Ana Sayfa Blog Sayfa 6186

Bergama’dan Cerattepe’ye çevre mücadelesini destekliyoruz

Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Üyeleri, 5 Haziran 2005’te Bergama Ovacık Altın Madeninde, maden çalışanları tarafından yaşam savunucularına karşı taşlı ve yumurtalı saldırı davasının duruşması öncesi basın açıklaması düzenledi.  

TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyelerinin yanı sıra Ege Çevre Platformu, Foça Çevre Platformu, Dikili Çevre Gönüllüleri ve Bergama Çevre Platformu üyelerinin de destek verdiği açıklamaya Bergama Belediye Başkan Yardımcısı Ali Kahyaoğlu ve Dikili eski Belediye Başkanı Osman Özgüven de katıldı.

Avukat Arif Ali Cangı; “Bergama hareketinin ekoloji hareketine ve çevre hukukuna kattığı katkıları yaşatmak, büyütmek ve geliştirmek, yaşamı savunmak için hep beraber mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu

TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Avukat Ali Arabacı da komisyon adına yaptığı açıklamada Türkiye’nin ilk altın madeni olan Ovacık Siyanürlü Altın Madeninin yıllardır Bergama ve çevresine vermiş olduğu ekolojik zararların yanı sıra yörede madencilerin yürüttükleri hukuk dışı uygulamalara değindi. Arabacı, “İnsanımızın sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını savunan çevre hareketlerine karşı, hukuk devleti ve adil yargılanma ilkelerine aykırı, hukuk dışı uygulamaları ve gerçeğe aykırı algı operasyonlarını kınıyoruz” diye konuştu.

BERGAMA KÖYLÜSÜ, EKOLOJİ HAREKETİNE ÖRNEK OLDU

Arabacı “Türkiye’nin ilk altın madeni burada, Ovacık Köyü’nde işletilmeye başlandı. Bilim insanlarının siyanür liçi yöntemiyle yapılacak madenciliğin bölgenin yeraltı ve yerüstü sularını, toprağını, havasını kirleteceği, Bakırçay Ovası ve Bergama’nın yaşamına büyük tehdit oluşturacağı tespit ve uyarıları yıllarca sürecek çevre hareketini de başlattı. Bergama köylüsünün 90’lı yıllardaki bu mücadelesi, Türkiye ekoloji hareketine ilham kaynağı oldu, çevre hukukuna çok şey kattı. İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu olaya özgü, çevre mücadelesini teşvik eden, insan hakları bağlamında önemini ortaya koyan, çevre hareketini güçlendiren örnek kararlar verdi. Bergamalıların toplumsal ve hukuksal hayatımıza kattığı bu önemli kazanımlar, çevre hakkını ve  hukuk devleti ilkesini yok sayan hükümetler ve yöneticiler tarafından yok sayılarak yargı kararları uygulanmadı” dedi.

OHAL, ÇEVRE HAKKI İHLALLERİNE YOL AÇIYOR

“Gerek 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi, gerekse sonrası uygulamaya konulan OHAL uygulamaları, çevre hakkına ilişkin de katlanılamaz ihlallere yol açmaktadır” diyen Arabacı, hukuka ve çevre hakkına uygun kararlar veren hakimlerin bir kısmının “FETÖ/PDY” soruşturması kapsamında görevden alındığını hatırlattı. Arabacı, “Bugün, onların yerine ‘hükümetin hoşuna gitmeyecek’ karar verdiğinde görevden azil ya da başka yere atanma korkusu yaşayan hâkimlerle, mahkemelerden, hukuka uygun kararlar alınması neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Rize İdare Mahkemesi’nde görülen Cerattepe davası buna örnek gösterilebilir. Bu olağanüstü uygulamaların yanı sıra OHAL’i aşan KHK’ler, siyasal iktidarın sayısal çoğunluğu ile çıkartılan yasalarla pek çok temel insan hakkı ihlal edildiği gibi sağlıklı çevrede yaşama hakkına ilişkin güvenceler de ortadan kaldırılmaktadır” dedi.
“Ülkenin hukukçularına bugün düşen ödev, evrensel anlamda adalet ve hakkaniyet kurallarının tesisi için hakların bir bütün olduğunu ısrarla savunmaktır” diyen Arabacı, “Biz, adalete erişim yollarını açık tutmak, devleti anayasal anlamda çevreyi koruyan, demokratik sosyal, laik, insan haklarına ve hukuka dayalı bir devlet haline getirmekte kararlıyız. Buradan hükümete ve idareye sosyal hukuk devleti ilkesine, sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkı ile çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önleme ödevine uygun işlem yapma çağrısında bulunuyoruz” dedi. (İzmir/EVRENSEL)

