Ana Sayfa Blog Sayfa 6255

TV ve radyoların kapatılması protesto edildi

Demokrat ve muhalif kanalların kapatılması Agirî ve Mûş’ta HDP ve DBP il örgütleri yönetici ve üyeleri tarafından protesto edildi.

HDP ve DBP Agirî il örgütleri, OHAL ilanının ardından çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile muhalif kanal ve radyoların kapatılmasını yaptıkları açıklama ile protesto etti. Toplantıda konuşan HDP Agirî İl Eş Başkanı Olcay Öztürk, Tv ve radyo kanallarının kapatılması karının hukuksuz olduğunu iade etti.

Bu uygulamanın demokrat ve muhalif medyaya vurulan bir darbe olduğunu söyleyen Öztürk, “Kürtlerin, Alevilerin ve demokratların televizyon ve radyo kanalları bir başbakanlık kararnamesi ile TÜRKSAT uydusundan atılarak karartıldı. Bu yetmezmiş gibi bu kurumların sermaye ve mal varlıklarına el konuldu. Bu tam anlamıyla bir yok etme girişimidir” dedi.

Öztürk, basın konseyi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) olmak üzere tüm basın yayın kurumlarına çağrıda bulunarak, “Bu haksız ve hukuksuz uygulamanın geri alınması için her türlü hukuki girişimde bulunmaya çağırıyoruz” dedi.

MÛŞ

Mûş’ta HDP ve DBP il örgütleri ise, Belediye Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamayla Tv ve radyoların kapatılmasını protesto etti.

Çok sayıda yurttaş da katıldığı açıklamada, “Geleceğimizi karartamazsınız” pankartı ve kapatılan televizyon kanallarının isimlerin yazılı olduğu dövizler taşındı. TV ve radyoların kapatılmasının demokrasiye ve hukuka aykırı olduğunu ifade eden DBP Merkez İlçe Eşbaşkanı Şemsettin Şahin, AKP’nin OHAL’i çıkarılan KHK’lerle muhalif sesleri bastırmak için kullandığına dikkat çekti. Özellikle çocuklara yönelik Kürtçe yayın yapan Zarok TV’nin kapatılmasını kabul edilemez olarak değerlendiren Şahin, devletin asimilasyoncu zihniyetini hissettirmede devam ettiğine vurgu yaptı. Kapatılan televizyon ve radyoların ortak özelliğinin özgür basın geleneğini devam ettirmeleri olduğunu ifade eden Şahin, ” Özgür basına yönelik yapılan bu antidemokratik uygulamalarla halkın tekçi zihniyete mahkum edilme istendiği açıktır” diye konuştu. Açıklama alkışlar eşliğinde son buldu.

(ekip/svd/öç)

Doğan’ın damadından, Albayrak’a günlük rapor

Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın adresini ele geçiren RedHack’in açıkladığı e-postalarda, Aydın Doğan’ın damadı Doğan Yayın Holding Başkan Vekili Mehmet Ali Yalçındağ’ın, Enerji Bakanı Berat Albayrak’a hemen her gün bilgi verdiği iddia edildi. Aynı e-postaların Berat Albayrak’ın abisi Turkuvaz Medya Grubunun CEO’su ve Çalık Holding Yönetim Kurulu Üyesi Serhat Albayrak ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Danışmanı Hasan Doğan’a da gönderildiği göze çarpıyor.

Yalçındağ, 6 Mayıs 2016 tarihinde gönderdiği mailde Başkanlık Sistemi için “herkes ne yapacağını biliyor” diyerek bu konuda kamuoyunu hazırlama görevi üstlendiklerini itiraf ediyor. RedHack’in servis ettiği Albayrak’a ait e-postalar arasında yer alan bir mesaja göre, Doğan Medya Grubunun iktidara nasıl biat ettiği, hangi gazetecinin iktidar dalkavukluğu yaptığı, hangilerinin iktidarın istediği kıvama geldiği düzenli olarak not edilmiş.

