Ana Sayfa Blog Sayfa 575

Erdexan’da 7 Haziran rüzgarı esiyor: Hem haklıyız hem güçlüyüz

Erdexan’da Yeşil Sol Parti’nin 2. sıra adayı 19 yaşındaki Dicle Aktürk, 1. sıra adayı ise Eczacı Özgür Tanış. Tanış ve Aktürk ile seçim atmosferini, çalışmaları ve kentin durumunu konuştuk. Tanış ve Aktürk Yeşil Sol Parti’nin Erdexan’da da gümbür gümbür geldiğini belirterek ‘Hem haklıyız hem güçlüyüz’ diyor

Hicran Urun

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimleri için geri sayım başladı. Kritik seçimlerde bir oy bile önemli, zira bazı kentlerde bir oy dahi milletvekili dengesini değiştirebiliyor.

Dengelerin ufak farklarla değişebileceği illerden biri Erdexan (Ardahan). 2022 verilerine göre 92 binin üzerinde nüfusun yaşadığı kentte 70 bine yakın seçmen var ve milletvekili sayısı 2.

Kentte en farklı seçimler 7 Haziran 2015 tarihinde gerçekleşmiş ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) önemli bir farkla birinci parti olarak Meclis’e vekil yollamış.

Daha sonra gerçekleşen 1 Kasım 2015 ve 2018 genel seçimlerinde Meclis’e milletvekili yollayan partiler AKP ve CHP oluyor ancak ufak farklarla. HDP seçimleri vekil şansını 3 bini bile bulmayan farklarla kaybediyor.

Kent seçmeni genelde dengeleri değiştiren ve seçimin kaderini belirleyen faktörün Göle ilçesi olduğunu söylüyor. Nüfus yoğunluğunun Göle ilçesinde olması ve buradan gelecek oyun büyük ölçüde geneli etkilemesi, ilçedeki seçmenin oyunu da kritik bir yere taşıyor.

Göle seçmenin oy tercihindeki en önemli etken ise adayın yerelden olması. Bu anlamda Yeşil Sol Parti’nin önemli bir avantajı var. CHP ve AKP adaylarının aksine Yeşil Sol Parti’nin birinci sıra adayı Özgür Tanış, Göleli ve bölgede oldukça sevilen bir isim.

Mütevaziliği ile dikkat çeken Tanış, yıllardır ilçede eczacılık yapan bir isim ve özellikle pandemi sürecinde köy köy gezerek ilçe halkıyla kurduğu bağ oldukça etkili olmuş. Kentte, Tanış’ın adaylığı ile Yeşil Sol Parti’nin tıpkı 7 Haziran’da olduğu gibi bir başarı yakalayacağına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor ve parti çalışanları da ikinci vekili çıkarmak için çabaladıklarını söylüyor.

Yeşil Sol Parti’nin 2. sıra adayı ise Dicle Aktürk. Aktürk, yine kentin tanınan ailelerinden ve 19 yaşında bir kadın aday olarak özellikle gençlerin ilgisini çekiyor.

Her iki aday ile hem kentin sorunlarını hem de seçim atmosferini konuştuk…

  • Biraz kentin yapısından bahseder misiniz, Erdexan nasıl bir yer?

Özgür Tanış: Aslında Ardahan minyatür bir Türkiye örneği. Mesela Göle’nin 2 tane Zaza Alevi köyü, iki tane Türk Alevi köyü var. Çıldır’da Terekeme köyleri var. Posof’ta Ahıska Türkleri var. Hatay gibi kozmopolit bir yapısı var Ardahan’ın. O yüzden çok renkli bir ortamı var. Aynı zamanda burada farklı siyasi görüşlerde, farklı etnisitelerde olsa bile insanların bir bütünlük hali de var.

Mesela İstanbul’da bir cemevini ziyaret etmiştik, dernek başkanı Damallıydı, o bize Maraş ve Çorum katliamlarından bahsetmişti ve bir benzerinin Ardahan’da da denenmeye çalışıldığı, ancak toplum yapısının buna müsaade etmediğini söylemişti.

 

 

  • Sizinle birlikte gezerken dikkatimi çeken bir nokta oldu bu; Türkiye’de toplumda çok ciddi bir kutuplaşma var iktidarın söylemleri ve politikaları nedeniyle. Fakat o kutuplaşmayı Ardahan’da çok fazla gözlemlemedim, farklı siyasi partilerle karşılaştınız seçim çalışması yürütürken ve sizi çok güler yüzlü karşıladılar. Bu Ardahan’ın yapısı ile ilgili mi yoksa sizinle mi ilgili?

Özgür Tanış: Şundan dolayı; Burada hastane, doktor yoksa herkese yok, eğitim yoksa zengine de yok, fakire de yok. Ardahan’ın şöyle güzel bir yapısı da var. Diyelim ki; çok fakir bir insanın cenazesine gitseniz kalabalıktır, zengin bir insanın cenazesine de gitseniz kalabalıktır. Sınıfsal fark çok fazla yok burada. İnsanlar bilinçli bir şekilde sosyalist olmayabilir ama yaşam biçimi ona yakın. Çünkü, en fakir de en zengin de aynı fırından ekmek alıyor. Bundan dolayı da burada o bütünleşme hali çok çok daha iyi.

Dicle Aktürk: Açıkçası buradaki insanların yaşam biçimi çok aynı olduğu için, pek kutuplaşma olmuyor. Tabi burada Özgür arkadaşımızı da tanırlar ve çok severler bunun etkisi de vardır.

  • Milliyetçi siyaset çok fazla buraya sirayet etmemiş diyebilir miyiz o zaman?

Özgür Tanış: Çok doğru, burada HDP’de Terekeme bir yöneticimiz de Karapapak bir yöneticimiz de var. Kimse burada HDP’de bir Türk veya Terekeme yöneticinin olmasını yadırgamaz.

  • Peki Erdexan’ın sorunları nedir?

Özgür Tanış: Mesela Göle’de bir halk toplantısı yaptık burayla ilgili sorunları insanlardan dinledik ve bireysel fakirliği değil de toplumsal fakirliği nasıl ortadan kaldırabiliriz bunu konuştuk. Önceki seçimlerde insanların bireysel beklentileri vardı iş vs. gibi. Ama hakikaten bu seçimde insanlar artık şunun farkındalar, bu bireysel fakirlikleri ortadan kaldırmaya yönelik politikalar pek bir yere götürmüyor. Bizim burada toplumsam fakirliği ortadan kaldırmamız gerekiyor.

Artık Yeşil Sol Parti’den girmemiz hasebiyle mi bilmiyorum ama ekoloji ile ilgili kaygılarını insanlar belirtiyorlar. Göle’nin bazı orman köyleri var, orman katliamlarına karşı ortak bir tepki var. Çünkü doğa çok çoraklaştı, kuraklaşma ciddi anlamda baş gösterdi. E buranın temel geçim kaynağı hayvancılık, hayvancılıkla ilgili insanların ciddi şikayetleri var. 2 bin metreye yakın bir rakımı var Ardahan’ın, burada sağlam bir seracılık yapmak gerekiyor ama masraflı. Hayvancılıkla geçiniyor insanlar daha çok. Buna yönelik beklentileri var, hayvan hastanesi gibi. İnsanlar bu seçimde bireysel bir şey talep etmiyorlar daha çok kolektif talepleri var. Bundan dolayı da iktidarın ve iktidarın yöntemlerine benzer eski usul rüşvet vererek oy isteme yöntemleri bu seçimde pek işe yaramayacak.

  • Ardahan’ın en önemli sorunlarından biri hayvancılıkla ilgili yanlış politikalar diyebilir miyiz?

Dicle Aktürk: Açıkçası ulaşım, sosyalleşme gibi belli başlı sorunlarımız da var.

