Ana Sayfa Blog Sayfa 569

Amed Barosu Başkanı: Operasyon Kürt seçmene gözdağı

Sabah sattlerinde 21 ilde düzenlenen operasyona tepkiler sürüyor. Amed Barosu Başkanı Nahit Eren ‘Operasyon Kürt seçmene bir gözdağı gibi gözüküyor’ dedi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü bir soruşturma kapsamında sabah saatlerinde Diyarbakır 3’üncü Sulh Ceza Hakimliğinin 21 ilde aralarında gazeteci, avukat, sanatçı, siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin aralarında olduğu 200’ün üzerinde kişi hakkında yakalama kararı vermesini değerlendiren Amed Barosu Başkanı Nahit Eren, operasyonun ülkenin gündeminden bağımsız olmadığını söyledi.

Kürt seçmene gözdağı

Operasyonun seçim sürecinde yapıldığına dikkati çeken Eren, “Maalesef seçim sürecinde bu tür gelişmeler için kaygımız vardı. Ama bir anda gazetecilerin, avukatların, sivil toplum aktivistlerin içinde olduğu seçim sürecinden bağımsız olmadığı aşikar, çok net. Bir şekilde seçim öncesi bir gözdağı ya da mevcut resimden bağımsız bir operasyon olmadığı da açık ya da HDP seçmenine, Kürt seçmene bir gözdağı gibi gözüküyor” dedi.

AMED

 

 

#Amed #Barosu #Başkanı #Operasyon #Kürt #seçmene #gözdağı

Şakar: Kalabalığımız ile hesap soracağımızı haykıralım

Meletî’de yarın yapılacak olan halk buluşmasına çağrı yapan Yeşil Sol Parti Meletî Milletvekili Adayı Tülay Şakar, ‘Enkaz altında kaldık ve sesimizi duyan olmadı’ dedi

Seçim çalışmaları kapsamında Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder, Meleti’nin (Malatya) merkez Çirmik (Yeşilyurt) ilçesinde yarın düzenlenecek halk buluşmasına katılacak. “Faşizmi yıkacağız, demokratik cumhuriyeti kuracağız” şiarı ile düzenlenecek buluşmaya, Yeşil Sol Parti’nin Meletî Milletvekili adayı Tülay Şakar katılım çağrısı yaptı.

‘Depremzedelerin yanında olduk’

Depermin ilk gününden itibaren Meletî’yi terk etmediklerini söyleyen Tülay Şakar, partilerinin depremzedelerin yanında olduğunu ifade etti. Kentte büyük yıkım yaşandığını dile getiren Şakar, “Arkadaşlarımız hiç ayrılmadan yaraları sardılar. Meletî yaşayanlarının sorunlarını dile getiren Yeşil Sol Parti oldu. Bu yüzden bizi seçeceklerine inanıyoruz. Yeşil Sol Parti tüm halkların ve inanç ve farklılıkların bir araya geldiği bir partidir” diye konuştu.

Hesap sormak için seçilmek istiyoruz’

İktidardan hesap sormak için kendilerinin tercih edilmesini istediklerini ifade eden Şakar, “Meletîlilerin daha önce tercih ettikleri sorunlarını dile getirmedi. Sorunlarını dile getirmek yanlarında durmaktır. Halkın yanında durmadılar. Biz hesap sormak için seçilmek istiyoruz. Yine Meletî’nin tarım, çevre sorunları var, bunları da meclise taşıyacak olan biziz” dedi.

Şakar, halkı buluşmaya çağırarak, “Birlikte enkaz altında kaldık ve sesimizi duyan olmadı. Yarınki buluşmamızda onlara sesimizi biz iletelim. Yarınki kalabalığımız ile hesap soracağımızı haykıralım” dedi.

HABER MERKEZİ

 

 

 

#Şakar #Kalabalığımız #ile #hesap #soracağımızı #haykıralım

Tutukluların tahliyesi engelleniyor

Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan siyasi tutukluların  keyfi gerekçelerle tahliyeleri engellenirken bir yandan da tecrit koşullarında rehine olarak tutuluyorlar

Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde İdare ve Gözlem Kurulu tarafından infazlarını tamamlayan tutukluların tahliyeleri engelleniyor. Bolu Cezaevi’nde Mart 2022’de başlayan uygulamalarla 12 tutuklunun tahliyesi “Suyu tasarruflu kullanmadın”, “Örgütten ayrılmama”, “Örgütten ayrıldığına ilişkin pişmanlık dilekçesi vermeme”, “Manevi etkinliklere katılmama” gibi gerekçelerle sayısız kez engellendi. En son ise Osman Kapan’ın tahliyesi Nisan ayında ikinci kez engellendi.

Durumu yakından takip eden Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD)  üyesi İshak Demir, Mezopotamya Ajansı’na konuştu.

İşkence ve tecrit

Tutukluların ailelerinin şikayetleri üzerine düzenli bir şekilde cezaevine ziyarette bulunan Demir, orada yaşanılan hak ihlallerine ilişkin raporlar düzenlediklerini ve bu raporları kamuoyu ile paylaştıklarını söyledi. Tutuklulara yönelik işkence ve kötü muamele devam ettiği uyarısında bulundan Demir, tutukluların buna karşı daha önce açlık grevine girdiğini ancak buna rağmen idarenin tutumunda ısrar ettiğini kaydetti. Bolu’da 170 siyasi tutuklunun olduğunun bilgisini aktaran Demir, tutukluların birer ve üçer kişilik hücrelerde tutulduğunu aktardı. Demir, tutkuluların birbirileri ile olan iletişiminin de engellendiğini ve hastaneye sevklerinde ise işkenceye uğradıklarını aktardı. Demir, “Havalandırma atölye gibi çalışmaları hiçbir şekilde etkinlikleri yok. Özellikle gardiyanlar tarafından hastaneye sevk sırasında kötü muamele yapıldığını biliyoruz. Bunlar tutuklularını bize söylediği biz bunları raporlarımızda da gösterdik. Bunun için suç duyurusunda bulunduk” dedi.

‘Tüm cezaevlerinde durum aynı’

Siyasi tutuklulara yönelik baskı, şiddet, işkence ve infaz yakmanın sadece Bolu ile de sınırlı olmadığına dikkat çeken Demir, Türkiye ve Kurdistan’da bulunan tüm cezaevlerinde aynı durumun yaşandığına işaret etti. Demir, “Bolu’da bu en üst seviyelerde yaşanıyor. Bolu Cezaevi’nde şu an hali hazırda bizim bildiğimiz kadar 14 kişi bu durumda infazı yakılmış. Erdal Tuncer’de bunlardan bir tanesi ve 5 defa infazı yakıldı. Erdal Tuncer şu an o cezaevinde rehine durumunda. 3 defa 4 defa infazı yakılan tutuklular var” şeklinde konuştu.

‘Saçma gerekçeler sunuluyor’

Bu kararların Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından verildiğini belirten Demir, “Tahliyelerini engellemek için çok saçma gerekçeler veriliyor. Son aldığımız idare gözlem kurulu raporunda ise suyu ve elektriği tasarruflu kullanmamaları, kütüphaneden kitap almamaları ve eğitime devam etmemeleri gibi gerekçeler sunuyorlar” diye kaydetti.

