Ana Sayfa Blog Sayfa 632

1200 kişinin öldüğü sitenin denetim sorumlusu tutuklandı

Antakya’da 58 bloğun tamamının yıkıldığı ve yaklaşık 1200 kişinin hayatını kaybettiği ‘600 Evler Sitesi’ denetim sorumlularından Cihat Ateş tutuklandı

Mereş depremlerinde yıkılan binalara ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı Deprem Suçları Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü soruşturma kapsamında, Antakya Güzelburç Mahallesi’nde 58 bloğun tamamının yıkıldığı ve yaklaşık 1200 kişinin hayatını kaybettiği “600 Evler Sitesi” olarak bilinen “600 Evler Konut Yapı Kooperatifi”nin yapı denetim sorumlularından Cihat Ateş hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Gözaltına alınan şüpheli, işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.

HABER MERKEZİ

#kişinin #öldüğü #sitenin #denetim #sorumlusu #tutuklandı

Tarım Bakanlığı Holding!

Türkiye’de tarım kan kaybederken Bakanlığın sözleşmeli tarımla çiftçiyi şirketlerin marabası yapma planı işliyor. Diğer yandan buğday üretiminde yeterlilik yüzde 79’a düşerken Bakanlık 15 yabancı ülkede tarımsal yatırım çağrısı yapıyor

Yusuf Gürsucu

Türkiye’de tarımsal üretimlerde düşüşler yaşanırken çiftçi yoksulluğun girdabında adeta can çekişiyor. Öte yandan yurttaşlar soğanda olduğu gibi aşırı yükselen fiyatlar nedeniyle temel gıda ihtiyaçlarını karşılayan ürünleri taneyle almak zorunda kalıyor. Tüm bunlar yaşanırken Bakanlık çıkarılan yasayla çiftçiye sözleşmeli tarımı dayatıyor. Buğday ülkesi olan Türkiye’de buğday ihtiyacının ise yüzde 21’i karşılanamıyor. Diğer yandan Bakan Kirişçi, 15 yabancı ülkede tarımsal yatırım yapmaları için sermayeye çağrıda bulunuyor. İktidarın tarım politikaları şirketler yararına işlerken bakanlık bir holding gibi işlev görüyor.

Üretimi geliştireceklermiş!

Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci bir holding CEO’su edasıyla 15 ülkede “tarımsal üretimi geliştirmek” iddiasında bulunarak sermayeyi tarım sektörünün bilgi ve birikimini bu ülkelere aktarmak amacıyla yatırıma davet ettiği ilan etti. Bakanlığın yaptığı çağrıda, “İklim değişikliği ve uluslararası krizler ülkeleri tarımsal üretim konusunda yeni arayışlara iterken, Tarım ve Orman Bakanlığı da Türk iş insanlarının bilgi birikiminin “kardeş ve gönüldaş” ülkelere aktarılarak gıda arz güvenliğinin sağlanması ve tarımsal üretim ve ihracatın artırılması için önemli bir adım attı” sözleriyle planlarını açıkladı.

Bakanlık rehber olacak

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın “kardeş ve gönüldaş” olarak tanımladığı ülkeler Azerbaycan, Cezayir, Çad, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Macaristan, Moritanya, Özbekistan, Pakistan, Türkmenistan ve Venezuela. Bu ülkelere yönelik olarak yatırım rehberi hazırlandı. Ayrıca Uruguay, Gana ve Sırbistan bu ülkeler içinde bulunuyor. Bu ülkeler için hazırlanan yatırımcı rehberlerinin kısa sürede hazırlanarak yayınlanmasının planlandığı belirtiliyor. Türkiye’de yaptığı rehberlikle tarımı çökertip en temel ihtiyaçları bile ithalata bağlayan AKP iktidarının bakanlığı özel sektör eliyle yürütülecek yurt dışı yatırımlarına rehberlik edeceği belirtiliyor.

Sözleşmeli tarım çiftçilerin sermaye emrinde ve kölelik koşullarında çalışması demektir

Buğdayda yeterlilik yüzde 79!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021-2022 sezonu Bitkisel Ürün Denge Tabloları’nı yayımladı. Türkiye’nin ekmeklik buğdayda yeterlilik derecesinin yüzde 79’a gerilediği yayımlanan tabloda açığa çıkarken 2020-2021 döneminde bu oran yüzde 89’du. Toplam tahıl üretiminde en büyük paya sahip olan buğdayın yeterlilik derecesi durum buğdayı dışında yüzde 79 seviyesinde. Yem sanayinin en önemli girdilerini oluşturan arpanın yeterlilik derecesi yüzde 66.8, mısırın yeterlilik derecesi yüzde 76.6, soyanın yeterlilik derecesi ise yüzde 6 olarak olduğu tabloda yer alıyor.

Yeterli olan bir şey yok

Pirinçte ise yeterlilik derecesi yüzde 75,4 olurken kuru baklagillerde yüzde 83.4 olarak gerçekleşti. Yeterlilik dereceleri kırmızı mercimekte yüzde 57 ve yeşil mercimekte yüzde 50.9 oldu. Nohutta ise yüzde 96 seviyesinde. Ayçiçeğinde yeterlilik derecesi yüzde 59.6 ile sınırlı kalırken, şekerde yüzde 95.4 oldu. Kapasite olarak kendi kendine yeterlilik seviyesi aşılan Türkiye’de 2021-2022 yılında çayın yeterlilik derecesi yüzde 97.9 oldu. Bademde yeterlilik derecesi yüzde 82.2 olurken cevizde yüzde 84.6 olarak gerçekleşti.