Özgür Tanış: Görünen sorunlar var, görünmeyen sorunlar var. İlk göze batan sorunlar temelde ekonomik oluyor, ulaşım vs oluyor. Mesela Ardahan’da iki sınır kapısı var, bir şehirde iki sınır kapısının olması Türkiye’de az bir örnek. Ama ticaret anlamında çok düşük bir hacmi var. Bunun dışında dile gelmeyen sorunlar da var, eğitim kalitesinin düşüklüğü, sağlık hizmetlerinin düşüklüğü. Salt eğitim kalitesinin düşüklüğünden dolayı memurlar göç etmek istiyor. Buradaki insanlar da göç etmek istiyor. Diyelim kronik rahatsızlığı varsa bu insanları göç etmeye zorluyor, salt ekonomi değil.

  • Buradan önce Erzurum’daydım şöyle bir tablo var bölgede; hem eğitim hem sağlık hizmetleri konusunda Kars, Ardahan, Muş, Ağrı gibi bu bölgeyi kapsayan kentlerin neredeyse tamamı Erzurum’a mecbur bırakılmış…

Tabi bunun da arkasında iktidarın sağlık politikasındaki çıkar meseleleri var. Mesela kent hastaneleri kurdu ve iktidar yüklenici firmaya belli bir miktarda hasta ve ekonomi taahhüt etti. Ama böyle bir nüfus yok ortada. Örnek veriyorum şuan rakamları net hatırlamıyorum, diyelim senede 20 trilyonluk bir rakam taahhüt ediyor yüklenici firmaya. Ama Erzurum’un nüfusu 10 trilyona yetiyor. Şimdi çevre illerde uzman doktor bulundurmuyor ve bu bir hasta göçü yaratıyor. Bunun dışında Erzurum’a eskiden beri sağ muhafazakar partiler hakimdir. Buranın ekonomisini canlı tutabilmek için çevre illeri Erzurum’a mecbur bırakıyor. Bir de ben burada güçlüyüm ve bakın burada hizmet var gibi bir gösteriş dünyası da yaratılıyor. Bunları yapmakta sadece kendileri muktedirmiş gibi gösteriyorlar.

  • Peki Ardahan’da seçmenin nabzı nedir? Diğer seçimlerden farkı ne olacak bu seçimin?

Dicle Aktürk: Şöyle ki, zaten iktidarın durumu belli, ülke genelinde iktidara bir tepki var. Aynı tepki Ardahan’da da var. Bugün pazarda soğan 30 lira. İnsanlar ekonominin gidişatının bilincinde. AKP’ye olan tepkinin sandığa da yansıyacağını düşünüyoruz.

Özgür Tanış: Açıkçası burjuva siyasetine yakın partilerin aday belirleme süreçleri halkın isteklerinden çok bağımsız. Türkiye’deki neredeyse bütün siyasetler için bunu söyleyebiliriz. Halk kendi siyasi partilerinden daha aydın, daha öndeler. Mesela AKP için söylersek, kendine gönül veren oy veren insanları dinlemediği için aday dayatmasında bulunuyor. Burada Yeşil Sol’un şöyle bir farkı var; Halkın taleplerini dinleyerek aday seçimini belirledi. Bundan dolayı da Yeşil Sol Parti’nin önemli bir avantajı var. Çünkü bizler burada yaşıyoruz, ikimiz de burada emekçiyiz, bunları halk gözlemliyor. Burada insanlar genelde beraber çay içtiği, berber bir düğüne, cenazeye gittiği insanları görmek istiyorlar.

Bu tabi Ardahan için geçerli, burası küçük bir yer. İstanbul, Amed gibi metropol kentlerde bu geçerli olmayabilir.

  • Peki bu avantajın dışında halkın Yeşil Sol Parti’nin politikası konusunda yaklaşımı nedir, biraz önce bahsettiniz sınıf ayrımının olmamasından ve insanların yaşam biçiminin sosyalizme yakınlığından. Bu da Yeşil Sol’un parti politikasına çok yakın bu da bir avantaj mı?

Sadece yaşam biçimi değil, mesela ekoloji ile ilgili politikalarımız var ve burada insanlar kaynak sularının kuruduğuna şahit oldular, endemik bitkilerin yok olduğunu gördüler. Yine diyelim ki hükümetin teşvik ettiği gübre var, bu gübre kullanımın ardından doğada ciddi bir tahribat olmaya başladı. Devletin kasası da boşaldığı için devlet şuanda ormanlarımıza dadanmış durumda. Göle, Hanak, Damal’da ciddi anlamda doğa tahribatı var. Bunun dışında burada bazı maden şirketleri ruhsat almışlar ve gelişi güzel sondaj çalışmaları kaynak sularını kurutmuş durumda. İnsanlar bunları gördüğü için Yeşil Sol Parti’nin politikalarını burada anlatması çok zor değil. Çünkü bunlar insanların birebir gördüğü ve yaşadığı şeyler.

  • Burada sana özel bir soru sormak istiyorum Dicle, genç ve kadın bir aday olarak dikkati çekiyorsun, peki genç seçmenin Yeşil Sol Parti’ye bakışı nasıl?

Gençlerin iktidara çok büyük bir tepkisi var. Hem eğitim hem de ekonomi konusunda. Ayrıca iktidarın gençleri kutuplaştıran ve ötekileştiren politikalarının da çok farkındalar. Mesela burada Hoçwan’ın gençlerinin neredeyse yüzde 70’i göç etmiş durumda ve bu gençler İstanbul’dan arayıp bize destek oluyorlar. Gençler Yeşil Sol Part’nin arkasında. Gençlik açısından atmosfer çok iyi. Gümbür gümbür geliyoruz.

  • Son olarak Yeşil Sol Parti adaylarının Erdexan halkına mesajına nedir?

Özgür Tanış: 20 yıldır bu topraklarda bir güç zehirlenmesi yaşanıyor. Ama bu topraklarda bir sürü devrimci ve direnişçi de var ve bu devrimcilerin bize hatırlattığı bir şey var. Bizlerin haklının yanında olması gerekiyor. Biz bu seçimde hem haklıyız hem güçlüyüz. Ama güçlü olduğumuz için değil haklı olduğumuz için çalışıyoruz. 7 Haziran’ı geçeceğimize inanıyorum.

Dicle Aktürk: Ben de 19 yaşında genç bir vekil adayıyım. Ben susmadım gençlere de mesajım siz de susmayın. Geleceğiniz için çabalayın. Biz sizlerin destekçisiyiz, siz de bizim destekçimiz olun.

#Erdexanda #Haziran #rüzgarı #esiyor #Hem #haklıyız #hem #güçlüyüz

Dersim Yazıları – IV – Silahsız halkın kurşuna dizilmesinin resmidir

Dersim Soykırımı’na ilişkin en önemli belgeler Asayiş Raporları’dır. Bir iç yazışma olduğundan oldukça saf ve sansürsüzdür. Her ne kadar Türk idari sisteminde ast üstüne yazarken üstünün istediği bilgi ve dil kullanıyorsa da bu raporlar önemli bilgiler içerirler.

Sait Çetinoğlu

Dahiliye vekaletinin 2.11.1939 günlü yazısında[1] Dersim Soykırımı süreci ayrıntılı olarak listelendirilir. Yazının ekinde verilen cetveller ve istatistikler süreci özetler. Yazı ekindeki istatistiklerle ilgili açıklamalar içerir.

Biz yazıya geçmeden resmi açıklamanın ekindeki belgelerin içerik analizini yapmayı daha önemli gördük. Tabii ki söz ettiğimiz yazıyı başka asayiş raporlarını da paylaşacağız.

Cumhuriyet arşivinde bulunan ve gizliliği yeni kaldırılmış yazının ekindeki ilk sayfada 1938 yılındaki 3 aylık harekatın özeti verilmektedir. Üç aylık harekatta toplamda 13.155 kişi katledilmiş, 2013 kişi esir alınmış olduğu raporlanmıştır. Bu bilgiler bir anlamda, vatandaşlarına karşı cihadın özetidir. Neden mi?

Devlet kuvvetlerinden 241’i yaralı olmak üzere harekat esnasında 354 kişilik zayiat bildirilmektedir. Dersimlilerden, 6000 kişi rapor harici imha ile -ne demekse- birlikte ölü olarak 13.155 sayısı verilmektedir. 233 kişi teslim alınmıştır. Ele geçirilen silah olarak da 296 sayısı verilir.

