Ana Sayfa Blog Sayfa 6242

Rus Bakan ‘vize anlaşması olacak mı?’ sorusuna bu yanıtı verdi

Rusya Ekonomi Bakanı Aleksey Ulyukayev, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile gerçekleştirdiği görüşmenin gazetecilerin yönelttiği ‘Türkiye-Rusya arasında yeniden bir vize anlaşması olacak mı?’ sorusuna, “Vize muafiyeti konusu çok zor. Zira bu konu güvenlik ile ve Türkiye’deki terör olaylarıyla ilgili. Bu risklerin kendi topraklarımıza aktarılmasını istemiyoruz” yanıtı verdi.

Dünya Enerji Kongresi’ne katılmak üzere İstanbul’a gelen Rusya Ekonomi Bakanı Aleksey Ulyukayev, dün Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile gerçekleştirdiği görüşmeye dair bugün basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Rus Bakana gazeteciler ‘Türkiye-Rusya arasında yeniden bir vize anlaşması olacak mı?’ sorusu yöneltti. Ulyukayev, yöneltilen bu soruyu “(Türk vatandaşları için) vize muafiyeti konusu çok zor. Zira bu konu güvenlik ile ve Türkiye’deki terör olaylarıyla ilgili. Bu risklerin kendi topraklarımıza aktarılmasını istemiyoruz. Ciddi olarak tartışabileceğimiz tek konu (Türk) iş çevreleri için vize serbestisidir. Bu da kolay bu konu değil ama bunu konuyla ilgili çalışmaya hazırız ” diye yanıtladı.

Diğer taraftan Ulyukayev, Rus turistlerin Türkiye’de yaptıkları harcamaları ruble üzerinden ödemesi konusunun yeniden tartışılmaya başladığı bilgisini de verdi. Ulyukayev, “Umarım merkez bankaları da şimdi bunu konuşmaya başlayacak” ifadelerini kullandı.

Ulyukayev, Türkiye’ye uygulanan gıda ambargosunu aşamalı olarak kaldıracaklarını da belirtip bazı Türk ürünlerinin yıl sonuna kadar Rusya pazarına geri dönebileceğini paylaştı. “Orada (Türkiye’de) bizde benzeri olmayan ya da sınırlı miktarda yetişen ürünler var. Sözgelimi, portakal. Bu ürünler neden geri dönmesin” diyen Ulyukayev, yasakların karşılıklı olarak kaldırılması gerektiğine vurgu yapıp, Türkiye’nin Rus süt ürünleri ve bazı et ürünlerine yönelik sınırlamalarının devam ettiğini hatırlattı.

Ulyukayev Rossiya 24 televizyonuna verdiği demeçte de Türkiye ile karşılıklı ticaretin ulusal para birimleri üzerinden yapılması ihtimalini de görüştüklerini belirtti.

Ulyukayev, şunları söyledi: “Bu fikir güncel. Bu konuya (Zeybekçi ile) görüşmemizde de değindik. Heyetlerimizde merkez bankalarının temsilcileri de var. Bu olanakları ilk olarak bölgelerarası ticarette daha sonra da daha geniş kapsamda, yatırım ilişkilerini de kapsayacak bir biçimde kullanmayı planlıyoruz.”

(öç)

Sanatçı Aydınlar ve HDP’lilerin yargılandığı dava ertelendi

Sanatçılar Pınar Aydınlar ve Murat Elmastaş ile HDP yöneticisi hakkında açılan davada mahkeme heyeti kararını açıklamak üzere duruşmayı erteledi.

İzmir’de 7 Haziran seçimleri öncesinde HDP İzmir Milletvekili adayı Pınar Aydınlar, HDP İl Yöneticisi Hacay Yılmaz ve müzisyen Murat Elmastaş hakkında “suç ve suçluyu övmek” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davanın üçüncü duruşması İzmir Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada sanıklar Yılmaz ve Elmastaş ile avukatları hazır bulunurken, HDP’li yöneticiler de duruşmayı izledi.

