Ana Sayfa Blog Sayfa 6146

Almanya’dan Cumhuriyet açıklaması: İnanmıyoruz

Almanya hükümet sözcüsü muhalif gazetecilerin darbe girişimi ile bağlantılı olarak, gazetecilerin “Türkiye’ye bu konuda bir yaptırımınız olacak mı? “ sorusuna, herhangi bir yaptırımın söz konusu olmadığını söyledi.

Merkel’in hükümet sözcüsü Steffen Seibert, “Türkiye’deki basın özgürlüğüne yönelik baskılar çok alarm verici” dedi.

Seibert düzenlediği basın toplantısında şunları kaydetti: “Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ve meslektaşlarının hukukun üstünlüğü çerçevesinde gözaltına alındığına inanmıyoruz”

İsviçre’de camiye polis baskını: İmam dahil 8 gözaltı

Polisin şüphelileri gözaltına alma gerekçesi ise Savcının açıklamasına göre cemaate “namaz kılmayan Müslümanları öldürün” çağrısı yapması.

Zürih yakınındaki Winterthur Nur Camii’nde sabah erken saatlerde operasyon düzenleyen İsviçre polisi, olayla ilgili üç kişinin de apartman dairesinde arama yaptı.

Etiyopyalı imamın, 21 Ekim’deki Cuma hutbesinde camiye gitmeyen Müslümanları “öldürmenin ve ihbar etmenin” caiz olduğunu söylediği iddia edildi. Camiye yapılan baskında İsviçre’de kaçak oldukları belirlenen yaşları 23 ile 35 arasında değişen Cezayir ve Tunuslu üç kişi de yakalandı.

Cami görevlileri ve imamının IŞİD’e maddi destek sağlamak ve buraya terörist göndermekle daha önceden suçlandığı belirtildi.

‘Cumhuriyet Bağımsız Gazetecilik Anlayışı Yüzünden Hedef Alındı’

Cumhuriyet gazetesine yönelik başlatılan operasyon kapsamında Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, gazetenin bazı yazar ve yöneticilerinin gözaltına alınmasının ardından, çok sayıda vatandaş ve siyasetçi, durumu protesto etmek için Şişli’de bulunan Cumhuriyet gazetesi binasının önünde toplandılar.

Gazete binasının önünde Amerika’nın Sesi televizyonuna konuşan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Cumhuriyet gazetesine yapılan operasyonla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Cumhuriyet gazetesi, kuruluş tarihinden bugüne kadar laik, demokratik hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlükleri savunan, hukukun üstünlüğünü savunan, irticayla mücadele eden, gerek irticayla ilgili gerek despotlukla ilgili, zorba hukukla ilgili bugüne kadar basın şehitleri veren bir gazetedir.”

Tanal, Cumhuriyet gazetesinin, baskılara boyun eğmediği için, tarafsız ve bağımsız gazetecilik anlayışı nedeniyle her darbe döneminde hedef alındığını belirtti.

Cumhuriyet gazetesine FETÖ soruşturması kapsamında operasyon düzenlenmesini siyasi bir karar olarak nitelendiren CHP İstanbul Milletvekili Tanal, gazetenin 2002 tarihindeki baskısında “Gülenciler terör örgütü” başlığını kullandığını, bu sebeple mevcut siyasi iktidarın gazeteyi hedef aldığını ve 2005 yılında ise Fethullah Gülen’i eleştirdiği için Cumhuriyet gazetesinin yayının durdurulduğunu ifade etti.

Cumhuriyet gazetesine, hükümetin düşündüğü gibi düşünen, hükümeti öven ve bunun dışında başka haber yapmayan bir gazete olmaması nedeniyle operasyon yapıldığını dile getiren Tanal, Cumhuriyet gazetesinin sadece gazetecilik yaptığını ve şimdiye kadar hiçbir siyasi iktidara boyun eğmediğini dile getirdi.

“Cumhuriyet için Nöbetteyiz” ,“Krallığa Hayır” yazılı dövizlerle gazete binası önünde bekleyen kalabalık, operasyonu alkışlarla protesto etti.

