Ana Sayfa Blog Sayfa 6197

Ayla Akat Ata ile bir grup yurttaş gözaltına alındı

Amed Belediyesi yönelik yapılan hukuksuzluğu protesto eden yurttaşlara polis saldırdı. KJA Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın içinde bulunduğu bir grup gözaltına alındı

Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları Fırat Anlı ile Gültan Kışanak’ın dün akşam saatlerinde polisler tarafından gözaltına alınmasının ardından ablukaya alınan belediye binası önünde sabah saatlerinden itibaren bir araya gelmeye başlayan halka, polis müdahale etti. İradelerine yönelik uygulamaya tepki gösteren halkı belediye önünden dağıtmaya çalışan polislere, halk tepki göstererek belediyenin karşısında bulunan çay ocağına geçerek bekleyişini sürdürdü.

Halkın bekleyişi sürüyor

Bir süre sonra buraya da gelen onlarca polis, yurttaşları dağıtmaya çalıştı. Bunun üzerine bir yurttaş, polise “Halk halk diyorsunuz. Halkın iradesi diyorsunuz. Biz halk değil miyiz” diyerek tepki gösterdi. Yurttaşın çıkışı üzerine gözaltı yapmak isteyen polislere, çay ocağındaki diğer yurttaşların müdahalesi polis gözaltısı engellendi. Belediye binası önündeki polis ablukası ve tüm baskılara rağmen halkın bekleyişi devam ediyor.

Ata gözaltına alındı

Yurttaşların direnişi devam ederken polis halk defalarca tazyikli su ile saldırmasına rağmen buradan ayrılmazken, polis belediye önünde, Ali Emiri Sokak ve Dağkapı’ya giden yolda toplanan halka tazyikli su ile saldırdı.  Polisin müdahalesi sırasında Kongreya Jinên Azad (KJA) Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın da aralarında bulunduğu bir grup gözaltına alındı.

Diyarbakır Valiliği’nde dikkat çeken hareketlilik

Diyarbakır Valiliği’ne çıkan tüm yollar araç trafiğine kapatılırken, yüzlerce polis valilik binası önünde konuşlandırıldı

Diyarbakır Valiliği’ne çıkan tüm yollar araç trafiğine kapatıldı. Ayrıca demir bariyerlerle etrafı kapatılan valilik binasına çıkan cadde başlarında ise zırhlı araç konuşlandırıldı. Aynı zaman da zırhlı araçlar valilik öünde devri gezerken çevreden geçen yurttaşlarda durduruluyorak üst aramasından geçiriliyor.

Kaynak: DİHA

Polis vekillere saldırdı ve darp etti

Amed Büyükşehir Belediyesi önünde bekleyişi sürdüren halk, polis saldırısına rağmen buradan ayrılmazken, polis HDP’nin 3 milletvekilini coplarla darp etti

Amed Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanlarının gözaltına alınması ve belediye binasına yapılan baskını protesto etmek amacıyla yüzlerce yurttaş belediye önüne akın etti. Polisin bina çevresini abluka altına alması nedeniyle Lise Caddesi üzerinde toplanan kitleye polis saldırdı.

Tüm saldırılara rağmen halk direniyor

Saldırya geçmeye hazırlanan polislerin önüne geçen Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Feleknas Uca, Besime Konca ve Ayşe Acar Başaran polis saldırdı. Vekillerin üzerine kalkan ve coplarla yürüyen polisler, Uca, Konca ve Başaran’ı darp etti. Polisler tarafından darp edilen Uca cop darbeleri nedeniyle fenalık geçirdi. Polisin kitleye tazyikli su ile müdahale etmesine rağmen Lise Caddesi’nden ayrılmayan yurttaşlar, “Direne direne kazanacağız” ve “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganları atıyor. Kitlenin sayısı her geçen dakika artıyor.

