Ana Sayfa Blog Sayfa 6169

WWF: İnsanoğluna tek gezegen yetmeyecek

Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) insanlığın aşırı müsrif yaşama alışkanlığıyla bütün doğayı tehdit ettiğini savundu. Vakfın ‘2016-Yaşayan Gezegen’ raporunda her yıl yerkürenin barındırdığının 1,6 katı doğal kaynak tüketildiği ve doğanın yağmalanması yüzünden 1970 – 2012 yılları arasında 14 bin omurgalı canlı türünün yüzde 60 oranında azaldığı belirtiliyor.

Rapora göre en çok tatlı sularda yaşayan hayvanların nesli tehlikede. Tatlı su canlılarının sayısı aynı süre zarfında yüzde 80 oranında azalmış. Canlı türlerinin azalmasında öncelikle doğal ortamın hammadde ihtiyacı sürekli artan insan tarafından tahrip edilmesi rol oynuyor. Son 25 yılda ormanların azalma hızının düşmüş olmasına rağmen bu süre zarfında 239 milyon hektar genişliğindeki ormanlık alan yok olmuş. Ormanların azalmasında iklim değişikliği ve çevre kirliliği de etkili oluyor.

Denizlerdeki kirlilik yüzünden mercan kayalıklarının tehlikede olduğu belirtilen Dünya Doğayı Koruma Vakfı raporunda Almanya’daki canlı türlerinin de hızla azaldığına dikkat çekiliyor. Almanya’daki 32 bin hayvan, bitki ve mantar türünün yüzde 30’u tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Canlı türlerinin yüzde 5,6’sı ise yoğun tarımcılık nedeniyle tamamen kaybedilmiş.

İnsanlara tek dünya yetmeyecek

Vakıf bu şekilde yaşamaya devam edildiği takdirde gıda, su ve enerji ihtiyacını karşılayabilmek için insanlığın 2030 yılında iki yer küreye ihtiyacı olacağını hesaplamış. Hesaplamalara insanın doğayı ekolojik sistemi ne kadar sömürdüğünü gösteren ‘ekolojik ayak izi’ esas alınıyor. Hesaplamalar sonunda ortaya çıkan ‘küresel hektar’ ne kadar küçük çıkarsa doğa o kadar az yıpratılmış sayılıyor.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı Almanya şubesinden Christoph Heinrich insanlığın yeryüzünü hayati tehlikeye sürüklediğini ve bunu durdurabilmek için refah ve başarı tanımlamasının insanın, toplumun ve çevrenin sağlığını da kapsayacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

© Deutsche Welle Türkçe

DW, dpa/AG, BK

BM: IŞİD Musul’da 232 sivili öldürdü

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Ravina Shamdasani, Cenevre’de yaptığı açıklamada, Musul’da öldürülenlerden 190’ının eski Irak Ordusu askeri, polis ya da milis, geri kalanların ise IŞİD’e katılmayı reddedenler olduğunu belirtti. Sözcü, “IŞİD’in talimatlarını yerine getiren bazı kişiler de vuruldu” dedi.

BM sözcüsü IŞİD’in askeri üslerde on binlerce Iraklıyı canlı kalkan olarak kullandığını belirterek, “Bu, askeri saldırılardan korunmak için uygulanan bir strateji” diye konuştu. Sözcü gerçek rakamların çok daha yüksek olabileceğini de vurgulayarak, kendilerine gelen raporun mümkün olduğunca doğrulanmaya çalışıldığını da kaydetti.

BM sözcüsü, Irak Ordusu ve Peşmerge Musul’a yaklaştıkta, IŞİD’in öldürdüğü insan sayısının da arttığını belirtti. Sözcü IŞİD’in Musul’a taşınmayı reddeden insanları da öldürdüğünü, bugüne dek su yüzüne çıkmayan çok sayıda idamın olabileceğini belirterek, “IŞİD onbinlerce insanı evlerini terkederek Musul’a taşınmaya zorladı” dedi.

Birçok ülkenin de destek verdiği Musul’un IŞİD’den kurtarılma operasyonu 17 Ekim’de başladı. Musul’da 5 bine yakın IŞİD militanının olduğu tahmin ediliyor.

