Ana Sayfa Blog Sayfa 6223

Türkiye için ‘barış süreci’ tartışıldı

“Barış Süreçlerini Canlandırmak: Kolombiya, Filipinler, Endonezya” başlıklı konferans, “Türkiye için Dersler: Sırada Ne Var?” konulu tartışma ile sona erdi. Taksim’deki Elite World İstanbul Oteli’nde gerçekleşen iki günlük konferansın son oturumunda, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mêrdîn Milletvekili Mithat Sancar, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu konuştu. Galip Ensarioğlu, “Örgüt ve hükümet barış sürecinde olumlu tavır sergilediler. Bir takım odaklar şiddetten besleniyordu. Ve bu mihraklar bu sorunun çözülmesini istemiyorlardı. Ve hükümet gizli ve açık görüşmelerle bu barış sürecini denedi” dedi. Ensarioğlu, “Yarın basında çözümü konuştuk diye küfür edecekler. Bu süreçte nasıl barış konuşursun diye. Ölümler bizi çözümden uzaklaştırıyor. Siyaset bu sorunları çözmek için var. Biz bunları konuşuyorsak bu iyi bir şeydir. Birileri risk alacak ki ilerlenecek” dedi.

Parlementodan başlamalı

Sezgin Tanrıkulu ise “Yeni bir süreç başlatmak istiyorsak bunun parlamentodan başlaması gerekiyor. Bu bir risktir ve yapılması gerekiyor. Bu sürecin gecikmemesi gerekiyor. Savaş büyüdükçe mağdurların sayısı ve maliyeti artıyor ve toplum git gide kutuplaşıyor” diye konuştu. Mithat Sancar, her çatışma sorununun farklı olduğunu belirterek ülke içinde evrilen barış sürecine bakışını ve gelinen aşamaları anlatarak, “Evet, yeni bir barış süreci başlar ve çökerse daha şiddetli olur, bu doğrudur. Ve mutlaka yeniden müzakerelere dönülecektir. Ve eskisine göre çok daha sağlam bir sürece ihtiyacı vardır” dedi.

HABER MERKEZİ

 

Dündar ve Yurdatapan’a ‘Nöbetçi Yayın Yönetmenliği’ davası

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla bir günlük “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” yapan Gazeteci Can Dündar ve İnsan Hakları Savunucusu Şanar Yurdatapan ile gazetenin Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya hakkında iddianame hazırladı. 

İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, Can Dündar için “Terör örgütü yayınlarını basmak ve yayınlamak” iddiasıyla iddianame hazırlanırken, Şanar Yurdatapan ve İnan Kızılkaya için de, “Terör örgütü yayınlarını basmak ve yayınlamak” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla iddianame hazırlandı. 

İLK DURUŞMA 22 ARALIK’TA

Can Dündar’ın savunmasının alınamadığı ifade edilen iddianamede gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü olan İnan Kızılkaya’nın da haberlerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmasında belirttiği ifade edildi. İddianamede, Can Dündar ve İnan Kızılkaya’nın “Terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi. İddianameyi kabul eden İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi ilk duruşmanın 22 Aralık’ta yapılmasına karar verdi.

YURTDIŞINDA OLUP OLMADIĞI SORULACAK

Mahkeme ayrıca, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazarak Can Dündar’ın yurt dışında olup olmadığının mahkemelerine bildirilmesini istedi. (MEDYA SERVİSİ)

Özgür Gündem’de nöbeti Can Dündar devraldı

Can Dündar’a adliye bahçesinde silahlı saldırı

DİHA Muhabiri İdris Sayılgan gözaltına alındı

Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muş Muhabiri İdris Sayılgan, sabah saatlerinde Yeşilyurt Mahallesi’nde bulunan evine yapılan polis baskınında gözaltına alındı.
Baskın sırasında Sayılgan’ın evini arayan özel harekat polislerinin, Sayılgan’ın ailesini de tehdit ettiği iddia edildi. Sayılgan’ın fotoğraf makinesi, kamera ve hafıza kartlarına el koyan özel timler, evin kapı ve pencerelerini de kırdı. Yapılan aramanın ardından Sayılgan, kendisini darp eden polisler tarafından gözaltına alındı. 
Başından aldığı darbelerle yaralandığı ifade edilen SayılganIn gözaltı gerekçesi öğrenilemedi.

