Ana Sayfa Blog Sayfa 6265

AKP ve Saray cephesinde isyan: FETÖ operasyonları bize döndü!

DERVİŞ CEMAL

İktidarın ardı ardına çıkardığı kararnamelerle on binlerce kamu çalışanını ihraç etmesi, operasyonların cadı avına dönerek muhaliflerle birlikte iktidara yakın kesimlere de uzanmaya başlaması AKP ve Saray’a yakın çevrelerde rahatsızlık yaratmaya başladı. Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Başkanı Mücahit Küçükyılmaz’ın ardından yandaş kalemler Hüseyin Gülerce ve Ahmet Taşgetiren terazinin kaydığını, operasyonun kendilerini de vurmaya başladığını söyledi.

Küçükyılmaz: 28 Şubatçılarla FETÖ temizliği yapılamaz

Saray’a en yakın isimlerden birisi olan Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Başkanı Mücahit Küçükyılmaz tepkisini attığı tweetlerle gösterdi. Darbe girişiminin ardından başlayan ‘FETÖ’ operasyonlarının kendilerine döndüğünü söyleyen Küçükyılmaz, “28 Şubatçılarla FETÖ temizliği yapılamaz” dedi.

Darbe girişiminin ardından başlayan ‘FETÖ’ operasyonları hakkında Cumhurbaşkanlığı’ndan çarpıcı bir açıklama geldi. Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Başkanı Mücahit Küçükyılmaz, Twitter’daki hesabından yaptığı açıklamada, ‘FETÖ’ operasyonları kapsamında Oktay Kılıç’ın evinin aranmasını eleştirdi.

“15 yıldır tanıdığım, ‘o gece’ tankın önüne yatan, FETÖ düşmanı Oktay Kılıç’ın evi FETÖ’den aranıyorsa, bu operasyon ‘bize’ dönmüş demektir” ifadelerini kullanan Mücahit Küçükyılmaz, “Namaz kılanı Fetullahçı sanan, Meşveretçi, Yazıcı, Okuyucu, Nakşi, Kadiri arasındaki farkı bilmeyen 28 Şubatçılarla FETÖ temizliği yapılamaz” dedi.

Gülerce: Endişeleniyoruz!

Bir zamanalr Gülen Cemaati’nin iki numaralı ismi olab Star gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce ise tepkisini bugünkü köşe yazısında dile getirdi. Gülerce, “FETÖ ile mücadelede adalet terazisi” başlıklı yazısında “Binlerce insanın meslekten atılması, gözaltına alınması ve tutuklanması, beraberinde gittikçe artan şikâyetler getiriyor. Anne babalar, en yakınlar mustarip. Bu durumdan en fazla masum çocukların etkileniyor olmasının vicdanları sızlatmaması mümkün değil. Sıkıntı nerede? Adalet terazisinin, suç ile ceza arasındaki orantıyı tesis edemeyecek olmasından endişeleniyoruz” diye yazdı.

Taşgetiren: Tabanda ciddi rahatsızlık var

Bir başka Star yazarı Ahmet Taşgetiren ise “Sorulması gereken sorular” başlıklı köşe yazısında operasyonların kendi yakınlarındaki isismlere uzanmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Taşgetiren şöyle yazdı “Ne dersiniz, bu 50 bin kişinin her birinin devlet memuriyetinden atılmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın veya Başbakan Yıldırım’ın kefaleti var mıdır? Ne dersiniz, her gözaltıda, her tutuklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan ya da Başbakan Yıldırım’ın bilgisi ve onayı var mıdır? Bu soruları, tüm atılmalar, tüm gözaltı ve tutuklamalar Cumhurbaşkanı Erdoğan ya da Başbakan Yıldırım’ın kefaletine bağlı olarak meşruraştırıldığı için soruyorum. Sorduğum soruların cevabının “Elbette hayır” olduğunu biliyorum… Şu hükümlere ne dersiniz?

