Ana Sayfa Blog Sayfa 6142

HDP il ve ilçe örgütlerinden çağrı

HDP il ve ilçe örgütleri halka kesintisiz eylem çağrısında bulunarak, halkın il ve ilçe binalarının önüne gelerek iradelerine sahip çıkmalarını istedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile milletvekillerinin gözaltına alınmasının ardından HDP il ve ilçe örgütlerinden halka eylem çağrısı yapıldı. Yapılan hukuksuzluğa karşı halkın iradesine sahip çıkmasını isteyen HDP, acil olarak halkı örgüt binalarına çağırdı. HDP İl ve ilçe örgütlerinin yaptığı çağrıda “Eşbaşkanlarımız ve milletvekillerimize yönelik gerçekleşen gözaltı operasyonlarına karşı kesintisiz eylem ve il, ilçe binaları önünde oturma eylemi” yapacaklarını duyurdu.

Yüksekdağ’a tutuklama talebi

Savcılık işlemleri sona eren HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi

Kürt Siyaseti’ne yapılan operasyon ile gözaltına alınan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ve Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in savcılık işlemleri sona erdi. Yüksekdağ, savcılık ifadesinin ardından tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edildi. Öte yandan savcılıktaki ifadesinde polisin evinin kapısının kırarak içeriye girdiğini ve kendisini gözaltına aldığını anlatan Yüksekdağ, partisinin ortak savunma metnini okudu.

Amed halkı adliyeye akın ediyor

Amed halkı, HDP eşbaşkanları ve milletvekillerinin tutulduğu Diyarbakır Adliyesi’ne akın ediyor

Amedliler, HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve Gülser Yıldırım’ın tutulduğu Diyarbakır Adliyesi’nin karşısında toplanmaya başladı. İradelerine dönük saldırıyı protesto etmek için toplanan kitlenin sayısı her geçen dakika artarken, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbşkanı Sebahat Tuncel, HDP milletvekilleri, belediye eşbaşkanları ve siyasi parti yöneticileri de bekleyişlerini sürdürüyor.

Aynı zamanda adliyenin önü yüzlerce polis ve çok sayıda zırhlı araçla abluka altına alındı. Adliyeye çıkan tüm cadde ve sokaklar da trafiğe kapatıldı.

Baluken, Irmak ve Zeydan adliyeye çıkarıldı

HDP Genel Merkezi’nden gözaltına alınan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Bingöl Adliyesi’ne götürüldü. Amed’te gözaltına alınan Selma Irmak ile Gever’de gözaltına alınan Abdullah Zeydan da Hakkari Adliyesi’ne getirildi.

HDP Genel Merkezi binasında MYK toplantısı sırasında gözaltına alınan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili İdris Baluken, Ankara’dan Çewlîg’e (Bingöl) getirildi. Baluken’in savcılıktaki işlemleri sürüyor.

Irmak ile Zeydan Hakkari Adliyesi’nde

Hakkari Cumhuriyet Başsavcısının talimatı ile Amed’deki evine baskın yapılarak gözaltına alınan HDP Colemêrg Milletvekili Selma Irmak ile Gever’de gözaltına alınan HDP Colemêrg Milletvekili Abdullah Zeydan Hakkari Adliyesi’ne getirildi. Polis ablukasına alınan adliyeye kimse yaklaştırılmazken, Irmak ve Zeydan’ın ifadelerinin alınmaya başlandığı belirtildi.

Kürt Siyaseti’ne darbe dünya basınında

Kürt Siyaseti’ne darbe olarak nitelendirelen gece yarısı eş zamanlı operasyon ile HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile milletvekillerinin gözaltına alınmasını dünya basını geniş yer verdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 HDP’li vekilin eş zamanlı gözaltına alınması dünya basınında geniş yer buldu. Haberlerde, HDP’nin son seçimlerde barajı geçerek Meclis’e girdiğine dikkat çekildi.

New York Times haberinde, “Gözaltılar, Türkiye’nin dördüncü büyük siyasi partisi üzerindeki daha geniş çaplı bir baskının parçası gibi görünüyor” ifadesini kullandı. Haberde Demirtaş için de, “Baskı altındayken gösterdiği sakin tavır ve hitabet yeteneğiyle ABD Başkanı Barack Obama’ya benzetilen Demirtaş kısa süre öncesine dek Türkiye siyaset sahnesinin parlak bir yıldızı olarak görülüyordu. Hükümetin kendisinin ve partisinin altını oyma çabalarından önce, liberal ve laik seçmenlere hitap ederek HDP’nin tabanını genişletmişti” denildi.

