Ana Sayfa Blog Sayfa 6187

Dink davası sanığı Dinç şimdi de emniyet müdürü yapıldı

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayeti öncesinde Trabzon İstihbarat Şube Müdürü olan ve cinayeti izleyen yıllarda terfi ettirilerek İstihbarat Daire Başkanı yapılan Engin Dinç şimdi de Resmi gazetede yayınlanan İl Emniyet Müdürleri Kararnamesi ile Eskişehir Emniyet Müdürlüğü görevine getirildi.

ENGİN DİNÇ KİMDİR?

Halen İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yapıyor. 26 Ağustos 2004 tarihinden 19 Eylül 2006 tarihine kadar Trabzon İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaptı. TAYAD’lılara linç girişimi, Mc Donald’s bombalanması ve Rahip Santoro’nun öldürülmesi, Dinç’in görev yaptığı dönemde gerçekleşti. McDonald’s bombalanmasının faillerinden biri olan Erhan Tuncel’in, soruşturmanın dışında tutularak muhbir yapılması da yine Dinç’in döneminde gerçekleşti.

Dink Ailesi avukatı Hakan Bakırcıoğlu, İstanbul Savcılığı’na 10 Ağustos 2015’te verdiği dilekçede, Engin Dinç’in, Yasin Hayal ve örgütünün Dink’e dönük saldırı hazırlığında olduğuna dair 15 Şubat 2006’dan itibaren bilgi sahibi olmasına rağmen konuyu Trabzon Valisi, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı, Trabzon İl Jandarma Komutanı ve MİT’e yazılı şekilde iletmediği ve Hrant Dink’e yönelik saldırı hazırlığında olan örgüte operasyon yapmadığı suçlamasını yöneltmiş, Ceza Kanunu 83. maddesi [Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi] uyarınca iddianame düzenlenmesini istemişti. (HABER MERKEZİ)
 

Eş başkanlara gözaltı, İstanbul’da protesto edildi

İstanbul Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen HDP, DBP, ve HDK üyeleri Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanlarının gözaltına alınmasını basın açıklamasıyla protesto etti. Basın açıklaması öncesi oturma eylemi yapmak isteyen parti üyelerine polis izin vermedi. ‘Belediyeler halkındır halkın iradesi teslim alınamaz’ pankartı açan kitle, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanlarının göz altına alınmasına tepki gösterdi.

Basın açıklaması öncesi konuşan Emek Partisi (EMEP) MYK Üyesi Levent Tüzel, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ülkenin OHAL yasalarıyla birlikte demokratik haklar ortadan kaldırılarak yönetildiğini belirtti. Tüzel, parlamento ve yerel yönetimlerin hedefe alındığını, ülkenin hukuksuz bir şekilde yönetildiğini söyledi. Diyarbakır ve bölgedeki diğer belediyeler üzerindeki baskıların her daim sürdüğünü belirten Tüzel, “Gültan Kışanak ve Fırat Anlı hayatlarını demokrasiye, barışa, ortak yaşama ve hakların kardeşliğine adamışlardır. Her daim savaşa, teröre karşı hayatlarını ortaya koymuş insanlardır. Gözaltına alınma sebepleri özerklik açıklamaları, ölülerin cenaze hizmetleri ve terörü, şiddeti öven konuşmalar yapılması şeklinde gerekçelendirilmiştir. Özerklik tartışması bugüne has birşey değildir; özellikle Kürt sorununun demokratik barışçıl bir çözümü için özerklik her daim tartışıldı. Belediyelerin cenaze hizmeti vermesinin şuç kabul edilmesi ise hiç bir yerde açıklanamaz bir gerekçedir” dedi.

‘HALKIN İRADESİNE YAPILAN BİR DARBEDİR’

HDP İstanbul İl Eş Başkanı Doğan Erbaş ise, Diyarbakır’da yapılan gözaltılar sonrası genel merkezin kesintisiz eylem kararı aldığını söyledi. Erbaş daha önce DBP belediyelerine kayyım atandığını hatırlatarak, “Diyarbakır bizim için ayrı bir öneme sahiptir. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanlarının gözaltına alınması normal bir gözaltı değil halkın iradesine yapılan bir darbedir” dedi.

