Ana Sayfa Blog Sayfa 6139

İtiraflara rağmen soruşturma yok

OHAL ile birlikte cezaevlerinde hak ihlalleri, baskı ve işkence arttı. Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu F/2 Koğuşu’nda tutsaklara dönük 8 Ağustos günü gerçekleşen işkenceye dair başlatılan disiplin soruşturması, gardiyanların itiraflarına rağmen “Disiplin Soruşturmasının açılmasına yer olmadığı” gerekçesi ile reddedildi. Nagehan Avcil tarafından Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet dilekçesi verilmesi ile başlatılan soruşturma kapsamında şüpheli olarak dosyada yer alan gardiyan ve idarenin ifadesi alınmadı. Darp edilen Mehmet Aktaş, Kazım Benek ve Furat Ünver isimli 3 siyasi tutsağa da  bir günlük hücre cezası verilmişti. Soruşturma kapsamında ifadeleri alınan koruma memurlarının verdikleri ifadelerin çelişmesi ise dikkat çekiyor. Gardiyan ifadesinde, ifadesinde tutsakların sabah sayımından sonra koğuşlarda yapılmak istenen aramaları protesto ettiğini ve kol kola girdiğini iddia ederek, tutsakların tek tek koğuş dışına çıkarılarak kelepçelendiğini ileri sürdü. Başka bir gardiyan ise sayım ardından koğuşta yapılmak istenen arama sırasında tutsakların kol kola girerek aramaya karşı çıktığını iddia ederek, tutsaklara karşı “zor” kullanıldığını dile getirdi.

ANTALYA

 

DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel gözaltına alındı

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Sebahat Tuncel Diyarbakır Adliyesi önündeki polis saldırısında gözaltına alındı.

Avusturya’dan Danimarka’ya ülke ülke eylem programı

Kürt Siyaseti’ne yönelik darbeye tepkiler ülke dışına taştı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 10 milletvekilinin gözaltına alınmasını protesto etmek için Avrupa’da yaşayan Kürtler ve dostları çeşitli protesto eylemleri yapıyor. Avrupa’da yaşayan yurttaşlar ayrıca bir çok ülkede de yapılacak eylem programı yayınlandı.

AVUSTURYA

Ülkedeki eylem bilgileri şöyle:

Viyana: 4 Kasım, saat 17.00’da parlamento önü
Linz: 4 Kasım, saat 16.30’da SCHILLERPARK
Innsbruck: 4 Kasım, saat 17.00’da ANNASÄULE Meydanı
Bregenz: 4 Kasım, saat 18.00’da Bregenz Başkonsolosluğu önü
Graz: 5 Kasım Cumartesi, saat 16.00’da Griesplatz

BIELEFELD
Almanya’nın Bielefeld kentinde de siyasi soykırım düzenlenecek yürüyüşle protesto edilecek.
Toplanma yeri: Bielefeld Merkez Tren İstasyonu
Saat: 15.00

DANİMARKA
Danimarka’da Demokratik Kürt Toplum Meclisi öncülüğünde düzenlenecek eylemlerle ilgili bilgiler ise şöyle:

Kopenhag: Cuma günü saat 13.00’da parlamento önü
Odense: Cumartesi günü saat 12.00’da istasyon önü
Alborg: Cumartesi günü saat 12.00’da Østerågaden’de
Horsens: Cumartesi günü (Yer ve saat daha sonra netleştirilecek)
Holstebro: Cumartesi günü (Yer ve saat daha sonra netleştirilecek)

ATİNA
Yunanistan’ın başkenti Atina’da da siyasi soykırım Halk Meclisi öncülüğünde protesto edilecek.
Meclis tarafından yapılan açıklamada, “Bugün Atina merkezde Sintagma Meydanı’nda yapılacak eylemin yanı sıra Lavrion şehrinde yaşayan Kürdistanlılar da Lavrion’da bir yürüyüş gerçekleştirecek. Cumartesi saat 14.30’da Kürdistanlılar ve Yunanistanlı örgütler ise büyük bir yürüyüşe hazırlanıyor” denildi.

