Ana Sayfa Blog Sayfa 6312

  Bir ölünün söyledikleridir

Do Yayınları’ndan çıkan Newaf Miro’nun ‘’Gava Miri Bıaxife’ (Bir ölünün söyledikleridir) kitabını Mehmet Söğüt değerlendirdi.

 

 

Bir hüzün atmosferi yaşanıyor ülkemizde. Soluk alıp vermek bile eziyete çevrilmek isteniyor. İstiyorlar ki insanlarımız yaşarken ölsün. Gayelerine de sıkı sıkı bağlılar. Yakıp yıkıyorlar. Sürüyorlar bizi uzaklara.

Bazen de dünyaya gelmeden veda eder halkımın çocukları. Geride hiçbir şey bırakmadan çekip gitmek hazin bir durumdur. Kürt olmanın dayanılmaz ağırlığındandır tüm bunlar. Daha parmak kadarken, on üç kurşun yemektir bazen. Bazen de yetmiş yaşındayken sokak ortasında vurulmak…

Evet, payımıza işkence, sürgün ve ölümler düşüyor. Eğer Kürt isen bu saydığım zalimliklerin, en azından birini yaşamışsınızdır. En zoru da sürgündür. Sürgünün manasıysa, gözlerimizi açtığımız anayurdumuzdan, binlerce kilometre uzak diyarlarda dirhem dirhem ölmektir. Hele bir de ruhun teslim alınmışsa. İnsandan başka her şeye benzetilmişsen…

Romanda da denildiği gibi, ‘’Gitmek ölmektir. Ölmek de gitmek.’’ Zorunlu gidişler özünde ölümü barındırır. Newaf Miro’nun ‘’Gava Miri Bıaxife’’ adlı romanını okuyorum. Kitap Do Yayınları’ndan çıkmış.

Yazar odasında otururken, bir ölü kendisiyle konuşmaya başlar. Daha doğrusu ölü, kendisinin ve ailesinin başında geçenleri anlatır. Çünkü yaşamları öylesine trajiktir ki. Yaşamının dönüm noktalarında karar sahibi olamamıştır. Zorla evlendirilmiştir mesela. Her Kürt gibi sonradan karısını çok sevmiştir. Belki de karşılıklı zorlanmak, bir duygudaşlığa yol açıyordur.

Otobüs kazası sonucu ölmeden önce üç kız çocuğu da yapmıştır. Kendinde kalan bir saç aracılığıyla dile gelmektedir. Sesi boğuk ve kesik kesiktir. Anlatır durmadan. Ve Yazar NewafMiro öylesine güzel aksettirir ki, bizi alıp başka diyarlara götürür.

Ölü bir zamanlar, Kürt direnişçileriyle tanışmıştır. Öldükten sonra evine baskın yapılır. Durumları oldukça iyi olmasına rağmen ülkelerini terk etmek zorunda kalırlar. En büyük kızı Ferha’yı takibe alır adeta.

Gördükleri her şeyi büyük bir hayretle izlerler. Dünyaları köylerinden ibarettir. Köyde bulunan her şey onların bir parçası gibidir.

Ferha’nın ölü babası ise asıl cehennemi yaşamaktadır. Çünkü her şeyi görmesine rağmen müdahil olamamaktır. Çaresizdir. Ailesi göç yollarındadır. İstanbul ve Balkan ülkeleri derken, soluğu Almanya’da alırlar.  Ezdi Kürt olarak iltica başvurusundan bulunurlar. Kitabın en can alıcı bölümü de burasıdır. Aynı bölümü birkaç sefer okudum. Okudukça empati kurdum. Anlatılanların hüznü ruhuma sindi. Dili oldukça şiirseldir NewafMiro’nun. Bir o kadar da etkileyici.

Tekrar aileye dönelim. Aile gün geçtikçe çirkinleşmektedir. Dışarda oldukça normal görünmelerine rağmen, hâlbuki basbayağı aykırılar. Bunun farkında bile değillerdir. Evde kullandıkları dil oldukça karışık. Kürtçe, Türkçe ve Arapçanın karışımı bir şey… Çünkü Viranşehir’de Araplar da vardır Ezdiler de.

Ezdiliğin ne olduğunu bile bilmezler. Kendilerini Kürt olarak da görmüyorlardır. İçe kapanırlar. İslam’a sarılırlar. Kaybolma korkusu vardır yüreklerinde. Dedikodudan oldukça çekinirler. Akrabaları kazıklar onları.

Amcaları da gelir Almanya’ya.  Ferha büyümüştür artık. Bir gençle tanışır ve ona âşık olur. Zorla amcasının oğluyla evlendirilir. Boşanmak zorunda kalırlar. Eski sevgilisiyle görüşür. Sakallı, sarıklı bir hal almıştır sevgilisi.

Evet, kitabın bazı satırbaşlarında söz ettim. Romanın konusu sadece bu anlattıklarımdan ibaret değil. Kitabı okuduğunuz da daha çarpıcı olayların olduğunu göreceksiniz. Felsefi boyutu ise yaşamınıza renk katacaktır.

Özellikle kaldıkları şehrin tarihi dokusunu anlatması, romana büyük bir zenginlik katmış.