Aralarında DİHA Muhabiri İdris Sayılgan’ın da olduğu 5 kişiye 5 gün boyunca avukat kısıtlaması getirildi. Gözaltına alınan İdris Sayılgan, Mezopotamya Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEYADER) Eş Başkanı Medeni Işık, Belediye Meclis Üyesi Çiçek Tutuş, HDP İl Eş Başkanı Ayşegül Söylemez ile DBP İl Eş Başkanı Hatice Şeker, Muş İl Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor. (DİHA)

‘Dul arkadaşlarla gezip tozma’ indirim gerekçesi oldu

Çekmeköy’de eşi Hasret Çamoğlu’nu tornavida ile öldürmeye teşebbüs eden Yakup Kara’yı önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptıran mahkeme “tahrik, pişmanlık ve iyi hal” nedeniyle cezayı 11 yıl 3 aya indirdi.
Mahkemenin indirim gerekçeleri arasında Hasret Çamoğlu’nun “dul arkadaşları ile gezip tozması”, “alkol kullanması” da yer aldı.

TAHRİK, PİŞMANLIK VE İYİ HAL İNDİRİMİ

Hasret Çamoğlu, evlilikleri sürerken 8 Ağustos 2014 tarihinde eşi Yakup Kara tarafından birçok yerinden tornavida ile yaralandı. Hasret Çamoğlu komşuları tarafından hastaneye kaldırılırken, yakalanan Yakup Kara tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 

Bunun üzerine avukatlar, Adli Tıp’tan gelen ve genç kadının hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını belirten raporla birlikte tekrar tutuklama talebinde bulundu. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Yakup Kara, 29 Ağustos 2014’te tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturmayı yürüten savcılık tarafından Yakup Kara hakkında, “Kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Davanın karar duruşması geçtiğimiz ay görüldü. Yakup Kara’yı önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptıran mahkeme “tahrik, pişmanlık ve iyi hal” nedeniyle cezayı 11 yıl 3 aya indirdi.

Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi 8 sayfalık gerekçeli kararında iddianame, sanık Kara ve mağdur Çamoğlu ile tanıkların beyanlarına yer verdi. Mağdur Hasret Çamoğlu’nun cep telefonu HTS kayıtlarının incelendiği belirtilen gerekçeli kararda, “Gecenin geç saatlerinde (02.00-04.00) arası uzun süreli çok sayıda görüşmesi olduğu, bu görüşmelerin büyük çoğunluğunun Sinan ve Hasan isimli kişilerle olduğu tespit olundu” cümlelerine yer verdi. 

2000 yılında evlenen çiftin bir süredir kıskançlık sebebi ile aralarında geçimsizlik bulunduğunu belirtilen gerekçeli kararda, “Özellikle Hasret’in kuaför salonu çalıştırmaya başladıktan sonra dul arkadaşları ile gezip tozması, alkol kullanması, eve geç gelip bazen de birkaç gün gelmemesi, eve ilgi göstermemesi, 28 yıldır aradığı üvey kardeşini bulduğunu söyleyerek bazen bu kişide kalması üzerine tartışma ve geçimsizliğin dozunun arttığı anlaşılmıştır” denildi.

‘ÖFKE VE ŞİDDETLİ ELEMİN VERDİĞİ GAZAP HALİNDE…’

Olay günü sanık Kara’nın eşi ile konuşmak istediği sırada kadının sık sık telefonun çalması üzerine tartıştıkları ifade edilen kararda, Kara’nın ‘aksi ispat edilemeyen’ ifadesine göre Hasret Çamoğlu’nun telefonuna cinsel içerikli mesajlar geldiği aktarıldı.

İkilinin arasındaki tartışmanın şiddetlendiği belirtilen kararda, “Sanığın kapıldığı öfke ve şiddetli elemin verdiği gazap halinde eline geçen namlu uzunluğu 15 cm olan öldürmeye elverişli tornavidayı rastgele Çamoğlu’na vurmaya başladığı dosya kapsamından anlaşılmıştır” ifadeleri yeraldı.

