Ana Sayfa Blog Sayfa 6247

TV kapatmaya tepki: Alevilere yine 12 Eylül yaşatılıyor

Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Garip Dede Dergahı’nın da aralarında bulunduğu Alevi dernekleri, cemevi dedeleri ve çok sayıda yurttaş, Galatasaray’da bir araya gelerek, TV 10’un kapatılmasını protesto etti.

‘Şu an 12 Eylül’ü yaşıyoruz’

TV 10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, bütün darbelerde Alevilerin zarar gördüğünün altını çizerek, “15 Temmuz darbe girişiminde Alevilerin darbeye karşı tutum aldı. Darbe süreçlerinde Alevilerin bıyıkları kesilip yedirildi. Cemevlerimiz basıldı. Darbenin acılarını en çok biz yaşadık. Demokrasiyi korumak istediğini söyleyen iktidar darbe yapıyor. Bizler şu an12 Eylül’de yaşadıklarımızı yaşıyoruz. Alevilerin birkaç televizyonu dışında neyi var? Bu ülkede barış ve demokrasi olacaksa TV 10 yayın hayatına devam etmelidir” dedi. TV 10 yapımcısı Hüseyin Kelleci ise “Matem günü matemimizi zehirlediler. Oruca başladığımız gün sesimiz kısıldı” diye konuştu. Altı yıldır ekranlarda olduklarını belirterek, “Bizler sevgiden, hoşgöründen, insan haklarından bahsederken ekranımız birden karardı. Suçumuz düzgün haber yapmak mıydı?” dedi

Ankara Katliamı’nın kurbanları İstanbul’da anıldı: Unutmadık, affetmeyeceğiz

Ankara Gar’ında geçen yıl yaşanan patlamada yaşamını yitirenler Kadıköy’de anıldı. yaşamını yitirenlerin anısına gökyüzüne siyah balonlar bırakıldı. Kadıköy Beşiktaş İskelesi’nin karşısında bir araya gelen binlerce yurttaş, 10 Ekim 2015’te Ankara’da yaşanan canlı bomba saldırısında yaşamını yitirenleri andı. Anmaya HDP Milletvekili Ahmet Yıldırım ve CHP Parti Meclisi Üyesi Kadir Gökmen Öğüt de katıldı. Yaşamını yitirenlerin isimlerinin okunmasıyla başlayan eylemde, “1 yıl oldu. Unutmadık, affetmeyeceğiz” yazılı pankart açıldı, Türkçe ve Kürtçe sloganlar atıldı.

HDP MİLLETVEKİLİ YILDIRIM: 10 EKİM’DE BİR SÜREÇ KAPATILMAK İSTENDİ

Eylemde konuşan HDP Milletvekili Ahmet Yıldırım, “10 Ekim 2015 tarihini Türkiye demokrasi güçleri ve barışseverler açısından bir milat olarak kabul ediyoruz. Bu sebeple yarın birinci yılını dolduracak olan bu kirli katliamda aslında Türkiye’de halkların kardeşliği, eşitliği, büyük bir Türkiye barışı ve 30 yıldır süren bir savaşın sonlandırılmasının kapısının aralanması ile yaşanan bir süreç kapatılmak istendi” dedi.

İstanbul’da binlerce yurttaş Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT: ONLARI UNUTURSAK KALBİMİZ KURUSUN

CHP Parti Meclisi Üyesi Kadir Gökmen Öğüt ise, “Sesimizi kısmaya çalışıyorlar. Radyolarımızı, televizyonlarımızı, gazetelerimizi kapatıyorlar. Ama yine susmayacağız. Ama yine direneceğiz. Katliamlarda hayatını kaybeden tüm dostlarımızın anılarını yaşatacağız. Onların ideallerini yaşatmak için savaşacağız. Onları unutursak kalbimiz kurusun” diye konuştu. Açıklamaların ardından patlamada hayatını kaybedenlerin anısına gökyüzüne siyah balonlar bırakıldı.