‘Tutuklulardan intikam alınıyor’

Tahliyelerin engellenmesin altında yatan nedene de işaret eden Demir, bu hal ile tutuklulardan “intikam” alınmak istendiğini söyledi. Bu kararların arkasında Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın olduğunu söyleyen Demir, “Bunu nerden biliyoruz? Üç ay önce infaz hakimliğine yaptığımız şikayetlerde olumlu sonuç elde edildi. Ceza İnfaz Hakimliği’nin bu tutukluların tahliye edilmesine karar verdi. Ancak ne hikmetse İnfaz Hakimliğinin aldığı bu kararından sonra savcı, Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulundu. İtiraz kabul edilerek tutukluların tahliyesinin engellendi. Muhtemelen yukarıdan gelen bir emirle Ağır Ceza Mahkemesi bu kararı kabul etti” diye belitti.

‘Ayrımcılık yapılıyor’

Hasta tutuklulara dair düzenlemeye de dikkat çeken Demir, siyasi tutukluların ayrımcılığa uğradığını söyledi. Demir, “Ergenekon davasında hükümlü olan beş asker tahliye edildi. Çok ağır durumda olmasına rağmen Kürt politik hasta tutuklular için verilen bir karar yok. Bolu Cezaevi’nde bulunan ve tahliyesi gelen hasta tutuklular var. Cemal Tarhan o tutuklulardan birisi, kanser hastalığı var. Sürekli Ankara’ya sevk ediliyor. Bu tutuklu yetmiş yaşının üzerinde. Hayati Deniz Kaytan ve Ferit Orak’ ta aynı şekilde hasta. Bu tutukluların tahliyeleri gelmesine rağmen İdare ve Gözlem Kurulu keyfi bir şekilde aldıkları kararlarla tahliyelerin önüne geçiyorlar.  Ayırımcı politikalar bu genelgenin üzerinden daha devam ediyor” diyerek tepki gösterdi.

HABER MERKEZİ

#Tutukluların #tahliyesi #engelleniyor

Seçim arefesinde Kürt gazeteci, siyasetçi, hukukçu ve sanatçı gözaltına alındı

Seçime 19 gün kala birçok kentte düzenlenen ev baskınlarında aralarında gazeteciler, siyasetçiler, avukatlar ve sanatçılarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı

Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere 19 gün kala Amed merkezli başlatıldığı belirtilen bir soruşturma gerekçe gösterilerek bazı kentlerde çok sayıda eve baskın düzenlendi. Evlerde yapılan aramalarda polisler, bazı kitap ve dijital materyallere el koydu.  Baskınlarda aralarında ajansımız editörü Abdurrahman Gök, ajansımızın muhabiri Ahmet Kanbal, Yeni Yaşam Gazetesi Yazıişleri Müdürü Osman Akın, Xwebûn İmtiyaz Sahibi Kadri Esen, gazeteci Mehmet Yalçın; Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Amed Şube Eşbaşkanı avukat Halise Dakalı, avukatlar Özüm Vurgun, Bünyamin Şeker, Berdan Acun, Pirozhan Karali, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in basın danışmanı Sezen Mercan, Amed Şehir Tiyatrosundan Yavuz Akkuzu, Özcan Ateş ve Elvan Koçer Yıldırım ile siyasetçilerin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Riha’da ev baskınları

Riha’daki (Urfa) ev baskınlarında ise en 4 kişi gözaltına alındı. Siwereg (Siverek) ilçesinde yapılan ev baskınında ÖHD üyesi avukat Metin Özbadem’in yanı sıra siyasetçi Halil Delen, Havva Bildik, Habat Mimkara gözaltına alındı. Yine aynı dosya kapsamında Pinsûs (Suruç) ve Wêranşar (Viranşehir) ilçelerinde de ev baskınlarının yapıldığı ve gözaltıların olduğu öğrenildi.

Mezopotamya Ajansı (MA) Sahibi Ferhat Çelik ise baskın yapılan ikamet adresinde olmadığı için gözaltına alınamazken, birçok adreste de aramaların sürdüğü bildirildi.

HDP: iktidar kaybetme korkusuyla operasyonlara sarıldı

Sanal medya hesabından gözaltılara tepki gösteren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayyip Temel, şu paylaşımı yaptı: “Seçim arifesinde iktidar kaybetme korkusuyla yine gözaltı operasyonlarına sarıldı. Sabah partimizin MYK üyeleri, eşbaşkan yardımcıları, gazeteci, sanatçı ve avukatların içinde olduğu onlarca arkadaşımız Amed’te gözaltına alındılar…

Kaybetmekten kurtulamayacaksınız!”

Gözaltı sayısı artıyor

Diyarbakır Baro Başkan Yardımcısı Mehdi Özdemir, Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile 150’ye yakın kişinin gözaltına alındığını belirterek, “Operasyon halen devam ediyor. Gözaltılar devam ediyor. Birçok avukat arkadaşımızın bürolarında aramalar sürüyor. Şu ana kadar bir gerekçe belirtilmiyor. Bize sunulan bir gerekçe yok. Farklı meslek gruplarına yönelik bir operasyon. Aralarında sanatçı, siyasetçi, STK temsilcileri ve avukatlar var. Genel yürütülen bir soruşturma” ifadelerini kullandı.

‘Kısıtlılık kararı var’

Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ise sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, Diyarbakır, Batman ve Urfa’da gazeteci, sanatçı, siyasetçi ve yurttaşların da gözaltına alındığı bilgisini paylaştı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Bu sabah saatlerinde Diyarbakır merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında, birçok üyemizin evi basılarak gözaltına alındı. Dernek binamızda aramalar devam etmektedir. Seçim sürecinde derneğimize ve üyelerimize yönelik gerçekleştirilen siyasi operasyona karşı susmuyoruz! Aynı dosya kapsamında üyelerimiz ile birlikte Diyarbakır Batman ve Urfa illerinden gazeteci, sanatçı, siyasetçi ve yurttaşların da gözaltına alındığı bilgisine ulaştık. Derneğimize ve diğer demokratik kurumlara karşı yürütülen siyasi operasyona karşı susmayacağız! Gözaltına alınan üyelerimiz ve müvekkillerimiz hakkında 24 saat avukat ile görüşme kısıtlaması var. Siyasi operasyonlar, meşru olmayan kısıtlamalar, baskılar bizi yıldıramaz. Savunma susmayacak! Üyelerimizin, meslektaşlarımızın ve müvekkillerimizin yanında olacağız!”

HABER MERKEZİ

#Seçim #arefesinde #Kürt #gazeteci #siyasetçi #hukukçu #sanatçı #gözaltına #alındı

Hatay’da Yeşil Sol Parti adayları güllerle karşılandı

Yeşil Sol Parti’nin adayları Hatay’da güller dökülerek karşılanırken, çalışmalarını gece gündüz sürdüren partililer 2 milletvekili çıkarılması için bir oyun dahi önemli olduğunu belirtti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Hatay’daki hummalı çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Partililer Samandağ’da mahalle ziyaretlerinde yüzlerce yurttaşla bir araya gelirken, yurttaşlar ‘umut’ olarak gördüğü Yeşil Sol Parti adaylarını gül yaprakları dökerek karşıladı.

Samandağ’ın Sutaşı Mahallesi’nde yapılan çalışmaya Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce, Yeşil Sol Parti milletvekili adayları Şirin Nur Vural ve Yusuf Kimyon ile çok sayıda kişi katıldı. Burada yapılan ziyarette partililerin üzerine bolluk, bereket ve barış anlamına gelen gül yaprağı ve pirinç, yurttaşlar tarafından üzerine dökülerek karşılandı. Sutaşı Mahallesi’nde yapılan konuşmalarda bir oyun önemine dikkat çekildi.

