Ana Sayfa Blog Sayfa 6232

Kurz: Türkiye’nin AB üyesi olmayacağına eminim

Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz, Türkiye’nin AB üyesi olmayacağından emin olduğunu belirterek bu düşüncesinde yalnız olmadığını öne sürdü. AB’den çok sayıda yetkilinin de aynı düşüncede olduğunu belirten Kurz, “Onlar üyelik müzakerelerinin devam ettirilmesi gerektiğini ancak sonuçta üyelik olmayacağını söylüyorlar” diye konuştu.

“Bu konuda birçok AB’li politikacının düşündüğü ile söylediği arasında büyük fark var” diyen Dışişleri Bakanı Kurz, samimi olunması çağrısında bulundu. Kurz, “Bunu hem yıllardır Türkiye’nin AB üyeliğine net biçimde karşı olan kendi vatandaşlarımıza, hem de Türkiye’ye borçluyuz” dedi.

“Esnek üyelik modeli”

Alman Die Welt gazetesine demeç veren Kurz, Türkiye ile AB üyeliği olmadan özel bir ilişki geliştirilmesi gerektiğini belirterek Türkiye konusunda Avusturya eski Başbakanı Wolfgang Schüssel’in önerdiği “özel ortaklık” modelinden yana olduğunu dile getirdi.

“Hem Türkiye, hem de Doğu Avrupa ülkelerinde AB’nin esnek bir üyelik modeline ihtiyacı olduğunu görüyoruz” diyen Kurz, “Türkiye ile tam üyelik olmaksızın, bir işbirliğine ihtiyacımız var” diye konuştu.

Kurz, birkaç hafta önce Kurier gazetesine verdiği demeçte, Türkiye ile AB arasında yeni müzakere başlığının açılmasını veto edeceğini söylemişti. Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Elmar Brok ise müzakerelerin derhal durdurulmasının ‘diplomatik açıdan saçma olacağını’ belirtmişti.

AB ve Türkiye arasındaki üyelik müzakereleri 2005 yılında başladı ve 35 ayrı fasıl üzerinden yürütülmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Ancak şimdiye dek sadece 16 fasıl açıldı. 

©Deutsche Welle Türkçe

DW/MK/HT

Küresel ısınmayla mücadelede önemli adım

Önerdiğimiz linkler Avrupa Parlamentosu‘ndan Paris İklim Anlaşması’na onay

Avrupa Parlamentosu‘ndan Paris İklim Anlaşması’na onay çıkmasıyla birlikte dünya çapında anlaşmanın yürürlüğe girmesinin önü açılmış oldu. (04.10.2016)

BM İklim Anlaşması imzaya açılıyor

Paris’te üzerinde uzlaşılan iklim değişikliği ile mücadele anlaşması BM Genel Merkezi’nde bugün imzaya açılıyor. Törene 50’si devlet ve hükümet başkanı olmak üzere 150’den fazla ülkenin temsilcisi katılıyor. (22.04.2016)

‘İklim değişikliği yüz binlerce kişiyi öldürecek’

Küresel ısınma ve iklim değişikliği can alıyor. İngiliz uzmanlarca yapılan bir araştırma, iklim değişikliğinin tarım ürünleri ve gıda zinciri üzerindeki etkisini inceledi. Çarpıcı ve kaygı verici sonuçlara varıldı. (03.03.2016)

Yaklaşık 200 ülkenin temsilcisi Ruanda’nın başkenti Kigali’de yapılan İklim Zirvesi’nde, iklim değişikliğine yol açan zararlı hidroflorokarbon gazının kullanımının durdurulması konusunda uzlaşmaya vardı. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından cumartesi günü yapılan açıklamada, bu uzlaşmanın 2015’deki Paris İklim Zirvesi’nden bu yana elde edilen en büyük başarı olduğu belirtildi. Varılan uzlaşmada, buzdolabı ve klima gibi cihazlarda kullanılan zararlı hidroflorokarbon gazının kullanımının kademeli olarak durdurulması hedefleniyor.

Toplantıya katılan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, “bunun ileriye dönük çok önemli bir adım” olduğunu söyledi. Kerry, BBC’ye yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma sayesinde küresel ısınmayı yarım derece azaltabileceğiz” dedi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun Enerji ve İklimden Sorumlu Üyesi Miguel Arias Canete de, bu uzlaşmanın “iklim açısından çok önemli bir zafer” olduğunu dile getirdi.  Canete, böylece Paris İklim Zirvesi’nde alınan kararlar açısından somut bir adım atılmış olduğunu ifade etti.

