Ana Sayfa Blog Sayfa 6207

BM: İklim değişikliği 122 milyon kişiyi aşırı yoksulluğa

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yapılan uyarıda, iklim değişikliğinin yol açacağı zarara dikkat çekildi.

İklim değişikliğinin tarıma vereceği zarardan bahseden FAO, 2030’a kadar 122 milyon kişinin aşırı yoksulluğa itilebileceğini duyurdu.

FAO, 475 milyon küçük ölçekli tarım ailesinin desteklenmesini isterken, FAO başkanı Jose Gaziano da Silva, “iklim değişikliğinin gıda güvenliğini etkilediğine şüphe yok” dedi.

ABD: Konuyu Irak ve Türk hükümetlerine bırakıyoruz

Pentagon Sözcüsü Peter Cook, Türk askerlerinin Musul operasyonuna katılıp katılmayacağına dair açıklamalar geldi. Cook, konuyu iki ülkenin çözmesi gerektiğini ifade ederken, ‘bu konuyu Irak ve Türk hükümetlerine bırakıyoruz’ diye konuştu. ABD’nin Türkiye ile Irak’ı aralarındaki sorunları çözmesi konusunda cesaretlendirdiğini belirten Sözcü, ortak düşmanın IŞİD olduğunun altını çizdi.

Musul operasyonunun ilk gün itibarıyla hızlı ilerlediğini kaydeden Cook, ön safta Irak askerlerinin ve peşmergelerin savaştığını ABD kuvvetlerinin ise geriden destek verdiğini ifade etti.

Musul’un geri alınması uzun sürebilir

ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun komutanlarından Korgeneral Stephen Townsend, Musul’un örgütten geri alınmasının haftalarca hatta daha da uzun sürebileceğini söyledi.

Kuveyt’eki Arifcan Kampında bir açıklama yapan Townsend, “Irak’ın ikinci büyük kenti olan Musul’un IŞİD’den geri alınması ve denetiminin yeniden ele geçirilmesi operasyonu muhtemelen haftalar sürecek, belki daha da uzun. Bu uzun ve çetin bir savaş olacağını gösteriyor ancak Iraklılar bunun için hazırlandı ve biz de koalisyon olarak onların yanında yer alacağız” diye konuştu.

Koalisyonun kenti almasının ne kadar süreceğini tahmin edemeyeceklerini belirten Townsend, “Ancak Beyci, Ramadi, Felluce ve yakın zamanda Kayyara ile Sarkat’ta olduğu gibi onların başarılı olacaklarını biliyoruz” dedi. Townsend, koalisyonun güçlerinin, Iraklı güvenlik güçlerine, hava saldırıları, topçu atışları ve istihbarat paylaşma yoluyla destek verdiğini belirtti.

Musul 5 bölgeden tamamen kuşatıldı

Irak’ın kuzeyinde 2 milyona yakın insanın yaşadığı tahmin edilen Musul kenti güney, doğu ve kuzeyindeki 5 bölgede Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Peşmerge güçleri başta olmak üzere, Irak ordusu askerleri, Şii milis gücü Haşdi Şabi, Ninova Muhafızları, ABD Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı güçler ve Aşiret Güçleri tarafından sarıldı.

GÜNEYDOĞU BÖLGESİ

Musul’un güney bölgesi tam olarak temizlenmedi ancak güneydoğu bölgesinde ve kent merkezine 60 kilometre mesafede yer alan stratejik El Kayyara kasabası Irak ordusunun kontrolünde. Bu bölgede Irak ordusuna bağlı ve ABD’li askeri uzmanlar tarafından eğitilen Altın Güç diye adlandırılan anti terör timleri öncü durumda. Hemen ardından ise kurtarılacak bölgelerin güvenliğini sağlamak için Irak ordusuna bağlı askerler var. ABD’ye bağlı Özel Kuvvetler ve birçok askeri danışman ise El Kayyara Hava Üssü’ne konuşlanmış durumda. Buradaki ABD’li güçlerin amacı, hava üssünü kullanarak Irak ordusuna ve diğer güçlere hızlı bir şekilde lojistik destek sağlayabilmek.

Bu bölgede aynı zamanda idari olarak Şii milis gücü Haşdi Şabi’ye bağlı ve tamamı Musullular’dan meydana gelen “Aşiret Güçleri” de var.

