Ana Sayfa Blog Sayfa 6250

Özgür Gün TV ve Özgür Gün Radyo mühürlendi

Daha önce yayını TÜRKSAT’tan çıkarılan ve yerelde yayınına devam eden Özgür Gün TV ile Özgür Gün Radyo mühürlendi. 

Özgür Gün TV ile Özgür Gün Radyo akşam saatlerinde polis ve maliye memurları tarafından demirbaş sayımı yapıldı. Sayımın ardından TV ve radyo kapısı mühürlendi. (DİHA)

Jiyan TV, Zarok TV ve Azadi TV’de mühürleme işlemi yapılıyor

İMC TV çalışanlarının sarı basın kartları da iptal edildi

Hayatın Sesi çalışanlarının basın kartı iptal edildi

Jiyan TV, Zarok TV ve Azadi TV’de mühürleme işlemi yapılıyor

Başbakanlık talimatıyla ekranları karartılan 12 TV kanalı arasında yer alan Jiyan TV ile Zarok TV’nin binalarına gelen polis ve maliye memurları işlem yapıyor. 

Jiyan TV ve Zarok TV çalışanları polis tarafından dışarıya çıkartılırken, kanallarda bulunan eşyaların televizyon yöneticileri eşliğinde sayımı yapılıyor.

Özgür Gün TV ve Azadî TV’de de polis ile maliye memurları sayım yapıyor. TV’lerin binalarında bulunan demirbaşlara el konulacağı kaydedilirken, kapılarının mühürleneceği öğrenildi. 

Arama devam eden Özgür Gün TV’yi HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca ziyaret etti. (Diyarbakır/EVRENSEL) 

(Fotoğraf: DİHA)

Kapatmalar Londra Türkiye Elçiliği önünde protesto edildi

Türkiye’de AKP Hükümeti tarafından KHK”ye dayanılarak 12 televizyon kanalı 11 radyoyu kapatılması Lonrda Türkiye elçiliği önünde protesto edildi. Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi DAY-MER’in çağrısı ve Demokratik Güç Birliğinin desteği ile yapılan eylemde “Özgür basın susturulamaz” “Saldırılara inat yaşayacak hayat” sloganları atıldı. 

Bazı İngiliz sendikalarının ve Gazeteciler Sendikası NUJ’in de elçilikle görüşme talebinde bulunarak Türkiye’de basın üzerindeki baskıların son bulmasını isteyecek. (Londra/EVRENSEL)
 

Kadın örgütlerinden Ekmek ve Gül için imza kampanyası

Hayatın Sesi televizyonu, IMC TV, TV 10’un aralarında bulunduğu birçok tv ve radyo kuruluşunun kapatılmasına tepkiler sürüyor. Televizyonların ve bu doğrultuda kadınların sesinin kısılmasını kabul etmeyeceklerini söyleyen kadın örgütleri Türkiye genelinde bir imza kampanyası imza kampanyası başlatarak Hayatın Sesi ekranlarında yayımlanan Ekmek ve Gül programına sahip çıktı.

İmza kampanyası çerçevesinde bir metin dolaşıma sokan kadın örgütleri şunları dile getirdi: “Karartılan Hayatın Sesi Tv ekranlarında sesi kısılmak istenen programlar arasında biz kadınların sesini, soluğunu, rengini, umudunu, direncini ve yaşam yolundaki tüm öykülerini ekrana taşıyan Ekmek ve Gül programı da var. Yolu mücadeleden geçen her kadın en az bir kere Ekmek ve Gül stüdyosuna konuk olmuş ya da bir direniş alanında Ekmek ve Gül mikrofonuna konuşmuştur. Derdini tasasını, taleplerini kendisi gibi başka kadınlara anlatma imkanı bulmuştur. İktidar ekranları karartarak biz kadınların bir kürsüsünü elinden almak, bir dayanışma kanalını daha kapatmak istemiştir. Fakat biz bu sansürü de dayanışmayla aşacak güce sahibiz.

Ekmek ve Gül hepimizin sesidir. Biz kadınların sesini kısmanıza izin vermeyeceğiz!”