‘Belki de Doğan grubu olmayacaktı’
Düzenli olarak Bakan Albayrak’a bilgilendirmelerde bulunan Mehmet Ali Yalçındağ, 6 Eylül 2016 tarihinde Bakan Berat Albayrak’a gece saat 02.25’te gönderdiği bilgi notunda, Jandarma Genel Komutanı Yaşar Güler ile arasında geçen konuşmayı aktarıyor. Konuşmaya göre Güler, Yalçındağ’a “Mehmet Ali bey eğer Aydın bey sizi tekrar bu göreve getirmeseydi belki de bugün Doğan grubu olmayacaktı. Siz geldiniz grup kurtuldu ama siz de iyi şeyler yaptınız” dediğini öne sürüyor.

Yalçındağ, Aydın Doğan’ın Erdoğan’la yapacakları görüşmeye Ali Sabancı için Vuslat Doğan Sabancı’yı da davet ettirmek istemesine tepki gösteriyor. Doğan Medyanın başındaki isim, “Vuslat ve Ali daha düne kadar bizden ( AK Partiden ) nefret ederken nasıl gidip yurt dışında bu olanları samimiyetle anlatacak” diyor.

Başkanlık rejimine açık destek
Yalçındağ’ın aynı mail adresinden 6 Mayıs 2016’da gönderdiği ve Doğan Medyanın yeni yayın dönemine ilişkin bilgi içeriyor: “(…) Bu dönemde grubumuzla ilgili artıların ve eksilerin muhakemesini yaparsak hepimiz için faydalı olur.(…) Net olunması gereken 2 konunun Paralel ile mücadelede ve Başkanlık sistemi olduğu kanaatindeyim. Alınan bu değişim kararının 1 gün, 1 hafta, 1 ayda değil uzun süre önce alındığını biliyoruz. Her türlü ayrıntısına kadar planlandı ve en doğru zaman beklendi.

Yeni Başbakan ile 1 yıla kalmadan Partili Cumhurbaşkanı veya Başkanlık modelinin gelmesi için çalışılacak. Son olarak bugün Hürriyet gazetesinin manşetini büyük sorumsuzluk ve düşmanlık olarak görüyorum. İş bitmiş gitmiş neye yarayacak bu manşet anlamakta zorluk çekiyorum. Kafasızlığın daniskası Sedat’ın (Ergin) yaptığı. Yine bir çuval inciri berbat ettiğimizi düşünüyorum. Yazık.”

Yine 11 Mayıs 2016 saat 21:31’de gönderilen başka bir mailde, “Konu: Ahmet Hakan, Bildiğiniz gibi uzun zamandır Hürriyet gazetesinde yapılan hatalar, yanlışlar ve gazetedeki satış kaybı sebebiyle mevcut genel yayın müdürünün değiştirilmesi gerektiği konusunda 2 aydır çalışmalar yapmaktayım. Sedat değiştiğinde kim olmalı ki ben kefil olayım diye ciddi bir araştırma yapmaktayım. Sonunda benim sorumluluğumda işi yeni birine teslim edeceğim ama beni zor durumda bırakacak biri olmaması lazım.

Bu arada Vuslat, ‘ben Sedat’a çok güveniyorum benim adamım oldu’ diye Sedat’tan vazgeçmiyor. Sedat Ergin benimle yaptığı her toplantıyı Vuslat’a gidip anlatıyormuş diye Sedat’a çok güveniyormuş. Diğer taraftan Aydın bey de nasıl olsa Sedat değişecek diye düşündüğü için kim olmalı ki rahat etsin ve güvensin diye bir çalışma içinde.

Ahmet Hakan’ı düşünüyorum dediğinde ben Ahmet ile uzun toplantılar yaptım. Ahmet’te şunun farkındaki biz birbirimizi anlamalıyız ki birlikte çalışalım. Sonunda gördüm ki ben Ahmet’e kefil olabilirim. Benimle çok paralel düşünüyor. Ayrıca sadece size bağlı olursam çalışırım, Vuslat hanım müdahale ederse çalışamam diyor. Ben Ahmet ile bu işi yapabileceğimizi düşünüyorum. Düşünmekte fayda görüyorum.”

