Ana Sayfa Blog Sayfa 6189

Fincancı: Bugün mücadele günü

İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İstanbul Tabip Odası (İTO), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ve DİSK Basın-İş, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde başlattıkları “Adalet ve Özgürlük” nöbetinin üçüncüsünü gerçekleştirdi. “Adalet ve Özgürlük İstiyoruz” pankartının açıldığı eylemde, “OHAL kaldırılsın”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek”, “KHK uygulamalarına son verilsin”, “Öğretmenime dokunma”, “Adalet istiyoruz” dövizleri taşındı. Eylemde sık sık, “OHAL kalksın özgürlük istiyoruz”, “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı. Eyleme TV10, Özgür Radyo, Özgür Gündem, SES, TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve çok sayıda yurttaş katıldı. Nöbette konuşan Şebnem Korur Fincancı, “Bu ülkede her alandan emek verenler baskıya maruz kalıyor. Bütün bu baskıları görmek zorundayız. Hak ihlallerine karşı mücadele edenlerin düşmanıdır bunlar” dedi.

Özgür Gündem gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Avukat Eren Keskin de, “Bu ülkede olmayan iki şey, adalet ve özgürlük için nöbetteyiz” diyerek gazetecilerin bugün de haber yapmak yerine adliye koridorlarında mesai yaptığını söyledi. İslamcılar ile ulusalcı kesim arasında müthiş bir ittifak kurulduğunu belirten Keskin, bu ittifakın muhalif olan her kesimi hedef alındığını belirtti.

Özgür Gündem hakkında 122 dava açıldığını, haklarında yurtdışına çıkış yasağı ve adli kontrol kararı olduğunu vurgulayan Keskin, “Maalesef ki hükümet savaş istiyor. Bu savaş politikasından da en çok biz muhalifler zarar görüyoruz. Ama cesaret insana kazandıran temel şeydir. Cesaretimizi hiç yitirmeyeceğiz” diye konuştu.

Kapatılan JIYAN TV’nin editörü İbrahim Aslan da, UNESCO’nun yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan diller arasında sıraladığı Kırmançki lehçesinin kültür programları yaptıkları için kapatıldıklarını söyledi. Aslan, “Tüm seslerin sesi olmak için her yerde olacağız, tüm dilleri, kültürleri yaşatacağız” dedi. Havuzdan beslenmeyen tüm basının hedef alındığını da vurgulayan Aslan, mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi İncilay Erdoğan da, bu ülkede her şeye rağmen susmayanların olduğunu hatırlattı. Cizre’de sadece sağlık hizmeti veren Dr. Serdar Kani’nin tutuklandığını duyuran Erdoğan, “Gezi’de ne yaptıysak, Cizre’de de, yaşamın olduğu her yerde yaşatmaya devam edeceğiz. Bu bizim kırmızı çizgimiz” dedi.

TİHV Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı da, haber alma özgürlüğü, basın emekçilerinin haber yapma özgürlüğü ve basın özgürlüğü için herkesi el ele verip mücadele etmeye çağırdı. Fincancı, “Çünkü bugün mücadele etmezsek, bu nöbette yer almazsak yarın yan yana olamayız. Hapishanelerde, tecritte bir birimizden habersiz mücadele etmek zorunda kalırız” diye belirtti.

TV10 Yönetim Kurulu üyesi Veli Büyükşahin ise, her Cumartesi Galatasaray Maydanı’nda kapatma kararına karşı eylem yaptıklarını hatırlatarak, herkesi eyleme destek vermeye çağırdı.

Eylem, sloganlar eşliğinde son buldu.

(my/yk/sd)

 

Evrensel gazetesine beraat

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Vural Nasuhbeyoğlu, “Örgütü propagandası yapma” ile “Suçu ve suçluyu övmek” iddialarıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında beraat etti.

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Vural Nasuhbeyoğlu hakkında “Örgütü propagandası yapmak” ile “Suçu ve suçluyu övmek” iddialarıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Polat ve Nasuhbeyoğlu’nun hazır bulunduğu duruşmayı, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, Barış Vakfı Sözcüsü Hakan Tahmaz, Birgün gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Berkant Gültekin’in yanı sıra çok sayıda gazeteci de izledi. CHP Milletvekili Barış Yarkadaş da yargılanan gazetecilerle dayanışma için adliyedeydi.