Öte yandan diğer adaylar ve partililer ise İskenderun, Arsuz, Defne ve Antakya ilçelerinde halk ve çadırkent ziyaretlerinde bulundu. Burada da partililere yoğun ilgi gösterildi.

HATAY

#Hatayda #Yeşil #Sol #Parti #adayları #güllerle #karşılandı

Riha, Adana ve Mersin’de seçim çalışmaları: Ekonomik refah bizimle

Riha, Adana ve Mersin’de Yeşil Sol Parti seçim çalışmalarına devam etti. Riha’da konuşan Ferit Şenyaşar ‘Urfa halkı 14 Mayıs’ta gerekli cevabı verecekti’ dedi

Yeşil Sol Parti Riha’nın merkez Karaköprü ilçesinde seçim irtibat bürosu açılışı gerçekleştirdi. Mehmet Akif Ersoy Mahallesinde yapılacak olan açılışa katılan binlerce kişi, sık sık, “Direne direne kazanacağız”, “Yeşil Sol Parti halktır, halk burada” sloganı attı

Tüm kimliklerin sesiyiz

Açılışta ilk olarak konuşan Yeşil Sol Parti Riha milletvekili adayı Ayşe Tutku, tarihi bir seçime doğru gidildiğin belirterek, “Bir diktatörlük, faşist ve zalim bir hükümetle karşı karşıyayız. Artık bu zulmün bitmesi için 14 Mayıs’ta Yeşil Sol Parti diyelim” dedi. Direnen halkı hiçbir baskının yenemeyeceğini kaydeden Tutku, “Tüm dinlerin, dillerin, kimliklerin sesi olmaya hazırız. Depremde binaların altında kalan sisteme cevap olarak 14 Mayıs’ta Yeşil Sol Parti diyelim” dedi.

Şenyaşar: Urfa halkı 14 Mayıs’ta gerekli cevabı verecektir

Yeşil Sol Parti’nin Riha milletvekili adaylarından Ferit Şenyaşar ise, “Türkiye’de genel bir adaletsizlik var. Adaletsizliğin merkezi ise şu an Urfa’dır. Bu adaletsizliğe karşı 5 yıldır bir adalet mücadelesi yürütüyoruz ve 2 yıldır da Urfa Adliyesi önünde annemle birlikte her gün nöbet tutuyoruz. Bütün Türkiye bu mücadeleyi takip ediyor. Mücadelemiz dünya basınında da gündeme geliyor. Bu adaletsizliğe sebep olan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Cumhurbaşkanının talimatıyla Urfa’da aday gösterilmiştir. Urfa halkı 14 Mayıs’ta gerekli cevabı verecektir. Biz güçlü bir milletiz ve irademize güveniyoruz” ifadelerini kullandı.

Program seçim irtibat bürosunun açılışı ardından sonlandı.

Adana

Adana’nın dört bir yanında seçim çalışmalarını aralıksız sürdüren Yeşil Sol Parti milletvekili adayları, “Birlikte değiştireceğiz” şiarıyla halklarla buluşuyor. Yeşil Sol Parti Adana milletvekili adayı Tülay Hatimoğulları, Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı Akdeniz ve Havutlu mahallelerinde yurttaşları ve esnafları ziyaret etti. Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatma davasına karşın seçime Yeşil Sol Parti ile girdiklerini ifade eden Hatimoğulları, yurttaşlardan Yeşil Sol Parti için oy istedi.

Adaylar, Hatimoğulları, Ferhat Kabaiş, Mehmet Karakış ve Şükran Efetürk kent merkezinde bulunan İnönü ve Çakmak caddelerinde yurttaşlara bildiri dağıtıp, oy istedi. Kent merkezindeki bildiri dağıttığı sonrası Adaylar Hatimoğulları, Kabaiş, Karakaş ve Efetürk Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Dağlıoğlu Mahallesi Karasu Kavşağı’nda seçim irtibat bürosu açılışına katıldı.

Mersin

Mersin’de Yeşil Sol Parti seçim çalışmaları kapsamında ev ve esnaf ziyaretlerine devam ediyor. Mersin Milletvekili adayı Mustafa Türk tarafından Akdeniz ilçesine bağlı Çilek ve Şevket Sümer mahallelerinde gerçekleştirilen esnaf ve ev ziyaretlerinde yurttaşların sorunları dinlenerek, çözüm önerileri sunuldu.

Esnaf ziyaretinde seçime çok az bir süre kaldığını hatırlatan Türk, esnaflara sandık güvenliği konusunda çağrı yaparak, bu süreçte gönüllü bir şekilde çalışmanın önemine değindi. Esnaflarla gerçekleştirilen sohbet esnasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krize de dikkat çeken Türk “15 Mayıs’ta, Yeşil Sol Parti nezdinde halkların zaferiyle birlikte; halka yoksulluğu layık gören, kendi dar zümresini zenginleştiren AKP’nin iflas eden ekonomisinin hesabını soracağız. Yoksul halka ve iflas eşiğinde olan esnafa hak ettiği ekonomik refahı ve insani yaşama koşullarını sağlamak için elimizden geleni yapacağız” dedi.

Kaynak: MA

 

#Riha #Adana #Mersinde #seçim #çalışmaları #Ekonomik #refah #bizimle

Amed sokaklarında seçim çalışması

Yeşil Sol Parti Gençlik Meclisi, Amed sokaklarında yaktıkları meşalelerle yürüyerek, seçim çalışması yürüttü

Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Gençlik Meclisi, Amed’in Bağlar ilçesi Şeyhşamil Mahallesi’nde seçim çalışması yürüttü. Davul eşliğinde yürüyen gençler, “Direne direne kazanacağız” ve “İçerde, dışarda tecridi parçala” sloganları attı.

Uzun süre bildiri dağıtan gençler daha sonra seçim bürosuna geçerek halay çekti.

AMED

#Amed #sokaklarında #seçim #çalışması

Temsilde adaletin eşiği: Erzurum

Yeşil Sol Parti 28. Dönem Erzurum 1. Milletvekili Adayı HDP Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş’ın şahsında Yeşil Sol Parti Erzurum’da büyük bir heyecan ve motivasyonu da beraberinde getirmiştir. Erzurum’un tek tipçi yerel medya ajans ve gruplarının özellikle Yeşil Sol Parti Adayları üzerinden yoğun projeksiyonlarını yansıtmaları açısından da bu motivasyonun büyüklüğü kendisini hissettirir biçimdedir

Ömer Celal Yazıcıoğlu

Osmanlı’nın çözülüşünden erken Cumhuriyete kadar farklılıkların bir arada yaşadığı Erzurum engebeli coğrafyası ve zorlu iklim koşullarından dolayı geniş bir bölgeye yayılmıştır. Cumhuriyet rejiminin arkaik özelliği bir bütün olarak tek tipçi, modernleşme adı altında Batı taklidi bir kentleşme süreci başlatmıştır. Bu vesileyle de Erzurum’un imar, iskân ve kentleşmeyi de kapsayan Şark olarak adlandırılan Doğudaki İdari, Askeri ve İktisadi teşkilatlanmada görev alacak Üçüncü Umumi Müfettişlik 1935 yılında Erzurum merkezli tesis ve teşkil edilmiştir. Fransız Mimar Çevre Bilimci Jacques H. Lambert tarafından 1939’da Şehir İmar planı hazırlanmış, uygulama koşulları ve şehir üzerindeki etkileri ile Ulus- Devlet teorisine uygun biçimde; Türk İslam sentezli, ırkçı milliyetçilik ile farklılıkları yok sayarak asimile eden baskıcı kentleşme süreci başlamıştır. Bununla birlikte bir model önerisi olarak da çevre kentlere örneklem olarak pilot bölge olarak konumlandırılmıştır. Büyük Felaket öncesinde Ermeniler Kürtler ile birlikte kamusal ortaklık ile yaşamışlardır. Bu süreçte ticaret ve zanaat Ermenilerce, tarım ve canlı hayvan ticareti de Kürtlerin hâkimiyetindedir.

