Ana Sayfa Blog Sayfa 6204

SOS: Halepli çocuklar intihara teşebbüs ediyor

Birbiri ardına silahların, bombaların patladığı Halep’te çok sayıda çocuğun depresyonda olduğu açıklandı. SOS Çocuk Köyü’nün acil yardım koordinatörü Katarina Ebel, “İntihar etmek isteyen bir çocuğun yaşı daha 12 bile değildi” açıklamasını yaptı.

Passauer Neuen Presse gazetesine konuşan Ebel, “Şu ana dek çocukların kendilerini öldürmelerini hep önleyebildik. Kendilerini yere atıyorlar, ağızlarını açıp gözlerini ve kulaklarını kapatıyorlar” dedi.

Ebel, “Ancak her gün ‘daha fazla çekmektense ölürüm daha iyi‘ diyen çocuklar var. Yaşadıkları derin çaresizlik onları kendileri ve diğerlerine karşı saldırganlığa sevk ediyor” şeklinde konuştu. Ebel, çocukların çoğunun hiç uyumadığını ya da kabuslar gördüğünü, gün boyu da çok yorgun olduklarını kaydetti.

Güvenlerini geri kazanmaları için çaba veriliyor

SOS Çocuk Köyü, Suriye’deki her kurumda psikolog ve sosyal görevlileri bulunuyor. Ebel, bu görevlilerin tek tek çocuklarla konuşup onların travmalarını yenmelerini ve güvenlerini geri kazanmalarını sağlamaya çalıştıklarını söyledi.

Bazen yaşananlar çok uç noktalarda olduğu için başarı sağlanamadığını da kaydeden Katarina Ebel, “Bir çocuk ailesinin öldüğünü, enkaz içine gömüldüğünü, evinin yok olduğunu gördüğünde, güven duygusu uzun süre yok oluyor” dedi.

Ban: Ölenlerin dörtte biri çocuk

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Halep’te eylül ayında başlayan Suriye ve Rus kuvvetlerinin hava saldırılarında 500 kişinin öldüğünü, bunların dörtte birini çocukların oluşturduğunu kaydetti.

New York’taki BM Genel Kurulu’nda konuşan Ban, 2 bin kişinin ise yaralandığını söyledi.  

© Deutsche Welle Türkçe

EPD/dpa, BS/GA

3 yıl aradan sonra ‘Gezi davası’ açıldı

Gazi parkı eylemlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen eylemlere katılanlar hakkında dava açılmaya devam ediliyor. İzmir’de aralarında polisin attığı gaz kapsülünün kafasına isabet etmesi soncu 22 gün komada kalan Mustafa Ali Tonbul’un da bulunduğu 6 çocuk hakkında dava açıldı.

Tutuklayanlar, tutuklandı!

İzmir’de görülecek davanın takipçilerinden olan Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi avukatlarından Dinçer Çalım, davanın tam bir hukuksuzluk örneği olduğunu belirterek, “Davanın 3 yıl sonra açılmış olması Gezi eylemlerine devletin düşmanlık yapmaya devam ettiğini göstermektedir” dedi. Dinçer, 6 çocuğun daha önce benzer iddialarla yargılandığını, 3 ay 10 gün ceza aldıklarını ve dosyanın hakimi Cem Kargılı’nın ise bugün Cemaat operasyonları kapsamında tutuklu bulunduğunu vurgulayarak, “İzmir’de yargılananlar FETÖ’cü hakimlerin ve polislerin mağduru durumundadır” dedi.

Ayşe Yılmaz /İzmir-Jinha

Polis enstrümanları kullanılamaz hale getirdi

Okmeydanı’nda bulunan Gençlik Federasyonu Derneği ve İdil Kültür Merkezi’ni basan polisler, içeride bulunan eşyaları ve enstrümanları da kullanılmaz hale getirdi. Operasyonda 6 kişi gözaltına alındı

İstanbul Okmeydanı’nda bulunan Gençlik Federasyonu Derneği ve İdil Kültür Merkezi’ni polisler bastı. Kültür merkezinde bulunan piyanoyu ve diğer enstrümanları kullanılmaz hale getirdi. Polis helikopterinin destek verdiği operasyonda mahalle de ablukaya alındı. Polis aynı zamanda kapalı olan Halkevi binasını da bastı. Arama adıyla bina talan edilirken, İdil Kültür Merkezi’nden Bahar Kurt, Özgür Gültekin, Gençlik Federasyonu Derneği’nden Ulaş İnci, Gürkan Türkoğlu, Ekimcan Polat ve Eda Yaren Arık isimli kişiler gözaltına alındı.