Sanıkların savunmaları önceki duruşmalarda alınması nedeniyle mahkeme tarafından son sözleri sorulurken, sanıklar savunmalarına ekleyecek bir şey olmadığını belirterek beraatlarını talep etti. Duruşma savcısı, mütalaasında sanıkların üzerine atılı suçların sabit olduğunu Aydınlar, Yılmaz ve Elmastaş hakkında “örgüt propagandası” cezasının verilmesini istedi.
Mahkeme heyeti ise kararını açıklamak üzere duruşmayı 27 Ekim tarihine erteledi.

Ne olmuştu?
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimleri öncesinde Pınar Aydınlar ve Hacay Yılmaz’ın HDP bürosunun açılışında yaptıkları konuşma, Murat Elmastaş’da seslendirdiği şarkı gerekçe gösterilerek “suçu ve suçluyu övmek, örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla dava açmıştı. Sanıklar hakkında 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

(cb/cnö/cd)

Katliamın birinci yılında fotoğrafları sergilendi

10 Ekim Ankara Katliamı’nın birinci yılında katliamda çekilen fotoğraflar Çankaya Belediyesi sergi salonunda sergilendi. Sergi 22 Ekim’e kadar açık kalacak.

10 Ekim 2015’te Ankara Tren Garı’nda gerçekleşen katliamda foto muhabirleri, gazeteciler ve yurttaşların çektiği fotoğraflar, “Hatırladığın kadar güçlü unuttuğun kadar suçlusun unutma” ismiyle katliamın birinci yılında Çankaya Belediyesinde sergilendi. Katliamın bütün dehşetinin yansıdığı fotoğraflarda katliamdan sonra gerçekleşen polis saldırısı da görülüyor. Ayrıca sergide katliamda yaşamını yitiren İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisi Günay Doğan’ın da kıyafetleri yer alıyor.

10 Ekim’de yaşamını yitirenlerin yakınları, katliamın birinci yılında gerçekleştirilen anmadan sonra sergiye geçti. Sergide duygu dolu anlar yaşandı.

Bugün başlayan sergi 22 Ekim’e kadar devam edecek.

(as/kk/dm)

Erdoğan Böhmermann kararına itiraz etti

ZDF televizyonundaki programında okuduğu hakaret içerikli şiiri nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan Alman komedyen Jan Böhmermann, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın itirazıyla karşılaştı. Erdoğan’ın avukatı Mainz Savcılığı’nın Böhmermann’la ilgili soruşturmanın durdurulmasına itiraz etti. Mainz Savcılığı’ndan yapılan açıklamada Erdoğan’ın itirazının Koblenz kentindeki Başsavcılık tarafından inceleneceği belirtidi.

Mainz Savcılığı geçen hafta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şikayetiyle “yabancı devlet adamına hakaret” suçlamasıyla Alman komedyen Jan Böhmermann hakkında açılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiği duyurmuştu. Savcılığın açıklamasında, söz konusu eylemle ilgili cezai bir soruşturma için yeterli dayanak bulunmadığı belirtilmişti.

Alman hükümeti soruşturmaya izin vermişti

Alman komedyen Jan Böhmermann, Erdoğan’a yönelik hakaret içeren şiiri geçen mart ayı sonunda Alman televizyon kanalı ZDF’de yayınlanan “Neo Magazin Royale” adlı programında okumuştu. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu şiirle ilgili rahatsızlığını Berlin’e iletmesi üzerine Alman hükümeti, savcılığa soruşturma başlatılması yetkisi vermişti. Alman Ceza Yasası’nın 103’üncü maddesi uyarınca yabancı devlet adamına hakaret suçlaması ile ilgili soruşturma açılabilmesi için hükümetin onay vermesi gerekiyor.

Böhmermann hakkında soruşturma açılan 103’üncü madde şikayet edilen kişi hakkında 3 yıla kadar hapis ya da para cezası verilmesini öngörüyor.