Kürt kentlerinde internet kesildi

Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasından sonra Kürt kentlerinde internet bağlantısı kesildi

Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasından sonra Amed, Mêrdîn (Mardin), Sêrt (Siirt), Wan (Van), Xarpêt (Elazığ), Dersim, Dîlok (Antep), Riha (Urfa) gibi Kürt kentlerinde internet kesintisi yaşandı. Kürt kentlerinde hem sabit hem de mobil hatlardan internet erişimi 10.30’dan itibaren kesildi.

24 Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) belediyesine kayyum atandığı 11 Eylül 2016 tarihinde de aynı şekilde bu kentlerde internet kesilmişti.

HDP ve DBP eşbaşkanları ve vekiller halk ile birlikte direniyor…

Amed Belediyesi eşbaşkanlarının gözaltına alınmasına tepki gösteren ve belediye yapılanları protesto eden kitlenin sayısı her geçen saat artıyor. Aralarında HDP eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ve DBP eşbaşkanı Sabahat Tuncel’inde bulunğu kitle tüm müdahalelere rağmen direniyor

Amed Büyükşehir Belediyesi’ndeki polis ablukasına karşı belediye etrafında toplanan ve aralarında HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, HDP grup başkan vekilleri, milletvekilleri ve belediye eşbaşkanlarının da bulunduğu kitle, polisin tüm saldırılarına rağmen ayrılmıyor. Zaman zaman müdahale olsa da halk belediyeye çıkan tüm yolları doldurmuş durumda. Kitlenin sayısı her geçen dakika artıyor.

Sivil maskeli polisler devrede!

Müdahaleler esnasında gözaltına almalar da yaşanırken, belediyenin arka sokaklarında toplanan kitlenin arasına giren Nissan marka, siyah renk ve sivil plakalı 4 arazi aracından inen yüzleri maskeli polis, kitleden bir kaç kişiyi gözaltına almaya çalıştı. Polisin götürmek istediği 2 genç kaçarken, polis arkalarından ateş açtı. Kovalamacanın ardından yakalanan ve isimleri öğrenilemeyen 2 genç, darp edilerek araca bindirildi.

Kaynak: DİHA

Husna Canê’nin Hikayesi ve Vasiyeti

Husna Canê şarkısını artık çoğumuz biliyoruz. Ama Husna’yı tanımıyoruz. Kimin kızı, nereli, neden öldü, üzerine neden bu şarkı yakıldı, kaç yaşındaydı gibi soruların yanıtlarını bilmiyoruz. İşte bu nedenle Husna’nın kardeşi Îwkî Momadî Harçke’nin yanına gittik. Almanya’nın Wuppertal kentinde görüştüğümüz Opî Îwik, bize Husna’yı ve ailesini anlattı…

Önce ailenizi tanıyalım… Kaç kardeştiniz, Husna kaçıncıydı?

Biz 10 kardeşiz. En büyüğümüz Husna idi. Sonra sırayla ben, Donê, Sawê, Zöre, Maraş, Qalender, Hemo, Husna ve Fotê geliyor. Annemin adı Zebê, babamın adı Momadî Harçke’dir. Biz Kürecik’in Bakiron (Bekiruşağı) köyündeniz. Köyümüz Kürd ve Alevi’dir.

Husna ne zaman doğdu? Fotoğrafı olmadığı için fiziğini de anlatır mısınız?

Husna, 1937’de Bakiron’da doğdu. Kürd ve Alevi geleneklerine göre büyüdü. Çok güzel bir yüzü vardı. Boyu 1.75 civarında ve zayıf bir kızdı.

Kistikan’a Gelin Gitme Öyküsü

Şarkıda Elbistan’ın Kistikan köyünün adı geçiyor. Eşimi Kistikan köyünden miydi?

Ablam daha yaşarken gençler üzerine şarkı yazıyordu. İsteyeni çoktu. Hatta babam Kepezuşaklı Bobê’nin torununa söz de vermişti. O ailenin gelip isteyeceği gün Îwkî Kistikî bir grup insanla bizim eve geldi. Yıl 1956. Yanlarında Hemî Toze de vardı. Hemî Toze ermiş bir insan olduğu için herkes biraz da korkardı. Orada, Îwkî Kistikî „Husna’yı oğlum Emirxan’a istiyoruz“ dedi. Babam, „Bobê gile söz verdim“ dedi. Bobê de ailesiyle gelmişti.

