yargılanmadığını da görüyoruz. Yıllarca Cumartesi Anneleri cenazelerini aradı, evlatlarının bedenlerini ölüm kuyularında arardı, evlatları kimsesizler mezarlarına gömüldü. O yüzden en çok biz depremzedeleri anlıyoruz. Biz bu acıları biliyoruz. Aynı zihniyet ve sistemin sonucudur bunlar” dedi.

Fotoğrafların dışında bir şey yok

Ardından oluşturulan dava dosyasına değinen Güzel, dosyada kendisiyle bağlantılı olan tek şeyin basına yansıyan fotoğraflar olduğunu ve dosyasında bir şey olmadığını söyledi. Suçlama gerekçelerine bakıldığında ise davanın şahsi olmadığını, yargılanan Kürt halkının değerleri ve talepleri olduğunu ifade eden Güzel, “Hem yargılanan Kürt halkı gerçekliği hem de bir tarihsel halk gerçekliği benim şahsımda bir kez daha yargılanıyor. Savunduğumuz kimlik ve demokratik siyaset nedeniyle yargılama yapılıyor. Asıl yargılanan bizlerin aracılığıyla iletilen halkın talepleri. Siyasetçi olana kadar bu dosya açılmamışken siyasetçi olduktan sonra açıldı. Burada halka da bir mesaj veriliyor, ‘sen seçemezsin, seçersen böyle olur’ deniliyor. Kayyımlar da böyleydi. Parti kapatmalar da yine böyleydi” dedi.

Siyasi linç davası

“Varolan kimlikler haklarını isteyince engelleniyor” diyen Güzel, “Farklılıklar için bugün mücadele edilince karışımıza çıkan bu oluyor. Tüm baskı ve engellemelere rağmen başarıya ulaşmayan tekçi zihniyet öfke ve kinle doluyor” dedi. Mahkeme heyeti tarafından kabul edilen talebin ardından avukatlar Güzel’in tahliyesini talep etti. Nuray Özdoğan, “Çok kısmi bir savunma yapmış olsa da bu durum tahliye edilmesine engel değil. Siyasi bir linç sonucu açılan bir davadır bu” dedi.

Kaçma şüphesi yok

Savcılık makamı, Güzel’in tutukluluğunun devamına ilişkin karar vererek, kuvvetli delil durumu, kaçma şüphesi ve Güzel’in savunmasının tamamlanmaması talebiyle tutukluluk halinin devamı istendi. Avukatlar, savcının talebine katılmadığını kaydederek, tahliye kararı istediklerini dile getirdi. Avukat Sinem Coşkun, Güzel’in kaçarken yakalanmadığını, İstanbul’da bir mizansen ile tutuklandığını ifade ederek, dosyada tutukluluk gerekçelerinden biri olan kaçma şüphesi ve sahte kimliklerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Özdoğan da, “Tutukluluğu bir siyasetçi olarak seçim sürecinde siyasi faaliyetler yapmasının önüne geçilerek siyaset yürütmesinin önünde hak ihlalidir. Bağımsız bir yargılamanın gereği olarak müvekkilimizin tutukluluğuna son verilmesini talep ediyoruz” dedi.

Duruşma 14 Temmuz’a ertelendi

Mahkeme heyeti, tutukluluğunun aynı gerekçeler ile devamına, ilk savunmasını tamamladıktan sonra, tanık olarak yer alan Hüseyin Doğan’ın sonraki süreçte dinlenmesine ve davanın 14 Temmuz’a ertelenmesine karar verdi.

