Ana Sayfa Blog Sayfa 58

Suriye’deki Alevi katliamı Adıyaman’da güçlü bir sesle protesto edildi!

Adıyaman’da bir araya gelen Alevi kurumları, Suriye’deki Alevilere yönelik artan saldırılara karşı ortak bir basın açıklaması yaptı. Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın temsilcileri, Rıza Tanrıverdi Cemevi önünde düzenlenen etkinlikte, Suriye’deki Alevilere yönelik sistematik soykırımı kınadı.

DAD Adıyaman Şube Eş Başkanı Melek Ruşen, Suriye’deki savaşın Alevilere yönelik zalimlikleri artırdığını belirterek, “Alevilerin ve Hristiyanların evleri yakılıyor, kadınlar kaçırılıyor, gençler işkencelerle öldürülüyor. Bu saldırılar, inanç temelli nefret ve yok etme politikalarının bir yansımasıdır” dedi.

Ruştan, Suriye’deki durumu eleştirerek, “Bölgedeki çeteler tarafından Alevilere ve Hristiyan topluluklara yönelik saldırılar, insanlığa karşı işlenen suçlar niteliğindedir. Uluslararası toplum ve medya kuruluşlarının sessizliği, bu soykırımın devam etmesine zemin hazırlamaktadır” ifadelerini kullandı.

Etkinlikte, Alevi toplumu olarak insani yardım götürmeye hazır olduklarını vurgulayan Ruşen, “Suriye’de HTŞ çetelerinin yönetimine son verilmeli ve güvenli, eşit haklara sahip bir yönetim kurulmalıdır” dedi. Alevilerin yaşadığı zulmün kabul edilemez olduğunu belirten Melek Ruşen, “Herkesi bu zulme karşı ses çıkarmaya, masum insanların yaşam hakkını savunmaya davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

Ruşen, “Alevilerin günümüzde yaşadıkları Kerbela’dır. Yezit aynı yezit, mazlum aynı mazlumdur. Bugün Suriye’deki Alevilerin yaşam hakkı savunulmazsa, yarın dünyanın hiçbir yerinde hiçbir inanç topluluğunun güvenliği garanti altına alınamaz” diyerek sözlerini tamamladı.

Alevilere yönelik soykırıma sessiz kalmak kabul edilemez!

Ovacık Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’deki Alevi Katliamı’na ilişkin bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Suriye’de Aleviler, dünyanın gözü önünde sistematik bir soykırıma uğratılıyor” ifadesi öne çıktı. Platformun düzenlediği etkinlikte, “Suriye’de halklar ve inançlar katliamlarına dur de” pankartı açıldı.

Basın metnini okuyan Orhan Özkanlı, Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiğini ve bu süreçte Alevilere yönelik insanlık dışı yöntemlerle gerçekleştirilen katliamları vurguladı. Özkanlı, ev baskınları, mal varlıklarına el koyma, işkence ve kadın ile gençlerin kaçırılması gibi uygulamaların dünya kamuoyunda büyük bir sessizlikle karşılandığını belirtti.

Alevi soykırımına sessiz kalan herkesin bu katliamlardan sorumlu olacağını ifade eden Özkanlı, Suriye’de yaşanan olayların yalnızca belirli bir yönetim ve çetelerin sorumluluğunda olmadığını, aynı zamanda bu duruma destek veren ülkelerin de sorumlu olduğunu vurguladı. “Aleviler soykırıma tabi tutulurken kimse sessiz kalamaz. Biz de sessiz kalmayacağız” diyerek dayanışma çağrısında bulundu.

DAD, Malatya’da Barış Etkinliği Düzenledi: Toplumda Filizlenir

DAD Malatya Şubesinin düzenlediği etkinlikte konuşan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Suriye’deki Alevi katliamına dikkat çekerek, insani yardım koridorunun bir an önce açılması gerektiğini vurguladı. Doğan, Alevi toplumunun kadim değerleri ve örgütlü duruşunun önemine değinerek, “Katliamlarımızı durdurmanın yolu örgütlü güç olmaktır” ifadelerini kullandı.

DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete de etkinlikte yaptığı konuşmada Alevi toplumunun barışın toplumsal zeminde yeşermesinde önemli bir rol üstlendiğini belirtti. “Barış, toplumun içinde mayalanır. Alevi toplumu bu konuda tarihsel bir misyon taşımaktadır” diyen Kete, farklı inançların özgün kimlikleriyle var olmaya çalıştığını ifade etti.

