Ana Sayfa Blog Sayfa 540

Kayıp yakınları ‘Kayıp’ Ermenilerin akıbetini sordu

Amed, Êlih ve İzmir’de bir araya gelen İHD ve kayıp yakınları bu hafta Cemal Kavak, Kadri Yılmaz ve kayıp Ermeni yurttaşların akıbetini sordu

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınlarının her hafta Amed, İzmir ve Êlih’te (Batman) yaptıkları “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemleri bu hafta da devam etti. Eylemlerde gözaltında kaybettirilen Cemal Kavak ve Kadri Yılmaz ile kayıp Ermeni yurttaşların akıbeti soruldu.

Amed

İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemlerinin 742’nci haftasında Rezan (Bağlar) ilçesi Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya gelerek, 1996’da kaybettirilen Cemal Kavak’ın akıbetini sordu.

Alanlarda olmaya devam edeceğiz

Eylemde konuşan İHD Genel Başkanı Eren Keskin, “Yaşadığımız coğrafya, bir mezarsız ölüler coğrafyasıdır” diyerek, Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olduğu dönemde kayıp yakınlarına söz verdiğini ancak bu sözünü yerine getirmediğini hatırlattı. Keskin, İstanbul’da Galatasaray Meydanı’nda her hafta kayıp yakınlarının gözaltına alındığına dikkat çekerek, “Kayıplar yeni değil Cumhuriyet tarihinden bu yana bir İttihat ve Terakki politikaların soncudur. Gözaltında kaybetme bir devlet politikası sonucudur. Türkiye, zorla kaybettirmeye karşı sözleşmeyi imzalamıyor. Eğer imzalarsa, zaman aşımı ortadan kalkacak. Kaybedilenlerin dosyaları savcılıkta, 20 yıl sonra zaman aşımı uygulanıyor ve dosyalar kapatılıyor. Bizler buna karşı ve kaybettirilenlerin akıbeti açıklanıncaya kadar alanlarda olacağız” şeklinde konuştu.

O geceden sonra gören olmadı

Keskin’in konuşmasının ardından Büro Emekçileri Sendikası (BES) Amed Şube Kadın Sekreteri Güneş Özel, Kavak’ın hikayesini okudu. Özel, “Yargı-Sen üyesi olan ve sendikal faaliyetler yürüten Cemal Kavak; 24 Nisan 1996 tarihinde kahvehanede arkadaşları ile birlikte vakit geçirdikten sonra eve gitmek üzere saat 23.00 sularında Dağkapı-İskanevleri minibüsüne biner. En son Kuruçeşme durağında minibüsten inerken arkadaşları E.Y. ve S.Y. tarafından görülür. O gece evine dönmemesi üzerine, ertesi gün işine de gitmediğini öğrenen ailesi, Cemal Kavak’ın kayıp olduğunu ve kendisinden haber alamadıklarını Bağlar Karakol Amirliği nezdinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirir. Ancak Cemal Kavak ile ilgili herhangi bir bilgiye ulaşamazlar” diye belirtti.

Zorla kaybettirildi

Kavak için tüm hukuksal girişimlerin sonuçsuz kaldığını hatırlatan Özel, “Kavak’ın katledildiği bölgede hangi yönden gidilirse gidilsin iki ya da üç güvenlik kontrol noktasından geçmeden ulaşmanın mümkün olmadığı, yine Cemal Kavak’ın en son görüldüğü yerden çok uzakta bir yerde cansız bedeninin bulunması, faili meçhul bir cinayete kurban giden maktulün zorla kaybedildiğine işarettir” şeklinde konuştu.

Ailenin hukuk mücadelesi verdiğini ekleyen Özel, adalet taleplerinden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Êlih

Êlih’te kayıp yakınları ve İHD Şubesi üyeleri, eylemlerinin 578’inci haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya gelerek, 1994 Nisan ayında gözaltına alındıktan sonra, kendisinden bir daha haber alınamayan Yılmaz’ın akıbetini soruldu.

Yılmaz yıllardır ‘kayıp’

Kayıp hikayesini okuyan İHD Şube Yöneticisi Hüseyin Elçi, “Kadri Yılmaz, Diyarbakır’da ikamet etmekteydi. 1994 yılının Nisan ayında bir akrabasının düğününe katılmıştı. Bağlar semtinde yapılan bu düğüne polisler baskın yaparak Kadri’yi, kardeşini ve düğün alayından 3 kişiyi gözaltına alır. Bir gün sonra, Kadri’nin kardeşi dâhil 4 kişi serbest bırakılır. Aile, yüzlerce kişinin gözü önünde gözaltına alıp bırakılmayan Kadri Yılmaz için resmî kurumlara başvuruda bulunur ama sonuç alamaz. Olaydan 8 gün sonra aile, Lice’de oturan tanıdıkları aracılığıyla askerler tarafından 3 cesedin camiye getirildiğini, askeri kışla olarak kullanılan Yatılı İlköğretim Bölge Okulu önündeki alanda açılan bir çukura gömüldüklerini öğrenir. Aile, camideki cesetlere ait elbise parçalarından birinin Kadri’ye ait olduğunu teşhis eder ancak, ceset aileye verilmez. Kadri Yılmaz hala kayıp ve cesedine ulaşılmış değil” dedi.

