Ana Sayfa Blog Sayfa 630

TEV-DEM Eşbaşkanı: Saldırı da Süleymaniye-Qamişlo birliği hedeflendi

TEV-DEM Eşbaşkanı Ruken Ehmed, 7 Nisan’da Süleymaniye Havaalanı’na dönük SİHA saldırısı ile hem DAİŞ’e karşı mücadelenin hem de Kürt ulusal birliğinin hedeflendiğini söyledi

3 Nisan 2023 tarihinde Süleymaniye’den kalkan uçuşlara hava sahasını kapatan Ankara hükümeti, 7 Nisan’da da Süleymaniye Havaalanı’na silahlı insansız hava araçlarıyla saldırdı.

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Eşbaşkanı Ruken Ehmed, Süleymaniye Havaalanı’na dönük yapılan saldırı ve saldırının amacına dair ANF’den Mustafa Çoban’a konuştu.

Ruken Ehmed, Qamişlo ve Süleymaniye arasında Kürt Ulusal Birliğine ilişkin görüşmelerin yapıldığı süreçte bu saldırının gerçekleşmesinin tesadüf olmadığına işaret ederek, şunları söyledi:

“Bir süredir Kürt Ulusal Birliğine ilişkin tartışmalar ve çabalar var. YNK Lideri Bafil Talabani’nin Rojava’ya ziyareti bunun bir temeli oldu. Süleymaniye, Qamişlo ve Amed arasında gidiş-gelişler var. Özellikle Süleymaniye bölgesi, Kürt ulusal birliği çalışmaları için önemli bir yer. Süleymaniye Havaalanını hedef almak aslında Kürt halkının ulusal birliğini hedef almaya yöneliktir. Ulusal birlik çalışmalarına gölge düşürmek istediler.”

Ulusal birliğin hedef alınmasının yanı sıra, saldırının seçimlere de etki edeceğini ifade eden Ruken Ehmed, “Yine Bakûrê Kurdistan ile Türkiye’de yapılacak ve Kürtleri önemli düzeyde etkileyecek 14 Mayıs seçimleri ve tüm dünyanın başına bela olan DAİŞ’e karşı mücadelesini sekteye uğratmayı amaçladılar” dedi.

Ruken Ehmed, Kürtler ve bölgede yaşayan tüm halk birleşenleri için büyük tehlike arz eden bu saldırıyı meşrulaştırmak isteyen KDP’ye de uyarıda bulunarak, “KDP’nin Türk devleti tarafından düzenlenen bu saldırıyı meşrulaştırma açıklamalarını doğru görmüyoruz. Bu konuda sizleri bir kez daha uyarıyoruz. Özellikle Süleymaniye halkımız başta olmak Başûrê Kurdistan halkımız duyarlıdır. Bu saldırının ne anlama geldiğinin ve ne için yapıldığının farkındalar” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

DIŞ HABERLER

#TEVDEM #Eşbaşkanı #Saldırı #SüleymaniyeQamişlo #birliği #hedeflendi

İranlı sanatçılardan Yeşil Sol Parti’ye animasyonlu destek

 İranlı kadınlar ve sanatçılar, Yeşil Sol Parti’ye destek olmak için animasyon filmi hazırladı

Türkiye tarihinin en kritik seçimlerine giderken Yeşil Sol Parti’ye ulusal ve uluslararası birçok kurum ve kişilerden destekler de gelmeye devam ediyor.

İİran’da Jina Mahsa Emînî’nin rejim güçleri tarafından katledilmesi sonrası başlayan eylemlerle gündemde yerini koruyan İranlı kadınlar ve sanatçılar Yeşil Sol Parti’ye animasyon filmi ile destek mesajı yolladı.

Animasyon filminde, bir ağacın yeşeren yaprağından doğan kadın, elinde mor flamasıyla “Jin jiyan azadî” sloganları atan kadınların arasında yürüyüşünü gerçekleştiriyor. Zılgıtlarla rejim güçlerine karşı duran kadın, bütün yaprakları yeşeren ağaca doğru koşuyor. Animasyonun başrolü olan kadının yürüyüşü boyunca yeşerttiği ağaç, Yeşil Sol Parti’nin logosuna dönüşüyor.

İranlı kadınlar, animasyon filminin sonunda “Em rêhavalê Jîna Amînî ne” (Biz Jîna Emînî’nin yoldaşlarıyız) mesajı verdi.