Öte yandan Erdoğan, Böhmermann’la ilgili başka dava daha açmıştı. Erdoğan’ın avukatının başvurusu üzerine Hamburg’da şiirin tamamen yasaklanması için bir soruşturma daha yürütüldü. Şiirin yasaklanması talebi ile Hamburg Eyalet Mahkemesi’nde açılan davanın görülmesine 2 Kasım’da başlanacak.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/HS/EC

Fransa: Halep’i Ceza Mahkemesi’ne taşıyacağız

Fransa hafta sonunda Halep’e yönelik Suriye rejiminin başlattığı hava saldırılarını durdurmak için BM Güvenlik Konseyi’ne bir karar tasarısı sunmuştu. Halep kenti üzerindeki hava sahasında uçuşa yasak bölgeler oluşturulmasını öngören tasarı Rusya’nın vetosu nedeniyle sonuçsuz kalmıştı. Fransız yönetimi bunun üzerine Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden soruşturma başlatmasını istedi.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean Marc Ayrault

“Açık bir savaş suçu”

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault, France Inter radyosuna yaptığı açıklamada “Bu soruşturmaları hangi biçimde başlatabileceğini görmek için Uluslararası Ceza Mahkemesi başsavcısıyla temas kurmaya çalışacağız” diye konuştu. Suriye’de “açıkça” bir savaş suçu işlendiğini belirten Ayrault bunda sorumluluk sahibi olanların açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

Suriye ordusuna bağlı uçakların yanı sıra Rusya da Halep’e terör gruplarını hedef alarak saldırı düzenlediğini söylüyor.

Putin’in Fransa ziyareti

Gelecek hafta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Paris’e resmi bir ziyaret düzenlemesi planlanıyor. Ancak Rusya’nın Suriye’deki rolü nedeniyle Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, TMC televizyon kanalına verdiği demeçte ziyaretin gerçekleşmesinin şüpheli olduğunu belirtti.

Hollande, “Eğer onu kabul edecek olursam bunun kabul edilemez ve Rusya’nın imajı açısından vahim olduğunu ona söyleyeceğim” dedi. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Putin’in Paris’e düzenleyeceği ziyaretin hazırlıklarının yapıldığını açıkladı.

©Deutsche Welle Türkçe

dpa/EC/HS

Üç bin yıllık üzüm cinsi yok oluyor

Dünyada bir tek Erdîş’te yetişen ve cinsi çok eskilere dayanan Erdîş üzümü bilinçsizliğin ve duyarsızlığın kurbanı.

M.Ö 600 ve 900 Yılları arasında İlçede yaşayan ve üç adet ihtişamlı şehir kuran Urartular döneminden günümüze kadar uzanan Erdiş üzümü, bilinçsizlik ve duyarsızlık nedeni ile her geçen yıl biraz daha azalarak yok oluyor. Geçen yıllara rağmen bu yıl üzümün daha az verim sağladığını ifade eden üretici Osman Zengin, ailesinin üzümden elde ettikleri gelirle kendisini büyüttüğünü dile getirerek, “Erciş üzümü artık soframıza bile yetmiyor” dedi.

Urartuların mirası

Urartu Hükümdarı Aramu tarafından inşa ettirilen ve adı Arzaşkun olan Erciş’in bir çok noktasına ekilen Erciş Üzümü uzun yıllar kentin önemli geçim kaynağı olurken, günümüzde yok olmakla karşı karşıya. Üzümün önemini günümüze kadar taşıyan ve Karataşlar Mevkii’de bulunan tablet taşlar üzerine üç bin yıl önce çivi yazısıyla yazılan kitabede, Kral Menua üzüm bağlarını talan edenlere beddua ediyor. Yazıtta, “Menua İşpinioğlu, Tanrı Haldi için bu asma üzüm bağlarını diktirdi. Her kim ki bu asmalara zarar verirse, Tanrı Haldi, Tanrı Teişeba, Tanrı Şevini ve bütün tanrılar onu güneş altında kavursun.” ifadesi ile üzümün dönemdeki önemine dikkat çekiliyor. Urartu Uygarlığı, taş işlemeciliğinin yanı sıra yetiştirmiş oldukları üzümlerle tanındığı biliniyor. M.Ö 600-900 Yılları arasında İlçede yaşayan ve üç adet ihtişamlı şehir kurdukları belirtilen Urartular döneminde, tarihi Zernaki Tepe Mevkii’nden Haydarbey Mahallesi’ne kadar olan alanların tamamının üzüm bağı olarak kullanıldığı belirtiliyor. Küçük taneli ve ekşimsi bir tadı bulunan Erciş Üzümü’nün bağbozumu, Eylül ayının sonlarından Kasım ayının başlarına kadar devam ediyor.