The Guardian’ın haberinde, “Baskınlar, gerçek darbecileri hedef almanın çok ötesine geçtiği gerekçesiyle eleştirilen OHAL koşullarında geldi” denildi. The Guardian Demirtaş için de şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan, yorumcular tarafından Türkiye’de onun karizmasına meydan okumaya yaklaşabilecek tek siyasetçi olarak görülen Demirtaş’a tekrar tekrar şahsi saldırılarda bulundu. Demirtaş, Erdoğan’ın başkanlık sistemine karşı muhalefeti şahsi bir mücadeleye dönüştürmüştü. HDP bunun diktatörlüğe yol açacağını söylüyor.”

BBC, Türkiye’de OHAL’in devam ettiğine dikkat çekti. Haberde, “Olağanüstü Hal, Erdoğan ve kabinesinin yeni yasaları hazırlarken parlamentoyu baypas etmesinin, hak ve özgürlükleri kısıtlama ya da askıya almasının önünü açıyor. Türkiye’nin en istikrarsız tarafı yeniden kendini gösteriyor” denildi.

El Cezire’nin haberinde, HDP’nin Türkiye’nin en büyük siyasi partilerinden biri olduğuna dikkat çekildi.

İşte HDP’lilerin ortak savunması

Gece yarısı darbesiyle gözaltına alınan HDP eşbaşkanları ve milletvekilleri, savcılık ifadelerinde daha önce hazırladıkları savunma metnini okudu. “Er ya da geç demokrasi mücadelemiz kazanacaktır” diyen HDP’liler, “Beni seçen halkım sorgulayabilir” dedi

HDP’liler dokunulmazlıkları kaldırıldığı zaman zorla ifadeye götürülmeleri durumunda yapacakları ortak savunmanın tam metni şöyle:

“Partim Halkların Demokratik Partisi (HDP), 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde 6 milyondan fazla oy alarak ve yüzde 10’luk seçim barajını aşarak 80 milletvekili ile parlamentoya girdi. Demokratik siyaset yoluyla ve sandık iradesiyle AKP’nin tek başına iktidar olmasını ve tek başına anayasa yapmasını engelledi. Ülkede ‘tek adam’ rejimi inşa etmek isteyen ve bunun için her türlü hukuksuzluğu yapmaktan çekinmeyen Recep Tayyip Erdoğan, seçim sonuçlarına saygı duymamış ve koalisyon hükümetleri kurulmasına engel olarak ülkeyi erken seçime götürmüştür. Bu esnada 3 yıla yakın bir süre devam eden çözüm sürecini de kendi işine gelmediği ve oylarını artırmaya yaramadığı için sonlandırmış ve bütün ülkeyi adeta ateşe atarcasına bir çatışma ortamına sürüklemiştir.

“Yaşanan çatışma ortamında yurttaşlarımız haklı olarak güvenlik kaygısı ve telaşı içerisine girmişler, bu korku ve şok ortamında yapılan ve eşit/adil olmaktan uzak seçimlerde AKP yeniden tek başına iktidar olmuştur. Recep Tayyip Erdoğan, 7 Haziran seçim sonuçlarını gördükten sonra büyük bir panik ve telaşla parlamentoyu ve hükümeti yok sayarak, yargıyı önemli ölçüde denetim altına alarak, medyayı tümüyle kendisine bağlayarak ülkede bir darbe gerçekleştirmiştir. Anayasa’yı tanımadığını, fiili olarak rejimi değiştirdiğini hatta Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını bile tanımadığını açıkça ifade edecek kadar fütursuzlaşmış ve devlete el koyduğunu açıkça ilan etmiştir.

“Hakkında Başbakanlığı döneminde işlendiği iddia edilen rüşvet, hırsızlık, kara para aklama, İran’a uygulanan uluslararası ambargonun kırılmasına yönelik altın ticaretine bağlı gelişen yasadışı faaliyetler; Suriye’de terörist gruplara yasadışı silah gönderilmesi dâhil birçok ciddi suçlama vardır. Bu soruşturmaları da yargı üzerinde kurduğu baskı ve kontrol sayesinde şimdilik örtbas etmeyi başarmıştır.