HABER MERKEZİ

#İranlı #sanatçılardan #Yeşil #Sol #Partiye #animasyonlu #destek

Kobanê Davası: Savcı boş salona mütalaa okuyor

Kobanê Davası’nda savunmalar bitmeden savcı mütalaasını boş salona okumaya başladı. Kararı protesto eden avukat ve tutuklu siyasetçiler salonu boşalttı

DAİŞ’ın Kobanê’ye saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleştirilen protestolar gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 17’si tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobanê Davası’nın 24’üncü duruşmasının 3’üncü oturumu, Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda görülüyor.

Savcı savunmalar bitmeden mütalaayı okumaya başlaması ile birlikte avukatlar ve siyasetçiler tepki göstererek salonu boşalttı.

Savcıya itiraz

Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde bulunun siyasetçilerin bir kısmı duruşmaya gelirken, farklı cezaevinde bulunan siyasetçiler, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşma, mahkemenin 2’nci periyotta verilen ara kararın okunması ile başladı. İddia makamı esas hakkındaki mütalaasını okumaya başlarken, tutuklu siyasetçiler ise savunma yapmak istediklerini dile getirdi, mütalaanın okunmasına devam edildi.

Salon boş

Bu esnada tutuklu siyasetçiler ayağa kalkıp alkışlayarak söz konusu kararı protesto etti. Protestolar sürerken, iddia makamı mütalaasını okudu. Mahkeme başkanının “Dinlemek istemeyen gidebilir” demesi üzerine salonda bulunan tutuklu siyasetçiler, alkış, zılgıt ve “Jin, jiyan azadî”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Direne direne kazanacağız” sloganları ile salonu terk etti.

SEGBİS’ten katılım sağlayan tutuklu siyasetçiler de bulundukları odayı “Jin, Jiyan, Azadî” sloganı ile terk etti.

Savcı Cemalettin Şimşek, 13 bölümden oluşan mütalaasını boş salona okumaya devam ediyor.

ANKARA

#Kobanê #Davası #Savcı #boş #salona #mütalaa #okuyor

KDP Êzidî halkının iradesini yok sayan 9 Ekim Anlaşmasını uygulamakta ısrarcı

Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanlığı, Êzidi halkının iradesini hiçe sayan ve Hewlêr ile Bağdat arasında imzalanan 9 Ekim Anlaşmasının uygulanması gerektiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanlığı, Hewlêr ile Bağdat arasında imzalanan 9 Ekim Anlaşması’nın uygulanması gerektiğini açıkladı.

9 Ekim 2020 tarihinde Irak Hükümeti, Türkiye ve KDP arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmayla Êzidî halkının kazanımları hedef alındı. Anlaşmanın amaçlarından biri Êzidî Asayişini tasfiye etmek. Bu temelde Êzidxan Asayişine yönelik birçok saldırı yapıldı. Son 2 yıl içinde Irak Ordusunun saldırıları sonucunda Şengal’in farklı bölgelerinde çatışmalar yaşandı.

Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanlığı anlaşmaya dair yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Kürdistan Bölgesi içinde bulunduğu zor durum ve mali krize rağmen yüzbinlerce ülke içinde yerinden edilmiş kişiye ve komşu ülkelerden gelen mültecilere uzun yıllardır ev sahipliği yaptı. Kürdistan Hükümeti ile federal hükümet arasındaki anlaşmanın uygulanması, mültecilerin geri dönüşü ve bölge halkının yaşam koşullarının normalleşmesi için en iyi yol haritasıdır.”

Açıklamada ayrıca, “Mültecilerin geri dönmemesinin temel nedeni, Şengal’de yasadışı güçlerin varlığı ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile federal hükümet arasında Şengal’de durumun normalleştirilmesine ilişkin anlaşmanın uygulanmamasıdır” denilerek DAİŞ’in saldırıları ardından hükümetler tarafından ölüme terk edilen Êzidî halkının kendi öz gücü ile oluşturduğu savunma gücü bir kez daha hedef gösterildi.

KDP, kendi çıkarları doğrultusunda bu anlaşmanın hayata geçirilmesini üç temel sebepten ötürü istiyor: Birincisi güçlerini bölgede konuşlandırmak, ikincisi Türk devletini desteklemek ve Irak içlerine doğru ilerlemesini sağlamak ve üçüncüsü de Irak ile bölgesel konularda varılan anlaşmalar.