© Deutsche Welle Türkçe

afp/dpa, HT/BÖ

Rusya, Suriye ve İran Suriye’yi görüştü

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ve İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile Moskova’da biraraya geldi. Lavrov önce Cevad Zarif ardından ise Velid Muallim ile ayrı ayrı görüştü.

Görüşmenin ardından ortak bir basın toplantısı düzenlendi. Lavrov, görüşmede Suriye’de terörle mücadele, insani durum ve siyasi sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunduklarını söyledi. Rusya Dışişleri Bakanı, Suriye’nin toprak bütünlüğüne desteği bir kez daha dile getirdiklerini söyleyerek, krizin diplomatik yollardan çözümlenmesi gerektiğini kaydetti.

Lavrov’dan ABD’ye mesaj 

Lavrov, Rusya ve rejim güçlerinin 10 gündür halep Halep üzerinde uçmadığını söyleyerek, bunun amacının ABD’ye ılımlı muhaliflerle terörist grupları ayrışması için zaman tanımak olduğunu belirtti. Lavrov, „Bu yönde bir adım görmüyoruz. Bu nedenle muhalif grupların da teröristlerle aynı şekilde hedef sayılmasının zamanı geldi” diye konuştu. 

Görüşmede Musul operasyonunu da ele aldıklarını dile getiren Lavrov, „Bu konuyu Amerikalılar ve koalisyondaki diğer ülkelerle de görüşeceğiz. Teröristlerin Suriye’ye doğru kayması kabul edilemez” dedi. 

Musul operasyonunun Ortadoğu’daki dengeleri tamamen etkileyebileceğini söyleyen Rusya Dışişleri Bakanı, Musul’daki teröristlerin Suriye ve diğer ülkelere geçme tehlikesini dile getirdi. Lavrov, Rusya, İran, Irak ve Suriye’nin daha önce Bağda’ta kurduğu koordinasyon merkezinin Musul operasyonu süresince daha gerekli hale geleceğini belirtti. 

Muallim: ABD çözüm istemiyor

Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Suriye yönetimi ile ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri arasında hiçbir temas olmadığını dile getirdi. Halep’deki operasyonlara devam edeceklerini söyleyen Muallim, sivillere yönelik güvence verilmesi durumunda çatışmasızlık durumuna dönmeye hazır olduklarını söyledi.  Muallim, çatışmasızlık halini ABD’nin sona erdirdiğini savunarak, „ Amerika çözüm istemiyor“ dedi.

İran Dışişleri Bakanı Zarif ise Suriye’deki krizin sadece politik yollarla çözülebileceğine inandıklarını söyledi. 

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/Reuters, HT/BÖ
 

Suriyeli muhaliflerden Halep’te büyük operasyon

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Suriyeli muhaliflerin başlattığı operasyonda sadece Halep’in güney batısına 150’den fazla füze ve bombanın atıldığını belirtti. Suriye rejiminin kontrolü altındaki kentin batısında 15 sivilin hayatını kaybettiği belirtildi. Suriye medyası ise sadece beş sivilin öldüğünü duyurdu. Gözlemevi ayrıca bugünkü operasyonlarda muhaliflerin bomba yüklü bir araçlarla intihar saldırıları düzenlediğini de duyurdu. Devlet televizyonu ise dört patlayıcının Suriye Ordusu tarafından imha edildiğini açıkladı. 

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi karadan atılan füzelerin yalnızca Nayrab Hava Üssü’nü değil, Lazkiye’deki Hmeymim Hava Üssü’nün yakınlarındaki bölgeleri de hedef aldığını ifade etti. Batı’nın desteklediği Özgür Suriye Ordusu, eli silah tutan bütün muhaliflerin göreve çağrıldığını kaydetti. 