VOA

‘Irak’a Askeri Operasyon Çılgınlık Olur’

Türkiye, Irak sınırındaki Silopi ilçesine Ankara’dan bugün zırhlı araçlarla asker sevkiyatına başladı. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, bugün A Haber’de yaptığı açıklamayla Türkiye’nin Şırnak’ın Silopi ilçesine takviye askeri güç gönderdiği bilgisini paylaştı. “Türkiye terörle mücadele ediyor, sınırın öte tarafında gelişmeler var, Silopi’ye askeri sevkiyat bunlarla ilgili,” diyen Işık, Türkiye’nin kendisine yönelik terör tehdidinde artış yaşanmasına müsaade etmeyeceğini söyledi.

Türkiye’nin sınıra asker sevk etmesi nedeniyle Irak’a, sınır ötesine askeri bir harekat düzenlemesi beklentisi de gündeme geldi. Bakan Işık, bunun ihtimal dahilinde olduğu sinyalini verdi. Işık, Irak’a askeri unsurlarla geçiş ihtimali ve Musul Operasyonu konusunda görüşlerini şöyle dile getirdi: “Özellikle Sincar bölgesinden tehdit olursa ve terör örgütünün orada yuvalanmasına göz yumulursa Türkiye gereğini yapar. Irak’a yabancı hiçbir unsurun Musul harekatında bulunmasını istemiyoruz, ileride bu bölgenin istikrarsızlığa sürüklenmesine seyirci olmamız beklenmesin. Türk savaş uçaklarının bu harekata katılması onaylandı koalisyon güçlerince. Şu ana kadar aktif bir görev alınmadı ama her an aktif göreve hazır şekilde bekleniyor. Türkiye’nin Irak’ta kalıcı olma hevesi yok, ancak Türkiye kendi güvenliğini sağlamak zorunda, sınırlarının berisinde bekleme zorunluluğu yok. Oradaki (Başika Kampı) askerimizin güvenliği bizim için olmazsa olmaz. Dolayısıyla bu güvenlik nasıl sağlanması gerekiyorsa öyle sağlanır. İlave kuvvet gerekirse ilave kuvvet gider. Burada hiçbir yanlış anlamaya meydan vermeyecek net bir duruşumuz var. Türkiye’nin hiç kimsenin toprağında gözü yok ama Türkiye’ye yönelik tehdit oluşabilecek noktalarda da Türkiye’nin bu noktalara kayıtsız kalmasını kimse beklemesin.”

Suriye konusunda Türkiye’nin Washington yönetimiyle gerilim yaşadığı PYD-YPG varlığıyla ilgili soru üzerine Işık, “Münbiç kesinlikle boşaltılacak. PYD/YPG güçleri Münbiç’te barınmayacak. Bu hem ABD’nin taahhüdüdür, hem de Türkiye’nin bu noktadaki olmazsa olmazlarındandır. Şu anda bununla ilgili çalışma başladı,” yanıtını verdi.

Işık, ayrıca Türkiye’nin savaş pilotu açığı olduğunu ama acil ihtiyacını karşıladığını ifade ederek, “F-35’lerde 6 sipariş vermiştik, ilk teslim tarihini öne çekiyoruz; 24 tane F-35 siparişiyle ilgili de yetki verdik” açıklaması yaptı.

Orgeneral Akar neden Rusya’da?

Bu arada Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov’un 15 Eylül’de Ankara’ya yaptığı resmi ziyaretin ardından bugün Moskova’da. Türk Silahlı Kuvvetleri’nden yapılan duyuruya göre, Akar, askeri işbirliği konularını görüşmek ve bölgesel gelişmeleri değerlendirmek amacıyla Rusya Federasyonu’nu ziyaret etti.

Orgeneral Akar’ın Rusya Genelkurmay Başkanı’yla görüşmesini gayet normal ve olması gereken bir görüşme olarak değerlendiren Milli Savunma Bakanı Işık ise, “Bir pazarlıktan bahsetmek doğru olmaz,” dedi.

Türkiye’nin Fırat Kalkanı Harekatı’nı yürüttüğünü, Suriye konusunda Rusya ve ABD’nin etkin unsurlar olduğunu anımsatan Işık, “Fırat Kalkanı Harekatı’nın bundan sonraki aşamalarında Rusya ile de ABD ile de etkin bir koordinasyona ihtiyaç var, bunu da zaten baştan beri yürütüyoruz. Bu da o koordinasyonun sağlanması ve ortaya çıkan bazı pürüzlerin giderilmesi açısından önemli bir ziyaret diye düşünüyoruz,” diye konuştu.