‘ALKOL KULLANIP DUL ARKADAŞLARIYLA GEZMELERE ÇIKMASI’

Mahkeme, kararda cezada yaptığı indirimlerin gerekçelerini ise şu şekilde belirtti:

Sanığın 14 yıllık karısının iş yeri çalıştırmaya başladıktan sonra alkol kullanıp, dul arkadaşlarıyla sıkça akşam gezmelerine çıkıp, geceleri eve geç gelip, bazen de gelmeyerek sanıkla aile birliğine uygun düşmeyen davranışları sebebiyle yaşanan anlaşmazlığın getirdiği birikim üzerine olay günü aksi ispatlanamayan telefonda cinsel içerikli mesajları gören sanığa ‘Sen adam mısın, bundan sonra böyle, işine gelirse’ şeklinde cevap vermesi üzerine sanığın kapıldığı sinir, hiddet ve şiddetli elemin etkisi ile suçu işlediği ve Çamoğlu’nun bu davranışlarının sanık lehine haksız tahrik olarak kabulü gerektiği kanaatine varılarak sanık hakkında haksız tahrik indirimi uygulanmıştır” (DHA)
 

Adolf Hitler’in doğduğu ev yıkılıyor

Avusturya’nın Braunau kentinde bulunan ve akıbeti konusunda yıllardır tartışılan Adolf Hitler’in doğduğu evin, yıkılmasına karar verildi. Avusturya gazetesi Die Presse’e konuşan Avusturya İçişleri Bakanı Wolfgang Sobotka, Uzmanlar Komisyonunun tavsiyesi doğrultusunda Hitler’in doğduğu evin yıkılacağını ve yerine yeni bir bina yapılacağını söyledi. Sobotka, kararın parlamento tarafından da onaylanmasını sağlayacaklarını açıkladı. 17.yüzyıl mimarisiyle yapılan bina koruma altında bulunduğu için, yıkımı konusunda parlamentonun onayı gerekiyor.

Hitler’in 1889 yılında doğduğu evin neo-naziler tarafından sürekli ziyaret ediliyor olması Avusturya’da rahatsızlık yaratıyordu. Yıkım kararıyla Hitler’in doğduğu evin, neo-naziler için anıta dönüşmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.

Adolf Hitler, 20 Nisan 1889’da Braunau‘da Salzburger Vorstadt 15, adresinde bulunan binada dünyaya geldi. Ailesi Hitler’in doğumundan birkaç hafta sonra kentte başka bir binaya taşındı. Hitler 3 yaşına geldiğinde ise Braunau’dan ayrıldı. Bina 1938 yılında Hitler’in özel sekreteri Martin Bormann tarafından yüksek bir bedele satın alındı ve kültür evine dönüştürüldü. Savaş sonrasında naziler evi havaya uçurmak istese de Amerikalılar buna engel oldu. 1952 yılında eski sahipleri tarafından tekrar satın alınan bina bir süre kütüphane olarak hizmet verdikten sonra farklı amaçlar için kiraya verildi. Yıllar içerisinde yıpranan binanın modernizasyonu, sahibi tarafından pahalı olduğu için gerçekleştirilmeyince, bina 2011 yılından bu tarafa boş bulunuyor. (DHA)