Alınan silahların teslim olanların getirdiği silahlar veya çatışmalar sonucunda ele geçen silahlardan olup olmadığı belirsizdir. Teslim olanların affedilmeleri için silah getirme zorunluluğu olduğundan, bunların çoğunluğunu teslim olanların silahları olarak kabul ettiğimizde durum daha vahim bir hal almaktadır. Bu durumda haydut denilen kişilerin tamamının silahsız vatandaşların olduğu ortaya çıkmaktadır.

Her halükarda, neresinden bakarsak bakalım, rapor, devlet görevlileri ve onların kullandıkları milisler, özel güçler, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı olmak üzere, maddi ve çeşitli ödüllerle baştan çıkarılan “kelle avcıları”  ve listelenerek hedef gösterilen kişileri öldürme ve yakalama karşılığında suçları affedilecek suçlular ve sanıklar tarafından, silahsız 13.000 üstünde vatandaşın kurşuna dizilerek katledildiğini gösteriyor.

Devletin resmi belgelerinde vatandaşlara karşı imha ve esir gibi ifadelerin kullanılması da manidardır. Bu dil, bu bölge insanlarının Cumhuriyetin evlatlarının dışında tutulduğunun işareti olsa gerek.

  1. C. 96 A / 262

B A Ş V E K Â L E T

HUSUSSİ KALEM MÜDÜRLÜĞÜ Jandarma Genel Komutanlığı Ş. 3. den

Sayı: …… 7.11.1938 de telefonla alınmıştır.

GİZLİLİĞİ KALDIRILDI

Harekâtın başlangıcı olan ağustos 1938 den 5 İkinciteşrin 1938 akşamına kadar tarafeynin zayiatı

Kuvvetlerin zayiatı

Şehit                                      Yaralı

_______                                    ______

  85                                      191                 Er

 20                                       33               Jandarma

 1                                       13                Subay

 7                                        4                 Halktan

 ______                             _______

113                                 241

 

Eşkiyadan

Ölü                               Esir                   Teslim olanlar                      Alınan silah

_____                           ______             _________                      __________

 7155                           2013                  233                                     296

 

  7155

  6000                    Rapor harici imha

_______

13155

Raporun ikinci sayfasında harekatın yıllar itibariyle genel icmali verilir:

1936 yılında silah toplamaya ağırlık verilmiştir. “Taraflar” arasında çatışma görülmemektedir.

1937 yılında da çok miktarda silah toplanmıştır. Bir anlamda, böylece Dersim’in silahtan arındırıldığını söyleyebiliriz. 1937 yılında teslim olanların sayısı da hayli yüksektir. Dolayısıyla toplum önderlerinin devlete teslim olduğunu söyleyebiliriz. Seyit Rıza’nın da teslim olanlar arasında olmasından dolayı, olduğu varsayılan direnişin tamamen kırıldığını göstermektedir. Başbakan İsmet İnönü’nün görüşünün de aynı yönde olduğunu önceki yazıda verdiğimiz meclis konuşmasından biliyoruz.

1938 yılındaki toplanan silah miktarından yılın ilk yarısında da silah toplamanın sürdürüldüğünü çıkarabiliriz. Silahsızlandırılmanın sonunda kanlı harekata başlanılmıştır. Verilen sayılardan diri teslim alınmadığı görülmektedir.

1939 yılında da harekatın devam ettirildiğini verilen sayılardan anlıyoruz. Bu kez teslim olanların sayısının fazla olması 1938 yılında yaratılan dehşetle ilgili olsa gerektir. Teslim alınan silah sayısının da az olması Dersim’in silahsızlandırılmasının işaretidir.

1 Kasım 1939 yılında düzenlenen cetvelden 1937 yılında Dersim’in çevre illerinden de silah toplandığı anlaşılmaktadır. Böylece çevre de silahtan arındırılmış, Dersim’e yardım imkanı ortadan kaldırılmıştır.

“Tunceli kanununun tatbikinden bu güne kadar dersim mıntıkasında yapılan hareketlerde elde edilen insan ve silâh mikdarı ile zayiatımızı gösterir cetvel                                                96 A / 258

 

 

YIL

 

 

 

Eşk.

 

Ölü

 

elde

 

Diri

 

Edil.

 

Tsl.

olan

 

 

Yekûn

 

 

Alınan silâh

 

Veri.

 

Şehit

 

Zayiat

 

Yaralı

936 yılında yapılan harekâtta        768
937      “            “            “      262        36   928   1226      4263       30     51
938      “             “           “ 13160    2107   821  16088        844     122  251
939       “            “           “       384      824 2867    4075        222        47   552
Y E K Û N 12806    2967 4616 21389       6117     199   354

 

1937 yılında Tunceli ile ilgili olan vilayetlerden aşağıda yazılı silâhlar toplanmıştır.

Mühür/ İmza

Adet

_______

Erzincan                                             2845

Elazığ                                                  703

Bingöl                                                935

Sivas                                                  4122

Malatya                                              21

______

Yekûn                                              8626

2.11.1939 günlü ve Faik Öztrak – CHP sözcüsü Faik Öztrak’ın dedesidir – imzalı yazının gövdesinde ayrıca 1939 yılı cetveli ile ilgili açıklamalar verilmektedir. II. Maddesinde Tunceli Kanununun uzatılması sonrasına ait bilgilerdir. Direniş tamamen kırılmıştır. “Dehalet edenlerin [devletin merhametine sığınanlar]  içinde Haydaran, Arilli, Bal, Körabbas ve Koç aşiretlerinin reislerile aileleri ve Seyit Rıza’nın kardeşi Düzgün gibi belli başlı adamlarda vardır. Koç yasak bölgesi tamamen temizlendiği gibi kalan yasak bölgesinde halâ temerutte ısrar eden mahdut haydutlar perişan ve aç bir haldedirler ve şiddetle takip olunuyorlar.”

Kalan önem atfedilen kişiler teslim olmuştur. Herhangi bir “direniş” olanağı kalmamıştır:

Başvekâlet Yüksek Katına

  2/Ağus./ 939 tarih ve (J. Gn. K.) 2184/4817 sayılı yazıya ek:

Tunceli kanununun tatbik tarihi olan 936 yılı Mart ayından itibaren Dersim mıntıkasında ittihaz edilen idarî ve inzibatı tedabir ve icraatın neticelerini gösterir cedvel ilişik olarak yüksek katlarına sunulmuştur.

Cedvelin 939 senesine ait rakamları içinde Tunceli kanununun temdidinden sonraki vak’alarda dahildir. Mikdarı, kanunun meriyetinden geçen ayın sonuna kadar olan müddet zarfında (358)i ölü, (909) u diri olarak (1367) kişi tutulmuş ve (17289 kişi de dehalete icbar edilmiş ve bunlardan (182) silâh alınmıştır. Dehalet edenlerin içinde Haydaran, Arilli, Bal, Körabbas ve Koç aşiretlerinin reislerile aileleri ve Seyit Rıza’nın kardeşi Düzgün gibi belli başlı adamlarda vardır. Koç yasak bölgesi tamamen temizlendiği gibi kalan yasak bölgesinde halâ temerutte ısrar eden mahdut haydutlar perişan ve aç bir haldedirler ve şiddetle takip olunuyorlar.

Devam eden bu takip ve baskınlarla kış basmadan kaçakların bir kısmının daha elde edilecekleri tabii bulunmakla beraber kıştan istifade ile dağlarda ve mağaralarda sığınmak isteyeceklere karşı da imkân dahilinde baskınlar yabtırılarak kat’i neticenin alınmasına çalışılacağını saygı ile arz ederim.

Başvekâlet yüksek katına ve Rc. U. Kâ.liğine yazılmıştır.

