Ana Sayfa Blog Sayfa 61

Enel Hakk=Hallac-ı Mansur İSMAİL PEHLİVAN

“Ta Ezelden benim fikrim,
Enel Hakk idi zikrim.
Yunus Emre

“İnsan Hakk’ta Hakk insanda
Ne ararsan var insanda
Çok marifet var insanda
Mademki ben bir insanım”
Aşık Daimi

Türkiye’de yaşayan Aleviler’den başka İslam coğrafyalarında yaşayan, inanç ve ibadet gelenekleri (erkan ve ritüel) yönünden Anadolu Alevileri’yle bazı benzerlikleri olan başka inanç grupları da vardır. Bu inanç gruplarının her birinin yaşadıkları bölgelerde kendilerine özgü adları olsa da bu grupların kendi aralarında “Hakk Muhammed Ali Yolu” kavramı, şemsiye olarak kullanılmaktadır. Anadolu Aleviliği’nin bugünkü kurumları ile oluşumu en geç 16. yüzyılda tamamlanan batıni özlü kurumsal Ocak merkezli Alevilik; 1960’lı yıllara kadar temelden değişime uğramadan gelmiştir. Geleneksel Alevilik kavramı ile ifade edilen (modern/kentli hayat öncesi Alevilik) dönem, tarihi ve teolojik anlamda çizgisi belli olan, etnik köken tartışmalarının yaşanmadığı bir bütünlük içermekteydi. Modernleşme ile etnik kimlik ve Anadolu Aleviliği’nin kökenine ilişkin tartışmalar ve farklı görüşler ortaya çıkmaya başladı.

Bu girizgahla birlikte bugün ele alacağımız konu geleneksel Anadolu Aleviliği’nin felsefi batıni (içsel) özlü anlayışında Enel Hakk…

***

Evrenin özü ve Hakk’ın aynasıdır İnsan!

Batıni Kızılbaş-Alevi inancına göre, evrendeki her şey, evrenin özü olan Hakk’ın bir belirtisi, yansımasıdır. Ancak bu yansımaların en mükemmeli, Hakk’ın sırrını taşıyan yegane varlık insan‘dır.

İnsan, yaradılışın amacıdır.

İnsan, okunacak en büyük kitaptır.

Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, lakin en büyük âlem sende gizlidir.❞ Şahı Merdan Ali

Bu anlayış, insanı yalnızca biyolojik bir varlık olarak değil, tanrısal bir cevheri özünde taşıyan kutsal bir küçük dünya olarak konumlandırır. Ondandır, on sekiz bin alem insanda zuhur etmiştir. Alevilik’te Hakk korkusu yerine, O’na duyulan büyük bir aşk ve sevgi vardır. Bu sevgi, insanın kendi özündeki gönül güzelliğini fark etmesiyle başlar.

Anadolu Kızılbaş-Alevi inancında Enel Hakk ve İnsan-ı Kamil mertebesi kişinin ‘hakikatin sırra’na eriştiğini ifade eden en yüce makamdır. “Enel Hakk” felsefesi, insana sadece Hakk’ın tecelligahı olduğunu söylemekle kalmaz, aynı zamanda içindeki içsel özü fark ederek “Hakk ile Hakk Olma” sorumluluğunu da yükler. Bu, kibir ve benlik iddiasından öte, kişinin nefsinin (egosunun) perdesini yırtarak, kendi benliğinde Hakk’ın varlığını idrak etmesidir.

Bu idrak, bir anda ulaşılan bir hal değil, Dört Kapı Kırk Makam olarak adlandırılan metodolojinin uzun ve zorlu bir olgunlaşma (tekâmül) yolculuğunun sonucudur. Dört Kapı Kırk Makam, batıni yolun teoriden pratiğe döküldüğü ve insanın olgunlaşma sürecini (tekâmül) anlatan temel yol haritasıdır.

İnsan-ı Kamil, artık dışarıda aradığı Hakk’ı özünde bulmuş, yani Enel Hakk bilincine ermiştir. Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi:

“Hararet nardadır, sacda değildir.

Keramet baştadır, taçta değildir.

Her ne ararsan kendinde ara.

Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir.”