POLİS GÖZALTINA ALMAYA ÇALIŞTI

Etkiliğin bitmesinin ardından ara sokaklarda polis eylemcilere müdahale etti. Bazı yurttaşları gözaltına almaya çalıştı.

 

Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler Ankara’da gözyaşlarıyla anıldı: Gar’ın önüne gideceğiz!

Ankara Garı önündeki canlı bomba saldırısının üzerinden geçen bir senede yaralar sarılamazken, patlamada yitirilenler aileleri, sevenleri ve saldırıda yararlanan arkadaşları tarafından gömütleri başında anıldı. Çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü ve derneğin katıtıldığı Karşıyaka Mezarlığı’nda düzenlenen tören, yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. Saldırıda çocuklarını, eşlerini kaybedenlerin aileleri ve saldırıda yaralananlar üzerinde yitirilenlerin fotoğrafları olan tişörtlerle en ön sırada, kol kola anmaya katıldı. Anma programı kapsamında, 10 Ekim’de yaşamını yitiren Korkmaz Tedik, İdil Güneyi, Sevgi Öztekin, Uygar Coşgun, Ali Kitapçı gömütlerine karanfiller bırakılarak, türküler, gözyaşları ve ailelerinin ağıtları ile anıldı.

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı İhsan Seyhan, Ankara Valiliği’nin Gar önündeki anmayı yasaklama kararını sert bir dille eleştirerek, “Barış bayrağı yerden kalkacak. Biz canlarını kaybetmiş aileler, yasaklarınıza, zorbalıklarınıza rağmen Gar önünde anmamızı yapacağız. Madem ki yasaklama kudretiniz var o zaman katliamları engelleyin” dedi. Yaşamını yitirenlere geride kalanların barış sözü olduğunu vurgulayan Seyhan, “Bize sahip çıkmayan devlet şunu bilsin ki, barış bayrağı için mücadele etmeye devam edeceğiz. Kaybettiğimiz canlara sözümüz barıştır” ifadelerini kullandı. DİSK Ankara Bölge temsilcisi Tayfun Görgün de “Gerici savaş çetelerinden koruyamadığımız 100 cana sözümüz; 10 Ekim’i unuttumamak için katliamı yapanlardan hesap sormak için barış, emek ve demokrasi mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.

 

‘Anne sensiz barış olmaz’

Katliamda yaşamını yitiren Korkmaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik, yitirilen barışseverlerin aileleri adına yaptığı konuşmada “Bugün Korkmaz burada olsaydı şimdi barış türküleri söyleyecektik. Ülkeyi yönetenler kana doymuyor ama biz bu katillerle mücadele edeceğiz, hesap soracağız” dedi. Gar önünde yapılacak anmanın hiç bir kuvvet tarafından engellenemeyeceğini belirtren Tedik “Egemenler tanklarıyla, gelsin biz orada olacağız. Bugün burada durduğumuz gibi yarın tren garında, 7 Kasım’da da davada olacağız. Biz ne zaman yıldık ki şimdi yılalım” ifadeleriyle Valiliğin kararına tepki gösterdi. Gözyaşlarıyla konuşmasına devam eden Tedik, oğlunun 10 Ekim mitingi öncesinde kendisine barış için birlikte mücadele etmeleri gerektiği sözlerini hatırlatarak şöyle konuştu:

“Korkmaz, ‘Anne sensiz barış olmaz’ demişti. Bütün analar, yüreği yananlar; asker polis anneleri, dağdaki gerillanın annesi yan yana gelebilir. Bugün analar bir araya gelerek bu katliamlara son verebiliriz.”