TÜİK tarafından yayımlanan yeterlilik derecesi, bir bölgenin kullanılabilir üretiminin o bölgenin talebini ya da yurt içi kullanımını ne ölçüde karşılayacak durumda olduğunu gösteriyor. Değerin 100’den küçük olması, üretimin yurt içi talebi tam olarak karşılayamadığını gösteriyor. Bakanlık tüm bu gerçekler ortada dururken, “gönüldaş” ülkeler olarak işaretlediği ülkelerde tarımsal üretimlerde rehber olacakları iddiasıyla aslında sermayeye alan açma çalışmasını sadece süslüyor.

Tohum

Her yıl Tarım İl-İlçe Müdürlükleri ve bazı belediyeler çiftçilere tonlarca tohum dağıtımı yaparken, bu tohumları ihale yoluyla temin edip piyasa fiyatının yarı bedeli ile çiftçiye satılıyor. Tarım Bakanlığı yarı bedelle dağıttığı tohum ise bakanlığa bağlı Bitkisel Üretim ve Tohumculuk biriminin belirlediği tohumlardan oluşuyor. Bu belirleme yapılırken şirketlerin oluşturduğu Türkiye Tohumcular Birliği ‘rehberlik’ ediyor. Dağıtılan tohumları özelliği ise şirketlerin yurt dışından getirdikleri ve patentledikleri tohumlardan oluşuyor olması. Tarım Bakanlığı 50 enstitü ve işletmesinde binlerce yeni tohum çeşidi ıslah ederken tohum dağıtımında bu tohumlar kullanılmıyor.

Dünya tekelleri cirit atıyor

Yerli-yabancı tohum şirketleri, tohumcular birliğinin çatısı altında ve bakanlığın organizasyonuyla tohumda tekelleşme sağlanmış durumda. Bir kamu kurumu olan ve bakanlığa bağlı çalışan Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsünün geliştirdiği yerel Ayçiçeği tohumları çoğaltılmıyor. Bunun yerine erine dünya tohum tekellerinden biri olan Limagrain’in muhtemelen GDO’lu ayçiçeği tohumu bu birlikler eliyle çiftçiye dayatılarak satılıyor. Türkiye’de tohum piyasasını yabancı üç şirket kontrol ediyor. Bu şirketler, Syngenta, Limagrain ve Pioner şirketleri. Türkiye’nin özel ilk tohum şirketlerinden biri olan Limagrain Tohum, Bursa Karacabey’de 30 bin metre karesi kapalı 80 bin metrekare alanda tohum üretimi yapıyor. Trakya Birlik ve Karadeniz Birlik ile ortaklık ilişkisine giren şirket ayçiçeği tohumunda tekelleşmiş durumda.

Her şey şirketler için

En temel gıda ürünlerini bile ithalata bağlayan iktidar, bir yandan sermaye kesimlerini yurt dışında tarımsal üretim yapmaları için çağrıda bulunurken diğer yandan içeride çiftçiyi yine sermaye kesimlerinin kölesi yapma peşinde. Tarım Bakanlığı tarımı desteklemek için 4 başlıktan oluşan eylem planı Meclis’ten geçerek yasallaşmıştı. Plana ya da çıkan yasaya göre, çiftçiler ne ekeceğini belirledikten sonra üretime geçmeden bakanlıktan izin alarak üretim yapacağı ürünü bildirecek. İzin çıkarsa toprağa dönecek, eğer izin çıkmazsa çiftçiye ne ekeceği bakanlık tarafından dikte edilecek.

Tezgâh aynı tezgâh

Bir diğer yasa maddesinde ise destekler sadeleştirilerek çiftçiye üretimden önce ve sonra olmak üzere iki bölümde destek sunulacak. Ekim öncesi yapılacak destek ayni olacak ve bakanlık istediği tohumu, gübreyi üreticiye destek adı altında verecek. Üretim sonunda ise üretime başlanırken belirlenen ücretten ayni verilen desteğin bedeli kesilerek kalan ödenecek. Bu uygulama çiftçiye yapılan bir desteği içermezken tüccarın geçmişten beri uyguladığı çiftçinin sırtından kazanma sürecinin şirketleşmiş halinin yeniden tezgâhlanmasıdır.

Tek patron uygulaması

En önemlisi de sözleşmeli üretimin zorunlu hale getirilmiş olması. Böylelikle çiftçi kendi toprağında şirketlerin marabası olarak çalışırken bu süreçte tarımda belli şirketlerin tekel konumuna getirilmesi sağlanarak tarımsal üretimde çiftçinin, köylünün hiçbir inisiyatifi kalmayacak. Sözleşmeli tarımla birlikte küçük üreticiliği bitirip çiftçiler, köylüler şirketlerin emrine sokularak tarımın tamamen sermaye eline teslim süreci tamamlanacak. Tüm bunlar yapılırken çay, toprak koruma ve arazi kullanımı ile su ve mera kanununda yapılan değişiklikler üretimin her veçhesinde tek patron yani sermaye olacak.