– Bütün emniyet teşkilatı çok objektif operasyonlar yapıyor.
– Bütün savcılar hiçbir etki altında kalmaksızın soruşturma yürütüyor.
– Bütün hakimler son derece tarafsız, bağımsız karar veriyorlar.
– Farklı bakanlıklardaki, devlet kurumlarındaki komisyonlar, “FETÖ’cüleri tespit ve ayıklama”da hiçbir etki altında kalmaksızın çalışıyorlar. Verdikleri kararlar son derece objektiftir ve hakkaniyete uygundur.

Ben bu sorulara “Evet aynen böyledir” diyecek kişi ve kurum olduğunu sanmıyorum. Devlet yapısının emniyeti, yargısı ile steril hale geldiğini düşünen bir Allah kulu var mı ki, “Bizde her şey hukuka adalete uygun seyrediyor” hükmüne varsın! …Ey Ak Parti milletvekilleri, biliyorum ki hepiniz ağlama duvarı halindesiniz.
Biliyorum ki, her biriniz FETÖ’cü diye suçlanma riskini başınızın üzerindeki Demokles kılıcı gibi hissediyorsunuz. Partinizi benim kadar düşünüyorsanız, size yönelen şikayetleri daha sorumluca dinleyin. Tabanda ciddi rahatsızlık var.”

Ürdün’de yazar Nahid Hattar öldürüldü

Ürdün’de Facebook sayfasında paylaştığı bir karikatürle, İslam’a hakaret etmekle suçlanan yazar Nahid Hattar öldürüldü.

Hristiyan olan Hattar başkent Amman’da duruşması için gittiği mahkeme binasının önünde silahlı saldırıya uğradı. Vücuduna üç mermi isabet eden Hattar, hayatını kaybederken saldırganın yakalandığı bildirildi.Hattar, İslam’a hakaret suçlamasıyla 15 Ağustos’ta gözaltına alınmıştı.

Nahid Hattar’ın Facebook sayfasına koyduğu karikatürde, yatakta iki kadınla yatan ve sigara içen sakallı bir IŞİD üyesi, “Tanrı”dan şarap ve fıstık getirmesini istiyor.

Hattar bu paylaşımdan sonra islamcılardan büyük tepki gördü ve İslam’a ve Tanrı’ya hakaretle suçlandı.

Nahid Hattar, amacının İslam’a hakaret etmek olmadığını, sadece radikal İslamcıların cennet tasvini eleştirmeyi amaçladığını söyledi.

Hattar daha sonra yasaları çiğnemekle suçlanarak gözaltına alındı.

Ürdün Gazeteciler Sendikası Başkanı Tarık el-Mumini, yaptığı açıklamada, olayı şiddetle kınadıklarını dile getirerek, düşünce farklılıkların bu aşamaya ulaşmasının kabul edilemeyeceğini vurguladı.

Ürdün Fetva Dairesi, gazeteci-yazar Nahed Hattar’ın silahlı saldırı sonucu öldürülmesini kınayarak, İslam dininin söz konusu saldırıdan uzak olduğunu ileri sürdü.

Ürdün Fetva Dairesi’nden yapılan yazılı açıklamada ise, “Rahmet, adalet ve hoşgörü dini olan İslam insan canına yönelik saldırıya izin vermiyor. Aynı şekilde şahısların kendilerini hakim olarak görüp insanları hesaba çekmesini de engelliyor. Çünkü bu durum, toplumda kaosa, bozulmaya ve toplum fertleri arasında fitne çıkmasına yol açar” denildi. “Ürdün toplumuna, bütün din mensupları ve kesimleriyle teröre karşı Haşimi yönetiminin arkasında birlik olma” çağrısı yapılan açıklamada, “İslam dini bu çirkin saldırıdan beridir” ifadelerine yer verildi.

Johnson-Erdoğan görüşmesi ‘Olimpik düzeyde ikiyüzlülük’

‘Tayyip Erdoğan’a hakaret eden şiir yarışması’nda birinci olan İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson’ın Türkiye’de Erdoğan’la yaptığı görüşmenin İngiltere basınındaki yansımalarını BBC derledi.

Times, Spectator dergisinin açtığı “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret eden şiir yarışması”nda birinci olan Johnson’ın Erdoğan ile el sıkışırken mahcup bir gülümseme takındığını söylüyor.