DAYANIŞMA MESAJLARI: ‘EKMEK VE GÜL SUSTURULAMAZ’

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Berna Güler gönderdiği dayanışma mesajında “Hayatın sesi var oldukça, ‘Hayatın Sesi’ de var olacaktır. ‘Hayatın Sesi Ekmek ve Gül’ susturulamaz! Hayat bir mücadele; emekten, barıştan, eşitlikten, adaletten ve özgürlükten yana bilginin tüm toplumla paylaşılmasında önderlik etme işlevi hiçbir zaman bitmez, bitirilemez devam edebilmesi mücadelenin toplumsallaştırılmasında hayat bulur. Dostluk ve dayanışmayla.” dedi. 

9 Eylül Üniversitesi Hastanesi Taşron İşçisi Serpil Altıncelep de Hayatın Sesi’ne ve Ekmek ve Gül’e sahip çıktığını belirterek, asıl amacın kadınların sesini kısmak, kapatmak olduğunu söyledi. “İşçinin emekçinin, kadınların sesi bir olmalı diyen Altıncelep, “Tüm emekçiler de kadınlar da bir araya gelmeli ve dayanışma göstermeli. Sesimiz gür çıkmalı ve buna bir engel getirilmemeli” şeklinde konuştu.  

‘EKMEK VE GÜL GİBİ PROGRAMLARA İHTİYAÇ VAR’

Uçan Süpürge de gönderdiği dayanışma mesajında “Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği olarak, birçok kez birçok konuda bize yer veren, kadın hak ihlallerini ve kadın haklarını ekrana taşıyan Ekmek ve Gül programının yanındayız. 

Televizyon ekranlarında “kadın programı” adı altında sunulan toplumsal cinsiyet eşitliğini yerle bir eden ve kadının toplumsal kalıplarını pekiştiren programların karşısında Ekmek ve Gül gibi kadınların gerçek sorunlarına ve ihtiyaçlarına dikkat çeken programlara ihtiyacımız var. 

Kadın örgütleri ve birçok hak örgütünün sesi olan, temas kurmasını ve dayanışmayı büyüten Hayatın Sesi televizyonu, Ekmek ve Gül programını yeniden ekranda görmek istiyoruz.” 

İMZACI OLAN KURUMLAR VE İSİMLER

17+ Alevi Kadınlar, Adana Kadın Platformu, Almanya Göçmen Kadınlar Birliği, Ankara Feminist Kolektif, Ankara Kadın Platformu, Barış İçin Kadın Girişimi, Bakırköy Belediyesi Direnişçisi Kadınlar, Bursa Panayır Kadın Dayanışma Derneği, Büro Emekçileri Sendikası İzmir Kadın Komisyonu, Çekim Yapan Kadınlar, Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği, DİSK Basın İşli Kadınlar, DİSK Kadın Komisyonu, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Taşeron İşçisi Kadınlar, Eğitim Sen Adana Kadın Meclisi, Eğitim Sen İzmir 1 No’lu Şube Kadın Komisyonu, Emek Partili Kadınlar, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, Filmmor Kadın Kooperatifi, Gülsuyu Gülensuyu Kadın Dayanışmaevi, Halkevci Kadınlar, HDK İzmir Kadın Meclisi, HDK Kadın Meclisi, HDP Ekoloji Komisyonu, HDP Kadın Meclisi, İHD Ankara Şubesi Kadın Komisyonu, İHD İstanbul Şubesi’nden Kadınlar, İHD İzmir Şubesi Kadın Komisyonu, İlerici Kadınlar, İmece Ev İşçileri Sendikası, İmece Kadın Dayanışma Derneği, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kadın Meclisi, İzmir Bekev – Buca Evka-1 Kadın Kültür ve Dayanışma Evi, İzmir Bornova Emek Kadın Korosu, İzmir Viyan Kadın Korosu, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, İzmir ÖDP’li Kadınlar, Kadınlarla Dayanışma Vakfı KADAV, Kadın Gazeteciler Takipte Oluşumu, Kadın Özgürlük Meclisi, Kadin Cinayetlerini Durduracagız Platformu, Kampüs Cadıları, Kayseri Kadın Dayanışma Derneği, KESK Ankara Şubeleri Kadın Platformu, KESK İstanbul Kadın Meclisi, KESK İzmir Kadın Meclisi, Kızkardeşim Kadın Dayanışma Derneği, KJA İzmir, Kuzey Ormanları Savunması’ndan Kadınlar, Mor Çetele, Mor Dayanışma, Özgür Genç Kadın, Pendik Kadın Dayanışma Derneği, Sendika.Org’dan Kadınlar, Sosyal Haklar Derneği’nden Kadınlar, Sosyalist Kadın Meclisleri, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Kadın Meclisi, TGS Kadın Komisyonu, TMMOB İstanbul İKK Kadın Komisyonu, Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği, Uçan Süpürge, Yeni Demokrat Kadın, Yeşiller Ve Sol Gelecek Partisi’nden Kadınlar, Yoğurtçu Kadın Forumu, Yunanistan Bağımsız Kadın Hareketi, Yunanistan Kadın Araştırmaları Merkezi, Telesile Yunanistan Feminist Kadın Ağı, TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu.

