Ana Sayfa Blog Sayfa 6176

Yeni KHK ile rektörlük seçimleri kaldırıldı… Erdoğan’a atama yetkisi geldi

 

Yeni yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname ile rektörlük seçimleri kaldırıldı. Yeni düzenlemeye göre Erdoğan rektör atayabilecek.

2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan “Devlet üniversitelerinde rektör, profesör akademik unvanına sahip kişiler arasından görevdeki rektörün çağrısı ile toplanacak üniversite öğretim üyeleri tarafından seçilecek adaylar arasından Cumhurbaşkanınca atanır” ifadesi yerine “Devlet üniversitelerinde rektör Yükseköğretim Kurulu tarafından önerilecek, profesör olarak en az üç yıl görev yapmış üç aday arasından Cumhurbaşkanınca atanır” denildi.

İki yeni Kanun Hükmünde kararname yayımlandı… DİHA ve Azadiya Welat gazetesi kapatılıyor

‘Güneş Tarlası’ kime hizmet edecek?

Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ‘Güneş Tarlası’ projesini değerlendiren Greenpeace’in İklim ve Enerji kampanyası sorumlusu Reşit Elçin, güneş enerjisinin ev kullanımının yaygınlaştırılması gerekirken, ticari projelerin yapılmasını eleştirdi

Konya’nın Kayapınar ilçesinde planlanan projelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Greenpeace’in İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Reşit Elçin, Konya’da Türkiye Kömür İşletmeleri’nin (TKİ) linyit rezerveleri bulduğu ve buna istinaden orada 5 megawatt bir kömürlü termik santral potensiyelinin olduğundan bahsettiklerini söyledi. Bunun üzerine hükümet yetkililerinin yabancı yatırımcılarla görüşmeye başladığını ifade eden Elçin, daha sonra bu rakamın 3 bin megawatta inmesiyle yabancı yatırımcıların geri çekildiğini söyledi. Ardından şu anda “Ciner Grubu’nun, Çinli bir banka aracılığıyla 500 megawattlık bir kömürlü termik santral inşa etme projesi var” dedi.

Projenin olumsuz yanları var!

Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın Kayapınar’da “Güneş Tarlası” projesinin 15 yıl alım garantisi olduğunu söyleyen Elçin, “Mesela kurulduktan sonra 3 yıllık bir kurulum süreci yaşadınız. 3 yıldan sonra 12 yıl devlet size alım garantisi veriyor. Ama tek şartı güneş enerjisi üreten panellerin, yakıt kaynağının da yerli olmasını istiyorlar” diye konuştu. Daha önceki projeler ile Kayapınar projesi arasında böyle bir fark olduğunu ifade eden Elçin, birkaç açıdan olumlu tarafı olsa da olumsuz yanlarının da olduğunu söyledi.

Enerji binalara dağıtılsın

Elçin, “Zaten enerjideki verimlilik esas sorunluluk, verimlilik iken, enerjiyi yoğun bir şekilde belirli noktalarda büyük miktarlarda üretmek sonra Türkiye’nin her yerine yaymak şuan hali hazırdaki mevcut sistemin” bazı sorunları da beraberinde getireceğini ifade etti. Yöntemin verimli bir yöntem olmadığını ifade eden Elçin, “Güneş enerjisi kendi yapısı itibari ile modüler bir sistem, her evin tepesine, her bahçeye kurabilirsiniz, büyük büyük arazileri çok büyük kara parçalarını tek bir santrale ayırmak güneş enerjisinin sistematiğiyle biraz ters düşüyor” şeklinde konuştu. Güneş enerjisinin binalara dağıtılması gerektiğinin altını çizen Elçin, “Bir buçuk cigabayttan 1500 megawatt’tan bahsediliyor, ilk etapta bin megawattlık bir ihaleye çıkacaklar, bunun çeşitli şehirlerde hali hazırda binaların tepesine dağıtılması çok daha faydalı olabilir” dedi.