İlk olarak savunma yapan Vural Nasuhbeyoğlu, söz konusu haberin gazetecilik faaliyetinden kaynaklı olduğunu belirtti. Nasuhbeyoğlu, “Habere konu olan mesele kamuoyunda çokça tartışılmış, tepki çekmiş bir mevzudur. Herhangi bir kasıt ya da herhangi bir terör örgütünü öven bir ifade yer almamıştır. Kamuoyunu bilgilendiren bir haberdi” dedi. Haberin yalnızca gazetenin internet sitesinde yer aldığını ve yanlış olduğu anlaşılınca siteden kaldırıldığını ifade eden Nasuhbeyoğlu, “Haberle ilgili iddia edildiği gibi herhangi kastımız olsaydı haberi kaldırmazdık. Tamamen kamuoyunu bilgilendirme amaçlı gazetecilik faaliyetidir” diyerek beraatını talep etti.
‘Gazetecilik suç değildir’

Gazete Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ise, davaya konu olan haberin öncesini anlatarak savunmasını yaptı. Polat, Gever’de (Yüksekova) 2015 Ağustos’ta özel harekat timlerinin inşaat işçisi olan 50 kişiyi gözaltına aldığını ve görüntülerde bir özel harekat polisinin işçilere “Türkün gücünü göreceksiniz” sözlerini sarf ettiğini ardından ise Hakkari Valisi’nin konuyla ilgili soruşturma başlattığını hatırlattı. Bu konuşmayı yapan özel harekat polisinin kaçırıldığı haberinin 10 Eylül 2015’te Hürriyet gazetesinde de yer aldığını kaydeden Polat, “Söz konusu haber bizde 9 Eylül günü çıkmıştı. Aynı haber 10 Eylül’de de Hürriyet’te yer aldı. Bu haber sebebiyle Hürriyet’e de dava açılmamasını temenni ediyorum. Haber internet sitemizde 2 saat kaldı yalan haber olduğu anlaşılınca da kaldırdık. Biz iki yönetici 2 saat için 3 ayrı suçlamadan yargılanıyoruz. İddianamede haberin propaganda amaçlı olduğu söyleniyor. Biz haberci olarak önce haberi teyit etmeye çalışır, teyit edemezsek de iddia diye veririz. Bu haber de iddia olarak verilmiştir. Bu iddianamenin gazeteciliği bastırmaya çalışan ideolojik mizansen olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Polat, Ekim ayı itibariyle 106 gazeteci/yazarın cezaevlerinde olduğuna değinerek, şöyle devam etti: “Ben Gazeteciyim İnisiyatifi’nin kurucularından biri olarak tutuklu gazeteci sayılarını takip ediyorum. Bugün itibariyle 106 gazeteci ve yazar TMK, TCK’den dolayı Ekim ayına cezaevinde girdiler. Yaptıklarımız doğrudan gazetecilik faaliyetidir. Gazetecilik suç değildir.”

Suçlamaları reddeden Polat, beraatını istedi.

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, suçun maddi unsurunun oluşmadığını belirterek, Polat ve Nasuhbeyoğlu’nun beraatına karar verdi.

(yk/pu)

Antik kente ne gelen var ne giden!

Son bir yılda yaşanan savaş ve saldırılarla birlikte ekonomik kriz derinleşirken bu kriz tarhi yerlere gelen turist sayısına da yansıyor. Bu olumsuz tablodan etkilenen yerlerden biri de, 1907 ve 1909 yıllarından beri üzerinde arkeolojik kazı yapılan Aydın’ın Sultanhisar ilçesinde bulunan NYSA antik kenti. Kazıların hala devam ettiği antik kentte farklı dönemlere ait çok sayıda tarihi kalıntı gün yüzüne çıkarıldı. Yeniden onarılan ve geniş alanlarda sergilenen kalıntıların çok sayıda turist çekeceği düşünüldü ancak son bir yılda antik kente gelen ziyaretçi sayısı beklenenin çok altında. Esnaf ve yurttaşlar, durumun görünenden çok daha ciddi olduğunu belirtirken, durumun daha da kötüleşeceğine dikkat çektiler.

M.Ö. 3. yüzyılda bir vadi üzerine kurulan NYSA kenti, ortasında akan bir akarsuyla ikiye ayrılıyor. Roma döneminde parlak bir dönem yaşayan kentin ortasında stadyum ve köprüler inşa edilmiş. Küvet biçiminde kurulan stadyumlarda özelikle gladyatör dövüşleri yapılırken, Anadolu’nun en iyi korunmuş 700 kişi kapasiteli antik meclisi de bulunuyor. Ünlü coğrafyacı ve gezgin Strabon’un eğitim gördüğü antik kentte, 10 bin kişilik 27 metre genişliğinde sahnesi olan amfi tiyatro da bulunuyor.