Erzurum yedi yüz elli bin nüfusu ile Türkiye’nin idari yapısı içerisindeki en küçük büyükşehridir. Parlamentoda altı milletvekili ve 21 ilçe belediyesine sahiptir. 2018 genel seçimlerinde AKP dört, MHP ve İYİ Parti birer milletvekili ile temsil edilmektedir. İYİ Parti 36 bin oy ile artık oyların birleşimi neticesinde milletvekilliğini almıştır. Nitekim HDP’nin 52 bin oy oranı ile milletvekilliğini yeterliliğine rağmen kazanamaması temsilde adalet ilkesiyle de çeliştiği açıktır. Palandöken ve Yakutiye ilçeleri nüfus olarak Erzurum’un en büyük ilçeleri ve bu iki (2) ilçe seçim sonuçlarında belirleyici rol oynamaktadır. Söz konusu bu iki (2) merkezi ilçe Yeşil Sol Parti açısından temsilde belirginlik sağlanmasında en temel ve kritik seçmen yoğunluğunun bulunduğu bölgelerdir. Nitekim Kürt seçmenin en yüksek nicelikte yaşadığı da bu bölgelerdir.

Demografik olarak incelendiğinde Erzurum’un heterojen bir yapıya sahip olduğu söylenebilir. Karlıova, Varto ve Tutak periferisinde yaşadığı Tekman, Hınıs, Karaçoban, Karayazı ve Köprüköy de Kürtlerin nüfusu kahir ekserinden daha fazlasını (yüzde 97 üstü) barındırmaktadır. Kürtler, Aleviler ve Türkmenler Erzurum’un bazı ilçelerinde bir arada yaşamaktadırlar. Şenkaya, Oltu, Hasankale gibi transit geçiş güzergâhında bulunan yerleşimler bunun en iyi örneğini gösterir ilçelerdir. Dışarıdan göç alma hususunda da Erzurum klasik metropol-büyükşehir reaksiyonu göstermemekle birlikte güney ilçelerinden diasporaya yoğun bir dinamik-göç yaşanmaktadır. Bu göç dalgasının yoğunluğu Kürt siyasi demokratik alan seçmeninin doğal sınırlarına ulaştığı bölgelerde görülmektedir.

Erzurum’a bağlı ilçelerden kısıtlı sayıda insan Erzurum’a göç etmiş- bunun yanı sıra günü birlik sağlığa erişim bağlamında çevre illerden geliş-gidişler yapılmaktadır. Şehrin ekonomisine yön veren en büyük sektör ise canlı hayvancılık olmakla birlikte, kentin ortalama yükseltisinin 2000 metre civarında olması kaliteli tarım yapılmasının önüne geçiyor. Yerel kaynaklarımıza dayalı olarak 2018 genel seçimlerinde alınan milletvekilliği sonuçlarına göre: 1. milletvekilliğinin ittifaklar içi artık oyların toplamı ile haksız biçimde İYİP adayına geçmiştir. İYİP 2018’de Erzurum genelinde 33.200 (otuzüçbin ikiyüz) oy oranı ile HDP’nin 52.000’i (elliiki bin) aşan oy oranına rağmen milletvekilliğini alamamıştır. Temsilde adalet ve yönetimde istikrar temsili demokrasi ve seçimler bağlamında Türkiye gibi demokratik teamüllerin yerleşemediği, ulus-devletlerin halklarının iradesine yönelik kısıtlamalar ve engellemeler barındırmıştır. En kutsal addedilen halkın iradesinin gaspına yönelik iktidar baskısı bu seçimde başarısızlığa uğratılırsa asgari demokratik uzlaşının yaşamsallaştırılması için de olmazsa olmazdır.

Yeşil Sol Parti şahsında HDP’nin uzun yıllar sonra Erzurum’da iddialı bir seçim sathı mahalline girmiş bulunması Erzurum il ve ilçeleri başta olmak üzere halkımız arasında müthiş motivasyon ve heyecanı da beraberinde getirmiştir. Nitekim 2015- 2018 ve 2019 seçimleri sonrasında yaşanan ‘mağlubiyetler’, olumsuzlama- muğlâklık uzun bir dönem karamsarlık ve umutsuzluğu da beraberinde getirmesi, yeni dönemde değişim ve başarı yönünde dinamik biçimde hafızalarımızda yer edinmiştir. Günümüzde politika yapıcıların klasik mutlak kadercilikten çıkışı için yaşamın dili ve halkın toplumsal beklentilerinin karşılanması yerelin beklentileri yönünde inisiyatifli kılınması temsili demokrasi uygulaması açısından başarı için olmazsa olmazlardandır.

Türkiye’de idari yapılanma içerisindeki 30 büyükşehir belediyesi statüsünde bulunan Erzurum’un; HDP’nin Büyükşehir Belediye Meclisi’nde ana muhalefet olarak grubu bulunan tek il olması, büyük bir emek, demokratik uzlaşı ve Kürtlük aidiyeti arka planına sahip olsa da bu gücünü basın ve kamuoyu nezdinde açığa çıkaramamış ve farklı nedenlere dayalı olarak (İktidarın ceberut baskısı vd.) rolünü tam oynayamadığı da diğer bir gerçekliktir…

D’hont algoritması üzerinden Yeşil Sol Parti’nin Erzurum’da en az 1 milletvekili çıkarabilmesi için asgari 54,700 (ellidörtbin  yediyüz) oya gereksinim duyulmaktadır. Bunun için de geçmişten günümüze emek ve aidiyetleriyle ideolojik seçmen kategorisine giren ve bürokratik tanımlama ile de güney ilçeleri olarak adlandırılan #Hınıs , #Karayazı, #Tekman ve #Karaçoban’da ”doğal sınıra” ulaşılmış bir verili durum ile de karşı karşıyayız! Bir başka söylem ile maksimum seçmen istatistiği de göz önüne alınarak Yeşil Sol Parti’nin Erzurum’da en az 30.000 (otuzbin) bandında bir oy oranına sahip olan seçim çevresi bu 4 ilçedir. 2023 Genel Seçimleri sathında Karayazı, Hınıs, Tekman, Karaçoban dışında; özellikle #Horasan, #Çat, #Köprüköy çeperi başta olmak üzere Erzurum İl Merkezi olan Palandöken, Yakutiye ve Dadaşkent ilçelerinde pozitif bir siyasal discurs ile örgütlü emek yoğun çalışmaya da acil ihtiyaç duyulmaktadır!

Tarihsel süreç içerisinde bir örneklem ile bu konudaki analiz ele alınırsa; Tekman’da 2019 Yerel Seçimleri’nde alınan 5.176 oy sayısını 9.000 ve üstü oy seviyesine çıkarmak niceliksel olarak büyük başarı gibi algılansa da; Erzurum merkezde alınacak oy sayısının en az 25.000 (yirmibesbin) üstünde yükseltmek daha olası ve niteliksel olarak da genel sonuca etki edebilecek bir pozisyon olduğu ve böylece başarı olarak da en az 1 milletvekili kazanılacaktır.