Malatya’da “İnancımıza Örgütleniyoruz, Demokratik Toplum İnşasına İkrar Veriyoruz” sloganıyla düzenlenen etkinliğe yoğun katılım oldu. Programa Malatya DEM Parti, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği şubeleri ve çeşitli derneklerden temsilciler de katıldı. DAD Malatya Şube Başkanı Onur Öskul, Alevi toplumunun ortak değerler etrafında birleşmesinin önemine dikkat çekti.

Etkinlik, sanatçı Ali Sizer’in sahne aldığı konserle sona erdi. Katılımcılar, birlik ve dayanışma mesajlarının verildiği programı coşkuyla tamamladı.

Alevi Hakikat Önderlerinden Firaz Ana; “Kadınsız bir yol eksiktir.” “Yolu Bilmeyenler Nereden Bilecek, İkrarın, Erkânın Sahibi Ana Değil mi?”

bu yazı Alevilerin sesi http://aevilerinsesi.eu sitesinden alınmıştır.

 

Alevilerin sesi dergisi dergisi 25 Kasım kadına yönelik her türlü şiddetle uluslararası mücadele günü özel sayısında yayımlanan röportajda alevi hakikat yol sürücüsü Ana firaz Yalvaç yaptığı röportajda şunlara değindi ;

Uzun yıllardır yaşadığımız bölgede Nantes Alevi Kültür Merkezi’nde (Nantes AKM) hizmet yürütüyorum. Ayrıca FUAF – Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu bünyesinde, rızalıkla yol erkân hizmetlerinde yer alıyor; Cem erkânları, Hakk’a uğurlama, muhabbet ve gönül birleme, 40 lokmaları, anma gibi erkânlarda Yola olan bağlılığımı; anadilim, inancım, ilim ve bilimin ışığında gönülden yürütmeye çalışıyorum.

Aslında yol beni çağırmadan önce ben çoktan gönlümü ona bağlamıştım. İçimde hep bir yol aşkı, bir ikrar sevdası, derin bir çağrı vardı.

Bağlama çalıyor, Cem erkânlarında Cem aşığı hizmeti ediyordum. Ama gönlüm hep eksik olanın tamamlayıcısı olmak istiyordu. “Kadınsız bir yol eksiktir.” Bu düşünceyle, eksik olanı tamamlamak niyetiyle hizmete başladım.

El verdim, dil verdim, nefes verdim, gönül verdim. Çünkü biliyordum ki; yol sadece izlenerek değil, içinde olunarak yaşanır.

Yola ikrar verdim. Eğitim sürecinde yolun derinliğini bilen Pirler, yol ehl-i canlar, kadının bu inancın asli bir parçası olduğunu hisseden, yaşatanlar sadece destek değil, bana yoldaş oldular.

Cemlerde yüzlerce can bir aradaydı ama hepsinin dili aynı değildi.
Ve biliyordum ki her can, ibadetini kendi dilinde duyduğunda yüreği daha derinden titrer.

Şeyh Qaji’nin sözüyle: “Her thyrê zone xo waneno, her vas koka xo ser reweno.” (Her kuş kendi dilinde öter, her ot kendi kökünde biter.)

Ben de gerektiğinde anadilim Kırmancki ile hizmet etmeye karar verdim. Çünkü her can, inancını kendi diliyle duyma hakkına sahiptir.

Ana dilden dökülen her nefes, canların gönlüne dokunur. Kimi gözyaşıyla, kimi sessizce, kimi hâl diliyle bu hissiyatı paylaşır. O an anladım ki ben sadece bir hizmet yürütmüyorum; bir kalbe, bir hafızaya, bir hakikate dokunuyorum.

Alevilik, diğer semavi dinlerde olduğu gibi kadının yerinin olmadığı bir inanç sistemi değildir!

Alevilikte kadın-erkek eşitliği, inancın en temel özelliklerinden biridir. Alevi öğretisinde kadın ve erkek “insan” kimliğiyle eşittir; cinsiyet insanın değerini belirleyemez.