Ali Kitapçı’nın oğlu, babası için yazdı: ‘Salma hüzün denizine kendini’ ‘Katillerin sayfası kapanacak’

Katliamda yaşamını yitiren Ali Kitapçı’nın eşi Emel Kitapçı, saldırının üzerinden bir yıl geçse de acıların ilk günkü gibi taze olduğunu söyledi ve “Babası katledilen bir çocuğun katliamın ardından yazdığı satırları paylaşmak istiyorum” diyerek oğlunun Ali Kitapçı anısına yazdığı şu satırları okudu:

“Yap anılarından bir köprü. Açıl geleceğe asla pes etme. Anlarsın orada bekler seni sevdiklerin. Hiçbir zaman gitmez kalbinden öfke ve hüzün. Ama kapatmalısın yarığı. Kalbinde neler gizli bilmiyorsun. Öfke kötü bir güçtür. Babam için bunu yapmak en önemlisi. Asla salma hüzün denizine kendini. Kendini kaybettiğinde o güzel melek sana yardım eder. Sinir insanı güçlendirmez, aksine zayıflatır. Ama sayfalar her zaman kapanır.”

Oğlunun satırları ardından Kitapçı, “Ben de diyorum ki, bu katillerin bu alçakların yarattığı sayfa elbet kapanacak. Zalimlerin zulmü son bulacak. Biz barış, kardeşlik, özgürlük türküleri söylemeye, halaylarını çekmeye devam edeceğiz. Bir yıl oldu aramızdan alınalı ama ışığınız aramızdan hiç eksilmedi. Onlar mı, eksiliyorlar her geçen gün. Kimi darbeci oldu bugünlerde, kimisi darbe savar. Katliamlarını da büyüttüler bu bir yılda. Daha nicelerini öldürdüler sizden sonra. Ama yine de biz binlerle buradayız. Tarih sizleri onurla yazarken, o katilleri, IŞİD’i, IŞİD’le işbirliği yapanları kara bir leke olarak sürecek hatırlarına. Bizler onurla taşırken sizlerin isimlerini, onlar en yakınlarının isminden kurtulmaya telaşına düşecekler” dedi.

 

10 Ekim mücadele günüdür

10 Ekim Ankara katliamında yaşamını yitiren Korkmaz Tedik’in gömütü başında konuşan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, “Bu katliamdan sonra İstanbul, Gaziantep, Ankara’da başka patlamalar oldu. Böylece siyasi iktidarın içeride ve dışarıda ısrarla sürdürdüğü savaş politikaları çok sayıda cana maloldu. Bombalamalarla geçen bir yılın bilançosunda bir darbe girişimi ve bu darbe girişiminin bastırılmasından sonra yüzbine yakın kamu emekçisinin işten atıldığı, çok sayıda insanın gözaltına alındığı, üniversitelerin kuşatıldığı, televizyon-gazete-radyoların kapatıldığı, emeğin kazanılmış haklarının son kırıntılarının tasfiyesinin de gündeme alındığı bir karşı darbenin tesisi de bulunuyor” dedi. Gürkan konuşmasında, “Bu bakımdan bir yıl sonra 10 Ekim, sadece katliamda yitirdiklerimizi andığımız bir gün değildir. 10 Ekim’e yol açan siyasal ortam devam ettiği sürece de 10 Ekim, sorumlularıyla hesaplaştığımız bir mücadele günü olacaktır. 10 Ekim anmasının yasaklanması hiçbir biçimde kabul edilemez. Bu yasağı bu kadar kolaylıkla koyabileceğini zannedenler yanılıyorlar” ifadelerini kullandı.

Sibel Oral: Yazarlık tavır gerektirir

– Roboskî için yazdığın ‘Toprağın Öptüğü Çocuklar’ önemliydi. Orada yaşananlara duyarlı bir gazetecisin. Roboskî tek başına çok önemli ve özel bir acıydı. Sonra art arda gelen bir dizi katliamın ortasında kaldık. Burada bir çıkış yolu var mı sence?