***

Batıni Kızılbaş-Alevi inancında insan, Hakk ile Hakk olduktan sonra sadece kendi kurtuluşunu düşünmez. Kamil İnsan, Hakk’tan halka dönerek kazandığı irfanı ve sevgiyi topluma yaymakla yükümlüdür. Bu, yediği, içtiği, yaptığı her eylemi ibadet saymak; hoşgörüyü, sevgiyi ve tüm canlılara değer vermeyi yaşamının temel ilkesi yapmaktır. Bu yol, kadın-erkek ayrımı yapmamayı ve insana yapılan haksızlığı Hakk’a yapılmış saymayı gerektirir.

“Enel Hakk” felsefesi, Anadolu Aleviliği’nde insanı evrenin ve kutsal aşkın merkezine koyan, yüksek ahlaki ve felsefi derinliğe sahip, tamamen hümanist bir bakış açısının (İncinsen de incitme) temel taşıdır. Akıl ve gönül yoldaşlığının ışığında yolculuğu sürdürür.

***

Batıni Kızılbaş-Alevilik, temelde Vahdet-i Vücud (Varlığın Birliği) ilkesi üzerine kurulmuştur. Bu, varlıkta ikilik görmeyen, Hakk’ın evrendeki her zerrede zuhur ettiğine inanan bir felsefedir.

Evrendeki her şey –canlı, cansız, bitki, hayvan ve insan– tek bir varlığın, yani Hakk’ın (Mutlak Varlık) farklı görünüşleri, belirmeleridir. Evrende Hakk’ın sonsuz sıfatlarının yansımasıdır.

Anadolu Kızılbaş-Aleviliği’nde Hakk insandadır (İnsan Kıble’dir, Gönül Kabe’dir). Bu anlayışın zirvesi, Hakk’ın İnsan-ı Kamil’de belirmesidir. Alevilikte fiziki yapılar değil, insanın özü (gönlü) asıl ibadet mekanıdır. Cemal cemale ibadet etmenin, yani cemal cemale bakarak Hakk’ı görmeye çalışmanın nedeni budur.

Eline, Beline, Diline sahip olmak, Anadolu Kızılbaş-Alevi öğretisinin en temel etik değerleri; kişinin nefsini terbiye etmesi ve toplumsal uyumu sağlaması için temel ilkelerdir. Bu üç ilke, bireyin hem kendisine hem de topluma karşı sorumluluğunu özetleyen, yaşamın vazgeçilmez etik değerleridir.

***

Batıni Kızılbaş-Aleviliğin ibadet merkezi Cem meydanıdır. Cem meydanı toplumsal ibadet, sorgu ve görgü; Rızalık alma mekanıdır. Cem’e dört can, bir beden olmuş (musahiplik) ilkesiyle, kadın-erkek bir arada, can olarak katılır. Cemevi kutsal bir bina değil, içindeki canlarla kutsallaşan bir mekandır.

Alevi öğretisinin ideal toplum modeli “üç Rızalık” esasına dayanır. Bireyin rızalığı, toplumun yani hazır cemaat ve erkanın rızalığı, Yol’un rızalığı temel ilkeleri ile yolun başlangıcını oluşturur. Anadolu Alevi inancındaki Cem ibadetine başlanmadan önce yerine getirilmesi gereken önemli ahlaki ve hukuki kurallar vardır. Hiçbir ritüel, rızalık (helalleşme) alınmadan, özellikle de varsa kul hakkı, çözülüp giderilmeden Cem ibadetine başlanamaz.

***

Cem ibadetinde semah, aşkın, vecdin ve evrenin dönüşünün sembolik ifadesidir. Evrenin hareketini, güneşin etrafında dönen gezegenleri temsil eder. İnsan-ı Kamil’in Hakk’a ulaşma ve Hakk’tan halka dönme yolculuğunu semah ritüeli ile ifade eder.

Aşık Hüdai’nin dizelerinde belirttiği gibi:

“Bütün evren semah döner
Aşkından güneşler yanar
Aslına ermektir hüner
Beş vakitle avunmayız”

Bu derinlikli ve batıni yaklaşım, Alevi öğretisini şekilcilikten uzak, insanı merkeze koyan ve toplumsal ahlaka büyük önem veren bir irfan yolu haline getirmiştir.