Yolumuzun öğretisinde cinsiyet ayrımı yoktur. Bu kadim inanç hiçbir zaman kadın-erkek, genç-yaşlı, zengin-fakir, küçük-büyük ayrımı yapmamıştır. Alevilikte can kavramı vardır.

Cem erkânlarımızda kadın ve erkek yan yana, eşit biçimde yer alır. Birlikte cem olur, semah döner, birbirine niyaz olur.

Yolun öğretisinde zaten Analar vardı ve hep de var olacaklar!

Pirimiz Başköylü Hasan Efendi’nin dediği gibi: “Yolun asıl sahibi Anadır, yol Anadan başlar.

”Anaların dili, yol dilidir; sevgi, itikat ve barış dilidir!…

“Yolda sorun yok, yolcularda sorun var.”

Bu kadim yol, Raa Heqî, doğa temelli bir inanca dayanır. Ancak zamanla büyük ölçüde zarar görmüş, asimilasyona uğramıştır. Bize ait olmayan kavramlar bu öğretiye girmiş, benimsetilmiştir.
Bu da bizi özümüzden uzaklaştırmıştır.

Kadının yoldaki yeri de bu süreçte değişime uğramıştır.
Tekçi ve egemen anlayış, inancımızı kadınsızlaştırmış, tek tipleştirmeye çalışmıştır.

Böylesi bir dönemde özümüze, kadim değerlerimize yeniden dönme ihtiyacı her zamankinden büyüktür!

Ne yazık ki kadınlarımızın önü daha evdeyken kapanıyor!

Kadın bilgi ve emeğiyle hak ettiği yere ulaşamıyor. Kurumlarda da benzer durum sürüyor; çoğu zaman kadın sadece mutfak ve temizlikle sınırlandırılıyor.

Bazı ocaklarda kimi pirler ne yazık ki analara hizmet alanı açmıyor. Kadının hizmeti rahatsızlık verici bulunuyor. Ama bu yolun yarısı kadındır, Anadır.

Zaman zaman hizmette geri plana atıldım, emeğimin görülmediğini hissettim. Ama “gönül kalsın, yol kalmasın” şiarıyla hizmetten geri durmadım.

Çünkü bu yol Hakk’a varan bir yoldur. Hizmet, aşk ile, gönül ile yapılır. Asimilasyona karşı özümüzü korumak, inancımıza ve dilimize sahip çıkmak benim için sadece görev değil, bir ikrardır

Coğrafyamızda yalnızca bir köyde bir değil, birçok ziyaret bulunur. Her biri bir hikâyeye, bir hakikate dayanır.

Dersim’de 366 ziyaret olduğuna inanılır ve bu ziyaretlerin yarısı kadın adlarıyla anılır.
Anaların, evliyaların, ermişlerin izidir onlar.

Ne yazık ki zaman içinde bu kutsal mekânlara da dokunulmuştur.
Kadınların adları silinmiş, yerine erkek isimleri yazılmıştır.
İnancımızın kadim mitolojisi bize ait olmayan anlayışlarla değiştirilmiştir.

Ama hâlâ o ziyaretlere varıp da
“Yaa Bağıra Sıpiye, Ana Buyere, Ana Xaskare, Jela Zalale, Ana Karsniye, Ana Barê, Ana Fatma, Qumriya Zerde, Ana Ovege, Jara Merxe…”
diye niyaz edenler, bu hakikati kalpten bilirler.

Ziyaret, sadece bir mekân değil; bir ana nefesi, bir halkın direnişidir!

Yol “Eline, diline, beline sahip ol” der. Bu söz, inancımızın ahlâk temelidir.

Yolun öğretisinde şiddet değil, rızalık esastır.
“Eline sahip ol”: Kimseye zarar verme, şiddet uygulama, haksız kazanç elde etme!
“Diline sahip ol”: Kimseyi sözlerinle incitme, yalan söyleme, kalp kırma!
“Beline sahip ol”: Rızaya, edebe, saygıya önem ver !

Bu kavramlar hem fiziksel hem duygusal şiddeti reddeder. Yolumuzun inancı, âlemdeki tüm canlılara şiddeti reddeder!

Şiddet, kadının ana yüreğine sığmaz. Kadın, anadır, canı yaşatandır.

Alevi kadınlar her zaman barıştan, sevgiden, güzellikten yana olmuştur…
Eskiden bir husumet çıktığında araya kadınlar girer, sözleriyle barışı sağlardı…

Alevilik özü itibarıyla bir barış yoludur. Bu yolda şiddetin, zorun, baskının yeri yoktur.