Ortak basın açıklamasını okuyan HDP Beyoğlu İlçe Eş Başkanı Gülsen Biter de, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanlarının gözaltına alınmasının hukuksuz ve keyfi bir uygulama olduğunu söyleyerek, “Siyasi iktidarin yarattığı bu baskı ve hukuksuzluk ortamı asla kabul edilemez. Bu tarihsel yanlışın ve yaratılan kaos ortamının sorumlusu siyasi iktidardır. Bu keyfi ve hukuksuz gözaltı durumuna derhal son verilsin” diye konuştu.

KADIKÖY’DE EYLEM YAPILDI

Diyarbakır Belediye Eş Başkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı’nın gözaltına alınması İstanbul Kadıköy’de de protesto edildi. 
HDP İstanbul İl örgütü ve HDK İstanbul İl Meclisi tarafından Kadıköy Boğa önünde yapılan açıklamada konuşan HDP İl Yöneticisi Volkan Güven, Diyarbakır Belediye Eş Başkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı’nın gözaltına alınmalarının, evlerinde ve Büyükşehir Belediyesi’nde yapılan aramaların keyfi ve hukuksuz olduğunu belirtti. “Erdoğan-AKP iktidarı halkın iradesini çiğneme adımlarını tam bir intikam duygusuyla sürdürmektedir” diyen Güven, “Kürt halkının siyasi iradesine yönelik bu düşmanca tutumla demokratik siyasetin ve demokratik muhalefetin baskı alınması hedeflenmektedir. Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmış olmaları demokratik siyasete karşı ilan edilen savaşın çılgınlık aşamasıdır” dedi. 
Güven, sözlerine şu şekilde devam etti; “Siyasi iktidarın yarattığı bu zulüm, baskı ve hukuksuzluk ortamı asla kabul edilemez. Bu tarihsel yanlışın ve yaratılan kaos ortamının sorumlusu siyasi iktidardır. Bu keyfi ve gözaltı durumuna derhal son verilmelidir. Mesnetsiz ve uydurma gerekçelerle gözaltına alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları derhal serbest bırakılmalıdır.”
Türkiye ve dünyadaki tüm sivil toplum kuruluşlarına, siyasi partilere, demokrasi ve barış güçlerine, uluslararası kuruluşlar ile parlamentolara çağrı yapan Güven, “Türkiye’de yaşanmakta olan olağanüstü hukuksuzluk dönemini ve uygulamalarını kabullenmeyin” dedi. 

BAKIRKÖY’DE DE EYLEM YAPILDI

Bakırköy Meydanı’ndaki oturma eylemine HDP Milletvekili Garo Paylan da katıldı. Eylemde konuşma yapan Paylan şunları söyledi; “Dün barışın sesi Gültan Kışanak ve Fırat Anlı gözaltına alındı. Tek istedikleri şey barıştı. Bunun mücadelesini verdiler. Dağda bayırda değil. Diyarbakır’da. Gelin konuşarak anlaşarak her sorunumuzu çözelim diyen barışın sesi gözaltına alındı. Çünkü bu sesi istemiyorlar. Tek istedikleri şey, ‘savaş’ diyenlerle karşı karşıya kalmak. Ama biz, ‘inadına barış’ demeye devam edeceğiz arkadaşlar. İnadına adalet, inadına özgürlük diyeceğiz. Burada 150-200 kişiyiz. Yarın bu binler olacak. Herkesin boynunun borcudur. İşe güce gitmek yok. Aş elbette önemli. Ama önce özgür olacağız. Binlerce insanla Fırat Anlı ve Gülten Kışanak’ı oradan alacağız. Almazsak şunu bilin. Binlerce yoldaşımız şu anda mahpusta. Bugün Gültan Kışanak’a dokunan yarın milletvekillerine dokunacak. Öbür gün diğer siyasetçilerimize dokunacak. Buna bir yerde dur diyeceğiz.” (İSTANBUL)

Bursa’da HDP’lilere polis müdahalesi: 10 kişi gözaltına alındı

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasını protesto etmek isteyen HDP’li grup, Yıldırım İlçe Başkanlığı’ndan çıkarak Arabayatağı Pazar alanına doğru ‘İrademe dokunma’ sloganları atarak yürüyüşe geçti.