Bazı kitaplar okunduktan sonra içeriği unutulur. Bu öylesi kitaplardan değil. Çünkü kitap bittikten sonra, konunun yüreğinize işlediğini göreceksiniz. Ve Kürtçeniz gelişecektir…

Yazar NewafMiro’nun kitabı bitmek üzereyken Ferha’nın babasının sesi de kesilir. Yazar tekrar devreye girer ve sonlandırır.

Mehmet Söğüt

Hull Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi  açıldı

Geçtiğimiz Pazar günü Hull AKM ve Cemevi 2. Olağan Genel kurulu yapıldı. Yoğun ilgi duyulan Genel kurul ve açılış etkinliği 1 Mayıs’ta hayatını kaybedenlerin anısına saygı duruşuyla başladı.

 

Yoğun katılımın olduğu açılışta, Britanya Alevi Federasyonu başkanı İsrafil Erbil, Mehmet Yüksel Dede, BAF Başkan yardımcıları İsmail Arslan ve Zeynep Demir, Britanya Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Özlem Şahin, Doncaster AKM ve Cemevi eş başkanı Gülay Dalkılıç, York AKM ve Cemevi Başkanı Doğan Erdoğan, Newcastle AKM ve Cemevi başkanı Gürdal Gülsünoğlu, East Midland AKM ve Cemevi başkanı Mehmet Durna’da yer aldı.

Pazar günü yapılan etkinlik, Mehmet Yüksel Dede’nin açılış gülbangı ile başladı. Etkinlikte birer konuşma yapan katılımcılar birlik ve beraberlik mesajı verdiler.

Erbil ‘mekanların kurumsallaşmakta önemli bir yeri vardır. Cemevlerimiz aynı zamanda eğitim merkezlerimizdir. Yeni yöneticilerimize hayırlı olmasını diliyorum, yapılan tüm hizmetlerde Hızır yardımcınız olsun. Britanya Alevi Federasyonu olarak birlikte daha güçlüyüz’ diye konuştu.

Aynı gün yeni binasına taşınan Hull AKM ve Cemevi üyeleri ve yöneticileri çok sayıda davetliye ev sahipliği yaptı.

Yönetim, denetleme ve disiplin olmak üzere üç ayrı kurula toplam 28 kişi seçildi. Yeliz Pirdoğan ve Ali Ekber Aktepe Yönetim kurulu eş başkanlıklarına seçildiler.

Yeni bina,724 Anlaby Road, Hull, HU4 6BPadresinde bulunuyor.

Hıdırellez Bayramı ve Aleviler

6 Mayıs’ta başlayan Hıdırellez Bayramı’na az bir zaman kaldı.  Alevilerde bu bayram, Hızır ile Hızır İlyas’ın karada buluştukları gün olarak bilinir ve kutlanır.

 

Hızır sözcüğü Arapca’da Al Hazır,Al-Hızır’ olarak geçmekte ve yeşilik anlamına gelmektedir. Ayrıca ab-ı hayat (bengisu, yaşamsuyu) içmiş ölümsüz olduğuna, darda kalanların imdadına yetişmekle ünlü olan Peygamber Hızır Aleyhisselam, yada Hızır Nebi olarak kabul görmektedir. Hızır ölümsüz sayılmaktadır.Yine ölümsüz sayılan Hızır İlyas’da ab-ı hayat içerek ölümsüzleştiğine inanılmaktadır.

Hızır günü olarak adlandırılan Hıdırellez Bayramı Hızır ile Hızır İlyas’ın karada buluştukları gün olarak kutlanır.(Lütfü Kaleli mitolojide ve inanç Peygamberler S.241)

Anadolu’nun birçok yöresinde Hıdırellez gecesi dilenen dileklerin gerçekleşeceğine,hastaların iyileşeceğine,uğursuzlukların sona ereceğine,sorunlara çözüm bulunacağına,kısmetlerin açılacağına ve bereketin artacağına ilişkin yaygınbir inanış vardır.

Anadolu Alevi Bektaşilerine göre Hızır kimi zaman yoksul ve fakir kılığında gelir, kimi zaman sıcak bir dost suretinde görünür. Hızır bazen Şah MerdanAli’yel Mürteza gözüyle görünmüş, kimi zaman Hallacı Mansur, Nesimi, kimi zaman Hünkar gözüyle görmüşler. Bazen Pirsultan olmuş ve daha nice ismini sayamadığımız değerlerimizle hep özdeşleştirmişiz, hatta bütün Peygamberlere kılavuzluk yaptığını dahi söyleyebilmişiz.Nuhu tufandan,Yusufu kuyudan,Yunusu balığın karnından kurtaran Hızırdır. Musa’ya kılavuzluk eden ,cansız balığı canlandıran, İsa’yı göğe ağdıran, Halil İbrahimi ateşten, Hz . Muhammedi miraca götüren, Hızırdır. İtikat ve inancın doğruluğun olduğu her yerde Hızır var olmuştur.

 

Hızır ve İlyas söylencelerde iki kardeş yada arkadaş olduğu, Hızır’ın karada insanlara yardım eden, Hızır İlyas’ın ise derya ve denizlerde darda, zorda kalanların imdadına yetişen ulu bir zat olduğuna inanılır. Halk arasında bu iki isim birleştirilerek Hıdırellez şeklinde telaffuz edilir. Genel inanca göre iki kardeşin karada buluştukları gün olan 6 Mayıs’ta,da Hıdırellez Bayramı yapılır.