Montreal Protokolü’nün genişletilmesi

Buzdolabı, klima gibi cihazlarda kullanılan hidroflorokarbon gazlarının, karbondioksitten yüz ile bin kat daha zararlı olduğu biliniyor. Bu nedenle çok sayıda ülke bu gazların kullanımının durdurulması için harekete geçmişti. Geçen temmuz ayında 25 ülke temsilcisinin Avusturya’nın başkenti Viyana’da yaptığı toplantıda, bu gazların kullanımının durdurulması için Montreal Protokolü’nün genişletilmesi konusunda bir bildiri yayınlanmıştı.

1987 yılında yaklaşık 200 ülkenin katılımı ile imzalanan Montreal Protokolü ile buzdolabı, klima gibi cihazlarda kullanılan kloroflorokarbon gazlarını yasaklamıştı. Böylece ozon tabakasının incelmesinin durdurulması hedeflenmişti. Ancak bu zararlı gazın yerine kullanılan hidroflorokarbon gazının da başka olumsuz etkileri olduğu tespit edildi. Hidroflorokarbon, ozon tabakasında incelmeye yol açmıyor ancak küresel ısınmayı olumsuz yönde etkiliyor.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/DW, JD/BW

 

ABD’de Müslümanlara yönelik saldırı engellendi

Önerdiğimiz linkler El Kaide liderinden bireysel saldırı çağrısı

El Kaide lideri Ayman el Zevahiri ABD ve diğer Batı ülkelerinde yaşayan Müslüman gençlere bireysel saldırı eyemleri düzenleme çağrısında bulundu. (13.09.2015)

Obama: Bunun sonu nereye varacak?

ABD Başkanı, Müslümanların ülkeye alınmamasını isteyen ve terörle mücadelenin ciddiye alınmadığını öne süren Trump’ı ‘lafazanlıkla’ suçladı. (15.06.2016)

“Müslümanlar ABD’ye gelmesin”

ABD başkan aday adayı Donald Trump, yeni kampanya spotunda Müslümanların ABD’ye girişinin engellenmesini istedi. (05.01.2016)

ABD Adalet Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, Kansas Eyaleti’nde Müslümanları hedef alan bir saldırı engellendi. Bakanlık’tan cuma akşamı yapılan açıklamada, üç kişinin bir cami ile Somalili Müslümanların yoğun olarak yaşadığı bir binaya bombalı saldırı planladıkları gerekçesiyle gözaltına alındığı belirtildi.

ABD’de iç istihbarat ve güvenlikten sorumlu FBI’ın yaklaşık 8 ay süren soruşturmasının ardından yaşı 47 ile 49 arasında olan zanlıların “Haçlılar” (The Crusaders) adlı örgüte mensup oldukları tespit edildi.

Bombalı araçla saldırı planı

Adalet Bakanlığı’ndan verilen bilgilere göre, söz konusu şüpheliler Kansas’ın batısındaki Garden City kasabasında yaklaşık 120 Somalili mültecinin yaşadığı bir bina ile bir camiye yönelik saldırı planladı. Binanın dört köşesinde bomba yüklü araçların patlatılması hedefleniyordu.

Bakanlığın yaptığı açıklamaya göre, Haçlılar adlı örgütün toplantısına katılan bir muhbir, FBI’ya saldırı planları konusunda bilgi verdi. Muhbir ayrıca saldırı planlayan kişilerin, patlayıcı maddelerin yanı sıra silah ve mühimmat edindiğini anlattı. Bakanlık’tan verilen bilgilere göre, bu kişilerden biri kimliğini gizleyen bir FBI çalışanı ile buluşarak, bomba yapımı konusunda bilgi aldı. Saldırının ABD’de başkanlık seçimlerinden bir gün sonra 9 Kasım’da planlandığı kaydedildi.

Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, zanlıların nöbetçi hakim karşısına çıkartıldığını, suçlu bulunmaları halinde müebbet hapis cezası alabilecekleri belirtildi.

