Ana Sayfa Blog Sayfa 6174

Amedliler yarın iradesine sahip çıkacak

Amed’de belediye eşbaşkanlarının gözaltına alınmasına karşı mahallelerde sokak sokak, esnaf esnaf gezen HDP’li vekiller, yarın Büyükşehir Belediyesi önünde saat 11.00’de yapılacak eyleme katılım çağrısı yaptı

Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasına karşı yarın saat 11.00’de DTK, KJA, HDP ve DBP eşbaşkanları ile yöneticilerinin katılımıyla Büyükşehir Belediyesi önünde yapılacak eylem için merkez Rezan (Bağlar), Peyas (Kayapınar), Yenişehir ve Sûr ilçelerinde; HDP milletvekilleri, esnaf ve halk ziyaretinde bulundu.

REZAN

HDP’liler Rezan’ın üç mahallesinde ziyarette bulundu. HDP Amed Milletvekili Nursel Aydoğan, HDP Eşbaşkan Yardımcısı Aysel Tuğluk Mevlana Halit, HDP Şirnex (Şırnak) Milletvekili Ferhat Encu Bağcılar, HDP Amed Milletvekili Sibel Yiğitlap ve beraberindekilerle Sento Caddesi’nde esnaf ziyaretinde bulundu. Ziyaretlerde halkın ilgisi büyüktü. Milletvekillerini dikkatle dinleyen Amedliler, alkış ve sloganlarla destek vererek, yarınki eyleme kitlesel katılma sözü verdi.

Aydoğan ve beraberindeki heyetle Mevlana Halit Mahallesi’nde ziyaretlerde bulunup, halkla konuştu. Kışanak ve Anlı’nın gözaltına alınmasını Amedlilerin iradesine dönük bir saldırı olarak değerlendiren Aydoğan, saldırı ve baskıları ancak Amed halkıyla birlikte direnerek aşabileceklerini ifade etti. Dün direndikleri gibi yarın da direneceklerini anlatan Aydoğan, tüm Amed halkını yarın Amed Büyükşehir Belediyesi önünde saat 11.00’de yapılacak eyleme katılma çağrısında bulundu.

Çağrıya olumlu karşılayan yurttaşlar da, “Belediyelerimizi onlara bırakmayacağız. O belediyeler halkın belediyeleridir” dedi. 3 saat boyunca mahallede bulunan birçok esnaf, kıraathane, bakkal, yolda geçen yurttaşları ziyaret eden HDP’liler, alkışlarla mahalleden uğurlandı.

Bağcılar Mahallesi’nde çalışma yürüten HDP Şirnex Milletvekili Ferhat Encu de, “Amed halkını yarın iradesine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Gün direnme, sahiplenme, günüdür. Amed Kürt halkının kalbidir. İrademize el uzatan zihniyete el birliğiyle karşı duracağız” dedi.

SÛR

HDP Riha (Urfa) milletvekilleri Osman Baydemir ve Dilek Öcalan ile Colemerg (Hakkari) Milletvekili Selma Irmak, Amed’in Sûr ilçesinde esnafları, kahveleri ziyaret ederek, halkı yarınki eyleme davet etti. Esnaflarla konuşan Baydemir, eşbaşkanların gözaltına alınması ve belediye hizmet binasının işgal edilmesi Kürt halkının iradesine gösterilen tahammülsüzlüğü açıkça gösterdiğini söyledi. Baydemir, “Gün iradesine sahip çıkma günüdür” dedi ve ekledi: “Az kaldı, bu zalim zulmünün içinde boğulacak. Zalimlerin sonu hiçbir zaman hayırlı olmamıştır. Amaçlarına ulaşamamışlar, bu da ulaşamayacak ne yaparsa yapsın Kürt halkının önünü kapatamayacaklar.”

Kürtlerin tüm kurumlarına yönelik saldırıların olduğuna dikkat çeken Dilek Öcalan ise, Amed halkını yarın belediyelerine sahip çıkmaya çağırdı.