Köylerde Hıdırellez günü lokmalar yapılır, kurbanlar kesilir, Cem’ler tutulur, ziyaretlere lokmalar yapılarak gidilir. Hıdırellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır.

Gençler dileklerini kağıtlara yazarak suya atarlar. Kırlardan toplanan kırk tür bitkiden kaynatılarak elde edilen suyun, tüm hastalıklara iyi geleceği inancı da yaygındır. Veya çicekleri kurutup evlerinde asanlar , dileklerin kabul olması için dualar yaparlar.

Anadolu Alevileri Hızırı boz atıyla aksakalıyla her zaman darda olduklarında beklerler. Hallacı Mansurun Enel Hak deyimi,ulu ozanlardan Yunus Emre’nin etidim kemiğe büründüm Yunus diye göründüm demesi Tanrı’nın bir cemali’nin insanda görünüme taşınmasıdır.

Yöresel farklılıklar olsa da Hıdırellez Bayramı özünde aynı değerleri taşımış insanların medet umduğu vede umut bağladığı karada ve deryalarda zorda kalanlara yardım eden iki ulu zat olarak bilinmektedir.

 

 

1 Mayıs’ta Alevi katliamları protesto edildi

1 Mayıs İşçi Bayramı Almanya’da coşkuyla kutlandı. Alman Sendikalar Birliği (DGB) öncülüğünde gerçekleştirilen mitinge siyasi parti temsilcileri, sendika örgütleri ve göçmen kuruluşları destek verdi.

 

Almanya’nın Hamburg kentinde de 1 Mayıs İşçi Bayramı vesilesiyle bir miting düzenlendi. Rödingsmarkt meydanından Fischmarkt meydanına kortejler eşliğinde yürünürken mitinge eyalet Başbakanı Olaf Scholz, eyalet Başbakan yardımcısı Katharine Fegebank ( Yeşiller) , DGB Hamburg Başkanı Katja Kager’in yanı sıra  Fransa ve Yunanistan’dan sendika temsilcileri de destek verdi. Almanya’da bu yıl düzenlenen 1 Mayıs mitinginin temel sloganı “Geleceğimizi Hep birlikte Şekillendirelim…”

ALEVİLER 1 MAYIS MİTİNGİNE DESTEK VERDİ

Suriye’de İştebrak Köyü’nde İŞİD terör örgütü tarafından Alevilere yönelik katliam Hamburg’daki Alevi örgütleri tarafından protesto edildi.

Alevi örgütleri adına konuşma yapan Hamburg Alevi Kültür Merkezi Başkanı Nurali Demir, Alevilere yönelik katliama sessiz kalmayacaklarını ifade ederek, “AKP hükümetinin silah ve lojistik yardım yaptığı selefist, cihadist çeteler Türkiye sınırlarını ellerini kollarını sallayarak geçiyorlar. Sınırlarını selefist, cihadist çetelere açıp yeni bir Maraş, Dersim, Sivas yaratmak istercesine çetelere davetiye çıkaran Alevifobik AKP’ye dur demek gerekiyor. AKP’ye ve kirli oyunlarına dur deme her bireyin insanlık görevidir” dedi.

“ERDOĞAN DEMOKRASİ DERSİ VERMEDEN ÖNCE KENDİ ÜLKESİNE BAKSIN”

Yeşiller Partisi Milletvekili Filiz Demirel de, Suriye’de Alevilere yapılan katliamı şiddetle kınadığını belirterek şöyle konuştu.

“Bu katliamda AKP hükümeti de sorumludur. Şengal, Kobani ve Rojava’da İŞİD’çilerin eğitimine destek veren Türkiye, yaralı cihadistlerin hastanelerde tedavi edilmesine de izin vermektedir. Suriye’de, Kuzey Irak’da kanların dökülmesinde Türkiye’nin de rolü var. Bugün Erdoğan bir başka ülkeye demokrasi dersi vermeden önce kendi ülkesindeki demokrasiyi gözden geçirmeli.”

“ERDOĞAN ÖNCE KENDİ ÜLKESİNDEKİ DEMOKRASİSİNİ GÖZDEN GEÇİRSİN”

1 Mayıs’da Taksim meydanının kapatılmasını da eleştiren Demirel, ‘’Türkiye’de çocuklar sokaklarda öldürülüyor. Gazetecilere, aydınlara, sivil örgütlere yönelik baskılar hala devam etmekte. Erdoğan demokrasi konusunda önce kendine düşen görevleri yerine getirmeli. Suriye’de yapılan katliamlara ve halklar üzerinde oynanan oyunlara karşı sesiz kalmayacağız. Bugün Suriye’deki Alevi kardeşlerimizle dayanışma içerisindeyiz’ dedi.

Öte yandan Hamburg’da otonom gruplar olarak bilinen göstericiler ‘uluslararası dayanışma’ adı altında yürüyüşlerine devam etti.

Süheyla Kaplan/Odatv

Fadime ana: Herkes benim için birer Metin

Metin Göktepe’nin annesi Fadime Ana Evrensel’den Faruk Ayyıldız’ın sorularını yanıtladı.