İzmir

İHD İzmir Şubesi ise Konak Eski Sümerbank önünde yaptıkları eylemde gözaltında kaybedilen Ermenilerin akıbetini sordu. Açıklamayı yapan İHD İzmir Şube Yöneticisi avukat Ali Aydın, “İttihat ve Terakki hükümetinin İçişleri Bakanı Talat Bey’in emriyle İstanbul’da 250 Ermeni evlerinden gözaltına alındı. Tutuklanacak Ermenilerin listesi aylar öncesinde Siyasi Şube Müdürü Mustafa Reşat Bey yönetiminde hazırlandı. Operasyonu İstanbul Emniyet Müdürü Bedri Bey yönetti” dedi.

Bir mezar taşı bile olmadı

Gözaltına alınanların Ermeni toplumunun en saygın isimleri, kanaat önderi olduğunun altını çizen Aydın, “Önce Sultanahmet’teki Merkez Cezaevi’ ne götürüldüler. Sonra özel bir trenle Ankara’ya doğru yola çıkarıldılar. Neden tutuklandıklarına ve nereye götürüldüklerine dair kendilerine bilgi verilmedi. 158 kişilik grup Çankırı’ya, 92 kişilik grup Ayaş’a sevk edildi. Gözetim altında tutulan bu insanlardan 174’ü Jandarma ve polis eşliğinde ıssız vadi ve ormanlara götürülerek katledildi. Açıkta bırakılan bedenleri doğanın yok etmesine terk edildi. Bir mezar taşları bile olmadı. Resmi kayıtlarda ise ya firar ettikleri ya da serbest bırakıldıkları yazıldı” diye belirtti.

Hakikati ulaşılmaz kıldılar

Aydın, “Onlar yok edilerek Ermeni halkının kamuoyu oluşturması, sesini duyurması engellendi ve bir halk tüm varlığıyla bu topraklardan silindi. Devleti yönetenler, resmi inkârcılık üzerine inşa ettikleri politikaları ile bu hakikati ulaşmaz kılarak, toplumun gerçeklerle yüzleşmesini imkansızlaştırdı” diye konuştu.

İnkar değil yüzleşme

Devleti yönetenlere seslenen Aydın, “İnkara son verin. 108 yıldır insanlığın vicdanında kanayan bu yaranın sarılabilmesi için devleti ve toplumu, İstanbul’da gözaltına alınarak kaybedilen Ermeni aydınlar gerçeği ile yüzleşmeye çağırıyoruz. Biz insan hakları savunucuları olarak bir kere daha sesleniyoruz: Sizleri unutmadık, unutmayacağız” dedi.

HABER MERKEZİ

#Kayıp #yakınları #Kayıp #Ermenilerin #akıbetini #sordu

Ceyhan’da halk buluşması | CANLI

Yeşil Sol Parti, Adana’nın Ceyhan ilçesinde halk buluşması gerçekleştiriyor

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Adana Ceyhan’da halk buluşması düzenliyor.Buluşmaya Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları, PİA Genel Başkan Yardımcısı Murat Bozdemir ve milletvekili adaylarının yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

Halk buluşmasında siyasi partilerin temsilcileri açıklamalarda bulunuyor.

Ayrıntılar geliyor…

#Ceyhanda #halk #buluşması #CANLI

Seçim operasyonunun bilançosu: Amed’de 48 tutuklama

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında seçime sayılı günler kala gözaltına alınan 143 kişiden 48’i tutuklandı, 89’u serbest bırakıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açık tanık Ümit Akbıyık’ın ifadeleri doğrultusunda seçim öncesi Amed merkezli 21 ilde aralarında gazeteci, siyasetçi, sanatçı ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin bulunduğu operasyon kapsamında 25 Nisan’da gözaltına alınan 143 kişiden 48’i “örgüte üye” oldukları gerekçesiyle tutuklandı, 89’u serbest bırakıldı. Avukat Gülistan Ataş’ın da aralarında bulunduğu 6 kişi hala gözaltında bulunuyor.