Suriye Ordusu ve müttefikleri Halep’in muhaliflerin kontrolü altındaki bölgelerini yazdan bu yana kuşatma altına aldı. Suriye Ordusu operasyonlarda Rusya’dan özellikle hava saldırılarında destek alıyor. Halep, savaşın başladığı beş yıldan bu yana bölünmüş durumda. Kentin batısı rejim güçlerinin, doğusu ise muhaliflerin kontrolü altında

Rusya yeni hava saldırıları planlamıyor

Rusya Halep’e yeni hava saldırıları düzenlemeyi planlamadığını açıkladı. Devlet Başkanlığı sözcüsü Dimitri Peskov, Vladimir Putin’in Halep’e hava saldırılarının yeniden başlamasını gerekli görmediğini belirtti. Sözcü bununla, ABD’ye, ılımlı gruplarla teröri grupları ayırabilmesi için zaman tanındığını ifade etti.  

Rusya İran’la birlikte Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın en yakın müttefiki. Moskova Suriye yönetimine karşı soruşturma başlatılmasını Güvenlik Konseyi’nde bloke ediyor. BM özellikle Esad rejiminin ülkede kullandığı iddia edilen zehirli gazlarla ilgili soruşturma yürütmek istiyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Reuters/DW, HT/BÖ

FBI Clinton soruşturmasını yeniden açtı

Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) başkanlık seçimlerine iki haftadan az bir süre kala, Demokratların başkan adayı Hillary Clinton hakkındaki soruşturmayı yeniden açtı.

Soruşturmanın yeniden açıldığı, FBI Direktörü James Comey’in Kongre’ye gönderdiği yazı ile ortaya çıktı. Açıklamada Clinton’un özel servarında yeni e-maillerin ortaya çıktığı belirtilerek, “Bu e-mailler bizim soruşturmamız için önemli görünüyor” denildi. FBI’dan uzmanlar bu e-maillerin devlete ait gizli bilgiler içerip içermediğini inceleyecek. FBI Direktörü Comey, soruşturmanın ne zaman tamamlanacağı konusunda ise bir bilgi vermedi.  

Hillary Clinton, Obama yönetimi altında 2009-2013 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı yaptığı sırada resmi yazışmalar için özel e-posta hesabı ve servarlarını kullandığı için özür dilemişti. Clintonu eleştirenler, gizli belgeleri koruma protokolüyle ilgili düzenlemeleri ihlal ettiği görüşünde ve bunun adli takibat gerektiren bir suç olduğunu belirtiyorlar.

Mayıs ayında, Dışişleri Bakanlığı “Clinton’un görevde olduğu dönemde elektronik kayıtlar ve iletişime ilişkin sistematik zayıflık tespit edildiğini” duyurmuştu.

Hillary Clinton 2014 aralık ayında bakanlığın isteği üzerine 55 bin sayfa e-posta yazışmasını teslim etmişti. Clinton’un hesabına gönderilen binlerce e-posta “gizli” olarak belgelenmiş, çoğu ise “çok gizli” olarak nitelendirilmişti.

© Deutsche Welle Türkçe

afp/reuters, HT/BÖ

Rusya BM İnsan Hakları Konseyi’ne seçilemedi

BM Genel Kurulunda İnsan Hakları Konseyine 14 yeni üye belirlenmesi için yapılan oylamada, Rusya konseye tekrar giremedi. Genel Kurul‘daki oylamada Rusya sadece 112 oy toplayabildi ve 144 oy alan Macaristan ile 114 oy alan Hırvatistan’a karşı başarı sağlayamadı. 14 yeni üyeden 2’sinin Doğu Avrupa ülkelerinden seçilmesi öngörülmüştü.

Hafta başında 80’den fazla insan hakları ve yardım kuruluşu temsilcisi Rusya’nın Suriye‘de oynadığı rolü gerekçe göstererek bu ülkenin bundan böyle BM İnsan Hakları Konseyi’ne üye seçilmemesi yönünde çağrı yapmıştı.

Rusya’nın Suriye’de oynadığı rolün sorgulanması istendi

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), UluslararasıYardım Örgütü Care, Uluslararası Mülteci Örgütü (International Refugee) ve çok sayıda başka kuruluş ve kişi BM üyelerine yaptıkları imzalı çağrıda, Rusya’nın Suriye savaşında oynadığı rolün, bu ülkenin insan haklarının korunmasına odaklı bir kuruluşta temsil edilmesi ile ne ölçüde bağdaştırılabileceğini kendilerine sormalarını talep etmişlerdi. 