New York Times: IŞİD’in kuşatılmış kalesi Musul

Musul sakinleri gıda istifliyorlar ve duvarlara gizlice direniş sloganları yazıyorlar, bu arada IŞİD yöneticileri yeraltı tünellerini genişletiyor ve ABD’nin insansız hava uçaklarından kaçmaya çalışıyorlar. (…) 
Pazartesinin ilk saatlerinde, Başbakan Haydar İbadi’nin operasyonun başladığını duyurduğu açıklamasına topçu atışları ve zırhlı araçların kent sınırlarına birkaç kilometre ötesinden hızlı ilerleyişi eşlik etti.  
Aralarında son haftalarda sıvışmayı başarmış mültecilerin ve kaçak cep telefonlarıyla ulaşılmış kent sakinlerinin bulunduğu, Musul’dan kaçmış yaklaşık üç düzine insanla yapılan görüşmelere göre, IŞİD ya da DAEŞ olarak bilinen İslam Devleti’nin sert otoriter yönetimi altındaki kente girmek için savaşacak olan bu güçler direnmek ya da kaçmaya hevesli nüfusu ikna etmek için birkaç haftadır baskı uyguluyordu. 
Musul’dan çıkmak artık zor ve tehlikeli: Yakalananlar milyon dolarlık cezalarla; eğer Irak ordusunun ya da polisinin eski üyeleriyse ise kafalarının kesilmesi cezasıyla karşı karşıya kalacaklar. 
Sivillerin sığınaklara gıda stoklarken, cihatçıların ise Musul içinde çılgınca askeri hazırlık yaptığı söyleniyor, hava saldırısı işaretiyle sokaklardan, çoğunlukla aşağıdaki genişletilmiş tünel ağlarına kaçıyorlar. 
Musul’da kalan bir milyon ya da daha fazla sakinden bazıları kenti yöneten –ABD ordusuna göre 3 bin 4 bin 500 kadar militanı olan- IŞİD’e karşı direnecek cesareti gösteriyor. IŞİD’e karşı graffitiler ya da diğer muhalefet işaretlerinin yanı sıra yakalananların öldürülmesi olayları son haftalarda yoğunlaştı. 
Reuters’a göre bu ayın başlarında, 58 kişi IŞİD’i devirme komplosunda rol aldıkları gerekçesiyle örgütün lideri Ebubekir Bağdadi’nin bir yardımcısının önderliğinde idam edildi.
Haziran 2014’te binden az IŞİD savaşçısı 60 bin kadar Irak asker ve polisini Musul’u terk etmeye zorladığında, Sünni nüfusun çoğu sevinmişti. Militanların, yolsuzluğu ve Şii ağırlıklı Irak Hükümeti ve güvenlik güçlerinin tacizlerini bitirecek Sünniler olarak görmüşlerdi. 
(…) “Daha önce IŞİD’i kabul etmiş olanlar bugün fikrini değiştirdi” diyor, başlangıçta IŞİD yönetimini kabul etmiş olan ve geçenlerde Musul yakınlarındaki köyünü terk eden eski Eğitim Bakanlığı çalışanı Azhar Mahmud. 
Öte yandan, kent içinde çoğunlukla sembolik de olsa yer altı direnişleri başladığına dair raporlar da var. (…)
Musul’daki Sünni dini etkinlikler ofisinin eski başkanı olan ve kenti sakinleriyle düzenli iletişimi olduğunu söyleyen Ebubekir Kenan’ın bildirdiğine göre, yerel ekonmik kriz de militanları vurdu, savaşçılara yapılan ödemeler 2014’te 400 dolarken 100 doların altına düştü.
(…) Musul’daki kimileri, militanların nasıl ev ev dolaşarak yakıldığında duman çıkaracak kullanılmış kablolar topladığını anlatıyor. 
Irak Anti-Terör Gücü Sözcüsü Sabah Numan “Her şeyi bekliyoruz” diyor: “Biliyoruz ki bu IŞİD için son durak, gidecekleri başka yer yok. Zorlu bir savaşa hazır olmalıyız” (New York Times)

(Kısaltarak çeviren: Elif Görgü)

Musul operasyonu başladı: Dakika Dakika gelişmeler

Guardian: Musul, Irak’ın kaderini belirler

“Her ne kadar terörist gruba karşı zafer ihtimali büyük olsa da, ardından ne olacağına dair endişeler baki. Ordu ilerlerken, 1.3 mülteciye ne olacağını ya da iki yıl boyunca tiranlığın hükmettiği kentte yeni bir yönetimin nasıl kurulacağı soruları yardım kuruluşları ve bölgesel yönetimleri meşgul ediyor, bazıları Musul’da olacakların Irak’ın kaderini belirleyeceğine inanıyor (…) Bağdat ve Washington’daki yetkililer, IŞİD’in ele geçirdiği ve kaybettiği Tikrit, Ramadi ve Felluce gibi diğer kentlerde yaşananların da ötesinde, mayınlar ve patlayıcılarla daha da zorlu hale getirilecek, uzun ve zorlu bir savaş bekliyorlar.(…) 