Yeşil Sol Parti 28. Dönem Erzurum 1. Milletvekili Adayı HDP Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş’ın şahsında Yeşil Sol Parti Erzurum’da büyük bir heyecan ve motivasyonu da beraberinde getirmiştir. Erzurum’un tek tipçi yerel medya ajans ve gruplarının özellikle Yeşil Sol Parti Adayları üzerinden yoğun projeksiyonlarını yansıtmaları açısından da bu motivasyonun büyüklüğü kendisini hissettirir biçimdedir. Geçmişte 4 ilçeye hükmetmiş; büyükşehir belediyesinde ana muhalefet partisi olarak grubu bulunan bir siyasi hareketin bugün Erzurum yerel medyasında gıyaben hatırı sayılır görünürlüğü Yeşil Sol Parti’nin Erzurum’da başaracağına toplum olarak kanaat hasıl olmuştur. Bu temelde 14 Mayıs’a kadar Çat, Horasan ve Köprüköy başta olmak üzere Palandöken ve Yakutiye’deki blok seçmen kitlesine yönelik propaganda ve seçim çalışmasıyla Yeşil Sol Parti’nin Erzurum’da 2 (iki) milletvekilliği için de zorlama yapılacaktır.

2018 yılında yapılan Partili Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde Erdoğan %73,2, Muharrem İnce 9.9, Selahattin Demirtaş % 9.7 ve Meral Akşener % 6.6 oy oranlarına ulaşmıştır. 14 Mayıs’ta 13. Cumhurbaşkanlığı’na ilişkin Yeşil Sol Partili seçmenin de desteği ve Millet İttifakı’nın muhafazakâr seçmen kitlesine yönelik açılımları ile birlikte Kılıçdaroğlu şahsında %30-34 bandında bir oy oranına ulaşması beklenmektedir. Bu beklenti Yeşil Sol Parti’nin CB Adayı çıkarmaması ve Erdoğan AKP’sine karşı MHP milliyetçiliğine uzak sosyal demokrat seküler seçmenin desteğiyle daha da yükseleceği görülmektedir.

Tüm bunlar teknik ve formel bilgiler olmakla birlikte siyasetin bir bilim olduğu gerçeği, mantık ve sosyoloji bilimlerinden beslenen, ideolojik-politik bir söylem inşası gerektirdiği de bir diğer enformel olguyu barındırmasıyla hakikatin kendisini temsil eder. İdeolojik politik söylem inşası örgütsel grup içi motivasyonu kırmayarak daha da güçlendirmek başarıya giden yolların taşları ile döşeli olduğu da tarihsel hafızamızın (2019-2018-2015) bizlere gösterdiği en temel olgulardandır. Bu rastlantısal olgunun temsilde adaletin eşiği olarak Erzurum öznelinde görülmesi de Yeşil Sol Parti’nin 14 Mayıs’taki başarısına bağlıdır. Bu da tüm toplum kesimlerine görev olarak algılanarak sürece katkıları ile aşılacaktır.

#Temsilde #adaletin #eşiği #Erzurum

Wan’da son muhteşem olacak

Hedef kitleleri daha önce AKP’ye oy vermiş olan gençler ev ev gezip bunları ikna etmeye çalışıyor. Sandık güvenliği görevini de üstlenen gençler, ‘Ne olursa olsun son muhteşem olacak’ diyor

Ferhat Çelik/Sadık Topaloğlu

Amed’den geldiğinizde Bedlis’in Tetwan ilçesinde başlar sizi karşılamaya Wan Gölü. Eşsiz güzelliğiyle çarşaf gibi önünüzde duran, Wanlıların deyimi ile “Behra Wan ê”, yolculuk boyunca size eşlik eder. Gölü seyre daldığınızda tüm ihtişamı ve heybeti ile Sîpan (Süphan) Dağı’nı görürsünüz. Adına yüzlerce ezgi ve ağıt yakılan Süphan, nazlı nazlı süzülür gölün üzerinden. Heybesinde ise zulüm, katliam ve direniş gizlidir. Ahmed Arif’in “Yiğitlik inkar gelinmez/Tek’e tek döğüşte yenilmediler/ Bin yıllardan bu yan, bura uşağı/ Gel haberi nerden verek/ Turna sürüsü değil bu / Gökte yıldız burcu değil / Otuz üç kurşunlu yürek/ Otuz üç kan pınarı /Akmaz/ Göl olmuş bu dağda…” dizesi ile ifade ettiği 1943 yılının Temmuz ayında Wan’da yaşanan “33 kurşun katliamı” ve 1930 yılının aynı ayında yaşanan Zilan Katliamı bunlardan sadece ikisi.

Kayyum farkı!

Bu katliamları ve daha nicesini yaşayan bu halk ise tıpkı Süphan gibi dimdik ayakta duruyor. Yıllardır zulme karşı direnen Wan halkı, bu sefer de iradelerini yok sayan, katliamları ve zulmü kendisine reva görenlere cevap vermek için 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimlere hazırlanıyor. Diğer kentlerden farklı olarak Wan’a ilk girdiğinizde Cumhur İttifakı adayı Recep Tayip Erdoğan’ın birçok yere asılmış “Doğru zaman doğru adam” afişlerini görmek mümkün. Yine kentin ana caddelerinde yol ortasında duran direklere itfaiye yardımı ile asılan AKP bayrakları da var. Tabi bunların kayyum farkı olduğu herkesin malumu.

Bahçeli’yi takan yok

Her ne kadar halkın gözüne sokulmaya çalışılsa da dönüp bakanı göremedik. Öyle ki Cumhuriyet Caddesi üzerinde bilbordlarda bulunan AKP ve MHP’nin reklamları önünde günde binlerce kez geçerken, halk adeta o reklamlardan habersiz. Bilbordların önüne tezgahını kurmuş bir seyyar satıcısı ise dikkatimizi çekiyor. Arkasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fotoğrafı var. Ondan habersiz ekmek parası peşinde olan seyyar satıcıya gözü oyulmuş Bahçeli’nin fotoğrafını sorduğumuzda ise “bana ne ondan” cevabını alıyoruz.

Gençler AKP’ye sırt çevirdi

Bahçeli bilbordunun hemen yanında ise AKP’nin reklamı var. Bahçeli’de olduğu gibi bu reklamın da yarısı yırtık. Önünde bulunan bir masada ise 3 genç oturuyor. Bilborda sırt çeviren gençleri önce AKP için stant açmışlar sanıyoruz. Tabi bunun yanlış olduğunu seyyar satıcı dürümleri gençlere verince anlıyoruz. Meğer o da seyyar satıcının tezgahıymış. Gençlere de arkasında bilbordu soruyoruz. “Abe bizde gelecek mi bıraktı. Biz hayatta ona oy vermeyiz. Bu seçimde onu göndereceğiz, artık yeter” cevabını alıyoruz. Yani bu kentte kayyumun reklam dahil tüm çabaları beyhude kalıyor.

Halkın reklamı

Kentin en işlek caddesi olan Sanat Sokağı’nda bir başka seyyar satıcı bizi karşılıyor. Burada ise billboardlardan farklı bir reklam var. Bu reklamın para veya pul ile bir alakası yok, tamamen gönüllü. Seyyar tablasına koyduğu elbiselerin her iki tarafına Yeşil Sol Parti bayraklarını asmış olan esnaf, bilbordlardaki AKP ve MHP reklamlarından daha çok ilgi görüyor. Tezgah Sanat Sokağı’nın girişinde ve yolun tam ortasında olunca da günde en az yüz binlerce insana ulaşılmış oluyor. Reklamın bile en güzel alternatifini bulan esnafların önümüzdeki günlerde nasıl bir yol izleyecekleri ise muamma.