Tutuklananlar

“Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla dosya kapsamında tutuklanan isimler şöyle: Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök, JINNEWS muhabiri Beritan Canözer ile gazeteciler Mehmet Şah Oruç, Remzi Akkaya ve Mikail Barut; avukatlar Serhat Hezer, Burhan Arta ve Özüm Vurgun; oğlu Agit İpek’in kemiklerinin kutuda kendisine gönderilen Halise Aksoy ve kızı Mizgin Karataş, Erkan Vurmaz, Velat Esin, Nasır Tura, Mahir Yıldız, Helin Sayın, Hülya Ertaş, Ahmet Göğün, Şahin Tanrıverdi, Fikri Ay, Hilal Ada, Mehmet Yalçin, Mehmet Andok Bayram, Agit Kaysı, Alattin Zuğurli, Faris Türk, Evin Doster, Nurettin Bakan, Devrim Roni Atik, Kadir Şenci, Berfin Can, Muhsin Acar, Osman Demir, Rumet Çetin, Mehdi Kaya, Cotkar Amara Yürek, Hamza Cihangir, Hasret Yelboğa, Suat Arda Işık, Şahin Biçimli, Hakim Kaya, Tacettin Araz, Nurullah Özgün, Abdulbari Mavlay, Ferit Aktepe, Şervan Doğan, Cesur Yılmaz, Süleyman Ulucan, Hamza Sümeli.

Serbest bırakılanlar

Serbest bırakılanların isimleri şöyle: Xwebûn Gazetesi İmtiyaz Sahibi Kadir Esen, Yeni Yaşam Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Osman Akın, gazeteciler Ahmet Kanbal, Salih Keleş, Kadir Bayram, Mehmet Yalçın; tiyatrocu ve sanatçılar Elvan Koçer, Şahperi Alphan Bayhan, Devrim Demir, Özcan Ateş, Yavuz Akkuzu, Sadrettin İnal, Hamdusena Özbey; avukatlar Eylül Özgültekin, Gurbet Özbey Öner, Jiyan Sametoğlu, Mustafa Şenci, Bünyamin Şeker, Berdan Acun, Halise Dakalı, Kenan Ayğay, Fırat Taşkın, Resul Temur, Metin Özbadem, Ruşen Doğan, Zozan Acar; HDP MYK üyesi Mahfuz Güleryüz, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Özlem Gündüz, MEBYA DER Eşbaşkanı Şeyhmus Karadağ, Amed Maden Mühendisleri Odası Başkanı Doğan Hatun, Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırma Derneği (MED DER) Eşbaşkanı Rıfat Roni, 78’liler Derneği yöneticisi Abdulgani Alkan; Murat Uludağ, Ömer Almaç, Abdulhekim Aslan, İpek Aldemir, Mehmet Noyan, Özkan Şeker, Erhan Sotar, Semra Akkoç, Gülten Avesta Uçar, Çınar Koçgiri Doğan, Şeyhmus Çakmak, Serhat Keklik, Tacettin Bozan, Vedat Saçan, Mehmet Mahfuz Genç, Aslan Türk, Mustafa Pektaş, Emrullah Bilik, Mehmet Nesip Gültekin, Suzan Mencan Bozak, Necmeddin Burokovok, Aziz Taşkın, Tayfun Güney, Veysel Moray, Zerrin Türk, Sezgin Bayram, Abdulvahap Irmak, Nasır Yılmaz, Hatip Güney, Mehmet Emin Şingar, Osman Çelik, Suzan Aksu, Hebat Mimkara, Halil Delen, Mustafa Çukur, Engin Karakoç, Eşref Yaşa, Hivda Gönenç, Ahmet Alnak, Mustafa Pektaş, Ramazan Kaval, Talip Turan, Avaşin Yanar, Tarık Aydemir, Müslüm Şahinsoy, Süleyman Avcı, Havva Gençoğlu, Mehmet Menge, Zeynep Demir, Seyit Özbaş, Hüsamettin Kılıç, soyadı öğrenilemeyen Çekdar isimli yurttaş.

İsmi öğrenilemeyen 5 kişi de ifade işlemlerinden sonra emniyette bırakıldı.

Kaynak: MA

#Seçim #operasyonunun #bilançosu #Amedde #tutuklama

CHP’li Kaya’dan operasyonlar ve Soylu’ya tepki: Geliyor gelmekte olan

Amed ve Ankara merkezli operasyonlara tepki gösteren CHP’li Kaya, Soylu’nun 14 Mayıs seçimleri için kullandığı ‘darbe’ sözüne atıf yaparak, ‘Bekle, demokrasi şenliğine az kaldı. Geliyor gelmekte olan’ dedi

Amed ve Ankara’daki operasyonlara tepki gösteren CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bakanlık yetkisini muhalefeti susturmak için kullandığını söyledi.

Bir tepki de CHP’den

Amed ve Ankara merkezli aralarında gazetecilerin de olduğu çok sayıda kişiye yapılan gözaltı ve tutuklama operasyonuna Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya da sanal medya hesabından yaptığı paylaşımla tepki gösterdi.