Roboskî Katliamı olduğunda ben gazeteciliğimin yanı sıra ‘Zayi’yi yazan kendimi de sorguladım aslında. Zayi olan bir kuşağın mensubuyum. İşte 90’larda ülkenin güneydoğusundaki herkesin terörist olduğu öğretilen bir kuşağın mensubu. Elbette Roboskî’den önce de biliyordum olan biteni ama orada çocuklarını kaybeden ailelerle yaşamak önemliydi benim için. Ve evet, sonra bir dizi katliam. Tahir Elçi’den Ankara’ya, Suruç’a… Çıkış yolu var mı? Benim bilgisayarımın masaüstünde “Öldürülen Çocuklar” adlı bir word belgesi var. Sayfalarca. Ne yapacağım ben o dosyayı, nasıl bir bilinçle isimleri kaydetmeye başladım? Bilmiyorum. Yineleyeceğim ama ‘Zayi’de çıkmaz sokak metaforu ülkeyi temsil ediyordu; çıkılmıyordu.

‘Türkiyeli yazar’ olmak

– Bu ülkede yaşayan yazarlar için acılar ve sorunlarla dolu bir dünya var önümüzde. Ama yeterince yazılmadığı ya da yazılamadığı da söyleniyor. Sen edebiyat dünyamızı yakından izliyorsun, bu konuda neler düşünüyorsun?

Yazılmıyor ve bu beni korkunç derecede rahatsız ediyor, öfkem artıyor. Ama bir yandan da yazılacak, yazılır diye beklemek istiyorum. Zamanla, su akıp yolunu bulacak diye bekliyorum. Yazacağından emin olduklarım da yok değil. Beni rahatsız eden tüm bu olanları Gezi Direnişi ve sonrasında bugün çok eleştirilen dergilerle birlikte, sosyal medyanın da etkisiyle ortaya çıkan dil ve duruş. “Bla… bla… nokta” ya da “Bla… bla… net!” Ne diyorsunuz? Türkçe, edebiyat, dil, cümle yapısı… n’apıyorsunuz? Miting ve yürüyüşlerde poz vermekten, dergi ve köşelerde afili cümlelerin sonuna “net” ya da “nokta” koymaktan başka bir şey yapacak yazarlarımız vardır umarım. Ya da memleket ceset kokuyorken kitabının üçüncü baskısını cümle âleme duyuran ve tüm okurlarına teşekkür eden sevgili yazarlarımız. Yazarlık, tavır da gerektirir çünkü.

– Bana öyle geliyor ki, yaşananların romanların ve öykülerin kurmaca dünyası içinde konu edilememesinin nedeni, yazacak olanların onları iyi tanımaması ve ne yazılacağının üstüne yeterince düşünmemesi. İyi tanımayınca, nasıl yazılacağının içinden de çıkılamıyor belki…

10 Ekim Ankara Katliamı sonrasında biz Bağımsız Gazetecilik Platformu olarak gazeteci ve edebiyatçılara çağrı yaptık; gelin bu 101 kişiyi sayı olmaktan çıkaralım, hepsinin bir hayatı ve geride bıraktıkları var, sahip çıkalım dedik, ismini de ‘Barış Portreleri’ koyduk. Türkiye’nin dört bir yanında hayatını kaybedenlerin ailelerine taziyeye gittik, onların hayat hikâyelerini dinledik. Şimdi onlar peyderpey yazılıyor. Edebiyat dünyasından katılanlar oldu, katılmak istemeyenler oldu, görmezden gelenler oldu. Bu normal. Ama hadi Ankara’yı görmedin, Suruç’u da görmedin, Cizre’yi de, Taybet Ana’yı da, Kör Recep’i de, linç edilenleri de… Ne görüyorsun peki? Bizim göremediğimiz neyi görüyorsun da bu kadar huzurlusun? Kızacaklar olacaktır belki ama olan biteni görmeyen, dolayısıyla tanımayan çok edebiyatçı var. Çok ciddi bir şey olmuştu yine ülkede ve ben o gece Twitter’da kitabının bilmem neceye çevrilişini kutlayan fotoğrafı paylaşan yazarı gördüm. Bu kabul edilemez, ben etmem. Çünkü o yazar Türkiyeli yazar diye bilmem nerde okumaya gidiyor. Madem edebiyatı çok ciddiye alıyorsunuz ve “edebiyatçı”sınız, o zaman bir durup düşünün.

