Ana Sayfa Blog Sayfa 625

HDP: Savcılık mütalaası iktidarın düşünce dünyasının tercümesi oldu

Kobanê davasında verilen mütalaaya ilişkin açıklama yapan HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eşsözcüsü Nuray Özdoğan, ‘Halkımız, halklarımız bu seçimde demokrasinin geleceğini şekillendirecek, ülkenin tüm kurumlarını emir erleri haline getirenlere cevabı sandıklarda verecektir’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, 6-8 Ekim’de gerçekleşen protestolar gerekçe gösterilerek HDP eski Eş Genel Başkanları, milletvekilleri ve MYK üyelerinin yargılandığı ve savunmalar bitmeden savcının esas hakkındaki mütalaasını sunduğu Kobanê Davası’na ilişkin açıklama yaptı.

Siyasi bir karar

HDP genel merkezinde yapılan basın toplantısında konuşan HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eşsözcüsü Nuray Özdoğan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) HDP eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ karlarını ve HDP’lilere yönelik yargılamanın siyasi olduğuna dair kararı hatırlattı.

Hukuk ayaklar altına alındı

Hükümetin AİHM kararına karşı itirazının yine AİHM büyük daire tarafından reddedildiğine dikkat çeken Özdoğan “Yakın zamanda partimize yönelik siyasi linçin devamı niteliğindeki kapatma davasının görüldüğü Anayasa Mahkemesi üyelerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından aranarak baskı altına alınmaya çalışıldığı ortaya çıkmış, 5 Nisan’da da Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Bay bay Kemal’in HDP’den alacağı destek sonrası yapacağı iş bu ülkeyi terör örgütünün ajandaları içine sokmaktır. Demirtaş hüküm giymesi gerekenden henüz hükmünü almadı. 4 yıl 8 ay gibi bir süreci yaşıyor. Asıl hüküm giydiğinde o zaman bunları konuşamayacaklar’ sözlerini sarf etmiştir. Deprem felaketi günü dahi duruşma yapmaya çalışan mahkeme heyeti kendince kaybettiği zamanı telafi etmek ve siyasetin takvimine yetişebilmek adına bu periyottaki duruşmada en faşizan dönemlerde dahi görülemeyecek şekilde hukuku şeklen de ruhen de ayaklar altında alan bir pratik sergilemiştir” diye konuştu.

İnsan hakları çiğnendi

Mahkemenin kurduğu ara kararlar, savcının ise sunduğu mütalaa ile 2023 seçimlerine taraf olduğunu söyleyen Özdoğan, “Yargılama süresince defalarca ceza usul ve kanun hükümlerini çiğneyen mahkeme gelinen aşamada yargısal makam niteliğini tümden kaybetmiştir. Türkiye’nin demokrasi tarihi ve hukuk düzeni adına üzücüdür. Mahkeme heyeti bu periyotta yargısal tüm süreçleri askıya almıştır. Tek motivasyonu cezaya giden süreci kısaltmak olmuştur. Hukuk, temel haklar insana dairdir. İnsan içindir. Bunlar çiğnendiğinde düşülecek nokta utanç verici olur” dedi.

Mütalaa iktidarın tercümesi oldu

Özdoğan, sorgusu tamamlanmayan tutuklu siyasetçilerin sorgu verme, iddianameye karşı beyanda bulunma haklarının ortadan kaldırıldığını belirterek, siyasetçilerin ve kendilerinin salonu terk etmek zorunda kaldıklarını belirtti. Savcılık mütalaasının baskıcı iktidarın ruh ve düşünce dünyasının tercümesi olduğunu belirten Özdoğan, “Seçim sürecinin en büyük manipülasyon aracı olması beklenen mütalaa savunmanlara ve yargılananlara iletilmeden önce basına özel özetinin ve bilgi notunun hazırlandığını da kamuoyu ile paylaşmak isteriz. Savcılık makamı kamu adına, bu ülkenin halkları adına değil mevcut iktidar adına hareket ettiğini her işlem ve eylemi ile açık etmekten çekinmemiştir” dedi.

Cevap sandıkta verilecek

Mahkemeler üzerinde baskı kuran iktidar ve ortağının söz konusu tablonun asıl yaratıcısı olduğunu belirten Özdoğan, “AKP-MHP iktidarı geleceğini partimize vekillerimize üyelerimize yönelik yürüttüğü kumpas davalarına bağlamıştır. Goebbelsvari propaganda yöntemlerine karnımız toktur. Haklarımız yurttaşlarımız yalanlara kimleri aracı ederlerse etsinler altındaki gerçek imzayı görmektedir. Seçimle sandıkla bu imzayı sonsuza kadar sileceklerdir. Halkımız, halklarımız bu seçimde demokrasinin geleceğini şekillendirecek, ülkenin tüm kurumlarını emir erleri haline getirenlere cevabı sandıklarda verecektir” ifadelerine yer verdi.

ANKARA

#HDP #Savcılık #mütalaası #iktidarın #düşünce #dünyasının #tercümesi #oldu

AKPM’den seçim gözlemi: Medyada farklı siyasi partilere ve adaylara eşit fırsat verilmiyor

Ankara’da temaslarda bulunan AKPM heyeti, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere dair yaptığı açıklamada, Türkiye’de medyanın farklı siyasi partilere ve adaylara eşit fırsat vermediği ve bu parti ve adaylara yönelik erişiminin sınırlı olduğunu belirterek, HDP’ye açılan kapatma davasına da tepki gösterdi 

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nden (AKPM) Alman parlamenter Frank Schwabe başkanlığındaki 6 kişilik heyet, Türkiye’de 14 Mayıs’ta düzenlenecek seçimlerle ilgili hazırlıkları incelemek ve yetkililerle görüşmek üzere Ankara’ya geldi. Heyet, incelemelerinin ardından gözlemleriyle ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı.

‘Medya adaylara eşit fırsat vermiyor’

Türkiye’de medyanın farklı siyasi partilere ve adaylara eşit fırsat vermediği ve bu parti ve adaylara yönelik erişiminin sınırlı olduğu eleştirisi getirilen açıklamada, “kampanyanın tarafsız bir şekilde gerçekleşmesinin, seçmenlerin bilinçli bir seçim yapmasını sağlamak için temel ön koşullardan biri olduğu” uyarısı yapıldı.