 

“Evladından doğan ana” Fadime Göktepe, 80. yaşına bastı. Hâlâ dinç, hâlâ evladını çok özlüyor. Fadime Ana ile röportaj fikri doğduğunda, “Ne sorabilirim, sorulmadık ne kalmıştır” diye günlerce düşündüm ama bir sonuca varabilmem pek mümkün olmadı. Röportaj günü, “Nasıl olsa sohbet edeceğiz” fikrine inançla Fadime Ana’nın bulunduğu evin yolunu tuttum. Metin Göktepe Ödül Törenlerinden anımsasa da, nereli olduğum sorusuyla başladık. Diyarbakır’ı duyunca, Fadime Ana anlatmaya başladı: “3 defa geldim Diyarbekir’e, Metin için. Ama orası çok sıcaktı, artık ayaklarım yanmıştı.” Güldük, sonra doğum gününü sordum. Fadime Ana anlatmaya devam etti:

BENİ ÇOK SEVDİLER, BEN DE ONLARI ÇOK SEVDİM…

“Doğum günüm çok güzeldi. Doğum günümü yaptılar ama bana, ‘doğum günündür’ demediler. Ben bir yerlere gidecektim, ‘Nazım’ın (Alpman) doğum günü var’ deyip çağırdılar. Nazım beni çok sever, çok iyi adam. Ben de onu çok seviyorum. Kalktım, gittim ki benim doğum günümmüş. Ben de şaştım. Birdal da (Akın) gelmişti. Doğum gününde de pasta kestik, mum bile üfürdük. Bir gazeteci arkadaş var. Diyor ki, “Nazım seni çok seviyor, bu kadar sevgi olur mu?” Ben de herkesi çok seviyorum, herkes benim için birer Metin, ayrım yok. O kadar insanla görüştük, beni Metin için tanıdılar ama çok sevdiler, ben de onları çok sevdim.”

“Bak bazen düşünüyorum; Metin, ne kadar iyi insanları seçiyordu, arkadaşları çok iyi insanlar. O biliyordu, anlıyordu. Çevresinde hep iyi insanlar vardı.”

“Bir gün Metin geldi, bana söylüyor ki, ‘Anne, benim arkadaşlarım geldi. Gazi mahallesindeler, hiçbir şeyleri yok. Ne yapacaklar? Ağabeyime söyle, yardım edelim.’ Abisinin bakkalı vardı, tamam dedim söylerim. Gittim ağabeyine söyledim, ‘Metin’in arkadaşları gelmiş, gecekondudalar, polis dışarıya da bırakmıyor’ dedim. Ağabeyi, ‘Tamam, Metin ne istiyorsa gelip alsın’ dedi. Pirinç, ekmek, battaniye, çarşaf, perde… Hepsini ayarladık. Metin bir sevindi bir sevindi, hepsini aldı, koşarak gitti. O arkadaşları Metin’e demişler ki, “Senin ne kadar iyi annen varmış” Dedim ki, “Metin sen neysen, onlar da odur. İyi anneler, kendimiz gibi yoksula yardım eder” dedim. Metin çok mutlu olmuştu, ‘Çok sevindiler’ dedi.”

METİN’İN MUTLULUĞUNU HİÇBİR ŞEYE DEĞİŞMEZDİM…

“Metin’in arkadaşları evimize çok gelirdi. Bazıları çok yoksuldu, yemek yemeye gelirlerdi. Metinim paylaşmayı öğrenmişti. Metin’in çalıştığı bir yer vardı. Orada demiş ki ‘Annem çok güzel patates yemeği yapıyor.’ Sonra akşam eve geldi, ‘Anne, yarın arkadaşlarımı getireceğim’ diye söyledi. Koca tepsiyi fırına gönderdim. Geldiler, yediler. Metin, “Anne o kadar sevindiler ki. Sen söylemişsin, annen de hemen yapmış” demişler. Metin’in mutluluğunu hiçbir şeye değişmezdim. Çok düşkündü bana çok.”

“Ben köye gittim, bir ay kaldım. Metin her gün telefon ediyor: ‘Sen ne zaman geliyorsun, sen ne zaman geliyorsun.’ Ben daha gideli bir ay olmuş ama duramadım, onun için geri geldim. Yine arkadaşlarını getirdi bize. Bak gerçekten Metin’in arkadaşlarını çok severdim, her yerde de arkadaşları vardı. Metin hiç kötülük istemezdi ama polisler anladılar, duymuşlar Metin’i. Kamerasını kırmasalar işte… Oğlum çok çalışıyordu, o Gazi mahallesinde nasıl çalıştı çocuk..”

BAŞKALARININ ÇOCUKLARI ÖLÜRKEN BUNLAR İZLİYOR

“O zamanlar bir madenin altında insanlar kalmıştı. Bu gitti. Günlerce yoktu. Geldi ki ayakları hep yara olmuş. Çok gezmiş. Arkadaşı diyor ki, ‘Metin hiç oturmadı, hep fotoğraf çekti. Biz oturuyorduk, o hiç yanımızda yoktu.’ Öyle çalışıyordu. Ama öldürdüler Metin’i. Şimdi de Tayyip Erdoğan askeri, polisi kendi tarafına almış. Aha, 1 Mayıs geliyor. Kim bilir insanlara ne yapacaklar? Onu çok düşünüyorum. Dur bakalım ne olacak, bilmiyorum. Allah çoluk çocuğa yardım etsin.”