Hemî Toze, „Îwo’nun oğluna vereceksin“ dedi. Benim dedem ölmüştü, nenem de başkasıyla evlenmişti. Onu da getirmişler. O nenem de babamın ayaklarına sarıldı, „Hemo burada. Çocuğum olmuyor. Kızı Îwkî Kistikî’ye verirsen Hemo bana oğlan verecek. Yoksa ocağım kör olacak“ dedi. Babamı ikna ettiler. Bobê de kalktı ve „Gelinimi elimden aldınız“ diyerek müsaade istedi ve evden gitti.

İşkenceli 6 Ay

Husna ne dedi o zaman?

Husna, „Emirxan’ı almam. Deli biridir“ dedi ama aileyi ikna edemedi. 1956’da evlendiler. Düğünden sonra Kistikon köyüne gitti. Husna, daha evlenmeden gençler üzerine şarkı yazmıştı. „Wan fîstonon la xa maka/Ba sar xa do mezi maka“ diye uzayan bir şarkı… Emirxan, kıskanç birisiymiş. Gençler bunu kızdırmak için bu şarkıyı söylüyor, bu da gelip evde Husna’yı dövüyormuş. Bir değil, üç değil…

4 ay boyunca Husna’yı dövmüş, eve hapsetmiş. Husna, bizim eve gelmek isteyince izin vermemiş. Bizim de bundan haberimiz yok. Sonra birgün baktık Husna kaçıp geldi. Yaşadıklarını anlattı. Hepimiz Husna’yı sahiplendik. Sonra Emirxan atla geldi ve „Karımı verin“ dedi. Babam Emirxan’ı kovdu.

Sonra Emirxan’ın babası geldi. Husna ve babamla konuştu ve onları ikna etti. Husna tekrar Emirxan’ın yanına gitti. Aynı baskı ve işkence devam edince Husna hastalandı. 6 aylık bir gelindi.

Husna’nın Son Vasiyeti

Bu işkenceyi siz duydunuz mu? Sizin tavrınız ne oldu?

Babam Husna’nın hastalığını duyunca Husna’yı Malatya ve Elbistan’a götürdü. Doktorlar, „Menenjit“ dediler. Kız sıkıntıdan, baskıdan hasta düştü. Doktorlar çare olmadı. Hastalandıktan 3 ay sonra yaşamını yitirdi.

Ölmeden önce babam bizim eve getirdi. „Wa mi doya dinakî“ (Siz beni bir deliye verdiniz) diyordu. Ölmeden önce babamdan rica etti. „Zorla birşey yapmayın. Kız olsun, erkek olsun herkesi istediğine verin“ dedi. Bu onun son vasiyeti oldu.

Husna Canê

Wan fîstonon la xa maka

Ba sar xa do mezi maka

Emre min î 15 soli

Da dû xa do tavo maka

 

Wara lê lê Husna Canê

Husna bûka Kistikanê

Dona Kistikon ba 6 monê

Wara lê lê dard gironê

 

Çi kiriye çi kiriye

Fîstonekî sur kiriyê

Fîstonî ta sarî ta bixwa

Lowike xalke din kiriye

 

Kariyak pazî min la karte

Bêrîciye xa la hambar te

Ku dilî mariyon la hav du bû

Re û yolax bar vî hav te

 

* Bu röportaj 2010 yılında Almanya’nın Wuppertal kentinde Husna’nın kardeşi Îwko’nun evinde yapıldı.

Halk Belediye önüne akın ediyor

Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınması ve belediye binasının polis tarafından işgal edilmesi üzerine halk ve seçilmişler buraya akın ediyor. Kitlenin sayısı her geçen dakika artarken, ‘Baskılar bizi yıldıramaz’ sloganları yükseliyor 

Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları Fırat Anlı ile Gültan Kışanak’ın polisler tarafından gözaltına alınmasının ardından ablukaya alınan belediye binasında arama sürerken, halk ve seçilmişler belediye binasına akın ediyor. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, belediye personeli ve çok sayıda yurttaş belediye önüne gelerek bekleyişe geçti. Kitlenin sayısı her geçen dakika artarken, belediye binası önünde açıklama yapan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, DTK, KJA, DBP ve HDP’nin alanlarda olacağını belirterek, “Direneceğiz, kazanacağız” dedi. Tuncel, Amed halkını yarın saat 11.00’de belediye binası önünde olmaya çağırdı.