Rusya’nın Halep’te havadan yürüttüğü operasyona eleştirel yaklaştığı gözlemlenen Işık, “Yukarıdan sivillerin üzerine bomba bırakarak neyi elde edeceğiz? İnsanlığın, bölgenin ne çıkarı olacak bundan? Ümidimiz, temennimiz, arzumuz, isteğimiz, bu noktada aklıselimin, sağduyunun galip olmasıdır. Yoksa bu tip böyle hedef gözetmeden, sivilin çok etkilendiği saldırıların ne Rusya’ya, ne Halep’e ne bölgeye hiçbir faydası olmaz. Ümit ederiz burada da sağduyu hakim olur,” dedi.

Solmaztürk: “Askeri sevkiyat dikkati başka yere çekme maksatlı”

Türkiye’de savunma alanındaki uzmanlardan birisi olan Emekli Tuğgeneral Haldun Solmaztürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Silopi’ye askeri yığınak yapmasını Amerika’nın Sesi’ne yorumladı.

İlk bakışta Silopi’ye Irak’a yönelik sınır ötesi bir askeri operasyon hazırlığı kapsamında askeri yığınak yapıldığı izlenimi edinilebileceğini söyleyen Solmaztürk, ancak Irak’a askeri geçiş beklemediğini ifade etti. Solmaztürk, Türkiye’deki askeri hareketliliği iç politika maksatlı olarak gördüğünü şöyle açıkladı: “Büyük resme bakıldığında, Türk hükümetinin gerek Irak gerekse Suriye’deki politikaları tıkanmış durumda, çıkmaza girdi. Şimdi bu çıkmazda çözüm yok. Hükümet kendi kendini gelişmelerden izole etti. Hükümet, aynı zamanda iç politikada da sıkışmış durumda. Başkanlık (sistemi) tartışmasıyla birlikte Türkiye’nin gittikçe otoriterliğe kaydığı ve anayasayı askıya aldığı, Meclis’i askıya aldığı eleştirileri var. Bunlar ciddi eleştiriler. Bu çerçevede Başkanlık Sistemi ile ilgili olası referandumda olumlu sonuç alınması için Türk halkının ya ikna edilmesi lazım, ya da dikkatinin başka yerlere çekilmesi lazım. Ben gerek Suriye’deki devam eden askeri operasyonu gerekse Irak merkezi hükümetinin tepkisine rağmen Irak’a müdahale konusundaki söylemi ve en son Silopi’ye yapılan bu askeri yığınağı iç politika yansıması görüyorum. Bunun ötesinde müttefiklerle IŞİD karşıtı koalisyonla işbirliği içerisinde Bağdat hükümetinin onayı çerçevesinde, Türkiye’nin Kuzey Irak’ta olsun Musul’da olsun askeri harekata girişeceğini zannetmiyorum. Böyle bir şey beklemiyorum.”

Solmaztürk: “Irak’a askeri operasyon çılgınlıktır”

Solmaztürk, Silopi’ye askeri yığınak yapılmasını iç politika maksatlı değerlendirse de hükümetin işaretler vermeye başladığı gibi Irak’a sınır ötesi bir operasyon düzenlemesi halinde bunun olası sonuçlarının ne olabileceği yolundaki sorumuzu da yanıtladı. Solmaztürk, “Sadece Bağdat hükümeti değil Arap Birliği de Türkiye’nin Başika’daki askeri varlığına karşı. Arap Birliği’nin, ağır, hakaret içeren ifadelerle Türkiye’nin buradan çekilmesi gerektiğini belirten kararı var. Bağdat hükümeti, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne de gitti. Türkiye’nin tek taraflı olarak küçük çaplı dahi olsa bir askeri operasyona kalkışması, Bağdat hükümetinin onayı olmaksızın operasyona kalkışması bence çılgınlıktır. Bunu aklı selim olmakla devlet adamlığıyla, uluslararası hukukun genel kurallarıyla bağdaştırmak mümkün değil. Ben bunun olmasını beklemiyorum,” dedi.

Solmaztürk: “Silopi’de yığınakta hedef Telafer mi?”