‘Geçim kaynağımız soframıza yetmiyor’

Çocukluğunun üzüm bağlarında geçtiğini ifade eden ve Salihiye mahallesinde ikamet eden Osman Zengin, geçmişte ekonomik kaynakları olan üzümün günümüzde artık sofralarına bile yetmediğini söyledi. Zengin, “Benim babam bu üzümden elde ettiği gelirle bizi okuttu ve büyüttü. İlçede üzümün pekmezi yapılırdı. Şimdi bırakın pekmezi artık sofralara bile yetmiyor” ifadesinde bulundu. Zengin, üzüm bağlarının tozlandığını ifade ederek, tozlanmaya karşı çözüm bulamadıklarını dile getirdi.

‘Her şeyimizi kaybediyoruz’

Başta kominal yaşam olmak üzere günümüzde geçmiş ile ilgili her şeylerini kaybettiklerini ifade eden Zeynep Zengin, “eskiden bir dayanışma vardı, herkes birlik ve beraberlik içindeydi. Bu bağlar eskiden böyle olsaydı köy meclisleri toplanır buna yönelik çözümler üretilirdi. Çünkü her bitki geleceğe yönelik bir miras niteliğindeydi. Fakat günümüzde bu önem yok, bu gün birinin evi bile yansa kimse dönüp bakmaz. Kendi üzümlerimiz varken bizler gidip uzaklardan gelen üzümleri alıyoruz. Para ve rahatlığın peşinden koşar olduk. Yarın ne olacak endişesi yok oldu artık. Bu üzümlerin kıymetini bilmezsek kendi kıymetimizi de bilmeyiz” diye konuştu.

Kilosu 5 TL’ye alıcı buluyor

Az üretiminden dolayı tüketicinin ilgisini çeken üzümün kilosu 5 TL’den alıcı buluyor. Erciş İlçe Tarım Müdürlüğünden üzüm cinsinin güçlenmesine yönelik destekleme projeleri beklenilirken, üzüm fidelerini para karşılığında satması ilgiyi azaltmakta.
DİHA-Van

Clinton: Kürtleri silahlandırırım

Önerdiğimiz linkler Trump tepkilere rağmen adaylığı sürdürmede kararlı Tarihçi Fitzpatrick: Clinton’ın avantajı tecrübesi

ABD’de şimdiye dek 200’den fazla kadın başkanlık için yarıştı ancak başarılı olamadı. Tarihçi Ellen Fitzpatrick’e göre Hillary Clinton bugüne dek yarışan bütün kadın adaylardan daha fazla tecrübeye sahip. (01.10.2016)

TV düellosunun galibi Clinton

ABD başkan adayları Hillary Clinton ve Donald Trump’un ilk televizyon düellosu hararetli tartışmalara sahne oldu. Yapılan anketler Clinton’ın tartışmanın kazananı olduğunu gösteriyor. (27.09.2016)

Düelloyu Trump’ın yardımcısı kazandı

Beyaz Saray’ın iki numaradaki adayları televizyon düellosunda karşı karşıya geldi. Düelloda Trump’un yardımcısı olarak yarışan Mike Pence, rakibi Tim Kaine’ı geride bıraktı. (05.10.2016)

ABD’de Demokratların adayı eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Cumhuriyetçilerin adayı iş adamı Donald Trump TV programında ikinci kez kozlarını paylaştı. TV düellosu, karşılıklı suçlamalarla çok sert bir tonda geçti. Başlangıçta el sıkışmaktan kaçınan adaylar tartışma sonunda tokalaştı.