UNICEF: Kızlar çocukluklarını yaşayamadan büyüyor

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF’e göre 5 ila14 yaş aralığındaki kız çocukları aynı yaştaki erkek çocuklarına oranla dünya genelinde günde toplam 160 milyon saat daha fazla ev işi yapıyor. UNICEF’in 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü vesilesiyle New York’ta açıkladığı rapora göre bu, yüzde 40 oranında daha geniş bir zaman dilimine denk geliyor.

Raporda geçen ev işlerinin ise ücretsiz olarak görülen su ve odun temini gibi işler olduğu vurgulandı. Bu nedenle de kız çocuklarının yapmak zorunda bırakıldıkları işlerin görünürlüğü daha az ve yine daha az değer görüyor.

Sıkça karşılaşılan bir durum da yetişkinlerin yerine getirmesi gereken görevlerin de kız çocuklarına yüklenmesi.

Kız çocuklarının ev işlerine harcadıkları bu uzun saatler oyun oynayabilecekleri, arkadaşlarıyla vakit geçirebilecekleri, ders çalışabilecekleri, kısaca çocukluklarını yaşayabilecekleri zamandan çalmış oluyor. Raporda ayrıca bazı ülkelerde su ve odun temini görevlerinin kızların cinsel şiddete maruz kalmalarına da ortam hazırladığı vurgulandı.

Nesiller boyu süregelen eşitsizlik

UNICEF’ten Anju Malhotra, ‘‘Ücretsiz ev işi vasıtasıyla küçük yaşlarda kız çocuklarının omuzlarına bindirilen yük ergenliğe ulaştıklarında katlanarak artıyor‘‘ diyor. Malhotra’ya göre bunun sonucunda kız çocukları çocukluklarından mahrum bırakılarak büyüyorlar.

Ayrıca henüz çocuklar arasında başlayan bu adaletsiz görev dağılımı kadınların ve kız çocuklarının daha fazla iş yüklenilmesi gibi cinsiyete dayalı klişeleri de besleyerek bu klişelerin nesiller arasında aktarımını kolaylaştırıyor.

©Deutsche Welle Türkçe

KNA / SÖ, GA

 

Türkiye ile AB arasında Aghet krizi

Bild am Sonntag gazetesine demeç veren AB Komisyonu’ndan bir sözcü, “Türkiye tek taraflı olarak Yaratıcı Avrupa Programı’ndan ayrılma kararı aldı” dedi. Haberde Türkiye’nin programdan ayrılma nedeninin, ‘Ermeni Soykırımı’nın 100. yıldönümü’ nedeniyle hazırlanan Aghet- (Ağıt-Büyük Felaket) adlı konser projesi olduğu ileri sürüldü. Yaratıcı Avrupa Programı Aghet konser projesine fon ayırmıştı.

Alman medyasında geçen nisan ayında yer alan haberlerde Türkiye’nin Dresden Senfoni Orkestrası’nın düzenleyeceği Aghet konser projesine tepki gösterdiği ve projeyi engellemek için baskı yaptığı iddiaları yer almıştı. Dresden Senfoni Orkestrası’nın kurucusu ve başkanı Markus Rindt yaptığı açıklamada, Türkiye’nin AB Büyükelçisi’nin uluslararası projelere verilen desteğin kesilmesini talep ettiğini söylemiş ve bu girişimin “ifade özgürlüğüne bir saldırı” olduğunu belirtmişti.

Dresdner Neuste Nachrichten gazetesi, projeden sorumlu AB Komisyonu Eğitim, Görsel-İşitsel ve Kültür Yürütme Ajansı’nın buna rağmen projenin arkasında olduğunu bildirmişti. Rindt ise ajansın Türkiye’den gelen baskıdan sonra, etkinliğe ilişkin bilgileri internet sayfasından kaldırdığını söyleyerek, “Bu durumu hoş karşılamıyoruz” diye konuşmuştu. Avrupa Parlamentosu’ndaki bir grup milletvekili de bu gelişmeyi protesto etmişti.

