Ana Sayfa Blog Sayfa 6257

10 soruda Kolombiya barış süreci

Kolombiya’da hükümet ile FARC (Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri) arasında, 52 yıldır süren çatışma sürecini sonlandırmak için yürütülen müzakerelerin sonunda nihai anlaşmaya varıldı. Anlaşma Pazar günü referanduma sunulacak ve onaylanması durumunda yarım asırlık savaş sona ermiş olacak. BBC Türkçe, barış süreci ile ilgili olrak öne çıkan sorulara yanıt aradı. 

1) DEVLET-FARC ÇATIŞMASI SÜRECİ NEDEN VE NASIL BAŞLADI?

Kolombiya’da 1948’de, Liberal Parti liderinin bir suikast sonucu öldürülmesiyle Liberal Parti ve Muhafazakâr Parti yanlıları arasında bir iç savaş patlak verdi. La Violencia (Şiddet) dönemi olarak adlandırılan bu iç savaş döneminde Komünist Parti ve sol örgütler yoksul köylüler arasında güç kazanmaya başladı.

Bu süreçte Komünist Parti yoksul köylülere kendi kontrollerindeki tarım alanları oluşturma ve devlet destekli toprak sahiplerinin saldırılarına karşı ‘öz savunmalarını’ geliştirme çağrısı yaptı. Bu kapsamda 1964’te bir kırsal bölgede Marquetalia Cumhuriyeti olarak adlandırılan, bir komünal alan oluşturdu. Bunu sistem için büyük bir tehdit olarak algılayan iktidar, ordu güçlerini bu bölgede yaşayanların üzerine gönderdi. Bu saldırıya karşı çıkan, çatışmalar sonrası hayatta kalıp ormanlık alanlara çekilen bir grup Komünist Parti mensubu silahlı mücadeleye yönelme kararı aldı. Bu da FARC’ın oluşumunu sağladı. 

2) ÇATIŞMALARIN ÜLKEYE ‘MALİYETİ’ NE OLDU?

Yarım asırlık çatışmalar boyunca yaklaşık 220 bin kişi yaşamını yitirdi.

6 milyondan fazla kişi evlerinden ayrılmak zorunda kaldı.

Uyuşturucu kartelleri ve dönem dönem devletin bazı birimleri ve ABD’ye bağlı güçlerle de birlikte çalışan birlikte çalışan bu örgütlerin saldırılarında on binlerce kişi yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenler arasında sendikacılar, siyasetçiler ve gazeteciler de bulunuyor.

Barıştan sonra FARC gerillaları neler yapacak?

3) BARIŞ SÜREÇİ NASIL BAŞLADI?

1980’lerden 2000’lere kadar çeşitli barış süreci denemeleri yaşandı ancak bunlar başarısızlıkla sonuçlandı. 2010’da iktidara gelirken de FARC’la mücadele sözü veren, iktidarının ilk aylarında da FARC’ın üzerine operasyonlarla giden Juan Manuel Santos, kısa süre sonra müzakere siyasetine doğru yöneldi.

Son barış süreci 2011’de başladı. 2012’den sonra görüşmeler kamuoyuna açık şekilde sürdürüldü.

4) ELİNİ TETİKTEN İLK ÇEKEN KİM OLDU?

İlk olarak FARC tek taraflı ateşkes ilan etti. Hemen ardından Kolombiya ordusu da örgüte yönelik operasyonlarını durdurdu. Bu tek taraflı ateşkesler dönem dönem çöktü. Ancak buna rağmen müzakere masası devrilmedi. Çift taraflı ateşkes ancak Temmuz 2016’da geldi.

5) ARABULUCULAR KİMDİ VE İŞLEVLERİ NEYDİ?

Barış sürecinin resmen başlamasından önceki dönemde Venezuela eski devlet başkanı Hugo Chavez’in FARC ve Kolombiya devleti arasında temas sağlanması için aracılık yaptığı biliniyor. Kamuoyuna bildirilerek yapılan ilk resmi formattaki görüşme ise Norveç’in başkenti Oslo’da gerçekleştirildi. Görüşmeler daha sonra Küba’nın başkenti Havana’da sürdü.