Kaynak: DİHA

Latin Amerikalı kadınlar ayaklandı

Arjantin’in birçok kentinde binlerce kadın, 16 yaşındaki bir kız çocuğunun tecavüz edilip öldürülmesini protesto etti. Protestolarda ‘Daha fazla Machista (Erkek şovenizmi) şiddeti istemiyoruz’ sloganlarını atan kadınlar, siyah renk giyindi ve protesto gününü de Miercoles Negro (Kara Çarşamba) olarak adlandırdı. Arjantinli kadınlarla dayanışma için Şili, Meksika, Guatemala gibi farklı Latin Amerika ülkelerinde de yürüyüş düzenlendi. Lucia Perez isimli kadın, bu ayın başında Mar del Plata kentinde cinsel şiddete maruz kalarak öldürülmüştü. Arjantin’de her 36 saatte bir kadın aile içi şiddet nedeniyle öldürülüyor.

HABER MERKEZİ

Tacizin ardından tehdit!

Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyan kadın öğrencileri uzun süredir taciz eden M.U., ablası ile üniversitenin ana kapısına gelerek güvenlik görevlilerine ve kadın öğrencilere hakaret ederek saldırdı. İfşa etmek amacıyla kadın öğrenciler tarafından asılan fotoğraflarına tepki gösteren M.U.’nun, “Benim fotoğrafımı asanı bulacağım. Buraya bin kişi getirip sizden hesap soracağım” diyerek kadınları tehdit etti.

Kardeşinin rahatça gezemediğini iddia eden abla ise kadın öğrencilere, “Benim kardeşim size ne yaptı? Tecavüz mü etti sanki? Birkaç kere yaptıysa ne olmuş? Biz Türk’üz, burası Türkiye, istediğimiz yerde istediğimiz gibi gezeriz” diyerek bağırdı. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, şahıs hakkında şikayette bulundu. Armutlu’da ikamet eden ve çeşitli suçlardan sabıkası bulunan M.U.’nun en son davası, 22 Eylül’de görülmüş, duruşmaya gelmemiş ve hakkında zorla getirilme kararı çıkarılmıştı. O tarihten beri Hisarüstü Mahallesi’nde dolaşmaya ve kadınları taciz etmeye devam eden M.U.’nun bir sonraki davası ise 1 Kasım’da Çağlayan Adliyesi’nde.

İSTANBUL

‘Sadece Kürt kadınlarının sorunu değil’

Kayyum atamalarının ardından Kürdistan’da kapatılan kadın kurumlarının batıdaki kadın örgütlerine de yansımasının olacağını belirten Bodrum Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Figan Erozan, “Devlet sadece Kürt kadınlarına değil tüm kadınlara kayyumlar yoluyla ‘haddinizi bilin’ demeye çalışıyor” dedi.

Kürdistan’daki birçok kadın merkeziyle ortak çalışma yürüttüklerini vurgulayan Erozan, kapatılan kadın merkezlerinin sadece Kürtlerin sorunu olmayacağına dikkat çekti.

Aynı dili konuşuyoruz

Bodrum ve çevre illerden sığınak için aldıkları başvuruları devlet kurumlarına değil, Kürdistan’daki kadın kurumlarına yönlendirdiklerinin altını çizen Erozan, “Devlet kurumlarına göndermiyoruz çünkü güvenmiyoruz. Kürdistan’daki kadın kurumlarına gönderiyoruz çünkü güveniyoruz. Güvenimizin temel kaynağı da kadın bakış açısının bu kurumlarda var olmasından ileri geliyor. Aynı dili konuşuyoruz ve gönderdiğimiz kadınların güvenliğinden endişe duymuyorduk. Fakat atanan kayyumların ardından kaygılıyız” dedi.

‘Haddinizi bilin diyorlar’

Devletin kadınları Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’ne (ŞÖNİM) yönlendireceğini ve buraların da ‘tabeladan ibaret’ olduğunu söyleyen Erozan, “Kapatılan kurumlardaki kadınlara ait bilgileri ortaya çıkarıp erkeklere teslim edecekler. Kadın merkezlerine el konulması tehlike arz etmektedir” sözlerini ifade etti.