“O Diyarbekir’deki, Cizre’deki insanlar. Bu Tayyip Erdoğan hiç insanlara acımıyor, ben anlamıyorum. Bir yere gitmiştim, bu olanları sormuşlardı. Dedim ki, ‘Savaş bu kadar güzelse Tayyip kendi karısını, çocuklarını, akrabalarını alsın savaşsın, ben de onlarla beraber gideceğim.’ Başkalarının çocukları ölürken, bunlar izliyor. Tayyip fena.”

ÖLDÜRÜLEN İNSANLARIN HEPSİ BENİM ÇOCUĞUM…

“Metin’i öldürdüler. Sonra hiç evde oturmadım. Gece, gündüz hep dışarıdaydım. Bu zamanda bir sürü insanla tanıştım, gerçek hepsi Metindir benim için. İnsanlar beni, anneleri gibi seviyor ama ben de hiç durmadım. Kimin cenazesi, yası, kaybı varsa gittim. Yerimde durmadım ama yalnız Metin için değildi. O Sivas’a gittim, Fransa’ya, Ankara’ya hepsine gittim. Öldürülen insanların hepsi benim çocuğum. Bizim çocuklarımızdır. O Diyarbekir’deki insanlara da dedim, hepsi benim çocuğumdur. Ayrım yapmam.”

‘Etnik Arındırma’ paneli – Moers

Moers Maraş’ta Etnik Arındırma paneli başladı…
Maraş’ta Alevilerin yaşam alanlarının ortasına kurulmak istenen ve çalışmaları hızla sürdürülen konteyner kampa karşı yürütülen mücadeleye dikkat çekmek için, Maraş Girişimi öncülüğünde  Avrupadaki Alevi dergahlarında bir dizi panel gerçekleştiriliyor. 1 Mayıs 2016 tarihinde Almanya’nın Moers kentinde Moers Alevi Kültür Merkezi’nde yapılan ‘Maraş’ta Etnik arındırma‘ konulu panele  Av.Mehmet Çarman ve Şükrü Yıldız konuşmacı olarak katıldılar.

Av.Mehmet Çarman konuşmasında; ‘Sorunun hukusal olarak çözüleceğini beklemiyoruz. Fakat süreci sonuna kadar devam ettirecegiz. Halkın direnişi bu sorunu çözecektir. Kamuoyu mücadeleyi tanıyor. Bu direnişe yurdışındaki Maraşlıların ciddi bir desteği var. Ama bu desteğin alanda karşılığı yok. Pasif bir direniş var.‘ dedi.
Konuşmasında göç ve diasporaya vurgu yapan Kürt Toplum Merkezi eşbaşkanı Mehmet Yenialtun ; ‘Göç bitmektir’. dedi. ‘Maraş, göçle bitirilmek isteniyor. Bu bir siyasal göç kararıdır.’ dedi.
Maraş Girişimi sözcüsü gazeteci Şükrü Yıldız ise; ‘Yaşam alanımız ortadan kaldırılıyor. Evliyaların, dervişlerin mezarları yıkılacaktır. Bugün bir tek Ermeni mezarı kalmadı coğrafyamızda. Bu siyasi bir karar dahası bir etnik arındırma operasyonudur. konteyner kampın ısrarla buraya kuruluşu, 700 yıllık politikanın devamıdır.’ dedi.

2016 İşçi Bayramı Bakırköy’de başladı…

Bakırköy’deki 1 Mayıs mitingi için kortejler alana giridi, marşlar söylendi. Sendikaların kutlamasına HDP, ÖDP, KP, HTKP, TKH, TSİP, TKP 1920, Fikir Kulüpleri Federasyonu destek verdi.
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla Bakırköy Salı Pazarı alanında 1 Mayıs mitingi gerçekleşiyor.
İstanbul’da her yıl Taksim’de yapılan 1 Mayıs kutlamasını bu yıl Bakırköy Halk Pazarı’nda kutlama kararı aldı.

Halkların Demokrasi Partisi (HDP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Komünist Parti (KP), Halkın Türkiye Komünist Partisi (HTKP), Türkiye Komünist Hareketi (TKH), Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP), TKP 1920, Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) Bakırköy’deki kutlamalara katıllma kararı almıştı.

Emek ve demokrasi güçlerinin çağrısıyla, Bakırköy Halk Pazarı’nda yapılacak kutlama için iki ayrı koldan yürüyüş kortejleri oluştu. İşçi ve emekçiler saat 11.00’de Marmara Forum ve E-5 İncirli yönünden iki koldan Bakırköy Halk Pazarı’na yürüyüşe başladı.
Alana girmek isteyenler için polisin üç noktada arama noktası var. İncirli metobüs durağı çıkışında ve kortejlerin girişinde polis üst ve çanta araması yapan polis miting alanı girişinde de arama noktası oluşturmuş durumda.
Saat 11.30’da kortejler alana yerleşmeye başladı.
CHP’den Ali Şeker, İlhan Cihaner, Eren Erdem, HDP’den Figen Yüksekdağ ve Filiz Kerestecioğlu da Bakırköy’de.

Saat 12:30 civarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) korteji arama noktasındayken polis müdahale etti.

HDP’ye ilk arama noktasında AmedSpor, ikinci arama noktasında pankartları gerekçe gösteren polis saldırdı. Biber gazı sıktı.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ olay sonrası şu açıklamayı yaptı:

“Bu müdahaleyle, burası Türkiye bayram kutlayamazsınız mesajı verdiler. Hiçbir müdahale halklarımızın yan yana gelmesini engelleyemeyecek. Kitle soğukkanlılığını korudu. İyiniyetimize rağmen bu müdahale kabul edilemez.”