DOĞU BÖLGESİ

Kentin doğusunda yer alan Guver ve Hazır Cephesi’nin tamamı Peşmerge güçlerinin hakimiyetinde. Peşmerge güçleri, cephelerde kendi aralarında birçok noktaya ayrılmış durumda. Guver Cephesi’nde Peşmerge, Irak ordusu ile Aşiret Güçleri koordineli bir şekilde hareket ederken, Hazır Cephesi’nde ise sadece Peşmerge güçleri en ön cephede, Irak askerleri ise henüz sıcak çatışmaların yaşandığı noktalarda bulunmuyor. Bu güçlerin yanında, Hazır Cephesi’nde stratejik bir konuma sahip “Zerdık Dağı’nda” ABD’nin topçu birlikleri konuşlu.

Peşmerge güçlerinin bu bölgedeki amacı, Musul kent merkezine 10 kilometreden az bir mesafede yer alan çoğunluğu Hristiyan Hemdaniye ilçesi ile Bertılla kasabasını geri almaya çalışmak. Peşmerge güçleri Hemdaniye’nin geri alınması için Hazır Cephesi’nden üç koldan saldırıya hazır. Bertılla kasabası ise biraz daha iç kesimde olduğundan dolayı henüz bir müdahale söz konusu değil

Güvenlik güçlerinin doğu cephesindeki hedeflerinden bir tanesi de Guver-Musul anayolunu tamamen kontrol altına almak. Bunun meydana gelmesi halinde militanların kent çevresindeki hareket kabiliyeti zayıflatılmış oluyor.

Peşmerge güçleri Hazır Cephesi’nde Musul kentine yaklaşık 30 kilometre mesafede yer alıyor.

KUZEYDOĞU BÖLGESİ

Musul’un kuzeydoğusunda en önemli cephe Başika. Başika Cephesi’nde Peşmerge güçlerinin yanı sıra Türk askerleri tarafından 1 yıldan uzun bir süredir eğitilen ve sayıları 3 bin 500’ü bulan “Ninova Muhafızları” var. Peşmerge ve Ninova Muhafızları’nın yanında cepheye kısa bir süre önce gelip, Başika Dağı’nda kamp kuran ABD’nin topçu birlikleri var. Tam olarak kamplarına yerleşemeyen ve sevkiyata devam eden Irak ordusuna bağlı askerler de bu cephede mevcut.

KUZEY BÖLGESİ

Musul’un kuzeyinde yine çoğunlukla Peşmerge güçleri var. Peşmerge’nin kontrolündeki Telskof kasabası ve Musul Barajı’nda ise yavaş yavaş askeri sevkiyata devam eden Irak ordusu askerleri var.

KUZEYBATI BÖLGESİ

Peşmerge güçleri, Musul kentine kuzeyden müdahale edebilmek için Kesek ve Naveran cephelerinde konuşlanmış durumdalar. Burada Peşmerge’nin dışında başka herhangi bir güç bulunmuyor.

CHP’li Bekaroğlu, Silivri’deki gazetecilerle görüştü

Silivri’de tutuklu gazeteci Ali Bulaç, ifadesi alındığı sırada odaya giren birinin hakaret edip “Reisin kadrini bilmediniz” dediğini söyledi

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu Silivri’de tutuklu gazetecilerle görüştü ve gazetecilerin kendisine anlattıklarını aktardı. Ali Bulaç’ın ifadesi alınırken ağır hakaretlerde bulunulduğunu anlattığını söyleyen Bekaroğlu, Bulaç’ın, “Biz hiçbir aşamada fiziki işkence görmedik. Fakat ifadem alınırken ağır hakarete maruz kaldım. 3 polis ifademi alıyordu. Onlardan daha yaşlı biri içeri girdi. Hepsi ayağa kalktılar. Siması yabancı gelmedi ama tanıyamadım. Bana ağır şekilde hakaret etti. ‘Ali Bulaç daha çok sürüneceksin. Sen Ahmet Taşgetiren gibi hareket etmedin. Bak o nerde sen burdasın. Reisin kadrini bilemediniz, iyiliğini, dürüstlüğünü bilmediniz. Şimdi burda, bu yaşta, bu şekilde sürünüyorsun, daha da sürüneceksin’ dedi. Böyle bir şeyle karşı karşıya kaldım. En acı olay buydu. Daha ağır sözler var ama söyleyemiyorum” ifadelerini paylaştı.