İsimler ise şöyle: Adalet Aydın, Berna Güler, Feryal Saygılıgil, Füsun Erdoğan, Hasbiye Günaçtı, Meryem Fehime Oruç, Necla Akgökçe, Nil Mutluer, Şefika Gürbüz, Şengül Yüksel. (İstanbul/EVRENSEL)

Ekranların karartılması Twitter’da TT oldu

Muhalif 11 radyo ve 12 TV kanalının kapatılmasına yönelik tepkiler sürüyor. Twitter’da başlatılan “TVmeRadyomaDokunma” hashtag’i TT listesinde ilk sıraya oturdu. 

“TVmeRadyomaDokunma” hashtag’i ile başlatılan kampanya kısa sürede binlerce kişi tarafından twitlenerek TT listesinde ilk sıraya oturdu. Kapatmalara tepki gösterenler, haber alma haklarının gasp edildiğini belirtirken, “Merak etme kumanda bende” göndermeleriyle de ekran karartmalarının işe yaramayacağı mesajını verdi. 

mücella yapıcı [email protected]: Herkesi sadece iktidarın sesine mahküm etmek; toplumsal işkencedir, insan haklarına aykırıdır ve de açıkça faşizmdir… #TVmeRadyomaDokunma

FERHAT TUNÇ: Tüm dünyada Kürtlerin sesini kısmak için her yol deneniyor. @Eutelsat_SA #MedNûçe ‘yi karartmanın karşılığında ne aldı?! #TVmeRadyomaDokunma

BanuGuven [email protected]: Haber alma hakkınıza ve ifade özgürlüğüne sahip çıkmak için gelin ses verin #TVmeRadyomaDokunma

HDP  [email protected]: “Bize dokunmadı, susalım” anlayışı, her gün yeni haksızlıklarla karşı karşıya kalınması demektir. #TvmeRadyomaDokunma

Sebnem KorurFincanci [email protected] Gerçeklere ihtiyacımız her zamankinden çok #TVmeRadyomaDokunma

Filiz Kerestecioğlu [email protected]: Gerçek bir gazeteci siz “sesini kıs” deyince kısmaz, haber almak isteyen halkımız da asla habersiz kalmaz! ama yine de #TVmeRadyomaDokunma

Mehveş Evin  [email protected]: Ancak darbeciler ozgur basini topyekun susturmaya kalkar  #TVmeRadyomaDokunma

Ceren Sozeri [email protected]: Bizim medyamız yalnız değil haber alma hakkımıza sahip çıkıyoruz #TvmeRadyomaDokunma (DİHA)

Özgür Gündem’e ilişkin soru önergesi iade edildi

Özgür Gündem Gazetesi’ne 16 Ağustos Salı günü yapılan baskın sonrası çalışanların gözaltına alınması ve gazete binasının mühürlenerek kapatılmasını soru önergesi olarak Başbakan Binali Yıldırım’a soran Dersim Milletvekili Alican Önlü’ye cevabı TBMM Başkanlığı verdi. Başbakanın yanıtlaması istenen önergeyi, her konuda bilgi alınamayacağı şeklinde cevaplayan Meclis Başkanlığı, soru önergesini de iade etti. 