Irak Merkezi Hükümeti hâlâ zayıf ve ülkenin Sünni bölgelerinde etkisi çok az. 2010’a kadar Musul’da varlığını koruyan ABD, artık Irak’taki işgalci bir güç değil. Barack Obama kendi yönetiminde yeniden görevlendirilen 6 bin askerin sadece IŞİD’e karşı savaşmak için bulunduğunu, ülkeyi bir arada tutmak için gerekli diplomatik girişime askeri güç sağlamadığını söyledi.  
Iraklı bir istihbarat yetkilisi şöyle söylüyor: Hangi güçlerin katılacağı üzerine bir anlaşma var. Bu Irak’taki son savaş ve herkes tamamlanmasını istiyor. Şii milislerin hedefteki bölgelere müdahil olmasına izin verilmesi akıllıca ve kontorllü bir hareketti. 
IŞİD’e karşı iki yıllık savaştan sonra Şiilerin Irak’taki son savaşın dışında tutmanın mümkün olduğuna inanmıyorum. Eğer Sünnileri ikna edemezsek ölümüne savaşacaklardır. IŞİD’e karşı küçük unsurlar var ve onları rahatsız etmeye çalışıyorlar, fakat bu asıl olarak aşiretlere bağlı bir durum. İçerideki Sünnilere olacakları anlatmaya ve ikinci bir şansları olduğunu anlatmaya çalışıyoruz” 
(The Guardian’dan çeviren Elif Görgü)

Savaş karşıtları uyardı: Yine büyük katliamlar olur

Arif BEKTAŞ
Londra

Başta Irak ve Irak Bölgesel Kürdistan Yönetimi karadan ve koalisyon güçlerinin de havadan Musul’a yapılan operasyona ilişkin Evrensel’e konuşan İngiltere Savaş Karşıtı Koalisyonu kurucusu Lindsey German, yine büyük katliamların olacağı uyarısını yaparak, tüm dış güçlerin elini bölgeden çekmesini istedi.

German, “Ben başından itibaren ABD ve İngiltere’nin bölgedeki bombalamalarına ve saldırılarına karşı çıktım. Çünkü dış güçlerin müdahalesi her zaman sorunu daha da büyütüyor ve bölgeyi bir kaosa itiyor. Şimdi Musul’daki operasyonla birlikte çok sivil hayatını kaybedecek, mülteci krizi patlak verecek. Suriye, Irak ve Yemen’de, birnlerce insanın yerinden yurdundan edilmesi, katledilmesi dış güçlerin müdahalesi sonucu ortaya çıkıyor. Tüm dış güçler derhal bölgeden çekilmelidir” dedi.

DİRENİŞ OLURSA SAVAŞ UZUN SÜRER

Musul’da IŞİD’e yönelik yapılan operasyon İngiltere kamuoyunun da gündeminde. Özellikle, Birleşik Kralık’ın Avrupa Birliği’nde çıkma kararının uzun süredir gündemi işgal etmesine rağmen, Irak’taki operasyon birkaç gündür İngiliz basınında tartışılıyor. 
Musul operasyonu sırasında kentte bir direnişin olması durumunda, yüz binlerce kişinin yollara düşeceğini yazan The Guardian gazetesi, IŞİD’in kolay kolay pes etmeyeceğini ve buna karşılık da koalisyon güçlerinin 30 bin kara gücüyle Musul’u kesin almak istediğini yazdı. Gazete, IŞİD’in koalisyon güçlerine direnmesi ve savaşın uzun sürmesi sözkonusu olduğunda yüzbinlerce kişinin komşu ülkelere ve daha güvenlikle alanlara göç edeceğini ifade etti.
İngiltere hükümeti ise gazetemiz baskıya girdiği saatlerde henüz bir açıklama yapmamıştı. Konuya dışarından izliyor gibi görünse de Musul, İngiltere’nin de bölgedeki çıkarları açısından son derece önemli bir operasyon.