AYDIN /DİHA

‘Kaybedilen koca bir doğal miras’

Doğa talanına hergün bir yenisinin eklendiği Türkiye’de, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinin Kavrun Yaylası’nda yapımına başlanan, yaklaşık 2 bin 600 kilometre uzunluğundaki Yeşil Yol Projesi’ne karşı doğa savunucularının mücadelesi de devam ediyor. Karadeniz’in doğu bölgesinde bulunan 8 ilin yaylalarını birbirine bağlayacak olan proje, geçtiğimiz yıl yaşam hakkı savunucularının eylem ve etkinlikleri sayesinde durdurulmuş, Danıştay’a açılan dava sonucunda “yürütmeyi durdurma” kararı verilmişti.

Dava açma hakkı bile olmayacak

Rize’nin Kavrun Yaylası’nda yeniden başlayan proje tamamlandığı takdirde, 38 ayrı yerde turizm merkezleri kurulacak. Konuyla ilgili ETHA’ya bilgi veren Avukat Yakup Okumuşoğlu, Rize İdare Mahkemesi’nde açılan davaların reddedildiğini ve kararların temyiz edildiğini belirterek, “Proje meralar üzerinde planlandı ve meralar üzerinde davacıların herhangi bir mülkiyeti yok. Dolayasıyla mülkiyeti olmadığı bir alanda, dava açma ehliyeti bulunmuyor” dedi. Okumuşoğlu, kararın geçerli olduğu takdirde ve bozulmadığı koşullarda, vatandaşların dava açmasının mümkün olamayacağına dikkat çekerek, “Kaybedilen koskoca doğal ve kültürel bir miras alanıdır” dedi.

İSTANBUL

Beritan’ı yeni Beritanlar anlattı

Beritan ismi herhangi bir isimdi, Gülnaz Karataş’ın yaşamını yitirişinden önce. 25 Ekim 1992’de Güney Kürdistan’ın Xakurkê bölgesinde yaşamını yitirdi Gülnaz Karataş (Beritan Hevî). O tarihten sonra Kürdistan’ın her evinde bir Beritan doğdu. Yaşamını yitirişinin yıldönümünde Beritan’ı onun ismini alan çocuklar anlattı.

‘Cesur olayım diye…’

Babasının kendisine bu ismi verdiğini söyleyen Beritan Aksoy adlı çocuk, nedenini sorduğunda babasından “Beritan gibi cesaretli ve güçlü ol” cevabını aldığını söylüyor. Wan’da yaşayan 3 kuzenin adı da Beritan. Kuzenlerden Beritan Tunç’un “Neden ismin Beritan?” sorusuna cevabı ise, “Çok cesaretliymiş. Ailelerimiz biz de cesaretli olalım diye bize bu ismi vermiş” oluyor.

Beritan ismini taşıyanlardan biri de Amedli Beritan Doğan. Beritan Doğan, isminin hikayesini şöyle anlatıyor: “Beritan abimin çok yakın arkadaşı olmasından kaynaklı ben dünyaya geldiğimde kendisi de beni görmeye evimize gelmiş ve adımın Beritan olmasını istemiş. Ama nüfusa kayıt yaptıramamışlar. Babam mücadele ederek ismimin resmileşmesini sağlıyor.”

‘İsmini çok sevdiğini’ söyleyen Beritan’ın bir başka ardılı Beritan Avesta ise “Beritan’ın, yaşamında büyük mücadeleler verdiğini öğrendim” diyor ve ekliyor: “Tüm Beritanlara Beritan gibi mücadele dolu bir yaşam diliyorum.”

Beritan’ı ‘hep filmlerden ve kitaplardan okuduğunu’ ifade eden Beritan Şimay da şu sözleri ifade ediyor: “O bize kadınların cesaretini miras bıraktı. Erkeğe baş eğmemeyi ondan öğrendim.”

AMED/JINHA

 

 

 

Devletin cafe tahammülsüzlüğü

İstanbul Adalet Sarayı karşısında bulunan cafeler, ‘terör yuvasına döndü burası’ denilerek kapatıldı

Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’nın karşısında yer alan cafeler kapatıldı. Cuma gününden bu yana hizmet veremeyen cafeler, polisin “terör yuvasına döndü burası”, “güvenliği sağlayamıyoruz” iddiasıyla kapatıldı. Kapıları kapatılan cafeler için herhangi bir tebligat dahi yapılmadığı öğrenildi.