Polis, yürüyüşün izinsiz olduğunu bildirerek gruptan eylemi sonlandırmalarını istedi. Grup ta bulunanlar ellerindeki dövizlerle slogan atarak yürüyüşü sürdürünce, önlem alan çevik kuvvet ekipleri müdahale etti. Göstericilerden 4’ü kadın 10 kişi gözaltına alındı.

HDP Bursa İl Başkanı Yüksel Akgün, pazar alanında polis yetkilileriyle görüştü. Polis yetkilileri, Olağanüstü Hal nedeniyle bu tür gösterilerin izne tabi olduğunu ve valilikten izin almaları gerektiği söyledi. Gözaltına alınan 10 kişi emniyet müdürlüğüne götürülürken, bir grubun pazar alanındaki bekleyişi ve polis ekiplerinin çevredeki önlemleri devam ediyor.

Süryaniler: Musul Sünnileştirilemez

Süryani (Asuri, Keldani, Süryani), aydın ve aktivistlerin oluşturduğu platform, IŞİD’i var edip yönlendirenlerin Musul’un kurtarılması operasyonuna taş koymaya çalıştığını kaydetti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Ninova Ovası’nın kadim evlatları Asuri Süryaniler, barbar IŞİD ordusunun 2014 yılındaki işgaliyle birlikte tarihi ana vatanlarından ayrılmak zorunda kalmışlardı. IŞİD, Musul’da (Ninova) Asuri Süryanilerin evlerinin kapılarını “nun” harfi (Arapçada Nasrani-Hıristiyan’ın kısaltması) ile işaretlemiş ve halkımızı hedeflediğini açıkça göstermişti. Gerek Suriye’de gerekse Irak’ta yüzbinlerce Asuri Süryani, evini yurdunu terk etmek zorunda kalmıştır. Keza onlarca tarihi kilise ve Asur medeniyetinin tarihi kültürel mirası olan eserler yağmalanıp yok edilmiştir. Halkımıza ve Êzidîler gibi diğer ezilen halklara yönelik bu barbar saldırıların figüranının IŞİD olduğu açık olmakla birlikte planlayıcılarının ve destekçilerinin hangi güçler olduğu tarafımızca bilinmektedir. IŞİD’i var edip yönlendirenler bugün Musul’un kurtarılması operasyonuna itiraz edenlerdir. Bölgede tek din tek mezhep projesini hayata geçirmek isteyenlerdir. Musul’un bir tek Sünnilerin kenti olduğu masalını ortaya atanlardır. IŞİD bu anlayışı üreten karanlık güçlerin bir aracıdır. Musul’un iki yıl önce adeta IŞİD’e teslim edilmesini de bu planın bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Bu konuda hiçbir öz eleştiri yapmayan Peşmerge güvenlik birimlerinin Asuri Süryaniler, Êzidîler, Şebekler ve diğer azınlık halkları korumada gelecekte de istekli olmayacakları aşikardır. Keza Merkezi Irak yönetimi de bu güvenlik sınavını verememiştir.”

Açıklamada azınlık halklarının geleceklerinin tek teminatının kurtarılmış Musul’da oluşturulacak otonomi olduğu kaydedilirken Birleşmiş Milletler’in (BM) kontrol ve gözetiminin sağlanması gerektği vurgulandı.

 

 

 

Süryaniler de cephede

Iraklı Süryaniler, Musul harekatına katıldı. Sputnik’e konuşan Süryani savaşçı Eli Halit, 500 Süryani savaşçısının operasyonda olduğunu, Musul’daki Süryanileri de kurtaracaklarını söyledi. Süryani savaşçı Eli Halit, “Süryaniler olarak Irak ordusunda IŞİD’e karşı savaşmak amacıyla Musul operasyonuna katıldık. Musul’da IŞİD esaretinde yüzlerce Süryani insanımız var. Çoğu Süryani IŞİD cezaevlerinde tutuklu bulunuyor. Musul işgal edilince Süryanilerin çoğu kentten çıktı. Kaçamayanların büyük kısmı ise tutuklandı. Şehit ve yaralılarımız da oldu. Daha önce de Şengal ve birçok bölgede IŞİD’e karşı savaşmıştık” dedi. Halit, Musul’un alınmasıyla binlerce Süryani’nin Musul’a döneceğini ekledi.