‘Uyarılarımız dikkate alınmadı’

Açıklamada Venedik Komisyonu, AKPM ve Yolsuzlukla Mücadele Grubu’nun (GRECO) seçimlerle ilgili Türkiye’ye daha önce yönelttiği eksikliklerin giderilmediği eleştirisi kaydedildi.

Venedik Komisyonu’nun seçim sistemi, Yüksek Seçim Kurulu’nun yapısı, AKPM’nin adayların eşit kampanya şansına sahip olmadığı, iktidar partisinin devlet olanaklarını kampanya boyunca ve seçimler sırasında kötüye kullandığı, kamu yayın kuruluşlarında adaylara eşit şans verilmediği, GRECO’nun ise seçimlerin finansmanı konusunda şeffaf olunmadığı yolunda farklı tarihlerde Türkiye’yi eleştiren raporları bulunuyor.

‘İkinci büyük muhalefet partisi HDP’

HDP aleyhine açılan kapatma davasının Anayasa Mahkemesi’nde sürdüğünü hatırlatılan AKPM açıklamasında, ülkenin ikinci büyük muhalefet partisinin seçim öncesi kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bildirildi.

HABER MERKEZİ

 

#AKPMden #seçim #gözlemi #Medyada #farklı #siyasi #partilere #adaylara #eşit #fırsat #verilmiyor

Yeşil Sol Parti’nin Serhat turu devam ediyor

Yeşil Sol Parti’nin Serhat’ta başlattığı seçim turunun ikinci gününde Wan’da halkla buluştu

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti), Serhat kentlerinde başlattığı seçim turu ikinci gününde devam ediyor. Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ve milletvekili adayları, sabah saatlerinde Wan’dan Erdîş ilçesine gitti. Bendimahî’de kalabalık bir konvoyla karşılanan partililer, ardından Erdîş’e doğru yola çıktı.

Halkın zafer işaretleri ve sevgi gösterisiyle ilçe merkezinde bulunan seçim bürosunun önüne gelen partililer, burada halkı selamlıyor. Heyet, Erdîş’in ardından sırasıyla Wan’ın Ebex (Çaldıran), Agirî’nin Bazîd, Giyadîn, Zêtka (Eleşkirt) ve son olarak Agirî merkezde halk buluşmaları gerçekleştirerek seçim turunu bugün tamamlayacak.

Ayrıntılar geliyor…

#Yeşil #Sol #Partinin #Serhat #turu #devam #ediyor

Balıkesir, Mersin, Dersim ve Meletî halkı 14 Mayıs seçimlerine hazır

14 mayıs seçimlerinde iktidarın değişmesiyle sorunların ortadan kalkacağını ifade eden yurttaşlar seçim günü tüm krizin faturasını iktidara keseceklerini söylediler

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 100 milletvekili ve yüzde 20 oy hedefiyle Türkiye ve Kürdistan’ın her yerinde seçim çalışmalarını hızlandırdı. Kentlerde seçim bürosu açılışları, stand ve bildiri çalışmalarının yanı sıra ev ev gezen Yeşil Sol Parti, seçimlere hazırlanıyor.

Seçimin önemli kentlerinden Balıkesir’de seçim çalışmalarına başladıklarını ve 1 vekil çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Yeşil Sol Parti Balıkesir Eşsözcüsü Bedri Arık, Mezopotamya Ajansından Tolga Güneye konuştu. Arık, yurttaşlardan değişime katkı sunmaları için duyarlılık beklediklerini söyledi.

‘Büro açılışları devam edecek’

 

Balıkesir’in yüzölçümü olarak çok geniş bir coğrafyaya yayıldığını belirten Arık, seçim çalışmalarına başladıklarını söyledi. Burhaniye’de ilk seçim bürolarını açtıklarını aktaran Arık, “Edremit, Ayvalık ve Bandırma’da seçim bürolarımızın açılışlarını yapacağız. Bunların yanı sıra ilçelerin konumuna göre değişik çalışmalar yürütüyoruz. Hafta sonları ev gezmeleri, pazar yerlerinde bildiri dağıtımı gibi çalışmalar yapıyoruz. Yine değişik noktalarda stantlar açacağız. Özellikle Körfez bölgesinde araçlarla da sesli propaganda çalışmalarını yürüteceğiz. Köy gezilerimize de başlıyoruz” dedi.

‘Değiştirme sözü veriyoruz’

Kentin demografik olarak da zengin bir yapısı olduğunu vurgulayan Arık, “Çerkezler, Dağistanlılar ve ülke içinden de birçok bölgeden insanlar işsizlik ya da farklı nedenlerden kaynaklı kente göç etmiş durumda. Yine kentte eşit yurttaşlık talebinde bulunan Alevi yurttaşlar da var. Bu değişik yörelerden gelen insanlarla da bağımız oldukça güçlü. Geçen seçimlerde 40 bine yakın bir oy almıştık. Bugün bir milletvekilini çıkarmayı hedefliyoruz” dedi. Seçim sürecine girilmesiyle birlikte halkın, partiye ilgisinin de arttığını söyleyen Arık, Yeşil Sol Parti’nin yeni bir yaşamı örmek ve ülkenin ihtiyacı olan değişikliği yapmaya aday olduğunu vurguladı. Yeşil Sol Parti’nin önümüzdeki sürece damga vuracağının altını çizen Arık, “Parti olarak değiştirme sözü veriyoruz. Bu değişikliğe katkı sunmaları açısından duyarlılıklarını bekliyoruz. Daha güzel bir yaşamı hep birlikte kuracağımızı söylüyoruz.

Mersinliler: Çözüm İktidarın gişinde

14 Mayıs seçim sonuçlarının ülkenin geleceğini tayin edeceğini belirten Mersinli yurttaşlar, ülkede yaşanan tüm sorunların çözümünü iktidarın gidişine bağlıyor. Mersin’de yurttaşlar, seçimlerin ülke geleceğini tayin edeceğini belirtirken, ekonomik krizden işsizliğe, kadın haklarından Kürt sorununa kadar tüm sorunların çözümünü iktidarın gidişine bağladı.