Şengal’in yeniden inşası

Öte yandan Irak Göç ve Göçmenler Bakanı İvan Faik, Başbakan Muhammed Şiya Sudani’nin Şengal’in yeniden inşası ve göçmenlerin dönüşü için bütçe tahsis ettiğini belirtti.

Faik, basına yaptığı açıklamada, “Başbakan, Şengal’in yeniden inşası ve göçmenlerin dönüşü için 50 milyar dinar ayırdı. Göçmenlerin bölgelerine dönüşü Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile ilişkilidir” dedi.

Bakan Faik, Kürdistan Bölgesi ve Musul’daki kamplarda 40 bin mülteci bulunduğunu ve Musul merkezi dışında Irak’ın hiçbir vilayetinde mülteci kampı bulunmadığını kaydetti.

Bakanlığının Kürdistan Bölgesi’ndeki kampların yönetimiyle hiçbir ilgisi olmadığını belirten Bakan Faik, sadece kamplara destek olduklarını ve erzak sağladıklarını aktardı. Bakan Faik, daha önce KDP’nin kontrolü altındaki Êzîdî kamplarının denetimlere kapandığını ve KDP’nin Êzîdîlerin dönüşlerini engellediğini açıklamıştı.

Kaynak: RojNews

#KDP #Êzidî #halkının #iradesini #yok #sayan #Ekim #Anlaşmasını #uygulamakta #ısrarcı

ÖHD’li İstekli: İstanbul Barosu tecrit konusunda iktidar ile aynı yerde

İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan uygulanan tecride dair konuşan ÖHD İstanbul Şube Eşbaşkanı Gürkan İstekli, bu konuda özellikle İstanbul Barosu’nun tutumuna değinerek, ‘Baronun şuan ki hali tecridi uygulayan hükümetin, devletin bakışına denk düşen bir yerde’ dedi

İmralı Cezaevi’nde 25’inci yılına giren ağır tecrit altında bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 2 yılı aşkın bir süredir haber alınamıyor. 2013-2015 yılları arasında yürütülen “diyalog sürecinin” sona erdirilmesinin ardından iktidar, inkar ve ret politikalarına geri döndü.

Yüzlerce sonuçsuz başvuru

Abdullah Öcalan ile İmralı’da tutulan diğer Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş üzerindeki tecrit de “mutlak tecride” dönüştürüldü. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Amed, Riha (Urfa), Mersin ve İstanbul başta olmak üzere birçok kentte, ağırlaştırılmış tecridin son bulması, avukat görüş yasağının kaldırılması, iç ve uluslararası mevzuatta yer alan hakların temini için barolara başvuruda bulunarak, harekete geçilmesini istedi. ÖHD İstanbul Şubesi’ne bağlı 155 avukat da 21 Kasım 2022 tarihinde İstanbul Barosu’na başvuruda bulundu. Ancak henüz başvuruya dair gelişme yaşanmış değil.

Temel neden üstlendiği rol

Sürece dair Mezopotamya Ajansı’nda (MA) Ergin Çağlar’a konuşan ÖHD’nin Şube Eşbaşkanı Gürkan İstekli, tecridin derinleştirmesinin temel nedeninin “Abdullah Öcalan’ın Türkiye ve Ortadoğu halkları için üstlendiği rol ve misyon” olduğunu belirtti.

Habersiz gibi davrandılar

Tecride karşı girişimleri anımsatan İstekli, en son Avrupa’dan gelen heyetle birlikte İstanbul Barosu ile bir görüşme yaptıklarına işaret ederek, “Bize sanki böyle bir şey yaşanmamış gibi, İmralı diye bir yer yokmuş gibi, yine sanki avukatların önünde bir engel yokmuş gibi yaklaştılar. Konuyu orada hatırlatınca çok da konuya girmek, konuşmak istemediler” diye belirtti.

Baro iktidar ile aynı yerden bakıyor

İstanbul’da 22-23 Ekim tarihinde gerçekleşen baro seçimlerinde başkan seçilen Filiz Saraç’ın seçimden sonra baroya kayıtlı sol ve sosyalist avukatlara yönelik “Kimyasalcılar, teröristler kaybetti” gibi söylemlerde bulunduğunu belirten İstekli, “Baronun şuan ki hali tecridi uygulayan hükümetin, devletin bakışına denk düşen bir yerde. Topluma aynı yerden bakıyorlar. Haliyle dünyanın en büyük barosu olan İstanbul Barosu bizim nezdimizde bir şey ifade etmiyor” dedi.