Kerkûk bilançosu açıklandı

IŞİD’in Kerkûk merkezi ve çevresine yönelik yaptığı saldırının bilançosu netleşiyor. ANF haberine göre Kerkûk Valisi Necmeddin Kerim, Kerkûk idari birimlerin müdürleriyle bir araya gelerek, Şii Heşdi Şabi milislerinin kontrolündeki Beşir Dakuk Bölgesi’nden kentte sızarak kamu kurumlarına eşzamanlı yapılan saldırının sonuçlarını açıkladı. Vali Necmeddin Kerim, “DAİŞ’in yaptığı saldırıda çıkan çatışmalarda 74 DAİŞ’li etkisiz hale getirilirken 30’dan fazla peşmerge, asayiş güçleri ve sivil insan şehit düştü, 100 dolayında da insanımız yaralanmıştır” dedi.

Kerkûk Valisi, IŞİD saldırısını önemli ölçüde kısa sürede püskürtülmesinde önemli katkı sağlayan Kerkûk halkına da teşekkür etti.

Kerim, asayiş güçlerinin düzenlediği operasyonlarda da bir grup IŞİD üyesinin gözaltına alındığını kaydetti.

S. Hüseyin’in kuzeni

Bu arada Rûdaw’a konuşan Kerkûk İlçeler ve Nahiyeler Polis Müdürü Tuğgeneral Serhad Kadir, Dakuk’ta pêşmerge, polis ve asayişin düzenlediği ortak operasyonda IŞİD şüphelisi 10 kişinin gözaltına alındığını söyledi. Tuğgeneral Serhad Kadir, “Yakalananlardan biri devrik diktatör Saddam Hüseyin’in Nezher Hemud Abdulgani isimli kuzeni. Bomba yüklü bir tankerin içinde yakalandı, yanında çok sayıda silah ve patlayıcı vardı” dedi. Nezher Hemud Abdulgani’nin o dönem Saddam Hüseyin’in oğlunun korumaları olan ve son Kerkûk saldırısıyla bağlantılı 3 kardeşinin de Havice ilçesinde olduğunun tespit edildiği belirtildi.

Çavuşoğlu Êzidîleri tehdit etti

Öte yandan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Fransız mevkidaşı Jean Marc Ayrault ile pazartesi yaptığı görüşmesinin ardından düzenlediği ortak basın toplantısında, Şengal’deki Êzidîleri tehdit etti. Bakan “Şimdi de Sincar’ı ikinci bir Kandil yapmak istiyorlar ve biz uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı ve yetkilerimizi kullanarak PKK’nın Irak’taki yapılanmasına da bundan sonra daha aktif müdahale edeceğiz ve burada PKK yapılanmasına da müsaade etmeyeceğiz. Ve sınırımızda bizden tarafta ve diğer tarafta aldığımız ve alacağımız tedbirlerle de bu bölgenin bizim için güvenli bölge olmasını, sınırlarımızın daha güvenli hale gelmesini de sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

KERKÛK

HRW: İşkence ve tecavüz var

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch – HRW), Türkiye’de askeri darbe girişimi sonrası gözaltında yaşanan işkence ve kötü muameleye ilişkin rapor yayınladı. “Açık Çek: Türkiye’de darbe girişimi sonrası işkenceye karşı koruma tedbirlerinin askıya alınması” başlıklı raporun avukatlar, adli tıp personeli ve gözaltına alınan kişilerle yapılan görüşmeler sonucu hazırlandığı belirtildi. Raporda, OHAL ilanından sonra devreye konulan KHK’lerin gözaltı koşullarını olumsuz etkilediği belirtildi. Gözaltına alınanlar ile görüşmelerde gözaltındakilerin stres pozisyonlarında tutuldukları, ağır şiddete maruz kaldıkları, cinsel istismara uğradıkları ve tecavüzle tehdit edildikleri gibi ifadeler de raporda yer alıyor. Raporda, BM İşkence Özel Raportörü Juan E. Mendez’in 10-14 Ekim 2016’da Türkiye’ye yapmayı planladığı ziyaretin hükümet tarafından ertelenmesinin de hükümetin işkence ve kötü muameleyle mücadele için gerekli adımları atıp atmayacağı konusunda soru işaretleri doğurduğu belirtildi.