Geliyor gelmekte olan

Kaya, 14 Mayıs seçimlerine “darbe” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya “Bu neyin telaşı, neyin hazırlığı?” diye sorarak, “Demokrasi şenliğine hazırlananların pis kokulara tahammülü yok! Diyarbakır’da gazetecilere ve basın kuruluşlarına düzenlenen gözaltı operasyonları, Ankara’da devam ediyor. Süleyman Soylu, milletvekili adayı oldun, İçişleri Bakanlığı’nı bırakmadın. Şimdi de İçişleri bakanlığı yetkisini muhalefeti susturmak için kullanıyorsun. Bekle, demokrasi şenliğine az kaldı. Geliyor gelmekte olan” diye yazdı.

ANKARA

#CHPli #Kayadan #operasyonlar #Soyluya #tepki #Geliyor #gelmekte #olan

BM gazetecilere yönelik saldırıları gündemine aldı

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Amed merkezli operasyonda gözaltına alınan ve tutuklanan gazetecilerin durumunu yakın takibe alma kararı aldığını duyurdu

Birleşmiş Milletler (BM) Yüksek Komiserliği olağan haftalık toplantısında Amed merkezli yürütülen operasyonda gazetecilerin tutuklanmasını gündeme aldı. Komiserlik durumu yakından takip etme kararı alırken, Düşünce ve İfade Özgürlüğüne Dair Özel Raportör ile İnsan Hakları Savunucuların Korunmasına Dair Özel Raportör biriminin ise, konuyla ilgili oluşturacağı raporu BM İnsan Yüksek Komiserliği’ne ve İnsan Hakları Konseyi’ne sunacağı öğrenildi.

Kampanyaya çok sayıda destek

Gözaltı ve tutuklamalara karşı İsviçre’de bulunan Kürdistan Gazeteciler Derneği öncülüğünde başlatılan “Kürt Basınıyla Dayanışma İmza Kampanyası” da devam ediyor.

Kampanyaya şuana kadar, aralarında İsviçre Federal Milletvekili Laurence Fehlmann Rielle, eski Federal Milletvekili Jean Ziegler, öğretim görevlisi tarihçi Dr. Peter Hug, gazeteci ve Londra’da bulunan Southall Black Sisters Başkanı Rahila Gupta, Arjantinli gazeteci Juan Gasparini, Paul Grüninger Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Valérie Boillat, İsviçre Kamu Hizmeti Sendikası (Syndicat Suisse des Services Publics-SSP) Başkan Yardımcısı Cora Antonioli, Belçika USE Sendikası’ndan Baptiste Cassart et Bertil Munk, Belçika Jeunes FGTB Sendikası’ndan Raphaël D’Elia’nın da aralarında olduğu çok sayıda milletvekili, gazeteci, sanatçı, sivil toplum örgütü temsilcileri katılarak destek verdi.

Türkiye’ye ‘serbest bırakın’ çağrısı

İsviçre Gazeteciler Sendikası Impressum da, konuyla ilgili uluslararası basın kuruluşlarıyla iletişime geçtiklerini ve ortak hareket ettiklerini belirtti. Impressum, İsviçre Dışişleri Bakanlığı’na bir mektup yazarak, Türkiye’nin basın ve ifade özgürlüğüne saygı göstermesi noktasında harekete geçmesi çağrısında bulundu. Aynı zamanda Türkiye’nin İsviçre Büyükelçiliğe de bir mektup gönderen sendika, düşünce ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların son bulması ve gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi.

HABER MERKEZİ

#gazetecilere #yönelik #saldırıları #gündemine #aldı

Demirtaş: Beni ben yapan HDP’dir

HDP eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sanal medya hesabından paylaştığı video ve mesajda 14 Mayıs seçimlerine dikkat çekilerek, Demirtaş’ın daha önceki bir konuşmasına yer verildi

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler için Twitter hesabından paylaşım yaptı.

Demirtaş, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda seçimlere dikkat çekti ve önceki gün Türkiye İşçisi Partisi ( TİP) milletvekili Ahmet Şık’ın bir seçmenle yaptığı konuşmada “HDP’den Selahattin Demirtaş’ı çıkarırsan bir şey kalmaz” sözlerine atıf yaptı. Demirtaş paylaşımında eski konuşmalarından bir video da paylaşıldı.

Halkımıza zafer sözümüz var

Demirtaş mesajında “Seçime 14 gün var. Kim ne derse desin, dikkatimizi asla dağıtmadan işimize bakalım. Halkımıza zafer sözümüz var, önce bunu yerine getirelim” ifadelerine yer verdi.