ANKARA

#Güzel #Benim #şahsımda #bir #halkı #yargılanıyor

Çocuğa cinsel istimarda bulunan faile beraat

Arkadaşının babasının cinsel istismarına maruz kalan 14 yaşındaki çocuğun ailesi aldıkları tehdit üzerine şikayetlerinden vazgeçerken mahkeme, müdahil olan bakanlığın talebine rağmen beraat kararı verdi

İstanbul’da yaşayan 14 yaşındaki İ.Ç., arkadaşının 52 yaşındaki babası B.G. tarafından cinsel istismara maruz kaldığını söyleyerek şikayetçi oldu. Çocuk İzleme Merkezi’nde yaşadıklarını anlatan çocuğun ifadelerinin ardından B.G. tutuklandı. Ancak İ.Ç.’nin ailesi şikayetini geri çekince 3 ay 8 gün tutuklu kalan B.G. aralık ayında tahliye oldu.

Ailenin evini bastılar

Hafta içi Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 3’üncü duruşmasında İ.Ç.’nin avukatı yaptığı savunmada, “Müvekkillerimiz evleri basılması sebebiyle korkmuş olup bu nedenle şikayetlerinden vazgeçmişlerdir. Ortada bir tehdit söz konusu. Sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.

Mahkeme beraat verdi

Duruşmaya katılan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da sanığın indirim yapılmaksızın cezalandırılmasını isterken, savcısı da esas hakkındaki mütalaasında sanığın cezalandırılmasını talep etti. ncak tün taleplere rağmen mahkeme sanığın cinsel istismar suçunu işlediğinin sabit olmadığını belirterek B.G.’nin beraatine karar verdi.

İSTANBUL

#Çocuğa #cinsel #istimarda #bulunan #faile #beraat

Gazeteciler Çelik ve Yayla hakkında ceza talebi

Wan’da 2 yurttaşın helikopterden atılmasını kamuoyuna duyuran gazetecilerin gözaltına alınmasını haberleştiren gazeteciler Ferhat Çelik ve İdris Yayla’nın yargılandığı davada gazeteciler için ceza istendi

Wan’ın Şax (Çatak) ilçesinde askerler tarafından 11 Eylül 2020 tarihide askerler tarafından gözaltına alınan Servet Turgut ve Osman Şiban’ın helikopterden atılmasını kamuoyuna duyuran gazetecilerin gözaltına alınmasıyla ilgili haber yapan Mezopotamya Ajansı Yazı İşleri Müdürü Ferhat Çelik ve Jiyan Haber İmtiyaz Sahibi İdris Yayla hakkında açılan davanın duruşması görüldü.
“Terörle Mücadelede Görev Almış Kişileri Hedef Göstermek” suçlaması ile açılan davanın duruşması Van 2’nci Ağır Caza Mahkemesi’nde görüldü.

Savcı ceza talep etti

Gazetecilerin ve avukatlarının katılmadığı duruşmada, iddia makamı esas hakkında mütalaasını sunarak, gazetecilerin “… bilinçli bir şekilde soruşturmayı yürüten kurum ismi söylenmesi yeterliyken sanıkların haber konusunu daha da özele indirgeyerek soruşturmayı yürüten kamu görevlisi müştekiyi teşhir etmek suretiyle” üzerlerine atılı suçu işlediklerini ileri sürdü.
İddia makamı, gazetecilerin cezalandırılmasını isterken, mahkeme ara kararında avukatların mazeretlerini kabul ederek, duruşmayı 4 Mayıs’a erteledi.

İSTANBUL

 

#Gazeteciler #Çelik #Yayla #hakkında #ceza #talebi

Yeşil Sol Parti Bursa adayı: Barışı hep birlikte inşa edeceğiz

Yeşil Sol Parti Bursa milletvekili adayı Ceylan Erol Erdoğan, Bursa gibi bir yerde kadın ve Kürt olarak çalışma yürütmesinin dezavantaj sağlamadığını ifade ederek ‘dönüşüme şahit olacağız’ dedi

Siyasi partiler ve adaylar 16 gün sonra gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilli seçimleri için çalışmalarına aralıksız bir şekilde devam ediyor.