Müzakereler resmi olarak başladıktan sonra taraflar iki garantör yabancı ülke seçti. Bu ülkeler, Küba ve Norveç oldu.

Bunun dışında iki de ‘kolaylaştırıcı’ ülke belirlendi.

FARC Venezuela’yı, Kolombiya hükümeti ise Şili’yi seçti.

FARC gerillaları barışı şarkılarla ve danslarla kutluyor

6) SÜREÇ SIRASINDA ŞİDDET TAMAMEN DURDU MU?

Hayır. Şiddet olayları önceki dönemlere göre önemli oranda azalsa da dönem dönem operasyonlar, saldırılar ve çatışmalar yaşandı. Bunlar süreci krize soksa da, müzakereciler bu krizlerden çıkmayı başardı. Temmuz 2016’da gelen çift taraflı ateşkesle, şiddet hemen hemen tamamen sona erdi.

7) KAMUOYU BARIŞ SÜRECİNE NASIL BAKIYOR?

Kamuoyu yoklamaları halkın büyük bir bölümünün sürece destek verdiğini ortaya koyuyor.

Ancak anlaşmaya karşı kampanya yürüten gruplar ve FARC’ı affetmeyi kabul etmeyen bir toplumsal kesim bulunuyor.

8) UZLAŞMA HANGİ BAŞLIKLARDA GERÇEKLEŞTİ?

Barış süreci altı başlık üzerinden yürüdü.

Bunlar şöyle: Toprak reformu, siyasete katılım, silahsızlanma, yasa dışı uyuşturucu sorununa çözüm, kurbanların hakları, barış anlaşmasının uygulanması.

Müzakereler kapsamında ilk olarak toprak reformu konusunda uzlaşmaya varıldı ve adım adım diğerleri geldi. Bu son anlaşma artık uygulanma aşamasının teyidi oldu.

9) SİLAHSIZLANMA HANGİ AŞAMADA VE NASIL GERÇEKLEŞECEK?

Silah bırakma sürecin son aşamasında, yani bu hafta imzalanan nihai anlaşmadan sonra hayata geçirilecek. FARC gerillaları, anlaşma kapsamında belirlenen 20 ‘geçiş bölgesine’ ve sekiz kampa giderek silahlarını bırakacak.

Gerillaların güvenliğini sağlamak üzere hiçbir sivilin bu alanlara girişine izin verilmeyecek.

Yaklaşık 7 bin gerillanın, önümüzdeki altı ay içerisinde silah bırakma sürecini tamamlamış olması gerekiyor. Nisan 2017’ye kadar ‘geçiş bölgeleri’ kapatılacak ve FARC gerillaları sivil hayata dönecek.

10) FARC’A BUNDAN SONRA NE OLACAK?

FARC anlaşma kapsamında bir siyasal partiye dönüşecek. Bu parti 2018’de gerçekleştirilecek milletvekili seçimlerine katılabilecek. İlk yasama döneminde partiye, ne oranda oy alırsa alsın Kongre’de en az 10 sandalye ayrılacak. (DIŞ HABERLER)

FARC ile Hükümet arasındaki barış anlaşması resmen imzalandı

ABD Kongresi ilk kez Obama’nın vetosunu tanımadı

ABD Kongresi, Başkan Barack Obama’nın 11 Eylül saldırıları kurbanlarının Suudi yetkililere dava açmasına izin veren yasa tasarısına koyduğu vetoyu hükümsüz kıldı.

BBC Türkçe’nin haberine göre Obama’nın başkanlığı süresince hükümsüz kılınan ilk vetoda Senato 97’ye karşı bir, Temsilciler Meclisi ise 348’e karşı 77 oy kullandı ve böylece tasarı, başkanın vetosuna karşın yasalaştı.

Obama CNN televizyonuna yaptığı açıklamada senatörler ve Temsilciler Meclisi üyelerinin “bir hata” yaptığını söyledi.

Başkan Obama yasanın ABD’li şirketleri, askerleri ve yetkilileri ileride ülke dışında açılabilecek davalara açık hale getirdiini belirtti.

CIA Direktörü John Brennan da oylamanın ulusal güvenliğe “ciddi etkileri” olacağını söyledi ve “Olumsuz tarafları potansiyel olarak büyük” dedi.