Kömürlü termik santrallere ihtiyaç yok

Türkiye’nin ne kadar enerji ihtiyacı olduğuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Elçin, “Türkiye’nin büyüyen bir ekonomisi ve enerji talebi var, devletin ve hükümetin projeksiyonları kadar, beklediği kadar büyük gerçekleşmese de bir miktar büyüme var ama bu büyüme termik santrallerle kapatılacak kadar büyük bir büyüme değil” diye konuştu. Bu büyümenin küçük küçük yenilebilir enerji sistemiyle kapatılacak bir büyüme olduğunu vurgulayan Elçin, “Sanayinin Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesi için, Türkiye’nin her yerine kömürlü termik santrallere ihtiyaç var dersek bu büyük bir yanılgı olur” ifadelerinde bulundu. Güneş enerjisini kendi evlerinde kullanmak isteyen yurttaşların birçok engelle karşılaştığını söyleyen Elçin, bir günde kurulan sistemin brokratik engellerden dolayı ancak bir yıl sonra kullanılabilir hale geldiğini vurguladı.

Nükler Jeopolitik bir proje

Mersin Akkuyu’da yapılan nükleer santralle davalı olduklarını belirten Elçin, bu santral projesinin birçok açıdan Türkiye toplumuna ve dünya ya zararları olduğunu düşündüklerini ve mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. Öncelikle ekonomik açıdan Türkiye’ye zararları olduğunu ifade ederek 20 milyar dolardan fazla bir rakam söz konusu olduğun belirten Elçin, 2 buçuk dolar semt kilovat başına Türkiye alım garantisi verdiğini söyledi. Bunun hali hazırda elektirik piyasasının iki katı bir kilovat elektiriğe, şu an Türkiye’ye verdiğinin iki katı fiyatta olduğunu belirten Elçin, “Türkiye’nin bu enerji üretim biçimine ihtiyacı yok, bu proje tamamıyla ortak ülkelerin yani Türkiye ve Rusya’nın jeopolitik hedefleri doğrultusunda planladıkları bir projedir” dedi.

Reşit Elçin kimdir

Reşit Elçin, Birleşmiş Milletler (BM) ‘Hükümetlerarası İklim Değişikliği Sözleşmesi’ne göre atmosferdeki sera gazı emisyonlarının yüzde 41’inin sorumlusu kömürlü termik santraller. Bir başka deyişle kömürlü termik santraller hem çevremizi hem de sağlığımızı tehdit ederken, dünyanın geleceğini de tehlikeye atıyor. Greenpeace olarak Türkiye’deki yeni yapılması planlanan kömürlü termik santrallerin durdurulması için mücadele ediyor. Ağırlıklı olarak bu kulvarda görev alıyor.

Gülcan Kılagöz / İstanbul

Şubadap Zarok TV için söylüyor

Şubadap Çocuk Korosu, farklı dillerden şarkıları çocukların dilinden dinlemek isteyenler için müziği evrenselleştiren bir grup. İzmir’de 3 yıl önce çocukların yetişkinlerin müziklerine hapsedilmesinden kurtarmak amacıyla kurulan koro aynı zamanda toplumsal cinsiyet rollerini çocuklara sorgulatıyor. Farklı halklardan çocukları buluşturan koro, çocukların birbirine dokunmasını ve birlikte yaşamayı öğretmeyi amaçlıyor. 3 albüm çıkaran koro, aralık ayında Kürtçe bir albümle dinleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor.

Dillerine sahip çıkıyorlar

Şubadap Çocuk Korosu’ndan olan Duru Örs, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü için bir konser hazırlıkları olduğunu klip çekeceklerini hatırlatıyor. Aralık sonuna doğru Kürtçe bir albüm çıkarmayı planladıklarına değinen Örs, “Koro çalışmasını Kadifekale ve Basmane’de yapıyoruz. Bizim için önemli olan çocukların koroya gelmek istemesidir. Kürtçe bilmeyen ama Kürt olan çocuklar için de iyi bir çalışma oluyor bu koroyla kendi dillerine de sahip çıkıyorlar” diye belirtiyor.