Bakırköy’deki kutlama programı 1 Mayıs Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Ortak bildiri okundu

Mitingde kürsü konuşmalarını sırasıyla DİSK Genel Başkanı Beko, KESK Genel Başkanı Özgen, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı ve TTB İkinci Başkanı Raşit Tükel  yaptı.

Raşit Tükel’in konuşmasının ardından 1 Mayıs düzenleme komitesindeki kurumların ortak bildirisi okundu. Metnin Kürtçesini Yılmaz Dağlar, Türkçesini Nida Karabağ okudu.

TIKLAYIN – 1 MAYIS’TA ORTAK BİLDİRİ

Ortak metnin okunmasının ardından Gezi Direnişi’nde öldürülenler anıldı. Daha sonra Mezopotamya Kültür Merkezi sanatçıları ve Yasemin Göksu sahneye çıktı… (BK/AS-HK)

Fotoğraf ve videolar: Beyza Kural
/bianet

Taksim’e çıkmak isteyen gruba polis saldırdı

İstanbul’da ilk müdahale Divan Oteli kavşağında toplanan 40 kişilik bir gruba oldu. “Halkevleri” pankartı taşıyan grubu dağıtmak için polis tazyikli su kulandı. Taksim’e yürümek isteyen eylemciler polisin müdahalesi üzerine dağıldı. Beşiktaş, Şişli’de de müdahaleler ve gözaltılar vardı.

 

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü etkinliklerinin yapılmasına izin verilmeyen Taksim Meydanı’na gitmek isteyen gruba, polis müdahale etti.

Divan Oteli Kavşağı’nda toplanan Halkevleri’ne üye bir grup, meydana yürümek istedi. Polis, “Yaşasın 1 Mayıs”, “1 Mayıs alanı Taksim Meydanı”, “1 Mayıs’ta 1 Mayıs alanındayız” sloganları atan grubu, sözlü olarak uyardı ve dağılmalarını istedi.

Uyarılara rağmen buradan ayrılmayan gruba, TOMA’dan tazyikli su sıkıldı.

Bunun üzerine polisle göstericiler arasında kısa bir kovalamaca yaşandı. Göstericiler, slogan atarak ara sokaklara dağıldı.

Mecidiyeköy’de şüpheli çanta

Mecidiyeköy’den Taksim’e yürümek isteyen eylemcilere polis müdahale etti. Müdahelenin ardından eylemcilerin bıraktığı şüpheli çanta polisi alarma geçirdi. Bomba imha uzmanlarınca incelenen çantadan havai fişek çıktı. Bir banka şubesinin önüne bırakılan çanta nedeniyle polis geniş güvenlik önlemleri alındı. Çevredeki şüpheli şahısların çantalarını da kontrol edildi. Olay yerine gelen uzman ekip, özel kıyafetlerini giyerek çantayı inceledi. Çantanın içinden havai fişekler çıktı.

Mecidiyeköy’de sert müdahele

Mecidiyeköy’den Taksim’e yürümek isteyen bir gruba ise polis biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti. Zincirlikuyu metrobüs istasyonu girişinde toplanan yaklaşık 150 kişi, Büyükdere Caddesi üzerinden yürüyüşe geçti. Taksim’e doğru yürümek isteyen eylemciler, Mecidiyeköy’de polis engeline takıldı. Mecidiyeköy viyadüğü altında güvenlik önlemi alan çevik kuvvet ekipleri, eylemcilere biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti. Polisle eylemciler arasında yaşanan kovalamcanın ardından grup ara sokaklarda dağıldı.

Taksim’de 7 gözaltı

Atatürk Kültür Merkezi önünden Taksim Meydanı’na girmek isteyen İnşaat İşçileri Sendikası üyesi 4 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 4 kişi, çevik kuvvet minibüsüne alınarak emniyete götürüldü.

Devrimci Gençlik Birliği adlı gruptan biri kadın 3 kişi, Taksim Bekar Sokak’ta polis bariyerlerinden atlayıp İstiklal Caddesi’ne geçti ve “Yaşasın 1 Mayıs” sloganı attı. Gözaltına alınarak yere yatırılan 3 eylemci polis merkezine götürüldü.

Öte yandan ziyaretçi sayısı gün içerisinde yüz binleri bulan İstiklal Caddesi’nde birkaç işyerinin dışında tüm işyerlerinin kapalı olduğu görüldü. Caddeye çıkan tüm sokak başları polis bariyerleriyle çevrili olan caddede polis ve temizlik görevlileri bekliyor.

Beyoğlu’nda gözaltı

Beyoğlu’nda bir kafede oturan grup, çantasından pankart çıkınca gözaltına alındı.1 Mayıs’ta Taksim’e gelen ESP’li bir grup, polis tarafından gözaltına alındı. Beyoğlu’nun ara sokaklarında şüphelileri sorgulayan emniyet güçleri, İstiklal Caddesi’nde bir kafede oturan şahıslarda arama yaptı. Şüphelilerin kimliklerini sorgulayan polis, sırt çantasının içerisinde ESP logolu slogan yazan bir pankart buldu. Eylem hazırlığında olduğu değerlendirilen grup polisler tarafından gözaltına alındı.