PEYAS

Peyas (Kayapınar) Mahallesi’nde HDP Sêrt (Siirt) Milletvekili Besime Konca, Amed Milletvekili Ziya Pir ve Şirnex Milletvekili Leyla Birlik, esnaf ziyaretinde bulundu. Pir, Huzurevleri Mahallesi’nde, Birlik Sanayi ve Otogar çevresinde, Konca ise Diclekent semtinde esnafı ziyaret ederek, halkı kitlesel katılım çağrısında bulundu. Halkın büyük ilgi gösterdiği ziyaretlerde, Amedliler yarınki eyleme katılma sözü vererek, iradelerine sahip çıkacaklarının mesajını verdi.

YENİŞEHİR

Yenişehir ilçesinde de HDP Mûş Milletvekili Ahmet Yıldırım ve Colemêrg Milletvekili Selma Irmak, esnaf ve halkı ziyaret ederek, yarınki eyleme katılım çağrısında bulundu.

Kaynak: DİHA

CHP’li vekile silahlı saldırı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, Aydın’da bir restoranda silahlı saldırıya uğradı. Ayağından yaralanan Tezcan hastaneye kaldırıldı CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, Aydın’da Cumhuriyet kutlamalarının ardından gittiği bir balıkçı restoranında silahlı saldırıya uğradı. Bülent Tezcan’ın ayağından yaralandığı belirtildi. Saldırının hemen ardından Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde tedavi altına alınan Tezcan’ın hayati tehlikesinin bulunmadığı kaydedildi.

CHP’den ilk açıklama

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “İnternetten gördüm. Aydın’a doğru yola çıktım. Aydın’a varmış değilim. Restoranda silahlı saldırganın birkaç el ateş ettiğini ve ayağının üst kısmından yaralandığını duyduk. Kendisini de aradım telefonlarına ulaşılamıyor. Hastaneye kaldırıldığını duydum. Hayati tehlikesinin olmadığını öğrendik. Saldırganla ilgili bir bilgim yok” dedi.

CHP’li Eren Erdem de saldırıya uğramıştı

CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem de, geçen hafta katılımcısı olduğu partisinin bir panelinde taşlı sopalı saldırıya uğramıştı.

‘Bu irade inanç aşılıyor’

Kışanak’ın gözaltına alınması ile birlikte ‘kadın iradesinin gasp edildiğini’ söyleyen Türkiyeli kadın örgütü temsilcileri, iradelerine sahip çıkmak adına yerlerde sürüklenen vedarp edilen kadınların   ise ‘inanç aşıladığını’ vurguluyor

DBP’li belediyelere atanan kayyumlar ile birçok belediyenin kadın kurumları kapatıldı, kadın belediye eşbaşkanları ya gözaltına alındı ya da görevden alındı. Gözaltına alınanlardan sonuncusu ise kadın çalışmalarıyla ön plana çıkan Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak oldu. Kürdistan ve Türkiyeli kadınlar tarafından belediyelere yönelik bu uygulamalar ‘kadın kazanımlarına bir saldırı’ olarak yorumlanırken, protestolar esnasında devlet güçlerinin kadınlara yönelik tutumu da büyük tepki topladı.

Kışanak bir örnek

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, Kışanak’ın gözaltına alınmasının OHAL ve savaşın kadınların yaşamını nasıl doğrudan etkilediğinin net bir örneği olduğunu söyledi. Kayyumlar ile kadın kazanımlarının yok edilmeye çalışıldığını belirten Kav, Kışanak’ın gözaltına alınması ile de tüm kadınlara bir gözdağı verildiğini vurguladı. Kav, “Kadınlar bunu asla kabul etmeyecek, sonuna kadar direnecek, mücadele edecekler” diye konuştu.

‘Gereken cevap direniş’

15 temmuz darbe girişiminin ardından OHAL uygulamaları ile kadınların hayatlarına ‘gerçek bir darbe vurulduğunu’  ifade eden Yeryüzü Kadınları Sözcüsü Aylin Kaplan da şunları belirtti: “Kışanak’ın gözaltına alınması ve Amed’de kadınların darp edilmesi esasında tüm kadınların iradesinin bastırılmaya çalışılması anlamına gelmektedir. Yaratmaya çalıştıkları erkek imparatorluğuna kadınların vermesi gereken cevap özgücümüze dayanan örgütlü ve kesintisiz bir direniş hattıdır.”