Cumhuriyet’ten İklim Öngel’in haberine göre, CHP’li Bekaroğlu Silivri’de; Ahmet Altan, Mehmet Altan, Murat Aksoy, Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan, Şahin Alpay ve Mustafa Ünal’ı ziyaret etti. Bekaroğlu, ziyarete ve gazetecilerin durumuna ilişkin bilgi verdi.

Mektup ve kitap yasak

Bekaroğlu, gazetecilerin en çok yakındıklarının mektup alamamak, gönderememek ve kitap yasağı olduğunu söyledi. Bu uygulamanın son zamanlarda “haberleşme” ihtimaline karşı başladığını belirten Bekaroğlu, “Hayatları kitap olan bu insanlara kitap verilemiyor. Gazetecilerin tamamı haksız bir şekilde tutuklandıklarına inanıyorlar. Bir anlamda dargınlar” dedi.

Mehmet Altan’ın mahkeme dosyasını birlikte incelediklerini söyleyen Bekaroğlu, “Altan bir üniversite hocasıdır. 17-25’in bir müdahale olduğunu anlamalıydı” gibi hukukla izah edilemeyecek ifadeler olduğunu kaydetti.

Bekaroğlu, “Altan’a; ‘Darbe olduğunu anlamamış’ suçlaması yapılmış. Savcı ‘Nasıl oluyor da anlamıyor’ diyor. Altan yine bir televizyon programında diktatörlüğü anlatıyor, geçmişten örnekler veriyor. Altan’ın bu yorumları darbeye yardım ettiğine yorulmuş. Hukuku katleden kararlar var” dedi.

Gazetecilerin CHP’nin mağdurların yanında olmasının çok anlamlı olduğunu söylediklerini aktaran Bekaroğlu, “CHP’nin anlamı bir kez daha anlaşıldı” şeklinde tespitlerin olduğunu dile getirdi.

Sağlık sıkıntısı

Bekaroğlu gazetecilerin; kamuoyunun daha duyarlı olması ve darbe girişimi ile sonrasında yapılan haksızlıkları ayırmak gerektiğini anlattıklarını iletti. Tedavilerle ilgili aksamaların olduğunu belirten Bekaroğlu, Bulaç’ın kan şekerinin 500’ün altına düşmediğini, Bulaç ve Alpay’ın rahatsızlıkları nedeniyle sıkıntı yaşadığını aktardı.

53 yaşında bir kadın ‘doğru yürü’ denilerek saldırıya uğradı

Alışveriş yapmak için girdiği markette 53 yaşındaki bir kadın, önce “Düzgün yürü” denilerek sözle taciz edildi, ardından da saldırgan tarafından fiziksel saldırıya mağruz kaldı.

A.Ç.’nin uğradığı fiziksel saldırı sonrasında burnu kırıldı ve gözleri ile kolları zarar gördü. Karaciğer hastası da olan kadın olaydan sonra vücuduna aldığı darbelerden dolayı çok ağrılarının olduğunu söyledi.

A.Ç.’nin şikayetçi olduğu saldırgan ifadesi alınmadan serbest bırakıldı.

A.Ç. yaşadıklarını şöyle anlattı, ”Yağ almak için markete gitmiştim. Yürüyordum market içerisinde, arkam onlara dönüktü. Arkanıza bakın dedi, o zaman ben de dönüp baktım. Düzgün yürü dedi bana. Döverim seni düzgün yürü dedi. Ben yürüyorum zaten, nasıl dövüyorsun sen beni dedim. Böyle dövülür dedi. Eline ne aldığını görmedim ağır bir şeyle kafama vurdu. Müdahale etmeye çalıştım ama edemedim. Marketin içinde bana vurmaya başladı. Sonra marketin kenarına geçti gelenlere ben yaptım, haketti dedi. Market çalışanları karışmak istemediler açıkçası, daha sonra çalışanlardan biri dışarı çık birbirirnizi dışarıda yiyin dedi. Canım çok yandı, hatta orada ölebilirdim de. Çünkü yardım edecek kimse de yoktu. Markete gidiyorsun, oarada hiç yok yere dayakla karşılaşıyorsun. Ben onu tanımam o beni tanımaz, ilk defa karşılaştım böyle bir şeyle de.”