Solmaztürk, Silopi’ye asker sevkiyatında hedef olarak Kandil ve PKK’nın olamayacağını da söyledi. Solmaztürk, Silopi’den Irak topraklarında Telafer’in hedeflenebileceğini de işaret etti.

Ancak bu durumda Türkiye’nin Bağdat ile karşı karşıya kalacağını da vurgulayan Solmaztürk, “Irak hükümetine rağmen Türkiye oradaki Şii milislerle mi çarpışacak? Bakan Işık’ın terörle mücadelesi de genel bir ifade. Meclis’in hükümete sınır ötesi operasyon yapma yetkisi veren tezkere ‘terörle mücadele’ kapsamında. Ama bunun sonucu ne ve hangi siyasi maksada hizmet ediyor, buna bakmalıyız. TSK’yı böylesi bir yığınak yaparak, böylesi bir operasyona sokuyorsanız Meclis ve Türk halkına hangi hedefe ve hangi maksatla bu operasyona kalkışıyorsunuz açıklamak zorundasınız. Eğer açıklamıyorsanız benim de dediğim gibi iç politika münazaralarıyla yapılmaktadır,” dedi.

VOA

Kadınlardan JINHA Haber Noktası kampanyası

KHK kararı ile kapatılan JINHA ile dayanışmak amacıyla kadın örgütleri tarafından ‘JINHA Haber Noktası’ başlatılıyor

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 29 Ekim tarihinde kapatılan Jin Haber Ajansı (JINHA) için kadınlar İstanbul’da dayanışma kampanyası başlatıyor. “JINHA susmayacak” başlığıyla yapılan yazılı açıklamada, “Dünyanın ilk kadın haber ajansı JINHA KHK ile kapatıldı! Ama susmayacak! Biz kadınlar, JINHA Haber Noktası’nda JINHA ile birlikte, ‘Erkekler ne der, ne hüküm verir’ demeden yazmaya devam edeceğiz, kadın odaklı haberciliği sürdüreceğiz. Hepimiz JINHA muhabiriyiz, mekanlarımız JINHA’nın, kurumlarımız JINHA’dır. Kadınların sesi #JINHAsusmayacak” denildi.

JINHA Haber Noktası takvimi ise şöyle:

3 Kasım: Yeryüzü Kafe

4 Kasım: Sosyalist Kadın Meclisi

5 Kasım: İstanbul LGBTİ

6 Kasım: Devrimci Partili Kadınlar

7 Kasım: Filmmor

8 Kasım: Eğitim Sen 3 Nolu Şube

9 Kasım: HDP Kadın

10 Kasım: MKM

11 Kasım: ÖHD

Kaynak: ANF

Arjantinli kadınlardan dayanışma kampanyası

Kadın tutsaklarla dayanışmak amacıyla Arjantin Kürt Kadın Hareketi ile Dayanışma Komitesi, ‘KJA ve tutuklanan kadınlar ile dayanışma kampanyası’ başlattı

Kürdistan ve Türkiye kentlerindeki siyasi kadın tutsaklarla dayanışmak amacıyla Arjantin Kürt Kadın Hareketi ile Dayanışma Komitesi, kampanya başlattı. Önceki gün başlatılan kampanyaya ilişkin açıklama yapan Arjantin Kürt Kadın Hareketi ile Dayanışma Komitesi, “KJA’nın çağrısına tamamen bağlı kalarak, gözaltındaki kadın yoldaşlara, tüm siyasi Kürt tutsaklara ve Kürt halkına en içten dayanışmalarımızı ve desteğimizi sunuyoruz. Amerika kıtasının güneyinden, Kürt kadınlarının direnişinin tanınması için sesimizi yükseltiyor ve onların özgürlük ve demokrasi için verdikleri mücadeleye katılıyoruz” dedi.