Bir kadın ve yol hizmetkârı olarak biliyorum ki: Barışın dili Anadır. Merhametin eli kadındır. Toplumun vicdanı da çoğu zaman kadınların yüreğinden geçer.

Şiddet yolu karartır, barış ise hakikatin ışığıdır…

Tarih boyunca, özellikle Dersim 1937–1938 Tertelesi ve diğer Alevi soykırımlarında kadınlar hem hedef hem araç haline getirilmiştir.

Kadınlar fiziksel, cinsel, ekonomik ve kültürel şiddete uğramış; kimlikleri, dilleri, inançları bastırılmıştır. Birçok kadın sürgün edilmiş, çocukları elinden alınmış, kutsallarından koparılmıştır…

Ama tüm bu yıkıma rağmen kadınlar, Alevi toplumsal belleğinin en güçlü taşıyıcıları olmuştur.
Evlerinde çerağını uyandırmış, lokmasını pişirmiş, ikrarını tutmuş, doğaya şükran sunmayı sürdürmüştür..

Kadınlar bizim hafızamızdır. Her Alevi Anasının yüreğinde bir direniş saklıdır!

Bugün Alevi toplumunda kadınlar özel alanda şiddete maruz kalıyorsa bu, inancımızın değil, ataerkil kültürün yansımasıdır.

Alevi toplumunun Cem’lerinde rızalık denetimi, kadın kurullarının güçlendirilmesi ve eğitimin öne çıkarılmasıyla bu şiddetin önüne geçilmelidir.
Barışı, sevgiyi ve adaleti hatırlatmak; her cana yolun özündeki eşitliği yeniden anlatmak gerekir.

Yola hizmet etmek; rızalık temelinde, ilim ve bilimi rehber edinerek,
Yol dilini kullanarak gönüllere dokunabilmektir.

Adaletli, barışçıl, sevgi dolu bir yaşamı benimsemek;
Yol’un özünü, dilini, öğretisini, hakikatini, inancını, ritüellerini, değerlerini, üslubunu ve edep erkânını canların gönüllerine taşımaktır.

Cem’lerde ve toplumda barışı, eşitliği ve adaleti yaşatmaktır.
Kadın-erkek ayrımı yapmadan her cana rızalılığı gözetmek, mazlumu korumak, küskünlerin gönlünü birlemek ve toplumu bir arada tutmaktır.

Aşk ile,
Firaz Yalvaç

 

Viyana’da Alevi Katliamlarına Karşı Sesimizi Yükselttik

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), 30 Kasım’da Viyana’da Suriye’de Alevilere yönelik süregelen katliamları protesto etmek amacıyla bir basın açıklaması düzenledi. Etkinliğe Alevi toplumunun temsilcileri ve dayanışma grupları katıldı.

Basın açıklaması, Pir Hüseyin Elmas’ın okuduğu gülbank ile başladı. Ardından, Türkçe basın metni yine Elmas tarafından okundu. Almanca metin ise Yönetim Kurulu Üyesi Nurcan Düzgün tarafından katılımcılara duyuruldu.

Açıklamada, Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar, zorla yerinden edilmeler ve artan şiddet olayları uluslararası kamuoyuna aktarıldı. Avrupa’daki siyasi karar vericilere ve insan hakları kuruluşlarına, katliamların durdurulması ve sivillerin korunması için acil adımlar atılması çağrısı yapıldı.

Etkinlik, kısa bir değerlendirme konuşmasının ardından gerçekleştirilen nefes dinletisi ile sona erdi. Katılımcılar, nefeslerin ardından barış, kardeşlik ve dayanışma mesajlarını paylaştı.

Üryan Hızır Ocağı: Temiz kalple gelenin şifası olur

Dersim’in Pertek ilçesindeki Zeve (Dorutay) köyünde yer alan Üryan Hızır (Sultan Hıdır) Ocağı, Alevilerin yıl boyunca sıkça ziyaret ettiği bir mekandır. Köylüler, buraya gelenlerin kalplerinin temiz olması durumunda şifa bulduklarını belirtiyor. Elif Koyun, Üryan Hızır Ocağı’nın tarihi ve ritüelleri hakkında bilgi verirken, buraya hasta olanların iyileşerek döndüğünü vurguladı.