 © Deutsche Welle Türkçe

dpa, JD/BW

 

Sansüre karşı ortak mücadele

ZEYNEP KURAY

OHAL Kararnameleriyle muhalif televizyon ve radyoların kapatılmasını değerlendiren Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Uğur Güç, muhalif sesleri kesmeye çalışan AKP hükümetinin mutlak iktidar olmak istediğini vurguladı. Bu baskıların ve sansürün karşısında tek duruş şeklinin örgütlü mücadele ve dayanışma olduğunu kaydeden Güç, 5 Ekim 2016 tarihinde tüm dünyada Türkiye’deki gazetecilere özgürlük

isteneceğini aktardı. AKP/Saray iktidarının çıkarttığı Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) Hayatın Sesi, TV 10, Zarok TV, Jiyan TV, TV10 ve İMC TV’nin de aralarında bulunduğu 12 TV ve 11 radyo yayınının kesilmesine karşı tepkiler büyüyor. ‘FETÖ’ adı altında bütün muhalif seslerin kesilmeye çalışıldığına dikkat çeken TGS Genel Başkanı Uğur Güç, Kürt, Alevi, sosyalist ve muhalif kanallara karşı topyekûn bir cadı avı başlatıldığına işaret etti. Bu yolla AKP hükümetinin mutlak iktidar olmak istediğini vurgulayan Güç, “AKP kendi dışındaki başka bir düşünceye, sese tahammülü yok . Bu yolla basını kendi kontrolü altına alamaya amaçlıyor. Bu mutlaklaşan bir iktidarın ayak sesleri diyebiliriz” diye konuştu.

‘Dur demek gerek’

Gazetecilerin tehlikenin farkında olması gerektiğini ifade eden Güç, bugün kendi işlerini kaybetmeme uğruna sesini çıkartmayan ve her türlü baskıyı kabul eden gazetecilerin de bu tehlike çarkının dışında olmadığını kaydetti. “Sesini çıkartmayan bu gazeteciler gelecekte çalışacakları yerlerin de bir şekilde hedef olacağını görmeleri lazım” diyen Güç, “Bu baskılar ve sansürün karşısında tek duruş şekli örgütlü mücadele ve dayanışmadır” diye kaydetti. Kapatmaların önümüzdeki dönemlerde gazetelere de sıçrayabileceğine dikkat çeken Güç, Gündem’in kapatılmasının ardından sıranın Evrensel, BirGün, Sözcü, Cumhuriyet gibi muhalif gazetelere geldiği söylentilerinin dolaştığına işaret etti. Tek sesli bir döneme doğru gidildiğini belirten Güç, bu gidişata herkesin ve özellikle halkın dur demesi gerektiğinin altını çizdi. Tek sesli yayınların toplumu daha da kutuplaştıracağını hatırlatan Güç, “Zaten her akşam insanlar televizyonlarda AKP’nin propagandasını izliyor, duyuyor, görüyor. Böylece farklı, aykırı fikirlerin serbestçe beyan edilmesi engelleniyor. Bu tehlikeli gidişata mutlaka dur demek gerekiyor. İnsanların muhalif yayınlara ve halkın haber alma hakkına sahip çıkması gerekiyor” dedi.

Uluslararası dayanışma

15 Temmuz sonrası asıl darbeyi AKP hükümetinin yaptığını kaydeden Güç, bu sansür karşısında özgür basının susmayacağını hatırlattı. Baskılara karşı TGS olarak uluslararası dayanışmayı örgütlediklerini aktaran Güç, “Bu çerçevede 5 Ekim 2016 tarihinde Uluslararası Gazeteciler Federasyonu öncülüğünde tüm dünyada eş zamanlı Türkiye‘de ki gazetecilere özgürlük istenecek ve sosyal medya üzerinden kampanya yürütülecek. Yine yurtdışına çıkan AKP ‘li bakanlara gidecekleri ülkelerde Türkiye’deki basının durumu hatırlatılacak. Bizler ise burada mücadelemize devam edeceğiz , sokaklarda ve cezaevleri önünde eylemlerimizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

birgün

Her yol Erdoğan’a çıkacak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başkanlık çıkışının ardından anayasa değişikliği önerisi üzerine değerlendirmelere başlayan AKP’de, tam başkanlık, Türk tipi başkanlık, yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanlığı olmak üzere tüm modeller masaya yatırılacak. Her formül, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP’nin lehine olabilecek şekilde dizayn edilecek.

Başbakan Binali Yıldırım’ın başkanlıkla ilgili anayasa değişikliğini en kısa sürede TBMM’ye sunacaklarını açıklamasının ardından gözler, AKP’nin nasıl bir başkanlık sistemi önereceğine çevrildi.