Herkes sessizliğe gömülüyor

Adalet Bakanlığı’nın sessizliğini eleştiren İstekli, “Adalet Bakanı’nın hiçbir olumlu veya olumsuz görüş bildirmemesi, Türkiye’de artık hukuk denen anlayışın tamamen sona erdiğinin göstergesidir. Faşist bir rejimden beklenebilecek girişimlerdir bunlar elbette. Ancak buna karşı insan hakları kurumları, ÖHD, diğer tüm yapı ve kişiler buna direnmelidir. Buna dair sesini sürekli bir şekilde yükseltmelidir. Ancak söz konusu Sayın Öcalan olduğunda maalesef pek çok kurum ve kuruluş da sessizliğe gömülüyor” diye konuştu.

İktidarın gitmesi için çalışacağız

İstekli, yaklaşan 14 Mayıs seçimlerine işaret ederek, “Bir önceki seçimlerde de gördüğümüz üzere pek çok hukuksuz işlem gerçekleştirildi. Bu tecridi, ağır işkenceleri, haksızlığı, hukuksuzluğu topluma reva gören hükümete son vermek noktasında elimizden gelen tüm çalışma ve çabaları sergileyeceğiz” dedi.

İSTANBUL

#ÖHDli #İstekli #İstanbul #Barosu #tecrit #konusunda #iktidar #ile #aynı #yerde

Deprem kentlerinden Semsûr’da boş arazide 134 seçmen kaydı!

Deprem kentlerinden olan Semsûr’da boş arazide 134 seçmen kaydı bulunurken, Yeşil Sol Semsûr İl Eş Sözcüsü Zeynep Karadoğan buna karşı yaptıkları itirazların kabul edilmediğini belirtti

Mereş ( Maraş) merkezli depremin ardından birçok depremzede seçmen adresini değiştirirken, taşıyamayan binlerce insan olduğu da biliniyor. Önceki süreçlerde olduğu gibi bir meskende birçok seçmen gösterme usulsüzlükleri bu kez boş arazilerde seçmen kayıtlarının yapılması olarak ortaya çıkıyor.

NuJINHA’dan Medine Mamedoğlu’nun haberine göre, deprem kentlerinden olan Semsûr’da (Adıyaman) seçim çalışmalarına başlayan AKP-MHP ittifakının ilçe ve merkezlerde bulunan boş alanları dolu gibi gösterdiği belirtildi.

Boş araziye

Kâhta’da bulunan boş bir tarım arazisi de seçmen kaydı yapılan alanlardan biri. Kahta ilçesine bağlı Girne Mahallesi Yunus Emre Caddesi 1 Nolu Sokakta binaların hemen önünde bulunan boş arazide herhangi bir yerleşim alanı, konteynır, barınak vs. olmamasına rağmen araziye 134 seçmenin kaydettirildiği ortaya çıktı.

Herhangi bir meskenin olmadığı arazideki kayıt ile ilgili itirazlar yapıldı ama bu itirazlar da ret edilirken, elde edilen belgeye göre buradaki seçmenlerin bir önceki yerleşim alanlarının Mereş ve Hatay olması dikkat çekici. Öte yandan bu araziye kaydedilen seçmenlerin çoğunun yaşının ise 29 ve 25 aralığında erkekler olduğu öğrenildi.

Boş araziye 134 seçmen kaydı!

Konuya dair bilgi veren ve boş ev veya arsalarda seçmenlerin gösterildiğini belirten Yeşil Sol Semsûr İl Eş Sözcüsü Zeynep Karadoğan buna karşı yaptıkları itirazların kabul edilmediğini söyledi.