Bremmen
Yer: Bremischen Bürgerschaft Saat: 14.00
MünchenYer: Türkiye Konsolosluğu önü Saat: 14.00
Münster: Yer: Hauptbahnhof Saat:16.00

Essen Yer: Türkiye Konsolosluğu önü Saat: 14.00
Duisburg Yer: Hauptbahnhof Saat: 16.00
Mannheim Yer: Am Paradeplatz Saat: 17.00
Troisdorf : Bonn, Meckenheim, Troisdorf ve çevre kentleri de bugün saat 17.00’da ,Troisdorf Kölner Straße’de toplanacak.

Kaynak: ANF

CHP Devrimci Demokratlar grubu “Yarın daha geç olacak”u”

YARIN ÇOK DAHA GEÇ OLACAK! Akademisyenler, öğretmenler, gazeteciler tutuklandı… Televizyonlar, gazeteler kapatıldı… Cumhuriyetle yaşıt Cumhuriyet Gazetesi’ne operasyon devam ediyor…

Şimdi de 6 milyon oy almış HDP Eş Genel Başkanları ve milletvekilleri gözaltına alındı…

Tutuklamalarda, göz altılarda hukuki gerekçe aramak anlamsız, çünkü kararlar siyasi ve idari! Bu nedenle bugün sıranın kimde olduğu belli değil! Eğer adalet istiyorsak, demokrasi istiyorsak, her şey bir yana vicdandan bahsedeceksek tavır almak zorundayız. Kimin “neci olduğunun” artık bir hükmü kalmadı… Partimiz CHP tavır almalı, bu uygulamaların haksız olduğuna inanan bütün çevrelerle birlikte “faşizme karşı omuz omuza” meydanlara inmeli. Başka yolu yok! Yarının çok daha geç olacağı kesin!

4 Kasım 2016, İstanbul
CHP’de Devrimci Demokratlar

Almanya’dan Türkiye için ilk hamle

HDP’ye yönelik operasyonların ardından Almanya’dan öneli adım. Alman Dışişleri Bakanlığı, konuyu görüşmek üzere Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği Maslahatgüzergahını dışişleri konutuna çağırdı. Hiç kimsenin Türkiye’nin terör ve darbeyle mücadele etmesini tartışmadığı kaydedilen Dışişlerinden yapılan açıklamada, “Ancak bu, politik muhalefetin susturulması ve demir parmaklıklar arkasına atma gerekçesi olamaz” denildi.

İki ülke arasındaki tarihi ve dostane ilişkiler nedeniyle susmanın doğru olmayacağına vurgu yapılan açıklamada, bu nedenle Türk hükümetinin tutumu konusunda bilgiye ihtiyaç duyulduğu dile getirildi.

İşte gözaltına alınan HDP Milletvekillerinin ortak savunması

HDP Genel Merkezi, yapılan olan ortak savunma metnini açıkladı. HDP Eş Genel Başkanları ve HDP milletvekillerinin ortak savunma metni şöyle;

“Partim Halkların Demokratik Partisi (HDP), 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde 6 milyondan fazla oy alarak ve yüzde 10’luk seçim barajını aşarak 80 milletvekili ile parlamentoya girmiştir. Demokratik siyaset yoluyla ve sandık iradesiyle AKP’nin tek başına iktidar olmasını ve tek başına anayasa yapmasını engellemiştir. Ülkede ‘tek adam’ rejimi inşa etmek isteyen ve bunun için her türlü hukuksuzluğu yapmaktan çekinmeyen Recep Tayyip Erdoğan, seçim sonuçlarına saygı duymamış ve koalisyon hükümetleri kurulmasına engel olarak ülkeyi erken seçime götürmüştür. Bu esnada 3 yıla yakın bir süre devam eden çözüm sürecini de kendi işine gelmediği ve oylarını artırmaya yaramadığı için sonlandırmış ve bütün ülkeyi adeta ateşe atarcasına bir çatışma ortamına sürüklemiştir. Yaşanan çatışma ortamında yurttaşlarımız haklı olarak güvenlik kaygısı ve telaşı içerisine girmişler, bu korku ve şok ortamında yapılan ve eşit/adil olmaktan uzak seçimlerde AKP yeniden tek başına iktidar olmuştur.”