‘Tek bir aklın yönetmesi mümkün değil’

Yaklaşan 14 Mayıs seçiminin karmaşık bir atmosferde geçeceğini belirten emekli yurttaş Halil Bozkurt, bunun nedenini ise iktidarın seçimlere yönelik geçmiş yıllardaki tutumuna bağladı. Türkiye’nin her seçim döneminde karanlık bir sürece doğru evirildiğine dikkati çeken Bozkurt, “20 yıllık sistemi göz önünde bulundurduğumuz zaman, bu seçimlerin ne kadar kirli bir oyuna dönüştüğünü ve Türkiye’nin nasıl bir hal aldığını görüyoruz. Ülkenin refaha kavuşabilmesi için var olan yönetim sisteminin değişmesi gerektiğini belirten Bozkurt, çözüm yolunun Yeşil Sol Parti’den geçtiğine işaret ederek, “Bizi tek bir kişi yönetiyorsa bu büyük bir gaflet ve yanlıştır. 85 milyon insanı tek bir aklın yönetmesi mümkün değildir ve yanlış bir politikadır. Biz bu politikayı asla istemiyoruz. Biz kurulacak yeni Meclis’te tüm halkların birleşeceği ve hak sahibi olabilmesi gerektiğini düşünüyor ve bunu da Yeşil Sol Parti’de görüyoruz” dedi.

‘Ülkede büyü bir kriz var’

Kuaförlük yapan Tuğba Topuz, ülkede büyük bir ekonomik kriz olduğunu belirterek krizden dolayı halkın geçimini sağlayamadığını söyledi. Topuz, “Geçen gün eşimle markete giderken, bir babanın çocuğuna mama alamadığı için gözyaşlarına şahit oldum ve eve gelene kadar da kendime gelemedim. Biz eşimle ikimiz çalıştığımız halde yettiremiyoruz. Asgari ücretle çalışan bir baba evladına nasıl yetecek. Artan kiralar, her markette gittiğimizde iki katı bedelle karşılaşmak gerçekten çok zor” diye belirtti.

‘İktidar halk için çalışmıyor’

Üniversite mezunu olmasına rağmen iş bulamadığı için babasının fırın dükkanında çalışmaya başlayan Aziz Zengin isimli genç, ülke şartlarında okuyarak bir gelecek elde etmenin çok zor olduğunu belirtti. Ülkede ekonomik bir krizin yaşandığını belirten Zengin, şöyle ekledi: “Kriz bizi de etkiliyor. İnsanların alım gücü düşüyor ve bir şeyi alamıyorsun. Aldığın malzemeyi de işleyip sattıktan sonra yerine yenisini koyamıyorsun. Şuan ki iktidarda olanlar halk için çalışmıyor, kendi menfaatleri için çalışıyor.”

‘Yeşil Sol Parti Mersin için daha iyi olacak’    

Gelecek kaygısı taşıdığını belirten üniversite öğrencisi Mizgin Ömer, seçimlerde iktidarın değişmesi durumunda gelecek yeni iktidarın gençleri esas alması gerektiğini vurguladı. Bu nedenle seçimlerde oyunu Yeşil Sol Parti’ye vereceğini belirten Ömer, Mersin’deki gençlere ise şu çağrıda bulundu: “Yeşil Sol Parti’nin Mersin için daha iyi olacağını düşünüyorum. Öğrencilerin atanması ve mülakatın da kaldırılmasını istiyoruz. Bunun için de Yeşil Sol Parti diyorum ve tüm gençleri de Yeşil Sol Parti’ye davet ediyorum.”

‘İktidar fayda getirmedi’

Şu an ki yönetim sistemine karşı olduğunu söyleyen bir diğer emekli yurttaş Abdurrahim Mert ise, sistem değişiminin adresi olarak Yeşil Sol Parti’yi gördüğünü belirtti. Mert, “Ben bu sisteme karşıyım ve bu sisteme karşı olduğum için nasip olursa oyumu Yeşil Sol Parti’ye kullanacağım. Çünkü AKP’nin iktidarın geldiği 2002 yılından bugüne kadar Türkiye’ye herhangi bir fayda getirdiğine inanmıyorum” dedi.

Dersimli kadınlar :Biz değiştireceğiz

Yeşil Sol Parti Dersim büro açılışına katılan kadınlar, partinin kendileri için umut olduğunu belirterek, Mezopotamya Ajansından Zerrin Sargut’a konuştular. Emek ve Özgürlük İttifakının halklar için umut olduğunu belirten Pakize Aydın, “Kadınlar yıllardır AKP-MHP iktidarına karşı mücadele ediyor. AKP iktidarı, en son İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. İstanbul Sözleşmesi, kadınlar için önemlidir ve olmazsa olmazımızdır. Geleceğimiz için, Yeşil Sol Parti’ye oy verelim. Türkiye’nin her yerinde bu böyle olmalıdır. Tek adam diktatörlüğünü göndermek için, hep birlikte mücadele edeceğiz” dedi.

‘AKP’nin gideceğine inanıyoruz’

“AKP’yi devirmek için illaki kazanacağız” diyen Gülten Gürbüz de, “Elimizden maddi manevi ne varsa partimizi güçlendireceğiz. Kadınlar olarak özgürlük, eşitlik ve adalet istiyoruz. Kadınların haklarını alacağız. Haklarımıza sahip çıkacağız. Beklentimiz fazla. Çalışmalarımızı hızlandıracağız, Dersim’de kadınlar için yenilikler bekliyoruz. Her şeyden önce kadın cinayetlerinin, şiddetin, tacizin ortadan kaldırılması için mücadele edeceğiz. AKP gidecek, inanıyoruz” diye konuştu.

‘Kadın mücadelesini büyüteceğiz’

Demokrasi için seçimlerin önemli olduğunu vurgulayan Meral Yıldız, “Türkiye eşit yurttaşlık talepleri açısından, yıllardır birçok alanda zorluk yaşadı. Yeşil Sol Parti’nin önümüzdeki süreçte güçlü bir çıkış sergileyeceğine inanıyoruz. Yeşil Sol Parti, Türkiye’de demokratikleşmenin önünü açacak. Sadece demokrasi ve ekonomi açısından değil, yeni yüzyıla yeni bir bakış açısıyla girmek, yeni ekoloji politikaları, ve toplumsal anlayışlar ortaya koymak gerekiyor. Yeşil Sol Parti bunun öncüsü olacaktır. Dersim’in bir kadın kenti olmasını istiyoruz. Milletvekili adayımız Ayten Kordu’nun, kadınların sorunlarını dile getireceğine ve kadın mücadelesini büyüteceğine inanıyoruz” diye belirtti.