Senato ve Temsilciler Meclisi, Obama yönetiminin çabalarına karşın, “Terör destekçilerine karşı Adalet” diye anılan tasarıyı oybirliğiyle kabul etmişti.

Tasarıyla, diğer ülkeleri Amerikan mahkemelerindeki davalardan koruyan 1976 tarihli yasada değişiklik yapıldı ve kurban yakınlarına 11 Eylül saldırılarında rol oynadığından şüphelenilen Suudi hükümeti yetkililerine dava açma hakkı verildi.

Obama tasarıyı veto ederken, ABD-Suudi Arabistan ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini ve Afganistan ve Irak gibi yerlerde görev yapan ABD askerlerine karşı davaların yolunu açabileceğini söylemişti.

‘TEHLİKELİ BİR EMSAL’

Obama CNN’e yaptığı açıklamada “Tehlikeli bir emsal ve bazen neden zor olanı yapmanız gerektiğinin bir örneği. Ve açıkçası Kongre’nin zor olanı yapmasını dilerdim. Bir seçim öncesi 11 eylül kurbanlarının ailelerine karşı oy verir görünmek zor bir iş. Ama aynı zamanda doğru olanı” dedi.

Beyaz Saray Sözcüsü John Earnest oylamanın “ABD Senatosu’nun onyıllardır yaptığı en utandırıcı şey” olarak tanımladı.

Ancak destekçileri tasarının sadece ABD topraklarındaki terör eylemlerini kapsadığına dikkat çekiyor.

Demokrat Partili Senatör Chuck Summer “Beyaz Saray ve hükümet diplomatik değerlendirmelerle daha ilgili. Ancak biz aileler ve adaletle ilgileniyoruz” dedi.
Obama başkanlığı süresince veto kartını 12 kez kullandı ve şimdiye dek hiç biri hükümsüz kılınmadı. (DIŞ HABERLER)
 

HDP yol haritasını belirleyecek

TBMM’nin 26. dönem ikinci yasama yılı, Cumartesi günü gerçekleştirilecek olan resmi açılış ile başlayacak. HDP’de de bu yeni döneme hazırlanma tartışmaları şimdiden başladı. HDP, yapacağı toplantılar ile yeni yasama yılına ilişkin tutumunu belirleyecek. Meclis açılışı öncesi Cuma günü HDP Eş Başkanları başkanlığında tüm milletvekillerinin katılımıyla gerçekleştirilecek kapsamlı toplantı ile HDP yeni döneme ilişkin yol haritasını netleştirecek. 

Esas olarak yeni yasama döneminde nasıl bir politikanın izleneceği ve çalışma yöntemlerine dair tartışmaların yürütüleceği toplantıda, dokunulmazlıklar konusunda devam eden süreç de ele alınacak. Önümüzdeki günlerde milletvekillerine yönelik olası gözaltı ya da tutuklama girişimlerine ilişkin sergileyeceği tutumu bir kez daha gözden geçirecek olan HDP, ifade vermeme, siyasi tutum belirleme yaklaşımını da sürdürüyor. 

Toplantının bir diğer önemli başlığı da Cumartesi günkü Meclis Genel Kurulu açılışına katılıp, konuşacak olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yönelik HDP’nin nasıl bir tutum sergileyeceği oluşturacak. Erdoğan’ın son bir yılı aşkın süredir HDP’ye karşı takındığı tavırları ve savaştaki ısrarının da eklenmesiyle birlikte Cumartesi günü Meclis’te bu yönlü HDP’den doğru bir protesto ile karşılaşması bekleniyor. Bu konuda toplantıda tartışılıp, netleştirilecek. 

Geçtiğimiz yıl 1 Ekim günü gerçekleşen açılışta da Erdoğan yine HDP’lilerce protesto edilmişti. Erdoğan’ın genel kuruldaki konuşmasına başladığı sırada HDP’liler genel kurul salonunu terk etmişti. CHP’liler ise ayağa kalkmayarak Erdoğan’a yönelik tepkisini dile getirmişti. Ancak darbe girişimi sonrasında Erdoğan ile Beştepe ve Yenikapı’da mutabakatını resmileştiren CHP, yaptığı açıklama ile Erdoğan’ı mecliste “saygı ile karşılayacaklarını” ifade etmeye başladı. 