Büyük felaketin ardından şehrin yok olduğunu ve 30 binden fazla insanın yaşamını yitirdiğini söyleyen Karadoğan, gerçek rakamın ise açıklanmadığına yer vererek, “Yaklaşan seçim süreciyle birlikte de bu durumun kullanıldığını görüyor ve tanık oluyoruz. Özellikle ilçelerde boş olan yerleri dolu gösteriyorlar. Yine dışarıdan bir sürü insan buraya akın etmiş durumda. Ölümler, dışarıdan gelenler veya dışarıya göç edenleri saha çalışması ile tespit etmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Benzer iddialar var

Kâhta’da dolu gösterilen boş tarım arazisine dair itirazda da bulunduklarını söyleyen Karadoğan, “Yani orada kimse oturmuyor ama oraya seçmen olarak kaydedilmiş kişiler var. Bu durum birçok yerde yaşanıyor. Birçok yerden bize bu iddialar geliyor” dedi.

Sandık görevlilerine çağrı

Ölü sayısının net olmadığı kentte valiliğin aldığı genel sayım kararının seçimden sonrasına bırakıldığını belirten Karadoğan “Toplu şekilde bir oy kullanma tehlikesi de var. Bunlar daha öncede olan şeyler. Toplu bir oy kullandırma işlemleri yapılıyor. Buna dair çalışmalarımız bilgilendirmelerimiz devam ediyor. Buradan sandıkta çalışan arkadaşlara çağrımızdır çok erken saatte sandık başında olmaları gerekiyor. Toplu oya yol vermemeye çalışacağız. Burada on binlerce insan yaşamını yitirdi. İnsanlar hala kimin yaşayıp kimin öldüğünü bilmiyorlar. O yüzden yaşamını yitiren insanların yerlerine de oy kullanma durumu yaşanabilir. Bunu bekliyoruz insanlar özellikle adreslerine veya kaldıkları yere gelen seçmen kâğıtlarını iyi incelesinler” şeklinde konuştu.

Hesap sormak için sandığa gideceğiz

Kentten göç eden ve oy kullanmak isteyen Semsûrlu yurttaşlara da çağrıda bulunan Karadoğan, “İnsanlar gelip kendi topraklarında oy kullansın. Bütçeleri olmayan gelemeyecek durumda olmayanlara ulaşıp her türlü yardımı yapacağız” dedi. Son olarak halkın depremde yaşadıklarına dönük öfkeyle sandığa gideceklerini ve hesap soracaklarını söyleyen Karadoğan, “izler kimin ne yaptığını unutmadan o gün sandığa gideceğiz” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Deprem #kentlerinden #Semsûrda #boş #arazide #seçmen #kaydı

Cudi’de yaşanan selden 205 küçükbaş hayvan öldü

Şirnex’te etkili olan yağışlardan oluşan selden kaynaklı Cudi Dağı eteklerinde 205 küçükbaş hayvan öldü

Şirnex’te (Şırnak) 2 gündür etkisini sürdüren sağanak yağış hayvanları da vurdu.

Cudi Dağı eteklerinde koçerlerin bulunduğu alanda sel sularına kapılan 205 küçükbaş hayvan öldü. Yaşanan felaketten sonra Tarım Orman İl Müdürlüğü, jandarma ve AFAD ekipleri bölgeye giderek hasar tespiti yaptı.

ŞIRNEX

 

#Cudide #yaşanan #selden #küçükbaş #hayvan #öldü

Gazeteci Dilan Akyol gözaltına alındı

Gazeteci Dilan Akyol, evinden çıktığı sırada polis tarafından gözaltına alındı. Akyol’un TEM Şubesi’ne götürüldüğü öğrenildi

Antalya’nın Muratpaşa ilçesine bağlı Burhanettin Onat Mahallesi’nde Mezopotamya Ajansı muhabiri Dilan Akyol, evinden çıktığı sırada gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen Akyol’un, Antalya Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi’ne götürüldüğü öğrenildi.

ANTALYA

#Gazeteci #Dilan #Akyol #gözaltına #alındı

Dosya değişiyor tanık değişmiyor: Tutuklu gazeteciler ve HDP kapatma davasındaki tanık aynı

Amed’de 15’i tutuklu 18 gazetecinin iddianamesinde yer alan gizli tanık HDP’nin hazine yardımlarına bloke konulması kararı öncesi dinlendiği öğrenildi

Amed’de 8 Haziran 2022’de gözaltına alındıktan 8 gün sonra çıkarıldıkları mahkemece tutuklanan gazeteciler Abdurrahman Öncü, Aziz Oruç, Elif Üngür, İbrahim Koyuncu, Lezgin Akdeniz, Mazlum Güler, Mehmet Ali Ertaş, Neşe Toprak, Ömer Çelik, Ramazan Geciken, Remziye Temel, Serdar Altan, Suat Doğuhan, Zeynel Abidin Bulut ve Mehmet Şahin ile serbest bırakılan Kadir Bayram, Esmer Tunç ve Mehmet Yalçin hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi.