Hillary Clinton, Suriye’deki savaşın tartışıldığı kısımda Kürtlerin silahlandırılması konusuna değindi. Clinton, “Başkan olursam Kürtleri silahlandırmayı değerlendirirdim” ifadesini kullandı.

Trump özür diledi

Trump ise kadınlarla ilgili aşağılayıcı ve küfürlü sözler sarf ettiği video kaydından ötürü özür diledi. Videoyu “soyunma odası sohbeti” diye tanımlayan Trump, “Bundan gurur duymuyorum. Ailemden ve Amerikan halkından özür diliyorum” dedi. Kadın düşmanı olmadığını belirten Trump, “Hiç kimse benden fazla kadınlara saygılı olamaz” görüşünü dile getirdi. Clinton’ın eşi, ABD eski Başkanı Bill Clinton hakkındaki taciz suçlamalarını hatırlatan Trump, “Benimkisi lafta kalırken o işi eyleme döktü” dedi. Clinton ise videonun, “Trump’ın gerçekte kim olduğunu gösterdiğini” savundu. 

‘Clinton cezaevinde olurdu’
Tartışmada Clinton’ın e-posta skandalı da gündeme geldi. Trump, “Eğer ben başkan olsaydım sen şu an cezaevinde olurdun” dedi. Trump, “Müslümanları ABD’ye almayalım” yönündeki çağrısını ise yumuşattı. Trump özellikle Suriye gibi ülkelerden ABD’ye gelecekler için çok güçlü güvenlik kontrolü yapılması gerektiğini vurguladı. Donald Trump, “on binlerce Suriyeliye ABD’nin kapılarının açılmasının tüm zamanların en büyük Truva atı olacağı” görüşünü dile getirdi.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/AFP/dpa/GA, AG

Yorum: Nefret dolu ve silik düello

İkinci kez canlı yayında kozlarını paylaşan Başkan adayları Hillary Clinton ve Ronald Trump arasındaki ikinci söz düellosu nesnel tartışma olmaktan çok psikolojik savaşa benziyordu. Milyarder işadamı Trump kadınları aşağılayan kazak erkek tarzındaki konuşmasının video kaydına nasıl tepki gösterecekti? Hillary Clinton, kocasının evlilik dışı ilişkileriyle ilgili olarak rakibinin söylediklerine nasıl karşılık verecekti?

Karşılıklı ithamlar canlı yayından önce başlamıştı. Trump yayından bir saat önce alelacele basın toplantısı düzenledi ve üçünün Bill Clinton’ın cinsel tecavüzüne uğradığını söylediği dört kadını medya mensuplarının karşısına çıkardı.

Canlı yayından önceki şaşırtma girişimi

Bu manevra hiç şüphesiz Hillary Clinton’a sürpriz saldırı amacını taşıyordu. Trump Demokrat rakibinin kafasını karıştırarak, geçen haftadan bu yana uğradığı kaybı telafi etmek istemişti. Zorunlu el sıkışma sırasında birbirlerinden nasıl iğrendikleri yüzlerinden okunuyordu.

ABD Başkanlığı için yarışan adaylar arasındaki ikinci canlı yayın hor görme ve nefret havası içinde geçti. Mimik ve jestlerinden karşılıklı antipatilerini dışa vurmakla birlikte iki aday da kontrollü davranarak hakaretamiz sözler söylemedi. Hillary Clinton’dan bu dikkati göstermesi zaten beklenebilirdi. On yıllardır aşırı disiplin gerektiren nice olayla karşılaşmıştı. Aynı zamanda canlı yayınlarda programına açıklık getirmeye çalışıyordu. Bayan Clinton sempatizanlarına ve kararsız seçmene neden Başkanlık görevine daha uygun olduğunu ve Beyaz Saray’a hangi siyasi planları taşıyacağını anlatmaya çalışıyor.