Kampanyayı imzalayan kişiler şöyle:

* Elia Espen, (Plaza de Mayo Anneleri-Kurucu Çizgi Derneği), Mirta Baravalle, (Plaza de Mayo Anneleri-Kurucu Çizgi Derneği), Nora Cortiñas, (Plaza de Mayo Anneleri-Kurucu Çizgi Derneği), Alejandro Bodart, (Buenos Aires Şehir Meclis Üyesi), Vilma Ripoll, (Buenos Aires Şehir Meclis Üyesi), Hector Bidonde, (Buenos Aires Şehir Meclis Üyesi), Alejandra Angriman, (Toplumsal Cinsiyet Sekreteri, CTA-A, Arjantin Özerk İşçiler Merkezi), Carolina Ocar, (Basın-Yayın Sekreteri CTA-A, Arjantin Özerk İşçiler Merkezi), Claudia Baigorria, (İdari İşler Sekreteri, CTA-A, Arjantin Özerk İşçiler Merkezi), Cinthia Pok, (Eğitim İşleri Sekreteri, CTA-A, Arjantin Özerk İşçiler Merkezi), Silvia Zapata, (Toplumsal Cinsiyet Sekreteri, CTA, Arjantin Özerk İşçiler Merkezi, Lomas de Zamora Şb), Ben Ami Schargrodsy, (Genel Sekreter, CTA-A, Arjantin Özerk İşçiler MerkeziLa Rioja Şb.), Olga Morales, (Fotoğrafçı/Belgeselci, AFEPOC, Askeri Darbe Sırasında Şili’de İnfaz Edilen Arjantinlilerin Aile Yakınları Derneği Üyesi), Hernam Schiller (Gazeteci, “Leña al fuego” Radyo Programı Yöneticisi, Buenos Aires, Daniel De Santis, (Che Guevara Kürsüsü Koordinatörü), Gino Straforini, (TATU 3 Önerisi Koordinatörü), Maria Elena Cauquoz, (Avukatlar Sendikası ve Arjantin Cumhuriyeti BARO Üyesi), Liberpueblo

Kampanyayı imzalayan kurumlar ise şunlar:

* Buenos Aires Universitesi Eğitimciler Sendikası Derneği, Teresa Rodriguez 12 Nisan Hareketi, CORREPI, Kurumsal Baskı ve Polis Baskısına Karşı Koordinasyon, HİJOS Batı Bölgesi, CAPOMA, Olga Márquez de Aredez Halk Eylem Merkezi, Arjantin’de Yaşayan Meksikalılar Meclisi, Arjantin Guevarist Gençliği, Göz Altında Kaybedilenler Derneği, Siyasi Tutuklular ve Göz Altında Kaybedilenlerin Aileleri Derneği Ledesma Bölgesi Şb., JUJUY, Gözaltında Kaybedilenlerin Anneleri, Ledesma, JUJUY, Sosyalist Demokrasi, La Emergente (Tohum), Pueblo en Marcha (Halkın Yürüyüşü), Dario Santillan Halk Cephesi, Darío Santillán Halk Cephesi Ulusal Komitesi, Örgütler Buluşması, İkinci Bağımsızlık Çağrısı, NEUQUEN, Juntas y a la Izquierda (Birlikte ve Sola Doğru), MST, Kurdistan Dayanışma Komitesi – Córdoba, Kurdistan Dayanışma Komitesi – La Plata

Kaynak: ANF

Türk’ten kayyum tepkisi: Sonuna kadar direneceğiz

Amed Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasına tepki gösteren Mêrdîn Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, bu tür saldırılara boyun eğmeyeceklerini vurgulayarak, ‘Sonuna kadar direneceğiz’ dedi

Amed Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nıntutuklanmasından sonra, belediyeye kayyum atanmasına birçok kesimden tepkiler gelmeye devam ediyor. Konuya ilişkin Fırat Haber Ajansı’ndan (ANF) Sedat Sur’a konuşan Mêrdîn (Mardin) Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, hükümetin Kürt siyasetini fiilen bitirmek istediğini söyledi. Mêrdîn Büyükşehir Belediyesi’ne de kayyum atanması ihtimalini değerlendiren Türk, “Bizi milletvekili olduğumuz ’90’larda şimdi belediyelere yaptıkları gibi bir darbe ile Meclis’ten attılar. Şimdi de kayyum işgali ile AKP, belediye eşbaşkanlarımızı görevden atıyor, tutukluyor. O zaman boyun eğmedik, şimdi de elbette boyun eğmeyeceğiz!” dedi.