Toplantı da ayrıca grup yönetiminin de değerlendirileceği öğrenildi. Grup yönetiminde değişiklik yapıp yapmayacağını netleştirecek olan HDP Kadın Grubunun da kendi gündemleri çerçevesinde bir tartışma yürütmesi bekleniyor. (DİHA)
 

Eylem Ataş’ın ailesine bıraktığı mektup

Eylem Ataş’ın ailesi, Ataş’ın kendilerine bıraktığı mektubu paylaştı. Mektupta şu ifadeler yer aldı:
Onlar ki dünyada kahraman olmaya mahkumdur
Sislenen anılar kaldı onlardan
Renkleri bozulup duran
Solgun anılar nasıl yazılmalı ki silinip gitmesin
Bulutlar gibi çekilmesin gök boşluğuna
Hoş olsun bütün verdikleri aldıkları su çiçeklerinin
Gül susar çiğdem uyanır
Tüfek başlar konu değişir
Hep böyle süreceği sanılır gül hikayesinin
Hep böyle sürer gerçi ama bir gün sonu
Değişir baştan yazacağımız hikayelerimiz,
Değiştireceğimiz adil bir hayat için aldığım bu kararı sizinle paylaşıyorum. Öncelikle şunu belirtmeliyim, Ortadoğu’da, ezilen insanlardan yana yeni bir tarih yazılıyor. Bize düşen de bu tarihi yazanların, yanında yer almaktır. Yani çocuklar daha çok ekmek yesin diye, yani insanlar gözlerimizin önünde parçalanmasın diye, yani bizim çektiğimiz sıkıntıları yeğenlerim Mahir Ulaş ve Eylül yaşamasın diye. Bir alıntıyla, Mamoste Çorumi’nın de dediği gibi biz Peter Pan olup yanlarına gidelim ki çocuklarımızın cansız bedeni kıyılarımıza vurmasın diye…

DİHA’ya 46. erişim engeli

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Dicle Haber Ajansı’nın yayınını yaptığı “diha-news.link” adresini erişime engelledi. Böylece DİHA, 24Temmuz 2015’ten bu yana 46. kez engellendi.

Erişim engelli açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“5651 sayılı Kanun uyarıcınca yapılan teknik inceleme ve hukuki değerlendirme sonucunda bu internet sitesi (diha-news.link) hakkındaki Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun 27/09/2016 tarih ve 490.05.01.2016.-150313 sayılı kararına istinaden Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından İDARİ TEDBİR uygulanmaktadır.”

“528 çocuk anneleri ile birlikte cezaevinde”

BİRGÜN/ANKARA

CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’in cezaevinde anneleri ile birlikte kalan çocukların sayısına ilişkin soru önergesi verdi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “atipik otizmli” Poyraz Ali ile birlikte gündeme gelen cezaevlerinde anneleri ile birlikte kalan çocuklara ilişkin olarak Adıgüzel tarafından verilen soru önergesini yanıtladı. Yanıtta, 10 Haziran 2016 tarihi itibariyle cezaevlerinde annesi ile birlikte kalan çocuk sayısının 528 olduğu belirtilirken, cezaevlerinde anneleri ile birlikte kalan engelli çocuk sayısına ilişkin soru yanıtsız bırakıldı.

Bakan Bozdağ’ın yanıtları üstünkörü hazırladığı üzerinde duran Adıgüzel, verilen yanıtların özensizliğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Aylar önce verdiğimiz soru önergesine Bakanlık sağ olsun cevap verdi. Ancak gelen cevaba baktığımızda bu cevabın üstünkörü hazırlandığı, cezaevlerinde anneleri ile birlikte kalan çocukların ihtiyaçlarının tespiti için gerekli bilgilerin paylaşılmadığını görüyoruz. Örneğin; 528 çocuğun hangi cezaevlerinde bulunduğunu, bu çocuklardan kaçının kreş imkânından yararlandığını bilmiyoruz. Verilen cevapta müstakil kadın ceza infaz kurumlarında kreş bulunduğu, ancak müstakil olmayan ceza infaz kurumlarının bir kısmında kreş olmadığı ifade ediliyor. Kreş bulunmayan kurumlar hangisi? Bu kurumlarda kalan çocukların gelişim ve eğitim hakkı önündeki engeller nasıl giderilecek? Bu sorular yanıtsız.”