Seçim listesinde ilk sırada yer alan kadınlardan biri de Bursa Milletvekilli adayı Ceylan Erol Erdoğan. 1. bölgeden birinci sıradan aday gösterilen Erdoğan, 18 yaşından bu yana verdiği mücadeleyle kentte tanınan bir sima aynı zamanda.

MA’dan Esra Solin Dal’a konuşan Erdoğan, Meclis’in de biraz Bursa’ya benzediğini söyleyerek “Yeşil Sol Parti olarak Meclis’i mora boyayacağız. Bu ülkenin geleceğini kesinlikli takım elbiselilere bırakmamalıyız” dedi.

Ceylan Erol Erdoğan kimdir?

Mûş’un Gol (Göl) köyünde 1989 yılında dünyaya gelen Erdoğan, 1993 yılında devletin baskı politikalarından dolayı henüz çocuk yaşlarda ailesiyle Bursa’ya göç etmek zorunda kaldı. Korucu ve askerler tarafından köylerinin yakılması sonrası Yıldırım ilçesine göç eden Erdoğan, ilkokul ve liseyi Bursa’da, üniversiteyi Riha’da okudu. Evli ve iki çocuğu olan Erdoğan ve ailesinin peşini baskılar burada da bırakmadı. Mücadeleyi tercih eden Erdoğan, Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) kurulduğu ilk yıllarda çalışmalarda aktif yer aldı.

15 Ekim 2012 tarihinde kurulan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) ilk kongresinde Yıldırım ilçesinin ilk kadın eşbaşkanı oldu. Bir dönem Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Kongreya Jinên Azad’ın (KJA) sözcülüğünü de yapan Erdoğan, iki dönem HDP İlçe Eşbaşkanlık görevinde bulundu.

Erdoğan, Yeşil Sol Parti Bursa Milletvekili adayı olarak mücadelesine devam ediyor.

Batıya zorunlu göç

Devletin baskısı nedeniyle doğduğu köyden bir kamyonetin kasasında yanlarına alabildikleri birkaç parça eşyayla yolla koyulduklarını belirten Erdoğan, “Akrabalarımızla Muş’tan Bursa’ya göç ettiğimizde annem ve yengem hamileydi. Yanımıza aldığımız birkaç parça eşya ile bir kamyonetin arkasında bilmediğimiz bir diyara sürüldük. Ekonomik olarak asla çaresiz olmadık ama böyle durumlarda ekonominde pek bir işe yaramıyor. Küçük olmama rağmen hissettiklerimi hala unutmadım” diye belirtti.

Ayrımcılıkla karşılaştı

Kurdistan’ın birçok yerinden göç ettirilen birçok ailenin adeta Yıldırım ilçesinde buluştuğunu söyleyen Erdoğan, burada yaşadıkları ilk önemli sorunun dil olduğunu kaydetti. Erdoğan, buna dair ise şunları belirtti: “Anadilim olan Kürtçe dışında başka bir dil bilmiyordum. Yani gittiğimiz yerlerde insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyordum ve insanlar sizi anlamadığı için sadece bakıyorlardı. İlkokula gittiğimde Türkçeyi öğrendim. Ev sahibimiz vardı hiç unutmam çünkü çocukluk travmamdır. Bize ‘terörist’ gözüyle bakıyorlardı.”

Mücadele içinde doğdum

Devlet baskısının Bursa’da da peşlerini bırakmadığını söyleyen Erdoğan, “Bursa’ya taşındığımızda amcamlarla aynı evde yaşıyorduk. Amcamın aranması vardı ve bu yüzden polis sürekli evimizi basıyordu. Amcamı bulamadıklarında onun yerine babamı alıyorlardı. Babamı götürüyor ve birkaç gün işkence edip bırakıyorlardı. Bunlar ciddi travma yarattı. Muş’ta bulunan Murat Nehri’ne atılan cesetler, devletin köyde uyguladığı zulüm ve köyümüzün yakılma hikayesini dinleyerek büyüdüm. Ayrımcılık ve ötekileştirme politikalarına maruz kalarak büyüdük. Bu anlamıyla mücadelenin içine doğdum diyebilirim” diyerek anlattı.