Günümüzde yaşanan bazı tartışmalar, batıni Kızılbaş-Alevi öğretisinin özündeki Vahdet-i Vücud ve İnsan-ı Kâmil felsefesini yaşatma çabasıyla, hem gelenekten kopmama hem de çağın gereklerine uyum sağlama mücadelesini yansıtmaktadır.

Alevilere Yönelik Suriye Katliamına Karşı Altı Alevi Kurumu Sokağa Çıkıyor

Suriye’deki savaş ve çatışmalar, Alevi toplumu üzerinde büyük bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Alevilere yönelik yapılan katliamlar ve zorla yerinden edilme politikaları, Türkiye’deki Alevi kurumları tarafından ortak bir duruşla kınanıyor. Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Türkiye Alevi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri tarafından düzenlenecek kitlesel basın açıklaması, 28 Kasım Cuma günü Kızılay’da gerçekleştirilecek.

Basın açıklamasında, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların soykırım boyutuna ulaştığına dikkat çekilecek. Alevi halkının yaşam hakkının hedef alındığı vurgulanacak ve bu saldırıların cezasızlık politikalarıyla büyüdüğü belirtilecektir. Alevi kurumları, saldırıların sistematik ve planlı bir yok etme politikasının parçası olduğuna işaret ederek, uluslararası toplumun sessizliğini eleştirecektir.

Kurumlar, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası insan hakları örgütlerini, Suriye’deki Alevi toplumuna yönelik saldırılara karşı açık tavır almaya çağırıyor. Kızılay’da yapılacak eylemle, Türkiye ve dünya kamuoyuna güçlü bir dayanışma mesajı verilmesi hedefleniyor. Alevi kurumları, Suriye’deki saldırıların durdurulmasını, sorumluların yargılanmasını ve Alevi halkının güvenliğinin uluslararası güvenceler altına alınmasını talep edecek.

Bu basın açıklamasına, Alevi kurumlarının yanı sıra Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri de destek veriyor. Yapılan çağrıda, Suriye’deki katliama karşı sessiz kalınmaması ve dayanışmanın büyütülmesi gerektiği vurgulanıyor. Eylem, 28 Kasım 2025 Cuma günü saat 17.30’da Alevi Bektaşi Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi önünde gerçekleştirilecek.

Suriye Alevi Halkı İçin Avrupa’da Birlik ve Dayanışma Nöbeti

Suriye’de Alevi halkına yönelik devam eden saldırılar ve kuşatma politikaları, Avrupa’da artan bir dayanışma hareketiyle karşılık buluyor. “Kardeşlerimize Sahip Çıkıyoruz” sloganıyla, Suriye Alevi halkının direnişine destek vermek amacıyla 29 Kasım 2025 Cumartesi günü Berlin ve Köln’de eş zamanlı dayanışma nöbeti düzenlenecek. Bu eylemler, Avrupa kamuoyuna ve uluslararası kurumlara, Alevilere yönelik saldırılara karşı net bir duruş sergileme çağrısı yapmayı hedefliyor.

Dayanışma nöbetleri, 29 Kasım 2025 tarihinde saat 14.00’te başlayacak. Berlin’de Werderscher Markt 6 adresinde, Köln’de ise Deutzer Werft’te gerçekleştirilecek olan bu etkinliklerde, Suriye Alevi halkına yönelik saldırıların durdurulması, yaşam haklarının güvence altına alınması ve uluslararası toplumun sorumluluk alması talepleri öne çıkacak.

Avrupa’daki dayanışma nöbetlerinin yanı sıra, Türkiye’de de Alevi kurumları 28 Kasım Cuma günü saat 17.30’da Ankara Kızılay’da yapacakları basın açıklamasıyla Suriye Alevi halkıyla dayanışma gösterecek. Bu açıklama ile Alevilere yönelik saldırılara karşı ortak bir duruş sergilenecek.

Düzenleyiciler, Suriye’de Alevi halkına yönelik saldırıların insanlık suçu boyutuna ulaştığını vurgulayarak, “Suriye Alevi halkı yalnız değildir. Kardeşlerimize sahip çıkıyoruz” mesajını paylaştı. Tüm yurttaşlar, Berlin, Köln ve Ankara’daki dayanışma eylemlerine katılmaya davet ediliyor.