Dahiliye Vekili

Faik Öztrak

İmza”

Her ne kadar, Asayiş raporlarıyla ilgili ayrı bir yazı kaleme alınacaksa da bu dosyada bulunan asayiş raporları sürece ilişkin bilgiler vermesi bakımından önemlidir. Bunları da paylaşmayı faydalı bulduk.  1.11.1938 günlü dahiliye vekaletine gönderilen IV. Umumi müfettiş Alpdoğan imzalı acele telgrafta:

  1. Çemişkezek’deki tabur tarafından yapılan arama ve taramada; Oskih, Ahdük, Eknik köylerinde iki ev yıkılmış ve üç ekin tarlası yakılmıştır. Ekrek köyünde yeniden yapılmak istenen bir ev yakılmıştır, haydutlara rastlanamamıştır.
  1. 30/31.10.938 gecesi saat 24 sıralarında Sürbihan karakolu tarafından Mercan boğazında kurulan pusuya düşürülen haydutlardan birisi öldürülmüş ve bir kasalı tüfenk alınmıştır.
  1. (108) kişilik listede ismi yazılı (94) No.lu Seyit Mahmut yakalanmıştır.
  1. Pülümür kazasının Mordafan köyünde, yanık duvar içinde 1 dokuzlu tüfenk bulunmuştur.”

3.11.1938 günlü ve Alpdoğan imzalı raporun ayrıntıları dikkat çekicidir:

  • Kürk bölgesinde arama yapmakta olan 11 inci Alayın Üçüncü Taburu, dün ve evvelki gün bu bölgelerde ve muhtelif zamanlarda 45 – 50 kadar haydutla müsademe yapmış ve hâlen Aşkırık doğusundaki tepede bulunduğu raporundan anlaşılmıştır. İki günlük müsademe haydutlardan görülebilen üç ölü ve Taburdan da üç şehit, beş yaralı vardır. Taburun yanında telsiz yoktur.
  • İkinci Seyyar Jandarma Taburuna Dereova’ya ve Seyyar Alaydan bir tabura da Kırmızıdağ’a yürümeleri emri verilmiştir.
  • Nanıkuşağı deresi bölgesinde Tugay tarafından iki bölükle bir tarama hareketi yapılmaktadır.
  • Dokuzuncu Seyyar Taburdan iki bölük te Açkisor ve Havikpah mıntıkalarında pusudadır.
  • Koçlulardan Kozluca, Hanife, Bektaş ve Zogar köylerinden on beşi kadın olmak üzere 36 kişi Ovacık’a dehalet etmişlerdir.

18.11.1938 günlük raporda:

  1. numaralı cetvel listesinin 166 sıra numarasında yazılı Şamuşağı reislerinden topal Eyüp ve 124 numarada Kopo Hüseyin’in kardeşi Haydo ile beş kişi gelerek Ovacık kazasına 1 silâhla beraber teslim olmuşlardır.
  1. Şamuşaklarından 6 nüfus Ovacık kazasına dehalet etmişlerdir.
  1. Evvelce dehalet eden Kör Seyit Hanın kardeşi oğlu bir silâh getirerek OvacıkBirliğine teslim edilmiştir.

21.11.1938 günlü raporda: Aşuran bölgelerinde ve bir numaralı cetvel listesinin 139 numarasında yazılı Topal Baba da, Ovacık Kazasına gelerek teslim olmuştur.

Silahsız halkın kurşuna dizilmesinin resmidir: günlük raporda.

  1. Kalanlılardan 16 nüfus Ovacık kazasına dehalet etmişlerdir.
  2. Dün Çemişkezek’e dehalet edenler içinde 1 numaralı haydut listesinin 102 numarasında yazılı Mehmet oğlu ağa ve 139 numarasında yazılı Kör Kuridonun oğlu Hıdır ve 129 numarada yazılı Kol başı ve meşhur silâhşörlerden ince Mehmet vardır.

[1] BCA 30   10     111   751   30

 

 

#Dersim #Yazıları #Silahsız #halkın #kurşuna #dizilmesinin #resmidir

Ermeni Soykırımı yüzleşmeyi bekliyor

Ermeni Soykırımı’nın inkâr edildiğini belirten yazar Miran Pırgiç Gültekin, ‘Soykırımı Osmanlı’dan İttihat Terakki yönetimi devralıp sürdürmüştür. Bugün benzer bir soykırım Kürtler ve Êzidîlere yapılmaktadır. Bu topraklarda Türklerin dışındaki halklar hep yok sayılmıştır’ dedi

Ercan Kaplan / İstanbul

Osmanlı İmparatorluğu son dönemlerinde Abdülhamit’in sultasında halklara karşı ordu ve Hamidiye Alayları’nı kullandı. 1894 yılında Sasun’da ve 1896 yılında ise Taşnak Partili devrimcilerin Osmanlı Bankası baskını bahane edilerek İstanbul’da Ermeni halkına yönelik katliamlar yapıldı. 1909 yılında katliamın adresi Adana’da binlerce Ermeni katledildi. Katliamların bir parçası olan baskı, sansür ve tek tipleştirme politikası 1915’te doruğa ulaştırıldı. İttihat ve Terakki yöneticilerinden Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa devlet kademelerini ele geçirdikten sonra 24 Nisan 1915’te Ermenilere karşı soykırım başlattı. Süryanilere (Asuri, Arami, Keldani) karşı ise Sayfo (Kılıç) adı verilen soykırım başlatıldı. Krikor Zohrab, Ohannes Vartkes Serengülyan, Nazaret Dağavaryan, Garabed Paşayan, Isdepan Çıracıyan, Onnik Tertsakyan (Arşak Vramyan) ve Hampartsum Boyacıyan gibi Ermeni halkının siyasi önderleri tutuklanarak katledilirken sonrasında din görevlileri hedef alındı. Kadim Ermeni kentlerinde soykırım süreci işletilerek Ermeni halkının maddi manevi yaşamı büyük oranda ortadan kaldırıldı. Türk burjuvazine sermaye birikimi yaratmak için Ermenilere ait maddi değerler yağmalandı. Kiliselerine, okullarına, çarşılarına el konuldu. Kiliseler birçok yerde karakollara ve depolara çevrildi. 108’inci yıl dönümünde olduğumuz Ermeni Soykırımı’nı yazar Miran Pırgiç Gültekin’le konuştuk.

  • *Ermeni halkı bin yıllardır yaşadıkları kadim topraklarda neden soykırıma uğratıldı, burada amaçlanan neydi?

Ermeni soykırımı yapıldığı dönemde Osmanlı İmparatorluğu çöküş sürecine girmişti. Üç önemli gelişme yaşandı.  Osmanlı’nın çöküşü, soykırımın yaşanması ve Cumhuriyet’in kuruluşu. Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine baktığınız zaman tamamen tekçi zihniyete dayalı olduğunu görürüz: Tek devlet, tek millet, tek bayrak. Kurulan devletin Türk Sünni İslam devleti olduğunu görürüz. Bunu oluşturmanın yolu Anadolu topraklarında yaşayan Ermeni milletine tehcir yoluyla soykırım uygulanacak, öldürüp yok edilecek. Rumlar Atina’ya sürülecek, Kürtler Türkleştirilecek, Aleviler Sünnileştirilecek ve Sünni Türk devleti kurulacaktır. Bu devletin oluşumunun nedeni Osmanlı İmparatorluğu’nun kendilerine yurt edinebilecek bir toprak parçasını elinde tutmaktır.

Osmanlı İmparatorluğu son dönemlerinde kendi çöküşünü önleyemeyince süregelen uluslaşmanın nedeniyle kendi içerisindeki paşalardan Talat Paşa, Enver Paşa, Cemal Paşa ve daha birçoğu aldıkları kararla Batı Ermenistan topraklarında etnik bir temizlik uygulaması yapmış, öncelikle Ermenileri ve Süryanileri soykırımdan geçirmişlerdir. Onlara ait olan bu topraklarda ümmetçilik adı altında çıkardıkları fermanla soykırımı kullandıkları Kürtlerle gerçekleştirmişlerdir. Bu ferman Abdülhamit tarafından çıkarılmıştır. Osmanlı paşalarının planı İstanbul’da küçük Osmanlı kurma peşindeyken Mustafa Kemal, Ankara’da Cumhuriyet’i ilan etmiştir. Böylece hem Ermenilerin tüm sermayesini elinden alıp yeni kurdukları Cumhuriyet Türkiye’sinde millileşmeyi oluşturacaktır.