Gazete, Dışişleri Bakanlığı görevine getirilmeden önce İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkması için yürütülen kampanyanın en önemli isimlerinden biri olan Johnson’ın kampanya döneminde Türkiye’nin birlik üyesi olması durumunda milyonlarca göçmenin İngiltere’ye geleceğini savunduğunu da hatırlatıyor.

Times, Johnson’ın dünkü görüşmede, Türkiye’nin AB üyeliğine destek açıklaması ve büyük bir ticaret anlaşması talebi, Türk kökenlerinden bahsetmesi ve “çok iyi çalışan” Türk malı bir çamaşır makinesine sahip olduğunu söyleyerek Ankara’yla ilişkileri tamir etmeye çalıştığını vurguluyor.

Johnson’ın çocukluğunda yiyerek büyüdüğü Jaffa keklerinin de artık Ülker tarafından imal edildiğini söylediği vurgulanıyor.
Gazete, Türk ve diğer yabancı gazetecilerin İngiliz meslektaşlarından Jaffa keklerinin ne olduğunu öğrenmeye çalıştığını da söylüyor.

Johnson’ın Erdoğan’la ilgili yazdığı şiir sorulduğundaysa “Ayrıntılı görüşmelerimizde hiç gündeme gelmediğini söylemekten sevinçliyim. Hatta hiç gündeme gelmemesine şaşırdım” diyor.

iNews ise, Johnson’ın Türkiye’nin AB üyeliğine destek veren açıklamaları nedeniyle ikiyüzlülükle suçlandığını söylüyor. Gazeteye konuşan Liberal Demokrat Parti lideri Tim Farron “Bu, Boris Johnson’dan olimpik düzeyde bir ikiyüzlülük” diyor. (DIŞ HABERLER)

Peru, 90’lı yıllarıyla yüzleşiyor

Peru’da mahkeme Alberto Fujimori diktatörlüğü döneminde, Askeri İstihbarat Servisi’nin (SIE) bodrumunda tutukluların öldürüldüğü bir ‘fırın’ olduğunu kabul etti.

Peru eski Devlet Başkanı Vladimiro Montesinos’un yargılandığı davaya Salı günü devam edildi. Telesur’un haberine göre mahkeme kararında, 1993 yılında SIE bodrumunda tutulan üç kişinin; Öğretmen Justiniano Najarro Rúa ve öğrenciler Martín Roca Casas  ve Kenneth Anzualdo’nun ortadan kaybolduğu bilgisi yer aldı. San Borja’da bulunan bu merkezdeki bodrumda bir fırın olduğunun tespit edildiğini belirten mahkeme, tutuklanan bu üç kişinin fırında yakılarak kaybedildiğini gösterdiğini belirtti.

Mahkeme Vladimiro Montesinos’u ve eski Komutanlar Nicolas Hermoza Rios, Enrique Nadal Paiva ve Enrupi Oliveros’u 22 yıl hapis cezasına çarptırdı. Eski Askeri İstihbarat Başkanı Nadal Paiva hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

DEVLETİN SİSTEMATİK SUÇLARININ İSPATI

Yasal Savunma Enstitüsü Temsilcisi Avukat Carlos Rivera da mahkeme karanının “çok önemli” olduğunu açıkladı, “Bu olay ve aynı dönemde meydana gelen diğer olaylar devlet politikası olarak insan haklarının sistemli bir şekilde nasıl yok edildiğini gösteriyor. SIE bodrumunda gerçekleştirilen bu suçlar yaşananların kurumsal bir politika olduğunu kanıtlamanın yanı sıra, korkunçluklarını da gösteriyor.” dedi.

Kimsenin “sadece üç kişiyi yakmak için” burada fırın inşa etmeyeceğine de dikkat çeken Av. Rivera, “Büyük ihtimalle daha çok vaka var. 20 yıl sonra Peru hukuk sistemi böyle bir durumu açıkladı, bu gerçeğin ortaya çıkmasına yardım edecek” dedi.