Kadınların mesajı

Seyyar satıcıları geride bırakıp kenti dolaşmaya başlıyoruz. Beşyol Meydanı’nda kayyum eli ile direklere asılan AKP bayraklarının hemen yanında Yeşil Sol Parti’nin bayrakları gözümüze çarpıyor. Yanaştığımızda ise “Dîsa jin disa jîyan” pankartının asılı olduğunu görüyoruz. Diğer partilerin yapamadığını deyim yerinde ise ilk defa Yeşil Sol Parti’nin yapacağı kadın mitingleri kentte konuşulurken, bu büronun böyle stratejik bir yere açılması ise önemli bir mesaj barındırıyor. “Bu iktidarı kadınlar gönderecek”, “Yeni yaşamı kadınlar kuracak”, “Direnişin öncüsü kadınlar her yerde olduğu gibi seçim de öncülük yapıyor” mesajları belki ilk çırpıda sayabileceğimiz birkaçı.

Bu sefer kurtuluş yok

Kentteki Yeşil Sol Parti’nin çalışmaları ise aralıksız bir şekilde devam ediyor. Mahalle mahalle, ev ev yapılan gezilerin yanı sıra büro açılışları adete miting havasında geçiyor. Bu görkemli açılışlarda herkesin dile getirdiği tek şey ise şu: “Bu hava 7 Haziran 2015 seçimlerini çok çok aşıyor. AKP’nin bu sefer kurtuluşu yok. Wan iradelerine saldıran AKP’den bu sefer çok ağır bir hesap soracak. Yıllardır katliam yapan bu zihniyeti tarihin çöp sepetine atacak. Bu halka savaş dayatanlar, gereken cevabı alacak. Bu halkın barış istediğinin altı bir kez daha kalın çizgiler ile çizilecek.”

Bir doz enerji halayı

Diğer kentlerden farklı olarak buradaki esnaf gezileri ise çok çok ayrı işliyor. Partililer esnaf gezisine çıkmadan önce seçim büroları önünde bir araya geliyor. Burada çalınan ezgiler eşliğinde iki tur halay çekilip bir doz enerji alınıyor. İki tur dediğime bakmayın, Kürtler halaya başlayınca bıraktırabilene aşk olsun. “Halay yormuyor mu? Bunlar birazdan esnaf gezisine çıkacak, nasıl gezecekler” diye aklımdan geçiriyorum. Ama bunun saçma bir düşünce olduğunu esnaf gezisinde anlıyorum. Halay meğer yorgunluk değil enerji almakmış!

Gezi görünümlü yürüyüş

Halayın ardından başlıyor esnaf gezisi. Ama dediğimiz gibi bu diğer kentlerdeki gezilere benzemiyor. Bir anda yürüyüşe dönüyor. Adaylar ancak esnaflara selam vermekle yetinmek zorunda kalıyor. Tüm esnaflar müthiş bir coşku ve sıcaklık ile karşılıyor adayları. Karşılama dediysem öyle tokalaşma hal hatır sorma değil. Zafer işaretleri ve ıslıklar ile desteğini sunuyor adaylara. Kimi esnaflar ise dükkanı çırağa bırakıp katılıyor esnaf gezisi görünümlü yürüyüşe.

‘Pey ew partîya me ye’

Yoldan geçen arabalar ise kornaları ile destek sunarken, bir annenin doğal tepkisi herkes tarafından gülüşmelere neden oluyor. İlk önce hangi parti olduğunu bilmeyen anne, gençlerin attığı “Biji berxwedana zindana” sloganını duyunca “Pey ew partîya me ye(bu bizim partimiz)” diyor. Neredeyse gözleri dolan anneyi yatıştırmak ise yine gençlere kalıyor. Annenin bu doğal tepkisi kuşkusuz kentin her yerinde mevcut.

Uyarılar işe yaramıyor

Anneyi yatıştıran gençler aynı zamanda ellerindeki bildirileri dağıtıyor. Tabi gençlik bu, durdurabilene aşk olsun. Sık sık “Biji berxedana zindanan”, “Direne direne kazanacağız” sloganlarını atıyor. Polisin “Bu yürüyüş değil, esnaf gezisi” uyarıları ise işe yaramıyor. Gençler bir yandan bildiri dağıtıp diğer yandan slogan atmaya devam ediyor.

Yeşil Sol olunca…

Tabi mesele Yeşil Sol Parti olunca polis de eksik olmuyor. Çevik kuvvetten bir ekip gezi boyunca adayları ve kitleyi takip ediyor. Gençlerden biri “bunlar halkı korkutup bize katılmasını engelliyor. Ama gördüğünüz gibi nafile bir çaba” deyip durumu bize özetliyor. Durum gerçekten gencin dediği gibi bilinmez ama diğer partilerin çalışmalarında çevik kuvvet polisinin olmaması genci doğrular nitelikte.

D’Hondt Sistemi

Kentteki esnaf gezisi görünümlü yürüyüşler böyle devam ederken, D’Hondt Sistemi de partililer tarafından tartışılan konulardan biri. Bu sistem Yeşil Sol Parti’nin 8-0 yapmasını biraz zorlaştırıyor. Bunun için partililer kılı kırk yarıyor. Bir önceki seçimlerde HDP’nin aldığı oranı biraz daha artırmaları gerekiyor. Ciddi bir kaygı olmasa da başarının önündeki tüm engeller ciddiye alınıyor ve üstünde saatlerce tartışılıp çözümler aranıyor.

Son muhteşem olacak

Partililerin bu tartışmalarını geride bırakıp, seçim bürolarını ziyaret ediyoruz. Sanat Sokağı’nda bulunan seçim bürosunda gençler ile oturuyoruz. İlk fırsat “AKP’nin artık şansı kalmadı” diyen gençler, “Akşamları mahalle mahalle, ev ev geziyoruz. Özellikle daha önce AKP’ye oy verenleri gördüğümüzde onlar ile saatlerce tartışıyoruz. İkna etmeden bırakmıyoruz. Gerekirse tekrar gidiyoruz ve ikna ediyoruz” diyor. AKP’den çok sayıda kişi kopardıklarını aktaran gençler, “rehavete kapılmanın gereği yok” diyerek sandık güvenliğini de sağlayacaklarını ifade ediyor ve ekliyor: “Ne olursa olsun son muhteşem olacak.”

#Wanda #son #muhteşem #olacak

Daha özgür, daha mutlu yaşayabiliriz

Yeşil Sol Parti’nin milletvekili adayı Özgül Saki ile seçim çalışmalarını ve kadınların acil taleplerini konuştuk: Yeşil Sol Parti’nin seçim bildirgesini okuyan herkes, mesela ekonomik kriz, savaş, muhafazakarlaşma, çocuk hakları, engellilik, şiddet gibi konularda kuşatıcı ve bütünlüklü konular görecekler.

Nesli Şahiner

Tarihi bir seçimin arifesindeyiz. Başta kadın ve çocuklar olmak üzere Türkiye’nin ezilen, sömürülen, ötekileştirilen, şiddete, ayrımcılığa ve ırkçılığa maruz kalan tüm kesimlerinde umut yaratan bir seçim bu. AKP-MHP faşizan rejiminin sonu belki de…

Bu önemli seçime Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi de (Yeşil Sol Parti), alanlarda kadınlarla ve halkla buluşarak hazırlanıyor. Seçim beyannamesiyle ve listelerinde kadın adaylara en yüksek oranda (Yüzde 43.50) yer vermesiyle toplumda heyecan yaratan Yeşil Sol Parti’nin kadın adaylarından biri de feminist Özgül Saki.