Kor Asya Pasifik Ödülleri’nde 3 dalda aday gösterildi

Zeki Demirkubuz filmleri, Selanik Film Festivali ve 10. Asya Pasifik Ödüllerinde. Demirkubuz’un Kor filmi en iyi film, en iyi yönetmen ve filmin başrol oyuncusu Aslıhan Gürbüz ile en iyi kadın oyuncu dalında aday gösterildi.

Ödüllerin onuncu yıl dönümünde jüride hepsi daha önce Asya Pasifik jüri başkanlığı yapmış Oscar Ödüllü İngiliz yapımcı Lord David Puttnam, Busan Uluslararası Film Festivali Başkanı Kim Dong-Ho, birçok ödül kazanmış Hong Kong’lu yapımcı Nansun Shi, Altın Palmiye ve Oscar ödüllü Avustralya’lı yapımcı Jan Chapman ve ünlü Hint sinemacı Shyam Benegal yer alıyor. 

Asya Pasifik Ödülleri için bu yıl 43 ülkeden 303 film ön elemeye katılmıştı. Asya Pasifik Ödül Töreni, 24 Kasım’da Avustralya’nın Brisbane kentinde gerçekleşecek.

ZEKİ DEMİRKUBUZ’UN BÜTÜN FİLMLERİ SELANİK’TE

Bu yıl 3-13 Kasım tarihleri arasında yapılacak olan 57. Selanik Uluslararası Film Festivali, Zeki Demirkubuz’un tüm filmlerinden oluşan bir retrospektife yer veriyor.

Festivalin Balkan Survey bölümünde yer alacak olan retrospektif daha önce Toronto Film Festivali, Viennale, Era New Horizons Film Festivali gibi festivaller ile Film Society of Lincoln Center, Anthology Film Archives, Brüksel Sinematek gibi onlarca  merkez, üniversite ve müzelerde yapılan toplu gösterimlerden sonra, yönetmenin 11 filminin tamamının gösterildiği ilk etkinlik olma özelliği taşıyor.

Resrospektifin bir diğer önemi, yönetmenin özellikle 35mm-negatif olarak çekilen filmlerinin yeniden elden geçirilip restore edilmiş olması. Altyazılarından seslerine kadar herşey, hiçbir kurum ve kuruluştan destek alınmadan, Mavi Film ve İzzet Murat Arslan tarafından yeniden restore edilip hazırlandı ve Matrislab-Tuğushan Özdener tarafından günümüz profesyonel sinema gösterim formatına aktarıldı. (KÜLTÜR SERVİSİ)
 

Antakya Film Festivalinin finalistleri belli oldu

Bu yıl 23 – 29 Kasım tarihleri arasında Ansam Kültür Derneği ve Fotofilm Sanat Merkezi tarafından düzenlenen 4. Antakya Uluslararası Film Festivali’nin uzun metraj ve belgesel dalındaki finalistleri belli oldu.

Altın Defne için yarışacak aday filmler şöyle;

UZUN METRAJ FİNALİSTLERİ

Babamın Kanatları – Kıvanç Sezer
Rauf – Barış Kaya, Soner Caner
Kalandar Soğuğu – Mustafa Kara
Mavi Bisiklet – Ümit Köreken
Defnenin Bir Mevsimi – Mehmet Öztürk
Mezarcı – Talip Karamahmutoğlu
Mor Ufuklar – Olgun Özdemir
Ağustos Böcekleri ve Karıncalar – Erhan Tuncer
Albüm – Mehmet Can Mertoğlu
Yağmurlarda Yıkansam – Gülten Taranç
Geçmiş – Çağdaş Çağrı

BELGESEL FİNALİSTLERİ

Lamorde – Orhan Dede
Rağmen – Emre Karapınar
Beyaz Çınar – Kazım Öz
Kayıp Vatan – Aydın Kapamcık
Gönderen İlhan sami Çomak – Çiğdem Mazlum-Sertaç Yıldız
Kara Atlas – Umut Vedat
Karanlıkta ışıklar – Erkan Tahhuşoğlu
O’nsuz Olmaz – Ufuk Erden
Daha güzl bir yaşam – Pınar Nadide Okan
Rudolf Nurayev (Düşlerinin-adası) – Orhan Tekeoğlu, Evgenia Tirdatova
 Baba Usta- Mezar İşleri Yapılır – Yönetmen: Abdurrahman Baştuğ Ve Özgün Kabakçıoğlu

FESTİVALİN TEMASI GÖÇ!