Kaynak: DİHA

İsveç, peşmergeye askeri yardımını arttırıyor

Dün Bağdat’a yaptığı yıldırım ziyarette, Irak Başbakanı Haydar el- Abadi’nin yanısıra Irak Cumhurbaşkanı Muhammed Fuad Masum Havrami, Meclis Başkanı ve bazı kadın ve barış örgütleri temsilcileri ile görüşen İsveç Başbakanı Stefan Löfven Erbil kentine geçti.

Bugün Kuzey Irak’ta görev yapan İsveç askeri birliğini ziyaret edecek olan Stefan Löfven 35 kişiden oluşan birliğin iki kat arttırılarak 70 kişiye çıkarılacağını açıkladı. İsveç askeri birliği Kürt peşmergeye danışmanlık yapıp, peşmergeyi eğitecek.

Dün gece geç saatlerde Erbil’e inen İsveç Başbakanı Stefan Löfven yaptığı açıklamada ‘‘Irak’ın bu bölgesi ile güçlü bağlarımız var. Kürt Bölgesel Yönetimi ile görüşmelerimizde devam etmekte olan Musul operasyonunu görüşeceğiz. Bu arada DAEŞ’e (IŞİD) karşı verilen mücadelede İsveç’in katkısını (askeri birliğini) yerinde göreceğiz’’ dedi.

Stefan Löfven bugünkü ziyaretinde Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ve Başbakanı Neçirvan Barzani ile de görüşecek.

Almanya’nın silah satış rakamları açıklandı: Türkiye’nin sıralamadaki yeri şaşırttı

Federal Parlamento’da görüşülmesi beklenen silah ihracatı raporundan basına yansıyan rakamlara göre, 2016’nın ilk 6 ayında silah mermisi ihracatı 27 milyon Euro’dan 283,8 milyon Euro’ya yükseldi. Buna karşın hafif silah (tabanca ve tüfek) ihracatı aynı dönemde 12,4 milyondan 11,6 milyon Euro’ya geriledi. Hafif silah ve mermi ihracatının yapıldığı en önemli üç ülke arasında Fransa, Irak ve Polonya bulunuyor.

Türkiye 25.sıradan 8.sıraya yükseldi

Türkiye, Almanya’nın silah ihracatı yaptığı ülkeler sıralamasında 2016’nın ilk altı ayında aldığı 76,4 milyon Euro ile 25.sıradan 8.sıraya yükseldi. Türkiye’nin Almanya’dan aldığı ürünler arasında uçak parçaları, insansız hava aracı, motor ve yer destek ekipmanları bulunuyor.

6 ayda 4 milyar Euro

Almanya, 2016’nın ilk 6 ayında 4,029 milyar Euro değerinde silah ihraç etti. Almanya’nın bu yıl içerisinde en çok silah sattığı ülkeler arasında ilk sırada bir milyar Euro değerinde firkateyn alan Cezayir bulunuyor. Suudi Arabistan 484 milyon Euro, Güney Kore 205 milyon Euro ve Birleşik Arap Emirlikleri 85 milyon Euro değerinde silah alımı ile Almanya’nın en ok silah sattığı ülkeler arasında yer alıyor.

BM: IŞİD toplu katliamlar yapıyor

  Birleşmiş Milletler’in Irak Güvenlik Güçlerine dayandırdığı haberinde Nasır kentinde kurşun yarasıyla öldürülmüş 70 sivilin cesetlerinin bulunduğu açıklandı. Açıklamaya göre Pazar günü de IŞİD tarafından esir tutulan 50 polis Musul dışında infaz edildi.

Birleşmiş Milletler İnsan hakları Komisyonu sözcüsü Rupert Colville yaptığı basın toplantısında konu ile ilgili kendilerine ulaşan bilgileri paylaşırken, bölgedeki olayları doğrulamanın zorluğunun altını çizip, kendilerine ulaşan raporların ön bilgi olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Colville’nin paylaştığı bilgilere göre Musul’un 50 km. güneyindeki Safina köyünde, 15 sivil infaz edildikten sonra cesetleri halka daha fazla korku vermek için yakınlardaki bir ırmağa atıldı.
Ayrıca aynı köyde, aralarında bölgede IŞİD’e karşı savaşan bir grubun liderinin de bulunduğu altı kişi arkasına bağlandıkları araçla sürüklenip parçalanarak öldürüldüler.