İddianamede, gizli tanık olarak gösterilen “CV23TY45UP78″in beyanlarının Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) hazine yardımlarına bloke konulmasına dair kararda “delil” olarak gösterildiği öğrenildi.

Tanığın ifadeleri

Söz konusu gizli tanık, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin ve Adalet Bakanlığının istemiyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 21 Aralık 2022’de dinlendi. Gazetecilere yönelik ifadesinin ardından dinlenen gizli tanığın beyanları, hazine yardımına bloke konulması kararında delil olarak yer aldı. Gizli tanık, HDP’nin, “PKK Basın Komitesi”ne bağlı olduğunu öne sürdüğü gazetecilerin çalıştığı kurumlara mali yardımda bulunduğunu iddia etti. Aynı gizli tanığın gazeteciler hakkında hazırlanan dosyadaki beyanlarında, gazetecilerin çalıştığı kurumların örgüt tarafından finanse edildiği savunması ise dikkati çekti.

Avukattan tepki

Gazetecilerin avukatı Resul Tamur, iddianameyi ve gizli tanık beyanlarını değerlendirdi. “10 aylık tutukluluk süresinin ardından hazırlanan iddianamenin Kürt basınına yönelik politik amaçlarla hazırlanmış bir iddianame” olduğunu ifade eden Temur, “Gizli tanığı doğrudan HDP’nin hazine yardımını kesmek amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığının talepleri ile dinlemiştir. 3 tanığın ifadesi bile yasa dışı bir fiil ortaya koyamamış, bu sebeple her gazetecinin her programdan ve hatta her türlü talimattan ortak olarak sorumlu olduğu şeklinde hukuk dışı mantık yürütülmüştür” diye konuştu.

Tartışmalar ve yazılar

Gazetecilere yönelik operasyon sırasında yapım şirketlerine de baskın yapıldığını ve 32 gün “aramanın” sürdüğünü anımsatan Temur, “arama” diye gazetecilerin programlarını yayınlayan ve yurtdışında yayın yapan yayıncı kuruluşların serverlerine girildiğini belirtti. Temur, bu duruma dair şunları söyledi: “30 günlük sürede şirketlerde arama yapmadıklarını, şirket bilgisayarlarından yurt dışında yayın yapan Sterk ve Medya TV kanallarının serverlarına yasa dışı biçimde erişim sağlayıp, bu TV’lerin bilgisayarlarından bilgi ve belge çektiklerini iddia etmektedirler. Tabii bu erişim ile elde edilen bilgi ve belgelerin gerçek olup olmadığını bilmiyoruz. Gerçek bile olsa bu dosya ve dosya kapsamında yargılanan gazetecilerin dahili olmadıkları tartışmalara ait yazılar olarak değerlendirilmeli.”

Yasak deliller

Yurtdışındaki serverlere girilerek elde edilen delillerin “yasak deliller” kapsamında olduğunu kaydeden Temur, şöyle devam etti: “Yapılan işlem izinsiz olarak veri ve bilgileri ele geçirme biçiminde geliştiği için muhtemelen yurtdışı serverlarının bulunduğu ülkelerin yasaları açısından da suç oluşturduğu inancındayız”

Kaynak: MA

#Dosya #değişiyor #tanık #değişmiyor #Tutuklu #gazeteciler #HDP #kapatma #davasındaki #tanık #aynı

Savaşın bir yıllık bilançosu: Binlerce genç yaşamını yitirdi, milyar dolarlar savaşa harcandı

Türkiye’nin Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerine dönük saldırılar bir yılını geride bıraktı. Bir yılda yüzlerce genç yaşamını yitirdi, binlerce kez kimyasal silah kullanıldı ve sadece 2022 yılında savaşa 11.9 milyar dolar harcandı

Türkiye geçen yıl 14 Nisan’da ‘pençe-kilit’ adı altında Federe Kürdistan Bölgesi’nin Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerine dönük saldırılar başlattı. 1 yılını geride bırakan saldırılarda, 3 bin 730 kez yasaklı bomba ve kimyasal silah kullanıldığı belirtildi.