Baluken Vali ile görüştü

Belediye önünden “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganı, alkış ve zılgıtlar yükseliyor. Büyükşehir Belediyesi’nden ise tüm çalışanlara SMS gönderilerek, belediyeye sahip çıkılması çağrısı yapıldı. HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken’in ise baskınla ilgili Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy ile görüştüğü belirtildi. Görüşmenin içeriğine dair bilgi elde edinilemedi.

CMK 119’a rağmen tüm bina aranacak

Polislerin, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan otopark dahil tüm belediye yerleşkesinde arama kararı aldığı öğrenilirken, belediyenin avukatları karara itiraz ederek, bunun CMK 119’uncu maddeye aykırı olduğunu söyledi. Belediyenin tüzel bir kurum olduğunu belirten avukatlar, sadece gözaltına alınan belediye eşbaşkanlarının makam odasında arama yapılabileceğini, diğer birimlere girilemeyeceğini söylemesine rağmen polis aramalara başladı.

İçeri kimse alınmıyor

Aramanın yapıldığı binaya girmek isteyen Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zülküf Karatekin’e polisler engel oldu. Polisler, belediyenin resmi avukatları dışında kimsenin içeri alınmayacağını söyledi.

Kışanak ve Anlı’nın evindeki aramalar sona erdi

Öte yandan Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın Peyas (Kayapınar) ilçesindeki evlerinde polis araması sona erdi. Konuya ilişkin bilgi veren belediyenin avukatlarından Cihan Aydın, “Arama bitti, şu an tutanak tutuluyor. Bize okunan gözaltı gerekçesinde hiçbir somut bilgi yok” vurgusu yaptı.

Kaynak: DİHA

Gültan Kışanak ve Fırat Anlı gözaltına alındı

Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı, gözaltına alındı

Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı, bu akşam polislerce gözaltına alındı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca PKK’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı alınan eş başkanlardan Gültan Kışanak Diyarbakır Havalimanı’nda, Fırat Anlı ise evinde gözaltına alındı. Gözaltına alınan Kışanak ve Anlı’nın evlerinde polis araması yapılıyor.

Havalimanı’nda gözaltına alınan Gültan Kışanak Ankara’dan dönüyordu. Kışanak, 15 Temmuz askeri darbe girişimini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nda bugün dinlenmişti. Komisyon’da dinlendikten sonra uçakla kente dönen Kışanak’ın uçağı kente iner inmez havalimanında gözaltına alındığı öğrenildi.

Belediyede darbe görüntüsü

Eşbaşkanların gözaltına alınması ile eş zamanlı olarak polisler Büyükşehir Belediyesi’ne de baskın yaptı. Çok sayıda çevik kuvvet ve özel hareket polisi ile beraber TOMA ve akrep tipi zırhlı araçlarla belediye binası abluka altına alındı. Binaya girmek isteyen belediye çalışanları polisler tarafından engellendi. Çalışanlar ile polis arasında gerginlik yaşanırken, baskının gerekçesine dair herhangi bir bilgi verilmedi. Belediye binasının çatısına ve her katına ellerinde uzun namlulu silahlarla bulunan özel harekat polisleri yerleştirildi. Baskının haber alan HDP Amed Milletvekili Feleknas Uca ile Amed Baro Başkanı Ahmet Özmen de belediye önüne geldi.

HDP’li Toğrul: 10 Ekim sanığı yargısız infazla mı susturuldu?

HDP Gaziantep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Toğrul İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde IŞİD’e ilişkin birçok dosyada ortak isimlerin bulunduğunu ve birçok eylemin istihbarat birimlerince önceden bilindiğini belirterek, gerekli önlemlerin neden zamanında alınmadığını sordu.