‘Sloganımızı, meclise taşıyacağız’

Dersim’de kadın adayı desteklediğini dile getiren Besime Gök ise şunları ifade etti: “Dersim halkına inanıyorum.  Adayımızın kadın olması buradaki kadınların daha fazla harekete geçmesini sağlayacaktır. Kadınlar olarak saray rejimini yıkacaklarını ve 15 Mayıs sabahı Meclis’i yeşile boyayacaklarını ifade eden Birsen Orhan da, şunları söyledi: “Saray rejimi iyi bilmeli ki, HDP’yi kapatmakla ardıllar bitmeyecek. Biz kadınlar, adayımıza güçlü bir şekilde destekleyeceğiz. Jin jiyan azadî sloganıyla açılışımızı yaptık. Sloganımızı, meclise taşıyacağız” dedi.

Meltî’de hedef 3 vekil

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Meletî milletvekili adayları Perihan Yücekaya, Yusuf Bozkuş, Sevim Alagöz, Huseyin Kılınç, Rozerin Ercan ve Gafar Bayram seçim çalışmalarına başladı. Adaylardan Perihan Yücekaya, kentteki hedeflerinin en az 3 vekil çıkarmak olduğunu söyledi.

Meclise Meletî’nin sorunlarını taşımak istediklerini söyleyen Yücekaya, depremde yurttaşların yaşadığı mağduriyettin hesabını soracaklarını, çiftçilerin sorunlarıyla ilgileneceklerini kaydetti. Yücekaya, “Burası dünya kayısı piyasasının yüzde 70’ini karşılıyor. Mazotun pahalılığından kaynaklı halk ekemiyor, bahçesine bakamıyor. Kooperatif olmadığı için kayısı çiftçisi hakkını alamıyor. Kayısının değer kazanması ve Meletî çiftçisinin emeğinin karşılığını alması için parlamentoya gideceğiz” dedi.

HABER MERKEZİ

#Balıkesir #Mersin #Dersim #Meletî #halkı #Mayıs #seçimlerine #hazır

Polis lojmanında bir kadın katledildi

Manisa’da polis lojmanında ateşli silahla vurulmuş halde bulunan Y.A isimli kadın hayatını kaybetti

Manisa’nın Demirci ilçesindeki polis lojmanlarında başından vurulmuş halde bulunan 26 yaşındaki Y.A., hayatını kaybetti. Dün Demirci Emniyet Müdürlüğü’nün lojmanlarında meydana gelen olayda, sabah saatlerinde silah sesi duyulması üzerine sesin geldiği daireye çıkan ekipler, ilçe emniyet müdürlüğünde görev yapan bir komiserin oturduğu lojmanda, ilçede güzellik salonu işleten Y.A’yı ateşli silahla vurulmuş halde buldu.

Çağrı üzerine lojmana gelen sağlık ekipleri, Y.A’yı Demirci Devlet Hastanesi’ne götürürken, Salihli Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Y.A, hayatını kaybetti.

Olayın ardından dairede oturan komiser, gözaltına alındı.

MANİSA

#Polis #lojmanında #bir #kadın #katledildi

Uçar: Tek adam rejiminin değişimi kadın eliyle olacak

JINNEWS’in sorularını yanıtlayan Yeşil Sol Parti Eş Genel Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar,’Bu seçimlerde seçmenlerin yaklaşık yüzde 51’i kadın ve biz bu yüzde 51’in kadın özgürlük mücadelesine, eşitlik mücadelesine çok ciddi anlamda sahip çıktığını biliyoruz. ‘Tek adam’ rejiminin değişimi kadın eliyle olacak’ dedi

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler için 1 aydan kısa bir süre kaldı. Tüm partiler çalışmalarını sürdürüyor. Halkların Demokratik Parti’sine (HDP) açılan kapatma davası sonrası alınan kararla Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) çatı parti olarak seçimlere girecekken, bu amaçla saha çalışmaları da miting havasında geçiyor.

Gittikleri her yerde görkemli şekilde karşılanan Yeşil Sol Parti Eş Genel Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar çalışmalarına ve sürece dair JINNEWS’in sorularını yanıtladı.

*Yeşil Sol Parti Eş Genel Sözcüsü olarak tanınıyorsunuz. Bilmeyenler için soruyoruz, Çiğdem Kılıçgün Uçar kimdir?

Erzincanlıyım ilk, orta ve lise öğrenimimi Erzincan’da tamamladım. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü’nden mezun oldum. Siyasetle, demokratik mücadeleyle, kadın mücadelesiyle üniversitede tanıştım. Üniversite hayatının bitiminde ek olarak öğretmenlik var ama üniversiteyi iyi bir dereceyle bitirmeme rağmen devletin önümüze koyduğu KPSS’yi geçemedim. Daha sonra siyasette aktif olarak yer almaya başladım. İlk görev alanım HADEP üyeliği. İstanbul HADEP Bakırköy İlçe Örgütü’nde yöneticilik yaptım. Demokratik Toplum Partisi (DTP) sürecine geçtiğimizde Türkiye de Kürt Kadın mücadelesinin çok ciddi emeklerle yarattığı eşbaşkanlık sistemi vardı. Yine devletin engellemelerine rağmen imza kampanyasıyla sunulan bir çalışmaydı ve ‘Eşbaşkanlık’ sistemi sevgili Aysel Tuğluk ile başladı. İllerde ilk uygulamasını İstanbul’da gerçekleştirdik. DTP’de ilk İl eşbaşkanlığını yaptım. DTP’nin kapatılması ardından Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile yolumuza devam ettim. BDP İstanbul İl Eşbaşkanlığı ile yoluma devam ettim. 2011 yılında da İstanbul KCK ana davası kapsamında da yürüttüğümüz demokratik siyasette müdahale anlamında 205 arkadaşımızla birlikte tutuklandım. Yaklaşık iki buçuk yıl cezaevinde kaldım. Cezaevinde çıktıktan sonra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclis (PM) üyesi oldum. Daha sonraki süreçlerde Halkların Demokratik Kongresi Yürütme Kurulu üyesi, Kadın Meclisi ve Hakların Eşitlenmesinde faaliyet yürüttüm. En son 16 Ekim 2022’de Yeşil Sol Parti Eş Genel Sözcülüğü’ne geldim.

*Kendinizi Kürt özgürlük mücadelesi ve kadın mücadelesinde nasıl tanımlıyorsunuz?