Selahattin Demirtaş: Tek bir A planımız var; direniş

Cem GURBETOĞLU

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş partisinin hafta sonu gerçekleştirdiği genişletilmiş parti meclisi toplantısının ardından dün bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı. HDP’lilere yönelik soruşturmaların ve istenen cezaların tamamının AKP’ye hizmet edecek bir sonuç ortaya çıkarmaya dönük olduğunu vurgulayan Demirtaş, “Bu tür şeyler HDP’yi küçültmez, büyütür. Erdoğan’ın bunu biliyor olması lazımdı. Kendi geçmişini unutarak, yargıyı siyaseti bir dizayn aracı olarak kullanan Tayyip Erdoğan bunun altında kalır. Bu işler savcıların değil, Erdoğan’ın kafasının ardından çıkıyor, biliyorum” diye konuştu. 

‘SEÇMENLER VEKİLLERİNE SAHİP ÇIKACAKTIR’

Hakkında 102 dosya bulunduğunu aktaran Demirtaş, “Benim davalarda ifade vermem için siyaseti fiilen bırakmam lazım. Şehir şehir dolaşıp ifade vermem lazım. Türkiye’nin her yerinde davam var” dedi. Kasım ayı itibariyle HDP’li vekillerin duruşmalarının başlayacağını hatırlatan Demirtaş, bu davalarda vekiller hakkında zorla getirme kararı çıkartılabileceğini söyledi. Zorla getirme kararının uygulanmak istenmesi halinde ne yapacakları sorusuna Demirtaş, “Vekillerimiz tabi ki fiziki olarak direnecek değiller. Ama o vekilleri parlamentoya gönderen seçmen kesinlikle bir direniş ortaya koyacaktır, sahiplenecektir vekillerini” dedi. 
HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım’ın ifade vermeye partinin bilgisi dahilinde gittiğini belirten Demirtaş, Dekanlık yaptığı döneme ilişkin haksız bir zimmet suçlaması olduğu için Yıldırım’ın aklanmak için savunma yapmayı talep ettiğini aktardı.

‘MHP-AKP TEK PARTİ GİBİ’

Başkanlık sistemini de içeren Anayasa değişikliği için MHP Genel Başkanı Devlet  Bahçeli’nin çıkışıyla başlayan tartışmaları da değerlendiren Demirtaş, “Ben şunu anlıyorum ki, Bahçeli ve AKP kapalı kapılar ardında görüşüyor ve birlikte gündem hazırlıyorlar. MHP, AKP tam bir tek parti gibi çalışıyorlar” dedi. Bahçeli’nin daha 7 Haziran seçimleri öncesinde AKP’ye tam destek verme kararı verdiğini söyleyen Demirtaş, “Bir parti tümüyle iktidardaki partinin her türlü politikasını destekleme kararı alabilir. Ama muhalefet yapıyormuş gibi davranıp alttan kirli pazarlıklar yapmak kesinlikle etik dışıdır” diye konuştu. 

‘BAŞKANLIK DEYİP DİKTATÖRLÜĞÜ YUTTURMASINLAR’

Başkanlık tartışmalarına ilişkin tutumlarında bir değişiklik olmadığını vurgulayan Demirtaş, “Başkanlık sistemi, yarı başkanlık, önemli olan modelin ismi değil içinde demokrasi olup olmayacağıdır. Bir dikta rejimi, tek adam rejimi uzun süredir inşa edilmek isteniyor. Adına da başkanlık sistemi deniyor. Biz de buna karşı olduğumuzu ilan ettik. Eğer sistemin mevcut yönetim modelinin nasıl demokratikleşeceği tartışılacaksa biz buna açığız. Ama ‘parlamenter sistem işlemiyor’ diye kimse bize diktatörlüğü yutturmaya kalkmasın. Bunun adı buz gibi faşizmin kurumsallaştırılmasıdır” ifadelerini kullandı. 

‘SEÇİM DEĞİL, MÜCADELE GEREKLİ’