Gıda egemenliği yok ediliyor

Bakanlık bu uygularla “gıda güvenliğini” sağlama iddiasında bulunurken bu iddia halkın gıda ihtiyacını garanti altına almayı içermiyor. Buğday üretimi hiç yapılmayan Venezuela’da arazi kiralama yoluna giden ve son yapılan çağrıyla sermayeyi yabancı ülkelere davet eden iktidarın gıda güvenliğinden anladığı şey insanlığın, ulusların, halkların gıda egemenliğinin tamamen yok edilerek, egemenliği şirketlerin elinde toplanması hedefinden başkaca bir şey değil.

#Tarım #Bakanlığı #Holding

Kürt demokratik siyasetinde seçim diyalektiği

Son aday listesinin açıklanmasının sonrasında adaylıkla ilgili yürütülen tartışmalar, mücadele tarihimiz açısından yıpratıcıdır, yoldaşlık bütünlüğümüz açısından halk hareketi kimliğimize yakışmamaktadır

Ünal Yusufoğlu

Kürt Özgürlük Hareketi ortaya çıktığı andan bugüne dek çok yol katetti. Demokratik siyaset ise Kürt halkının özgürlük mücadelesi açısından başka bir eşik yarattı. Demokratik alan, özgürlük hareketinin toplumun en kılcal damarlarına kadar işlemesine, toplumsallaşmasına önemli katkılar sundu. Demokratik siyaset bugün milyonlarca insanı çatısının altında toplayan devasa bir yapıya dönüştü. Ancak, Kürtlerin özgürlük talebi ve direniş öncülüğü ile demokratik siyasetin diyalektiği sağlam ve eşgüdümlü gidemedi. Tam da bu durumlarda sancılı süreçler ve ayrışmalar kaçınılmaz olarak ortaya çıktı. Özgürlük Hareketi ve demokratik hareket arasındaki makas, bugün yaşadığımız sorunların esasını oluşturmaktadır. Yaşadığımız sorunun esas sebebi özgürlük perspektifinden uzaklaşmaktan başka bir şey değildir.

Demokratik siyasetin kaynağı

Direniş diyalektiği, mücadelenin çeşitliliği ve gelişim seyri, sorunun çözümü bakımından parlamenter mücadeleyi önemli kıldı. Yasal zeminde temel hak ve özgürlükleri dillendirmek, direniş diyalektiğine burayı dahil etmek ve yasal zeminde bunun altyapısını örmek bakımından önemli bir ihtiyaçtı. Genelde demokratik siyaset, özelde parlamenter mücadele atfedilen rolü önemli oranda oynadı. Esas alanın perspektifi ve öncülüğüyle parlamentoda, esneklik ve çeşitlilikle, toplumsal yapı temsiliyeti sağlandı. Kürd’ün inkarı ve yeminli Kürt düşmanlığı karşısında Kürd’ün özgürlük taleplerini haykırmak, sancılı ve büyük bedellerle gerçekleşti. Parlamentoda Kürtçe konuşmak, Kürt kültür ve motiflerini dile getirmek, devletin tüm kurucu kodlarına karşı inkarın merkezinde, direniş merkezine katkı sunmak açısından önemliydi ve bu önemli oranda karşılık buldu. Bu uğurda kuşkusuz sayısız bedeller ödendi. Vedat Aydın, Mehmet Sincar ve diğer demokrasi şehitlerinin ilkesel duruşu Kürtler açısından bu sürecin mücadele çizgisini oluşturdu. Burada unutulmaması gereken en önemli husus, demokratik siyaset zemininin beslendiği kaynaklar ve var olma gerekçesiydi.

Neydi bunlar: Birincisi direniş hattının halklaşması sebebiyle bir öncülük ihtiyacının bu alanda ortaya çıkmasıydı. Bu durum demokratik siyasal zeminde çalışacak bir partiyi zorunlu kıldı. Legal parti ve onun toplumsal yapıya öncülük etme ihtiyacı 90’lı yıllarla birlikte büyüyen mücadelenin tamamlayıcı unsuru olarak açığa çıktı. Kurdistan orjinli bütün partiler, bu direniş diyalektiğinin gelişim seyrine göre, politik ve kültürel hak arayışlarına yön verdi ve Kürd’ün demokratik siyaset zemininde sistemin yapı taşlarıyla oynamasına vesile oldu. Ancak bunlar Türkiye’deki faşizmin kurumsal yapısı, Kürd’ün inkarı, sol ve sosyalizm düşmanlığı ve diğer tüm halkların asimilasyonu karşısında yeterli olamadı.

Öcalan’ın perspektifi

Devletin yoğun baskıları, Türkiye’deki muhalefetin zayıflığı, solun parçalı duruşu, güçlü ve sonuç alıcı siyaseti engelleyen önemli faktörlerdi. Nihayetinde Sayın Öcalan’ın Mezopotamya ve Anadolu halklarının ortak perspektifini oluşturmak için ısrarlı ve uzun yıllara dayalı çabası sonuç vermeye başladı. Bu noktada Kurdistan’da Demokratik Toplum Kongresi, Türkiye’de ise Halkların Demokratik Kongresi zorunlu bir ihtiyaç olarak kendini açığa çıkardı. Demokratik Toplum Kongresi, Kurdistan’da ulusal birliği oluşturma hamlesini gerçekleştirirken Halkların Demokratik Kongresi ise Türkiye ve Kurdistan direniş hattı ile Türkiye’deki sol, sosyalist, demokratik güçler arasında mücadele birliğini sağlamak açısından önemli bir misyon üstlendi.