Neuss’ta Alevilik Tanıtımı: Birlikte Yaşam ve Diyalog Vurgusu

Almanya’nın Neuss kentinde Alevitische Gemeinde Neuss (AGN) tarafından düzenlenecek olan “Dinler Arası Diyalog – Birlikte Yaşamın Yolculuğu” etkinliği, farklı inançlar arasında karşılıklı anlayışı ve birlikte yaşam kültürünü güçlendirmeyi amaçlıyor. Etkinlikte Alevilik inancı, barış, adalet ve insanlık sevgisi temelinde ele alınacak.

Etkinliğin ana konuşmacısı AABF AGTER Eğitim Sorumlusu Yılmaz Kahraman olacak. Kahraman, Aleviliğin felsefi derinliğini ve birlikte yaşam kültürüne sunduğu katkıları iki bölüm halinde gerçekleştireceği konferansla aktaracak. Buluşmada, farklı inançların birbirine nasıl dokunduğu ve sevgi temelli ortak bir geleceğin nasıl örülebileceği üzerine değerlendirmeler yapılacak.

Açılışta selamlama konuşmalarını Alevitische Gemeinde Neuss Başkanı Ahmet Otlu ile Stadt Neuss temsilcisi yapacak. Programda ayrıca zakirler Hasan Demir Bilek ve Gulaziz Kızılay’ın müzik dinletileri yer alacak. Etkinlik, soru-cevap bölümü ile katılımcıların katkılarına açık olacak.

Etkinlik, 2 Aralık 2025 tarihinde Further Hof, Further Str. 110 – 41462 Neuss adresinde gerçekleştirilecek. Kapı açılışı 16.00’da, program başlangıcı ise 16.30’da olacak. AGN, farklılıkların ayrılık sebebi değil, birliğin ve insanlığın köprüsü olması gerektiğini vurgulayarak tüm canları bu anlamlı buluşmaya davet etti.

Suriye’de İnsanlığa Karşı Suçlar: Hamburg Alevi Kültür Merkezi Uyarıyor

Hamburg Alevi Kültür Merkezi, Suriye’de ve Ortadoğu’da radikal ve baskıcı ideolojilerin etkisiyle temel insan haklarının sistematik bir şekilde ihlal edildiğini belirterek, uluslararası toplumu bu duruma karşı sorumluluk almaya çağırdı. Açıklamada, azınlık inanç topluluklarının inanç kimlikleri nedeniyle hedef alındığı ve haklarının gaspedildiği vurgulandı. Bu durumun, insanların güvenli ve onurlu bir yaşam hakkını açıkça ihlal ettiği ifade edildi.

Açıklamada, Suriye’deki insan hakları ihlalleri ve katliamların uluslararası toplumun gözleri önünde gerçekleştiği, fakat buna rağmen gerekli tepkilerin verilmediği belirtildi. Hamburg Alevi Kültür Merkezi, birçok devletin sessizliğinin ve seçici tutumunun küresel aktörlerin gerçek önceliklerini ortaya koyduğunu vurguladı.

Stratejik çıkarlar ve uluslararası silah ticaretinin, masum insanların yaşam hakkından daha ağır bastığına dikkat çekildi. Geçmişte ağır suçlamalarla aranan kişilerin siyasi olarak meşrulaştırılması, bu çarpık anlayışın somut bir örneği olarak gösterildi.

Hamburg Alevi Kültür Merkezi, uluslararası toplumdan güçlü ve ilkelere dayalı bir duruş beklerken, süregelen sessizliğin ve çifte standartlı yaklaşımın uluslararası düzenin inandırıcılığını sarstığını ifade etti. Açıklama, Suriye’de ve Ortadoğu’da yaşananlara karşı sessiz kalmanın suça ortak olmak anlamına geldiği vurgusuyla sona erdi.

Perihan Koca: Suriye’de Alevilere Yönelik Soykırım Tehdidi Var

DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Suriye’de Alevi halkına yönelik şiddet ve soykırımın yeniden arttığını ifade etti. Koca, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Alevilere yönelik saldırıların yalnızca belirli bölgelerle sınırlı kalmadığını, ülke genelinde sistematik bir şekilde sürdüğünü vurguladı.