Frankfurt’un da gündemi tutuklu gazeteciler

Frankfurt Kitap Fuarı’nın önceki akşam yapılan açılış törenine, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un Türkiye’deki tutuklu yazarlar ve gazeteciler için yaptığı özgürlük çağrısı damga vurdu. Her yıl ekim ayında düzenlenen ve dünyanın en büyük kitap fuarı olarak bilinen etkinliğin açılışında konuşan Schulz, Türkiye’deki darbe girişiminin ardından başlayan tutuklama furyasında cezaevine konulan yazar Aslı Erdoğan ve tutuklu diğer yazar ve gazetecilerle “tam bir dayanışma içinde” olduğunu söyledi. Schulz konuşmasında “Türk hükümetine açık çağrımdır: Bu insanları serbest bırakın.” dedi.

Alman hükümetine çağrı

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un yanı sıra Belçika Kralı Philippe, Belçika Kraliçesi Mathilde ve Hollanda Kralı Willem-Alexander gibi önemli davetlilerin de hazır bulunduğu törende ayrıca Alman Yayıncılar ve Kitap Satıcıları Birliği Başkanı Heinrich Riethmuller de bir konuşma yaptı ve Aslı Erdoğan’ın cezaevinden yazdığı mektubu okudu. Riethmuller konuşmasında, Avrupa Komisyonu’na ve Alman hükümetine de Aslı Erdoğan’ın serbest bırakılması yönünde baskı yapmaları çağrısında bulundu ve fuara gelen konukların bu konuda düzenlenen imza kampanyasına katılabileceklerini söyledi.

ASLI ERDOĞAN’IN MEKTUBU:‘Edebiyat her diktatörü yener’

“İstanbul’da bir cezaevinden, akıl hastanesiyle eski cüzam hastanesi arasına sıkışmış, ‘Kadın Tutukevinden’, sizlere, edebiyatçılara sesleniyorum. Taşların, betonun, dikenli tellerin ardından, bir kuyudan seslenir gibi: Burada, benim ülkemde, akıl almaz bir hoyratlıkla çürümeye terk edilen ‘vicdan’; neredeyse alışkanlıkla öldürülmeye çalışılan ise HAKİKAT. Nasıl başarıyor, bilmiyorum, ama edebiyat her diktatörü eninde sonunda ‘yenmeyi’ başarmıştır… Kendi kanımızla yazdığımız ‘edebiyat’ – ki ben buna HAKİKAT diyorum.

Selamlarımla

Aslı Erdoğan

‘Barış için siyasi irade gerekiyor’

Kolombiya Adalet Bakanlığı Geçiş Dönemi Adaleti Bölümü Direktörü Catalina Diaz, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile Kolombiya hükümeti arasında gerçekleştirilen barış müzakereleriyle iligli
konuştu. “Kadın olarak Kolombiya barış sürecinde rol almak harika bir his ve fırsattı” diyen Diaz, süreci “Kolombiya iç çatışmaları dediğimiz ve 50 yıldan fazla zaman alan çatışmaları sonlandırmak için komünistlerle, gerillalarla, Marksistlerle, diğer sağ gruplarla konuştuk. Sonuna kadar ısrar ettik ve sivil toplum da bizimle iş birliği yaptı. Fark ettik ki orduyu da özellikle görüşmelere dahil etmemiz gerekir. Daha önceki barış görüşmelerinden de dersler çıkardık. Anahtar rolü oynayan insanları işe kattık” diye anlattı.

Barış süreçlerini başlatmak isteyenlerin bir siyasi iradeye sahip olması gerektiğini vurgulayan Diaz, “Aslında bu siyasi irade sonunda geliyor. Ama bu iradenin yaratılması gerekir. Bazı insanlar tarihi iyi okuyabiliyor ve siyasetin bu işleri çözmek için en iyi yol olduğunu anlıyorlar” dedi. Barış görüşmelerinde üçüncü gözün önemine dikkat çeken Diaz, “Uluslararası aktörler de önemli ve işin içine katılmalı. Sivil toplum örgütleri, değişik siyasi partiler de rol oynayabilir” diye belirtti. Ateşkes devam eder Kolombiya’daki referandum sonuçlarını da yorumlayan Diaz, “Yıllarca savaşıldı ve çok sayıda kişi kaybedildi ya da sürgün edildi. Ama bana kalırsa bu kişiler silahlı çatışmaları bitirmek için bir fırsattı” dedi. Diaz, referandum sonuçlarının “Hayır” çıkmasının, bir kez daha savaşa dönüleceği anlamına gelmeyeceğini, ateşkesin devam edeceğini söyledi.

Yasin Kobulan-Mesut Kaynar / İstanbul-Diha

Başkanlık referandumu Nisan’da!