Tam başkanlık modeline karar verilmesi durumunda daha önce AKP’nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sunduğu başkanlık sistemi önerisi dikkate alınarak bir öneri hazırlanacak. Yeni anayasa yapımının çok uzun süre alacağını hesaplayan AKP yönetimi, yalnızca başkanlık sistemiyle ilgili düzenlemelerin yer alacağı 15-20 maddelik bir paketin gündeme getirileceği kaydediliyor.

AKP yönetimi, MHP’den gelebilecek desteği de dikkate alarak yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanlığı modellerini de yedekte tutacak. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin parlamenter sistem vurgusu nedeniyle yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanlığı modeline bu partiden daha çok destek gelebileceği değerlendirmesi yapılıyor.

           

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, referandum için tarih verdi

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Kanal 24 canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendiremelerde bulundu.

Yargıda yapılan Bylock operasyonuyla ilgili konuşan Adalet Bakanı Bozdağ, “Yargının içinde FETÖ’nün eli ve müdahalesi var” dedi.

Bozdağ, “Bu adli süreçte bir açıklamayı yapmayı doğru görmem. Yargıyla ilgili atılan adımlarda yargının tarafsız ve bağımsız olması çok önemli. HSYK, yargının bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre faaliyetlerini yapan bir yer. Yargının üzerinde hiçbir gölgenin olmamasını istiyoruz. Ama görüyoruz ki geçmişten bugüne Türk yargısı üzerinde Fethullahçı Terör Örgütü’nün eli var ve yargıya müdahalesi var. HSYK’nın burada yaptığı şey bir terör örgütünün adli süreçlere müdahalesine ve adli kararlara tarafsız şekilde engel olan yapısının yargı içindeki oluşumuna engel olmak. Yapılan hukuk devletini ve yargının tarafsızlığını korumaktır. Bir müdahale yok. Yapılan bir müdahaleyi ortadan kaldırma adımları var” dedi.

Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı konuşmaya değinen Bakan Bozdağ,”Sayın Bahçeli’nin konuşmasını canlı dinledim. Benim anladığım şu Sayın Bahçeli Başkanlık tartışmalarını ülke gündeminden çıkarmak istiyor. Bunun yolu da halka sormaktır. AK Parti’nin gücü yetmiyor, sayımız yetmiyor bu belli. Sayın Bahçeli neden Meclis’e gelmesini istedi o zaman. Benim Sayın Bahçeli’nin Meclis’te destek çıkacağı şeklinde bir algım oluştu. Demek ki 330’a tamamlanıp, halka gidilecek. Ha halk hayır derse biz bu defteri kapatıp kaldırırız.” dedi.
 
BAHÇELİ’Yİ VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞIYORLAR

MHP’den daha sonra gelen açıklamaların sorulması üzerine Bakan Bozdağ şunları söyledi;

“Bahçeli’nin sözleri bu şekilde okunur. Ama şimdi siyasilerden gelen yorumlara baktığınızda Bahçeli’ye akıl veriyorlar. Ben böyle demedim diye çark edebilirsin diyerek vazgeçirmeye çalışıyorlar.Sayın Bahçeli ne söylediğini bilen birisidir. Bahçeli gibi zeki bir insan bu tavsiyeyi verenler de haksızlık yapıyorlar. “
 
REFERANDUM NE ZAMAN OLUR?

Bakan Bozdağ olası referandumun ne zaman yapılacağı sorusuna ise “Referandum 2017 içerisinde yapılabilir. MHP ve AK Parti anlaşırsa 2017 başında referandum sandığını görebiliriz.” şeklinde cevap verdi.

Soykırım inkarına ceza yasası çıktı

Fransa’da, Ermeni Soykırımı’nı inkar edenlerin cezalandırılmasını öngören yasa, Senato’da kabul edildi. Tasarıya 146 senatör “hayır” oyu verirken 156 senatör ise “evet” yönünde oy kullandı. Senatoda kabul edilen tasarı, yeniden meclise gönderilecek, tartışma yapılmayacak değişikliklerle 3 hafta sonra yasallaşacak. Senato Başkanı Gerard Larcher, çekimser oy kullandı. Fransa’da Nicolas Sarkozy’nin cumhurbaşkanlığı döneminde kabul edilen inkar tasarısını Anayasa Konseyi, ifade hürriyetini sınırlandırdığı gerekçesiyle iptal etmişti. Tasarının yeniden Anayasa Konseyi’ne taşınması için  60 senatör veya vekilin imzası gerekiyor.

PARİS

 

 

Ateşkes 2017’ye kadar uzadı

 

Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, FARC-EP ile yapılan barış anlaşmasının referandumda kıl payı farkla reddedilmesi sonrası zaman kazanmak için FARC’la ateşkesi yıl sonuna kadar uzattı.