Peru eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori, 1990-2000 tarihleri arasındaki iktidarı döneminde devletin işlediği suçlar nedeniyle 2009 yılında 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Başkan Yardımcısı Vladimiro Montesinos’un 20 ve 25 yıl hapis cezalarına çarptırıldığı, 2006 ve 2010 yıllarında görülmüş iki dava bulunuyor. Montesinos’un hâlâ yargılandığı çok sayıda dava olduğu belirtiliyor. (DIŞ HABERLER)

Eski Vali Mutlu’nun oğlunun THY’deki işine son verildi

Darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında “Silahlı terör örgütüne üye olmak” gerekçesiyle 4 Ağustos’ta tutuklanan İstanbul eski Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun, Türk Hava Yolları’nda (THY) uzman olarak görev yapan oğlu Hasan Tahsin Mutlu’nun görevine son verildi. 

THY Yurtiçi Personel Yönetim Müdürü Hünkar Han Çelik ve Personel Yönetimi Başkan Vekili Selim Kahraman tarafından Mutlu’ya gönderilen iş feshi yazısında, “Çalışmalarınızdan verim alınamadığından ve hizmetinizden istifade edilemediğinden iş sözleşmeniz İcra Komitesi’nin 09.09.2016 gün ve 1592 sayılı kararı ile 4857 sayılı iş kanununun 17, 18 ve 19. maddelerine uygun olarak kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek suretiyle feshedilmiştir” denildi.
 

HDP’den Eğitim Sen’e Destek Ziyareti

BİRGÜN/ANKARA

Eğitim Sen’e destek ve dayanışma ziyaretleri sürüyor. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve HDP parti yöneticilerinden oluşan heyet Eğitim Sen’e destek ziyaretinde bulundu.

HDP heyeti, Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, Genel Sekreter Mesut Fırat, Genel Mali Sekreter Elif Çuhadar, Genel Örgütlenme ve Yükseköğretim Sekreteri İsmail Sağdıç ve Merkez Kadın Sekreteri Ebru Yiğit ile bir araya geldi.

Eğitim Sen üyesi 7 öğretmen tutuklandı

“Öğretmenler göreve iade edilmelidir”
Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, “Ekim ayı bitmeden görevinden alınan öğretmenler göreve iade edilmelidir. Eğitim Sen olarak bize hangi tür baskı ile gelirse gelsinler biz hem kendi özgül ha hem de demokratik haklarımız için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.

“İtaat eden öğretmen istiyorlar”
HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ise, görevinden alınan öğretmenlerin onurlu ve dik başlı olduğunu belirterek, “Bu emeğin, onurlu duruşuna karşı yapılan bir saldırıdır” dedi. Yüksekdağ, iktidarın her geçen gün muhalif kesimlere karşı yeni bir operasyon düzenlediğini en son hedeflerinin ise Eğitim Sen olduğunu belirtti. Yüksekdağ iktidarın 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirdiğini vurgulayarak, “Eğitimde de kendilerine biat eden ‘asker’ istiyorlar. Polis öğretmenler, asker öğretmenler istiyorlar. İşte felaketin ta kendisi de budur” dedi.

İzmir’deki Gezi davasında 115 kişiye beraat verildi

İzmir’de, Gezi Parkı eylemlerinde ‘2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet, görevli memura görevini yaptırmamak için zincirleme şekilde direnme’ iddiasıyla, 2 yıl sonra haklarında dava açılıp, 2 yıldan 6’şar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenen 115 kişinin tümü için, beraat kararı verildi.

İstanbul’daki Gezi Parkı protestolarına destek amacıyla sosyal medya üzerinden yapılan çağrıların ardından, 1 Haziran 2013 tarihinde İzmir’deki Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü önünde toplanan bazı dernek, siyasi parti, sendika ve platformların üyeleri, hükümeti istifaya çağıran sloganlar atarak yürüdü. İddiaya göre, gruptaki bazı kişiler polislere taş attı. Polisin su sıkmasına rağmen dağılmayan gruptan daha sonra ayrılan birçok kişi, saat 05.00 sıralarında AKP Konak ilçe binasını taşladı. Polis saat 06.30’da gruba müdahale edip, çoğunluğu öğrenci 115 kişiyi gözaltına aldı. Adliyeye sevk edilenler tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Soruşturmayı yürüten Savcı Cevdet Aydemir, 115 kişi hakkında, olayın üzerinden 2 yıl geçtikten sonra ‘2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet, görevli memura görevini yaptırmamak için zincirleme şekilde direnme’ suçlarından 2 yıldan 6’şar yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.