“ÜLKEYİ KAN GÖLÜNE ÇEVİRİP…”

“Recep Tayyip Erdoğan, 7 Haziran seçim sonuçlarını gördükten sonra büyük bir panik ve telaşla parlamentoyu ve hükümeti yok sayarak, yargıyı önemli ölçüde denetim altına alarak, medyayı tümüyle kendisine bağlayarak ülkede bir darbe gerçekleştirmiştir. Anayasa’yı tanımadığını, fiili olarak rejimi değiştirdiğini hatta Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını bile tanımadığını açıkça ifade edecek kadar fütursuzlaşmış ve devlete el koyduğunu açıkça ilan etmiştir. Hakkında Başbakanlığı döneminde işlendiği iddia edilen rüşvet, hırsızlık, kara para aklama, İran’a uygulanan uluslararası ambargonun kırılmasına yönelik altın ticaretine bağlı gelişen yasadışı faaliyetler; Suriye’de terörist gruplara yasadışı silah gönderilmesi dâhil birçok ciddi suçlama vardır. Bu soruşturmaları da yargı üzerinde kurduğu baskı ve kontrol sayesinde şimdilik örtbas etmeyi başarmaktadır. Şimdilik örtbas ettiği bu soruşturmalardan kalıcı olarak kurtulmanın biricik yolunun bütün yetkileri kendisinde toplamak olduğunun farkındadır. Bu uğurda yapamayacağı hiç bir çılgınlığın olmadığı da artık aşikârdır. Ülkeyi kan gölüne çevirip her gün ülkenin dört bir köşesine gönderdiği cenazelerle milliyetçi ve şoven duyguları, ırkçı nefret söylemini kabartmayı başarmış, ‘ülke bölünme tehdidi altındadır’ yalanıyla etrafına biriktirdiği halk yığınları ile kendi kişisel emellerine hizmet edecek şekilde adım adım hedefine doğru ilerlemektedir.”

“Bu amacına, yani başkanlık adı altında dikta rejimine ulaşabilmesi için önündeki tek engel Halkların Demokratik Partisi’dir. Partimizin 1 Kasım seçimlerinde de barajı aşarak 59 milletvekili ile parlamentoya girmesi, Erdoğan’ın tek başına anayasayı değiştirme çoğunluğuna ulaşmasını bir kez daha engellemiştir. Bu nedenle; olası bir erken veya ara seçim ile birlikte kendisine sadık milletvekillerinden oluşan 367 çoğunluğunu sağlamış bir AKP grubunun oluşması için çabalamaktadır. Partimiz HDP, Türkiye’nin çok kültürlü, çok dilli, çok inançlı toplumsal yapısına uygun bir politikayı benimseyerek bünyesinde bütün farklı kimlik ve inançların temsilcilerini barındırmaktadır. Bizler demokrasiye ve birlikte yaşama inanan Türkler, Kürtler, Araplar, Ermeniler, Türkmenler, Süryaniler, Ezidiler, Mıhellemiler ve daha birçok etnik grup olarak bir arada eşit ve adil bir yaşamın mümkün olabileceğine inanıyor ve bunun ancak çoğulcu bir demokrasi, güçlü yerel demokrasi ve özerklikler ile sağlanabileceği düşüncesindeyiz.”

“HDP ERDOĞAN İÇİN TEHDİT OLARAK ALGILANMAKTADIR”

“Partimiz HDP, kadınların özgürlük ve kurtuluş mücadelesini sahiplenmektedir. Kadınların siyasete eşit katılımını güvence altına alarak, Türkiye’nin şimdiye kadar parlamenter siyasetteki en yüksek kadın temsil oranına kavuşmasını sağlayan partimizdeki kadın vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması Türkiye’deki kadınlara yönelik bir tehdit, kadınların mücadelesine de bir darbedir. Her türlü şiddete tümüyle karşıyız ve bütün sorunların çözümünde diyalog ve müzakerenin gücüne inanmaktayız. Bu yönüyle HDP, tek adam, tek dil, tek mezhep faşizmini egemen kılmaya çalışan Erdoğan için aynı zamanda ideolojik açıdan da “tehdit olarak algılanmaktadır. Bu gerekçelerle partimiz HDP, siyasi hayatına başladığı günden beri Erdoğan’ın hedefi haline gelmiştir. Partimizle her türlü hile ve adaletsizliğe, saldırı ve bombalamalara rağmen seçimlerde baş edemeyince şimdi de dokunulmazlıklarımızın Anayasa’ya ve Meclis İçtüzüğü’ne aykırı bir şekilde kaldırılmasını sağlayıp bağımsızlığı ve tarafsızlığı açıkça tartışmalı hale gelmiş olan bir kişi olarak yargı önünde bizleri sözde yargılamaya tabi tutmak istemektedir.”