Çağrıyı imzalayan kişi ve kuruluşlar Kremlin’in Suriye‘de rutin bir biçimde sivillere saldırdığı suçlamasını da yöneltiyor.

BM İnsan Hakları Konseyi 2006’da oluşturuldu. Konsey geçen cuma günü saldırılara maruz kalan Halep kentindeki duruma ilişkin toplanmış ve kuşatma altındaki bu kentteki insan hakları ihlallerinin incelenmesini talep etmişti.

Suriye’de Esad rejimini destekleyen Rusya hava operasyonlarında sivillere zarar verdiği gerekçesiyle uluslararası toplumun eleştirilerine maruz kalıyor. Rusya, hava saldırılarını „teröristlere karşı” düzenlediğini söylüyor.   

©Deutsche Welle Türkçe

Afp/reuters/ÇA/BÖ 

Umut yolculuğunda yine ölüm

Libya donanması, Avrupa’ya ulaşmak için lastik botla Libya kıyılarından açılan 90 mültecinin boğularak yaşamını yitirmiş olabileceğini açıkladı. Associated Press’in haberine göre, Libya Donanma Sözcüsü Eyub Gassim, yırtıldığı için su almaya başlayan bottaki 29 mültecinin sahil güvenlik görevlileri tarafından kurtarıldığını açıkladı. Gassim, çoğu Afrikalı, 126 göçmen taşıyan botun Libya’nın batısındaki Tajura bölgesinden yola çıktığını belirtti. Öte yandan Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü de geçtiğimiz salı günü Libya açıklarındaki bir sığınmacı teknesinde yakıt buharını solumak zorunda kalan 25 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

2016 Akdeniz için ölüm yılı

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) önceki gün, 2016 yılının henüz tamamlanmamış olmasına karşın Akdeniz’de boğularak yaşamını yitiren mültecilerin rekor sayıya ulaştığını açıklamıştı. Cenevre’de yapılan açıklamada, yılın başından bu yana Akdeniz sularında en az 3 bin 800 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Açıklanan verilere göre, 2016 yılı henüz tamamlanmadığı halde 2015 yılına göre daha fazla ölüm ve kayıp vakası yaşandı.

 

 

 

‘Eğitimde sorunlar bitmiyor’

 

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile birlikte yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında ‘FETÖ soruşturması’ adı altında muhalif binlerce eğitim emekçisi açığa alındı. Eğitim alanında yaşanan sorunlara ilişkin konuşan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) üyesi Ayşe Panuş, “Neredeyse tüm okullar İmam Hatipleştirildi. Devam eden süreçte müfredat üzerinde büyük değişiklikler ve eklemeler yapıldı” dedi. Son bir yıldır Cizîr (Cizre), Sûr, Şirnex (Şırnak), Gever (Yüksekova), Hezex’te (İdil) binlerce çocuğun okula gidemediğine dikkat çeken Panuş, Kürdistan’da yaşayan çocukların travma yaşadığını ve şiddetin her türlüsüne maruz bırakıldığını dile getirdi. KHK’lerle öğretmenlerin görevden ihraç edilerek, sözleşmeli öğretmenlik ile öğretmenlerin güvencesizleştirilmeye çalışıldığını söyleyen Panuş, “Çocuklara verilen ders kitapları cinsiyetçi, milliyetçi ve bilim dışı konularla dolu ve tamamen iktidarın verilerini taşıyor” diye belirtti.

‘Çocuklar için mücadele’

Eğitim-Sen üyesi Ayfer Koçak ise, “Bizler çocuklarımızın eğitim hakları ellerinden alınıyor diyerek 29 Aralık tarihinde greve çıkmıştık. Çocuklarımız için çıktığımız grev nedeniyle şu an görevden alınıyor, ihraç ediliyoruz” diye konuştu.

6 öğretmene gözaltı

Eğitim emekçilerine yönelik operasyon dün de devam etti. Aydın’ın Didim ilçesinde basın açıklamasına katıldıkları gerekçesiyle önceki gün açığa alınan Eğitim Sen’li 6 öğretmen evleri basılarak gözaltına alındı. Öte yandan İzmir’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Mitingi’nde basın açıklamasını okuduğu için görevden alınan Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube Kadın Sekreteri Ayşegül Kocaaslan,  göreve iade edildi.