Parlamenter mücadele; mücadelenin bir parçası, konjonktürün bir ihtiyacı, halkların isyanının sesi olmanın ötesinde başka bir şey değildir. Taktiktir, stratejik mücadele merkezlerinin yani halkların sokak mücadelesinin üstünde değildir

Toplumsal örgütlenme

Kongreler toplumsal alanı örgütleme ve inşa hareketine öncülük etme, arayış ve çabalarına paralel olarak çatı partisi HDP’yi de misyonuna göre örgütledi. HDP de Türkiye halklarının ortak mücadele ve birlikte yaşama arayışının en önemli adresi ve dolayısıyla çekim merkezi olarak kendi kuruluşunu ilan etti. HDP fikriyatı Türkiye ve Kurdistan’da birbirinden habersiz karşılıklı ön yargılarla dolu mücadele güçlerini ve partileri yoldaş ve dost olma zemininde buluşturdu. Altı bileşeni, çok sayıda aktivist ve gönüllüsüyle yurtseverlerin, solun, sosyalist ve demokratların ve ötekilerin çatı partisi olarak Türkiye’deki parlamenter sistemin en önemli partisi olarak sahneye çıktı. Bileşen hukuku, birey ve tüm ötekilerin temsiliyeti ve çeşitliliği bakımından önemli bir güç odağı olmayı başardı. Özgürlük mücadelesinin çözüm süreci hamlesi ve onun yarattığı zeminle birlikte en çekici parti olarak tüm engelleri aştı ve parlamentoya olanca gücüyle girmeyi başardı. Yıllarca Kürtlere ve Türkiye sosyalist hareketine konulan yüzde 10 barajı engeli aşıldı.

Süreci doğru okuyamadık

Tabii ki Mazlumların, Mahirlerin, İbrahimlerin ve Denizlerin yaratmış olduğu mücadele birikimi ve direniş diyalektiğinin doğru ve zamanın ruhuna uygun örgütlenmesi bu sürecin en sonuç alıcı perspektifi oldu. Ortak mücadele ve adil temsiliyet, Türk ve Kürt halklarının ortak vatan ve birlikte mücadele azmi, devletin kurucu kodlarıyla oynadı. 7 Haziran 2015 bu sebeple tarihsel bir dönemeci ifade eder. Ancak şunu belirtmek gerekir ki 7 Haziran sonrasındaki süreci doğru okuyamadık ve doğru örgütleyemedik. Zira devrimci mücadelenin demokratik mücadeleyle bütünlüğünü ve ilişkisini sağlamak, demokratik cumhuriyet perspektifini adım adım gerçekleştirmek noktasında eksik kaldık.

Hatalar zincirinin başlangıcı

Bugün yaşadığımız seçim süreci ve bu sürece yaklaşımdaki yanlışlığın esas sebebi tam da burada başlıyor. HDP’yi ve bu fikriyatı bilmemek, doğru okumamak, ona göre davranmamak, esas olarak hatalar zincirinin başlangıcı olmaktadır. Bu fikriyatın öncüsü ve uygulayıcısı olmak en temel görev olması gerekirken parlamenter olmayı bunun önüne koymak en hafif deyimle bir perspektif kaymasıdır. Devrimcilik, yurtseverlik ve bu anlamda halk hareketine öncülük etmek, en kutsal görev olması gerekirken sadece milletvekilliğine dayalı olarak partiyle ilişkilenmek ve bunda ısrar etmek çok net bir ifadeyle kendi bulunduğu zemini ve pozisyonu yok saymaktır. Kuşkusuz demokratik siyaset zemininde her partilinin milletvekilliği talebi demokratik bir haktır ve tartışma götürmezdir. Ancak “Ya vekil olurum ya da ben yokum” demek, milletvekilliğini mücadele çeşitliğinin ve direniş hattının en tepesine koymak bir sapmadır, bu asla kabul edilmemelidir. Bu durum on binlerce şehidin ve tutsağın mücadelesine ve bedeline saygısızlıktır. Milletvekilliğini bütün bu kutsal davanın merkezine yerleştirmek geçmişe bir hakaret niteliğindedir. Parlamento ve milletvekilliği mücadelemizin bir parçasıdır, orada bulunan her arkadaşımız ise diğer zorlu mücadele alanlarında ne bir fazla ne de bir eksiktirler. Kendilerine verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmekle yükümlüdürler, her parlamenter arkadaşımız bir halk insanı ve temsilcisi olarak bulunduğu yerde siyasal konjonktüre uygun olarak direnişi örgütlemek ve temsiliyete nitelik katmakla görevlidir. Aksisi sistem vekilliğinin etiket kaygısından başka bir şey değildir.

Bu harekete giren herkes büyük bir davanın parçası, bir fikrin taşıyıcısı, bir kavganın neferi olarak girmektedir. Kimsenin ikbal kapısı beklentisi olmamalıdır. Bulunduğumuz yer bir devlet dairesi değildir, bir holding binası da değildir

Kavganın neferi olmak

Bu harekete giren herkes büyük bir davanın parçası, bir fikrin taşıyıcısı, bir kavganın neferi olarak girmektedir. Kimsenin ikbal kapısı beklentisi olmamalıdır. Bulunduğumuz yer bir devlet dairesi değildir, bir holding binası da değildir. Çıkılan her basamak boşluktadır. Boşluğun altında halk vardır, halk çekildiği an herkes yere çakılır, bunun bilince çıkarılması gerekmektedir. Ancak partinin büyümesi, kamusal temsiliyet anlamında bazı alanların açılması, parti paradigmasını ve tarihini anlayamamış, kendi varlığını mücadelenin üstünde gören arkadaşlar tarafından yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermektedir. Mücadele zeminleri kariyer zeminlerine dönüşmektedir. Kadrolarımızda beklentiler oluşturmaktadır. Hepimiz şu gerçeği unutmamalıyız: Kürt Özgürlük Hareketi’nde milletvekili olmak, belediye başkanı olmak, bu görevlerde ilelebet kalınacağı anlamına gelmez. Buralara gelenler bu görevi taşıyamadıkları anlarda bu halk onları geri çeker ya da görevleri kendilerine bahşedilmiş bir hak olarak göremezler.