İşkenceye açık çek

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Avrupa ve Orta Asya Direktörü Hugh Williamson, raporla ilgili yaptığı açıklamada “Türkiye’de hükümet işkenceye karşı teminatları askıya almak suretiyle, yasa uygulayıcılara gözaltına alınan kişilere diledikleri gibi işkence ya da kötü muamelede bulunabilmeleri için açık çek vermiş oldu” dedi. Williamson, hükümete bu teminatları bir an önce geri getirmeleri çağrısında bulundu.

HABER MERKEZİ

Amed’de kadın sağlığı çalıştayı

Amed Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Daire Başkanlığı tarafından “Kadın Sağlığında Toplumsal Cinsiyet Projesi” kapsamında çalıştay düzenlendi. Daireye bağlı kadın kurumlarının katıldığı çalıştayda, açılış konuşmasını Daire Başkanı Yüksel Aslan Acer yaptı.

Projenin temel amacının sağlık hakkına erişemeyen kadınlar için farkındalık yaratmak olduğunu belirten Acer, Kürdistan’da özellikle son dönemlerde kadınların savaştan herkesten daha fazla etkilendiğini söyledi. Savaş nedeniyle yaşanan göçün süreci daha da ağırlaştırdığını vurgulayan Acer, “Kadınlar hem bedensel hem de ruhsal olarak bu dönemi ağır yaşıyorlar. Cinsel istismar ve aile içi şiddet en fazla zorlandıkları konu. Kadına yönelik ayrımcılık kadınların sağlık alanında daha fazla mücadele etmesini gerektiriyor” diye konuştu.

‘Eşitlik sağlanmalı’

Kırsal alanda yaşayan kadınların doğum sürecinde kentte yaşayan kadınlara göre daha zor sağlık hakkına eriştiğinin altını çizen Acer, proje ile kırsal kesime ağırlık verilmesi gerektiğini ifade etti. “Toplumsal cinsiyet eşitliği hakkaniyetli bir şekilde sağlanmalı ve ayrımcı söylemlerin de önüne geçilmeli” diyen Acer, sağlık personellerine yönelik farkındalık çalışmaları yürütüleceğine de işaret etti. Acer, farkındalık çalışmalarının yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte yürütüleceğini kaydetti.

Çalıştay, açılış konuşmasının ardından basına kapalı şekilde devam etti.

AMED / JINHA

Farklılıklardan birliktelik: Demokrasi Meclisi

Demokrasi Meclisi Sözcüsü Rıza Türmen, Türkiye’de demokrasiyi yeniden kuracak bir platform ihtiyacı için meclisi oluşturduklarını belirtti. Türmen, hedeflerinin ideolojik bir birlik olmadığını belirterek, ‘Önemli olan bu farklılıklardan bir birliktelik ortaya çıkarmaktır’ dedi

Demokrasi İçin Birlik Hareketi, geçtiğimiz hafta sonu bir araya gelerek Demokrasi Meclisi’ni oluşturdu. Demokrasi Meclisi’nin nasıl bir rol oynayacağı önümüzdeki günlerde netleşmesi beklenirken, CHP eski Milletvekili ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) eski yargıcı olan Demokrasi İçin Birlik Hareketi Sözcüsü Rıza Türmen, değerlendirmelerde bulundu.

Demokrasi krizinin 15 Temmuz darbe girişiminden önce başladığına işaret eden Türmen, darbe girişiminin ardından krizin derinleştiğini söyledi. Türmen, bu durum karşısında, Türkiye’de demokrasiyi yeniden kuracak, demokrasiyi oturtacak bir harekete ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Meclis’te güçleşti

Bunu TBMM’de yapmanın güçleştiğini dile getiren Türmen, “Hele OHAL’den sonra meclisin bütün yetkileri zaten yürütmeye deviredildi. O zaman bütün demokratik güçleri, demokrasiyi savunan güçlerin arasında bir eklem kurmak, bir birleştirme yaparak o mücadeleyi verebilirsiniz. Ancak öyle etkili olabilirsiniz” dedi.