‘Direnişi gördük’

Amed’de Kışanak’ın gözaltına alınmasını protesto eden kadınlara dönük polis saldırısını hatırlatan Sosyalist Kadın Mezlisi Sözcüsü Pınar Türk ise “Tüm bu müdahaleler ve gözaltına alınma biçimlerinin yanında çok değerli bir şeyi de gördük biz. Kadınların direnişi” dedi. Kadınların ‘yerlerde sürüklenmek pahasına’ belediyelerine sahip çıktığını ifade eden Türk, bu iradenin erkek egemen düzeni korkuttuğunu söyledi. Türk, “Bu irade biz kadınlara müthiş bir güven ve inanç aşılıyor” diye konuştu.

Önce belgelere el koydu sonra kapattı 

Kayyum atandığında ilk iş olarak belediye bünyesinde faaliyet yürüten Sitiya Zîn Kadın Danışmanlık Merkezi’nde kadınların şiddet ve cinsel saldırılara ilişkin yaptığı başvurulara el koymuştu. Kayyum bu kez Sitiya Zîn Kadın Danışmanlık Merkezi’ni tamamen kapattı. Merkezin 4 çalışanı ise temizlik personeli olarak başka birimlere atandı.

İSTANBUL/DİHA

 

 

 

Önlemek yerine yüreklendiriyorlar

Meclis Adalet Komisyonu tarafından kabul edilerek Genel Kurul’a gönderilen kanun tasarısında, 15 yaşını tamamlamamış her çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel istismarın suç sayılmasındaki yaş sınırı 12’ye düşürülecek. Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) değişiklikle, 12 yaşından küçük ve büyük çocuklara yönelik cinsel istismarda farklı cezalandırılmaların uygulanması öngörülecek. Değişikliğin gerekçesi olarak Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 14 Temmuz’da iptal ettiği maddelerin değiştirilmesi gösterildi.

Kanun tasarısına ilişkin değerlendirmede bulunan Avukat Neslihan Özer, “Tasarı, burada işlenen fiilin anlam ve sonuçlarını idrak etme durumunu mağdur aleyhine ‘rıza’ kavramıyla paralel bir şekilde yorumlayarak bir cezasızlık hali yaratıyor” dedi. Yargının ‘bağımsızlığı’nın yok edildiği böylesi bir dönemde, cinsel istismara önlem politikaları geliştirmeyen mevcut siyasal yapının bu kararda etkili olabileceğine de dikkat çeken Özer, “Mevcut siyasal yapının kadın ve çocuklar için öngördüğü yaşam biçimi malumumuz” dedi.

‘Faillere ödül’

Konuya ilişkin Meclis Genel Kurulu’nda konuşan CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer de, bu kanunların cinsel istismarı önlemek yerine failleri cezalandırdığına dikkat çekti. Biçer, TCK’de yapılan değişikliklerin failler için bir ödül, çocuklar için ise ikinci bir mağduriyet olduğunu söyledi. Biçer, “Tüm Türkiye istismar mağduru çocuklarına ağlarken kanunlarımız çocuklarımızın istismarını önlemek yerine faili yüreklendirmeye devam etmektedir. Çocuklar için adalet istiyoruz” sözleri ile tepkisini dile getirdi.

İSTANBUL-ANKARA/JINHA

 

Kadınlar: Direndik direnmeye devam edeceğiz

 

Amed’de gözaltına alınan KJA Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata ve Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanı Gültan Kışanak için basın açıklaması yapmak isteyen yüzlerce kadının KJA Derneği önünde bir araya gelmesi üzerine polis saldırdı. Polisin saldırısının ardından konuşan Tuncel, kadının direnişi yayılmasın diye kadınlara saldırıldığını şimdiye kadar direndiklerini ve direnmeye devam edeceklerini söyledi

Amed’de toplanan yüzlerce kadın polis saldırısına maruz kaldı. Kongreya Jinên Azad (KJA) tarafından Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın ve Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak’ın gözaltına alınmasını protesto etmek amacıyla bir araya gelen yüzlerce kadını polis engellemeye çalışıyor. Bunun üzerine toplanan kadınlar zılgıt ve alkışlarla “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Direne direne kazanacağız”, “İrademe dokunma” Jin jiyan Azadî” sloganlarıyla polisin müdahalesine karşı koydu.