Üç kadın ile üç kız çocuğu da IŞİD tarafından tutuldukları yerden bir başka yere götürülmek istendikleri sırada meydana gelen sözlü tartışmadan sonra silahla vurularak öldürüldüler.

Çağlayan’da Özgürlük Nöbeti: İhlallere karşı el ele verelim

Aralarında Basın-İş, İHD ve KESK’in de bulunduğu emek ve demokrasi güçlerinin Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklara karşı Çağlayan Adliyesi önünde başlattıkları “Adalet ve Özgürlük Nöbeti” devam ediyor.

“Adalet ve Özgürlük İstiyoruz” pankartının açıldığı nöbette, “OHAL kaldırılsın”, “KHK uygulamalarına son verilsin”, “Öğretmenime dokunma”, “Adalet istiyoruz” dövizleri taşındı. Eylemde sık sık, “OHAL kalksın, özgürlük istiyoruz”, “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı. Eyleme TV10, Özgür Radyo, Özgür Gündem, Sağlık Emekçileri Sendikası, TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve çok sayıda yurttaş katıldı. Nöbette konuşan Şebnem Korur Fincancı, “Bu ülkede her alandan emek verenler baskıya maruz kalıyor. Bütün bu baskıları görmek zorundayız. Hak ihlallerine karşı mücadele edenlerin düşmanıdır bunlar” dedi. 

‘CESUR KALABİLİRSEK MÜCADELE EDEBİLİRİZ’

İlk olarak söz alan Eren Keskin, Türkiye’de son zamanların en yoğun baskılarının yaşandığını kaydetti. Keskin, “Özgür gündem yazı işleri müdürü olarak 122 dava açıldı hakkımızda. Düşünce ve ifade özgürlüğü sağlanmadığı sürece silahlar konuşacak. Ancak cesur olursak mücadeleyi sürdürebiliriz” dedi.

Özgür Gündem ‘nöbetçileri’nin davaları 24 Ocak’a ertelendi

‘SAĞLIKÇILAR OLARAK YAŞATMAYA DEVAM EDECEĞİZ’

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi İncilay Erdoğan da basın üzerindeki baskıların bir an önce bitmesini isteyerek Cizre’de tutuklanan doktor Serdar Kuni’ye değindi. İncilay, “Cizre’de belediyeye ait sağlık merkezinde çalışan arkadaşımız Serdar Kuni yaptığı hekimlik görevinden ötürü tutuklandı. Biz sağlıkçılar olarak yaşatmaya devam edeceğiz” diye konuştu. 

TV 10 Yönetim Kurulu Üyesi Turabi Kişin de, “Tekçi zihniyete karşı bir yaşamın var olabileceğini gösteren yayınlar yaptığımız için kapatıldık. Farklılıklara dönük tahamülsüz yaklaşımlarını basına dönük yaptılar. Biz devletsiz de toplum kendisini ifade edebilir dedik. Büyük holdinglerin medya yayınları değil de toplumun kendi lokmasıyla kendisini kurabileceğini gösterdik. Yayın araçlarımızı bir şekilde kuracağımıza inanıyoruz” dedi.

‘HAK İHLALLERİNE KARŞI EL ELE VERELİM’

Son olarak söz olan Şebnem Korur Fincancı, bugün yargılanan gazetecileri hatırlattı. Fincancı, sözlerine şöyle devam etti: “Halkın haber alma hakkına ve basına yönelik yoğun baskılar var. Türkiye’nin tamamına yakını işkencelerden ve hak ihlallerinden habersiz çünkü basın emekçileri cezaevlerinde. Bu nedenle el ele verelim, haber alma özgürlüğü için, basın emekçilerinin yaşadığı baskılar için mücadele edelim. OHAL’den fırsatçılık yapıp avukat görüşünü bile kısıtlayan hükümete karşı yan yana duralım. Eğer dayanışma içinde olmazsak başka bir gün başkaları da yargılanacak. Bu ülkede her alandan emek verenler baskıya maruz kalıyor. Bütün bu baskıları görmek zorundayız. Hak ihlallerine karşı mücadele edenlerin düşmanıdır bunlar.”

Eylem, önümüzdeki hafta yapılacak özgürlük nöbetine çağrıyla son buldu. (İstanbul/EVRENSEL)