Toğrul, 16.10.2016 tarihinde Gaziantep’te IŞİD üyesi iki canlı bombanın kendilerini patlatarak 3 polisin yaşamını yitirmesine, 8 kişinin de yaralanmasına neden olduklarını hatırlatarak, “Defalarca Antep’te cihadist örgütler büyük katliamlar yapabilir şeklindeki uyarılarımıza rağmen kimi hükümet yetkililerinin ve yerel yöneticilerin ‘Siz kentin imajını bozuyorsunuz’ serzenişinin ne kadar yersiz ve temelsiz olduğu görülmüştür. Kentin değişik mahallelerinde çok fazla uyuyan IŞİD terör örgütü hücresi olduğu ve yüzlerce çetesinin yaşadığı ve her an kendilerini canlı bomba olarak patlatabilecek ve polis ile çatışabilecek kadar kentin birçok mahallesine yayılmış olduklarını 16 Ekim günü kentimizde yaşadığımız olaylardan da görmüş olduk” dedi.

Gaziantep Valisinin, IŞİD’e yönelik operasyonlarla ilgili yaptığı açıklamalarda kullandığı dilin sorunlu olduğunu vurgulayan Toğrul şu ifadeleri kullandı: “Valinin daha önce IŞİD’e ilişkin yapılan operasyonlarda bir IŞİD üyesine ‘bey’ demesi, yine IŞİD’li terörist olan Hacı Ali Durmaz’ın ismini Hacer Durmaz olarak söylemesi ve son olarak teröristin komşulara zarar gelmesin diye kendini karşı binada etkisiz hale getirdi açıklamaları oldukça manidardır. 16 Ekim günü kendisini patlatan söz konusu şahıs olan Mehmet Kadir Cebael’in, Ankara Barış Mitingi Katliamının yaşayan sanıklarından olması ve yargılandığında kritik itiraflarda bulunabilecek ve önemli ipuçlarına ulaşılma durumunun yok edilmiş olması düşündürücüdür. 10 Ekim 2015 Ankara Katliamının aranan sanıklarından birisi olan Cebael’in sağ ele geçirilmek yerine ölmüş olması kamuoyunun kafasında bir 10 Ekim sanığının daha sonsuza dek susturulmuş olduğu hissiyatını yaratmıştır.”

10 Ekim sanığı yargısız infazla mı susturuldu?

Mahmut Toğrul, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

“1- IŞİD terör örgütünün 2015-2016 yıllarında yapmış olduğu katliamlardan kaynaklı şu ana kadar kaç kişi gözaltına alınmış, bunlardan kaçı tutuklanmış ve ceza almıştır? IŞİD’e dönük yapılan gözaltı ve tutuklamaların kaç tanesi Gaziantep’te yapılmıştır?

2- Türkiye sorumlularından olduğu iddia edilen Mehmet Kadir Cabael, 20 Ağustos’ta Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde, bir Kürt düğününde IŞİD tarafından yapılan, çoğunluğu çocuk olmak üzere 57 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın planlayıcısı mıdır?

3- Türkiye’de süren IŞİD dosyalarının birçoğunda ortak isimler olmasına rağmen ve kamuoyuna da yansıdığı üzere yapılan birçok eylemin önceden istihbarat birimleri tarafından biliniyor olmasına rağmen gerekli önlemler neden zamanında alınmamaktadır?

4- Cabael’in Ankara Barış Mitingi katliamı iddianamesinde yer alan sanıklardan birisi olduğu biliniyor olmasına rağmen bir yıldan aşkındır bu kadar rahat elini kolunu sallayarak dolaşması istihbarat zaafı değil midir?

5- Ankara Barış Mitingi katliamı iddianamesinde yer alan ve 16 Ekim günü çocuğu ile birlikte gözaltına alınan Gülistan Cabael ile ilgili herhangi bir soruşturma yürütülmüş müdür? Yürütülmüş ise ne durumdadır? Yürütülmemiş ise neden yürütülmemiştir?