Dresden Senfoni Orkestrası’nın seslendirdiği  Aghet, Türk, Ermeni ve Alman üç sanatçının imzasını taşıyor: Besteci Zeynep Gedizlioğlu, Vache Sharafyan ve Helmut Oehring’in.

Türkiye’nin 2014 yılında imzaladığı Yaratıcı Avrupa Programı, Avrupa’daki kültür-sanat çalışmaları için sanatçılara bir milyar 460 milyon Euro mali destek sunuyor.

© Deutsche Welle Türkçe

 

dpa, HT/JD

 

 

 

FARC lideri: Nobel‘e değil barışa ihtiyacımız var

Önerdiğimiz linkler Kolombiya’da barış pazarlıkları sürüyor Nobel Barış Ödülü Santos’a gitti

Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, Nobel Barış Ödülü’nün sahibi oldu. Santos, ödülü Kolombiya halkı adına aldığını açıkladı. (07.10.2016)

Solcu FARC gerilla örgütünün Timoşenko kod adlı lideri Rodrigo Londono, Devlet Başkanı Juan Manuel Santos’a Nobel Ödülü verilmesinden dolayı kendisini kutladı, ancak farklı bir tepki gösterdiği bir tweet attı. Londono mesajında, “Elde etmek istediğimiz tek ödül sosyal adalete dayanan, militarist olmayan, misillemesi ve yalanları olmayan bir barıştır” ifadelerini kullandı.  

Devlet Başkanı Santos ile FARC örgütü arasında 52 yıl süren savaşı sonlandırmak üzere başlatılan diyaloğun diğer tarafında olan FARC lideri Londono’ya ise ödül verilmedi. Öte yandan gerilla liderine ödül verilmesinin güçlüğüne dikkat çekiliyor. Zira Londono cinayet, insan kaçırma ve isyan gibi suçlardan gıyabında yaklaşık 200 yıla mahkum edilmişti.

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon Nobel Komitesi’nin kararını bir ümit ışığı olarak gördüğünü söyledi ve bu Latin Amerika ülkesindeki barış sürecinin tüm dünyaya esin kaynağı olacağını vurguladı. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Flippo Grandi de Nobel ile Devlet Başkanı Santos’un cesaretinin ödüllendirilmiş olduğunun altını çizdi.  

©Deutsche Welle Türkçe

Reuters/dpa/afp/epd/ÇA/GA  

 

ABD’den Suudi Arabistan’a sert tepki

Yemen’in başkenti Sana’da en az 140 kişinin öldüğü hava saldırısının ardından ABD, müteffiki Suudi Arabistan’a alışılmadık bir şekilde sert tepki gösterdi. Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) sözcüsü Ned Price tarafından yapılan açıklamada, Washington’ın saldırıdan Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttuğu ifade edildi. Price açıklamasında, ABD’nin Suudi Arabistan ile güvenlik alanındaki işbirliğinin “açık çek” olmadığını dile getirdi. Price, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğüne önem vermekle birlikte, Yemen’de artan çatışmalar karşısındaki ciddi kaygılar bulunduğunu ifade etti. Price, Washinton’ın Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona olan azalan desteğini ABD’nin ilkeleri, değerleri ve çıkarları doğrultusunda tekrar gözden geçireceklerini belirtti.

Bu suçlamalar karşısında Suudi Arabistan öncülüğünde koalisyondan yapılan açıklamada, ABD ile birlikte saldırının araştırılacağı bildirildi. Cumartesi akşamı yapılan açıklamada, saldırıya ilişkin “soruşturma başlatılacağı” ve ABD’li uzmanlarla işbirliği yapılacağı belirtildi.

Saldırıda 140 ölü, 525 yaralı

Yemen’de iç savaşın başlamasından bu yana yaşanan en ağır saldırılardan bir olan bu saldırıda, 140’dan fazla kişi hayatını kaybetti. Bir cenaze merasiminin hedef alındığı saldırıda en az 525 kişi de yaralandı.