Soru önergesinde 2014 yılında hazırlanan “Çöktürme planı”nda gazetenin kapatılmasının da planlandığını söyleyen Önlü, baskının da bu plan dahilinde olduğuna dikkat çekti. Yine İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen geçici olarak kapatma kararının gazete yetkililerine tebliğ edilmeden ve gazetenin itiraz hakkını kullanmadan hukuk dışı bir şekilde gazeteye baskın yapıldığını vurgulayan Önlü, bu hukuksuzluğun yanıtlanmasını ve gazete üzerindeki baskıların son bulması için bir girişimde bulunup bulunulmayacağını başbakana sormuştu. 18 Ağustos’ta soru önergesini Meclis Başkanlığı’na veren Önlü’nün sorularına yanıt verilmeyerek, 3 gün gibi kısa bir süre sonra önerge iade edildi.

Önergenin iade gerekçesinde ise, “açık ve belli konular hakkında bilgi istenir” denilerek gazetenin kapatılmasının beli bir plan çerçevesinde yapıldığı kabul edilmiş olundu. (DİHA)
 

Cerattepe davasında Cengiz Holding lehine karar çıktı

Artvin’in Kafkasör Yaylası’ndaki Cerattepe’de maden çıkarılması konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu raporunun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan davada karar Cengiz Holding lehine sonuçlandı. Rize İdare Mahkemesi ÇED olumlu raporunun iptalini reddetti.

Mahkeme, bilirkişi raporundaki değerlendirmeleri esas alarak, “Devlet ormanlarında gerekli iznin alınması ile madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinin mümkün olduğu ve dava konusu madencilik projesi için gerekli izinlerin alındığı” iddia etti. Mahkeme, “Projenin devlet ormanı olan alanda yapılmasında mevzuata aykırı bir durum olmadığı”nı belirtti.

MADEN, YASAKLI ALAN İÇİNDE DEĞİLMİŞ!

Verilen kararda, yapılan itirazlara ilişkin olarak şu değerlendirmeler yapıldı: “Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği hükümlerine göre milli park alanı ile kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezlerinin bulunduğu alanlarda dahi gerekli izinler alınmak kaydıyla madencilik faaliyetlerinin yapılması mümkün iken, fava konusu madencilik projesinin milli park alanında yapılmadığı, milli park alanına 660 metre uzaklıkta olduğu, turizm koruma ve gelişim bölgesi ile turizm merkezinin ise kapsamında değil, yanında yer aldığı hususları dikkate alındığında, dava konusu projenin yapıldığı alanın mevzuat açısından yasaklı alanlar içerisinde yer almadığı da sabittir.” 

Cerattepe davasında avukatlardan reddihakim talebi

‘YAŞAM MÜCADELESİNE DEVAM EDECEĞİZ’

Kararı Evrensel’e değerlendiren Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan, kararın kendilerine henüz tebliğ edilmediğini söyleyerek yaşam hakkı için mücadeleye devam edeceklerini vurguladı. Karahan, “Bize henüz tebliğ edilen bir karar yok. Biz de basından öğrendik. Ama süreç başından beri belliydi. Dava sırasında o kadar anlatılan söylenen şeyden sonra hiç mi vicdanları sızlamadı bilmiyorum. Daha önceden kararı veren hakimler alınıp yerine bu hakimler getirilmişti. Keşif raporunda da enteresan tespitler yer aldı. bir önceki duruşmada yaşanan baskılar ve yasaklar da bunu gösterdi. Ama her şeye rağmen bu mücadele Artvin halkının yaşam mücadelesidir. Biz tüm yasal ve hukuki yollara başvurarak mücadeleye devam edeceğiz. Bu bizim anayasal hakkımız” değerlendirmesinde bulundu.

NE OLMUŞTU?