‘Başkomutanım dedim, hoşuna gitti’
Yalçındağ’ın 18 Ağustos’ta “Günlük” olarak arz ettiği notunda, “Sağolsun Hasan Doğanın yardımıyla hemen darbe sonrası Sayın CB mızı telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerimi ilettim kendisine sayın başkomutanım diye hitap ettim hoşuna gitti, anayasamızda böyle söylüyor sen de rahatlıkla söyle dedi, gülüştük, çok keyifliydi. Ve telefona AD’ı verdim. Çok uzun zamandır ilk kez telefonla konuştular. Daha sonra aile fertleri bana teşekkür edeceklerine, ‘bizde zannettik ki CB ı kendi aradı babama teşekkür etti dediler. Küçümsediler işi. Beklentileri sayın CB mızın AD’yi arayıp teşekkür etmesiymiş.

‘Nuray Mert Erdoğan hayranı’
Aynı mailde devamla şunlar yazılıyor: “Ahmet Hakan, Nuray Mert, Arzu ve ben Bodrum’da 12/ağustos cuma akşamı sohbet. Nuray Mert Sayın CB mızın hayranı olmuş, ‘doğru konuşalım olmasaydı mahvolmuştuk’ der. Arzu sorar neden akademisyenler yurt dışında gazete ilanları vermiyorsunuz düşüncelerinizi anlatsanız çok hoş olur. Nuray cevaben çok doğru olur ben bir yoklayayım etrafı der.”
‘Muharrem İnce’ye hayır dedim’
Mehmet Ali Yalçındağ’ın 10 Mayıs 2016 saat 14:16’da gönderdiği “Sürpriz ziyaret” başlıklı mailde siyaset ve medya ilişkisine ışık tutuyor: “Yalova Milletvekili Muharrem İnce ziyarete geldi. Meral hanımın çıkışının siyaseti hareketlendirdiğini bunun arkasından CHP de de değişimin önünün açılacağını bunun bir fırsat olduğunu, bu fırsatı iyi kullanırsak Başkanlığın önünün tıkanacağını ve vakit geçirmeden bu projeye destek olunması gerektiğini, burada da Doğan medya ve hürriyet in çok önemli konumda olduğunu anlattı. Başkan olunduğu takdirde artık Türkiye’nin kötü günlere geçeceğini ve yapılacakların durdurulamayacağı anlattı. Hadi destek olun yapalım şu işi çıkarın beni ortaya dedi. Bu işi yapacak tek kişi kendisinin olduğunu ifade etti:))) (…) Hayırlısı olsun bir bakalım dedim, ayrıldık. Kolay gelsin.”

Varank, Bulut’u istememiş
İddiaya göre, Erdoğan’ın Başdanışmanı Mustafa Varank, Yiğit Bulut hakkındaki şikâyetini Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan ve Erdoğan’ın Damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’a mail yolu ile iletiyor. Varank gönderdiği e-postada Yiğit Bulut için; “Yiğit Bulut Adam saatli bomba. Ekran yasağı gelmeli. Mustafa Varank: Obama G20’de bizle görüşmeyi düşünmüyor” ifadelerini kullanıyor.

‘Malezya Uçağını Rus Yapımı Füze Vurdu’

Uluslararası araştırmacılar 2014 yılı Temmuz ayında Ukrayna’nın doğusunda düşen Malezya Havayolları’na ait yolcu uçağının Rusya tarafından bölgeye gönderilen füze tarafından düşürüldüğü sonucuna vardı.

Çarşamba günü yayınlanan bulgular daha önceki Hollanda Güvenlik Kurulu’nun bulgularını teyit eder nitelikte. Hollanda Güvenlik Kurulu, Malezya Havayolları’na ait uçağın Rus yapımı Buk füzesi tarafından düşürüldüğünü kaydetmiş, Rusya inkar etmişti.

Hollanda Ulusal Polisi’nden Wilbert Paulissen, MH17’nin Buk tarafından fırlatılan 9M38 füzesi ile düşürüldüğüne inandıklarını söyledi.

Paulissen, kanıtların Rus yanlısı militanların füze sistemini istediğini ortaya koyduğunu kaydetti.

Daha önceki soruşturmada füzeyi kimin ateşlediği belirtilmemişti.