Kürdistan’da kapatılan kadın merkezlerinin batıdaki kadın merkezlerine de yansımasının olacağının altını çizen Erozan, “Devlet sadece Kürt kadınlarına değil bu yolla tüm kadınlara ‘haddinizi bilin’ demeye çalışıyor. Ben de buna karşılık ‘haddimizi bilmeyeceğiz’ diyorum” sözleri ile tepki gösterdi.

Beritan Elyakut/Jinha

Baluken: OHAL’in olduğu ülkede kim yatırım yapar?

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik krizi hükümetin savaş politikalarına bağlayarak, ”OHAL’in olduğu ülkede kim yatırım yapar?’ diye sordu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili İdris Baluken, Genel Kurulda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krize ilişkin HDP’nin vermiş olduğu araştırma önergesi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Baluken, “Bu günler iyi günlerimiz, bugünleri de arar bir noktaya geleceğiz” dedi. AKP’nin yanlış politikalarının toplumsal yaşamda neden olduğu çöküntüye ekonomik çöküntünün de eklendiğini ifade eden Baluken, “Ekonomide bu yanlış politikalar neticesinde artık kontrolsüz bir kriz ve büyük oranda bütün toplum tarafından hissedilen bir çöküş durumuyla karşı karşıyayız” diye konuştu.

‘Savaşın faturasını tüm Türkiye ödeyecek’

Savaş politikalarının faturasının tüm Türkiye toplumuna çıkacağını belirten Baluken, “İç ve dış politikayı düzeltmek, savaş politikasından vazgeçerek barışı, demokrasiyi, özgürlüğü önceleyen, ekonomiyi toparlayacak birtakım tutumlar yerine, maalesef siz Körfez sermayesiyle, Arap sermayesiyle palyatif çözümlerin peşine takıldınız” diyerek hükümet politikasını eleştirdi. Hükümetin kara paradan medet umarak ekonomiyi toparlayabileceğini sandığını savunan Baluken, “Reza Zarrabların akıtmış olduğu paralarla, onların yaptığı birtakım uluslararası, hukuka aykırı kaçak ticaretlerle ekonomiyi toparlayabileceğinizi sandınız. Reza Zarrab ‘Ben, cari açığın yüzde 15’ini karşılıyorum.’ dedi, sizden bir ses çıkmadı” diye konuştu.

‘Bugünleri de arar bir noktaya geleceğiz’

Ekonomideki gidişatın daha da kötüleşeceğini dile getiren Baluken, “Korkarım ki bu günler iyi günlerimiz ve ekonomik açıdan bugünleri de arar bir noktaya geleceğiz. Kürtlerin yoğun yaşadığı illerin dört bir tarafına karakollar, kalekollar inşa et; buna ne can dayanır, ne ekonomi dayanır” dedi.

‘OHAL’in olduğu ülkede kim yatırım yapar?’

“Olağanüstü Hal’in olduğu bir ülkede kim yatırım yapmak ister?” diye soran Baluken, Türkiye’nin yatırım yapılabilecek bir ülke olmaktan çıktığını ifade etti. Baluken, “Siyasi kriz, bölgesel kriz, işte içinde bulunmuş olduğumuz ekonomik kriz Türkiye’yi yatırım yapılabilir bir ülke konumundan çıkarmıştır. Binlerce şirkete mal güvenliği olmayacak şekilde, bir gecede el koyuyorsunuz” diye belirtti.

‘Dolarla ekonominin ilişkisini bilmiyor’

Başbakan Binalı Yıldırım’ın “Dolar inse ne olur, çıksa ne olur” sözlerini hatırlatan Baluken, şöyle devam etti: “Ya, bu kadar gayriciddi, bu kadar ciddiyetten uzak bir yaklaşım olur mu? Dolarla ülke ekonomisinin ilişkisini bilmeyen bir Başbakana Saray’dan denetimli serbestlik getirilmesi son derece normalmiş”

‘Yoksulluk sınırında 50 milyon insan var’

Baluken, son olarak şunları söyledi: “Bütün bu uygulamalarla bankacılık sistemini çökerttiniz, tefeciliğin önünü açtınız, milyonlarca borçlu insan yarattınız. Yoksulluk sınırının altında yaşayan insanların sayısı 50 milyonu aştı. Açlık sınırının altında yaşayan insanların sayısı 15 milyonu aştı, gelir dağılımındaki makas olabildiğince arttı. İşsizlikte muazzam bir patlama var, İşsizlik Fonu’ndaki 960 milyonu bile gasp ederek bu ekonomik krizi gölgelemeye, toplumun gözünden kaçırmaya çalıştınız.”