Ankara Katliamı tanığı

18 yaşından itibaren aktif mücadelede yer aldığını belirten Erdoğan, nişanlanacağı hafta görevli olarak gittiği Ankara mitinginde DAİŞ’in gerçekleştirdiği katliamı hatırlatarak, şunları ekledi: “Ankara Gar Katliamı yaşandığından mitingde görevliydim. Bu anlamıyla yanı zamandı katliamın tanığıyım. Orada birçok arkadaşımız yaralandı. Bursa’dan arkadaşımız Ramazan Çalışkan yaşamını yitirdi. Orada yaşananları unutmak mümkün değil. Devletin baskı politikaları hiçbir zaman yıldırmadı. 2017 yılına gelindiğinde siyasi faaliyetlerden dolayı tutuklandım. Bursa Yenişehir Kadın Kapalı Cezaevi’nde 6 ay tutuklu kaldım. Yani devletin göç politikası, gözaltı ve tutuklamaları bizi hiçbir zaman mücadeleden vazgeçirmedi.”

Burda’da aday olmak

Bursa’nın yapı olarak eril, Sünni ve milliyetçi bir yapıya sahip olduğunu belirten Erdoğan, ancak Kürt ve muhalif bir kadın olarak Bursa’dan aday olmanın kendisi için bir dezavantaj olmadığını söyledi. Kadın bakış açısıyla eril ve milliyetçi yapının değiştirilebileceğini ifade eden Erdoğan, “Bursa muhafazakar ve milliyetçi bir yapıya sahip.  Burada kadınların söz kurması ve alanlara çıkmasına hiç tahammülleri yok. Böyle bir alanda siyaset yapmak ya da mücadele yürütmek zor olabilir ama ailem ve eşim bu noktada hep destek oldular” dedi.

Meclis’teki eril tahakküme dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“Meclis’e baktığımızda Bursa’yı görüyoruz aslında. Çünkü sürekli erkeklerin tartıştığı,  eril dille yok sayan bir yaklaşım var. Yeşil Sol Parti olarak Meclis’i mora boyayacağız. Bu ülkenin geleceğini kesinlikli takım elbiselilere bırakmamalıyız. Kadınlar Meclis’te çoğunluk sağlarsa, hazırlanan bütçeler savaşa gitmez çünkü savaş olmaz. Barışı hep birlikte inşa ederiz. O yüzden kadın adaylar etrafından kenetlenmesini istiyoruz.”

BURSA

 

#Yeşil #Sol #Parti #Bursa #adayı #Barışı #hep #birlikte #inşa #edeceğiz

Gözaltında olan 14 kişi daha adliyeye sevk edildi

Amed merkezli soruşturma kapsamında gözaltına alınanlardan 4’ü avukat, 14 kişi adliyeye sevk edildi

Amed merkezli 25 Mart’ta 21 kentte haklarında yakalama kararı verilen aralarında gazeteci, siyasetçi, avukat ve sanatçıların bulunduğu 216 kişiden gözaltına alınan 128 kişi için dün başlatılan işlemler devam ediyor.

14 kişi adliyede

Açık tanık Ümit Akbıyık’ın ifadeleri doğrultusunda başlatılan ve dün 28 kişinin tutuklandığı, 31 kişinin serbest bırakıldığı soruşturmada bugün ise sabah saatlerinde avukatlar Resul Temur, Mehmet Öner, Zozan Acar ve Pirozhan Karali ile ismi öğrenilemeyen 10 kişi adliyeye sevk edildi.

AMED

#Gözaltında #olan #kişi #daha #adliyeye #sevk #edildi

‘Astımım var ringe binemiyorum’ dedi soruşturma açıldı!