‘Sonuna kadar direneceğiz’

Hükümetin Kürt halkının siyasi iradesine saldırarak tek parti olmak istediğini belirten Türk, eşbaşkanların tutuklanmasının ardında kayyum atanmasının, Kürt halkına “İradenizi de, belediye başkanlarınızı da, milletvekillerinizi de susturacağız” mesajı anlamına geldiğini ifade etti. “AKP resmi olarak yapmadığını, yapamadığını fiilen yapıyor. AKP, şu anda tamamen siyaseti bitirmeye yönelik bir saldırı ile Kürt siyasi hareketinin üzerine gidiyor” diyen Türk, hükümetin savaş politikalarında ısrar ettiğini ve bu sürecin daha büyük saldırıları beraberinde getireceğini dile getirerek, kendilerinin de sonuna kadar direneceklerini söyledi. Türk, son olarak şunları kaydetti: “AKP, bu politikaların daha önce denendiğini, işe yaramadığını biliyor. Ama Kürtlere yenilen AKP, demokrasiye dönmek yerine elinde kalan sadece kaba askeri güç ile sonuç almaya çalışıyor, bunun da Kürtlere bir tesiri olamaz.”

Azadiya Welat muhabiri gözaltına alındı

KHK ile kapatılan Azadiya Welat gazetesi muhabiri İsmail Çoban gözaltına alındı

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Azadiya Welat gazetesi muhabiri İsmail Çoban’ın gözaltına alındığı öğrenildi. Çoban’ın amcası Muhtullah Çoban’ı arayan polisler, Çoban’ın gözaltı süresinin 24 saat uzatıldığını söyledi. Polisler amca Çoban’a başka bilgi vermezken, Çoban’ın Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğu öğrenildi.

Kaynak: ANF

İsveç PEN’den Türkiye’ye sert kınama

  Konuya ilişkin İsveç televizyon kanalı SVT’ye konuşan İsveç PEN Genel Başkanı Ola Larsmo, Cumhuriyet Gazetesi’ne karşı yapılan operasyonu Türkiye hükümetinin, yapılan eleştirileri sistematik bir şekilde susturma eyleminin bir parçası olarak gördüğünü belirtti.

Ola Larsmo açıklamasında ‘‘Gördüğümüz, yaz aylarındaki darbe girişiminden beri devam eden demokratik kamusal alanın yok edilme çabalarının son evresidir. Bunu, yapılan her eleştiriyi bastırmak için kullanılan bir olanaktan başka türlü değerlendirebilmem mümkün değil. Tabii ki Cumhuriyet, Suriye’deki çatışmalara silah kaçırılmasını da ortaya çıkaran gazetedir. Sanırım son gelişme bu olayla da ilintili.

‘‘Bu Türkiye’nin uluslararası alanda güvenilirliğini kaybetmesi ile sonuçlanabilir. Sığınmacı krizi ile birlikte uluslararası toplum üzerinde üstünlük sağlandığı düşünülüyor. Ancak bunun çok ta uzun bir süre gitmeyeceğini düşünüyorum.’’ diye konuştu.

‘Cumhuriyet’in tek bir satırı olamazsınız!’

Avrupa Birliği’nden ‘Cumhuriyet’ açıklaması: Erdoğan’ın hatası olur   Cumhuriyet’te gece nöbeti   Yıldırım ve Bahçeli ‘savcılığa’ soyundu   Kılıçdaroğlu: Cumhuriyet basın akademisidir   Demirtaş Cumhuriyet’te: Teslim olmadığınız için   Hukukçulardan tepki: Hukuksuzluk ortamı   AYM kararını yok saydılar   Dünya basını: Muhalefetin en itibarlı sesi hedefte   AB’den çıkarma… İlk gündem maddesi   Cumhuriyet’i hep darbeler vurdu   Cumhuriyet’e bir onur daha: Avrupa basın ödülü

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde kayyım göreve başladı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü terör soruşturması kapsamında gözaltına alınan Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı önceki gün çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.

Tutuklamanın ardından İçişleri Bakanlığı tarafından Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Ankara Etimesgut İlçe Kaymakamı Cumali Atilla dün gece Diyarbakır’a geldi. Sabahın erken saatlerinde belediyeye giriş yapan Atilla yeni görevine başladı.

Polis, çevrede yoğun güvenlik önlemi alırken belediyenin çevresi bariyerlerle kapatıldı. Cumali Atilla’nın binaya girişinden sonra bazı belediye çalışanları binadan ayrıldı.