ANKARA / DİHA

AB ve Fransa suç ortağı

Fransa’nın başkenti Paris’te “Türkiye’de demokrasi tehlikede” başlıklı bir konferans düzenlendi. Konferansa çok sayıda gazeteci, senatör, parlamenter, sendikacı ve insan hakları savunucusu katıldı. Türkiye’den TİHV’in kurucu başkanı Şebnem Korur Fincancı, HDP Wan Milletvekili Tuğba Hezer, İMC sunucusu ve gazeteci Banu Güven de konuşmacı olarak konferansta yer aldı. Konferansta özellikle Kürdistan ve Türkiye’de hükümetin uyguladığı baskılar, işlediği suçlar ve Avrupa ülkelerinin suç ortaklığına dikkat çekildi. Daha sonra insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı, Türkiye’de “Cezaevlerine ilişkin hak ihlali başvuruları son bir kaç yılda artış gösterdi” dedi. 15 Temmuz’dan sonra baskıların tırmandığına dikkat çeken Fincancı, “Artık bunları duyurmak için elimizde medya kalmadı” diye konuştu.

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu FIDH’den Antoine Madelin, Türkiye’de hukuk devleti konusunda geriye gidiş olduğunu belirterek, müzakerelerin durdurulması için Avrupa Parlamentosu’nda girişimlerde bulunmaya başladıklarını açıkladı. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu FİJ ve Fransa Ulusal Gazeteciler Sendikası SNJ-CGT adına konuşan Patrick Kamenka, “Türkiye’deki meslektaşlarımıza desteğimizi ifade ediyoruz, bunu bir borç biliyoruz” dedi. Med Nuçe yayınlarının Eutelsat tarafından durdurulmasına dikkat çeken Kamenka, “Med Nuçe’nin kapatılmasında Fransa parmağını oynatmadığı için suç ortağıdır. Fransa ve AB’nin suç ortaklığı son bulmalı” şeklinde konuştu.

PARİS / ANF

Görüşürken imha pazarlığı

Son gelişmeler ışığında soruları yanıtlayan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, 2009 yılında PKK ve hükümet adına MİT’in Oslo’da yaptığı görüşmelere dair çarpıcı açıklamada bulundu. Fırat Haber Ajans muhabiri Amed Dicle’nin sorularını yanıtlayan Karayılan, AKP iktidarının Oslo görüşmelerini yürütürken İran ile “sandaviç harekatı” ile imha pazarlığı yaptığının ortaya çıktığını kaydetti.

Oslo’ya uçakla götürülüyorladı

Karayılan şunları söyledi: “Mesela biz Oslo sürecinde bazı yabancı güçlerin de araya girmesiyle uçaklar açık bir şekilde geliyordu, arkadaşlarımızı kimliksiz ve pasaportsuz Oslo’ya götürüp getiriyorlardı. Devletlerarası bir şeydi, Oslo’da yaşanan 3 yıllık tartışma süreci şakaya alınacak bir süreç değildi. Ama bir taraftan o yapılan tartışmalar ciddi bir duruma gelirken, sonradan duyduk ki Türkiye devleti İran ile görüşüp ‘birlikte PKK üzerinde sandviç hareketi başlatalım. Bir taraftan bizle görüşürken, bir taraftan da vurup ortadan kaldıralım. İran’da ‘bu çok iyi bir şey, ama başarılı olmamız için Güney Kürdistan güçlerinin de bizimle olması gerekiyor’ diyor. Güney’deki güçlerle de bu konuyu tartışıyorlar. İran kendini hazırladı 16 Temmuz 2011 yılında Kandil’e saldırdı. Erdoğan da ondan 2 gün önce 14 Temmuz’da savaş ilan etmişti. Ama sonra süreç değişti, İran’la birlikte yürütemediler. 2011-2012 savaşı bu şekilde başladı. Yani böyle hain bir devlettir. 2013 yılında ateşkes oldu, 2014 yılında tartışmalar gelişti, artık sonuca gitmeyi beklerken, diz çöktürme planı ortaya çıktı. Çökertme ne anlama geliyor? Karşımda diz çökeceksiniz anlamına geliyor. O tartışma, Oslo süreci, İmralı süreci, bizim ve Önderliğimizle yaptıkları tartışmalar bizi oyalayıp düşürmek istiyor. Şeyh Said ve Dersim isyanındaki gibi bizi kandırıp düşürmeyi hedefliyor. Böyle bir devlettir.”