Zarok TV açılsın

Çocuklara yönelik tek Kürtçe çizgi film kanalının kapatılmasına ilişkin de albümde bir şarkı olacağını belirten Duru, “Zarok TV çocukların kendi dilinde çizgi film izleme ve müzik dinleme kanalı olarak ellerindeki tek seçenekti. Bunun kapatılmasından dolayı biz de derin üzüntü duyduk. ‘Zarok TV açılsın çizgi film başlasın’ adıyla bir şarkı yaptık, albümde ona da yer vereceğiz” diye konuştu.

 

 

‘Oyun sokakta’ etkinliğine polis saldırısı

İstanbul Sokak Tiyatrosu Festivali kapsamında Avcılar Meydanı’nda yapılan ‘Oyun Sokakta’ etkinliği sonrası, direnişteki Avcılar Belediyesi işçilerini ziyaret eden tiyatroculara polis saldırdı. Polis tiyatrocuları darp ederek gözaltına almak istedi

İstanbul Sokak Tiyatrosu Festivali kapsamında, 13 tiyatro topluluğunun 9 merkezde gerçekleştirmeyi planladığı “Oyun Sokakta” etkinliği bugün Avcılar Meydanı’nda yapıldı. Avcılar Meydanı’nda basın açıklaması yapan tiyatro emekçileri, “Sanatın emek ve özgürlük mücadelesiyle sokakta buluşması gerektiğine inanıyoruz. OHAL (Olağanüstü Hal) ve yasaklamalar sanatın sokakla buluşmasını engelleyemeyecek” diyerek festivale devam edeceklerini söyledi. Açıklamanın ardından sanatçılar, Belediye-İş’e üye oldukları için işten atılan ve yaklaşık 5 aydır direnişte olan Avcılar Belediyesi işçilerini ziyaret etti.

‘Oyun sokakta, özgürlük sokakta’

Burada da oyunlarını sergileyen tiyatro emekçilerinin etrafı bir anda polislerce sarıldı. “OHAL’deyiz, her şeyi her türlü etkinliği yasaklıyoruz. Tiyatro da yasak” diyen polisler, emekçilere saldırdı. Aralarında BEKSAV Koordinatörü Şahin Tümüklü’nün de olduğu çok sayıda tiyatro emekçisi darp edilerek gözaltına alınmaya çalışıldı. Polis saldırısına sanatçılar, “Umudumuz kavgamız, kavgamız sanatımızdır”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atarak karşılık verdi. Direnişteki işçiler ve etrafta bulunan halkın müdahalesiyle gözaltılar engellendi. Ağır şekilde darp edildiklerini kaydeden Tümüklü, “İşçilerin orada oyunumuzu sergilemek bizim için çok önemli. Sonuçta bu festivalin şiarı, ‘oyun sokakta, özgürlük sokakta’” dedi.

Kaynak: DİHA

Binlerce sivil namlunun ucunda

 

Musul’da soykırımdan sonra kükürt fabrikasını yakarak ekosistemi tehdit eden IŞİD’in binlerce kişiyi kaçırarak canlı kalkan olarak çatışma yerlerine yerleştirdiği bildirildi. Barbar IŞİD’in 232 sivili katlettiği de kaydedildi

Körfez ülkelerinin sermayesi, silahları ve bölge ülkelerinin coğrafik alan açmasıyla Ortadoğu halklarının başına bela edilen köktendinci IŞİD’in, Sünni-Selefi yapmaya çalıştığı kozmopolit kentelerden Musul’da binlerce aileyi kaçırıp canlı kalkan yaptığı açıklandı.

İsviçre’nin Cenevre kentinde bir basın toplantısı düzenleyen BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Ravina Shamdasani, IŞİD’in Musul yakınlarında “binlerce erkek, kadın ve çocuğu” kaçırdığını ve canlı kalkan olarak kullandığını söyledi. Kaçırılarak canlı kalkan yapılan aile sayısının 8 bin olduğu kaydedildi. IŞİD’in çarşamba günü 232 sivili öldürdüğünü belirten Shamdasani, öldürülenlerden 190’ının eski Irak askerleri olduğunu vurguladı. Shamdasani, “Büyük bir bölümü itaat etmeyi reddedince olduğu yerde vurulmuş” dedi.