Koyun, Sultan Hıdır’ın hikayesini aktararak, geçmişte yaşanan bir olayı anlattı. Sultan Hıdır’ın bir göl kenarında durduğunu ve orada bir çıra yaktığını, paşanın bu durumu askerleriyle araştırdığını söyledi. Askerlerin Sultan Hıdır’ı yanlarına getirememesi üzerine paşanın kendisinin onun yanına gittiğini ve burada yaşanan kerametleri gördüklerini ifade etti. Paşanın, Sultan Hıdır’a asker verdiğini ve bu askerlerin soyundan gelenlerin günümüzde bu köyde yaşadığını belirtti.

Reyhan Kıt ise, geçmişte insanların inançlarının daha güçlü olduğunu, ziyaretçilerin yalın ayak ocağa geldiklerini anlattı. Ziyaretin önemine değinen Kıt, o dönemde insanların ibadetlerini yerine getirirken, şimdi ise kurban kesip hemen geri döndüklerini ifade etti. Kıt, Üryan Hızır’ın şifasının bol olduğunu, buraya gelenlerin doğru niyetle geldiğinde taleplerinin kabul edildiğini söyledi.

Üryan Hızır Ocağı, sadece fiziki bir mekân olmanın ötesinde, insanların manevi ihtiyaçlarını karşıladığına inanılan bir yer. Köylüler, gençlerin burayı ziyaret etmelerini ve inançlarını sürdürmelerini tavsiye ediyor. Zamanla köydeki nüfus azalmış olsa da, ocağın önemi ve ziyaretçileri için anlamı her zaman devam ediyor.

Hüseyin Gazi Metin Dede, bir yıl sonra özlemle anıldı!

Hüseyin Gazi Metin Dede, Hakk’a yürüyüşünün 1. yıldönümünde Antalya’da gerçekleştirilen bir etkinlikle anıldı. Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi’nde düzenlenen anmaya, Metin Dede’nin ailesi, AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Alevi kurum temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Etkinlikte, Metin Dede’nin Alevi toplumu için bir yol önderi, rehber ve halk ozanı olduğu vurgulandı.

Sunuculuğunu Bahar Gezer’in üstlendiği anmada, AKD Antalya Şubesi Başkanı Kazım Uçarcan, “Hüseyin Gazi Metin Dedemizin bize bıraktığı miras, Alevilerin asimilasyona karşı nasıl mücadele etmesi gerektiğidir. Kendisi, yolunu sürdüren bir önder olarak bize ışık tutmaktadır,” dedi. Uçarcan, Metin Dede’nin şairliği, felsefesi ve ozanlığından ilham alarak Alevi hak mücadelesini sürdürdüklerini ifade etti.

Metin Dede’nin oğlu Müslüm Metin, babasının devrimci bir halk adamı olduğunu belirterek, “Babam her zaman örgütlenmenin önemini vurgulardı. Toplum örgütlenirse karanlığı yıkar,” dedi. Anmanın ardından Hıdır Abdal Ocağı dedelerinin deyişleri eşliğinde semahlar dönüldü ve gelen misafirlere lokmalar pay edildi.

Hüseyin Gazi Metin Dede, 1939 yılında Sivas Divriği Çamşıh Şahin Köyü’nde doğdu. Çocukluğundan itibaren hayatın zorluklarıyla mücadele eden Metin, yıllarını cem yürütmeye, dedelik ve zakirlik yapmaya adadı. Hem köyünün hem de inancının kültürel mirasını yaşatmayı sürdüren Metin, halkının önderliğini üstlenen bir figür olarak hatırlanıyor.

Seyit Rıza’nın torunu Nermin Polat, Hakk’a yürüdü

Seyit Rıza’nın torunu Nermin Polat, 90 yaşında Elazığ’da Hakk’a yürüdü. Alevi inancının önemli isimlerinden biri olan Polat, yaşamı boyunca toplumsal değerlere katkıda bulundu.

Nermin Polat’ın cenazesi, 1 Aralık’ta Yıldızbağları Cemevi’nde düzenlenecek törenle uğurlanacak. Ardından, Ovacık’ın Axdat köyünde toprağa verilecek.