2016 yılında tutuklanan DBP Sûr İlçe Eşbaşkanı Rihan Kavak Özbek, cezaevinde zehirli guatr hastalığı ile uğraşırken, hastaneye gidişlerde astımı nedeniyle tekli ringe binemeyeceğini belirttiği için hakkında soruşturma açıldı

Keyfi uygulamaların arttığı cezaevlerinde hasta tutukluların durumu her geçen gün ağırlaşıyor. İnsan Hakları Derneği’nin 2022 yılında paylaştığı verilere göre cezaevlerinde 651’i ağır olmak üzere bin 517 hasta tutuklu bulunurken, onlardan biri de Rihan Kavak Özbek.

4 gün sorguda kaldı

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Sûr İlçe Eşbaşkanı olduğu dönemde 3 Mart 2016’da gözaltına alınıp 4 günlük işkenceli sorgulamadan sonra tutuklanan 5 çocuk annesi Özbek’in çocuklarından biri yüzde 90 engelli. Tutuklandıktan sonra Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen Özbek, Ocak 2019’da İHD’ye gönderdiği mektubunda Mart 2018’de zehirli guatr teşhisiyle Ankara Numune Hastanesi’ne sevk edildiğini hastanenin kendisine, tedavisi için günde 4 adet THYROMAZOL ilacını kullanması gerektiğini söylediğini aktardı.

Birçok hastalığı var

Ancak kısa bir süre sonra kontrol için hastaneye giden Özbek, mektubunda hastanede askerin taciz ve olumsuz yaklaşımlarına maruz kaldığını paylaştı. Özbek, durumu hem savcılığa hem de hapishane idaresine dilekçe ile bildirmesine rağmen askerlere değil kendisine soruşturma açılırken, Özbek’in zehirli hipertiroid, bel fıtığı, astım, nefes darlığı, kemik erimesi, kireçlenme, böbreklerde şekil bozukluğu, göz büyümesi, boyunda düzleşme gibi çok sayıda rahatsızlığı bulunuyor.

Askerlere değil ona soruşturma açıldı

Özbek, astımı olduğu için tekli ring aracına binmek istemediğini ve bu yüzden hastaneye gidemediğini ve cezaevi yönetimi tarafından “Aracı beğenmediği için hastaneye gitmedi” denilerek soruşturma başlatıldığını belirtti.

Hem kendi hem çocuğu için tahliye olmalı

Cezaevinde birlike kalan DBP Amed eski İl Eşbaşkanı Hafize İpek, Özbek’in hastalığının ilerlediğini ve ameliyat olduğunu belirtti. Ameliyattan sonra da cezaevi koşullarının zorlayıcı olduğunu kaydeden İpek, Özbek’in ağlık durumu ve çocuğunun durumuna dikkat çekerek, “O çocuğun anne sevgisi ve şefkatine fazlaca ihtiyacı var. Hiçbir ihtiyacını karşılayamayacak durumda. O yüzden Rihan’ın bir an önce serbest kalması gerekiyor. Hasta olan çocuğu ile ilgilenemediğinden kaynaklı da psikolojik olarak iyi hissetmiyor. Hem kendi sağlığı hem de çocuğunun sağlığı açısından Rihan serbest bırakılmalı” çağrısı yaptı.

AMED

#Astımım #var #ringe #binemiyorum #dedi #soruşturma #açıldı

Yalovalılar gözaltılara tepki gösterdi: Korkmuyoruz

Amed merkezli yapılan gözaltılara Yalova’dan kadınlar, ‘Bizim sesimizi susturamayacaklar, karanlıklarında boğulacaklar’ diyerek tepki gösterdiler

Cumhurbaşkanlığı ve genel Seçimlere sayılı günler kala Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında Amed merkezli 21 kentte çok sayıda eve baskın düzenlendi. Amed, Mêrdîn, Sêrt, Çêwlig (Bingöl), Wan, Şirnex, Êlih (Batman), Dîlok (Antep), Riha (Urfa), Bursa, İstanbul, İzmir, Mersin, Mûş, Bedlîs, Colemêrg, Osmaniye, Sivas, Meletî, Semsûr (Adıyaman) ve Ankara’da yapılan ev baskınları sonrasında şimdiye kadar aralarında gazeteci ve avukatların da olduğu 28 kişi tutuklandı.