Mücadeleyle dolu bir hayat

Hayatını başta kadın hareketi olmak üzere birçok alanda mücadeleye adayan Saki, Barış İçin Kadın Girişimi’nde, İktidarın mülteci düşmanlığına karşı “Biz Birlikte Yaşamak İstiyoruz Platformu’nda ve Gezi’de de yer almış bir isim.  Yanı sıra Latin Amerika’ya giderek bir süre Zapatistalarla, 1 buçuk yıl da Chiapas, Kolombiya ve Brezilya’daki otonom bölgelerde yaşamış. Yeşil Sol Parti’nin İstanbul 2. bölgeden aday gösterdiği Özgül Saki’yle seçim çalışmalarını, kadınların ve toplumun acil taleplerini konuştuk.

* Seçime geri sayım başladı, sürekli alanlardasın. Kadınların ve halkın ilgisi nasıl?

İlk günlerde daha az ilgi vardı, bildiri dağıtımlarında özellikle de. Ama çalışmalar devam ettikçe 3-4 gün sonra değişmeye başladı atmosfer. Daha fazla soru sorulmaya, daha çok ilgi gösterilmeye başlandı. Büro açılışlarının görkemli olmasının da etkisi var, biz 2. bölgedeyiz ama başka bölgelerdeki, başka illerdeki çalışmaların da çok etkisi oluyor, diğer bölgelere yansıyor. Ben açıkçası tereddütlüydüm, çok kritik seçim diye ama çalışmaları gördükçe rahatladım. Kimsede kaygı yok, daha çok sandık güvenliği ile ilgili herkesin kaygısı var. Bu da bana güven verdi açıkçası. Seçimi nasıl garanti altına alacağız, oylarımıza nasıl sahip çıkacağız kaygısı ve örgütlenmesi çok ciddiye alınıyor, bunları görmek iyi geldi.

* Diğer hiçbir partide ya da ittifakta ayrıca kadın bürosu açmak gibi bir şey yok, sadece Yeşil Sol Parti’de var. Bir feminist olarak bunu nasıl değerlendiriyorsun?

Ayrımcılıklar kalkıncaya, patriyarkayı yıkıncaya kadar bu tür uygulamalarımız, bağımsız örgütlenmelerimiz şart. Kesinlikle çok fazla ihtiyaç olduğu açık kadın bürolarına ve kadın stantlarına. Buna neden söylüyorum? Mesela deprem bölgesinde o yıkıntıların içinde de benzer bir şey vardı. Kadınların mahrem ihtiyaçları olabileceğini, ayrıca kadın çadırları olması gerektiği, kadınlar arasında dayanışma olabileceğini bizim dışımızda kimse düşünmemişti. Ayrıca bir kadın dayanışmasının olmasının deprem bölgesinde nasıl fark oluşturduğunu hep birlikte gördük. Kadın bürolarını ve stantlarını da bu durumlarla benzeştiriyorum. Kadınların kendi sözlerini söyleyebilecekleri, nasıl bir dünya istediklerini ifade edebildikleri alanlara çok ihtiyaç var. Zaten çok da ilgi görüyor kadın büroları. Şuna da benzetiyorum; biz bağımsız kadın hareketi olarak da ayrıca örgütleniyoruz. Karma örgütlerde birlikte mücadele ediyoruz belki ama her aşamada bağımsız örgütlerimiz de var. Bunun ne kadar ihtiyaç olduğu son dönemki mücadelelerde çok açık görüldü. Mesela kriz koşullarında kadınlar görünmez kılınıyor ya da nesne konuma iteleniyor. Ekonomik krizde de böyle savaşta da, afetlerde de, pandemilerde de böyle. Ayrıca kadın örgütlenmelerinin, feminist politikaların olması bambaşka bir etki yaratıyor bir bütün olarak da. Bu anlamda mesela partili ya da örgütlü olmayan kadınlarla da bir seçim faaliyeti yürütmenin aracı haline geliyor bu bürolar, bu yüzden çok önemli.

* Bu seçimde yine bütün partiler eşit temsiliyette sınıfta kaldı. Bir tek Yeşil Sol Parti eşit temsiliyete en yakın oranda kadın aday gösterdi. Nasıl yansıyacak bu durum Meclis’e?

Siyasette eşit temsil meselesini feminist mücadele en az yüzde 30 kota olarak tariflemişti çünkü durum o kadar vahimdi, 90’lardan söz ediyorum. Sonra Kürt kadın hareketinin Eşbaşkanlık, eşit temsil talebi geldi ve mücadele ederek elde ettikleri bir kazanımdı. Samimi konuşmak gerekirse, hiyerarşiye karşı bir feminist olarak bu bir çelişki gibi geliyordu bana ilk başlarda. Ama birçok kurumda, Kürt partilerinde, HDP’de Eşbaşkanlık uygulanması kadınlara güven verdi, bu da benim fikrimi değiştirdi. Evet, patriyarkayı yıkayıncaya kadar bizim ihtiyacımız olan bir şey yüzde 50 eşit temsil meselesi. Çok mühim. Yanı sıra biz şunu da söylüyoruz; Meclis tek başına bir şey değil, Yeşil Sol Parti de kadınlar da böyle düşünüyor. Biz sokakta, ev ev, işyeri işyeri, her alanda yürüttüğümüz bütün mücadeleyle Meclis arasında organik bir bağ kurmak istiyoruz. Bu organik bağ yüzde 50’yi aşan bir etkiyi mümkün kılacak. Tabii önümüzdeki seçim dönemlerinde de mutlaka böylesi bir eşitliğe de ulaşacağız.

* Türkiye’de başta kadınlar olmak üzere toplumun acil talepleri neleri kapsıyor şu anda?

En başta kadına yönelik erkek şiddetinin kontrol altına alınması, bu çok önemli bence. Çünkü toplum şiddetle yönetiliyor; bekçisiyle, askeri ve polisiyle sürekli bir şiddet hali var. Bundan en fazla kadınlar etkileniyor. Erkek şiddetinin yanı sıra akran zorbalığı da az konuştuğumuz ama çok yoğun yaşanan bir şey. Çocuk yaşta, genç yaşta, öğrenci kesiminde ve ergenlik döneminde akran şiddetinin çok fazla arttığını görüyoruz. Toplumu şiddetle yönetmenin sona erdirilmesi için bir perspektif olması gerekiyor. Bir diğer önemli sorun da ekonomik kriz. Soğanın 25-30 lira olduğu bir dönemden söz ediyoruz. Ekonomik krizden de en fazla kadınlar etkileniyor. Çünkü biz daha cinsiyetçi iş bölümünü parçalayamadık, dolayısıyla ev ekonomisi denen şey de kadınların üzerinde. Bir bütün baktığımızda toplumun yoksulluğu çok önemli bir talep. Diğer bir acil talep ise; savaş koşullarında yaşıyoruz şu anda. Bir başka önemli boyut ise depremlerden sonra enkazdan çıkarılan çocukların çoğunun tarikatlara verilmesi. Bu başlıklar zaten seçim bildirgesinde de var ve yaşadığımız koşulların içinden çıkabileceğimiz bir sıçrama tahtası olabilecek perspektifi sunuyor. Bu perspektiften devam edersek, seçimlerde azımsanmayacak bir milletvekili sayısı çıkarırsak başka bir yaşam kurmanın koşulları sağlanacaktır diye düşünüyorum.