Yatay örgütlenme

Türmen, Demokrasi için Birlik Hareketi’nin bütün demokrasi mücadelelerinin birbirine eklenmesini öngördüğünü söyledi. Bu amacın Türkiye siyaseti bakımından da yeni bir hareket olduğunu belirten Türmen, “Başı olmayan, hiyerarşisi olmayan böyle bir yatay örgütlenmedir bu. Siyasi partilerin dışında bir örgütlenmedir. Meclis dışında yeni bir muhalefet odağı yaratılabilir mi? Amaç budur” diye konuştu.

Yol haritası netleşecek

Türmen, bundan sonraki yol haritalarının gerçekleştirecekleri toplantı ardından netleşeceğini kaydederek, “Özerk demokratik bir organ olması lazım ama bir strateji ortaya koyması lazım. Herkesin bu strateji etrafında birleşebilmesi lazım. Buna çalışılıyor” dedi.

Düşünceler farklı olabilir

Amaçlarının ideolojik bir birlik ve bütünlük oluşturmak olmadığını da sözlerinde belirten Türmen, “Herkesin düşüncesi farklı olabilir, önemli olan bu farklılıklardan bir birliktelik ortaya çıkarmaktır” diye konuştu.

Geniş kesimler hedefleniyor

Türmen, oluşturdukları birliğin sadece sol kesimlerden oluşmadığını dile getirerek, “Buraya gelenlerin çoğu sol kesim ama çok daha geniş bir kesimi içine almayı istiyoruz” dedi. Geniş halk kesimine ulaşmak istediklerini belirten Türmen, “Demokrasi herkes için lazım” dedi.

Korku varsa…

Demokrasinin temel kriterlerinin olduğunu dile getiren Türmen, “Eğer bir toplumda korku varsa o toplumda demokrasi yoktur. Bu gayet somut bir kriterdir” dedi. Türmen, birlikteliğin korkuyu aşabileceğini dile getirerek, “Tek kalırsanız çok daha zayıfsınız, çok daha güçsüzsünüz, güçlü olabilmek için birlikte olmak  lazım” dedi.

‘OHAL’in de hukuku vardır’

OHAL sonrası çıkarılan KHK’lere değinen Türmen, KHK’ler ile kalıcı değişiklikler yapılmasının hukuksuz olduğuna işaret etti. Türmen, “OHAL’in kendi hukuku vardır. Ama OHAL’in kendi hukukuna uymazsanız o zaman keyfilik rejimi olur. Türkiye’deki problem budur şimdi” sözleri ile değerlendirdi.

Diktatörlüğe yol açar

Türmen, yeni anayasa ve başkanlık tartışmalarına dair ise “İyi niyetle yaptığınız başkanlık sistemi dahi Türkiye’de diktatörlüğe yol açar. Çünkü Türkiye’de lideri putlaştırma eğilimi vardır toplumda. Başkanlık rejiminde olması gereken free denge mekanizmaları Türkiye’de yok” dedi.

Yasin Kobulan – Sadiye Eser / İstanbul

Darbe komisyonunda Kışanak gerilimi

Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak’ın gözaltına alınmasına ilişkin darbe komisyonunda basın açıklaması yapmak isteyen HDP’li vekiller ile komisyon başkanı arasında tartışma çıktı. HDP’liler salonu terketti

Meclis Darbe Komisyon’unda dün dinlenen Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak’ın Amed’e dönüşünde gözaltına alınmasıyla ilgili Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri yine komisyonda basın açıklaması yapmak istedi. Komisyon başkanı Reşat Petek’in karşı çıkması üzerine, HDP’li milletvekilleri “Siz darbecisiniz” dedi. Yaşanan tartışmanın ardından HDP’li milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Ayhan Bilgen, Filiz Kerestecioğlu, Mithat Sancar ve Mahmut Toğrul ile CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu komisyondan ayrıldı.