Rusya ise kendi radar kaydında Ukrayna’da Rusya yanlısı ayrılıkçıların kontrolündeki bölgeden füze fırlatıldığına dair bulgu olmadığını kaydetti.

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov da radarlarının herhangi bir şekilde roket algılamadığını söyledi.

Peskov, “Roket varsa başka yerden ateşlenmiş olabilir,” dedi.

Amsterdam’dan Kuala Lumpur’a giden uçakta bulunan 298 kişi olay sırasında hayatını kaybetmişti.

Hollanda polisi son bulguların eski bulgularla birlikte dava açmak için yeterli olabileceğini belirtti. Savcılar şimdi suçlamada bulunamıyor nedeni ise uluslararası soruşturmacıların davanın hangi mahkemede görüleceği üzerinde uzlaşmamış olması.

Uçağın düşürülmesi Amerika ve Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik ambargolarının başlamasında en önemli etken olmuştu.

Çin uzayda yaşam arayacak

Çin, uzayda yaşam arama çalışmalarına katkı sağlayacak en büyük teleskopu ülkenin güneyinde faaliyete soktu.

Resmi Xinhua haber ajansı, Aperture Spherical Radio Telescope (FAST) adı verilen teleskopun Guizhou dağlık bölgesinin tepelerinde faaliyete geçtiğini bildirdi.

180 milyon dolara mal olan teleskop böylece daha önce dünyanın en büyük teleskopu olarak kabul edilen Puerto Rico’da bulunan Arecibo Gözlemevi’ni de geride bıraktı.

Açıklamada, yaklaşık 30 futbol sahası büyüklüğündeki FAST’ın uzayı araştırıp akıllı yaşam sinyalleri arayacağı kaydedildi.

Çin Astronomi Topluluğu Genel Direktörü Wu Xiangping, “teleskopun yüksek dereceli hassaslığının galaksimiz dışında akıllı yaşam arayışında yardımcı olacağını” belirtti.

Çin’in milyar dolarlık uzay programı

Çin, uzay çalışmaları kapsamında milyarlarca dolarlık bir program yürütüyor. 2020 yılına kadar yörüngede kalıcı bir uzay istasyonu kurmayı hedefleyen Çin, Ay’a da insanlı bir misyon düzenlemeyi planlıyor.

FAST’ın inşasına 2011 yılında başlanmış ve yetkililer şubat ayında 5 kilometre mesafede yaşayan 10 bin kadar kişinin gözlem için daha iyi bir ortam yaratmak amacıyla tahliye edileceğini duyurmuştu.

Teleskopun bulunduğu bölge oldukça yoksul bir yer. Bu bölgenin etrafta büyük kentler bulunmadığı için seçildiği belirtildi.

© Deutsche Welle Türkçe

AFP, BS/SÖ

 

Facebook Whatsapp verilerini paylaşamayacak

Hamburg eyaleti veri güvenliği temsilcisi Johannes Caspar, Facebook’un WhatsApp üzerinden edindiği tüm verileri de silmek zorunda olduğunu açıkladı.

Tüm bu adımların kayıt altına alınacağını belirten Caspar “Söz konusu düzenleme Almanya’daki yaklaşık 35 milyon kullanıcıyı kapsıyor” şeklinde konuştu.

Caspar “Hesaplarını Facebook hesabıyla birleştirip, birleştirmemenin kullanıcıların kendi tercihi olması gerektiğini”, Facebook’un bunun için izin istemek zorunda olduğunu vurguladı.

Facebook verdiği sözleri tutmuyor

Hamburg eyaleti veri güvenliği temsilcisi Johannes Caspar, Facebook’un bundan iki yıl önce WhatsApp’ı satın alırken, iki firma arasında kullanıcı verilerinin paylaşılmayacağı sözünü verdiğine dikkat çekti.

Facebook’un verdiği bu söze aykırı hareket etmesinin tüketiciyi yanıltmak anlamına geldiğini kaydeden Casper, aynı zamanda bu durumun Alman veri güvenliği yasalarına da aykırı olduğunu söyledi.