Erken seçim tartışmalarına CHP’nin de dahil olmasını eleştiren Demirtaş, şu değerlendirmeleri yaptı: “Türkiye’de şu an yapılacak herhangi bir seçimin adil olma ihtimali var mı? Sıfır. OHAL koşulları, dikta rejimi, tek adam rejimi… Böyle bir dönemde seçimde yapılsa, referandum da yapılsa asla gerçek halk iradesi ortaya çıkmayacak, çıkamayacak. Muhalefetin sesi kısılmış durumda, bütün muhalif radyo televizyon kanalları ya kapatıldı ya susturuldu, geri kalan kanalların tamamı TRT’den daha beter durumda Erdoğan yalakasına dönüştü. Böyle bir seçimin adil olma şansı var mı?” 
Demirtaş, “Toplumun kurtuluşunu yeni bir seçime odaklamak demokrasiden hiçbir şey anlamamaktır. Bu bir mücadele sürecidir. Parlamento içinde ve dışında bir mücadeleyi büyütmek gerekir. Demokrasi işleseydi, evet, seçim bir kurtuluş alternatifi olabilirdi. Ama böyle bir ortamda tümüyle faşizme karşı demokrasi cephesini büyütüp meydanda, sokakta, alanda, parlamentoda mücadeleyi büyütüp birleştirmektir kurtuluş. Çözüm budur. Erdoğan’ın sahte seçim tuzaklarına ana muhalefet partisinin bilerek veya bilmeyerek düşmesi büyük yanılgı olur. Biz seçimden korkmayız ama dikta rejiminin inşa edildiği yerde demokratik eşit seçim oluyormuş görüntüsü altında faşizmin sandıktan meşruiyet elde etmesine kimse çanak tutmamalıdır” dedi. 

‘FAŞİZME KARŞI DEMOKRASİ CEPHESİ’

AKP ve Erdoğan’ın, HDP’nin baraj altında kaldığına ikna olduğu an seçim için düğmeye basabileceğini belirten Demirtaş, bugün erken seçim yapılmıyorsa sebebinin anketlere göre HDP’nin hâlâ barajı aşacak destek gördüğünün (yüzde 11 sınırında) görülmesinde yattığını söyledi. Demirtaş, “Önce koşulları demokratikleştirmek için mücadele edelim. OHAL’in kaldırılması, KHK’lerin kaldırılması gibi şeyler için mücadele edelim ki seçime giderken bari adil bir seçim kararı olsun” diye konuştu. 
Faşizme karşı demokrasi güçlerinin tabandan bir birlik sağlaması gerektiğini ifade eden Demirtaş, sendikalara, sivil topluma siyasi partilere bu noktada büyük görev düştüğünü dile getirdi. Demirtaş, böyle bir cephenin içinde yer almayan herkesin faşizmin ekmeğine yağ sürdüğünün farkında olması gerektiğini vurguladı. Demirtaş, “Bizim öyle B-C planımız yok, A planımız var: Direniş. Onun dışındaki her plan halkı kandırmaktır. B-C-D hangi planı yaparsa yapsınlar karşısında bizim A planımızı bulacaklar. Her yerde faşizme karşı direneceğiz” diye konuştu. 

‘CHP YÖNETİMİ SUÇ İŞLEMİŞTİR’

Demirtaş, CHP’ye de sert eleştirilerde bulundu. Yenikapı-Saray ittifakının CHP’yi boşa düşürme taktiği olduğunu, amacın CHP’nin muhalefet etmesini engellemek, ana muhalefet partisini atıl bırakmak olduğunu söyleyen Demirtaş, “Erdoğan demokrasi ilkelerinde uzlaşmayacağını, HDP’yi çağırmadıklarında görmelerinde gerekirdi” dedi. CHP yönetiminin bu tutumuyla bütün Türkiye muhalefetini atıl durumda bıraktığını savunan Demirtaş, “CHP yönetimi bunun sorumlusudur. Erdoğan’ın değirmenine su taşıyarak, tarihi bir suç işlemiştir. CHP yönetimi özeleştiri borçludur. Erdoğan’ın önünün açılmasına resmen çanak tuttular. Bu ilk defa mı yaşanıyor. Erdoğan’ı Erdoğan yapan Siirt seçimlerinden başlayarak, CHP suç işlemiştir” diye konuştu. 

‘GÜN BUGÜNDÜR’

Demirtaş bu durumun CHP içerisinde de görüldüğünü belirterek, “CHP’nin içerisindeki vicdanlı ne kadar güç varsa bugün sesini çıkarmalıdır. Bugün çıkarmayacaklarsa yarın ortada CHP diye birşey bırakmayabilirler. Gün bugündür, ille parti genel merkezleri bir araya gelip blok cephe ilan etmek zorunda değiller. Taban birbirine yakınlaşmalı, sivil toplum örgütleri, kadın örgütleri, emek örgütleri ortak mücadele alanlarında yan yana durmalılar” dedi. 