“Şimdilik örtbas ettiği bu soruşturmalardan kalıcı olarak kurtulmanın biricik yolunun bütün yetkileri kendisinde toplamak olduğunun farkındadır. Bu uğurda yapamayacağı hiçbir çılgınlığın olmadığı da artık aşikârdır. Ülkeyi kan gölüne çevirip her gün ülkenin dört bir köşesine gönderdiği cenazelerle milliyetçi ve şoven duyguları, ırkçı nefret söylemini kabartmayı başarmış, ‘ülke bölünme tehdidi altındadır’ yalanıyla etrafına biriktirdiği halk yığınları ile kendi kişisel emellerine hizmet edecek şekilde adım adım hedefine doğru ilerlemektedir.

“Bu amacına, yani başkanlık adı altında dikta rejimine ulaşabilmesi için önündeki tek engel Halkların Demokratik Partisi’dir. Partimizin 1 Kasım seçimlerinde de barajı aşarak 59 milletvekili ile parlamentoya girmesi, Erdoğan’ın tek başına anayasayı değiştirme çoğunluğuna ulaşmasını bir kez daha engellemiştir. Bu nedenle; olası bir erken veya ara seçim ile birlikte kendisine sadık milletvekillerinden oluşan 367 çoğunluğunu sağlamış bir AKP grubunun oluşması için çabalamaktadır.

“Partimiz HDP, Türkiye’nin çok kültürlü, çok dilli, çok inançlı toplumsal yapısına uygun bir politikayı benimseyerek bünyesinde bütün farklı kimlik ve inançların temsilcilerini barındırmaktadır. Bizler demokrasiye ve birlikte yaşama inanan Türkler, Kürtler, Araplar, Ermeniler, Türkmenler, Süryaniler, Ezidiler, Mıhellemiler ve daha birçok etnik grup olarak bir arada eşit ve adil bir yaşamın mümkün olabileceğine inanıyor ve bunun ancak çoğulcu bir demokrasi, güçlü yerel demokrasi ve özerklikler ile sağlanabileceği düşüncesindeyiz.

“Partimiz HDP, kadınların özgürlük ve kurtuluş mücadelesini sahiplenmektedir. Kadınların siyasete eşit katılımını güvence altına alarak, Türkiye’nin şimdiye kadar parlamenter siyasetteki en yüksek kadın temsil oranına kavuşmasını sağlayan partimizdeki kadın vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması Türkiye’deki kadınlara yönelik bir tehdit, kadınların mücadelesine de bir darbedir.

“Her türlü şiddete tümüyle karşıyız ve bütün sorunların çözümünde diyalog ve müzakerenin gücüne inanmaktayız. Bu yönüyle HDP, tek adam, tek dil, tek mezhep faşizmini egemen kılmaya çalışan Erdoğan için aynı zamanda ideolojik açıdan da “tehdit” olarak algılanmaktadır.

“Bu gerekçelerle partimiz HDP, siyasi hayatına başladığı günden beri Erdoğan’ın hedefi haline gelmiştir. Partimizle her türlü hile ve adaletsizliğe, saldırı ve bombalamalara rağmen seçimlerde baş edemeyince şimdi de dokunulmazlıklarımızın Anayasa’ya ve Meclis İç Tüzüğü’ne aykırı bir şekilde kaldırılmasını sağlayıp bağımsızlığı ve tarafsızlığı açıkça tartışmalı hale gelmiş olan bir kişi olarak yargı önünde bizleri sözde yargılamaya tabi tutmak istemektedir.

“Bizler seçilmiş halk temsilcileriyiz. Şahsımızı değil bizi seçen seçmen kitlelerini temsil ederiz. Şu anda da yasamanın, Meclis’in dokunulmazlığa sahip bir üyesi, milletvekili sıfatıyla karşınızdayım. Benim temsil ettiğim bu kimliğe ve halkımın iradesine saygısızlık yapılmasına izin vermem mümkün değildir.

“Ben, adil ve tarafsız bir yargı huzurunda hesap vermekten asla çekinmiyorum. Veremeyeceğim hiçbir hesabım da yoktur. Ülkemizde yargının saygınlığı ayaklar altındayken, böylesi bir siyasi yargılamanın öznesi olmayı da asla kabul etmeyeceğim. Şahsınıza ve kişiliğinize yönelik hiçbir tereddüttüm ve saygısızlığım yoktur. Ancak şaibelerle dolu bir siyasi geçmişe sahip olan Erdoğan emretti diye başlatılan bu yargı tiyatrosunda figüran olmayı kabul etmiyorum.