87 bölgeden çıkarıldı

Musul operasyonun başladığı 17 Ekim’den bu yana yaşanan gelişmelerin bilançosuyla ilgili Irak orudusundan da açıklama geldi. Irak Ordusu Operasyonlar Komutanlığı, ordu ile IŞİD arasında meydana gelen çatışmalarda 772 IŞİD üyesinin öldürüldüğünü, Musul kenti civarında yer alan 87 bölge ve köyde güvenlik güçlerince kontrolün yeniden sağlandığını duyurdu. Açıklamada, 23 IŞİD üyesinin yakalandığı, 127 patlayıcı yüklü araç, 27 havan topu, 397 bomba, 5 patlayıcı yüklü motosiklet ve 40 mevzinin kullanılamaz hale getirildiği ifade edilerek, çok sayıda silah, mühimmat ve patlayıcı yapımında kullanılan maddenin de ele geçirildiği kaydedildi.

MUSUL

 

ELN ile müzakereler ertelendi

Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, ELN ile müzakereleri erteledi.

Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) ile görüşecek müzakere heyetinin kararnamesini, örgütün eski Kongre Üyesi Odin Sanchez’i serbest bırakmamasından dolayı imzalamadığını açıkladı. Santos müzakereleri erteledi.

Santos, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kolombiya hükümeti adına ELN ile Ekvador’un başkenti Quito’da görüşmesi beklenen heyete ilişkin, “ELN ile görüşecek müzakerecilerin kararnamesini imzalamadım çünkü ELN hala Odin Sanchez’i serbest bırakmadı” ifadelerini kullandı.

ELN’nin 7 aydır alıkoyduğu Sanchez, örgütün daha önce kaçırdığı kardeşi ve Choco Eyaleti’nin eski yöneticisi Patrcinio Sanchez’in hastalanması üzerine kardeşinin serbest bırakılması karşılığında örgüte teslim olmuştu.

Kolombiya hükümeti adına görüşmelere katılacak heyetin başında bulunan Tarım eski Bakanı Juan Camilo Restrepo, görüşmelerin başlaması için Sanchez’in serbest bırakılmasının şart olduğunu açıklamıştı. Restrepo’ya sosyal medya hesabından yanıt veren örgüt, bu açıklamanın görüşmeleri zedeleyeceğini söyledi.

İkinci büyük örgüt

Kolombiya’nın en büyük örgütü FARC-EP. Santos, FARC ile anlaşma imzalamıştı. Anlaşma referandumda az oy farkla reddedilse de ateşkes bitirilmedi ve muhalefet eden sağcılar ikna edilmeye çalışılıyor. ELN ise Kolombiya’nın ikinci büyük örgütü. ELN, 29 Eylül’de sosyal medya hesabı üzerinden hükümetle arasındaki olağanüstü farklılıkların üstesinden gelmeye ve barış görüşmelerini başlatmaya hazır olduğunu duyurmuştu. Resmi barış görüşmelerinin 27 Ekim’de Ekvador’da başlayacağı açıklanmıştı. BOGOTA

:

WHRD’den gözaltılara sert tepki

Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölge Koalisyonu Kadın İnsan Hakları Savunucuları (WHRD), Gültan Kışanak ile Ayla Akat Ata’ın gözaltına alınmasına sert tepki göstererek, derhal serbest bırakılmalarını istedi

Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölge Koalisyonu, Kadın İnsan Hakları Savunucuları (WHRD) Kongreya Jinên Azad (KJA) Sözcüsü Ayla Akat Ata ve Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak’ın gözaltına alınmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. “Akat ve Kışanak’ın gözaltına alınması karşısında öfkeliyiz” vurgusunda bulunulan açıklamada, “Kürt kadın hareketinin öncü şahıslarından olan Ayla Akat, Eylül 2016’da düzenlenen Kalkınmada Kadın Hakları Örgütü’nin (AWID) 13. Forumu’na katılım sağlamıştı. Hem Akat hem Kışanak daha önce Türk Parlamentosu’nda milletvekili olarak görev yapmıştı” denildi.