Siyaset kadın ve toplumlardan fazlasıyla uzaklaştırılıyordu ve ben mücadeleye başladığımda da durum buydu ama bir yandan devletin baskısına rağmen Kürt demokratik mücadelesi ve kadın mücadelesi vardı ve bir anlamda bu mücadele ile birlikte büyüyen birisiyim çok çok ciddi katkısını aldım.

*14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kaldı ve Yeşil Sol Parti iki beyanname açıkladı. Bunlardan biri de kadın seçim beyannamesiydi. İktidarın kadını hedef alan politikaları her geçen gün derinleşirken, siz bu beyanname ile hedeflerinizi açıklayabilir misiniz?

20 yıllık AKP’nin kadın düşmanı iktidarına karşı çok ciddi sesler yükseltildi. Kadınlar sokakları terk etmediler, ben de bu mücadelenin bir parçası olmaya çalıştım. Bulunduğum mücadele sürecinde de hem de Yeşil Sol Parti anlamında da en büyük başlıklardan biri kadının yaşamış olduğu şiddet. AKP’nin bugün yönetememe krizinde elinde tek kalan mekanizma şiddet ve şiddeti en ağır şekilde uyguladığı alanlardan biri de kadın mücadelesi.

Biz kadın beyannamemizde özellikle kadın cinayetlerine yönelik cezasızlık politikalarına ciddi anlamda yer verdik. Ve bu anlamda bu soruna çözüm olarak gördüğümüz ‘Kadın İhtisas’ mahkemelerinin kurulmasına dönük bir vurgumuz oldu. Akabinde bir ‘Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ var Türkiye’de. Eskiden mücadelemizde ‘kadın’ kelimesi önemli bir veriydi ki eskiden bakanlıkta ‘Kadın’ kelimesi vardı; ancak yeni bir düzenlemeyle çıkarıldı. Türkiye’de kadın mücadelesine sahip çıkan bir bakanlığa ihtiyaç var. Ve özelde de ‘Kadın Bakanlığı’ yer alması gerekiyor. Bugün mevcut bakanlıkla aslında erkek-devlet şiddetinin de mevcut iktidarın erkek egemenliğini koruyan, besleyen bir pozisyonda. İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar yürürlüğe koyacağız. Bunu kaldıran rejimi de kendimiz yürürlükten kaldıracağız.

*Türkiye gündeminde uzun süredir kadınlar öncülüğünde, iktidarın politikalarına karşı bir mücadele söz konusu. Ekonomik ve ekolojik krizin de içerisinde olduğu çoklu krizleri yaşayan Türkiye’nin mevcut gündemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yaşadığımız ekonomik krizden en çok kadınların etkilendiği; kadınların yoksullaştığı, yoksulluğun kadınlaştığı bir süreçten bahsediyoruz. Aslında bu dünya kadınların görünmeyen emeği üzerinden dönüyor. Dolayısıyla biz kadınların özellikle bakım yükümlülüğü ve ev içi emeğinin değerlendirmesinin çok kıymetli olduğunu biliyoruz ve bu bakımdan ev içine bağlı yaşamını idame eden kadınların da bir sosyal güvence ve emekliliğinin olması için de çabamızın olacağını ifade ettik. Yine Türkiye’de mücadele edilen en büyük başlıklardan birisi de ekoloji mücadelesi. Bu mücadelenin öncüsü de kadınlar. Bu kadınlara da sözümüz var. Ekoloji mücadelesini birlikte yürüteceğiz ve ekolojik bir Türkiye’yi birlikte yaratacağız.

*Cumhur İttifakı’nın kadın düşmanı politikaları beyannamelerine de yansıyor. Dolayısıyla ittifakın içerisinde yer alan diğer partiler de kadın kazanımlarını hedef aldı. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP’nin beyannamesi ‘Doğru zaman, doğru adam’. Bu belirlemesinden bile yola çıkarsak AKP-MHP ittifakı yani mevcut ‘Tek adam’ rejiminin kadınsız bir toplum taahhüt ettiğini net bir şekilde görürüz. Onların bu taahhüdüne karşı da mevcut kadın mücadelesi var. Evet, Cumhur İttifakı’nın genişlemek anlamında mevcut partinin ismini dahi söylemek istemiyorum, biri Kürt düşmanı, biri kadın düşmanı. Bu, aslında kadın mücadelesinin bir ürünü AKP-MHP iktidarına genişleyecek alan bırakmadı. Kendisinin kurguladığı kadın düşmanı politikalarından da ‘o’ partiyle bir araya geldi. Bu kadınlardan korktuğunun bir göstergesidir. Bizim açımızdan da aslında kadınların kazandığının ve kazanacağının bir göstergesi.

*Seçim çalışmalarınız kitlesel katılımlarla devam ediyor. Şimdi de Serhat bölge turu gerçekleştiriyorsunuz. Seçime doğru giderken, bu oluşan atmosferi nasıl yorumluyorsunuz?

Türkiye’de çok ciddi bir değişim talebi var bu değişim talebinin öncüsü kadınlar ve ‘tek adam’ rejiminin değişimi yönündeki anahtarın kadınlarda olduğunu düşünüyoruz. 81 ilde seçimlere gidiyoruz hem ‘Emek ve Özgürlük İttifakı’ hem de ‘Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’ yönünden gerçekten çok güçlüyüz. Türkiye’de kadınlar ve gençler olmak üzere çok farklı kesimin ve mücadele kesiminin içinde olduğu bir ittifakla seçime gidiyoruz. Bu seçimlerde seçmenlerin yaklaşık yüzde 51’i kadın ve biz bu yüzde 51’in kadın özgürlük mücadelesine, eşitlik mücadelesine çok ciddi anlamda sahip çıktığını biliyoruz. ‘Tek adam’ rejiminin değişimi kadın eliyle olacak. Kazananlarda kadınlar olacak.

*Seçimlere az bir süre kalırken, kadın ve gençlere vermek istediğiniz mesaj nedir?

Kimin iktidar olacağından öte, nasıl bir Türkiye’de yaşayacağımızı gösteren bir süreç. Hem cumhuriyetin ikinci yüzyılı hem de mahkum bırakıldığımız bu 22 yılık süreçte; kadın düşmanı politikalarla yaşadığımız süreci değiştirmeye dönük çok ciddi bir eşik. Bu eşikte bütün yurttaşlarımızın sandığa gidip oy kullanmasını, oylarına sahip çıkmasını ve bu ülkede yok sayılan, ötekileştirilen kadınların da yeni dönemin kurucu öznesi olması için de emek veriyoruz, herkesi bu çalışmanın parçası olmaya davet ediyoruz.