* Kürdistan’a gitmeyi düşünüyor musun?

Çok gitmek istiyorum ama zaten bölge bana hiç yabancı değil. 2013-2014’te Suruç’taydık. Rojava Devrimi sırasında, tırnak içinde ‘Kobane düştü düşecek’ dendiği dönemlerdi. Şimdi orada bambaşka bir yaşam kuruluyor, o dönem Suruç’taydım, abluka sonrası Cizre’deydim, Barış İçin Kadın Girişimi’yle oradaydım. Depremlerde de yaklaşık iki parça halinde Adıyaman, Islahiye ve Hatay’daydım… Şimdi 14 Mayıs’a kadar hiçbir yere gidemezsin diyorlar ama 14 Mayıs’tan sonra kesinlikle gideceğim.

* Türkiye’nin her yerinde sürekli artan kadın katliamları var. Faillerin korunması meselesi var. Mesela İpek Er’in katili uzman çavuş, Fatma Altınmakas’ın tecavüz faili…

Tam burada şu bilgiyi vereyim; bizim bir feminist dava takibi grubumuz var. Biz Fatma Altınmakas’ın failinin yargılandığı davalara buradan araç tutup gittik, takip ettik. Çok önemsiyoruz bu davayı, katil olan eş ceza aldı ama tecavüz eden adam eline kolunu sallaya sallaya hala dolaşıyor, onun peşindeyiz. Bırakmayacağız, takipçisi olacağız. Muş Barosu Kadın Komisyonu da çok kararlı bu konuda.

* Faillere ceza verilmeyen dosyalar yeniden açılacak mı iktidar değişirse? Kadınlar ve kızlarını kaybeden anneler bu konuyu merak ediyor, hazırlık var mı buna?

Tabii var ama zaten sadece erkek şiddeti ile ilgili değil, tüm geçmiş dönem hukuksuzluklarla ilgili hazırlık var. Gezi Davası da var mesela… Bu Meclis’in girişimine de çok bağlı bir şey ama Feminist avukatlar ayrıca hazırlanıyorlar. Göçmen Dayanışma Ağı da ayrıca hazırlanıyor. Bir de biliyorsun yeni bir çözüm süreci tartışmaları var. Yeni bir çözüm süreci, barış süreci de gelecek aynı zamanda. Yoğun bir program içine girilecek gibi görünüyor. Hukukçular da var azımsanmayacak şekilde milletvekillerinin içinde, böyle bir hazırlık var ve umuyorum sonucu da çok iyi olacak.

* Yeni bir çözüm sürecinden bahsettin. Bunun Meclis’te sağlanacağını düşünüyor musun?

AKP dönemindeki çözüm sürecinden hepimiz çok ders aldık. Millet İttifakı’nın da sicili çok bozuk bu konuda. O yüzden iş bize düşüyor. İş bize düşüyor derken şunu kastediyorum; bu süreci örgütlerken sadece Meclis’le sınırlı kalan bir sürece sıkışmamalıyız ya da geçmişte olduğu gibi akil insanlarla sonuç alınacağını… Kolombiya’da kaldım daha önce, oradaki çözüm süreci imzasından sonra gittim, kadınlarla da epey sohbet etme şansım oldu. Şunun yapıldığını orada da gördüm; bütün barış talep eden kesimlerin örgütlü taleplerinin o sürece yansıması gerekiyor. Çözüm masasında kadın örgütlerinin, işçi örgütlerinin, sendikaların olmasının önemi çok büyük. Dolayısıyla orada çözüm masasında bu taraflar vardı, müzakerelerde bu tarafların olması çok önemli. Eğer bu kadar kitlesel olamıyorsa da bu bağı sürekli sıcak tutacak bir yapılanma, bir örgütlenme ile toplumun tüm dokularına bunu anlatabilme ve şeffaflık gerekiyor. Sadece siyaset değil yaşamın içerisinden çıkan talepleri de örgütlenme ile oluşturacağımız bir çözüm süreci gerekiyor. Bugüne kadar şaibeli olan ki sadece Cumhuriyet İttifakı’ndan söz etmiyorum, Millet İttifakı’ndan da söz ediyorum, şaibeli olanların bu seçim döneminde söylediklerini de onlara hatırlatarak, onları da çözüm sürecine mecbur bırakmanın örgütlenmesini yapmalıyız. Bu çok ciddi bir sorumluluk, çok fazla emek harcanması gerekir. Ama şunu da biliyoruz ki, bu çok mümkün.

* Son olarak, başta kadınlar olmak üzere sandığa gidecek seçmenlere neler söylemek istersin, Yeşil Sol Parti’ye neden oy vermeliler?

Yeşil Sol Parti’nin seçim bildirgesini okuyan herkes, mesela ekonomik kriz, savaş, muhafazakarlaşma, çocuk hakları, engellilik, şiddet gibi konularda kuşatıcı ve bütünlüklü konular görecekler. Öyle sadece mağduru tarif eden değil, bir özgürleşme aracı anlamında da ileri talepleri olan bütünlüklü bir program var. Bunu okuyan herkese ‘Evet, başka türlü yaşayabiliriz, daha özgür yaşayabiliriz, daha eşit, daha mutlu yaşayabiliriz’ dedirtecek bir program. Yanı sıra ‘birlikte değiştireceğiz’ sloganının da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Hep birlikte ortak bir örgütlenmenin, ortak bir yaşam pratiğinin toplumun tüm dokularında canlanabileceğinin de işareti seçim bildirgesinde yazılanlar. 14 Mayıs’a kadar hiç üşenmeden, ‘nasıl bir dünya, nasıl bir yaşam istiyoruz’u anlatmamız gerekiyor herkese. Sandık güvenliği çok önemli. Milletvekili sayısının artması çok önemli anayasa değişikliği gerçekleştirmek için. O yüzden ben diyorum ki, tek bir oyu bile ziyan etmeden sandık başında olalım, sandıkları güvenceye alalım ve 15 Mayıs’ta önce büyük bir şölene hazırlanalım. Sonrasında işimiz çok ama coşkuyla ve büyük bir motivasyonla kolları sıvayıp çalışmaya devam edeceğiz…

******

Özgül Saki kimdir?

1967 Zonguldak Çaycuma’da doğan Özgül Saki, ODTÜ’den mezun oldu. Öğrenci hareketi içinde yer aldı, sonrasında bir öğretmen olarak Eğit-Sen ve Eğitim-Sen’de sınıf mücadelesinin parçası oldu. 90’ların başından itibaren Kurtuluş geleneğiyle ve geleneğin dahil olduğu yasal birlik partileriyle örgütlü sosyalizm mücadelesi içinde bulundu. 2017’de Latin Amerika’ya giderek Zapatistalarla, sonrasında da yaklaşık 1.5 yıl Chiapas, Kolombiya ve Brezilya’daki otonom bölgelerde yaşadı. 2010 yılından itibaren Sosyalist Feminist Kolektif’te yer aldı. Erkeklerin katlettiği kadınların davalarını takip etti, ırkçılık karşıtı platformlar ile göçmen kadınlarla dayanışma örgütlenmelerine dahil oldu. Yıllardır 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü ve LGBTİ+ hareketiyle dayanışma eylemlerine katılmaya devam ediyor

#Daha #özgür #daha #mutlu #yaşayabiliriz