AKP’nin ve Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın koltuk değneği gibi siyaset yapan MHP’nin gündeme getirdiği Başkanlık referandumunun tarihi netleşti. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, “Başkanlık teklifi Ocak’ta Meclis’te görüşülebilir, Nisan’da referanduma gidebilir” diyerek başkanlık referandumu için net tarih verdi. Katıldığı bir televizyon programında konuşan Hayati Yazıcı, 12-15 maddeyi içeren bir teklifle başkanlık sisteminin hayata geçirilebileceğini söyledi. Yazıcı, söz konusu teklifin Ocak ayında TBMM’de görüşebileceğini dile getirerek referandumun Nisan ayında gerçekleşebileceğini açıkladı.

Bozdağ’ın tarihi tutmadı 

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 13 Ekim’de Uluslararası İstanbul Hukuk Kongresi Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Türkiye’de şu anda “fiili bir başkanlık sistemi” bulunduğunu dile getirerek, konunun TBMM’ye taşınması gerektiğini söylemişti. Bozdağ, sonraki bir açıklamasında da ‘bahardan önce’ referandumun olabileceğini dile getirmişti.

HABER MERKEZİ

Anneler: Barışta ısrarcıyız

Dolmabahçe Sarayı önünde 51’nci kez barış talebinde bulunan Barış Anneleri, Türkiye’nin Musul operasyonuna dahil olma isteğine tepki gösterdi. Anneler, Mesut Barzanî’ye de, “Erdoğan’ın oyunlarına gelmesin. Kürtler üzerinde oynanan oyunlara kanmasın” diye çağrıda bulundu. Barış annesi Behiye Duman da, devam eden savaşın bitmesi ve akan kanların durması için 51 haftadır Dolmabahçe Sarayı önünde nöbette olduklarını hatırlatarak, yaşatılanlara rağmen barışta ısrarcı olduklarını söyledi.

İSTANBUL / DİHA

‘IŞİD saldırdığında Türkiye neredeydi?’

Musul operasyonuna katılmak için Türkmenleri bahane eden Türkiye’ye, Türkmen komutandan sert yanıt geldi. Haşdi El Şabi Kerkûk Türkmen Lideri Ebu Mustafa İmami, “DAİŞ Musul ve Telafer’e saldırdığında Erdoğan o zaman neredeydi?” diye sordu. IŞİD’in Telefar’i ele geçirerek katliamlar yaptığında Türkiye’nin bir kınama mesajı bile yayınlamadığını hatırlatan İmami, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Bu hükümet IŞİD beş yüz bin nüfuslu Telafer’e girdiğinde, Türkmen köylerini ele geçirdiklerinde tek bir kınama dahi yayınlamamıştı. O zaman neredeydiler? Telafer’de katledilenler Türkmen değil miydi?” Türkmen gücünün artık oluştuğunu ifade eden İmami, “Ülkeyi tüm gücümüzle savunacağız. Bu bizim en doğal hakkımızdır. Biz o dönem bütün komşularımızdan yardım istedik. Tüm dünyaya yardım feryatları gönderdik. O gün ateşi söndürmeyenler bugün o ateşi Iraklıların söndürmeye başladığını görünce, Türkiye şimdi mi sahip çıkacak bize? Onlar gerçekten Türkmenleri mi savunacak? Bu kardeşi savunmak değildir” dedi.

Türkiye işgale göz yummuştu

IŞİD, 16 Haziran 2014’te Telafer’i de işgal etmişti. Yüzde 60’ı Şii Türkmenlerden oluşan Telafer’de Şiiler kentten sürülürken; Sünni Türkmenler ise kentte kalmış ve Şiilerin evlerini talan etmişti. Talana katılanların büyük bölümünün MİT tarafından kurulan Irak Türkmen Cephesi (ITC) üyesi olduğu ortaya çıkmıştı. Şii Türkmenler daha sonra Heşdi El Şabi içerisinde örgütlendi.

‘Türkiye, Kürdistan’ı hedefliyor’

Kürdistan Özgür Toplum Hareketi Yürütme Kurulu üyesi Kerkûkî, Türkiye’nin Irak’taki varlığıyla Kürdistan’ın kazanımlarını hedeflediğini belirtti. Türkiye’nin bölge halkları için tehdit olduğunu söyleyen Kerkûkî, “Türkiye’nin Musul operasyonuna katılması başta Kürtler olmak üzere bölge halkı için büyük bir tehlikedir, Kürdistan için büyük tehlikedir” diye konuştu.

HABER MERKEZİ