“Soracağınız hiçbir soruya cevap vermeyeceğim, yapacağınız hiç bir yargılama faaliyetinin adil olacağına inancım yoktur. Benim buraya getirilmem bile hukuk dışıdır. Siyasetçilerin siyaset arenasındaki muhatapları siyasetçilerdir, yargı mensupları değildir. Bu anlamda sizler evrensel ve demokratik hukuk ilkelerine ve Türkiye’nin imzalamış olduğu, aynı zamanda bir anayasa hükmü de olan uluslararası anlaşmalara bağlı olması gereken yargı mensupları olarak siyasi oyunların ve tezgâhların parçası olmayı reddetmelisiniz.

“Bizler ülkemizde çoğulcu demokratik bir rejim inşa edilip, barış ve huzur sağlanıncaya kadar siyasi mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz. Toplumsal kutuplaşma ve kamplaşmaya karşı eşit ve birlikte yaşamı, şiddete karşı demokratik siyasi mücadeleyi, tekçiliğe karşı çoğulculuğu, faşizme karşı demokrasiyi, mezhepçi/ırkçı politikalara karşı inanç ve vicdan özgürlüğünü, ayrımcılığa ve nefret söylemine karşı eşitliği ve elbette Kürt halkının halk olmaktan kaynaklı bütün haklarını, Alevi toplumunun eşit yurttaşlık talebini, dini azınlıkların inanç özgürlüklerini, kadınların toplumsal/sosyal/siyasal/ekonomik yaşama eşit katılımını, kapitalist tahribata karşı çevre ve ekolojinin korunmasını, sermayenin kar hırsına karşı emeğin, çalışanların haklarını savunmaya, korumaya devam edeceğiz. Parlamentoda da olsak, cezaevinde de olsak bu düşüncelerimizi savunmaktan ve bunlar uğruna mücadele etmekten bizi alıkoyamayacaksınız.

“Başkanlık adı altında ülkemize ve halkımıza dayatılan bu faşist düzenden kurtulacağımızdan şüphemiz yoktur. Er ya da geç demokrasi mücadelemiz kazanacaktır. Erdoğan şahsında, köhnemiş bu rejim değişecektir. Sizden hiçbir talebim ve beklentim yoktur. Siyasi faaliyetlerim nedeniyle ancak beni seçen halkım sorgulayabilir.”

Ziya Pir adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

Kürt siyasetine yönelik operasyonda gözaltına alınan ve savcılıktaki işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen HDP Amed Milletvekili Ziya Pir adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

 

Öngörülü vali

Amed’de yaşanan patlamaya ilişkin öngörüde bulunan Diyarbakır Valiği saldırıyı PKK yaptı dedi

Amed’de Bağlar ilçesinde Emniyet Müdürlüğü’nün ek binası yakınlarında bugün saat 08.00 sıralarında meydana gelen patlamaya ilişkin Diyarbakır Valiliği’nden açıklama geldi. Patlamayı PKK’nin üstlendiği öngörüsünde bulunan Diyarbakır Valiliği’nden yapılan açıklama’da, “04.11.2016 Cuma günü saat 07.53’te İlimiz Bağlar İlçesinde bulunan Aydın Arslan Bulvarı’nda Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü binasına yakın bir noktada, sivil vatandaşlarımızın ve öğrencilerin oldukça yoğun olarak bulunduğu bir bölgede, bölücü terör örgütü mensuplarınca üstlenilen, bomba yüklü araçla bir patlama gerçekleştirildiği anlaşılmıştır” ifdadeleri yer aldı ancak PKK’den henüz patlamayla ilgili bir açıklama gelmedi.

Gözaltındaki Baluken’den mesaj

Ankara’daki HDP Genel Merkezi’nde gözaltına alınan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken avukatları aracılığıyla mesaj gönderdi. Baluken’in mesajı şu şekilde:

“AKP bu uygulamayla 15 Temmuz darbecilerini dahi geride bırakmıştır. Bu darbenin siyasi sonuçları, kendileri açısından tarihi olacaktır. Bundan önce halk iradesine darbe yapanların tarihteki akıbeti ne olduysa, bunlarınki de o olacaktır. Herkes moralini yüksek tutsun. Tüm halkımızı selamlıyorum.”

Demirtaş tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ da Diyarbakır Adliyesi’ne getirildi.

Öte yandan gözaltındaki eşbaşkanlar ve milletvekillerinin işlemleri için Diyarbakır Adliyesi’ne gelen avukatlar, polisler tarafından saldırıya uğradı. Polisler tarafından darp edilen edilen avukatlar, saldırıya sert tepki gösterdi. Adliye binasının her katına da onlarca polis yerleştirildi.