Parti yönetiminin rolü

Son aday listesinin açıklanmasının sonrasında adaylıkla ilgili yürütülen tartışmalar, mücadele tarihimiz açısından yıpratıcıdır, yoldaşlık bütünlüğümüz açısından halk hareketi kimliğimize yakışmamaktadır. Kuşkusuz parti içerisinde ve HDP’ye gönül veren toplumun çeşitli kesimlerinde milletvekilliğinin bu derece abartılı şekilde tartışılmasında biz parti yönetiminin önemli bir rolü olmuştur.

Parlamentarizmin zararları

Devrimci mücadele ve demokratik siyaset öncülüğü asıl olan iken milletvekilliğini bu mücadele içerisinde öncelemek biz parti yönetiminin yanlış konumlandırma ve eksik yansıtmamızla alakalıdır. Bu bakımdan milletvekilliğini, devrimcilikten ayrıştırıp genel mücadelenin önüne koymak topluma ve direnen tüm halklara böyle yansıtmak bizlerin yanlışlığından kaynaklanmaktadır. Parlamenter mücadele, mücadelenin bir parçası, siyasal konjonktürün bir ihtiyacı, halkların isyanının sesi olmanın ötesinde başka bir şey değildir. Taktiktir, stratejik mücadele merkezlerinin yani halkların sokak mücadelesinin üstünde değildir. Bu nedenle halkları yanlış yönlendirmek, milletvekili olmadığı için tepki örgütlemek, partiyi ve yönetimini hedef göstermek yoldaşlık hukukumuza zarar vermek kesinlikle kabul edilmemelidir.

#Kürt #demokratik #siyasetinde #seçim #diyalektiği

Mersin’de 3 kesin, hedef 4

‘Erdoğan gidecek’ algısının hakim olduğu ve bunun aksinin yaşanmayacağının ifade edildiği Mersin’de Yeşil Sol Parti’ye ise yoğun bir ilgi var. 3 vekilin kesin olduğunu ifade eden Yeşil Sol Partililer, hedeflerinin en az 4 olduğunu söylüyor

Ferhat Çelik / Sadık Topaloğlu

Türkiye’deki demokrasinin “turnusol kağıdı” olarak görülen HDP’nin geldiği gelenek tüm baskılara rağmen direniş ile dolu. HDP hakkında açılan ve iktidar tarafından “Demoklesin kılıcı” misali kullanılan kapatma davasına karşı verilen direniş ise bunlardan sadece biri. Seçimde saf dışı bırakılma durumuna karşı HDP, Yeşil Sol Parti ile seçime girme kararı alarak, tüm hesapları bir kez daha bozdu. Bu karar tüm anketlerde “en politik seçmen” olarak gösterilen HDP kitlesi tarafından hızlıca kabul görülüp müthiş bir sinerji yaratırken, halklar, inançlar ve ötekileştirilenler açısından da umut kaynağı oldu. Nitekim Yeşil Sol Parti’nin YSK’ye verdiği aday listesinde tüm bu renkleri görmek mümkün. 11 Nisan’da Ankara’da yapılan aday tanıtım lansmanının heyecanı adaylar henüz çalışma bölgelerine varmadan halkta karşılığını buldu. Bu kentlerden bir de “Halkların bahçesi” olarak tanımlanan Mersin’di.

28 bin genç seçmen

YSK verilerine göre Mersin’de 24 Haziran 2018 seçimlerinde 1 milyon 304 bin seçmen bulunuyordu. Seçime katılma oranı ise yüzde 88.25 oldu. Yüzde 16.9 oran ile kentin 3. partisi olan HDP, 192 bin 550 oy alıp 2 vekil çıkardı. 3. vekil kurulan ittifaklar nedeniyle çok az bir farkla kaybedildi. 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler için kentteki seçmen sayısı 1 milyon 381 bin olarak belirlendi. Kentte 18 yaşına giren 28 bin genç seçimde oy kullanabilecek. Bu durum Yeşil Sol Parti çatısı altında seçime giren HDP’nin oy oranında bu sefer ciddi bir artışa neden olacağı ve çok az bir farkla kentte kaybedilen 3. vekilin çıkarılacağı ifade ediliyor.

Yeşil Sol’un çıtası yükseliyor

Seçim maratonunun yeni başladığı kentte, CHP ve AKP-MHP kanadından henüz bir kıpırdama yaşanmazken, Yeşil Sol Parti ise uzun bir süredir görünür olmasa da ev ziyaretlerine başlamış durumda. Yine Türkiye’nin uzun bir süredir içinde bulunduğu ekonomik kriz ve iktidarın savaş politikaları da seçmen üzerinde ciddi bir etki yaratırken, Silifke’de bulunan Tisan Adası’nın ranta açılması ve taş ocaklarına teslim edilen kentteki ekolojik yıkım ile kanayan yara konumunda olan Akkuyu Nükleer Santral, 14 Mayıs’taki seçim haritasını netleştirecek olan temel başlıklar arasında duruyor. Bu duruma karşı ciddi çözümler sunan Yeşil Sol Parti’nin çıtası ise hiç olmadığı kadar dikey yönde seyrediyor.