“Bakanlık, Poyraz Ali’nin annesinden ayrı olduğunu bilmiyor”

OHAL sonrası annesi Zeynep Bakır’ın Silivri’ye nakledilmesiyle annesi ile birlikte Bakırköy Cezaevi’nde kalan Poyraz Ali’nin babasının yanına gönderildiğini anımsatan Adıgüzel, “Bakanlık bize gönderdiği cevapta, Poyraz Ali’nin 2014 tarihinden bu yana bir özel eğitim merkezinde eğitim aldığı ve Mayıs 2014’ten bu yana Kuruma bağlı kreşten yararlandığı ifade ediyor. Doğrudur. Sivil toplumun ve siyasetçilerin sağduyusu ve çabaları ile birlikte Poyraz Ali için cezaevinde eğitim ve rehabilitasyon ortamı yaratıldı. Ancak Bakanlığın bilmediği bir nokta, OHAL sonrası annesinin Silivri’ye sevk edilmesi ile birlikte, 4 buçuk yaşındaki Poyraz Ali artık cezaevinde değil. Poyraz Ali bugün annesine en çok ihtiyaç duyduğu bir yaşta annesinden uzakta” ifadelerini kaydetti.

174 yeni cezaevi yapılacak

Yasal düzenleme hazırlığı yok

Yanıtta, sivil toplum örgütlerinin ihtiyaç olduğu konusunda dikkati çektiği ve denetimli serbestlik sürelerinin 0-6 yaş çocuğu ile cezaevinde bulunan hükümlüleri kapsayacak şekilde uzatılması ile birlikte 5275 sayılı kanunda “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile kısa süreli hapis cezalarının özel infaz şekilleri” ne ilişkin bölümde 0-6 yaş çocuğu olan kadınlara özgü bir düzenleme yapılmasını öngören bir çalışmanın bulunmadığı kaydedildi.

Erdoğan’ın açıklaması Sarraf davasında delil oldu

ABD’de tutuklu yargılanan Rıza Sarraf’ın avukatları, reddi hakim talep dilekçesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sarraf hakkındaki son açıklamalarına da yer verdi.

Avukatlar, üçüncü kez yaptıkları reddi hakim taleplerine bu defa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurul toplantıları için gittiği ABD’den dönüşünde gazetecilere uçakta yaptığı Reza Sarraf hakkındaki açıklamaları kanıt olarak koydu.

Avukatların başvurusunda “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları reddi hakim talebimizin haklılığını doğruladı. Hakim Berman, Yüksel Karkin Küçük hukuk firmasının sponsorluğunda yapılan sempozyumda yaptığı açıklamalarla ABD Kongresi’nin onayı olmadan kendisini istemeden uygunsuz biçimde uluslarası ilişkilerin hassas meselelerine sokmuş oldu” denildi.

Sarraf’ın avukatları, dilekçelerinde Reuters ve Hürriyet Daily News’ün Erdoğan’ın açıklamalarıyla ilgili haberlerine de yer verdi. Erdoğan, uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada Reza Sarraf için “Kaldı ki gerek Adalet gerek Ekonomi Bakanlığımız’ın yaptıkları çalışmalara göre, bu kişinin bir suçu da bulunmuyor. İran da aynı şeyi söylüyor. Ancak buna rağmen bu kişi 6 aydır ABD’de tutuklu durumda” demişti. Erdoğan, ayrıca, “Savcı Bharara da hâkim Richard Berman da Türkiye’de daha önce FETÖ tarafından ağırlanmış isimler. Yani Adalet Bakanlığı Sarraf’ı tutup orada FETÖ’nün yedirip içirdiği isimlere teslim ediyor” demişti.

Rıza Sarraf’ın eşi Ebru Gündeş’in mal varlığı

Hayatın Sesi yayını OHAL kapsamında Başbakanlık emri ile

TÜRKSAT, 20:00 itibariyle Jiyan TV, Zarok TV, Hayatın Sesi TV, TV 10 ve Van TV dahil çok sayıda kanalın yayınını gerekçe göstermeden durdurdu. Kanalların kapatılmasına karşı bugün saat 18’de Taksim Galatasaray Meydanı’nda basın açıklaması yapılacak.