Açıklamaya katılmak üzere aralarında Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, belediye eşbaşkanları, Barış Anneleri ve tüm KJA bileşenlerinin bulunduğu yüzlerce kadın KJA önüne geldi. Ancak kadınların etrafını ablukaya alan polisler dışarıda basın açıklamasına izin vermeyeceklerini söyledi. Kadınlar açıklamalarını yapacaklarını, kadınlara özel engeller çıkarıldığını söyleyerek, KJA önünde kalmaya devam etti.

‘Engeleyemezsiniz’

Burada açıklama yapan Tuncel, Diyarbakır Valisi’nin kadınların sözünü ve eylemini engellediğine dikkat çekerek, Vali’nin bir bütünen kadınların ve Kürtlerin yaşamını engellediğini söyledi. Hiç kimsenin Kürt halkının demokratik hakkını engelleyemeyeceğini kaydeden Tuncel, Cumhuriyetin 93’üncü yılında büyük bir kriz yaşadığının altını çizdi. Krizin nedeninin sorunların çözümünün engellenmesinden kaynaklandığını belirten Tuncel, bu nedenle Ata ve Kışanak’ın gözaltına alınarak KJA’ya baskın yapıldığını söyledi.

‘Direndik direnceğiz’

Tuncel, “Biz kadınlar çözümün yolunu biliyoruz ve bu yüzden direniyoruz. Kadının bedenini teşhir edenlere karşı direndik. Kadının direnişi yayılmasın diye KJA’lı kadınlara saldırı gerçekleşmektedir. Bu mücadele devam edecektir. Tankla, topla bizleri vazgeçireceklerini düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Derhal kadın arkadaşlarımızın ve demokrasinin özgür bırakılması gerekiyor. Fatmagül Berktay’ın dediği gibi şu an ülkede yaşanan erkek krizidir” dedi. Direniş çağrısı yapan Tuncel, “Kendi iradesine sahip çıkmayanlar yarın daha kötüsüyle karşı karşıya kalacaktır” dedi.

‘Arkadaşlarımız özgür olana dek alanlardayız’

Ardından konuşan Leyla Güven ise, 3 gün önce KJA Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın hukuksuz bir şekilde gözaltına alındığını kaydederek, “Ya özgür bir yaşam kazanacağız ya da hiçbir şekilde bu yaşamı kabul etmeyeceğiz. Sayın Öcalan ve tüm kadınlar özgür olana kadar direneceğiz. Bizler Sakine Cansızların yoldaşlarıyız ve bu hukuksuzluğa asla boyun eğmeyeceğiz. Alanları sizlere bırakmayarak özgürlüğümüze sahip çıkacağız. Gülten Kışanak, Ayla Akat Ata ve onlar gibi onlarca arkadaşımız özgür olana dek alanlarda olacağız” diye konuştu.

Kaynak: DİHA

 ‘Canlı yayın’ başlıyor

Ankara’da bir grup gazeteci ve “habersiz” kalan yurttaş, bir araya gelerek “haberSizsiniz” platformunu kurdu. Platformun ilk etkinliği, “kanal kapatmalara inat” kendi televizyon programını yapmak olacak. Pazar günü Mülkiyeliler Birliği’nde gazeteci Ayşegül Doğan’ın sunacağı canlı yayında gazeteciler, akademisyenler ve uzmanlar televizyonların kapatıldığı günden bu yana nelerden habersiz kalındığını anlatacak. Televizyon programı, Twitter’da Periscope, Facebook’ta ise canlı bağlantısı üzerinden yayınlanacak. Platform, pazar günü saat 15:00’te Mülkiyeliler Birliği’nde yapılacak canlı program için “30 Ekim Pazar 15:00’te ‘#haberSİZsiniz’ taginde takipte olun” çağrısı yaptı.