Şişli’de gözaltılar sürüyor

Taksim Meydanı’na gitmek isteyen gruplara polisin müdahalesi devam ederken, Şişli’de polisin TOMA ile gruplara müdahalesi havadan görüntülendi.Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi üzerinden Taksim Meydanı’na gitmek isteyen bir  grup gözaltına alındı.

Polis TOMA ile tazyikli su ve biber gazı sıkarak gruba müdahale etti. Müdahale anı İHA tarafından havadan görüntülendi. Görüntülerde çevik kuvvet ekiplerinin biber gazı ve tazyikli su sıkarak gruba müdahele ettiği görüldü.

Yoldan geçen araçlarda ve otobüslerde arama yapan polis ekipleri şüpheli gördükleri kişilerin çantalarına baktı. Araçların bagajlarını da arayan polis ekplerinin güvenlik önlemleri sürerken, şüphe üzerine durdurulan bir taksideki 3 kişi arama sırasında slogan atınca gözaltına alındı. 3 kişi, polis aracına bindirilerek emniyet müdürlüğüne götürüldü. Öte yandan bir kişi polis ekiplerini görüp kaçtı. Polis arkasından giderken kaçan şüpheli yakalanamadı.

Beşiktaş’ta müdahale

Beşiktaş’ta  Taksim’e doğru yürüyüşe geçen Halkın Kurtuluşu Partisi (HKP) üyesi ikinci gruba polis yine müdahale etti. Sabah saatlerinde 20 kişilik bir HKP’li grubun yürüyüşü, polisin biber gazı sıkması ve gözaltı yapmasıyla son bulmuştu. Bu kez saat 12.00 sıralarında yine ellerinde HKP bayrakları olan 20 kişilik bir grup, ‘Taksim’de 1 Mayıs Engellenemez’ sloganıyla Taksim’e doğru yürüyüşe geçti. Polis, Barbaros Bulvarı’ndan gelen  bu grubun yürüyüşüne de izin vermedi. Grubun önünü kesen polis, HKP’lileri etrafını çevirdi. “Dağılmadığınız takdirde müdahale edilecek” şeklinde polis uyarısının karşılık bulmaması üzerine  polis gruptakileri gözaltına almaya başladı. Bu sırada direnen eylemcilerle polis arasında arbede yaşandı. Arbede sırasında bir çevik kuvvet polisinin eylemcilerden birini yumrukladığı görüldü. Grup üyeleri yaka paça gözaltına alındı. Polis grubun dışında olup gazeteci olduğunu söyleyen bir kişiye de gözaltına alıdı. Gözaltına alınıp polis minibüsüne bindirilen gruptakiler burada slogan attı.

Beşiktaş Meydanı’ndan Taksim’e yürümek isteyen yaklaşık 25 kişilik grup, polis tarafından gözaltına alındı.Beşiktaş Barbaros Bulvarı’ndan aşağı inen yaklaşık 25 kişilik eylemci grubu, ellerinde mahkeme kararı olduğunu ve Taksim’e yürüyeceklerini söyledi. Grubun önünü kesen polis, dağılmaları yönünde uyarılarda bulundu. Taksim’e yürümekte ısrar eden eylemciler, polis tarafından gözaltına alındı. Bu sırada polisle eylemciler arasında arbede yaşandı. Polise direnen bazı eylemcilerin slogan attıkları görüldü.Gözaltı işlemi sırasında trafiğe kapatılan Barbaros Bulvarı, yeniden trafiğe açıldı

 

Beşiktaş’ta Taksim’e doğru yürüyüşe geçen Halkın Kurtuluşu Partisi(HKP) üyesi bir gruba polis müdahale etti. Ellerinde büyük bir HKP  pankartı ile bayrakları bulunan yaklaşık 20 kişilik grubu polis, Barbaros Bulvarı’nda durdurdu.  Polis, çevrelediği gruptakileri tek tek gözaltına aldı. Gözaltı sırasında eylemcilerin direnmesi üzerine polisle aralarında arbede çıktı. Bunun üzerine polis, biber gazı kullandı.  HKP üyeleri yaka paça gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar gözaltı için hazır tutulan polis minibüsüne üst araması yapılarak bindirildi. Gözaltı aracı daha sonra emnniyete hareket etti

Piyalepaşa’dan Taksim’e çıkmaya çalışan 6 kişi gözaltına alındı

Beyoğlu Piyalepaşa Bulvarında otobüs durağında bekleyen 3’ü kadın 6 kişiden şüphelenerek arama yapan polis ekipleri kadınların çantasında üzerinde halk cephesi yazan 2 adet yelek çıktı. Polis ekipleri bunun üzerine şüpheli 4 kişiyi göz altına almak istedi. Gözaltına alınan kişiler “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” şeklinde sloganlar atarak polise direndi. Ekipler polis aracına binmekte zorluk çıkaran şüphelilere ters kelepçe taktı. Göz altına alınan şüphelilerin Taksim Meydanı’na çıkmaya çalıştıkları öğrenildi. Şüpheliler sorgulanmak üzere Vatan Emniyet Müdürlüğü binasına götürüldü.

Grubun üzerinde ve çantalarında yapılan aramada molotofkokteylleri, havai fişek, pankart ve soda şişesi ele geçirildi.