Hayatın Sesi televizyonu internet üzerinden yayın yapmaya devam ediyor.

Kanalın Haber Koordinatörü Ercüment Akdeniz taraflarına ulaşan resmi bir bilgi olmadığını duyurdu.

Kapatma kararına gerekçe olarak Başbakanlık emri gösterildi.

Sosyal medyada #HayatınSesiSusturulamaz kampanyası başlatıldı.

Hayatın Sesi; “Yayınımız keyfi bir biçimde durdurulmuştur” açıklaması yaptı.

Hayatın Sesi ve kapatılan diğer TV kanallarının karartılmasına karşı bugün (29 Eylül) saat 18’de Galatasaray Meydanı’nda basın açıklaması yapılacak.

Yayınımız internet üzerinden devam ediyor. https://t.co/AzM9UUKzRE’ten devam ediyoruz. #HayatınSesiSusturulamaz diyoruz!

— Hayatın Sesi (@hayatin_sesi) September 28, 2016

Şırnak Cezaevi’nde yangın: 1 mahkum hayatını kaybetti

Şırnak’ta Yeşilyurt mahallesinde bulunan Şırnak T tipi Cezaevi’nde akşam saatlerinde çıkan yangında 1 mahkumun yaşamını yitirdiği, 1 mahkumun da yaralandığı belirtildi. İtfaiyenin müdahalesiyle söndürülen yangında 10 infaz koruma memuru da dumandan etkilendi.

Yeşilyurt mahallesi Rezuk caddesinde bulunan Şırnak T Tpi Ceza ve İnfaz Kurumu’nda bu akşam saat 19.30 sıralarında belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangna ilk önce cezaevinde görevli infaz koruma memurları müdahale ederken, daha sonra iitfaiye ekiplerinin müdahalesi ile yangın söndürüldü.

Elektrik kontağından çıktığı değerlendirilen yangında ilk belirlemelere göre 1 mahkum yaşamını yitirirken, 1 mahkum da yaralandı. Yangına ilk müdahaleyi yapan 10 infaz koruma memuru yoğun dumandan etkilendi. Cezaevi çevresi güvenlik kordonuna alınırken, yangınla ilgili soruşturma başlatıldı.

Dicle Haber Ajansı (DİHA) ise, sokağa çıkma yasağının devam ettiği Şırnak’ta mahkumların uzun süredir aileleri ile görüştürülmemesi üzerine isyan çıkardıklarını öne sürdü

HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü ise, cezaevi yönetiminin ve Cumhuriyet Başsavcısı’nın kendilerine yanıt vermediğini, Adalet Bakanlığı aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcısı’na ulaşılmaya çalışıldığını söyledi.

Şırnak cezaevinde çıkan yangında ölü ve yaralı haberleri alıyoruz.
Geçmiş tecrübelerden kaynaklı endişemiz oldukça yüksek.

— Ferhat Encu (@FerhatEncu) September 28, 2016

Encü, Twitter’dan paylaştığı mesajında “Şırnak Cezaevi müdürü telefonlarımıza çıkmıyor. Orada bulan bir personel bilgi veremiyorum deyip duruyor. Durum ciddi” ifadelerini kullandı.

MGK’den OHAL’i uzatma tavsiyesi çıktı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında cumhurbaşkanlığı sarayında yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi. Başbakan Binali Yıldırım, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler’in katıldığı toplantı 6 saat sürdü.

Toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Demokrasimizin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanmasının devamlılığını sağlamak amacıyla olağanüstü halin uzatılması tavsiyesinde bulunulması kararlaştırılmıştır. FETÖ/PDY terör örgütünün 15 Temmuz darbe girişimi tarihinin her yıl, ‘Demokrasi ve Özgürlükler Günü” olarak anılması tavsiye edilmiştir. Terör örgütleri tarafından kullanılan ve hudut bölgemizde güvenlik riski doğuran Suriye’nin kuzeyinde ‘terörden arındırılmış güvenli bölge’ tesisi ile ‘uçuşa yasak bölge’ uygulamasının gerekliliği üzerinde durulmuştur” ifadesi kullanıldı. (DHA)