4. Antakya Uluslararası Film Festivali bu sene dünyanın gündemindeki en önemli konulardan biri olan, bölgemiz ve kentimiz için ise hayati ve insani bir boyut taşıyan “Göç” olgusunu ele alıyor
Festival sadece bugün ve Ortadoğu’da değil, dünyanın her yerinde ve tarihin her evresinde doğduğu toprakları terk etmek zorunda kalmış insanlığın ortaklaştığı “Anavatan’dan kopuş duygusunu, ulusal ve uluslararası sanatçıların eserleriyle hassas, sezgili ve sağduyulu üretimleri yoluyla ifade etmek amacı taşıyor. (KÜLTÜR SERVİSİ)

Sinematek Yaşıyor programında bugün: Geçip Giden Çatana

Yönetmen Jean Vigo’nun 1934 tarihli filmi bugün 19:00’da Pera Müzesinde Haydar Ergülen’in sunumuyla gösterilecek.  

Bir film düşünelim ki, kurgusunu yönetmeni ölüm döşeğinden yönetsin ve film gösterime çıktıktan çok kısa bir süre sonra ölsün. L’Atalante (Yunan mitolojisinde bir kadın kahramanın adı) öyle bir film; aynı zamanda da şiirselliğiyle, Emir Kusturica gibi önemli bir yönetmenin Underground filmine ilham vermesiyle, sinema tarihinin en önemli filmlerinden.

Başrollerinde Michel Simon, Dita Parlo, Jean Dasté, Gilles Margaritis, Louis Lefebvre ve Raphaël Diligent gibi usta isimlerin yer aldığı filmin kousu ise şöyle; Köydeki yaşamının tekdüzeliğinden kaçmak için Juliette çatana işleten Jean’la evlenir. Çatanadaki yaşam özellikle yaşlı Jules Baba yüzünden zordur. Juliette Paris’i keşfetmek için, bir seyyar satıcının da özendirmesiyle, kaçar. Kocası ona önce çok kızar, onu terkeder ve bunalıma girer. Bir süre sonra Jules Baba Juliette’in peşine düşer, onu bulur ve birlikte çatanaya dönerler. (KÜLTÜR SERVİSİ)

Adana’da kadınlar 8 Mart nedeniyle hakim karşısına çıktı

Adana Kadın Platformu’nun düzenlediği 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Mitingi nedeniyle açılan davanın ilk duruşması Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Mitingde atılan sloganlar ve taşınan resimler nedeniyle açılan davanın ilk duruşması üç kadının ifadelerinin tamamlanması için 27 Aralık 2016 tarihine ertelendi.

Terör örgütü propagandası, suçlu ve suçu övme, izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma ile suçlanan Adana Kadın Platformu, duruşmanın ardından basın açıklaması düzenledi. Açıklamada demokratik eylemler gerekçe gösterilerek açılan davalara ve tutuklamalara tepki gösterildi.

OHAL süreci ile hak ihlallerinin daha da arttığına dikkat çeken kadınlar, kadın cinayetleri işleyenler, kadına şiddet uygulayanlar, tecavüzcüler, çocuk istismarcılarının hak ettikleri cezalara çaptırılmadığına dikkat çekti.

Tüm baskı ve engelleme çabalarına karşın mücadele etmeye devam edeceklerini dile getiren kadınlar “Bu haksız yargılamalar karşısında herkesi, demokratik hakların, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün savunulması konusunda duyarlı olmaya davet ediyoruz” dedi. (Adana/EVRENSEL)

Savcı, Çakıroğlu’nun serbest bırakılmasına itiraz etti

İstanbul’da belediye otobüsünde Ayşegül Terzi’ye şort giydiği için tekme atan Abdullah Çakıroğlu’nun tahliye edilmesine Başsavcılık itiraz etti, saldırganın tutuklanması talep edildi.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına Başsavcı vekili Abdurrahman Üşenmez tahliye kararına itiraz etti.
Tahliye kararı veren 40. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunulan itiraz dilekçesinde, Abdullah Çakıroğlu’nun üzerine atılı “İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme” ve “Hakaret” suçlarından tutukluyken tahliye edildiği belirtildi. Mevcut delil durumu ve sanığın üzerine atılı suçların yasada ön görülen hürriyeti bağlayıcı cezaların alt ve üst sınırı gözetilerek sanığın tahliyesine karar verildiği anlatılan itiraz dilekçesinde, sanığın üzerine atılı suçların niteliği, delillerin tamamen toplanmamış olmasının birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkındaki verilen tahliye kararının kaldırılarak tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