Türk-İş Kazancı Yokuşu’na karanfil bıraktı

Türk-İş heyeti, 1 Mayıs 1977 katliamında hayatını kaybedenleri anmak için Kazancı Yokuşu’na karanfil, Cumhuriyet Anıtı’na ise çelenk bıraktı.

Türk-İş Genel Sekreteri Pevrul Kavlak, yaptığı açıklamada, “Aradan geçen bunca yıla rağmen bu cinayetin failleri bulunmadığı gibi, ülkemizde onlarca, yüzlerce cinayet işlendi. Ülkemizi karıştırmak, kardeş kavgasını körüklemek için o karanlık güçler boş durmuyor. Her gün birçok şehit veriyoruz. Ülkemizin birliği ve bütünlüğü için, şanlı bayrağımız için toprağa düşenleri de bu vesileyle saygıyla, rahmetle anıyorum.”

Kavlak, Türkiye’de alçakça işlenen cinayetlerin aydınlatılmasını, Türkiye’nin aydınlık geleceğine sıkılmış kurşunların, patlayan bombaların son bulmasını istediklerini ifade ederek, “Haklarımızı özgürce kullandığımız, bayramımızı özgürce kutladığımız bir ülkede yaşamak istiyoruz. İnsan gibi çalışıp, insanca yaşamak istiyoruz.” dedi.

1 Mayıs Bakırköy’de kutlanıyor

1 Mayıs İşçi Bayramı ve Dayanışma Günü kutlamaları çerçevesinde Bakırköy Marmara Forum önünde çeşitli siyasi partiler, sivil toplum kuruluş örgütleri ve vatandaşlar kortej hazırlıklarını tamamladı. Polisin bölgede oluşturduğu üç farklı arama noktasında vatandaşlar aranarak içeri alındı. Polis helikopteri de aralıksız olarak destek uçuşlarını sürdürüyor.

 

Bakırköy Halk Pazarı Meydanı’nda yapılacak 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamaları kapsamında çeşitli gruplar kortej hazırlıklarını sürdürüyor.

Bakırköy Fildamı yolu güzergahında oluşturulan üç farklı arama noktasında havadan ve karadan polisin yoğun güvenlik önlemleri dikkat çekti.

Polis helikopteri de sabahın erken saatlerinden itibaren havadan güvenlik önlemlerine destek veriyor.

Siyasi partilerin ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin kutlama alanına giriş yapmadan önce bayrak, flama ve pankartlarını hazırladıkları görüldü.

Öngörünüm, Açıklaması metinde

DİSK alanda

DİSK’in de aralarında bulunduğu, bazı sendikalar ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve üyeleri, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün kutlanacağı Bakırköy Pazar Meydanı’nda toplanmaya başladı.,

Sabah saatlerinden itibaren İncirli metrobüs durağı önünde toplanan gruplar, kortej oluşturarak Bakırköy Pazar Meydanı’na doğru yürüşe geçti.

Pankartlar açan, sloganlar atan, şarkılar ve marşlar söyleyen kalabalık, Bakırköy Pazar Meydanı’na ulaştı.

Marmara Forum’un önünde toplananlar da gruplar halinde kutlamaların yapılacağı alana giriyor.

1915 sergisi Depo’ada açıldı

Diana Markosian’ın Ermeni Soykırımı’ndan kurtulmuş Movses, Yepraksia ve Mariam isimli üç kişiyi Ermenistan’da, terk etmek zorunda kaldıkları memleketlerinden görüntülerle birlikte kaydettiği fotoğraf ve video çalışmalarından oluşan‘1915’ adlı sergisi, 23 Nisan’da Depo’da açıldı.

 

Soykırımdan kurtulan Movses, Yepraksia ve Mariam, yaşamını Ermenistan’da sürdüren, yüz yaşını geçmiş üç insan. Onları, ABD’de yaşayan genç fotoğrafçı Diana Markosian’ın ‘1915’ başlıklı serisi bir araya getiriyor.

Tuğba Esen, bu fotoğraf projesini AGOS’a şöyle yazdı:

“Soykırım’ın 100. yıldönümü vesilesiyle başladığı fotoğraf projesi kapsamında,felaketin tanıklarını bulmak için Ermenistan’a giden Markosian, onlarla tanışmış. Üçü de bir asır önce yaşananların üzerindeki örtüleri kaldırıp, başına gelenleri anlatmış genç fotoğrafçıya. Markosian’ın, terk etmek zorunda kaldıkları memleketlerine seyahat edeceğini öğrendiklerinde ise, hepsinin ondan birer isteği olmuş. Musa Dağı’ndan Movses, köyündeki kiliseyi bulup, oraya bir fotoğrafını oraya bırakmasını; Karslı Yepraksia, Soykırım’dan sonra izini kaybettiği abisini bulmasını; Mariamise Sasun’dan, öldüğünde mezarına konmak üzere bir avuç toprak istemiş.”

“Movses, Yepraksia ve Mariam, Markosian’ın fotoğraf kareleri aracılığıyla memleketlerini belki de yıllar sonra ilk kez görüyorlar. Üçünün bu karelerle karşılaşma ânını belgeleyen fotoğraflar ve video kayıtları, o buluşmaların duygusallığını yansıtıyor. Sergide, onların seslerini, yaşadıklarına dair anlattıklarını da dinliyoruz.”

23 Nisan’da Depo’da açılışı yapılan sergi 22 Mayıs’a kadar sürecek.