6- IŞİD terör örgütünün Türkiye’deki yapılanmasında yer alan 3 kilit ismin (Yunus Durmaz, İbrahim Halil Durgun ve Mehmet Kadir Cabael) şu ana kadar yapılan tüm katliamların sorumluları olmaları ve sağ ele geçirilmek yerine ölmüş olmaları şu anda süren soruşturmaların selametine gölge düşürmemekte midir?

7- Gaziantep Valisi’nin, “Polisimiz, kendisi henüz bombayla ilgili etraftaki ev sahiplerine ve komşularının zarar görmemesi için bulunduğu karşı inşaattan kendisini etkisiz hale getiriyor” açıklamaları 10 Ekim sanığının yargısız infazla susturulduğunun itirafı mıdır?”

Kılıçdaroğlu: Türkiye’de darbeyi AKP yaptı, herkesi içeri attı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında darbe girişimi sonrası hak ve özgürlükler konusunda yaşanan tabloya dönük tepkisini “Darbeyi AKP yaptı, herkesi içeri attı” sözleriyle dile getirdi. Kılıçdaroğlu, Kürtlere dönük yaklaşımını ise “Türkiye ordusunun peşmergenin denetimine girmiş olması ağırıma gidiyor” sözleriyle gösterdi.

Meclis’te partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP’ye ve başkanlık sistemine ilişkin eleştirilerde bulundu. Konuşmasında öncelikli olarak Türkiye’nin ekonomik durumuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, iktidar yetkililerinin hatırlattığı ‘Dolar’a bu kadar odaklanmayın’ şeklindeki sözlerine “Ya her şeyi Dolar’a bağlayan sizsiniz” diyerek yanıt verdi.

Yine hükümetin başlattığı faiz tartışmalarına da değinen ve faizlerin indirilmesi konusunda destek vereceklerini belirten Kılıçdaroğlu, seçim meydanlarında bu sözü verdiklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi tefeci faizden ancak CHP kurtarabilir. Başbakan; ‘Bankalara sesleniyorum tefeci faizleri indirin’ diyor. Gören sanır ki CHP iktidarda, kendisi muhalefet. Sen neden şikayet ediyorsun? Senin hakkın yok ki. Sayın Cumhurbaşkanı da faizlerden şikayetçi. Eee indirin kardeşim, biz mi engelledik? Siz faizleri yüzde 1’e indirirseniz, vallahi de billahi de destek vereceğiz. Ama abileri izin vermiyor” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu ardından dış politika üzerinde durdu. Erdoğan’ın daha önce Rusya’nın kendisinden El Nusra’yı Halep’ten çekme konusunda ricada bulunduğu yönündeki sözlerinin hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu konuda şunları söyledi:

“Çavuşoğlu bu toplantıdan ayrıldı açıklama yaptı; ‘Terörist El Nusra Halep’ten derhal ayrılmalı’ Bunu 15 Ekim’de söyledi, 19 Ekim’de ise Cumhurbaşkanı ‘Putin beni aradı, bana dedi ki Halep’in dışına El Nusra’yı çıkarın. Ben de arkadaşlarıma talimat verdim, El Nusra derhal çıksın’ dedi. Bu ne demektir? Terör örgütünü desteklemek demektir. Türkiye bugüne kadar gerek içeride gerek dışarıda meşru olmaya hep özen göstermiştir. Türkiye tarihinde ilk defa bir Cumhurbaşkanı, Türkiye’yi terör örgütüyle ilişkilendirildi. Yarın bunları soracaklar, o silahlar kime gönderiliyordu? Cevabı açık, El Nusra’ya gönderiyorlar.”