Facebook’un WhatsApp verilerini paylaşmaya devam etmesi durumunda ise Facebook yüklü bir para cezasıyla karşı karşıya kalabilecek. Facebook’un düzenlemeyi kabul etmeyip hukuki yolları zorlama şansı bulunuyor. Ancak Casper bu konuda “Eğer hukuku savaşının bizim lehimize sonuçlanacağına dair çok büyük bir ihtimal olduğunu düşünüyor olmasaydık, böyle bir düzenleme yayınlamazdık” açıklamasını yaptı.

Facebook’un konuyla ilgili işbirliğine hazır olduğu belirtiliyor.

Almanya’da tüketici haklarını korumaktan sorumlu Federal Tüketici Merkezi Birliği (vzbv) WhatsApp’ı kullanıcı verilerini Facebook ile paylaşmama konusunda daha önce uyarmış ve 21 Eylül’e kadar süre tanımıştı. Ancak Facebook’un daha fazla süre talep etmesinin ardından söz konusu tarih 14 Ekim’e kadar uzatılmıştı.

©Deutsche Welle Türkçe

Reuters/BW/BÖ

Hava Kirliliği En Ölümcül Çevre Kirliliği

WASHINGTON — 

Hava kirliliği dünya genelinde 2013’te 5,5 milyon kişinin ölümüne neden olarak en ölümcül çevre kirliliği oldu. Bu rakam AIDS’ten ölenlerin dört, sıtmadan ölenlerin altı katı.

Bu sonuca Dünya Bankası ve bir sağlık enstitüsünün ortak çalışmasının sonunda ulaşıldı. Genç çocuklar ile yaşlılar bundan en fazla etkilenenler ve havada uçuşan küçük toz parçacıkları en fazla zararı veriyor.

Hava kirliliğinin maliyeti 225 milyar dolar. Bu rakam Güney Asya’nın gayri safi milli hasılasının 10’da 8’ine eşit.

Rapor çözüm için daha hırslı bir eylem planı ve sağlık yetkililerinin hava kirliliğini daha fazla dikkate alması gerektiğini belirtiyor. Çalışma dünya nüfusunun yüzde 87’sinin hava kirliliği olan bölgelerde yaşadığına da dikkat çekiyor.

Buzullarla İklim Değişikliği Tahmini

WASHINGTON — 

İklim değişikliğinin geleceğini öngörmeye çalışan bilim insanları, doğru tahminlerde bulunmak için bu trendin geçmişini inceliyor. Uzmanlar, en önemli izlerinse, yüz binlerce yıl öncesinden kalan buzullarda saklı olduğunu söylüyor.

Buzluğunuzda, dökülen bir yemek veya içeceğin izini, buz parçalarında uzun zaman görmek mümkün. Çok daha büyük ölçüde, yüz binlerce yıl önceki izler için de aynı şey söylenebilir.

Geoffrey Hargreavens, “Bu buz parçası 400 bin yaşında. Bana göre, bu çok değerli bir buz parçası ve benim işim de bunu korumak,” diyor.

Güney Kutbu gibi yerlerdeki eski buzullar, yanardağ faaliyetleri gibi önemli doğa olaylarına iklimin nasıl tepki verdiği konusunda araştırmacılara yol gösteriyor.Toplanan buzullar, Colorado’daki dev buzlukta saklanıyor ve Bruce Vaughn gibi araştırmacılar tarafından inceleniyor.

Bruce Vaughn, “Buzullarda bazı ölçümler yapıyoruz ve geçmişteki iklim modelleri hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Böylece iklim modellerinin geleceğiyle ilgili daha doğru öngörülerde bulunabiliyoruz” şeklinde konuşuyor.

Buzullardan elde edilen bilgi sayesinde, araştırmacıların gelecekte yaşanacak iklim değişikliklerini tahmin etmesi kolaylaşıyor.

Kamu Çalışanlarından Eylem Kararı

DİYARBAKIR — 

Türkiye’de Hükümetin birçok kamu çalışanını açığa alması üzerine KESK eylem kararı aldı. KESK yönetimi eylemlere uluslararası işçi örgütlerinin de destek vereceğini açıkladı. Eğitim-Sen de açığa alınan üyelerine maddi yardım yapmaya başladı.

Diyarbakır’da düzenlenmesi planlanan oturma eylemi için kente gelen Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Eş Genel Başkanı Lami Özgen, eyleme izin verilmeyince üyelerle bir araya geldi.