Kararını öğrenci liderleriyle yaptığı görüşme sonrası televizyonda açıklayan Santos, “Öğrencilerden biri bana, hem orduda hem gerilla saflarında bir kurşun daha sıkmamayı uman gençler olduğunu hatırlattı. Bu nedenle ve öğrencilerin isteği üzerine ateşkesi 31 Aralık’a kadar uzatıyorum” diye konuştu. Santos ayrıca “Bu bir ültimatom ya da son tarih değil ancak bu yeni anlaşmanın oluşturulması sürecinin biran önce sonuçlanmasını umuyorum” dedi.

Toprak hakları ve adalet için 52 yıldır silahlı mücadele veren Marksist gerilla hareketi FARC ile Kolombiya hükümeti, 4 yıl süren müzakerelerin ardından geçen ay tarihi bir barış anlaşmasına imza atmıştı. Ancak insan hakları, halkların eşitliği gibi konuların referanduma götürülmemesi gerekirken Santos, 2 Ekim 2016’da referandum yaptırdı. Düşük katılım oranı sonucu referandumda az farkla hayır çıkmıştı.

Görüşmeler sürüyor

Bu arada Santos, kirli savaş döneminin katillerinden Uribe’nin başını çektiği muhalefetle başlattığı görüşmeler sürüyor. Santos muhalefetin önerilerini Küba’nın başkenti Havana’da görüşeceği FARC liderlerine iletecek. FARC Lideri Timoleon Jimenez Timochenko (Rodrigo Londoño Echeverri) , anlaşmanın canlandırılacağına inandığını, ancak maddeleri yeniden müzakere etmek istemediğini söylemişti. Santos, barış anlaşmasının referandumda reddedilmesine rağmen Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Ancak NOBEL Komitesi, FARC Lideri Timoleon Jimenez Timochenko’ya ödül vermeyerek hayal kırıklığı yarattı.

BOGOTA

 

 

 

 ‘Türkiye’nin operasyonu işgal’

Rus Komsomolskaya Pravda gazetesine konuşan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Türkiye’nin “Fırat Kalkanı Operayonu”nu “uluslararası hukuka aykırı işgal” olarak tanımladı.

Halep’i silahlı gruplardan almanın yolunun Türkiye’ye püskürtmek olduğunu söyleyen Esad, “Teröristleri geldikleri yer olan Türkiye’ye sürmek ya da öldürmek için bu bölgeyi temizlemeye devam etmek zorundasınız. Başka bir seçenek yok. Halep, bu hamle için çok önemli bir sıçrama tahtası olacak” dedi. Suriye’deki savaşın artık Rusya ve Batı arasında bir çatışma olduğunu belirten Esad, Türkiye’nin Suriye politikasını değiştirmesini umduklarını da söyledi.

HABER MERKEZİ

 

İskoçya’dan bağımsızlık hamlesi

İskoçya Özerk Yönetimi, Birleşik Krallık’tan ayrılmak için yeni bir referandum yolunda somut adım attı. İskoçya’nın Başbakanı Nicola Sturgeon, İskoç Ulusal Partisi’nin (SNP) Glasgow kentinde düzenlenen kongresinde ikinci kez referandum yapılması için yasa önerisini gelecek hafta açıklayacaklarını söyledi. SNP’nin lider kadrosu, geçen ay bağımsızlık arayışlarına hız vermiş ve bunun 2018 yılının sonbahar aylarında yapılmasını hedeflediklerini açıklamıştı. Sturgeon, İngiltere’nin AB’den çıkma kararı (Brexit) sonrası İskoçya’nın çıkarlarını koruma amaçlı güçlü bir siyasi yetkiye sahip olduğunu söyledi.

Sturgeon, Brexit sürecinde İngiltere hükümetinin göç ve AB ortak pazarında kalma gibi konularındaki açıklamalarının muhafazakar partinin ‘öfkeli ve yabancı düşmanı sağcı kesimler’ tarafından ele geçirildiğini de ifade etti. Sturgeon’ın bağımsızlık hamles, sert bir Brexit süreci yaşanacağı sinyalleri veren İngiltere Başbakanı Theresa May’e bir meydan okuma olarak görülüyor.

İskoçya 23 Haziran’da Birleşik Krallık’ta yapılan referandumda AB içinde kalmaya yüzde 62 oranında destek vermişti.

EDINBURG