İsim vermeden Zarok TV’yi hatırlattı

Konuşmasında gazetecilerin, aydın ve yazarların tutuklanmasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, gerçek bir darbenin yürürlükte olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, Fransa Türkiye OHAL’lerini de şöyle kıyasladı:

“Fransız bakan diyor ki; ‘Bizim OHAL’imiz sizinkinden farklı’. Bizimki de diyor ki; ‘Hayır aynı’. Elin bakanı bizim ülkeyi Çavuşoğlu’ndan daha iyi tanıyor. Fransa’daki OHAL, KHK çıkarma yetkisi vermiyor. Dışişleri Bakanı’nın bundan haberi yok. Fransa’daki OHAL mala mülke el koyma yetkisi vermiyor, bizde yüzlerce binlerce kurum devlete devredildi. Fransa’daki OHAL yetkisi hükümete kayyum atama yetkisi vermiyor, biz de her kuruma neredeyse atandı. Fransa’daki OHAL işten adam atma yetkisi vermiyor bizde 28 bin öğretmen bir KHK ile işten atıldı. 93 bin personel görevden uzaklaştırıldı, 59 bin kişi işten çıkarıldı. Fransa ile ne ilişkisi var? Fransa’daki OHAL’de gazetecilerin tutuklanması, aydınların kovulması söz konusu değil. Bizde topluca yakalandı ve hapse atıldı. Ya türkü söyleyen radyoyu kapattılar, çocuk televizyonunu kapattılar. 200 gazeteciyi gözaltına aldılar, 26 yayınevi kapatıldı. Gerçekten merak ediyorum, ya sen BM’ye temsilcin tarafından verilen mektubun ne olduğunu bilmiyor musun? Sizdeki OHAL ile bizdeki aynı diyor, ya imzaladığın metine bir bak kardeşim. Neler yazıyor biliyor musunuz? Toplamda 3 biz 13 maddeye çekince koyduk. Bakın bizim çekince koyduğumuz ama Fransa’nın koymadığı iki madde söylüyorum: ‘Tutuklananlara insani bir biçimde davranmak’ biz buna çekince koymuşuz. Ben gözaltındakilere insani davranmayacağım, işkence yapacağım diyor. Olacak şey değil. ‘Adil yargılanma’ya da çekince koymuşuz. Bunları topluca mahkum edeceğiz diyorlar. Ben de bunları yapamazsınız kardeşim diyorum. Ben bu ülkede özgürlük istiyorum.

Necmiye Alpay, 12 Eylül’de de hapisteydi şimdi de hapiste. Bu dönemin 12 Eylül’den hiçbir farkı yoktur. Aslı Erdoğan niye cezaevinde? Dünya çapında yazar. Binali Bey’e söyledim. Bu kadar gazeteciyi, akademisyeni içeri atarsanız Türkiye’de kimse darbe girişimi olduğuna inanmaz, aksine ‘Türkiye’de darbeyi AKP yaptı, yüzlerce gazeteci, aydın, yazar, asker, memur içeri attı’ derler. Herkesi cezaevine atıyorlar. Türkiye’de darbeyi AKP yaptı, herkesi de cezaevine attı. Gücü garibanlara yetiyor, öğretmene, memura, öğrenciye, gücü onlara yetiyor.”

Güney Kürdistanlı siyasileri küçümsedi

Konuşmasında Başkanlık taleplerini eleştiren ve bu konuda MHP’nin desteğine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz gecesi hayatını kaybedenlerin, “Erdoğan başkan olsun” diye hayatını kaybetmediğini söyledi.

Yapılan “Peşmerge izin verdi biz de girdik” sözlerinin ağrına gittiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, Güney Kürdistanlı siyasileri şu sözlerle küçümsedi: “Diyorlar ki, Peşmerge TSK’nın girmesine izin verdi. Peşmerge açıklama yapıyor, izin vermediklerini söylüyor. Ağrıma giden ne biliyor musunuz? Koskoca Türkiye Cumhuriyeti ordusunun peşmergenin eline verilmiş olması. Eskiden Ortadoğu’da sorun çıksa başvurulan ülke Türkiye’ydi, şimdi sorunun kaynağı Türkiye. Bir tane kabile reisi Türkiye’yi eleştirebiliyor.”

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın başkanlık ısrarına ilişkin ise “Bu ısrarı daha önce Hitler’de göstermişti, dünyayı kana buladı” ifadelerini kullandı.

(kk/öç)