Haber: Zelal Tunç / WAN

#Uçar #Tek #adam #rejiminin #değişimi #kadın #eliyle #olacak

Kenanoğlu: Adıyaman’dan 3 vekille meclise döneceğiz

0

Yeşil Sol Parti Adıyaman Milletvekili Ali Kenanoğlu, Adıyaman’da partililer tarafından karşılandı. Konuşma yapan Kenanoğlu, “Adıyaman’dan en az 3 vekille meclise döneceğiz” dedi.

Yeşil Sol Parti Adıyaman Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, Adıyaman’da partililer tarafından karşılandı. Burada bir konuşma yapan Kenanoğlu, siyasal sürece ilişkin açıklamalarda bulundu.

ADIYAMAN’I KADERİNE TERK ETTİLER

Adıyaman’da depremin ağır bir şekilde hissedildiğini söyleyerek sözlerine başlayan Kenanoğlu, Adıyaman’ın kaderine terk edildiğinin altını çizdi. Depremlerde yaşamı yitirenlere baş sağlığı dileyen Kenanoğlu, “Adıyaman’da bulunan bütün canlara geçmiş olsun dileklerini iletiyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum” dedi.

KATLİAMIN SORUMLUSU ÜLKEYİ YÖNETENLER

Mecliste deprem araştırma komisyonunda üye olduğunu hatırlatan Kenanoğlu, “Bu bölgede deprem olacağı bizim komisyona gelen uzmanlar tarafından anlatılıyordu. Dolayısıyla biz bu depremde yaşanan can kayıplarını cinayet olarak adlandırılıyor. Katliam olarak nitelendiriyoruz. Çünkü önlenebilir ve geleceği bilinen bir felaketti bu. Bütün bu tedbirlerin alınmamasından, gerekli hazırlıkların yapılmamasından kaynaklı olarak canlarımız yaşamlarını yitirdi. Dolayısıyla bu işin sorumluları var. Bu katliama sebep olan insanlar var, o insanlar bu ülkeyi yönetenlerdir” diye belirtti.

ADIYAMAN DEPREMDE UNUTULDU

Adıyaman’ın deprem sürecinde unutulduğunun altını çizen Kenanoğlu, “Depreme maruz kalmış iller arasında bile ismi geçmiyordu. Aradan günler geçtikten sonra fark ettiler. Ülkenin sınırları içerisinde bir şehirden haberleri dahi olamayacak kadar işin bilincinde değillerdi. Dolayısıyla biz mecliste tartışıyoruz. Diyorlar ki devlet birinci günden itibaren oradaydı, bunu en iyi Adıyaman halkı bilir ama bunun haricinde şunu da biliyorum enkaz altındaki insanlar bakan, vali görmek istemiyorlardı dertleri onların gelmesi değildi, dertleri enkaz altındaki canlarının yaşamlarını kurtarmak için gerekli ekipmanın gelmesiydi. Onları sağlamadığınız zaman doğal olarak orada devlet yoktu dersiniz. Valilerin gelmesi derdimize derman olacak bir şey değil” ifadelerini kullandı.

HELALLİK İSTEMEYE HAKKINIZ YOK

İktidarın deprem için gerekli tedbirleri almadığını söyleyen Kenanoğlu, bu tedbirlerin başında ise yapım öncesinde yapılması gereken denetimler olduğunu belirtti. Kenanoğlu, “Deprem sonrasında da öncelikle arama kurtarma, sonrasında da barınma, yiyecek ve hijyen ihtiyaçlarının karşılanmasıydı. Bunların hiçbirisi olmadı. Adıyaman unutuldu. Bizde diyoruz ki 14 Mayıs’ta unutulan Adıyaman bu sefer onları unutacak. Mutlaka bu işin hesabı sorulacak. Bu iş hesap sormadan olmaz. Hesap sormadığınız zaman tedbirler alınmıyor, herkes kaza, kader diyerek aslında kendi sorumluluğunu inançsal anlamda da günah işleyerek Allah’a yıkıyorlar. Bir de işin helallik isteme kısmı vardı. Kendi adıma şunu söylüyorum ben bir muhalefet milletvekili olarak benim dahi haddime değildir vatandaştan helallik istemek. sizin hiç hakkınız yok. Sizin sorumluluğunuz var” dedi.

BU BULUŞMA BABA İLYAS’LA BABA İSHAK’IN, HUBYAR SULTAN’LA ÜRYAN HIZIR’IN BULUŞMASIDIR

Bu seçimin kendisi için sembolik bir anlamı olduğunu söyleyen Kenanoğlu, “ Biliyorsunuz ben Tokat doğumluyum. Amasya sancağına bağlı olan bir coğrafyadan geliyorum. 13.yy’da zalimlerin zulmüne, talancılara, yağmacılara karşı başkaldıran iki önemli şahsiyet vardı. Birisi Amasya’da baba İlyas, ikincisi de Adıyaman’da Baba İshak’tı. Birbiri ile pir mürşit ilişkileri vardı. Ve aynı anda zalimin zulmüne karşı isyana kalkmışlardı. Baba İlyas Amasya’dan yürümüştür, Baba İshak’ta Adıyaman’dan yürümüştür. Dolayısıyla bizim buraya gelmemiz, canlarla buluşmamız Baba İlyas’la baba İshak’ın buluşmasıdır. Bu tarihsel bir öneme ve sembole aittir” diye belirtti.

3 VEKİL İLE MECLİSE GİDECEĞİZ

“Diğer taraftan da pir mürşit ilişkisi içinde bulunan Hubyar Sultan’la Üryan Hızır’ınbuluşmasının da tarihsel, sembolik bir anlamı var” diyen Kenanoğlu, “Biz bu buluşmayı bir bütün olarak mücadele ruhuyla birleştirerek, bütünleştirerek buradaki arkadaşlarımızın katkılarıyla mücadelesiyle buluşturarak birlikte demokrasi mücadelesinde başarıya ulaştıracağız. Şunu ifade ediyorum. Ben buraya 1 vekil olarak geldim ama 1 vekil olarak dönmek istemiyoruz. Biz buradan en az 3 arkadaşımızla parlementoya gitmek istiyoruz. Bunun için buradayız. Adıyaman’ın tarihsel olarak böyle bir potansiyeli vardır. Buna müsait bir doku vardır. Önemli olan buradaki yoldaşlarımızın dinamizmi ile emekleriyle bu dokuyu ortaya çıkarmaktır” ifadelerini kullandı.