Beni ben yapan HDP’dir

“Ve Selahattin’den HDP’yi çıkarsan geriye pek bir şey kalmaz” sözünün altında ise Demirtaş’ın HDP’nin fikriyatını anlattığı ve ‘Beni ben yapan HDP’dir’ sözlerinin yer aldığı video paylaşıldı.

HABER MERKEZİ

#Demirtaş #Beni #ben #yapan #HDPdir

Yeşil Sol Parti Serhat’ta her sokakta

Yeşil Sol Parti Serhat’ta seçim çalışmaları kapsamında çalmadık kapı bırakmıyor

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) 14 Mayıs seçim çalışmaları kapsamında sokak sokak, kapı kapı çalışma yürütüyor. Çalışmaların yürütüldüğü Serhat kentlerinde de vekil adayları halkla bir araya gelerek taleplerini dinliyor.

Agirî

Agirî’de (Ağrı) seçim çalışmaları kapsamında Hamur, Giyadîn (Diyadin) Bazid (Doğubayazıt) ve merkeze bağlı kırsal mahallelerde çalışma yürütüldü. Bazid’te çalışmalar kapsamında Xariktan, Bûbo (Üçgöze), Yêdîmilet (Yalınsaz) ve Gûrgopa (Tanıktepe) köyleri ziyaret edildi. Xariktan mahallesinde heyeti onlarca kadın tarafından karşılarken kadınlar “Jin jiyan azadî” ve “Bijî serok Apo” sloganları attı. Adaylardan Heval Bozdağ da merkeze bağlı kırsal mahallelerde, Zelal Yılmaz, Hamur’da, Nejla Demir ise Giyadîn’de yurttaşlarla bir araya geldi. Vekil adayları buluşmalarda konuşan adaylar, kentten 4 vekil çıkartacaklarını söyledi.

Erzirom

Seçim çalışmaları kapsamında Erzirom’da (Erzurum) ise kent merkezinde Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Abdurahman Sever’in katılımıyla Palandöken Mahallesi’nde ev çalışmaları ve pazarda halk buluşması yapıldı. Kapı kapı dolaşan heyet, yurttaşlara Yeşil Sol Parti’yi tanıttı. Pazarda temaslarına devam eden heyet hem esnaf ile hem de yurttaşlarla sohbet etti.

Wan

Wan’daki hedeflerini 8-0 olarak belirleyen Yeşil Sol Parti kentte ilçe ilçe, mahalle mahalle, kapı kapı seçim çalışmalarını sürdürüyor. Seçim çalışmaları kapsamında Yeşil Sol Milletvekili adayları, Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Gülderen Varlı, Havin Kiye, Zülküf Uçar, Sinan Çiftyürek, Mahmut Dindar, Taylan Ertaş ve beraberindeki heyet ilçelerde çalışma yürütüyor.

Elbak’ın Gosinî, Bavês, Hozî, Xirabe ve Omerava mahallelerinde yapılan ziyaretlerde renkli görüntüler ortaya çıkarken, ziyaretlerde konuşan adaylardan Gülderen Varlı, “Kürde karşı yüzyıldır bir düşmanlık var. Bu düşmanlığa karşı halkımız büyük bir irade gösteriyor. Ne yaparlarsa yapsınlar biz onlara boyun eğmeyeceğiz ve direneceğiz. Bu mücadele mutlaka başarıya ulaşacaktır” dedi.

Bedlîs
Bedlîs’in (Bitlis) Tetwan ilçesinde Yeşil Sol Parti, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) il, ilçe yöneticileri ile Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri yurttaşların katılımıyla seçim çalışmalarını sürdürdü. Tetwan’ın Şonînas, Pêrûs Vartînis, Bêlih, Alan, Pendaş, Aşnak, Nanîkas, Engesor, Pirîgorî, Kınasor, Asras, Exzat, Ariskox köylerini ziyaret eden adaylar, sevgi gösterileri ile karşılandı.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Parti #Serhatta #sokakta

DİSK Basın-İş: Gözaltılar Kürt gazeteciler üzerindeki baskının devamıdır

Bir haftadır yapılan operasyonlarda gazetecilerin gözaltına alınıp tutuklanmasına karşı açıklama yapan DİSK Basın-İş,  ‘Bu tutuklamalar Kürt gazeteciler üzerindeki sistematik baskının devamıdır’ diyerek basın yasasının yeniden yazılması istedi

DİSK Basın-İş Amed ve Ankara merkezli operasyonlarda gazetecilerin gözaltına alınıp tutuklanmasına karşı İstanbul Takim’de bulunan gebel merkezinde basın açıklaması düzenledi.
Açıklamayı DİSK Basın-İş Yönetim Kurulu Üyesi Candan Yıldız okurken, açıklamada “Gazeteciler üzerinde, haber üzerinde büyük bir baskı var uzun süredir. Bu baskı en temel haklardan biri olan basın ve ifade özgürlüğünün neredeyse yok edilmesi seviyesine geldi” denildi. Yıldız, “Hapishanelerdeki gazeteci sayısı yine vahim duruma ulaştı. Geçtiğimiz yıl Diyarbakır’da düzenlenen bir operasyonda 16, Ankara’daki bir operasyonda 9 meslektaşımız tutuklandı. Halen hapishanedeler” dedi.