Kışanak ve Ata’nın kriminalize edilmesini kabul etmiyoruz’

Açıklamanın devamında “İkisi de kadın insan hakları savunucusu olan Kışanak ve Akat ile en yüksek düzeyde dayanışmamızı ifade ediyoruz. Onlar, Türkiye’deki ve Ortadoğu bölgesindeki kadın insan hakları savunucularına karşı yürütülen sistematik baskıları da simgeliyorlar. Kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılığa karşı meşru bir mücadele yürüten iki eski parlamento üyesinin kriminalize edilmesini kabul edilemez buluyoruz” denildi.

Türkiye’ye çağrı

Türkiye hükümetine çağrıda bulunulan açıklanın devamı şöyle: “Birleşmiş Milletler’in kadın insan hakları savunucuların önemli rolünü tanıyan kararını tanımaya çağırıyoruz. Zira kadın insan hakları savunucularının bu rolü, hem İnsan Hakları Savunucuları Deklarasyonu (53/144) hem de Kadın İnsan Hakları Savunucularının Koruması İle İlgili Karar’da (68/181) vurgulanmıştır. Bu belgeler, imzacı devletleri bütün insan haklarını koruma, destekleme ve uygulamaya ve herkesi her türlü şiddet, tehdit, misilleme, ayrımcılık, baskı veya farklı bir keyfi eylemden korumaya zorunlu kılıyor.”

WHRD Ortadoğu ve Kuzey Afrika Koalisyonu açıklamasının sonunda Akat ve Kışanak’ın derhal serbest bırakılmasını isterken, “İkisinin gözaltındaki psikolojik ve fiziki sağlığından Türk hükümetini sorumlu kılıyoruz” dedi.

Başlangıç: İradeye darbe

 

Gazeteci Celal Başlangıç, MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ve Barış Vakfı Genel Sekreteri Hakan Tahmaz, Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasına tepki gösterdi. MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, kent halkının seçme hakkına bir müdahale söz konusu olduğunu belirterek, gözaltıların yerel demokrasiyi ve yerelleşmeyi aksattığını ifade etti. Ünsal, “Türkiye Avrupa Yerel Yönetimler Şartı’ndaki çekincelerini ortadan kaldıracağını söyleyecek konumdaydı. Bu hareketle 180 derece farklı bir noktaya savruldu. Bu kabul edilebilir bir şey değil” dedi. Barış Vakfı Genel Sekreteri Hakan Tahmaz da, “Ülke içinde sessiz bir toplum yaratmaya çalışılıyor” dedi. Kışanak ve Anlı’nın sadece belediye eşbaşkanları olmadığının altını çizen Tahmaz, “Bu iki insan, insan hakları mücadelesinin de simge ismidir. Onlara dokunarak Türkiye dünyaya kepaze olmuştur” diye konuştu. Kışanak ile Anlı’nın gözaltına alınmasını “halkın iradesine vurulan darbe” olarak değerlendiren gazeteci Celal Başlangıç ise “Bu durum Kürt’e siyaset yolunu kapatarak dağın yolunu göstermektir” yorumunda bulundu.

 

 

 

AP Milletvekili: Yaşananlar insanlık dışı

Avrupa Parlamentosu üyesi Alman Parlamenter Klaus Buchner, Kürdistan’da yaşanan kuşatma ve yıkımın insanlık dışı olduğunu belirterek, ‘Amaç o insanları başka yerlere göç ettirerek, oralara büyük binalar yapıp dışarıdan insan getirip, yerleştirmek’ dedi. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın ‘Devlet iki kişi göndersin biz bu sorunu çözeriz’ mesajını da değerlendiren Buchner, ‘Öcalan 6 ayda bu sorunu çözebilir ama Türk hükümeti buna hazır değil’ diye konuştu

Avrupa Parlamentosu üyeleriyle birlikte 3 gün boyunca Amed ve Mêrdîn’de (Mardin) önemli temaslarda bulunan Alman Parlamenter Klaus Buchner, temasları sırasında gördükleri ve dinledikleri karşısında adeta şok yaşadığını söyledi. Avrupa’dan Türkiye’de yaşananların tam anlamıyla anlaşılmadığını ifade eden Buchner, “Türkiye ile Avrupa arasındaki politik ilişkilerden kaynaklı burada yaşananların çok az bir kısmı Avrupa basınına yansıyor. Biz orada her iki tarafın savaştığı bir savaş var olarak biliyoruz. Fakat burada savaşın çok ötesinde şeyler yaşanmış. Sivil yaşam alanları bombalanmış, çocuklar öldürülmüş, bununla da yetinilmemiş ölü bedenler parçalanmış” diye anlattı.