ANKARA

 

 

 

BM’den Türkiye’ye Kışanak ve Anlı çağrısı

Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasına BM tepki göstererek Türkiye’ye insan haklarına saygı çağrısı yaptı

Avrupa Birliği (AB) ve ABD’nin ardından Birleşmiş Milletler (BM) de, Amed Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmalarına ilişkin açıklama yaptı. Merkezi Cenevre’de bulunan BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Ravina Shamdasani, demokratik yollarla seçilen iki eşbaşkanın gözaltına alınmalarının, son aylarda Kürt illerinde birçok kamu görevlisinin ya görevden alındığını ya da gözaltına alınmaların son örneği olduğunu belirtti.

Shamdasani, Türkiye’deki uygulamalara yönelik eleştiriler içeren basın toplantısında, “Türk yetkililere, Olağanüs Awaraştü hal (OHAL) zamanlarında bile yasallık, orantılılık ve gereklilik, yargı sürecine saygı, masumiyet karinesi ve adil yargılama ilkelerini anımsatmak istiyoruz. Türk hükümetine en üst düzeyde şeffaflık ve insan haklarına tam saygı çağrısı yapıyoruz” dedi.

Avukatlar 4 gün sonra Kışanak ve Anlı ile görüştü

Avukat Mehmet Emin Aktar sosyal medya hesabından Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak ile görüştüklerini açıkladı

25 Ekim’de gözaltına alınan Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’ya savcılık tarafından getirilen 5 günlük görüş yasağının ardından yapılan başvurular sonuç verdi. Bugün Avukat Emin Aktar, sosyal medya hesabından “Gültan Kışanak ile 4 gün sonra avukatları olarak görüşebildik. Sağlığı da morali de yerinde…” diye paylaşımda bulundu.

Bir süre sonra Fırat Anlı ile bir görüşme yaptıklarına ilişkin bir paylaşım daha yapan Av. Aktar sosyal medya hesabından “Fırat Anlı ile de görüşebildik. Morali yerinde. Herkese selamı var” mesajını paylaştı.

HABER MERKEZİ

Fırat Anlı ile de görüşebildik. Morali yerinde. Herkese selamı var..

— Mehmet Emin Aktar (@MehmetEminAktar) October 29, 2016

Gültan Kışanak ile 4 gün sonra avukatları olarak görüşebildik. Sağlığı da morali de yerinde..

— Mehmet Emin Aktar (@MehmetEminAktar) October 29, 2016

Aleviler TV 10 için yine taksime çıkıyor!

TV 10 çalışanları ve gönül dostlarının her cumartesi TV 10 ile dayanışma maçıyla Galatasaray Lisesi önünde saat 14:00’da toplanma çağrısıyla başlayan eylemlik devam ediyor. Yarın “tv10 Alevilerin lokmalarıyla kuruldu! Sazıma sözüme sesime dokunma! Sazlar konuşsun silahlar sussun! Alevilerin sesini her koşulda yansıtacağız” sloganıyla toplanacak.

Alevi aydınlarının, gazeteci ve yazarlarının yanı sıra sanatçılarında desteklediği eylem Her hafta olduğu gibi, yarında Galatasaray Lisesinin önünde saat 14:00 da gerçekleştirilecek.

Koçak: Demokrasi ile emek mücadelesi arasında bağ kurmalıyız

Emek alanında dönük saldırıların tavan yaptığı bu dönemde sendikaların sessizliğini değerlendiren Doç. Dr. Hakan Koçak, demokrasi ile emek mücadelesinin at başı olduğuna dikkat çekerek, her iki mücadelenin ortaklaşması gerektiğinin altını çizdi.