1915 Soykırımı ile birlikte bu kadim topraklarda katliamlar hiç bitmemiştir. Yaşanan 1937 ve 1938 Dersim Soykırımı da 1915 Soykırımı’nın devamı niteliğindedir. Biz Dersim’deki Ermenileri yok edilemeyince kültürel soykırım gerçekleştirilmiştir. Devlet, bizlerdeki son kültürel ve inançsal mekânlarımızı da elimizden alıp bizi yok saymıştır. Artık bu topraklarda Ermeniler kendilerini “inkâr” ve “takiye” ile yaşamak zorunda bırakılmıştır. İstanbul’daki hayatta kalan Ermeniler de bizlere sahip çıkmayınca bizler de Alevileşmiş ve kısmen de Kürtleşmiş şekilde yaşamaya devam etmişiz.

  • *Şok edici bir şekilde bir yıl içinde soykırımla birlikte Ermeni kentlerinde Ermeni yaşantısı büyük oranla sona erdirildi. Buna rağmen inkâr da soykırımın büyüklüğü kadar devlet katında sürdürülüyor. Usul gereği yalnızca 24 Nisanlarda mesaj yayımlanıyor. Bunun yanında zaman zaman ortak komisyon kurulması çağrısı da yapılıyor, bu konuda ne söylemek istersiniz?

Soykırımı dünya gündemine getirmemek için ve kendi içerisinde denetimli bir şekilde Kemalist aydınları kullanarak dünya kamuoyunu aldatmak ve Türkiye’de azınlıkların hakkını savunuyormuş gibi gösterme adına ufak anmalara müsaade ediyorlar ve soykırımı inkâr ettirmeye çalışıyorlar. Geçmişte yaşananları da bazı Osmanlı paşalarına yıkmaya çalışıyorlar. Oysa bu planlı soykırımı Osmanlı’dan İttihat Terakki yönetimi devralıp sürdürmüştür. Bugün benzer bir soykırım Kürtler ve Êzidîlere yapılmaktadır. Bu topraklarda Türklerin dışındaki halklar hep yok sayılmıştır.

  • *Siz uzun yıllar kimliğinizden uzak yaşadınız, meşakkatli mücadelenizle kendini kimliğinize döndünüz ve bu büyük bir yankı yarattı. Hem Ermeni diasporasında hem de Ermenistan’da sıklıkla bulunuyorsunuz. Oralarda soykırıma dair düşünceler neler? Nasıl bir izlenim edindiniz?

Ermenilerin soykırıma yaklaşımları diaspora tarafından daha fazla söylemler dile getiriliyor. Bu da onların tehlikeden daha uzak olmalarından kaynaklı. Türkiye’de yaşayan biz Ermeniler birkaç kişi dışında bunu soykırım diye yüksek sesle ifade eden pek yok. Ermenistan devleti tabandakiler çok kızgın olsa da üst düzeyde hükümet yönetim kadrosu Türkiye ile ilişkileri düzeltme peşinde Türkiye-Ermenistan sınırlarını açma girişimindeler.

#Ermeni #Soykırımı #yüzleşmeyi #bekliyor

Avrupa’daki seçmenlere ‘oyunuzu kullanın’ çağrısı

Avrupa’daki seçim çalışmalarını aralıksız sürdüren Yeşil Sol Parti, halka 29 Nisan -7 Mayıs tarihleri arasında oy kullanmaları için çağrı yaptı

Avrupa’da oy kullanacak olan seçmenler sandık başına gitmeye hazırlanırken seçmenlere ulaşmayı sürdüren Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) çalışmalarını sürdürüyor.

İsviçre’de 29 Nisan’da başlayıp 7 Mayıs’ta tamamlanacak olan oy verme işlemlerine yönelik seçim çalışmaları kapsamında Yeşil Sol Parti Seçim Koordinasyonu tarafından dört merkezde halk toplantıları düzenlendi.

Cenevre

Cenevre kentinde Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eşbaşkanı Mehmet Arslan, Sur eski Belediye Eşbaşkanı Fatma Şık ile seçim koordinasyonu adına Mehmet Sütçü’nün katılımıyla Mahatma Gandi konferans salonunda düzenlenen halk toplantısı yoğun ilgiyle karşılandı.

Toplantıda konuşan Mehmet Sütçü, seçim sürecine dair bilgilendirme yaptı. Seçimin önemine, Cenevre’nin seçmen kitlesine işaret eden Sütçü, yurtdışı oylarının ülkedeki seçime yansımasına işaret ederek, amaçlarının yurt dışından 40 bin oy almak olduğunu dile getirdi. Toplantıda konuşan Fatma Şık ise Kürtlerin her yerde olduğu gibi Avrupa’da, mülteci konumundayken de mücadelesini sürdürdüğünü ve sürdürmek zorunda olduğunu vurguladı. İmralı tecridine de işaret eden Şık, direnmekten başka bir seçeneğin olmadığını aktardı. Mehmet Arslan ise 2023 yılının Kürtler ve halklar açısından önemini yineledi. Tecride ve kimyasal silah kullanımını da hatırlatan Arslan, tüm bu nedenlerden dolayı AKP’nin 14 Mayıs’ta gönderilmesi gerektiğini söyledi.

Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenlerinin söz alarak birer konuşma yaptığı toplantı düzenlenen müzik etkinliğiyle sonlandırıldı.

Yine seçim çalışmaları kapsamında bugün Bern ve Slothurn kentlerinde halk toplantıları düzenlendi.

Aarau

Aarau kentinde düzenlenen halk toplantısına Kürt siyasetçi Ali Şimşek ile Demokratik Kürt Toplum Merkezi Eşbaşkanı Seda Can konuşmacı olarak katıldı. Can 24 Nisan 1915 Ermenilere yönelik soykırımda yaşamını yitirenleri andı. Can ‘Bugün yüzlerce seçilmiş ve parti çalışanları tutuklanmış binlercesi baskı ve gözaltılara maruz bırakılmıştır. Bu şartlar altında, yaşanan ağır bedellere rağmen faşizme karşı Yeşil Sol Parti adı altında 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimlere gidilecek” diye konuştu. Can AKP/MHP iktidarının katliamcı politikalarına karşı herkesin sandık başına giderek Yeşil Sol Parti’ye mührü basmasını söyledi.

Bir 100 yıl daha Kürtün yok sayıldığı inkar siyasetine izin vermeyeceklerini dile getirerek yapılacak olan seçimin tarihi önemine vurgu yapan Ali Şimşek şöyle konuştu: “Bu kirli politikaları alaşağı etmek artık bizim elimizdedir. Bir 100 yıl daha sürdürülmek istenen bu politikalar karşısında vereceğimiz cevap sandık başına giderek oy pusulasında mührü Yeşil Sol Partiye basmak olmalıdır.”

Birçok kente seçim çalışmalarını ev ev, kapı kapı dolarak bildiri dağıtan koordinasyon, oy verme işlemlerinin gerçekleşeceği 29 Nisan-7 Mayıs tarihleri arasında seçmenlerin sandık başına giderek Yeşil Sol Parti’ye oy vermeleri için çağrıda bulundu.

HABER MERKEZİ

#Avrupadaki #seçmenlere #oyunuzu #kullanın #çağrısı

Ahmet Türk: Her durumda kimliğimize sahip çıkmalıyız

Yeşil Sol Parti’nin Qoser’deki halk buluşmalarında konuşan Kürt siyasetçi Ahmet Türk, ‘Her durumda halkımıza, varlığımıza, kimliğimize sahip çıkmalıyız. Biz biliyoruz ki, halkımız her zaman her koşula hazır olan bir halktır’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) Mêrdîn’deki çalışmaları ilçe ilçe devam etti. Mêrdîn milletvekili adaylarının yanı sıra HDP Mêrdîn milletvekili Pero Dündar ve Kürt siyasetçi Ahmet Türk de farklı ilçelerde çalışmalara katıldı. Halkın yoğun ilgi gösterdiği Yeşil Sol Parti adayları ile beraberindekiler 14 Mayıs seçimlerinin önemine dikkati çekti.