İzmir 24’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugünkü son duruşması, salonunun yetersizliği nedeniyle İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmada bazı sanık ve avukatları ile müştekiler hazır bulundu. Duruşmaya, İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan da izleyici olarak katıldı.

Sanıklar, üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. Son savunmalarını yapan sanıkların avukatları, müvekkileriinin suç işlemediğini belirterek beraatlerini talep etti. 

Hakim Süleyman Demirel, taleplerin ardından, sanıkların suç işlediklerine dair bir delilin olmadığını belirtip, hepsinin beraatine karar vererek davayı bitirdi. (DHA)
 

Yunanistan, adalardaki mültecileri transfer edecek

Nikos Xydakis, Die Welt gazetesiyle yaptığı mülakatta “Adalara oluşturulan baskıyı hafifletmek için büyük sayıda mültecinin transferini başlatacağız” dedi.

AB ortaklarını,  üzerinde mutabık kalınan yeniden yerleştirme programı kapmasında yeterli sayıda mülteciyi kabul etmediklerini için eleştiren Xydakis, “Çoğu üye devleti, bizden yeterli sayda mülteci almıyor. Bazı ülkeler de taleplerimize hiçbir yanıt vermiyor” diye yakınırken geçen yılın Eylül ayından bu yana Yunanistan’da barındırılan 65 bin kadar mülteciden sadece 3 bin 500 kadarının yeniden yerleştirildiğine dikkat çekti.

Yunan bakanın açıklamalarına yansıtan Kathimerini  gazetesi ise, Ege adalarında halen 13 bin 863 mültecinin bulunduğunu belirtti. (ANKA) 
 

Can Dündar hakkında zorla getirme kararı

Can Dündar’ın İstanbul Adalet Sarayı önünde silahlı saldırıya uğramasına ilişkin dava dosyası görevsizlik kararıyla gönderildiği Ağır Ceza Mahkemesi’nden geri döndü. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülecek davanın şikayetçisi Can Dündar hakkında, duruşmalara katılmadığı gerekçesiyle zorla getirme kararı çıkarıldı.

Cumhuriyet’in haberine göre; İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi, Can Dündar’ın, adliye önünde silahlı saldırıya uğramasına ilişkin dava dosyasını, “kasten yaralamaya teşebbüs” suçundan cezalandırılması istenen 3 sanığın “kasten adam öldürmeye teşebbüs” suçundan yargılanması gerektiğine karar vererek Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti.

Sanıklar Murat Şahin, Sabri Boyacı ve Habip Ergün Celep avukatları aracılığıyla Asliye Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararına karşı itiraz dilekçesi sundu. Dosyanın gönderildiği İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkların itirazlarını kabul ederek dava konusunun “Ağır Ceza statüsüne girmediği” gerekçesiyle Asliye Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararını kaldırdı.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararında, sanıklar Murat Şahin, Sabri Boyacı ve Habip Ergün Celep’in Can Dündar’a yönelik fiile bağlı kastlarının ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçu kapsamında olmadığına, iddianamede nitelendirildiği şekilde ‘kasten yaralama’ ve ‘silahla tehdit’ suçları kapsamında kaldığı belirtildi. Kararda, “Görevsizlik kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir” denildi.

İLK DURUŞMA 21 EKİM’DE
Bunun üzerine İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi, dosyaya yeni bir esas numarası vererek, Can Dündar hakkında zorla getirme kararı çıkardı. Yeniden görülecek davanın ilk duruşması 21 Ekim 2016 tarihinde yapılacak.

Davanın 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 25 Ağustos 2016 tarihli son duruşmasında Can Dündar’ın avukatı Bülent Utku söz alarak, sanıkların eylemlerinin örgütlü suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişti. Sanıkların ifadelerinin çelişkili olduğunu kaydeden Av. Utku, bu nedenlerle sanığın eyleminin “kasten adam öldürmeye teşebbüs” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, mahkemenin görevsizlik kararı vermesini istemişti.