“SAVAŞ POLİTİKASINI AKP DEVREYE KOYMUŞTUR”

“Bizlerin dokunulmazlığını kaldıran AKP Hükümeti vakit kaybetmeden orduya dokunulmazlık zırhı giydirmiş, askerlerin özellikle son bir yılda Kürt kentlerinde işledikleri suçları yargıdan kaçırmanın peşine düşmüştür. Dokunulmazlık zırhına 14 Temmuz 2016’da kavuşan Ordu 15 Temmuz 2016’da Darbe Girişiminde bulunmuştur. Meclis’i bombalayacak kadar gözü dönmüş darbecilerin elini güçlendirenler yine 7 Haziran’dan bu yana çatışma siyasetini dayatan, demokratik siyaseti dışlayarak savaş politikalarını devreye koyan AKP Hükümeti olmuştur. Başarısız darbe girişiminden sonra demokratik ilkeler ışığında bir uzlaşma ile büyük bir toplumsal barışı sağlamak mümkünken, Erdoğan ve AKP Hükümeti olağanüstü hal rejimine geçme kararı almış ve tüm ülke Bakanlar Kurulu’nun çıkardığı KHK’larla yönetilmeye başlanmıştır.

“İÇ SAVAŞ ZEMİNİ GİTTİKÇE GÜÇLENMEKTEDİR”

Bir darbe girişiminden demokrasi devşirilmesi gerekirken, yeni bir darbe sürecine geçiş yapılmıştır. Seçilmiş belediyelere kayyum atanması, binlerce öğretmenin açığa alınması, KHK’larla yeni bir darbe rejimi örüldüğünün en somut göstergeleridir. 7 Haziran seçimlerinden önce devreye konulan savaş politikalarıyla darbe zemini yaratan Erdoğan ve AKP, 15 Temmuz darbe girişimine varan sürecin zeminini oluşturmuştur. 15 Temmuz sonrasında uygulanan politikalar ve devreye konulduğu anlaşılan anti-demokratik konsept ise iç savaş zeminini gittikçe güçlendirmektedir. Bu kaostan çıkışın tek yolu demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve sivil-askeri vesayet rejimlerine son vermek olmasına rağmen bugün bu yolun tercih edilmediğini, bizleri on yıllarca geriye götürecek uygulamalarla acı şekilde görmekteyiz.”

“VEREMEYECEĞİM HESABIM YOKTUR”

“Bizler seçilmiş halk temsilcileriyiz. Şahsımızı değil bizi seçen seçmen kitlelerini temsil ederiz. Şu anda da yasamanın, Meclis’in dokunulmazlığa sahip bir üyesi, milletvekili sıfatıyla karşınızdayım. Benim temsil ettiğim bu kimliğe ve halkımın iradesine saygısızlık yapılmasına izin vermem mümkün değildir. Ben, adil ve tarafsız bir yargı huzurunda hesap vermekten asla çekinmiyorum. Veremeyeceğim hiç bir hesabım da yoktur. Ülkemizde yargının saygınlığı ayaklar altındayken, düğmesiz olan cübbelerini iliklemeye çalışan böylesi bir siyasi yargılamanın öznesi olmayı da asla kabul etmeyeceğim. Şahsınıza ve kişiliğinize yönelik hiç bir tereddüttüm ve saygısızlığım yoktur. Ancak şaibelerle dolu bir siyasi geçmişe sahip olan Erdoğan emretti diye başlatılan bu yargı tiyatrosunda figüran olmayı kabul etmiyorum. Soracağınız hiç bir soruya cevap vermeyeceğim, yapacağınız hiç bir yargılama faaliyetinin adil olacağına inancım yoktur. Benim buraya getirilmem bile hukuk dışıdır. Siyasetçilerin siyaset arenasındaki muhatapları siyasetçilerdir, yargı mensupları değildir. Bu anlamda sizler evrensel ve demokratik hukuk ilkelerine ve Türkiye’nin imzalamış olduğu, aynı zamanda bir anayasa hükmü de olan uluslararası anlaşmalara bağlı olması gereken yargı mensupları olarak siyasi oyunların ve tezgâhların parçası olmayı reddetmelisiniz. Bizler ülkemizde çoğulcu demokratik bir rejim inşa edilip, barış ve huzur sağlanıncaya kadar siyasi mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz.