Qoser (Kızıltepe) ilçesine bağlı Dirbêsîye’deki halk buluşmasında Kürt siyasetçi Ahmet Türk söz aldı. Türk, Kürt halkı ve Kürt siyasetçilerine dönük yaklaşıma dikkat çekerek, “Her koşulda bizleri esir almak istiyorlar. Ama iyi bilsinler ki, Kürt halkı hiçbir zaman sessiz kalmaz, her dönem geleceği için özgürlük için direnişine devam edecek” dedi. Dirbêsîye halkının Kuzey ve Doğu Suriye sınırında olduklarına dikkati çeken Türk, “Biliyoruz ki, bugün bize yapılanların aynısını düşmanımız Rojava halkına da yapıyor. Bunu görüyoruz. Bugün bir Kürt dünyanın neresinde olursa olsun ona düşmanlık yapıyorlar. Biz de ‘artık yeter’ diyoruz. Her durumda halkımıza, varlığımıza, kimliğimize sahip çıkmalıyız. Biz biliyoruz ki, halkımız her zaman her koşula hazır olan bir halktır. Dirbêsîye halkı da onlara gereken cevabı verecektir” ifadelerini kullandı.

Yeşil Sol Parti’nin diğer adayları ile milletvekili Pero Dündar ise, çalışmalarını Nisêbîn (Nusaybin), Derîk, Mîdyad ve diğer ilçelerde köy ve mahalle çalışmalarını sürdürdü.

HABER MERKEZİ

#Ahmet #Türk #durumda #kimliğimize #sahip #çıkmalıyız

Yeşil Sol Parti halk buluşmaları ve büro açılışlarını sürdürdü

Seçim çalışmalarını büro açılışı, halkla buluşmalar ve stantlarda sürdüren Yeşil Sol Parti, herkesi sandığa, oy vermeye çağırdı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Türkiye ve Kurdistan kentlerinde seçim çalışmalarını sürdürüyor.

İstanbul

Yeşil Sol Parti Kağıthane İlçe Örgütü, Kağıthane’nin Nurtepe Mahallesi’nde kadın standı açtı. Kadınların ve yurttaşların yoğun ilgi gösterdiği standa, sık sık “Jin, jîyan, azadî” , “Direne direne kazanacağız” , “Bîji berxwedana zindanan” sloganları atıldı. Mor balonlarla süslenen stanttın önünde halaylar çekildi. Yeni Yaşam Gazetesi’nin “AKP bir tabela partisi olacak” başlığıyla çıkan bugünkü sayısı kadınlara dağıtılan standa Yeşil Sol Parti Kağıthane İlçe Eşsözcüsü Belgin Şahin ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kağıthane İlçe Eşbaşkanı Delal Eroğlu katıldı.
Burada konuşan Eroğlu, kadınların seçim dönemlerinde çok büyük emek verdiğini vurgulayarak, “Sandığa giderken emeğimizi göz önünde bulunduralım. Bundan sonra sömürülmeme dileğiyle, daha özgür yarınlara” ifadelerini kullandı.

Ankara

Yeşil Sol Parti, Bala ve Yenikent’te seçim bürosu açtı. Açılışlara, HDP il ve ilçe örgütleri, Emek Partisi (EMEP), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Asrın Hukuk Bürosu Avukatları başta olmak üzere birçok dernek ve örgütten temsilciler katılım sağladı.
Bala’da yapılan açılışa katılan partinin Ankara milletvekili adayı Emirali Türkmen, “14 Mayıs’ta yeni bir sayfa açmak için huzurunuza geldik. Bu coğrafyada emeği ve alın teriyle geçinenlerle beraber refah içinde yaşayacağımız bir toplumsal düzen kurmak istiyoruz” diye konuştu.

‘Buradayız birlikte kazanacağız’

Bala’daki açılışın ardından kitle, konvoy halinde Yenikent’te geçerek burada bulunan büro açılışını gerçekleştirdi. Yenikent’te de halaylar çekilirken, Yeşil Sol Parti Ankara milletvekili adayı Metin Kılıç, Çerkez dansı oynadı. Ardından yapılan büro açılışında ilk olarak Kılıç söz aldı. Çerkez biri olarak milletvekili adayı olduğunu belirten Kılıç, “Halkların savunucusu olarak aranızdayım. Çerkez kimliğimle aday oldum, Çerkez kimliğim ile aranızdayım. Hep birlikte başaracağız. Bütün halklar, kadınlar, LGBTI+’lar… Birlikte buradayız birlikte kazanacağız” dedi.

Adaylardan Avukat Alişan Şahin de PKK Lideri Abdullah Öcalan ve tutuklular üzerindeki tecrit politikalarına değindi. Şahin, “Biz yalanı, talanı, acıyı, gözyaşını geride bırakmak için sayın Öcalan üzerinde başlayıp sosyalist tutsaklara uygulanan tecrit politikasına son vermek için mücadelemize devam edeceğiz” dedi. Adaylardan Özlem Boyraz Özel ise kadın düşmanı politikalarına karşı AKP ve “faşist bloğuna” karşı bir araya geldiklerini belirtti.
Konuşmaların ardından Barış Anneleri ile birlikte seçim bürosunun açılış kurdelesi kesildi.

Adana

Adana’nın dört bir yanında seçim çalışmalarını aralıksız sürdüren Yeşil Sol Parti milletvekili adayları, “Birlikte değiştireceğiz” şiarıyla coşkulu bir şekilde seçim irtibat bürosu açılışlarını gerçekleştiriyor. Adaylar ilk olarak Seyhan ilçesine bağlı Küçükdikili Mahallesi’nde seçim irtibat bürosunun açılışını ardından Yüreğir ilçesine bağlı 19 Mayıs Mahallesi’nde seçim irtibat bürosunu açtı. Açılış öncesi adaylar ve halk halaya durdu.

Halka seslenen Yeşil Sol Parti Adana milletvekili adayı Tülay Hatimoğulları, halkın derinleşen ekonomik kriz karşısında daha da yoksullaştığını ve pazara gidip meyve ile sebze almakta zorlandığını ifade ederek, “Bu iktidar bizi açlığa, yoksulluğa ve işsizliğe mahkum etti ama onlardan kurtulacağız” dedi. Tutuklu Kürt siyasetçilerin durumuna dikkati çeken Hatimoğulları, Kürt siyasetçiler özgür olana kadar mücadelelerinin süreceğini vurguladı. Hatimoğulları Cumhur İttifakının kadın mücadelesine karşı kurulan bir ittifak olduğunu belirterek, kadınlar olarak bu iktidarı göndereceklerini kaydetti.

Konuşmaların ardından seçim irtibat büroları alkış ve “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla açıldı.
Açılışın ardından Hatimoğulları, Yüreğir’in Mürseloğlu Mahallesi’nde halkla bir araya gelerek, Yeşil Sol Parti için oy istedi.

Muğla

Yeşil Sol Parti, Muğla’nın Milas ilçesinde seçim büro açılışını coşkulu bir şekilde gerçekleştirdi. Büro açılışına Aydın milletvekili adayı Ebru Günay ile Muğla milletvekili adayları Hasan Yıldırım, Derya Hezer, İpek Mahmutoğlu, HDP İl Eş Başkanları, Yeşil Sol Parti İl Eş Sözcüleri ile birlikte çok sayıda kişi katıldı. Bayramın son günü gerçekleştiren açılışta kitle, birbirleriyle bayramlaşarak zılgıtlar, sloganlarla halaylar çekti. Sık sık “AKP halka hesap verecek”, “Jin, jiyan,azadi” sloganları atıldı.