Artvin Cerattepe’de Cengiz-Özaltın ortaklığındaki bakır ve altın madeni arama projesinin iptali için açılan davanın duruşması Rize İdare Mahkemesi’nde görüldü. 751 kişiyle açılan Cerattepe davası Türkiye’nin en büyük çevre davası özelliğini taşıyor. Davacıların avukatları, mahkeme heyetinin adil yargılama yapamayacağını belirterek, reddi hâkim talebinde bulundu ve salonu terk etti.

Artvin Cerattepe’de Cengiz-Özaltın ortaklığındaki bakır ve altın madeni arama projesinin iptali için açılan davanın 19 Eylül sabahı görülecek duruşması öncesi,  kentte miting, yürüyüş ve oturma eylemi gibi etkinlikler 1 ay yasaklanmıştı. (İstanbul/EVRENSEL)

Sabahattin Ali Stockholm’de anıldı

İsveç’in başkenti Stockholm’de, 1948 yılında gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Şair, Gazeteci, Yazar Sabahattin Ali’nin yaşam, mücadele ve eserlerini konu alan bir etkinlik düzenlendi. 

Halkların Dayanışma ve Kültür Derneği tarafından düzenlenen etkinlik, Ali ve gözaltında iken kaybedilenlerin anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Şair Sebuktay Kaan, Sabahattin Ali’nin yazdığı şiirleri okuduktan sonra yazarın 41 yıllık ömründe sığdırdığı aşklarını, maruz kaldığı baskı ve saldırıları ve katledilmesine giden süreci ele alan “Sabah Yıldızı” adlı belgesel filmin gösterimi yapıldı. Filmin Yönetmeni Metin Avdaç, filmin gösteriminden önce yaptığı konuşmada toplumun aydınlanması için verdiği mücadelenin bedelini yaşamıyla ödediği için Sabahattin Ali’nin yaşam, mücadele ve ortadan kaldırılmasını anlatan belgesel bir film yaptığını söyledi. 

2010 yılında başladığı belgeselin çekimleri Almanya, Bulgaristan ve Türkiye’de Ali’nin öğretmen olarak görev yaptığı, cezaevlerinde yattığı illerde yaptığını ve filmin bu güne kadar 10 bine yakın kişi tarafından izlendiğini belirttikten sonra filmin içeriği hakkında şunları kaydetti. “Amacım Sabahattin Ali’nin edebiyatçı yönünü işlemek değildi. Çünkü ben bir edebiyatçı değilim. Onun eserlerini eleştirip üzerinde yorum yapamam. Ama edebiyatı ve şiirleri hakkında bazı bilgiler verdim. Asıl üzerinde durmak istediğim failleri belli olmasına rağmen Ali’nin faili meçhul bir cinayete kurban gitmesidir. Faili meçhuller için Sabahattin Ali bir omurgaydı. Ülkemizde 17 bini aşkın faili meçhul var. Faillerin açığa çıkarılması için Cumartesi Anneleri’nin verdikleri mücadele var. Bunları da gündeme getirdim. Ama asıl olarak filmde Sabahattin Ali’nin öldürülmesine giden süreç işleniyor.” 

Filmin gösteriminden sonra Sanatçılar Burcu Soysop ile Kudret Dilik, Sabahattin Ali’nin şiirlerinden bestelenen şarkıları okudular. Metin Avdaç da, katılımcıların film hakkında kendine yönelik sorularını yanıtladı. Avdaç, kendisinin bir işçi emeklisi olduğunu ve daha önce elektrik, fındık ve tarım işçilerinin yaşamlarını ele alan belgeseller yaptığını, uzun yıllar elektrik teknisyeni olarak görev yaptığı için 2006 yılından beri başladığı elektrik işçilerinin çalışma koşullarını anlatan “Işığımızın Emekçileri” belgeselinin tamamlanma aşamasında olduğunu söyledi. Şu anda da, Türkiye’deki sendikaların işçi sınıfına yaklaşımı ve sınıfa yabancı sendika sistemini anlatan belgesel bir filmin senaryosu üzerinde çalıştığını belirtti. (Stockholm/EVRENSEL)

Manisa’da kadınlar laiklik için alanlarda!