Sendikal hakların ve örgütlenmenin gerilediği, esnek ve güvencesiz koşulların pervasızlaştığı bu günlerde var olan sendikaların sessizliği kamuoyunda yeniden tartışma konusu. “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza attığı için Kocaeli Üniversitesi’nden ihraç edilen Doç. Dr. Hakan Koçak, yaşanan bu sessizliği ve sendikaların içinde bulunduğu durumu değerlendirirken, demokrasi mücadelesi ile emek mücadelesi arasındaki paralelliğe dikkat çekti.

‘Güvencesizleştirme dünya düzeyinde’

Dünya genelindeki güvencesizleştirme sürecine paralel Türkiye’de de yaşandığını belirten Koçak, dünya genelindeki sendikal hareketlerin güvencesizleştirme saldırılarına karşı yeterince cevap olamadığının altını çizdi. Koçak, bu konuda dünya sendikal harekette kıpırdama olsa da Türkiye için aynı şeyin söylenemeyeceğini ifade etti.

‘Türkiye’de sendikalar etkisiz hale getirildi’

Neoliberal politikalar sonucundaki özelleştirme ile birlikte Türkiye’deki sendikaların büyük ölçüde etkisizleştirildiğine dikkat çeken Koçak, “Kamuda ki büyük tasfiyeler özelleştirilme ile birlikte Türkiye’de ki sendikaların altındaki halıyı büyük ölçüde çekildi.” diye konuştu.

‘Sendikaların basiretsiz tutumları var’

Sendikal yapıların ciddi saldırıları göğüsleyemediğini, sürece cevap olamadıklarını hatırlatan Koçak, bunu sendikaların örgütsüz yapılarına bağladı. Yaşanan hak gasplarına rağmen sessizliği basiretsiz sendikal anlayışı ile açıklayan Koçak, şöyle devam etti: “Burada sendikaların öngörüsüz tutumları, basiretsiz tutumları, birlik olamama, hep birlikte direnememe ve küçük hesaplaşmaya girmeleri rol oynadı elbette. Şimdi o anlamda Türk-İş’in Hak İş’ten bir farkı kalmamış durumda. İkisi de sendikal ilkelerden uzak davranıyor.”

‘Örgütlü olunsa çok şey başarılır’

Sendikalar örgütlü olduklarında çok şey başarabileceğini de ifade eden Koçak, “Ben açıkçası konfederasyondan çok tabanın bir basınç yapması gerektiğine inanıyorum. Temel eksiklik o bence. Örneğin 89 bahar eylemleri buna çok güzel bir örnektir. Öyle bir irade ortaya konuldu ki, o yılda muazzam bir işçi hareketi oluştu. Bazı sendikalar veya Türk- İş bu dalgalanmanın önüne geçmek zorunda kaldılar. Bu olmadığı sürece ne derseniz çok karşılığı yok” diye belirtti.

‘Memur- Sen’deki büyüme kof bir büyüme’

İktidarın işçileri ve emekçileri yandaş sendikalara yönlendirdiğini de dikkat çeken Koçak, hükümet eliyle büyütülen Memur- Sen’e ilişkin de, “Emekçiler üzerindeki baskı genel olarak işçileri yandaş sendikalar yönlendiriyor ama bunun mutlak anlamda kalıcı olduğunu düşünmüyorum. Yani bugün binlerce kamu çalışanı Memur-Sen’e geçiyor. Memur- Sen yarın işaret edilen bir sendika olmaktan çıkarıldığı zaman, o binlerce insan o sendikayı savunacak mı ya da yanında duracak mı? Hayır. Kof bir büyüme bu. Yani getirisi olan bir şey de değil. Kamu çalışanlarının haklarını ilerletici bir yönü de yoktur. Biliyorsunuz, tarihe geçmiş bir sendikadır Memur-Sen. Sözleşme de ücret artışına değil, ücret düşüşüne razı olmuş bir sendika olarak. Bunlar görülüyor ama bu oluşturulan korku iklimi ile rejim açısında güvencenin koşulu o konfederasyona üye olmak şeklinde gösterildiği için insanlar oraya gitmek zorunda kalıyorlar. Bu eylemin mutlak olmadığını düşünüyorum” dedi.