“CEZAEVİNDE OLSAK DA BU DÜŞÜNCELERE DEVAM EDECEĞİZ”

Toplumsal kutuplaşma ve kamplaşmaya karşı eşit ve birlikte yaşamı, şiddete karşı demokratik siyasi mücadeleyi, tekçiliğe karşı çoğulculuğu, faşizme karşı demokrasiyi, mezhepçi/ırkçı politikalara karşı inanç ve vicdan özgürlüğünü, ayrımcılığa ve nefret söylemine karşı eşitliği ve elbette Kürt halkının halk olmaktan kaynaklı bütün haklarını, Alevi toplumunun eşit yurttaşlık talebini, dini azınlıkların inanç özgürlüklerini, kadınların toplumsal/sosyal/siyasal/ekonomik yaşama eşit katılımını, kapitalist tahribata karşı çevre ve ekolojinin korunmasını, sermayenin kar hırsına karşı emeğin, çalışanların haklarını savunmaya, korumaya devam edeceğiz. Parlamentoda da olsak, cezaevinde de olsak bu düşüncelerimizi savunmaktan ve bunlar uğruna mücadele etmekten bizi alıkoyamayacaksınız. Başkanlık adı altında ülkemize ve halkımıza dayatılan bu faşist düzenden kurtulacağımızdan şüphemiz yoktur. Er ya da geç demokrasi mücadelemiz kazanacaktır. Erdoğan şahsında, köhnemiş bu rejim değişecektir. Sizden hiç bir talebim ve beklentim yoktur. Siyasi faaliyetlerim nedeniyle ancak beni seçen halkım sorgulayabilir.”

Almanya’dan HDP’ye Meclis’te ziyaret

Almanya Devlet Bakanı Böhmer, resmi temaslarda bulunmak üzere daha önce geldiği Ankara’da bugün beraberindeki heyetle birlikte HDP’nin Meclis grubunu ziyaret etti. Böhmer, HDP’li Hişyar Özsoy’a “Özellikle şu anki zor durumunuza ilişkin birtakım bilgiler almayı umut ediyorum. Zira HDP milletvekillerinin bazılarının gözaltına alındığını duymuş bulunmaktayız. Sizinle bu konu hakkında görüşmek de istiyoruz” dedi. HDP’li Özsoy, ise ziyaretlerinden dolayı Böhmer’e teşekkür ederek, şöyle konuştu: 

“Öncelikle bu heyetimizi başka koşullarda karşılamak isterdik. Bugün Türkiye demokrasi tarihinin en karanlık günlerinden birisi maalesef bu nedenle burada olmanızı bir dayanışma göstergesi olarak anlıyoruz. burada olduğunu için teşekkür ediyoruz. Dün ki gözaltılar ve devam eden mahkeme süreciyle ilgili bilgileri paylaşacağız. Ortada hukuki bir sürecin olmadığını düşünüyoruz. Zaten anayasaya ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı bir şekilde dokunulmazlıkları kaldırılan vekillerimiz yine son derece hukuksuz şekilde gözaltına alınıp savcılığa sonra mahkemeye gönderilmişlerdir. Türkiye’de hukukun üstünlüğü yoktur. Hukuk rafa kaldırılmıştır ve kesinlikle tarafsız ve bağımsız bir yargının olduğuna inanmıyoruz. Bu siyasi operasyon c başkanı Erdoğan tarafından başlatılmıştır ve nihai hedefi başkanlık sistemine giderken kendisini 2015’teki Haziran ve Kasım seçimlerinde durdurmayı başaran HDP’yi seçimlerde alt edemeyip şimdi son derece taraflı cumhurbaşkanı emrinde olan hukuk kurumlarıyla HDP’yi saf dışı etmeye çalışıyor. Durum bu kadar nettir bizim açımızdan Biz de HDP olarak barış, demokrasi ve özgürlükler konusunda en ufak bir değişikliğe geçmeyeceğiz. Mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Bu ülke türkü kürdü bütün farklılıklarıyla çok daha iyi bir geleceği hak ediyor. Darbe süreci maalesef bir demokrasi sürecine verilebilecekken Erdoğan, bu darbeyi kendi iktidarını sağlamlaştırmak için başkanlık sistemine geçmek için fırsat olarak kullanıyor. Biz de bunun önüne geçmek içini sonuna kadar duracağız ve direneceğiz”