‘Muğla’dan bir vekil çıkaracağız’

Açılışta konuşan Günay, Aydın, İzmir, Muğla, Antalya her yerde iddialı olduklarını belirterek, Muğla’dan da Meclis’e bir vekil göndereceklerini kaydetti. Günay, bu seçimlerin AKP-MHP iktidarından hesap sorma seçimi olduğunu kaydederek, “Kürtlere, halklara, gençlere, kadınlara düşman bir iktidar var. Pınar Gültekin’in dosyasından, Derya Koç’un katledilmesinden bu düşmanlığı biliyoruz. Tecrit ve savaş politikalarına, kadın cinayetlerine, geleceksiz bırakılan gençlerin hesabını sormak için geliyoruz” diye seslendi. 81 ilde seçime girdiklerini ve herkesten oy istediklerini dile getiren Günay, “Parlamentoda daha demokratik daha özgür zeminin yaratılması için her birinizin oyu önemlidir. Sandığa giderken yeşil solun ağacına evet basmayı unutmayın” diye konuştu.

Balıkesir

Yeşil Sol Parti, Balıkesir’de de bayramlaşma etkinlikleri kapsamında Manyas, Gönen ve Bandırma ilçesinde ziyaretler düzenledi. HDP Muş Milletvekili ve Yeşil Sol Parti Balıkesir milletvekili adayı Şevin Coşkun, Yeşil Sol Parti Balıkesir milletvekili adayları, Yeşil Sol Parti ve HDP yöneticilerinin katıldığı ziyaretler yoğun ilgiyle karşılandı. Bandırma ve Gönen arasında onlarca araçlık konvoyla giden heyete yolda araçlardan ve yurttaşlardan destek geldi. Manyas’a bağlı Çepni Alevi köyleri olan Kalebayır, Çal, Hekim Köy ve Kapaklı’ya giden heyet burada da yoğun bir ilgiyle karşılandı.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Parti #halk #buluşmaları #büro #açılışlarını #sürdürdü

Yeşil Sol Parti katledilen kadınların aileleriyle buluştu

KCDP ve katledilen kadınların ailesiyle buluşma gerçekleştiren Yeşil Sol Parti İstanbul milletvekili adayı Hakan Öztürk, ‘Hiç kimse şüphe duymasın 6284’ü de İstanbul Sözleşmesi’ni de geri alacağız’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Milletvekili adayı Hakan Öztürk, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve erkekler tarafından katledilen kadınların aileleriyle bir buluşma gerçekleştirdi. Kadıköy’de bir mekanda gerçekleştirilen buluşmaya KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim ve katledilen Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye, Helin Palandöken’in babası Nihat katıldı.

Buluşmada konuşan Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili adayı Hakan Öztürk, kadın mücadelesinin Meclis’e yansıması gerektiğini ifade etti. Öztürk, “Bunu kadın örgütlerinin bütün tartışmalarının güncel olarak parlamentoya yansıması şeklinde düşünüyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden kolaylıkla bir gecede geri çekildiler” şeklinde konuştu

‘Karşımızda kadın düşmanı bir ittifak var’

Güçlü bir Meclis’in ancak örgütlü toplumun ona etki etmesiyle mümkün olduğunu belirten Öztürk, devamla şunları kaydetti: “Gelecekte biz, bütün toplumsal muhalefet kesimlerinin etkisinin parlamentoda olmasıyla güçlü bir hale geleceğini düşünüyoruz. Bizim parlamentodaki insanların alışkanlığı, halkla ilişki kurmuş olmayı sadece esnaf ziyareti olarak görüyorlar. Bir de kadın örgütlerini, işçi grevlerini ziyaret edin. Yükseköğretim Kurulu’nu (YÖK) protesto eden gençlerin yanına gidin. Cumartesi Anneleri’nin, emekçi halkın yanına gidin. Haksızlığa uğramış, kayyım atanmış Kürt halkının yanına gidin. Bütün bunlar olmadan güçlü bir parlamento olamaz.”

KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim de önümüzdeki dönemde eşit temsilden uzak bir Meclis’le karşı karşıya bulunulduğunu kaydetti. Ataselim, “Karşımızda kadın düşmanı bir ittifak var. Yürüttüğümüz mücadelenin Meclis’te kendini fikirsel olarak temsil etmesini ve eşitlikçi adayların Meclis’te çokça yer almasını çok önemli görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Verdiği mücadeleyi anlattı

Buluşmada söz alan, 28 Şubat 2018’de katledilen Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım, dava sürecindeki mücadelesine değinerek, kızı Aysun Yıldırım’ın ölümüne intihar süsü verilmeye çalışıldığını vurguladı. Yıldırım, “KCDP’nin verdiği büyük mücadele ile dosyamız tekrar açıldı. Dilekçeler yeniden yazıldı ve otopsi raporunda şüphelendiğimiz şahsın DNA’sı çıktı. Ancak bu süreçte karşı tarafın sözleriyle dosyamız yeniden kapatıldı. Şu anda AYM’ye başvurduk. Yavrumun acısıyla yanarken adalet mücadelesi verdik” şeklinde konuştu.

‘İstanbul Sözleşmesi’ni de geri alacağız’

Son olarak söz alan 13 Ekim 2017 tarihinde katledilen Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken, 6284’ü tartışma konusu haline getiren Cumhur İttifakı’na seslenerek “Siz 6284’e göz dikerseniz biz de sizin iktidarınıza göz dikeriz. Ezilenin, işçinin ve özellikle kadınların gücüyle sizin iktidarınızı alırız. Hiç kimse şüphe duymasın 6284’ü de İstanbul Sözleşmesi’ni de geri alacağız” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Parti #katledilen #kadınların #aileleriyle #buluştu

Yeşil Sol Parti adaylarından Amedspor Derneği’ne ziyaret

Yeşil Sol Parti milletvekili adayları Amedspor Taraftarlar Derneği’ni ziyaret etti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekili adayları Azad Barış, Sorgül Aytek ve parti yöneticileri Ramazan Bayramı dolayısıyla Amedspor Taraftarlar Derneği’ni ziyaret etti. Partililer, Amedspor Taraftarlar Derneği Eşbaşkanları Şiraz Sur, Beritan Ataş ile ve dernek üyeleri tarafından karşılandı. Ziyarette adaylara forma hediye edildi.

Yeşil Sol Parti Amed Milletvekili Adayı Azad Barış, Bursa’da Amadspor’un uğradığı ırkçı saldırıları hatırlatarak, tüm saldırılara rağmen yürüyeceklerini ifade etti.

Geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitiren Amed Spor kaptanı Şeyhmus Özer’i anan Barış, “Önümüzde 21 gün kaldı tam da Amed. 90’ıncı dakikada onlara önemli bir gol atacağız. Öyle ki hayatları boyunca o golü unutmayacaklar, çünkü bir kazanacağız” şeklinde konuştu.

Yeşil Sol Parti Amed adayı Sorgül Aytek, “Ben de Amedspor taraftarıyım, hiçbir maçlarını kaçırmam. İki kızımla her seferinde kale arkasındayız. İstiyorum ki Amedspor özgürlüğün ve barışın sesini her yere duyursun” dedi.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Parti #adaylarından #Amedspor #Derneğine #ziyaret

Yeşil Sol Artvin’de adaylarını tanıttı: Gümbür gümbür geliyoruz

Yeşil Sol Parti’nin aday tanıtım etkinliğinde konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, ‘Bizi tutukladılar, irademizi gasp ettiler ama bakın burdayız, Karadeniz’den sesleniyoruz; Gümbür gümbür geliyoruz’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol) Artvin’in Hopa ilçesinde Karadeniz adaylarını tanıtım etkinliği gerçekleştirdi. Etkinliğe Yeşil Sol Parti Qers (Kars) milletvekili adayı Gülistan Kılıç Koçyiğit de katıldı.

Devrim mücadelesinde ve depremde yaşamını yitirenler için saygı duruşu ile başlayan etkinlik, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahım Akın’ın gönderdiği mesaj ile devam etti.

Eş Sözcüler mesajında, “Türkiye halkları ile barışı, özgürlüğü, demokrasiyi buluşturmanın teminatı olduğumuz bilinci ve kararlığı ile hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz. Birlikte değiştireceğiz” ifadelerine yer verdi.