Sistematik saldırının devamıdır

Sabah saatlerinde yapılan operasyona da değinen Yıldız, “Tutuklanan gazetecilerden Beritan Canözer sendikamızın üyesidir. Beritan ve tutuklanan diğer gazeteci arkadaşlarımız yaptıkları haberlerle, çektikleri fotoğraflarla, görüntülerle hakikati anlattılar. Bu sabah ise gazeteci arkadaşlarımız ve üyemiz Dicle Müftüoğlu ve Sedat Yılmaz ailesiyle birlikte gözaltına alındı. Bu tutuklamalar Kürt gazeteciler üzerindeki sistematik baskının devamıdır” dedi.

Seçim güvenliği endişemiz var

Yıldız devamında, “Seçime giderken gazetecilere yapılan bu operasyonların habere, seçim güvenliğine ve doğrudan seçime bir müdahale olduğunu düşünüyoruz. Tutuklanan gazeteci arkadaşlarımızın bulunduğu yerlerde haber yapma ve seçim güvenliği konusunda endişemiz daha da artmaktadır” dedi.

Yasalar yeniden yapılsın

Açıklamada siyasi partilere de çağrı yapan Yıldız “Gazetecilerle ilgili geçmişteki yargılamalar ya yok sayılsın ya da yeniden gerçekten bağımsız mahkemelerde yargılansınlar. Basın ve ifade özgürlüğünü sınırlandıran tüm yasalar ya lağvedilsin ya yeniden yapılsın” dedi.

Operasyonlar sonuç vermeyecek

Açıklama sonrası söz alan gazetemiz Yeni Yaşam editörlerinden Hüseyin Kalkan ise, “Bu operasyın Kürt halkının seçme ve seçilme hakkına müdahaledir. Bir operasyon bitmeden bir başkası başlıyor. 42 gazeteci tutukluydu. Bugün sona erene kadar kaç gazetecinin tıtuklanacağını bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Kalkan iktidarın kaybettiğini belirterek “AKP ve MHP’nin kaldırdığı her taş ayaklarına düşmektedir. Bu operasyonlar da sonuç vermeyecektir” Dedi.

İSTANBUL

#DİSK #Basınİş #Gözaltılar #Kürt #gazeteciler #üzerindeki #baskının #devamıdır

Lozan’da ‘2+2=KRDSTN’ sergisi açıldı

Lozan Antlaşması’nın 100’üncü yılı için Lozan 100’cü Yıl Anma Komitesi tarafından düzenlenen etkinlikler kapsamında İsviçre’de ‘2+2=KRDSTN’ sergisi açıldı

1923’te imzalanan Lozan Antlaşması için Lozan 100’cü Yıl Anma Komitesi (Lozan 2023) tarafından geçtiğimiz yıl Kasım ayında startı verilen etniklikler devam ediyor. Çeşitli konferans, panel, sanatsal ve kültürel etkinliklerle süren 100’üncü yıl etkinlikleri kapsamında dört parça Kurdistan, Almanya ve İtalya’dan sanatçıların farklı disiplinlerden eserlerinin yer aldığı “2+2=KRDSTN” isimli serginin açılışı yapıldı.

Lozan kentinde bulunan Forum d’Hotel de ville salonunda gösterime açılan sergininin açılışına, sanatçıların yanı sıra aralarında siyasetçilerin de olduğu çok sayıda kişi katıldı.

Binlerce insan toprağından edildi

Açılışta ilk olarak konuşan Lozan Belediyesi Meclis Üyesi Davit Payot, antlaşmanın Kurdistan’ın 4 parçaya bölünmesindeki rolünün Kürtler açısından günümüze kadar devam ağır sonuçlarının olduğunu söyledi. Ardından konuşan Lozan Belediyesi Meclis Üyesi Sevgi Koyuncu da, ” Bu antlaşma 100 yıldan beridir yüz binlerce insanın ölümüne ve toprağından sürülmesine neden oldu. Bu anlamda, bu sergi, Lozanlıların bu antlaşmanın Kürtler ve diğer azınlıklar açısından nasıl sonuçları olduğu ve Kürtlerin bugünkü taleplerini bilmesi açısından çok önemlidir” dedi.