İSTANBUL / JINHA

 

Rusya TSK uçaklarını geri döndürdü

TSK savaş uçakları Suriye hava sahasına girmek için havalanması üzerine Rusya askeri yetkililerinin ikazının ardından geri dönmek zorunda kaldığı iddia edildi

Suriye hava sahasına girmek için havalanan TSK savaş uçaklarının Suriye ve Rusya askeri yetkililerin ikazının ardından geri dönmek zorunda kaldığı iddia edildi. Sputnik’te yer alan habere göre, askeri bir kaynağın “Türk uçakları, Halep’in kuzeyinden Suriye hava sahasına girmeye çalıştı. Ancak Suriyeli ve Rus askeri yetkililerin ikazının ardından uçaklar geri döndü” ifadelerini kullandığına yer verdi.

Daha önce Türkiye’nin hava saldırılarını ve Suriye’deki işgal girişiminin kabul etmeyeceklerini, Türkiye’nin başlattığı işgal girişiminin egemenlik hakkının ihlali olduğunu belirten Beşşar Esad, Türk savaş uçaklarına gerektiği anda müdahale edebileceklerini açıklamıştı.

Barzani’den de Türkiye’ye yalanlama

Musul’da Xazır cephesinde Peşmerge güçlerini ziyaret eden Irak Yüksek İslam Meclisi Ammar el Hekim ve KDP Başkanı Mesud Barzani ortak basın açıklaması yaptı. Dava Partisi lideri ve eski Irak Başbakanı Nuri Maliki’nin “Tüm Kürtler’i kastetmiyorum ancak Mesud Barzani ve partisi KDP, ABD ile İsrail’in stratejilerini uygulama mercii halindedir” sözlerine yanıt veren Barzani, “Amerika Kürtleri kullanmıyor. Çünkü biz onlar için değil kendimiz için savaşıyoruz. Yardımlarını da memnuniyetle karşılıyoruz” dedi. Barzani ayrıca, “Başika şu an askeri olarak düşmüştür ancak kayıp vermemek için şimdilik kasabaya girmek istemiyoruz” ifadelerini kullandı. Barzani, anlaşma doğrultusunda Peşmerge güçlerinin Musul’un merkezine girmeyeceğini de söyledi.

Başika krizi

Barzani, Musul operasyonu çerçevesinde Başika’nın IŞİD’den geri alınması için başlatılan harekatta Türkiye’nin destek verdiği yönündeki açıklamalarla ilgili olarak da “Türkiye’nin ağır silahlarının Başika’ya (harekatına) dahil olduğuna dair bilgim yok” dedi. Hekim de, “IŞİD’le mücadelemize Türkiye’nin destek vermesini istiyoruz ama Bağdat’ın onayıyla. Türk askerleri Bağdat’ın rızası dışında geldi. Bu yüzden çekilmlerini istedik” ifadelerini kullandı. Başbakan Binali Yıldırım Başika’ya ilişkin şunları söylemişti: “Peşmerge güçleri Başika kasabasını DEAŞ’tan temizlemek için harekete geçtiler. Bizim Başika Üssü’ndeki askerlerimizden, oradaki unsurlarımızdan yardım istediler. Biz de oradaki topçularla, tanklarla, fırtına obüsleriyle destek veriyoruz.” AKP bakanları uçakların da Musul harekatına katıldığını iddia etmişleri, ancak en son noktada Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Brüksel’de 26 Ekim’de “Uçaklarımız göreve hazırdır” dedi.

Türkiye’ye protesto notası

Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi’ni Dışişleri Bakanlığı’na çağıran Irak, Başika’daki TSK varlığı ve bu konuda AKP iktidarının sert açıklamalarından dolayı Türkiye’ye protesto notası verdi. Irak Dışişleri Sözcüsü Ahmed Cemal AFP’ye yaptığı açıklamada, Türkiye’ye “sert üslupla yazılmış resmi protesto notası” verildiğini söyledi. Cemal, notaya gerekçe olarak, Başika yakınlarındaki Türk güçlerinin devam eden varlığını ve Türk liderlerden yapılan açıklamaları gösterdi. MUSUL