Mesajın okunmasının ardından söz alan Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kazım Koyuncu’nun ‘Denizin çocuklarından dağların çocuklarına selam olsun” sözünü hatırlatarak başladığı konuşmasında, “Kars’tan Hopa’ya selam getirdim” dedi.

Rize’nin Çamlıhemşin İlçesi Yukarı Kavrun Yaylası’nda doğa talanına karşı ‘devlet kimdir’ isyanı ile akıllara kazınan Havva Bekar’ı da hatırlatan Kılıç Koçyiğit, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

‘Gümbür gümbür geliyoruz’

“Havva Anaya selam göndermeden olmaz, ‘devlet kimdir, devlet benim’ demişti. Evet devlet olmaya, özne olmaya geliyoruz. Bir yola girdik, bu yol gerçekten zorlu bir yol bunu biliyoruz. Çünkü bizim mücadele ettiğimiz sadece siyasi partiler değil, biz siyasi partilerle sıradan bir seçimdeki gibi rakip olarak alanlarda yer almıyoruz. Bizler bütün devletin kadrolarını ele geçirmiş, devletin için boşaltmış, parti devleti haline getirmiş, kendi saltanatını sürdürmek adına devletin bütün mekanizmalarını yok etmiş bir faşizan yönetimle mücadele ediyoruz. Bizim meselemiz sadece bir seçimi kazanmak değil, sadece milletvekili olup olmama meselesi değildir. Bizim meselemiz bu ülkede eşit, insanca, onurlu bir şekilde yaşamı kurup kuramayacağız meselesidir. Onun için alelade bir seçim sürecinde değiliz. Bu seçim bütün ülke açısından tarihidir.

Bizi tutukladılar, siyasi irademizi gasp ettiler, belediyelerimize kayyum atadılar ama bakın buradayız. Artvin’den, Karadeniz’in en doğusundan sesleniyoruz; Gümbür gümbür geliyoruz. Gümbür gümbür geliyor Yeşil Sol.”

Gülistan Kılıç Koçyiğit’in ardından adaylar tanıtımı yapıldı. Yeşil Sol Parti’nin Doğu Karadeniz adaylarının isimleri ise şöyle;

Gümüşhane adayı: Elif Çiftçi

Trabzon adayları: Fatma Biçer, İsmail Cavga

Rize adayları: Ayşe Lokumcu Bekar, Necmettin Durmuş

Artvin adayları: Sabri Vayiç, Fulden Şahin

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Artvinde #adaylarını #tanıttı #Gümbür #gümbür #geliyoruz

Sozdar Avesta: Kadın devrimi artık yeni bir süreçte gelişiyor

Şengal’de düzenlenen “Jin jiyan azadi ile kadın devrimine doğru” konferansına bağlanan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sozdar Avesta, Êzidî kadınlara ‘2023 baharında kadın baharı ve kadın devrimi artık yeni bir süreçte gelişiyor. Êzidxan’da her alanda öncü olacaksınız’ diye seslendi

Tevgera Azadiya Jinên Ezidî’nin (TAJE) Şengal’de düzenlediği ve 350 delege ile çok sayıda Êzidî ve Arap kadının katılımıyla başlayan “Jin jiyan azadi ile kadın devrimine doğru” konferansı devam ediyor.
Konferansta PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kadınlara ilişkin değerlendirmeleri ile KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sozdar Avesta’nın mesajı büyük bir ilgiyle dinlendi.

Abdullah Öcalan’ın mesajı okundu

Konferansta Abdullah Öcalan’ın kadınlara ilişkin şu mesajı okundu:

“Gerçeğimizde kadın ve yaşam aynı kelimeyle adlandırılır. Ulusal gerçeğimizde, ‘jin û jiyan’ (kadın ve yaşam) gerçeğimiz birlikte değerlendirilir. Ama gördüğünüz gibi birbirlerinden en çok kopan iki kelime varsa günümüzde, o da budur. Kadın ve yaşam, maalesef yüzyılların istila ve işgalleriyle birlikte toplumsal düşüş, kadını yaşamın unutulduğu noktaya, yaşamı da cehenneme çevirmiştir. Tarihin başlangıcındaki en görkemli kadın kişiliği; toplumu, üretimi, evcilleştirmeyi bir sanat haline getiren ve kendini ilk tanrıçalar olarak ortaya koyan bu kültür, günümüzde tam bir baş belası haline dönüştürülmüştür. Bunu her şeyden önce bilmek gerekiyor. Eğer yaşam olacaksa kadınla olur ve kadının da özgürlüksel çıkışıyla ancak bu gerçekleştirilebilir. Bunu sıradan bir cümle olarak kullanmıyorum. Aksi halde yaşam olmaz, aksi halde insan olunamaz.”

Sozdar Avesta: Dünya kadın konfederal sistemine doğru ilerliyor

KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta da konferansa gönderdiği video mesajda katılımcıları selamlayarak şunları söyledi: “Tüm göç türlerine, soykırıma ve talana karşı toprağına bağlı olan, doğanın talanına karşı toprağına sahip çıkan, ülkesini terk etmeyen, yurtseverliği geliştiren ve toplumsallaşmanın inşasında ısrarcı olan kadının bugün katliamları önlediğini görüyoruz. Bir kez daha özgür fikir ve özgür iradenin öne çıkarılmasının bu mücadele ile gerçekleştiğini görüyoruz. Önder Öcalan’ın kadın şahsında özgür bir fikir olarak örgütlediği ateşten irade büyük bir öz-örgütlenme fikri olarak karşılık buldu. Kadının örgütlenmesinin esas yöntemlerinden biri ordulaşmayla başladı. Ortadoğu demokratik konfederalizmi ile devam ediyor. Şu an ise dünya kadın konfederal sistemine doğru ilerliyor.

Kadın özgürlük mücadelesi öncü olmaya devam edecek

Tüm Kürdistan, Êzidxan ve yurt dışında birleşik bir kadın mücadelesi yürütülüyor. Bu mücadele artık bir varlık mücadelesidir. Kadınlar kendi varlıklarını inşa etmek için hiçbir engel tanımıyor ve mücadeleyi büyütmeye devam ediyorlar. Bu mücadele ahlaki, politik, adil ve etik bir çıkış olarak gerçekleştiriliyor. Bütün bunlar kadın mücadelesinin özünü gösteriyor. Ele alınması gereken önemli konulardan biri de kadın özgürlük mücadelesini ortaya koyan Önder Apo’ya yönelik uygulanan ağır tecrittir. İktidar ve erkek-devlet zihniyeti Önder Apo’dan intikam alıyor. Neden kadın iradesi var, neden kadınlar kendini örgütleyerek kendi sistemlerini kuruyor? Önder Apo’nun tecrit altında tutulmasının nedenleri bunlardır. Kadın özgürlük mücadelesi 2023 yılında da başta Kürdistan olmak üzere tüm dünyada öncü olmaya devam edecektir.

Özgür yaşam fikrini örgütlemelisiniz

Êzidi kadınlar 9 yıldır gerçekten destan yazıyor. Eşsiz bir direniş ortaya koydular. Toplumun örgütlenmesi konusunda öncülük ettiler. Êzidi halkı devrim olarak tanımladığı tüm çalışma ve faaliyetleri kadının özgür, eşit ve komünal yaşam değeri ile örgütledi. Önder Apo, Êzidi kadınların kendisi için kutsal bir önem sahip olduğunu ve özgür bir yaşamla buluşmaları gerektiğini söylüyor. Bu konferansın katılımcıları olarak sizler, ‘Jin, Jiyan, Azadî’ şiarıyla özgür yaşam fikir ve felsefesini örgütlemelisiniz. 2023 baharında kadın baharı ve kadın devrimi artık yeni bir süreçte gelişiyor. Êzidxan’da her alanda öncü olacaksınız. Bu temelde konferansın tüm katılımcılarını selamlıyorum.”

Konferans seminerlerle devam ediyor.

HABER MERKEZİ

#Sozdar #Avesta #Kadın #devrimi #artık #yeni #bir #süreçte #gelişiyor