Ines Pohl

Trump’un niteliksizliği

İkinci söz düellosunu kazanmak için elinden bir şey gelmeyecek olması haksızlık olarak algılanabilir. Kazanabilmesi Trump’un işi terbiyesizliğe vurmasına bağlıydı. Ama Trump bunu yapmadı. Donald Trump yine hiçbir soruya tutarlı cevap veremedi ve bol keseden yaptığı vaatleri nasıl yerine getireceğine açıklık kazandırmadı. Onu körü körüne destekleyenler bu yüzden ona kırgınlık duymayacaklardır. Trump sempatizanları da Clinton’dan en az onun kadar nefret ediyor. Adaylarının, Başkan seçildiği takdirde Clinton’ı içeriye attırmaya çalışacağı şeklindeki sözleri hoşlarına gitti. Mitinglerinde üzerinde ‘Clinton hapse’ yazılı tişörtlerin kapışılması, taraftarlarının Trump’u nasıl kayıtsız şartsız desteklediğini göstermiyor mu?

Ancak Trump bu tuhaf seçimin sonucunu belirleyecek olan kararsız ve bağımsız seçmen kitlesini kaybetti. Clinton’ın bu kitleyi net ifadeleri ve yakınlığıyla ikna etmiş olması mümkündür. Bu şov devam edecek. İkinci canlı yayından gelen en iyi haber 8 Kasım’a bir gün daha yaklaşılmış olmasıydı. O tarihte kampanya geride kalmış olacak.

© Deutsche Welle Türkçe

Ines Pohl

Iraklı parlamenter: Türk askerini getirenler yargılanmalı

Türk askerinin Güney Kürdistan Bölgesi ve Irak topraklarındaki varlığına yönelik tepkiler artıyor. Türk askerinin bölgedeki varlığını RojNews’a değerlendiren Irak Parlamentosu Kanun Devleti Grubu Dr. Adnan Esedi, “Bu güçlerin Irak topraklarına girmesi için yardımcı olanlar ya da bu güçlerin gelişi karşısında sessiz kalanlar yasalar çerçevesinde yargılanmalıdır” dedi.

‘İhanet suçundan yargılanmalılar’

Söz konusu kişi ve kesimlerin yargı önüne çıkarılarak “ihanet suçu” ile yargılanması gerektiğinin altını çizen parlamenter Adnan Esedi, şöyle dedi: “Türk askerlerinin Musul operasyonuna katılmasına hiçbir şekilde izin verilmeyecektir. Güçlerini bir an önce geri çekmeli ve özür dilemelidirler.”

‘Türk askeri Başika’dan çıkmalı’

Fırat Haber Ajansı’na (ANF) konuşan KDP’nin Irak Paramenteri Şaxewan Abdullah, Türkiye’nin Tel Afer’i Türkmenlerin denetiminde il yapmak amacıyla Musul operasyonuna katılmak istediğine işaret ederek, Sünni Arapların da Şii milislerin Musul operasyonuna katılmasını engellemek için Irak hükümetine karışı Türk devleti kozunu kullandığını belirtti.

Abdullah, şunları söyledi: “Parlamento oylamasında Türk askerinin Başika’dan çıkması için evet oyu kullandım. Biz Irak Güvenlik Komitesi olarak Türkiye’nin Bağdat konsolosluğunu çağırarak kendisine Başika’daki Türk askeri varlığının Irak hükümetiyle anlaşmaları gereği sadece güvenliği sağlamakla yükümlü olduklarını söyledik.”

Abdullah, Musul’daki bazı Sünni aşiretlerin Şii Heşd El Şeebi’nin Musul operasyonuna katılmasını istemediklerini, Türk ordusunun katılımını da Irak ordusuna karşı bir baskı aracı olarak kullandıklarını belirtti.