İLK DURUŞMADA TAHLİYE EDİLMİŞTİ

Dün görülen duruşmada Ayşegül Terzi’nin “Saldırgan evime yakın bir bölgede oturuyor. Beni öldürecek” isyanına rağmen hakim “delillerin toplanmış, sanığın savunmasının tespit edilmiş olduğu”nu belirterek ilk duruşmada saldırganın tahliyesine karar vermişti. Tahliye kararının ardından Ayşegül Terzi’nin avukatlarının talebi üzerine Anadolu 19. Aile Mahkemesi, koruma kararı çıkararak saldırgan Çakıroğlu’nun Ayşegül Terzi’ye yönelik 6 ay süreyle şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına karar verdi. Çakıroğlu’nun Terzi’nin bulunduğu, bulunacağı konuta ve iş yerine yaklaşmamasına karar veren mahkeme, Terzi’nin yakınlarına da yaklaşmamasına hükmetti. Mahkeme, Çakıroğlu’nun kararı ihlal etmesi halinde 30 güne kadar zorlama hapse kalacağını kararda hatırlattı. (İstanbul/EVRENSEL)

‘Gültan Kışanak’ın yeri kadınların yanıdır’

100’e yakın kadın kurumu ortak açıklama yaparak gözaltındaki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak’ın serbest bırakılmasını talep etti.

“Gültan Kışanak’ın yeri kadınların yanıdır; Derhal serbest bırakılsın” başlıklı açıklamada Kışanak’ın gözaltına alınmasının OHAL ve savaşın kadının yaşamına etkisinin somut bir örneği olduğu belirtildi.

Açıklamada kadınların yerel yönetimlerdeki kazanımlarının kayyımlar eliyle hedef alındığı belirtilerek “Eşitlik kotasını hayata geçiren, kadına şiddet uygulayan belediye çalışanı erkeklere yaptırım uygulayan, kadını evin değil toplumsal yaşamın öznesi kılmaya çalışan yerel yapıları destekleyen Kışanak’ın gözaltına alınması aynı zamanda kadınlardan yana bir belediyeciliğin, kadın mücadelesi ve sözünün gasbedilmesi demektir” denildi.

Kadın örgütleri, “Boyun eğmeyen tüm kadınlara verilen bu gözdağını kabul etmiyoruz” dedi.

İmzacı kurumlar şöyle:

Barış için Kadın Girişimi
Ahtamara LGBTİ Wan
AKA-DER Kadın Faaliyeti
Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınmaevi Derneği (AKDAM)
Ankara Feminist Kolektif
Ankara Kadın Dayanışma Vakfı
Ankara Kadın Platformu
Antalya Feminist Kolektif
Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
Bağımsız Kadın İnisiyatifi (İzmir)
Bartın Kadın Dayanışma Derneği
Bakırköy Kadın Dayanışma
Barış Anneleri
Bodrum Kadın Dayanışma Derneği
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
Çekmeköy Kadın Meclisi
Datça Kadın Girişimi
Demir Leblebi Kadın Derneği
Demokratik İslam Kongresi Kadın Meclisi
Devrimci Parti’li Kadınlar
DİSK Genel-iş Sendikası’ndan Kadınlar
DİSK Emekli-Sen Kadın Sekreterliği
DİSK Kadın Komisyonu
Dünya Kadın Yürüyüşü Türkiye Koordinasyonu
Ekmek ve Gül
Emek Adalet Platformu’ndan Kadınlar
EMEP’li kadınlar
Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği
EŞİTİZ-Eşitlik İzleme Kadın Grubu
FeminAmfi
Feminist Çukurova
Feminist Atölye/Kıbrıs
Feministler İzmir
Filmmor
Göç-Der’li Kadınlar
Gökkuşağı Kadın Derneği
Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze karşı Hukuki Yardım Bürosu
Halkevci Kadınlar
HDK Kadın Meclisleri
Hêvî LGBTİ
İHD Ankara Şube Kadın Komisyonu
İHD İzmir Şube Kadın Komisyonu
İHD Genel Merkezi Kadın Komisyonu
İlerici Kadınlar Meclisi
İmece Ev İşçileri Sendikası
İmece Kadın Dayanışma Derneği
İngiltere Day-Mer- Türk-Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi Kadın Komisyonu
Associationfort he Elevation of HumanitarianValues
İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği
İTÜ Feminist Topluluk
İzmir Amargi
İzmir Kadın Dayanışma Derneği
İzmir Kadın Eylem Grubu
İzmir Toplumcu Psikologlar
KongreyaJinên Azad (KJA)
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) Platformu
Kadın Emeği Kolektifi
Kadın Özgürlük Meclisi
Kadın Yazarlar Derneği
Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi
Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)
Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği
Kampüs Cadıları
Kaos GL Derneği
KawsKuzah LGBTİ
Kocaeli Dayanışma Akademisi’nden Kadınlar
KESK Kadın Meclisi
KeskesorAmed LGBTİ
Kuzey Ormanları Savunması Kadınları (KosKA)
Lezbiyen Biseksüel Feministler
Mersin LGBT 7Renk Eğitim ve Araştırma Derneği
MKM’li Kadınlar
Mor Barikat
Mor Dayanışma
NorZartonk Kadın Meclisi
Nor Radyo Kadın Programcılar
Özgür Hukukçular Derneği İzmir Kadın Komisyonu
Özgür Hukukçular Derneği İstanbul Kadın Komisyonu
Pembe Hayat LGBTİ Derneği
Radio Flora Kadınları / Hannover
Sınır Tanımayan Kadınlar
Sosyal Dayanışma Ağı (SODA)
Sosyal Haklar Derneği’nden Kadınlar
Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM)
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Kadın Meclisi
Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu
Türkiye Homenet/ Ev-eksenli Çalışan Kadınlar Dayanışma Ağı (Ev-ek-sen)
TUHAD’lı Kadınlar
Ümraniye Kadın ve Gençlik Evi
YAKAYDER’li Kadınlar
Yeni Demokrat Kadın
Yeniyol’dan Kadınlar
Yeryüzü Kadınları
Yeşil Sol Kadınlar
Yeşil Feministler
Yoğurtçu Kadın Forumu
Zorla Alıkonulan Kadınlar için Mücadele Platformu

(HABER MERKEZİ)

Calais boşaltıldı, yüzlerce mülteci çocuk ortada kaldı

Fransız yetkililer, ‘Orman’ olarak bilinen Calais mülteci kampının boşaltıldığını açıkladı. Ancak Calais’de bulunan BBC muhabirleri yüzlerce çocuğun hala kampın içinde olduğunu bildiriyor. BBC Avrupa muhabiri Gavin Lee, kamptaki yıkım faaliyetlerinden dolayı yaklaşık 200 kimsesiz çocuğun yatacak yerinin kalmadığını söyledi.

‘ÇOCUKLARIN GELECEĞİ BELİRSİZ’

Bu çocukların yaklaşık 30 tanesine bir depoda sığınma imkanı tanınırken, diğerlerine ne olacağı ise belirsizliğini koruyor. Aynı zamanda çocukların giderek umutsuzluğa kapıldığı bildiriliyor. Fransız hükümeti yaptığı yazılı açıklamada, yıkım çalışmalarının başladığı Pazartesi gününden bu yana yaklaşık 5 bin 600 kişinin başka merkezlere kaydırıldığı ve bunların içinde kampta bulunan konteynırlara yerleştirilen 1.500 çocuğun olduğunu bildirdi.
Kamptan ayrılmaya zorlanan mültecilerin ne olacakları belirsizlikliğini korurken, Pas-de-Calais Valisi Fabienne Buccio, “görevin başarıyla tamamlandığını” açıkladı.

GİDECEK YERLERİ YOK

Fransa’nın İngiltere’ye geçiş noktası olan Calais’de bulunan bu kamp, Avrupa göçmen krizinin de sembollerinden birisi. Yıkımdan önce kampta yaklaşık 7 bin kişinin yaşadığı tahmin ediliyor. Fransız hükümeti, yaşam koşulları insani olmadığından iddiasıyla kapatmaya karar vermişti.

Uluslararası insani yardım kuruluşu Save the Children görevlisi Dorothy Sang, BBC’ye yaptığı açıklamada, yüzlerce çocuğun kayıt işlemlerinin tamamlanamadığını söyledi.