Açıklamasında, Suriye rejiminin yıkılmasından bu yana en az 15 bin Alevi’nin katledildiğini belirten Koca, Halep ve Şam gibi büyük şehirlerde de Alevilere yönelik saldırıların devam ettiğini aktardı. Koca, Alevi mahallelerinin baskınlara uğradığını, kitlesel eylemlere ateş açıldığını ve halkın zorla göç ettirildiğini dile getirdi.

Koca, iktidara yakın medya ile Batılı medya organlarının bu durumu görmezden geldiğini ve katliamların aklanmaya çalışıldığını belirtti. “Suriye’nin geleceğine bu devşirme suç çeteleri değil, Suriye halklarının kendileri karar verebilir” diyen Koca, Alevilere yönelik saldırılara sessiz kalanların savaş suçu işlediğini vurguladı.

Alevi milletvekili, bu suçların er ya da geç mahkum edileceğini ve emperyalizmin, mezhepçi çetelerin yanı sıra işbirlikçi yönetimlerin halklara karşı işlediği suçların hesabının sorulacağını söyledi. Koca, açıklamasını “Suriye’de Alevi katliamına dur de” çağrısıyla sonlandırdı.

Zürih’te Suriye’deki Alevi Katliamına Karşı Acil Eylem Çağrısı

Suriye’de Alevi halkına yönelik devam eden saldırılar, köylerin yakılması ve kitlesel göç politikaları ile derinleşiyor. Bu duruma karşı, İsviçre’nin Zürih kentinde “Suriye’de Alevi Katliamını Kınıyoruz” temasıyla acil bir eylem düzenlenecek. Eylem, 27 Kasım 2025 Perşembe günü saat 18.00’de Zürih Merkez Tren Garı’nda (Zürich Hauptbahnhof) gerçekleştirilecek.

Yapılan açıklamalarda, Suriye’de Alevi halkına yönelik zulmün artarak devam ettiği ve bu olayların sıradan çatışmalar değil, sistematik bir katliam pratiği olduğu vurgulandı. Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus gibi bölgelerde Alevi köylerinin ateşe verildiği, kadınların ve çocukların acı dolu feryatlarının göğe yükseldiği ifade edildi.

Eylemin düzenleyicileri, Suriye’deki Alevilere yönelik süregelen katliama karşı sadece İsviçre kamuoyunu değil, uluslararası toplumu da harekete geçirmeyi hedefliyor. İnsan hakları örgütleri ve uluslararası kurumların sessizliğine dikkat çekilerek, bu durumun suç ortaklığı anlamına geldiği belirtildi. Açıklamada, Suriye’de Alevi halkına yönelik zulme karşı acil ve somut adımlar atılması gerektiği vurgulandı.

Tüm duyarlı kesimlerin, Suriye’de Alevilere yönelik katliama karşı seslerini yükseltmeleri için çağrıda bulunuldu. Bu eylem, Alevi halkının maruz kaldığı hak ihlallerine karşı güçlü bir tepki ortaya koymayı amaçlıyor.

Alevi Dernekleri: Uluslararası Toplum Harekete Geçmeli!

Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Suriye’de Aleviler, Ermeniler ve Hristiyanlar gibi birçok topluluğun büyük bir tehdit altında olduğunu vurgulayarak uluslararası toplumu acilen harekete geçmeye çağırdı. Yapılan açıklamada, insan haklarının korunması, sivillerin güvenliğinin sağlanması ve devam eden katliamların durdurulması gerektiği ifade edildi.

Suriye’deki iç savaşın, İslamcı cihat örgütü HTŞ’nin iktidarı ele geçirmesiyle yeni bir aşamaya girdiği belirtiliyor. HTŞ’nin, farklı etnik ve dini topluluklara yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, bu grupların geleceğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Alevi Bektaşi Federasyonu, bu saldırıların bir katliam ve uluslararası alanda soykırım olarak nitelendirilebilecek boyutlara ulaştığına dikkat çekti.

AFA, Esad rejiminin çöküşünden sonra HTS’nin özellikle Lazkiye, Ceble ve Humus bölgelerindeki sivil yerleşimlere yönelik saldırılarını artırdığını belirtti. Federasyon, sivillerin hedef alınmasının, insanların zorla yerlerinden edilmesinin ve derinleşen insani kriz karşısında büyük bir endişe duyduklarını ifade etti.