Türk askerinin 2015’te Başika’ya eğitim vermek amacıyla geldiğini, bunun da dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun 2015 Hewler’i ziyaretinde karara bağlandığı bilgini veren Abdullah, “Bundan sonra Güney Kürdistan’dan 10 bin kişi Başika’ya eğitim için gönderildi” dedi.

‘Bağdat’ın onayını almayan operasyona katılamaz’

Musul operasyonuna katılacak güçlerin Bağdat hükümeti tarafından onaylanması gerektiğine dikkat çeken KDP’nin Irak Parlamenteri Şaxewan Abdullah, şöyle konuştu: “Eğer Irak hükümeti izin vermezse Türk devletinin Musul operasyonuna katılması mümkün değildir, buna hakkı da yoktur. Sadece Türk devlet güçleri değil, Irak içindeki güçlerden de kimin katılacağına Irak hükümeti karar verme hakkına sahiptir. Bu ay yapılacak Musul operasyonuna sonuçta Irak içindeki bazı güçler de katılmayacaklardır.”

Abdullah, Türk devletinin operasyona ısrarla katılmak istemesini de “Tel Afer’i Türkmenlerin denetimindeki bir il statüsüne getirmek” olarak değerlendirdi.

(rp)

Kapatılan Zarok TV’ye şarkılı destek

Şubadap Çocuk, kapatılan Kürtçe çizgi film kanalı Zarok TV için şarkı besteleyerek kanalın açılmasını ve çocukların kendi anadillerinde çizgi film izleme olanağının engellenmemesini istedi.

Geçtiğimiz günlerde Başbakanlık emri ile OHAL kapsamında birçok muhalif yayın organının kapısı mühürlenmiş, canlı yayında yayınları kesilmişti. Kapatılan kanallar arasında yalnızca çocuklar için Kürtçe yayın yapan Zarok TV de vardı. Zarok TV’nin kapatılmasıyla binlerce çocuk sürekli izlediği ve anadilini öğrendiği/pekiştirdiği bir televizyondan uzak bırakıldı.

Yayınına geçen sene 21 Mart’ta başlayan Merkezi Diyarbakır’da olan Zarok TV, Kürtçe’nin Kurmanci, Zazaki ve Sorani lehçelerinde çizgi filmlerin yanı sıra çocuklara yönelik programlar yapıyordu. Zarok TV’nin çıkarılan KHK ile bölücü yayın yaptığı gerekçesi ile kapatılmasına birçok çevreden tepki geldi. Yalnızca çizgi film, çocuk programları ve klipleri paylaşan bir kanalın nasıl bölücü yayın yapacağı sorusu ise hala yanıt bulamamış durumda.

Zarok TV’nin kapatılmasının ardından yayınlanan birçok dayanışma mesajına Praksis Müzik Kolektifi içinde çocuk şarkıları besteleyen Şubadap Çocuk’tan şarkılı destek geldi. “Zarok TV açılsın, çizgi film başlasın!”  adındaki şarkı ilk günden büyük beğeni topladı.

‘ANADİLİNDE ÇİZGİ FİLMİ ÖNEMSİYORUZ’

Şubadap Çocuk’tan konuştuğumuz Semih Tokkuzun “Ülke açık faşizm altında ve Zarok TV’nin bölücü faaliyet yaptığı için kapatılması da faşizmin absürtlüğünü gösteriyor. İktidarın, yalnızca çocuklar için yayın yapan bir kanalı kapatması halktan ne kadar korktuğunu gösteriyor. Şubadap Çocuk olarak çocukların anadilinde çizgi film izlemelerini önemsediğimizden biz de son 6 aydır Zarok TV ile beraber çalışmalar yapıyoruz. Kapatmanın iktidarın Kürtçe alerjisi yüzünden olduğunu görüyoruz. Bunun için biz de en iyi bildiğimiz şey olan müzik ile dayanışma göstermek istedik” dedi. (İzmir/EVRENSEL)