Sang, “Kampta yangınlar çıkmaya başladığında kamp boşaltıldı. Ancak, çocuklar için kayıt süreci de durduruldu ve bu konteynırlar çocuklarla dolu. Dolayısıyla kelimenin tam anlamıyla bu çocukların gidecek yeri yok” diye konuştu.

İngiltere İçişleri Bakanlığı, “Tahliye süreci boyunca, İngiltere’ye gönderilme ihtimali değerlendirilmeye alınanlar da dahil olmak üzere Calais’deki tüm çocuklardan Fransız makamlar sorumludur” açıklamasını yaptı. Yardım kuruluşlarına göre, kampın içinde yük konteynerlerinin elden geçirilmesiyle yapılan geçici barınaklarda yaklaşık 1.500 sahipsiz çocuk kalıyor.
(DIŞ HABERLER)

Cemil Çiçek: Başkanlık sistemi diktatörlüğe yönelebilir

AKP Milletvekili Ceml Çiçek başkanlık sistemine ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. CNNTURK yayınında konuşan Çiçek, sistemin katı disiplinli partilerle diktatörlüğe gidebileceğine dikkat çekerken; parti içi disiplini işleten partilerle memleketin yönetilemez hale geleceğini savundu.

Çiçek, “Başkanlık sisteminde kıta avrupasında katı disiplinli partiler olursa, bu diktatörlüğe yönelebilir, daha sert bir başkanlık yönetimi olabilir. Tersi, parlamenter sistemi kabul ettiniz. Eğer Amerika’daki gibi gevşek bir parti sistemini kabul ederseniz, o zaman da 550 kişi varsa, 550 genel başkan olur. 550 tane fikir ortaya çıkar. O zaman da memleketi yönetemezsiniz” diye konuştu.

Başkanlık sistemiyle 2 önemli alanda daha düzenlemeler yapılması gerektiğini söyleyen Çiçek, bunların seçim mevzuatı ve siyasi partiler yasası olduğunu söyledi. Bu düzenlemelerin de sistemlere uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini söyleyen Çiçek, “Hangi modeli istiyorsak ona uygun siyasi partiler taslağı olması gerekiyor. AKP’nin bir çalışması var bildiğim. Buna parallel hangi modeli benimsiyorsanız da ona uygun seçim mevzuatını yeni baştan gündeme getirmeniz lazım” dedi. (HABER MERKEZİ)

CHP’li Böke: Başbakan’dan beklediğimiz ciddiyet

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, partisinin Trabzon İl Başkanlığı’nda basın toplantısı yaptı.

15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasındaki sürece ilişkin açıklamalarda bulunan Böke, Başbakan Binali Yıldırım’ın “FETÖ AKP döneminde palazlanmadı” açıklamasına yanıt verdi. Böke Yıldırım’ın sözlerine “İsterseniz kahkaha atayım. Hakikaten Başbakan neşeli ve sohbeti hoş bir insan. Başbakan’dan beklediğimiz biraz ciddiyet. FETÖ her yere girmiş, okullarda, adalet saraylarında, emniyette, askerde var ama ne hikmetse siyasette yok. AKP’de hiç olmadığı söyleniyor. Bu ancak gülünerek karşılanabilir” yanıtını verdi.

‘DARBE KOMİSYONU SAMİMİ ÇALIŞMALI’

Mecliste oluşturulan darbe komisyonuna ilişkin de açıklamalarda bulunan Böke, hükümetin komisyon çalışmalarına engel olduğunu ifade etti. Komisyonun samimi şekilde çalışması gerektiğini söyleyen CHP Sözcüsü, “O darbe komisyonunun başına Fethullah Gülen’e övgüler dizmiş bir milletvekili atandı. Eleştiriler sonrası bu suç ortaklığı ortaya çıkmasın diye gerçeği söyleyenler azarlanmaya başlandı. Başbakan’a düşen en temel görev gerçeğin ortaya çıkarılması, gerçek ortaya çıktığında çözüme ulaşmak için iktidar gücünün kullanılmasıdır. Başbakan komisyonun çalışmasını engelleyici, gerçeği konuşanları tehdit edici tavırla, AKP-FETÖ suç ortaklığını esasında kabul etmiş oluyor. Çünkü endişesi bu suç ortaklığının gerçeklerle birlikte ortaya çıkartılmasıdır” dedi. (DHA)