Halkı teslim alamadılar

Karayılan, bugün TSK’nin artık çaptan düştüğünü de kaydetti. Türkiye’de ve Kürdistan’da yürütülen savaş konseptinin amacının halkı korkutmak ve sindirmek olduğunu belirten Karayılan, tüm saldırılara rağmen halkın teslim alınamadığını dile getirdi.

HABER MERKEZİ

Türkiye’yi Avrupa’da zor günler bekliyor

Avrupa Konseyi’nin darbe girişiminden sonra yaşanan hak ihlallerini ve dokunulmazlıkların kaldırımasını yakından takip ettiğini belirten HDP Milletvekili Kerestecioğlu, HSYK’nin Uluslararası Yargıçlar Birliği’nden çıkarılabileceğine işaret etti

Avrupa Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan ihlalleri gündemine aldı. HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün de aralarında bulunduğu HDP heyeti ile birlikte Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM) oturumuna katılan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Avrupa’da yaptıkları temasları anlattı. Avrupa Konseyi’nde Türkiye adına bir sunum gerçekleştiren HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Avrupa Konseyi’nin haziranda Türkiye raporu yayımladığını hatırlatarak, ileride de Türkiye’nin izlenebileceği emaresinin taşındığını belirtti.

HSYK Avrupa’dan dışlanıyor

Avrupa’daki sağ ve sol partilerden parlamenterlerin, “Biz hepimiz darbeye karşıyız. Fakat bu olanlar nedir?” dediklerini aktaran Kerestecioğlu, Konseydeki parlamenterlerin birçok akademisyenin soruşturulması, binlerce insanın işsiz kalması, basın ve ifade özgürlüğündeki ihlalleri ve milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması girişimini sert bir şekilde eleştirdiklerini vurguladı. Yargıçlar tarafından düzenlenen toplantıya da katıldığını dile getiren Kerestecioğlu, “Türkiye’de gözaltına alınan ve işten çıkarılan hakim ve savcılar gündeme geldi. Adli bir soruşturma olmamasından endişe duyduklarını dile getirdiler. Ayrıca HSYK’nin Uluslararası Yargıçlar Birliği’nden çıkarılmasının gündeme geleceği konuşuldu” diye kaydetti.

Hak ihlallerini dosyalıyorlar

İkinci toplantının ise basına yönelik baskılara ilişkin yapıldığını dile getiren Kerestecioğlu, “Orada da Uluslararası Af Örgütü’nün eski Türkiye sorumlusu vardı. Özellikle onun basın ve ifade özgürlüğü konusundaki basın kuruluşlarının kapatılması ve gazetecilerin işsiz kalması ve artık gerçekten bağımsız bir basının Türkiye’de olmamasına ilişkin açıklamaları söz konusuydu. Bizim düzenlediğimiz etkinlikte, özellikle Euretal MED NUÇE’nin Fransız şirket tarafından muhtemelen Türkiye ile anlaşmalı olarak yayının kesilmesi konuşuldu” şeklinde konuştu. Kerestecioğlu, Türkiye’de yaşanan hak ihlallerinin ardından konseyin tartışmalarından Türkiye’deki gelişmelerin yakından izleneceği sonucunun çıktığını söyledi. Venedik Komisyonu’nun geçtiğimiz günlerde Türkiye ile ilgili yayınladığı raporun önemli olduğunu hatırlatan Kerestecioğlu, raporların aynı zamanda Avrupa Konseyi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına da referans oluşturduğunu kaydetti.

Habibe Eren/ Ankara- Jinha