Birleşmiş Milletlerin (BM) Yemen’den Sorumlu Acil Durum Koordinatörü Jamie McGoldrick, saldırıyı “sarsıcı ve üzüntü verici” olarak nitelendirdi. Saldırıyı kınayan McGoldrick, kimseyi doğrudan sorumlu tutmadı.

Yemen’de savaş

Yemen’in başkenti Sana ve ülkenin kuzeyindeki bazı şehirler 2014 yılının eylül ayından beri Devlet Başkanı Abdurrabu Mansur Hadi’ye bağlı birliklere karşı mücadele eden Husi milislerinin kontrolünde bulunuyor. Şii Husi milislerinin İran tarafından desteklendiği iddia ediliyor. Sünni lider Abdurrabu Mansur Hadi’yi destekleyen Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu 2015 yılının Mart ayından bu yana Husi milislerine karşı operasyonlar düzenliyor. Bu operasyonlarda, Husi milislerinin elindeki bölgelerin yanı sıra sivillerin bulunduğu Pazar yeri, düğün gibi yerler de hedef oldu. Bu saldırılarda çok sayıda sivil öldü. ABD ise Suudi Arabistan’ı Yemen’e yönelik tutumunda bugüne kadar desteklemişti.

© Deutsche Welle Türkçe

AFP/dpa, JD/HT

 

Ankara katliamında hayatını kaybeden Kanlıoğlu’nun babası:

10 Ekim Ankara katliamında hayatını kaybeden Elif Kanlıoğlu için Artvin Arhavi’de bir anma düzenlendi. Törende kısa bir konuşma yapan Baba Kanlıoğlu ‘ Bizi idamlarla, bombalarla korkutmaya çalıştılar ama korkutamadılar. İşte buradayız, ama onlar korkuyorlar çünkü nefesimizi enselerinde hissediyorlar” dedi.

Anne Kanlıoğlu ise yaptığı açıklamada ‘mücedeleye devame deceğiz’ mesajı verdi.

Diyanetin Bank Asya hesabı ortaya çıktı

Diyanet İşleri Başkanlığı, ‘FETÖ’ soruşturması çerçevesinde 3 bine yakın personelini görevden uzaklaştırdı. Bu personelin büyük bölümü için de “Bank Asya’da hesabının olması” gerekçe gösterildi.

Bankada hesabı olanlar, “Terör örgütüne maddi destek sağlama” gerekçesiyle soruşturmaya da dahil edildi. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığının da hac paralarının Bank Asya’ya yatırılması talimatı verdiği ortaya çıktı. Sözcü’den Ali Ekber Ertürk’ün haberine göre, Diyanetin yaptığı, hac ve umre organizasyonlarında hacı adaylarından paralarını yatırmasını istediği bankalar arasında Asya Katılım Bankası da yer aldı. Bu süreç 17-25 Aralık’tan sonra da devam etti.

SEKİZ BANKA ARASINDA

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2013’te ‘Hac Organizasyonu’ için ön kayıt başvuruları 4-22 Şubat tarihleri arasında aldı. Ön kayıt yaptıracaklar için de, Ziraat Bankası, Vakıflar Bankası, Halk Bankası, Akbank, Al-Baraka Türk, Kuveyt Türk Katılım Bankası, Türkiye Finans Katılım Bankası ve Bank Asya (Asya Katılım Bankası) hesap adresleri adres gösterildi.

UMRE İÇİN DE ADRES AYNI

Diyanet, sadece hac organizasyonunda değil, umre organizasyonlarında da paraların Asya Katılım Bankasına yatırılmasını istedi. Başkanlık personeli, öğrenci, öğretim görevlisi ve öğretmenlerle eşleri için hazırlanan 2014 yılı için umre yaz organizasyonunda da, paraların yatırılması istenen 8 banka arasında yine Asya Katılım Bankası yer aldı. Bu dönemin, 17-25 Aralık sonrası döneme denk gelmesi de dikkat çekti.
İSTANBUL