YEŞİL SOL PARTİ MÜCADELEMİZİN ADIDIR

HDP milletvekilleri olarak seçildiklerini fakat şimdi Yeşil Sol Parti milletvekili adayı olduklarını ifade eden Kenanoğlu, “Bunu da bizlere en başta Kürt halkına ve onun yoldaşları olan toplumsal kesimlere siyaset yapma imkanının ortadan kaldırmanın bir sonucu olarak yaşıyoruz. Tabi karşımızda zalim bir iktidar var. Bu iktidar bizim her anlamda elimizi kolumuz bağlayarak bizi bir kavgaya sürüklemek istiyor. Ama biz bütün bunların karşısında elimiz kolumuz bağlanmadan, kendimize yeni yol, yöntem ve araçlar bularak bu mücadelede var olduğumuzu gösteriyoruz. O anlamıyla Yeşil Sol Parti bizim yeni mücadele hattımızdır. Mücadelemizin adıdır. Bu adla birlikte parlementoda sayısal çoğunluğu elde ederek gelecek yüzyılın demokrasi, eşitlik, özgürlük adalet noktasında bir yöne evrilmesinin mücadelesini vereceğiz. Hepimizin yolu açık olsun” şeklinde konuştu.

İçişleri Bakanlığı Şeyh Said’in mezar yerini ‘Husumetli taraf değiliz’ diyerek reddetti

 İçişleri Bakanlığı husumetin tarafı olmadığını iddia ederek Şeyh Said’in mezarının yerine dair herhangi bir bilgi paylaşmayı reddetti

Amed Barosu, Şeyh Said Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği ile Şeyh Said’in torunu ve vasisi Kasım Fırat, 1925’te 46 arkadaşıyla birlikte idam edilen Şeyh Said’in mezar yerinin açıklanması için İçişleri Bakanlığına başvurdu.A 2019’da başlatılan süreçte, İçişleri Bakanlığı, başvuruya yanıt vermedi. Bunun üzerine davacılar, Bakanlığın 30 günlük yasal süre içinde talebe cevap vermemesinin başvurunun zımnen reddini anlamına geldiğine işaret ederek, kararın telafisi güç zararlara yol açacağı gerekçesiyle İçişleri Bakanlığının talebin reddi anlamına gelen kararının yürütülmesinin durdurulması istemiyle Ankara 5’inci İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Yürütmenin durdurulması istemine, Cenevre Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolü, “Kayıplar Bildirisi”, “Kayıplar Sözleşmesi”, Birleşmiş Milletler Dokunulmazlıkla Mücadele Yoluyla İnsan Haklarının Teşvik Edilmesi ve Korunmasına İlişkin Güncellenmiş İlkeler Bütünü”nde gerçeği bilme hakkı, “Birleşmiş Milletler Zorla Kayıp Edilmeye Karşı Herkesin Korunmasına Dair Bildiri” devletlere yüklediği etkin tedbirler alma yükümlüğü ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin düşünce ve ifade özgürlüğü ilkesinin yasal dayanak olarak gösterildi.

Yürütmeyi durdurma istemine red

Mahkeme kabul ettiği başvuru kapsamında savunma istediği İçişleri Bakanlığı, olayda husumetli taraf kendileri olmadığını, bu nedenle yürütmenin durdurulması isteminin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, idari işlemin yürütülmesinin durdurulması isteminin reddini istedi. Ankara 5’inci İdare Mahkeme, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27’nci maddesinin 2’nci fıkrasında idari mahkemelerin, idari işlemlerin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmediğini kanaat getirerek, kararın yürütülmesinin durdurulması istemini esastan reddetti.

Bakanlık: Husumetli taraf biz değiliz

İçişleri Bakanlığı, mahkemeye gönderdiği yazıda, yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, “husumetli taraf olmadıkları” yönündeki belgeyi işaret ederek, buna ilave edecekleri bir şey olmadığını kaydetti. Mahkemenin davalı tarafın talebinin ilettiği İçişleri Bakanlığı gönderdiği yazıda, “Mehmet Kasım Fırat ve diğerleri tarafından Bakanlığımız aleyhine Ankara. 5. İdare Mahkemesinin 2022/793 sayılı esasında açılan davayla ilgili (a) yazınıza ilişkin ilgi (b) cevabı yazımız gönderilmiş olup ilgi (c) yazınıza ilişkin olarak ilave edebilecek herhangi bir husus bulunmamaktadır. Bilgi ve gereğini arz ederim.” ifadelerine yer verdi.

‘Hukuki dayanaktan yoksun’

Bakanlığın işaret ettiği (b) yazısında “Açılan dava hukuki dayanaktan yoksundur. Şöyle ki? İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre, husumet, bir ilk inceleme konusu ve dava şartıdır. Her dava şartı gibi, husumet de kamu düzenine ilişkindir. Bu yüzden taraflar ileri sürmese bile hâkim tarafından yargılamanın her safhasında ve resen dikkate alınır. Dava, konusu itibariyle Bakanlığımızı ilgilendirmediğinden husumetin Bakanlığımıza yöneltilmesinin hukuka uygun olmadığı değerlendirilmiştir ve açılan davanın reddedilmesi gerekmektedir.” İfadeleri yer alıyordu.

‘Mahkemenin kararı bilinçli yerine getirilmemekte’

Davaya taraf olan Amed Barosu ve Şeyh Said ailesinin avukatı Mehdi Özdemir, “İçişleri Bakanlığının mahkemeye gönderdiği yazı içeriği, bilgi paylaşımında bulunmaktan imtina edildiğini, aile ve bir bütün olarak toplumun mezar yerinin tespitine ilişkin talebini yerine getirmek istemediğini bizlere göstermektedir. Aynı şekilde, mahkemenin ailenin mezar yerinin tespiti hususundaki yargılama sürecinde, devletin uhdesinde olan bilgi ve belgelerin temini ile karar verebileceği açık olup adil bir yargılamanın gereğidir. Ancak İçişleri Bakanlığınca, bu husus gözardı edilerek, mahkemenin ara kararı bilinçli bir şekilde yerine getirilmemektedir. Bu durum, aile bireyleri açısından, Bakanlığın bilgi paylaşmamasından kaynaklı olarak aile hayatına saygı hakkının ihlali niteliğindedir” dedi.