Verecek cevapları yok

Seçimin nabzını tutmak için geldiğimiz kentte, tüm bu sorunlar herkes tarafından bir çırpıda sayılırken, hesap günü olarak ise 14 Mayıs işaret ediliyor. Tüm partililerin seçmenlerinin bir araya geldiği kıraathanelere yönümüzü veriyoruz. Buralarda konuşulan tek gündem ise seçimler. Yeşil Sol Parti ve CHP seçmenleri kime oy vereceklerini açık bir şekilde ifade ederken, AKP ve MHP seçmeninin daha çok suskun kalması ise dikkat çekiyor. Bu durumu anlamak için konuştuğumuz kıraathane sahipleri ise şunu ifade ediyor: “Ne söyleyecekler, sizce konuşacak yüzleri mi var? Cevap veremedikleri ve partilerini savunamadıkları için susmayı tercih ediyorlar.” “Peki AKP-MHP’den kopan seçmenler oldu mu?” diye sorduğumuzda ise “Sayamayacağın kadar çok” cevabını alıyoruz.

Tek endişe seçim güvenliği

“Erdoğan bu sefer gidecek” algısının hakim olduğu ve hiç kimsenin bu konuda tereddüdünün olmadığı kentte, halkın tek korkusu ise seçim güvenliği. Bu konuda siyasi partilere seslenen halk, sandık güvenliğinin en üst düzeye çıkarılmasını ve her sandıkta en az bir avukatın bulundurulması gerektiğini ifade ediyor. Partilerin bunu sağlaması durumunda geriye kalan işin kendilerine ait olduğunu da eklemeyi ihmal etmiyorlar.

‘Nöro-ekonomi’ tepkisi

Yeşil Sol Parti dışındaki diğer partilerin gösterdiği adaylar hakkında memnuniyetsizliğin açık bir şekilde dile getirildiği kentte, “Nöro-ekonomi” sözleri ile skeçlere konu olan Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin AKP listesinde aday gösterilmesi de tepkilerin kaynağı oldu.

‘Ceket koysa yine veririz’

Kıraathaneleri geride bırakıp yönümüzü bu sefer Akdeniz ilçesine veriyoruz. Halkın büyük çoğunluğunun Yeşil Sol Parti’ye oy vereceğini ifade ettiği ilçede, esnaflar ile oturuyoruz. Adaylara ilişkin “Memnuniyetsizliğiniz var mı?” sorusuna verdikleri cevap ise seçmenin politik kimliğini bir kez daha ortaya koymaya yetiyor. “Bizim için esas olan birey değil partidir” diyerek şu cevabı veriyor: “Partimiz ceket dahi oraya koysa, ona oy vereceksiniz dese biz gider ona oy veririz. Elbette tüm arkadaşlarımız kıymetli. Birçok arkadaşımız başvuru yapmış olabilir, ama bu sefer mücadele bayrağını partimizin seçtiği bu isimler ile yürüteceğiz.”

Mersin’de Yeşil Sol’un 3 vekili kesinlikle kazanacağının altını her seferinde çizen yurttaşlar, hedeflerinin ise 4 olduğunu belirtti. Bunun nasıl mümkün olduğunu ise şu sözler ile aktardı: “1999 seçimlerinde Mersin Büyükşehir’i aldık. Şunu unutmamak gerekir ki biz Kürtler bir olduğumuzda bunu yine başarırız. Onun için bu seçimde 3 kesin olmak üzere 4 vekil çıkaracağımıza inanıyoruz.”

‘Erdoğan’ın fişi çekildi’

Ziyaretlerimizi sürdürmeye devam ederken, halkın her seferinde “Erdoğan gidecek” demesi dikkatimizi çekti. “Peki ya gitmez ise” diye sorduğumuzda, “Erdoğan kesinlikle kazanmayacak” diye ekliyor. Bunun dayanağını ise şu sözler ile açıklıyorlar: “Bunun birçok nedeni var elbette. Savaş politikası, ekonomik kriz, yolsuzluk bir çırpıda sayabileceğimiz şeyler. Yakın tarihe bakmak bile yeterli olur. 6 Şubat’ta deprem oldu. Bu iktidar halkı yalnız bıraktı. Depremin merkez üssüne uzak olsak da burada da çok yoğun bir şekilde hissedildi. Bizler kaç gün dışarıda sabahlamak durumunda kaldık. Deprem bölgesinden kentimize gelen insanlar neler yaşadığı herkesin malumu. 50 binden fazla insan yaşamını yitirdi, bunların birçoğu da yardımların gitmemesinden kaynaklanıyor. Onun için Erdoğan kesinlikle kazanmayacak. Erdoğan’ın fişi depremde çekildi.”