Son olarak, AFA, bu vahşetin görmezden gelinmesinin saldırganları cesaretlendireceği uyarısında bulundu ve uluslararası toplumu, insan haklarını korumak ve bu saldırıları durdurmak için acil adımlar atmaya davet etti.

Şeyh Zülfikar Çiftçi: Suriye’deki Aleviler, insanlık dramıyla yüz yüze

Şeyh Zülfikar Çiftçi, Suriye’de Alevilere yönelik katliam ve saldırıların artarak devam ettiğine dikkat çekti. Çiftçi, Alevi toplumunun açlık, güvensizlik ve sistematik ayrımcılık nedeniyle büyük bir insani kriz içinde olduğunu vurguladı. Uluslararası kurumların acil müdahale etmesi gerektiğini belirten Çiftçi, Suriye’deki mevcut durumu sadece bir Alevi meselesi olarak değil, ciddi bir insanlık krizi olarak tanımladı.

Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı olarak yaptığı açıklamalarda, 7 Mart olaylarının ardından bölgedeki şiddetin tırmandığını ve Alevilerin hedef alınmaya devam ettiğini ifade etti. Kaçırma vakalarının, özellikle kadın ve çocuklar üzerinde yoğunlaştığını aktaran Çiftçi, “Bölge toplumsal bir facianın eşiğinde” dedi. Alevi kimliğinin bilinmesinin, bireylerin hedef olmasına yeterli bir sebep haline geldiğini dile getirdi.

Ekonomik durumu da ele alan Çiftçi, Alevi toplumunun memurluktan atılmalar ve maaş kesintileri ile zor bir dönem geçirdiğini belirtti. İnsanların açlıkla boğuştuğunu, çocuklarına ekmek götüremez hale geldiklerini vurguladı. Yetkililerin Alevi toplumunun şikayetlerini dikkate almadığını söyleyerek, yaşananların sadece ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik sorunlarıyla da derinleştiğini ifade etti.

Çiftçi, Suriye’deki yönetimsel boşluğun Alevi bölgelerini savunmasız hale getirdiğini, uluslararası toplumdan güvenlik sağlaması için adım atmalarını beklediklerini belirtti. Alevilerin mevcut yönetim içinde yeterince temsil edilmediğini vurgulayarak, kapsayıcı bir siyasi yapı olmadan güvenliğin sağlanamayacağını ifade etti. “Birleşik bir Suriye hükümeti kurulduğunda, tüm azınlıkların temsil edildiği bir yapı oluşursa belki bir güven ortamı sağlanabilir” dedi.

Kadın Ananın İnsan Oğlu ERDOĞAN YALGIN

Tasma, gem, yular, boyunduruk, kafes, tuzak, pranga, kelepçe ve darağacı

Dönüp geçmişe baktığımızda İnsanın, kendi uygarlık tarihinde büyük mesafeleri kat edildiğini görürüz. İnsanın zekası karşısında çözümsüz hiç bir şeyin olmadığını, içinde bulunduğumuz bu bilişim çağımızda, zaten yeterince anlamaktayız.

Ve fakat!

Aynı insan; Eski Çağlardan bu yana, canlılara ve yine bizatihi kendi türüne de acımasız şeyleri reva gördü. Bunları düşündüğümüzde, doğrusu şaşırmamak içten bile değil! Mesela O İnsan;

Köpeklere tasma

Atlara gem

Eşeklere yular

Öküzlere-boğalara boyunduruk

Kuşlara kafes

Yaban hayvanlarına “tuzak” keşfetti

Kendi cinsine yani “İnsana” da, önce “kölelik prangasını“ buldu. Günümüz koşullarında ise düşünen, konuşan çağdaş İnsana “kelepçe, giyotin ve darağacını” yarattı.

Bütün bunlar ve dahası, birer insan düşüncesinin ürünüdür. Bütün bunların mucitleri, ne yazık ki yine insanın bizatihi kendisidir. Bütün bunlar, sadece ruhsal-tinsel faaliyetleri ortadan kaldıran etmenler değildir. Aynı zamanda canlıların bedenini bir bütün olarak engellemek, yetisiz bırakmak, ölüme terk etmek için tasarlanmış araç ve gereçlerdir. Ve bütün bunları, muhtemelen “Kadın Analar” değil, maalesef onların “oğulları” icat etmiştir.

Hak ile kalın!