AMED

 

 

#İçişleri #Bakanlığı #Şeyh #Saidin #mezar #yerini #Husumetli #taraf #değiliz #diyerek #reddetti

Dina’nın ölümünün ardından Karabük’te ‘fuhuş çetesi’ iddiası

Karabük’te ölü bulunan 17 yaşında Gabonlu Dina’nın ardından, ‘Karabük’te fuhuş çetesi mi var?’ iddiaları gündeme geldi

Karabük’te geçtiğimiz haftalarda Filyos Çayı’nda ölü bulunan 17 yaşındaki Gabonlu öğrenci Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nun soruşturması kapsamında üç kez gözaltına alınıp, serbest bırakılan D.A., tutuklanırken, olayla ilgili soruşturma devam ediyor. Öte yandan Dina’nın ölümünün ardından taciz ve zorla fuhuş iddiaları gündeme geldi.

Karabük’te çete mi var?

Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre, Gabon Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Avukatı Kerim Bahadır Şeker, Karabük’te 16 yaşındaki siyah bir kıza fuhuş yaptırıldığını belirterek, “16 yaşında bir siyah kız çocuğuna otelde fuhuş çetesiyle zorla fuhuş yaptırıldığını ve basıldığını duydum. Karabük’te artık çete, örgüt ya da öyle bir kumpas mı var? Örgütlü şekilde mi çalışıyorlar amaçları nedir?” dedi.

İki işinin parmağı var

Şüpheli olarak tutuklanan D.A’ya ilişkin konuşan Şeker, “D.A’nın tutuklanması bir son değil bir başlangıç. Çünkü olayın başlangıcıyla alakalı bizim elde edemediğimiz çok farklı bulgular var. Bizim kanımızca kesinlikle adli kontrolle serbest bırakılan iki kişinin de bu cinayette parmağı var. Bunlardan biri İ.Ç. ve diğeri S. Ç.” ifadelerini kullandı.

Annesine mesaj attı

Dina’nın annesinin attığı mesajları açıklayan Şeker, “Mesajlarda, ‘Anne bana 300 bin frank teklif ettiler. Birlikte olmak istiyorlar’ diyor. Bununla alakalı delilleri dosyaya sunacağız” dedi.

HABER MERKEZİ

#Dinanın #ölümünün #ardından #Karabükte #fuhuş #çetesi #iddiası

Gazeteci Ömer Çelik hakkında hazırlanan iddianame: Devlete bağlılığı sarstı

Gazeteci Ömer Çelik hakkında hazırlanan iddianamede, Çelik’in sunduğu programda konuşmalarının ‘Kürtlerin devletine olan bağlılığını sarsıcı şekilde konuşmalar yaptı’ ifadeleri kullanıldı

Amed’te 8 Haziran 2022’de gözaltına alındıktan 8 gün sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklanan gazetecilerden Ömer Çelik hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi.

Çelik, 14’ü tutuklu toplam 17 meslektaşıyla birlikte 11 Temmuz’da Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. 728 sayfadan oluşan iddianamenin Çelik’e dair hazırlanan bölümünde, haberler ve tanık ifadeleri “örgüt üyeliğine” delil olarak gösterildi.

İddianamede, Sterk Tv ve Medya Haber TV’nin yurtdışında bulunan serverlarından elde edildiği iddia edilen yayın tartışmalarına yer verildi.

Devlete bağlılığı sarstı

MA’dan Azad Altay’ın haberine göre Çelik’in her hafta farklı isimleri konuk ettiği “Amed’ten Bakış” adlı programında tartışılan konular suç sayıldı. İddianamede, Çelik’in programında PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi konuklarına yorumlatmasına dair şu değerlendirme yapıldı:

“(…) Ülkemizde hukuksuzlukların İmralı nezdinde toplumun her alana yayılarak her kesime sirayet ettiğini, PKK/KCK terör örgütü elebaşı hükümlü terörist Abdullah ÖCALAN’a yakalandığı günden bugüne kadar –sözde- tecrit uygulandığı, Cumhuriyetin ilanından bugüne kadar Kürt halkına yönelik yok sayma, soykırım, katliam ve asimilasyon politikaları uygulandığı yönünde PKK/KCK terör örgütü elebaşı hükümlü terörist Abdullah ÖCALAN’a önem atfedici ve Kürt halkının devletine olan bağlılığını ve güvenini sarsıcı şekilde konuşmalar gerçekleştirdiği (…)”

Güzel hakkındaki ifadeleri

Çelik’in programında, HDP’nin tutuklu eski vekillerinden Semra Güzel hakkındaki iddialara dair değerlendirmeleri de iddianamede yer aldı. İddianamede, Çelik’in hükümet yanlısı medya tarafından Güzel’e dair ortaya atılan iddiaları “linç kampanyası” olarak nitelendirdiği ve böylece “PKK’yi meştulaştırdığı” ileri sürüldü.

Haberler suç sayıldı

Çelik’in çeşitli tarihlerde yaptığı haberler de suçlamalara delil olarak gösterildi. Çelik’in 15 Nisan 2022’de zırhlı araçların çarpması sonucu hayatını kaybeden çocuklarla ilgili yaptığı “Yaşam hakkı’nın bölgedeki karşılığı: Öldürülmeme hakkı!” başlıklı haberi; 28 Mart 2022’de Mezopotamya Ajansı’nda (MA) yayınlanan ve Amed’te 2006 yılında başlayıp diğer kentlere yayılan 28 Mart olaylarına dair yaptığı derleme haberi; 15 Mart 2022’de Newroz süreçlerine dair analiz haberi de suç sayıldı.

 Gizli tanıktan benzer açıklama

Çelik’in evinde yapılan baskında el konulan hafıza kartlarındaki haberlerine dair fotoğrafları ile gizli tanık beyanları da suçlama konusu yapıldı. HDP’nin hazine yardımlarına bloke konulması kararına delil yapılan gizli tanık “CV23TY45UP78″in, Çelik’e dair beyanları da bu iddianameye girdi. Söz konusu gizli tanığın, Çelik’in her hafta yayınlanan programlarına dair “program yapıyordu” yönündeki beyanları iddianamede  yer aldı.

AMED

#Gazeteci #Ömer #Çelik #hakkında #hazırlanan #iddianame #Devlete #bağlılığı #sarstı