Alevi inanç ve kültürüne büyük katkılarda bulunan Nermin Polat, yaşamı boyunca toplumsal adalet ve eşitlik mücadelesinin bir simgesi oldu. Onun anısı, bu mücadeleye devam edenler için bir ilham kaynağı olmaya devam edecektir.

Polat’ın vefatı, ailesi ve sevenleri için derin bir üzüntü kaynağı olurken, aynı zamanda Alevi toplumu için de büyük bir kayıp olarak değerlendirilmektedir.

Frankfurt’ta Alevi Katliamı Protestosu: Uluslararası Dayanışma Çağrısı

Almanya’nın Frankfurt kentinde yüzlerce kişi, Suriye’de Alevi sivillere yönelik artan saldırıları protesto etmek amacıyla toplandı. Kent merkezinde düzenlenen eylemde, Suriye’de yaşananların “Alevilere yönelik sistematik bir soykırım girişimi” olduğu ifade edildi. Göstericiler, uluslararası topluma ve insan hakları örgütlerine acil müdahale çağrısında bulundu.

Eylemde yapılan açıklamalarda, Suriye’deki Alevi yerleşimlerinin hedef alındığına dikkat çekildi. Sivillerin ağır kuşatma ve saldırı tehdidi altında olduğu vurgulandı. Katılımcılar, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm uluslararası kurumları göreve çağırarak, saldırıların derhal durdurulmasını ve sivil halkın korunmasını talep etti.

Gösteri boyunca “Alevilere özgürlük” ve “Suriye’de Alevi soykırımı var” sloganları atıldı. Taşınan pankartlarda Suriye’deki insanlık dramına dikkat çekilirken, dünya kamuoyunun sessiz kalmaması gerektiği vurgulandı. Protestocular, Alevilere yönelik saldırıların görünür kılınmasını istedi.

Protestoya katılanlar, Suriye’deki Alevi halkının yalnız bırakılmasının yeni katliamların önünü açtığını belirtti. Etkin ve bağlayıcı uluslararası adımların atılmasının hayati önem taşıdığı ifade edildi. Saldırıların belgelenmesi, faillerin yargılanması ve kalıcı koruma mekanizmalarının oluşturulması talep edildi.

Eylem, Suriye’deki saldırılar altında yaşayan Alevi halkıyla dayanışma mesajlarının verilmesiyle sona erdi. Katılımcılar, mücadeleyi büyütmeye ve konuyu uluslararası alanda gündemde tutmaya devam edeceklerini dile getirdi.

Köln’de Colani’nin Alevi Değerlerine Karşı Protestosu Gerçekleşti

Köln’de Alevilere Yönelik Soykırımlar Protesto Edildi

Köln, Almanya – Alevilere yönelik soykırım ve katliamlar, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeye devam ediyor. Suriye’de Beşşar Esad rejiminin düşmesinin ardından kurulan Colani hükümetinin, Alevilere karşı işlenen suçlara sessiz kalması Köln’de protesto edildi. 6 Mart’tan bu yana Suriye’nin kıyı bölgelerinde devam eden çatışmalar sonucu, çoğu sivil olmak üzere yüzlerce kişi hayatını kaybetti.

Alevi kuruluşları, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Demokratik Alevi Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun öncülüğünde Cumartesi günü Köln, Berlin ve Frankfurt’ta eş zamanlı basın açıklamaları gerçekleştirdi. Köln’de Ren Nehri kıyısında düzenlenen protestoya, devrimci ve demokratik kesimlerden geniş bir destek geldi.

Protestoya katılan konuşmacılar, Türkçe, Arapça, Kürtçe ve Almanca olarak yaptıkları konuşmalarda, Alevilere yönelik baskıların ve katliamların sona ermesini talep etti. İŞİD ve El Kaide gibi cihatçı örgütlerin insanlık dışı yöntemleri eleştirilerek, bu tür uygulamaların tüm halklara karşı bir soykırım suçu olarak değerlendirildiği ifade edildi.

Köln’deki protestoda, Alevi kanaat önderleri bölgeden gelen tanıklıkların endişe verici olduğunu belirterek, uluslararası basında yer alanların çok ötesinde trajedilerin yaşandığını vurguladılar. Ayrıca, Suriye’deki Aleviler için insani yardım koridorunun açılması, güvenliğin sağlanması ve haklarının korunması talepleri dile getirildi.