Gözaltılara tepki gösteren Yalovalılar operasyonun korku salmak için yapıldığını söyleyerek JINNEWS’ten Elfazi Toral’a konuştular.

‘Geri adım atmayacağız’

Gözaltı ve tutuklamalar olsa dahi güçlerine güç katarak yollarına devam edeceklerini belirten Sehem Önürme, kaybedeceğini anlayan iktidarın halka geri adım attırmaya çalıştığını söyledi. Önürme, “Bunu çok iyi bilsinler bu halk artık geri adım atmayacak.  Biz hep vardık ve var olacağız. Yaptıkları tek şey korku saçmak. Ne sanatçılar, ne gazeteciler, ne de halk bu korkulara boyun eğmiyor. Mücadelemize her zaman devam edeceğiz, jin jiyan azadî” sözleriyle iktidarın sindirme politikalarına karşı mücadelelerini büyütecekleri mesajı verdi.

‘Yolumuza devam edeceğiz’

İktidarın seçim korkusundan dolayı gözaltılara başvurduğunu ifade eden Hediye Polat da, “İktidar gideceğini bildiğini için artık son evrelerini yaşıyor. Bunun için de bizim arkadaşlarımızı, aktif olarak çalışmalarda yer alan kişileri alıyorlar. İnsanlara sindirme politikasını yaşatmaya çalışıyorlar. Korktukları için bunu yapıyorlar. Şöyle bir gerçek var halkımız korkmuyor mücadeleyi daha da büyütüyor. Daha hırslı daha kararlı bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Halkın artık bunları sandıklara gömmeleri gerekiyor. Onlar sadece göz korkutuyorlar. Özgürlük, barış, adalet talepleri olduğu için şu an binlerce arkadaşımız cezaevlerinde. Bizlere düşen mücadeleyi büyüterek daha da çok çalışmak.  Seçimde mevcut olan iktidara gerekli cevabı vermek olacaktır” diye konuştu.

‘Sesleri kesilmeyecek’

Bu saldırıların Yeşil Sol Parti’nin iyi giden seçim çalışmalarından kaynaklı olduğunu söyleyen Nurhan Tar da, yılmayacaklarını ve mücadeleyi büyüteceklerini aktardı. Tar, “Gazeteciler, siyasetçiler, sanatçılar canla başla çalışıyorlar, halklara örnek oluyorlar. İktidar da bunların seslerini kesmeye çalışıyor. Fakat sesleri kesilmeyecek. Baskılardan zulümlerden yılmayacağız. Gözaltında olan bütün arkadaşlarımızın yanındayız” şeklinde konuştu.

‘Asla diz çöktürmeyecekler

İktidara karşı yılmayacaklarını dile getiren Gülay Gül Eser ise “Asla diz çöktüremeyecekler. Seyit Rıza’nın torunlarıyız biz.  Yenileceklerini biliyorlar ve bu karanlıklarında boğulacaklar.  Yıldıramayacaklar. Gözaltına alınan arkadaşlar yalnız değildir asla yıldıramazsınız bizi” sözleri ile gözaltı ve tutuklamalara tepki gösterdi.

“Kazanamayacakları ve kaybedeceklerini bildikleri için bunları yapıyorlar” diyen Kader Kesici, “Sesimizi susturmaya çalışıyorlar fakat yapabilecekler hiçbir şey yok. Bir gazeteci gider iki gazeteci gelir.  Bizler hiçbir zaman boyun eğmedik. Bu tarz uygulamalarla boyun eğebileceğimiz bir şey değil” dedi.

YALOVA

#Yalovalılar #gözaltılara #tepki #gösterdi #Korkmuyoruz