Kurdistan artık 4 parçe değil tek

KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç da, “Kürt halkı olarak yüzyıldır bu antlaşmayı kabul etmedik. Kürt halkı artık bir iradedir ve artık esareti ve statüsüz olmayı kabul etmiyor. Bizde bütün halklar gibi, kendi kimliğimiz ve kültürümüzle özgürce yaşamak istiyoruz. Artık Kurdistan 4 parça değil, Kürtler artık bir olmuş durumdalar” diye belirtti.

Birçok sanatçı yer alacak

Lozan Forum d’hotel de ville salonunda açılışı yapılan sergi, 19 Mayıs tarihine kadar ziyarete açık olacak. Küratörlüğü Barış Seyitvan ile Serdar Mutlu tarafından yapılan sergide şu sanatçıların eserleri yer alacak: “Osman Ahmed, Havin Al-Sindy, Havar Amini, Vooria Aria, Khadija Baker, Savaş Boyraz, Wirya Budaghi, Timur Çelik, Salah Ebrahimi, Serhat Ertuna, Jacopo Gallico, Fatoş Irwen, Eren Karakuş, Serpil Odabaşı, Walid Siti, Hito Steyerl, Leyla Toprak.”

HABER MERKEZİ

 

 

#Lozanda #22KRDSTN #sergisi #açıldı

Şengal, İran, Mereş ve Kurkut cinayeti: Hakikatin kalemi susmaz

Tutuklandığı adliye koridorunda ‘Kahrolsun faşizm, yaşasın Özgür Basın’ sözleri ile baskılara tepki gösteren gazeteci Abdurrahman Gök, Şengal’den İran’a, deprem bölgesinden Kurkut’un vurulmasına birçok bölgede hakikati kaleme aldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 25 Nisan’da Amed merkezli 21 kentte yapılan operasyonda gözaltına alınan 134 kişi arasında bulunan gazeteciler Abdurahman Gök, Beritan Canözer, Mehmet Şah Oruç ve Remzi Akkaya, “örgüt üyesi” oldukları iddiasıyla tutuklandı.

Tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) editörlerinden Abdurrahman Gök, gündeme damga vuran birçok önemli habere imza attı.

3 Ağustos 2014’te DAİŞ saldırısından sonra Şengal’de, 5 Ekim 2014’ten sonra Kobanê’de ve 6 Şubat 2023’te deprem bölgesinde olan Gök, 2017 Newrozunda polis kuruşunuyla katledilen Kemal Kurkut’un vurulma anını fotoğraflayarak, hakikatin tersyüz edilmesinin önüne geçti.

Şengal

“Savaş muhabirliği” denilince Kürt basınında ilk akla gelen isim olan Gök, deprem, çatışma ve savaş bölgesine ilk koşanlardandı. 3 Ağustos 2014’te DAİŞ’in saldırdığı Şengal halkının havarına yetişen gazeteci Gök, yerlerinden yurtlarından edilen, göç yoluna düşen Êzidî halkının yaşadıklarını çektiği fotoğraflarla beleklere kazıdı.

Kobanê

Gazeteci Gök, Ekim 2014’te Kobanê’ye dönük DAİŞ saldırıları başladığı sırada Riha’nın Pîrsus (Suruç) ilçesinin Kobanê ile sınır olan köylerine gitti. Sınırda yaşanan gelişmeleri anbean takip etti, kamuoyuna duyurdu. Saldırıların şiddetlendiği 5 Ekim’den sonra Kobanê kent merkezine giden ilk gazetecilerden oldu. Savaş alanına dönüşen Kobanê’nin tüm sokak ve caddelerinde yaşananları fotoğrafladı, kameraya aldı ve haberini yaptı. Kobanê direnişinin sembol isimlerinden biri olan “Apê Nemir” ile cephede röportaj yaptı. Tüm halkların yönünü çevirdiği Kobanê’deki destansı direnişi dünyaya duyurdu.

Kurkut cinayetini fotoğrafladı

Kemal Kurkut, 21 Mart 2017’de polis kurşunuyla Amed’de katledildi. Olaya ilişkin emniyetten yapılan ilk açıklamada, Evrim Alataş Caddesi’ndeki polis barikatından Newroz alanına girmeye çalışan bir “canlı bombaya” müdahale edildiği iddia edildi. Olayı iktidar ve basını bu şekilde duyurdu. Abdurrahman Gök, çektiği fotoğrafları paylaştıktan sonra gerçekler ortaya çıktı. Gök, olay anını verdiği bir demeçte şöyle anlattı: “‘Fotoğrafları yayınlama, başına iş alırsın’ dedi yakınlarım. ‘İsminle yayınlama’ dediler. Ama orada benim dışımda fotoğraf çeken yoktu. Yayınlanınca, benim çektiğim anlaşılacaktı. Her gün evleri basılan, gözaltına alınan, tutuklanan meslektaşlarımı görüyorum. Bunlar benim de başıma gelebilir. Aklıma hepsi geldi. Ama bu fotoğrafları yayınlamak hakikate karşı bir borçtur. Ya yapmayacağız bu mesleği ya da gerçek neyse onu yazacağız. Eğer bu mesleği seçmişsek, gerçekleri anlatmaksa derdimiz, vicdanen o çocuğun gözlerini, bağırışını unutamam ben…”