‘KESK sorunları yeterince göremiyor’

Muhalif sendikal hareketlerindeki eksikliklere de değinen Koçak, şöyle devam etti:

“Konfederasyonların ayrı ayrı problemleri var. Bende KESK üyesiyim. Konfederasyonu da eleştiriyorum. Yeterince bir sendikal gündem oluşturamamak genel politika gündemine fazlaca angaje olma gibi sorunu var. Uç veren gelişen sorunları yeterince görememe sorunu olduğunu düşünüyorum. Mesele güvencesizlik bunun tipik örneğidir. Örneğin KESK’te böyle bir zaaf olduğunu gözlemliyorum. Eğitim alanında öyle güvencesizlik öyle. Orda çok ezberlere dayalı bir tutum var. Yeni gelişen durumlara göre kendini esnek biçimde uyarlayamayan bir sendikal pratiği gözlüyorum.”

‘DİSK eski DİSK olamadı’

DİSK için de söyleyeceğim; DİSK bir tarihsel geleneği temsil ediyor ama DİSK’in de kendisi iç gerimler yaşıyor. Bunun yarattığı bir performans düşüklü olduğunu düşünüyorum. Öte yandan DİSK, 80’den 10 yıl sonra kurulabildi. DİSK eski DİSK olamadı. 12 Eylül en çok DİSK’i ezmişti. Kendini toparlama alanı bulamadan zaten yeni rejimin inşası ile karşılaştı. Buna rağmen önemli dinamizmi temsil ettiğini düşünüyorum ama bu konfederasyon 80 öncesi konfederasyon olamadığını düşünüyorum, yani içindeki farklı sendikaları tek çatı altında tek hedef doğrultusunda konfederasyondan beklenen o dur. En genel düzeyde sendikal sorunlar topluca yanıt vermek. Üyesi olan sendikaların tekil öznel sorunların ötesinde genel sorunlar bütün onları seferber ederek yanıt vermeli. Bunun aşılması için tüm duyarlı kadroların uğraş vermesi gerekir diye düşünüyorum.

‘İşçi hareketi aşağıda kaynayan bir kazandır’

Hiçbir zaman işçi hareketi, mevcut sendikal durumu fotoğrafı ile özdeşleştirilmemeli. İşçi hareketi her zaman için aşağıda kaynayan bir kazan gibidir. Yani bazen hiç ön görmediğiniz şekilde patlar. En yakın örneği işte metal fırtına dediğimiz şey. Dolayısıyla yukarda ki bu hareketsizliği sanki Türkiye’deki tüm işçi sınıfı kabullenmiş gibi de bir algı yaratmaması gerekir. Buna dikkat çekmek gerekir. Önemli olan o kaynayan magmanın, o aşağıdaki dinamizmin yeryüzüne çıkaracak örgütlülük yaratmak; onu yüzeye çıkarmayı başarabilmek.

‘Türkiye emekçiler için cehennem’

Şöyle bir algı da oluyor; Bir demokrasi mücadelesi var, bir de sendikal mücadele. Oysa bu iki kavramı birbirinden ayrı tutmamak lazım. Demokrasi mücadelesi işçiler için gerekli. Emek Çalışmaları Topluluğu (EÇT) geçen yıl bir rapor yayınladı. O net gösteriyor ki çatışmalı süreçler başladığında ve demokrasi geriye düştüğünde, işçi hareketinde bir ivme kayması söz konusu. İşçilerin kendilerini ifade etme temsil etme durumunu da düşürüyor. O yüzden demokrasi mücadelesi bizzat işçi haklarının gündeme gelmesi ile de ilgilidir.

İşçiler demokrasi mücadelesi ile işçi mücadelesi arasındaki ilişkiyi kuramıyor. Oysa bu ikisini birbiri ile ilişkilendirilip bir mücadele hattının kurulması gerekir. Bu noktada korkular var zaaflar var. Sendikal geleneğimize vurulmuş 12 Eylül büyük darbenin travmaları var. Ama aşılamaz olmadığını gösteren bir sürü örnek var.”

(sg/hd/sd)