İtalya’dan Türkiye’ye HDP çağrısı

Paolo Gentiloni, Twitter hesabından paylaştığı iletide, “Bu gece Türkiye’de, Demirtaş ve diğer HDP milletvekillerinin gözaltına alınmış olmasından dolayı endişeliyiz. İtalya, muhalif milletvekillerinin haklarına saygı duyulması çağrısında bulunuyor” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’deki büyükelçimizi çekelim”

Bu arada İtalya’da, söz konusu gözaltı işlemlerinin ardından hükümete, Türkiye ile ilişkileri gözden geçirme çağrıları da yapıldı.

Kürt halkına karşı Türkiye’de sınırsız bir baskı uygulandığını ve bunun, faşist ve totaliter bir rejimin kuruluşu anlamına geldiğini öne süren Yeniden Komünist Yapılanma Partisi lideri Paolo Ferrero, “İtalya ve Avrupa buna müdahale etmeli. Erdoğan durdurulmalı. Türkiye’deki büyükelçimizi derhal geri çekmeli ve bu ülkeyle ticari ilişkilerimizi sonlandırmalıyız” diye konuştu.

İran: Türkiye’ye elektrik akışını borç nedeniyle durdurduk

Felahetiyan, alıcı Türk firmasının İran’a olan 200 milyon dolar tutarındaki borcunu ödemediği için elektrik akışının kesildiğini ifade etti.

“İhracatı durdurmamızın ‘en önemli nedeni’ ödenmeyen borçlardır” diyen İranlı yetkili, “Ödenmemiş borçların alınması ve ihracatın yeniden başlaması için görüşmelere başlanmıştır” diye konuştu.

Felahetiyan, borçların ödenmesi konusunda güvence verilmesi durumunda elektrik satışını yeniden başlatabileceklerini kaydetti.

Halk Kürt Siyaseti’ne darbeye karşı sokağa çıktı

Türkiye ve Kürdistan’ın birçok merkezinde halk polis saldırılarına rağmen HDP eşbaşkanları Yüksekdağ ve Demirtaş ile milletvekillerinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

Kürt siyasetine yapılan darbe ile HDP Eşbaşkanları ve milletvekillerinin gözaltına alınmasına karşı halk Kürdistan ve Türkiye’nin birçok kentinde sokağa çıktı. Ankara’da emek ve demokrasi güçlerinin, Kürt siyasetine yapılan darbe ile HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve milletvekillerinin gözaltına alınmasını protesto etmek için Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı’nın önünde yapacağı açıklamaya polis saldırdı. Açıklama öncesinde polis, Yüksel Caddesi’ni ablukaya alırken, toplanan kitleye de gaz bombaları ile saldırdı.

HDP İl Eşbaşkanı İbrahim Binici, TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz, DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Eşbaşkanı Lami Özgen ve TTB Başkanı Raşit Tükel, polis saldırısı sırasında darp edildi. Çok sayıda kişi gazdan etkilenirken, en az 6 kişi gözaltına alındı. Polis, Yüksel Caddesi ile Konur Sokağı halkın girişine kapattı. Kafelerde oturan insanlar zorla çıkartılırken, esnaf kepenk kapatmaya zorlanıyor.

Saldırıya karşı direniş

İstanbul Esenyurt, Sancaktepe ve Kadıköy’de toplanan yurttaşlara da polis saldırdı. Sancaktepe’de HDP üyeleri saldırıya “Direne direne kazanacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarla karşılık verdi. Ara sokaklara dağılan kitle, tepkilerini sürdürüyor. Polis, ilçe binasını ablukaya aldı.