Cezalar bir ‘intikam’

Kemal Kurkut’u katledenler değil, Gök polisin ve yargının hedefi oldu. “İntikam” alırcasına 9 Ekim 2018 tarihinde 90 kişiyle birlikte gözaltına alınan gazeteci Gök hakkında “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla dava açıldı. Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 30 Haziran 2022’de görülen karar duruşmasında, “örgüt üyesi olmak” iddiasından beraat eden Gök’e “örgüt propagandası yapmak” suçlamasından 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verildi. Cezaya, gazeteci Gök’ün 2014’te DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırısını takip ederken yaptığı haberleri sanal medya hesabından paylaşması gerekçe yapıldı.

İran ve Rojhilat isyanı

Kürt kadını Jîna Emînî’nin 16 Eylül’de katledilmesinin ardından başlayan halk ayaklanmasının ikinci ayında Rojhilat ve İran kentlerine giden Abdurrahman Gök, tüm dünyaya yayılan ve özgürlük umudu olan “Jin Jiyan Azadî” sloganı etrafında kenetlenenleri yerinde gördü, konuştu ve yazdı. Xoy, Urmiye, Mahabad, Pîranşar, Bokan, Miyanduab, Jîna Emini’nin doğduğu Seqiz ve İran’ın başkenti Tahran’a giden Gök, buradaki izlenimlerini bir yazı dizi şeklinde çalıştığı Mezopotamya Ajansı için kaleme aldı.

Depremzelerin sesi oldu

Gazeteci Gök, Mereş merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremde Amed’teydi. Depremden hemen sonra soluğu Mereş’te aldı. Amed’te yola çıkarak önce Semsûr’a sonra Mereş ve ilçelerine gitti. Devletin gözünde ırak olan Bazarcix (Pazarcık) ve Elbistan köylerinde basmadık yer bırakmayıp, depremzedelerin feryatlarını hem haberleriyle hem de paylaştığı videolarla halka duyurdu. Köylere AFAD, Kızılay ve bütün devlet kurumlarından önce yetişen Gök, depremzedelerin yaşadığı zorlukları ve çaresizliği ilk haber yapan gazetecilerden bir oldu. Gök’ün yaptığı haberler sayesinde yüzlerce insana yardımlar ulaştı. Deprem bölgesinde bir ayı aşkın ilçeden ilçeye, köyden köye insanların seslerini duyurmak için koşan Gök, Bazarcix’ta haber takibi sırasında kullandığı araçla kaza yaptı, ona rağmen deprem bölgesinde haber aktarmaya devam etti. Gök, depremden sonra kayıp çocukların haberlerini de yaptı.

Suriyeli Sened’in ortopedik yatağa kavuşmasına vesile oldu. “Rojhilat ve İran’dayım…” haberiyle Fidan Fıstık isimli depremzedenin “Güneş ne zaman doğacak?” sözlerini yine Gök duyurdu. Fıstık’a yardımların ulaşmasını sağladı.

‘Faşizm gidecek’

Gazeteci Abdurrahman Gök, Dicle Haber Ajansı’nda (DİHA) çalışırken, 20 Aralık 2011 tarihinde “KCK Basın” operasyonu kapsamında çalışma arkadaşlarının gözaltına alınmasına sokakta verdiği şu tepkiyle hafızalarda yer edindi: “Bu ajans (DİHA) Apê Musa’nın mirasını devralan ajanstır. Bu ajans Mazlum Erenci’nin mirasını devralan ajanstır. Bu ajans hiçbir zaman diz çökmeyecektir. Arkadaşlarımızı gözaltına almış olabilirsiniz ancak biz onların yerlerine de çalışacağız.”

O dönemden bugüne değişen hiçbir şey olmadığı gibi Özgür Basın üzerindeki baskılar artarak devam ederken, baskılar karşısında gazeteciler tek bir adım dahi geri atmadı. Hukuksuz bir şekilde tutuklanan gazeteci Gök’ün adliye koridorlarında şu sözleri yankılandı: “Faşizm yenilecek hiç merak etmeyin. Faşizan defolup gidecek. Kahrolsun faşizm, yaşasın Özgür Basın.”

Kaynak: MA

#Şengal #İran #Mereş #Kurkut #cinayeti #Hakikatin #kalemi #susmaz