‘Toplumu yok etmek istiyorlar’

Yaşananların insanlık dışı olduğunu ifade eden Buchner, “Gördüklerimi anlatacak kelime bulamıyorum. Tel örgüler arkasından yıkılan mahalleleri gördük, benim anladığım oradaki o toprakların, evlerin sahibi insanların oraya bir daha dönmeleri istenmiyor. Amaç o insanları başka yerlere göç ettirerek, oralara büyük binalar yapıp dışarıdan insan getirip, yerleştirmek. Bölgeyi toplumu yok etmek isteniyor” ifadelerini kullandı.

‘Türk hükümeti buna hazır değil’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ile yaptığı görüşmede ilettiği “Devlet iki kişi göndersin biz bu sorunu çözeriz” mesajını da değerlendiren Buchner, “Barış için Öcalan’ın ve Kürt halkının gücü var, ama iktidar partisi ve devletin böyle bir niyeti ve gücü olduğunu sanmıyorum. Türkiye kimsenin tavsiyesini dinlemiyor. Önce dinlemeye başlamalı. Avrupa’da böylesi süreçler yaşandı, ama sonuca bağladık. Burada neden olmasın ki. Gördüğüm tanıdığım insanlar makul insanlar, onlarla barış sağlanabilir. Ama bunun kısa vadede olacağını sanmıyorum. Ortada iki taraf var. Öcalan 6 ayda bu sorunu çözebilir ama Türk hükümeti buna hazır değil” dedi.

‘Bu acıları görünür kılacağız’

Türkiye’deki baskı ortamına da değinen Buchner, “Bizim yapacağımız en önemli şey görünmeyen bu acıları görünür kılıp, acilen bir şeyler yapılmasını sağlamak. Heyetteki tüm arkadaşlarımız rapor hazırlayacak, daha sonra bu raporları ortaklaştırıp geliştireceğiz. Ben AB Dış İlişkiler Komisyonu’na yollayacağım, ayrıca Alman Dış İlişkiler Bakanlığı’na göndereceğim. Buradaki arkadaşlar da diplomasi çalışması yürütüyorlar; bizler de baskı oluşturacağız” diye aktardı.

Fransız uydu hizmeti sağlayan Eutelsat’ın MED NUÇE televizyonuyla anlaşmalarını feshetmesi üzerine de değerlendirmede bulunan parlamenter, “Bu korkunç bir şey. Erdoğan kendi kurallarını bizim medya üzerinde de uygulamaya çalışıyor. Bunu kabul etmek mümkün değil” vurgusu yaptı.

Kaynak: DİHA

HDP Eşbaşkanına yurtdışı yasağı!

HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ hakkında ‘kaçma şüphesi olduğu’ gerekçesiyle Urfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yurtdışı çıkış yasağı getirildi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ hakkında IŞİD çetelerinine karşı yapılan direnişle özgürleştirilen Kobanê’ye destek için Pirsûs sınırında yapılan mitingde, “Biz sırtımızı Rojava’ya, Kobanê’ye, o karanlık çetelere karşı mücadele verenlere, YPG’ye YPJ’ye ve PYD’ye yaslıyoruz. Bunu söylemekte, savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz” demesinin ardından soruşturma açıldı. Yüksekdağ hakkında açılan davanın görüldüğü Urfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşma öncesi Yüksekdağ hakkında adli kontrol ve yurtdışı çıkış yasağı getirdi. Mahkemenin, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine alınan kararın gerekçesinde, “kuvvetli suç şüphesi bulunduğu” ve “sanığın kaçacağı şüphesini uyandıran olguların varlığı” iddiasında bulunması dikkat çekti.

Gıyabında yargılanan Yüksekdağ hakkında 5 Ekim günü görülen duruşmada “zorla getirme kararı” verilmiş ve duruşma 16 Kasım’a ertelenmişti.

Kaynak: JINHA