Gençler ‘Yeşil Sol’ diyor

Genç işsizlik oranının yüksek olduğu kentte, gençler 14 Mayıs seçimlerinde belirleyici olacak. 18 yaşına girmiş genç seçmenlerin büyük çoğunluğu ise Yeşil Sol’u destekliyor. Bu yılki Newroz’a yoğun genç kesimin katılması bunun göstergelerinden biri olurken, bunun yansımasını büro açılışlarında da görmek mümkün. Artık gelecek kaygısı olmadan yaşamak istediklerini belirten gençlerin Yeşil Sol Parti’ye önerisi ise “Gençler ekonomik kaygı, gelecek kaygısı ve daha birçok etkenden dolayı çok kararsız. Gençler artık bu kaygılardan kurtulmak istiyor. Bu süreçte gençlere kim ne kadar dokunursa ve bu konularda ikna ederse gençler onlara oy verir” oldu.

Seçim için tam tempo

Gençler ve daha birçok kesimin oylarına talip olan ve bu konuda ciddi bir programa sahip olan Yeşil Sol Parti’nin adayları ise gittiği her yerde büyük bir coşku ve heyecan ile karşılanıyor. Seçim temposunu hızlandıran adaylar ise ev ev, mahalle mahalle gezip halkın sorunlarını dinleyerek, çözüm vaatlerini açıklıyor. Halkın “mahalle mahalle gezip insanları ikna etmesi lazım” önerilerine kulak veren Yeşil Sol’u önümüzdeki günlerde kentin her köşesinde görmek mümkün.

#Mersinde #kesin #hedef

Yeşil Sol Parti Amed’de halkla buluştu

Yeşil Sol Parti Amed adayları MEBYADER’in Pasur’da düzenlediği iftar programında halkla buluştu

Amed’in Pasur (Kulp) ilçesinde MEBYADER öncülüğünde Ramazan Ayı dolayısıyla iftar yemeği verildi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Pasur İlçe Örgütü’nde verilen iftara çok sayıda yurttaşın yanı sıra Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ( Yeşil Sol Parti) Amed Milletvekili adayları, HDP Pasur İlçe Örgütü yöneticileri ve Tevgera Jinén Azad (TJA) aktivistleri katıldı.

İftara geçilmeden önce Amed vekil adayları halka tanıtıldı. Daha sonra okunan dualar eşliğinde iftarlar açıldı. Ardından vekil adayları halkla sohbetler gerçekleştirdi.

Yeşil Sol Parti Amed Eşsözcüsü Abbas Şahin, Kürtlerin yıllardır kırımdan geçirildiğini fakat halkın küllerinden yeniden doğduğunu dile getirdi. Abbas, “Kürtler dört parça Kürdistan’da ve dünyaya demokrasi dersi veriyorlar. Bütün baskılara rağmen Türkiye halkları için demokrasinin neferleri olduk ve demokrasiyi bizler getireceğiz” dedi.

Vekil adaylarından Adalet Kaya, kendi ilçesinde halkıyla buluşmanın mutluluğunu yaşadığını kaydetti. Kürt halkının yıllardır topraklarından koparılmaya çalışıldığını belirterek, buna karşı halkın yüzünü toprağına döndüğünü ve artık kendi kendini yönetecek pozisyona geldiğini söyledi. Adalet bunun için de 14 Mayıs seçimlerinin önemli olduğunun da altını çizdi.

‘Sandıklara güçlü gitmeliyiz’

Serhat Eren de Kürt siyasi partilerine dönük saldırıları hatırlattı. Serhat 14 Mayıs’ta halkın sandık başında olacağını ve sandık güvenliğini sağlaması gerektiğini söyledi. Serhat, “Kürt sorununun Meclis çatısı altında demokrasi çerçevesinde çözülmesi için daha çok sandık başına gitmeliyiz. Sayın Öcalan’ın bu noktada rolünü oynayabilmesi ve tecridin kalkması için de sandık başlarına gitmeliyiz. Özgürlük, barış ve demokrasi için her zamankinden daha güçlü bir şekilde sandığa gitmeliyiz” dedi.

Sorgül Aytek Avşar da Yeşil Sol’un halkın partisi olduğunu ifade ederek, bu noktada herkese sorumluluk düştüğünü ve ikna çalışmalarının yapılması gerektiğini kaydetti.

Konuşmaların ardından iftar programı son buldu.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Parti #Amedde #halkla #buluştu

HDP Grup Başkanvekili Beştaş kaza geçirdi

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, seçim çalışmaları kapsamında gittiği Qereyazi ilçesinde trafik kazası geçirdi. Durumu ağır olan Beştaş, hastaneye kaldırıldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ile şoförü Mehmet Vefa ve ismi öğrenilemeyen parti yöneticisi, seçim çalışmaları kapsamında gittiği Erzirom’un Qereyazi (Karayazı) ilçesinde trafik kazası geçirdi. Araçta sıkışan Beştaş, olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin çalışmaları sonucu araçtan çıkarıldı. Sağlık durumu ağır olduğu öğrenilen Beştaş, ambulansla Erzurum Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Hayati riskinin olmadığı öğrenilen Vefa ve parti yöneticisi de hastaneye kaldırıldı.

HABER MERKEZİ

#HDP #Grup #Başkanvekili #Beştaş #kaza #geçirdi

Uluslararası 20 örgütten RTÜK’e kınama

Uluslararası alanda faaliyet gösteren 20 basın ve insan hakları örgütü RTÜK’ü, eleştirel haberlerin cezalandırılması nedeniyle kınadı

Uluslararası alanda faaliyet gösteren 20 basın ve insan hakları örgütü, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nu (RTÜK), kınayan bir açıklama yaptı

Aralarında Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Avrupalı Gazeteciler Birliği, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) gibi çok sayıda örgütün altına imza attığı metinde RTÜK’e “Eleştirel haberlerinden dolayı yayıncılara para cezası vermeyi derhal durdurması” çağrısı yapıldı.