Ara kararını açıklayan hakim, sanık Murat Şahin’e yardım etikleri iddia edilen sanıklar Sabri Boyacı ve Habip Ergün Celep’in eylemlerinin “kasten adam öldürmeye teşebbüs” kapsamında tartışılması gerektiğine hükmetmişti. Mahkeme hakimi, bu suçlara bakmak ve delillerin tartışılıp değerlendirilmesi görevinin, üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait olması nedeniyle görevsizlik kararı vermişti.

Kararda, tutuklu sanık Murat Şahin’in, Can Dündar ve Yağız Şenkal’a yönelik eylemleri nedeniyle 30 yıldan 47 yıla kadar hapis istemiyle yargılanması gerektiği belirtilmişti. Olayın azmettiricisi oldukları öne sürülen sanıklardan Sabri Boyacı’nın 10 yıldan 18 yıla, Habip Ergün Celep’in ise 9 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılanması ve delillerin tartışılması gerektiğine değinilmişti.

PSAKD “Artık yeter”

PSAKD Genel Merkezi yazılı bir açıklama yağarak Şahkulu Dergahına karşı yapılan saldırıyı kınadı. Artık Yeter denilen açıklma şöyle;

Artık yeter!

Tüm dostlarımıza,

Yaşadığımız Anadolu coğrafyasında yüzyıllardır kardeşçe yaşam sürmeye çalışan Alevi-Bektaşi toplumu üzerinde yine kirli oyunlar oynanmakta ve toplumumuza inancımıza yönelik asimilasyon, baskı, zulüm politikası her taraftan uygulanmaya devam etmektedir.

Dün (26.09.2016) Şahkulu Sultan Külliyesi Vakfı Pendik Şubesinin kapısına kendini bilmezler tarafından kırmızı boya ile çarpı atılıp ‘CİHAT KAZANACAK’  diye yazılama yapılmıştır.

Bu tarz yazılamaları yapanlar bilmelidir ki; bizler inancımızın gereği doğaya insana saygılı bir şekilde yaşamayı kendimize görev bilmişiz. Lakin bizlere böyle saldıranlar şunu da unutmamalılar bizler İnsana doğaya saygılı olduğumuz kadar da baskıya zulmede boyun eğdiğimiz de görülmemiştir.

Yakın tarihimizde yaşadığımız birçok böyle ‘münferit’ diye aktarılan olaylar artık Alevi toplumunun sabrını zorlamaya başlamıştır. Bu olaylar kurumlarımızın ilk yaşadığı saldırı değildir. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubemize silahla taciz ateşinde bulunanlar, Garip Dede Dergâhı’nın önüne kurşun bırakanlardan sonra Mamak’ta evlerimiz işaretlenmiş, 15 Temmuzdan sonra ise Malatya başta olmak üzere mahallelerimize saldırılar olmuş, Gazide, Okmeydanı’nda, Armutlu da, Ataşehir de yaşadığımız her alana gericiler ve faşistler tarafından baskı uygulanmaya çalışılmıştır. Ve en son olarak da dün Şahkulu Sultan Külliyesi Pendik Şubesine ‘cihat kazanacak’ diyerek açıkça bizleri tehdit etmişlerdir.

Bu saldırılara karşı sözümüz şudur;  ’Artık Yeter!’

Birlikte ve barış içinde yaşama iradesini zayıflatan bu türden saldırılar karşısında yılmayacağımızı ve mücadele edeceğimizi bütün kamuoyu bilmelidir.

Halklarımızın ve ülkemizin kaderi gerici-faşistlere bırakılamaz. Barıştan, kardeşlikten, haktan, emekten ve özgürlüklerden yana olan bütün güçlerle birlikte bu türden saldırılara karşı mücadele edeceğiz. Bu tarz saldırılara karşı toplumumuzdan bir canımızın zarar görmesi bizim için kabul edilemez bir şeydir.

Yetkililere çağrımızdır: Sorumlular derhal yakalanıp yargılanmalı ve sorun aydınlatılmalıdır. Kamuoyuna gerekli açıklamalar yapılıp bu tarz saldırılara son verilmelidir.

Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz

PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ GENEL MERKEZİ