TÜRKİYE, MUSUL TRENİNİ KAÇIRDI

Musul operasyonu konusunda da değerlendirme yapan Demirtaş, Türkiye’nin çözüm sürecini bitirerek bölgeye ilişkin politika üretme fırsatını elinden kaçırdığını söyledi. Demirtaş, şunları söyledi: “Türkiye bu treni kaçırdı. Davutoğlu’nun siyasi körlüğü, Erdoğan’ın kendi kişisel ajandasını Türkiye’nin önüne koyması ve çözüm masasını devirmeleri bölgesel açıdan Türk-Kürt ittifağının fırsatını götürdü. Oysa Türkiye’yi bölgede güçlendirecek şey, Türkiye’nin Kürtleri yanına almasıydı. Erdoğan ve Davutoğlu ne yaptı; Kürtleri yanına almaktansa Nusra’yı, ÖSO’yu, IŞİD’i yanına aldı. Hal böyle olunca bütün dünyada terör destekçisi bir Türkiye’ye dönüştü. Kürtlerle kavgalı olarak, Bağdat’la kavgalı olarak bölgede politika üretilemez.  Gürültü koparıldığına bakmayın Musul operasyonunda Türkiye denklem dışıdır. Netleşmiş tek şey var Erdoğan ve Davutoğlu’nun hataları nedeniyle daha Musul operasyonu başlamadan kaybeden ülke belli oldu; Türkiye.”

GEVERİ’YE YANIT: HDP’NİN DEĞİL, KENDİSİNİN DARLIĞI

Demirtaş, soru üzerine HDP Van Milletvekili Adem Geveri’nin basına yansıyan eleştirilerini değerlendirdi. Eleştiri basın yoluyla yapıldığı için kendisinin de basın yoluyla yanıt verdiğini özellikle vurgulayan Demirtaş özetle şunları söyledi: “Milletvekillerimizin parti içerisinde eleştirilerini sunabilecekleri çok sayıda mekanizmaya sahipler. Yapılan hiçbir eleştiri de partimizde olumsuz karşılanmaz, saygıyla karşılanış ve değer verilir. Bunun dışında kendi özel seçmen kitlesini basın üzerinden tatmin etmeye dönük açıklamaları ben parti disiplinine aykırı olarak görüyorum. HDP dünyanın en zor yöneltilebilen partisidir. Bu kadar muazzam iç ve dış dengeyi bir arada tutmak hiç kolay bir iş değildir. Buna rağmen kendi içinden ve dışından karşılaştığı basınca rağmen bölgedeki mezhep, kimlik, inanç tartışma ve gerilimlerini en iyi şekilde çözmeyi başarabilmiş parti biziz. Bunun kıymetini bilmiyorsa bir milletvekilimiz kusura bakmasın bu HDP’nin anlayışından kaynaklanan bir problem değil, kendisinin darlığından kaynaklıdır. İç demokrasi adı altında kimse HDP’yi kurtlar sofrasında çakalların önüne atmaya kalkmasın. ”

Evrensl/ Ankara
 

Kars kent merkezi 10 santim kar altında

Hava sıcaklığının sıfırın altında 1 dereceye kadar düşmesiyle, başta Kars ve çevresi olmak üzere gece yağmur yerini kar yağışına bıraktı. Kars kent merkezine mevsimin ilk kar yağışı bugün öğle saatlerine kadar aralıklarla sürmesi bekleniyor. Sabah, güne her taraf bembeyaz kar örtüsüyle uyanan Karslılar, kışlık giysileri ile sokağa çıktılar. Okullara gitmek için evlerinden çıkan çocuklar ise önce kartopu oynadı.

Kar kalınlığının 10 santime kadar çıkması, ulaşımda aksamalara neden oldu. Yazlık lastikleri ile yola çıkanların otomobiller yollarda kaydı. Soba ve kaloriferlerin yakıldığı kente başka bölgelerden bu yıl gelen öğrenci ve memurlar, erken gelen kışın şaşkınlığını yaşadı. (DHA)