Toplantı önce bir basın açıklaması yapan Özgen, üyelerine isnat edilen suçların sendikal eylemler olduğunu söyledi. Özgen, eylemlere sahip çıktıklarını belirterek, “Dünden bugüne yaptığımız hiçbir eylememiz suç değil, kimse bunu kriminalize ederek suç olarak bize dayatamaz. Kendi günahlarının kefaretini, bizim sendikal eylemlerimizi kriminalize edip suç sayarak gidermeye çalışanlar bunun hesabını verecekler. Kaçabilecekleri bir yer yoktur. Buradan hareketle, gözaltına alınan tutuklanan üyelerimize isnat edilen suçlar, son 4 yılın eylem ve etkinlikleridir. Buradan bir kez daha söylüyoruz KESK olarak, Eğitim-Sen olarak ve bir bütün işkolları olarak, o eylem ve etkinlikler bizim kollarımızda aldığımız eylem ve etkinliklerdir” dedi. Ortaya çıkan tablodan hükümete yakın sendikaları sorumlu tutan Özgen, “Sendika olup olmadığı belli bile olmayanlar bugün burada ve Türkiye’nin bütün illerinde, kamu emekçilerini temel hak ve özgürlükleri bir yana sadece polis ve muhbirliğe soyunmuşlardır. Buradan hareketle çalışma yaşamı ve çalışma ilişkilerinde, iş barışı tamamen ortadan kalkmıştır. Bunun sorumlusu hükümettir, kolluktur, valiliktir. Aynı zamanda yandaş geçinen sendikadır. Buradan hareketle biz her yerde sendikal eylem ve etkinliklerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Karşı karşıya kaldığımız hukuksuz duruma ilişkin eylem ve etkinliklerimizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Özgen, önümüzdeki günlerde başlayacakları eylemlerini de şöyle açıkladı; ”Dün kamuoyuna ifade ettiğimiz eylemlerimiz vardı. Yürüyüş kollarımız başlayacak, Ankara’da eylemimiz olacak. Türkiye’deki tüm demokrasi güçleri destek sunacak. Avrupa Sendikalar Konfederasyonu ve Uluslararası Sendikalar Federasyonuyla yürüttüğümüz görüşmeler çerçevesinde, bir heyet gelecek ve bir dizi görüşmeler yapacak. Bizimle dayanışma mücadelesi olmak üzere dünyanın dört bir yanında dayanışma eylemleri hayata geçirilecek.”

Daha sonra söz alan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca ise açığa alınan öğretmenlere maddi yardımda bulunacaklarını belirterek, “Biz Eğitim-Sen olarak hukuksal olarak tüm fiili mücadele yollarını kullanıyoruz. Eğitim-Sen olarak hiç bir arkadaşımızı, özellikle görevden alınan arkadaşlarımızı maddi ve hukuki olarak yalnız bırakmayacağımız sözünü vermiştik. Davalar açmaya başlıyoruz maddi olarak ta ödemeleri başlatıyoruz ”şeklinde konuştu.

Suudi kadınlar erkek vesayetine karşı kampanya başlattı

Suudi Arabistan’da çalışma, eğitim, evlilik ve kadın akrabaların seyahati üzerindeki erkek denetiminin kaldırılması için hazırlanan dillekçe binlerce kişi tarafından imzalandı.

İmza kampanyasını hazırlayanlardan Riyadlı Aziza Al-Yousef Suudi Arabistan’daki kadınlara eşit muamele edilmesini, kadınlara ergenlik yaşı saptanmasını ve kadınların kendi hayatlarından sorumlu olabilmesini istediklerini söyledi.

Emekli Profesör Al-Yousef Fransız Haber Ajansı’na (AFP) yaptığı açıklamada 14 bin 700 kişinin imzaladığı dilekçeyi kraliyet yönetimine sunmasına izin verilmediğini ve istendiği takdirde aktivistlerin dilekçelerini postayla gönderebileceklerini söyledi.