Halk Savunma Merkezi (HSM) Karargah Komutanlığı’ndan bir yıllık sürece dair yapılan ve ANF’de yer alan açıklamada, 14 Nisan 2022 ile 14 Nisan 2023 tarihleri arasında yaşananlara dair bilgiler yer aldı.

Zap, Avaşîn ve Metîna’da asker ve korucuların bazı alanlardan çekildiğine dikkat çekilen açıklamada, 259 HPG ve YJA-Star üyesinin yaşamını yitirdiği aktarıldı. Açıklamada, 2 bin 833 asker ve korucunun yaşamını yitirdiği ve 387’sinin de yaralandığı ifade edildi.

Açıklamada, tank, obüs, havan ve ağır silahlar ile bölgenin on binlerce kez bombalandığı, 4 bin 233 kez savaş uçağı ve 5 bin 628 kez de helikopterle bombalandığı kaydedildi. Yine 3 bin 730 kez yasaklı bomba ve kimyasal silahlarla da saldırı gerçekleştirildiği belirtildi.

RojNews’te bir yıllık sürece dair hazırlanan dosyada ise, 14 Nisan 2022 tarihinde Behdinan bölgesine yapılan bombardıman ile başlayan saldırılarda eş zamanlı olarak Melaxeta ve Serzêr bölgelerinden Federe Kürdistan topraklarına karadan saldırı da düzenlendi. Türkiye, Skorski tipi helikopterler ve savaş uçaklarıyla askerlerini Zap ve Avaşin’deki bazı noktalara konuşlandırmaya çalıştı.

Çatışmalar sonucunda geri çekilmek zorunda kalan Türkiye, ardından KDP kontrolünde bulunan Bamernê, Amêdî, Dêrelok ve Batufa bölgelerindeki üslerinden çok sayıda gücü Zap’a doğru yönlendirdi. KDP ile yapılan işbirliği sonucu Türkiye, KDP peşmergesi kılığında bölgeye girebildi.

Bunun üzerine Türkiye, Avaşin ve Zap bölgelerinde ağır ve kapsamlı saldırılar başlattı. Çatışmalar özellikle Avaşin bölgesindeki Mam Reşo, Zap’taki Şikefta Birindaran ve Zap’taki Çiyayê Reş’te yoğunlaştı.

Amaç tüm sınır hattını kontrol altına almaktı

Saldırının amaçladığı coğrafi kapsam Kêlaşin’den başlayarak Bihêr’e devam ediyor, yani Xakûrkê bölgesinden Avaşin, Zap ve Heftenin’e ulaşıyordu. Amaç, Federe Kürdistan’dan Rojava ve Suriye hattına ulaşan 50-60 kilometre derinliğine kadar olan bölgeyi işgal etmekti. ‘Pençe-kilit’ isminin seçilme amacı da Kürdistan’ın dört parçasının birleştiği İran-Irak-Suriye üçgenini kontrol altına almaktı.

Eylemsizlik kararına rağmen saldırılar sürüyor

Bu arada KCK, 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Mereş merkezli depremlerin ardından 10 Şubat’tan itibaren askeri eylemlerini durdurdu. KCK’nin deprem nedeniyle aldığı ve seçimlere kadar uzattığı ‘eylemsizlik’ kararına rağmen, Türkiye’nin saldırıları aralıksız devam ediyor. HPG’nin verilerine göre, Türkiye sadece şubat ayı içerisinde 142 kez fosfor bombaları ve yasaklı silahlarla saldırı düzenledi.

Savaşa milyarlarca dolar hazırlandı

Bu arada Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI), 2021 yılına ilişkin küresel askeri harcamalar raporuna göre, Türkiye’nin 2012-2020’deki askeri harcamalarının yüzde 63 arttığına işaret edildi.

Raporda, Türkiye’nin 2021’de 15,5 milyar dolar savaş harcaması yaptığı bildirildi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in yayımladığı, 2022 Yıllık Raporu’na göre ise, Türkiye gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 1,37’sini ‘savunma’ harcamalarına ayırdı. Rapora göre, Türkiye 2022 yılında 11,9 milyar dolar savaş harcaması yaptı.

DIŞ HABERLER

#Savaşın #bir #yıllık #bilançosu #Binlerce #genç #yaşamını #yitirdi #milyar #dolarlar #savaşa #harcandı