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Manisa’da Fatih Parkı merdivenlerine platformun 10 temel mücadele alanınını maddeler halinde yazarak laiklik için basın açıklaması düzenledi.

Manisa’da Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu aktivistleri laiklik için bir araya geldi. Manisa Fatih Parkında buluşan kadınlar park merdivenlerine mücadele alanlarını belirledikleri 10 temel maddeyi de yazarak farkındalık yarattı. 

Ülke genelinde 30 ilde eylem düzenleyen Platformun Manisa temsilciliği adına basın metnini okuyan Meltem Erdinç, tüm kadınların hakkı için direnmeye devam ettiklerini dile getirdi. “kadınların karşısına çıkan 10 temel mücadele alanlarımız için, özgürlüğümüze kast edilen bu günlerde 30 ilde eylemdeyiz, tüm illerde bir araya geliyoruz. 1-Boşanma hakkımızı elde etmek için, 2-İdam değil ‘Özgecan Yasası’için, 3-Nefret cinayetlerinin son bulması için, 4-Cinsel şiddete çözüm diye sunulan ‘Hadım yönetmeliğinin’ kaldırılması için, 5-Çocuk istismarını durdurmak ve AYM kararının iptali için, 6- işyerinde tacizin son bulması için, 7- Üreme hakları, siyasette ve her alanda kendi kararı için; 8-Okurken ayrımcılığa, şiddete uğrayan ve eğitimden mahrum bırakılan öğrenci kadınlar için; 9- Kadınlar için hayati olan  laiklik için; 10- En çok kadınları vuran savaş ortamına karşı mücadeleye devam edeceği” şeklinde açıklama yapan Erdinç, son olarak şunları kaydetti :

“Bizler başta yaşam hakkımız olmak üzere tüm haklarımızı savunmaya bu meydanlardan devam edeceğiz. Çocuklar için, trans kadın kardeşlerimiz için ve dünyanın tüm kadınlarıyla tüm kadınlar için haklarımızdan ve özgürlüğümüzden vazgeçmeyeceğiz, laiklik için direneceğiz!” (HABER MERKEZİ)
 

IŞİD mağduru kadınlar için enstitü

Almanya, IŞİD’in şiddet, cinsel istismar ve tacizine maruz kalan Êzidî, Hristiyan ve Şii kadınların Irak’ın Dohuk kentinde tedavi olabilmesi için bir proje başlatıyor. 

Projenin ilk ayağında Almanya’nın Baden Württemberg Eyaleti, 2015 yılında çoğu Şengal Bölgesi’nden çok sayıda Êzidî ve Hristiyan kadını Almanya’ya getirerek travma tedavisi sunmuştu. 1100 kadın Almanya’ya gelerek travma tedavisi görürken, projenin ikinci ayağı başlıyor. 

Kadınlara yerinde tedavi hizmeti sunulması amacıyla Dohuk’ta bir enstitü kuruluyor. Baden Württemberg eyaletinin başlattığı, dört yıl sürecek projenin sorumlusu Villingen-Schwenningen Yüksek Okulu’ndan psikolog Jan İlhan Kızılhan DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Almanya’ya tedavi amacıyla getirilen kadınların yaşadıkları travmanın yanı sıra bir de uyum sorunu yaşadığını, bu nedenle amaçlarının travma yaşayan kadınları yerinde tedavi etmek olduğunu vurguladı.

600 TERAPİST YETİŞTİRİLECEK

Kızılhan, “Dohuk’taki üniversiteye bağlı olacak bu enstitüde savaş ve kriz bölgesinden kaçan Êzidî, Hristiyan ve Şii kadınlara travma tedavisi sunabilecek psikoterapistler yetiştirilmesi hedefleniyor” dedi. 
Amaçlarının orta vadede Dohuk ve çevresindeki mülteci kampları ve hastanelerinde savaş mağduru kadınlara travma tedavisi sunulması olduğunu söyleyen İlhan Kızılhan, “Bu terapistler şiddet ve cinsel istismar mağdurlarına ana dillerinde, kültürlerinde eğitim verecek. Hedef on yıl içinde bin 600 terapist yetiştirmek” dedi. (DIŞ HABERLER)