Kadınlara günlük hayatta en fazla kısıtlama uygulayan ülkelerden biri olan Suudi Arabistan’da kadınların araç kullanılmasına izin verilmiyor. Kadınlar ancak baba, koca ya da erkek kardeşlerinin izniyle üniversiteye gidebiliyor ya da seyahat edebiliyor. Suudi Arabistan’daki kadın mahkûmlar eşleri tarafından kabul edilmedikleri takdirde cezaevinden çıkamıyor.

Erkek vesayetinden kurtulmak isteyen kadınlar bu uygulamanın kaldırılması talebiyle iki ay önce Twitter üzerinden kampanya başlatmışlardı. New York’taki İnsan Hakları İzleme Örgütü kampanyanın büyük ilgi gördüğünü ve son yıllarda atılan reform adımlarına rağmen bekçilik sisteminin kadınların medeni haklara kavuşmaları önündeki en büyük engeli oluşturduğunu duyurdu.

Kadın özgürlüğü ekonomiye yarar sağlayacak

Örgüt, önyargısız erkeklerin yaşadığı ailelerde kadınlara bazı konularda izin verildiğini ancak izin belgesinin erkek tarafından imzalanması gerektiğini bildirdi.

Kadın hakları savunucusu Nassima al-Sadah bu uygulamanın 30 yıl önce başlatıldığını söyledi. Aktivistler vasilik sisteminin kaldırılmasının, yönetimin kadınlar arasındaki istihdamı arttırma hedefine uygun olduğunu ve kadınların iş bulmasını kolaylaştıracağını belirtiyorlar.

Suudi Arabistan yönetimi 2030 yılına kadar petrol ihracatına bağımlılıktan kurtulmak amacıyla kapsamlı ekonomik ve sosyal reformlar yapılmasını kararlaştırmıştı. Ulusal Transformasyon Planı’nda, çalışan kadınların faal nüfus içindeki payının 2020 yılına kadar yüzde 23’ten yüzde 28’e çıkarılması öngörülüyor. Suudi Arabistan’daki işsiz kadınların oranı geçen yıl yüzde 33,8’e çıkmıştı. Bakanlar kurulu danışma şurasının tavsiyesi üzerine kadınlara yerel seçimlere katılma hakkı tanınmış ve aralık ayındaki seçimde kadınlar ilk kez oy kullanabilmişti. Yerel seçimlerde 2016 belediye meclisi üyeliğinden 20’sine kadınlar seçilmişti.

© Deutsche Welle Türkçe

DW,afp/AG/BÖ

ABD Irak’a 600 asker gönderecek

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, IŞİD kontrolündeki Musul kentinin kurtarılması için asker göndermeye hazır olduklarını açıkladı. Carter, ABD Başkanı Barack Obama ile Irak Başbakanı Haydar El İbadi’nin 600 Amerikan askerinin daha konuşlandırılması konusunda uzlaştığını bildirdi. Amerikan birliklerinin Irak ordusunu eğiterek, danışma ve lojistik destek sağlayacağı belirtildi.  

Haydar El İbadi

  

Irak destek istedi

Başbakan Haydar El İbadi’nin bürosundan yapılan açıklamada, Irak Hükümeti’nin Musul’u kurtarma operasyonu öncesinde ‘son defa olmak üzere’ Washington’dan askeri eğitmen ve danışman talep ettiği dile getirildi. Irak’ta halihzırda 4 bin 600 ABD askeri görev yapıyor. Amerikan askerlerinin çoğunluğu Irak ordusu ile Kürt peşmergeleri eğitmek ve danışma hizmeti sunmak amacıyla bölgede bulunuyor. Bazıları IŞİD’e karşı yapılan kara operasyonlarında da yer aldı. Şimdiye kadar 3 Amerikan askeri IŞİD militanları tarafından öldürüldü. 

Musul stratejik açıdan önemli

Musul IŞİD’in Irak’taki son büyük kalesi. Ayrıca Musul bölgedeki petrol üretimi açısından da stratejik öneme sahip. IŞİD Musul’u 2014 yazında kontrolü altına almıştı. Birleşmiş Milletler Musul’u kurtarma operasyonun bir milyon insanın göçüne yol açabileceğini belirtti.        

© Deutsche Welle Türkçe

DW/dpa, Afp