Aydın Didim’de ise HDP İlçe Binası önünde yapılan eyleme polis cop ve gaz bombalarıyla saldırdı. Aralarında HDP İlçe Eşbaşkanları Nuri İşbilir ve Gülten Süvarioğluları’nın da olduğu 15 kişi gözaltına alındı. Saldırıda çok sayıda kişi yaralandı.

Wan’da protesto

Wan’da da polisin saldırısına rağmen, halk HDP eşbaşkanları ve milletvekillerinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Eyleme DBP Wan İl Eş Başkanı Sevinç Şeker, HDP il eşbaşkan yardımcıları Yunus Parim, Serkan Arslan, HDP PM Üyesi Abdurrahman Doğar, DBP PM Üyesi Barış Oflas, Wan Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Bekir Kaya, Hatice Çoban, ilçe belediye eşbaşkanları, Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, KJA aktivistleri ile HDP-DBP il ve ilçe örgütleri de katıldı. Burada kitleye seslenen HDP Wan Milletvekili Lezgin Botan, gözaltıların Meclis’in bir kere daha bombalanması anlamına geldiğini belirterek, “Halkımızı her akşam saat 18.00’da gürültü ve ses çıkarma eylemine çağırıyoruz. Tüm mahallelerimizde, sokaklarımızda AKP’nin darbesine karşı duracağız” diye konuştu.

‘Mücadelemizi büyüteceğiz’

Êlih’de (Batman) yapılan protestoya da HDP milletvekilleri Ayşe Acar Başaran, Saadet Becerikli ve HDP, KJA, DBP il yöneticileri ile yüzlerce kişi katıldı. Halk “İrademe dokunma” pankartı açarken sık sık “Direne direne kazanacağız” sloganı attı. Açıklamayı yapan HDP il Eşbaşkanı İkram İrgi, hiçbir baskı karşısında geri adım atmayacaklarını belirterek, “Baskı, gözaltı ve tutuklamalar karşısında sonuna kadar direneceğiz. Hiç kimse bizden mücadeleden vazgeçmemizi beklemesin” ifadelerini kullandı. Ardından konuşan HDP milletvekili Başaran ise, “Bugün arkadaşlarımızı aldınız, biz de buradayız gelin bizi de alın. Biz sadece halkımıza hesap veririz. Ancak siz halka nasıl hesap vereceksiniz?” dedi. DEP milletvekil Orhan Doğan’ın bir dönem gözaltına alınıp yıllarca tutuklu kaldığını hatırlatan Başaran, “Kürtlerin mücadelen vazgeçeceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Cizîr’de bodrumlarda insanları katlettiniz, bugün de milletvekili arkadaşlarımızı gözaltına aldınız. Ama bu halk hiçbir zaman size boyun eğmeyecek. Mücadelemizi yükselterek sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

‘Bu karanlık yoldan geri dönülmeli’

Roboskili aileler de vekillerin gözaltına alınmasına Roboski Der önünde yaptıkları basın açıklamasıyla sert tepki gösterdi. Aileler adına açıklama yapan Roboski Der Başkanı Veli Encü, gözaltına alınan milletvekilleri arasında Roboski’de 34 akrabasını kaybetmiş HDP milletvekili Ferhat Encu’nun da olduğunu belirterek, “Katliamdan bu yana Roboski’ye ve Roboski özelinde Ferhat Encu’ya karşı adeta düşmanca bir tavır ile yaklaşan AKP iktidarı, bütün ilkesiz ve hukuksuz uygulamalarını bir bir devreye koymuştur. Ankara’nın dehlizlerinde sümenaltı ettikleri Roboski Katliamı’nın hesabını sormak için gittiği Meclis’i adeta önünü tıkamak için türlü yollar deneyen iktidar son olarak gözaltına almak gibi bir faciaya da imza attı. Biz Roboskili aileleri olarak yapılan bu hukuksuz ve ahlaksız tutuma bir an önce son verilmesini istiyoruz. AKP iktidarı bu karanlık yoldan geri dönmeli.” dedi.