Medyayı baskı altına alıyor

Açıklama metninde, RTÜK’ü, “Medyayı baskı altına aldığı” ve “Toplumun bilgiye erişimini engelleyerek seçim sürecinin meşruiyetini zayıflattığı” gerekçesiyle kınayan örgütler, “Gazetecilerin ve yayıncıların eleştirel konularda kamuoyunu bilgilendirme ve hükümetten hesap sorma yükümlülüklerini yerine getirmelerine izin verilmelidir” ifadelerine yer verdi.

Haksız avantaj

Metinde, “RTÜK’ün, ülkede ifade hürriyeti ve medya çoğulculuğunu desteklemek yerine, meşru eleştirileri susturmak ve 14 Mayıs 2023 seçimlerinde kendilerine haksız bir avantaj sağlamak için iktidar ittifakı tarafından bir araç olarak kullanıldığı” ve “Kamusal tartışmanın bu şekilde bastırılmasının seçim sürecini baltaladığı” ifade edildi.

HABER MERKEZİ

#Uluslararası #örgütten #RTÜKe #kınama

Sakarya’da hemşire olan Dicle Naz evinde ölü bulundu

Sakarya’da hemşire olarak çalışan Cizîrli Dicle Naz evinde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu

Sakarya Korucuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri bölümünde görev yapan 27 yaşındaki Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesi nüfusuna kayıtlı hemşire Dicle Naz evinde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Ailesinin anlatımlarına göre, Naz’ın arkadaşları tarafından yemeğe çağırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadığı öğrenildi.

Naz’ın, kesici aletle katledilmiş halde bulunduğu belirtilirken, cenazesinin Sakarya Devlet Hastanesi Morgu’na kaldırıldığı öğrenildi.

Olay hakkında soruşturma başlatılırken, ailesi cenazeyi teşhis için Sakarya’ya gitti.

HABER MERKEZİ

#Sakaryada #hemşire #olan #Dicle #Naz #evinde #ölü #bulundu

TJA’lı kadınlar Şenyaşar ailesinin iftar sofrasına eşlik etti

Şenyaşar ailesinin iftar sofrasına eşlik eden TJA’lı aktivistler, ‘Adaletsizliği sürdürmeye devam eden iktidar, Mayıs ayında gitmek zorundadır. Bizim mücadelemizle mutlaka gidecektir’ dedi

Ramazan ayı dolayısıyla iftarlarını adliye önünde açan Şenyaşar ailesine Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistleri eşlik etti. İftar programına Halkların Demokratik Partisi (HDP) Riha Milletvekili Ayşe Sürücü ve Yeşil Sol Parti Riha milletvekili adayları da katıldı. Havanın rüzgarlı olmasından dolayı iftarı adliye yanında bulunan bir restorantta açan Şenyaşar ailesi ve TJA aktivistleri, iftar yemeğinden sonra Adalet Nöbeti’nin yapıldığı yerde basın açıklaması gerçekleştirdi.

‘Bizim mücadelemizle mutlaka gidecekler’

Açıklamada konuşan TJA aktivisti Sema Ayşeoğlu, TJA’lı kadınlar olarak 752 gündür Adalet Sarayı önünde Adalet Nöbeti tutan Emine Şenyaşar ile “Güneşin Sofrasında” buluştuklarını söyledi. Ailesini katleden faillerin cezalandırılması için Emine Şenyaşar’ın uzun süredir Adalet Nöbeti’ni sürdürdüğünü ifade eden Ayşeoğlu, “Emine annenin mücadelesi hepimizin en onurlu mücadelelerinden biridir. Kadınlar olarak her alanda birbirimizden güç alarak mücadelemize devam ediyoruz. AKP-MHP iktidarı, Urfa’da genel seçimler için Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı birinci sıradan aday göstermekle hiçbir adaleti sağlayamayacaktır. Adalet bu şekilde sağlanamaz. Failler cezalandırılmadan, Emine annenin talebi yerine getirilmeden adalet hiçbir şekilde yerine getirilemeyecektir. Adaletsizliği sürdürmeye devam eden iktidar, Mayıs ayında gitmek zorundadır. Bizim mücadelemizle mutlaka gidecektir. Biz kadınları olarak Mayıs ayında baharı getirmeye söz veriyoruz. Hep kazandık. Birlikte çalışıp birlikte kazanmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

‘Yalnız değiliz’

Ardından konuşan Emine Şenyaşar ise, “Kadınları iftarlarını yanımızda açarak beni mutlu ettiler. Biz yalnız değiliz. Sahiplenenlerimiz çoktur. Kimse, ‘yalnızlar’ demisin. İnşallah oğlum bir an önce bırakılıp evine gelecek” dedi.

RIHA

#TJAlı #kadınlar #Şenyaşar #ailesinin #iftar #sofrasına #eşlik #etti

Yeşil Sol Parti 60 merkezde mitingler yapacak

Seçim çalışmalarını sürdüren Yeşil Sol Parti Colemêrg’den Tekirdağ’a her kentte halk buluşmaları ve mitingler düzenleyecek

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), milletvekilli adaylarını tanıtmasının ardından seçim maratonunu başlatıyor. Günlerdir halkla buluşmalar gerçekleştiren Yeşil Sol Parti, Ege’den Amed’e, Marmara’dan Botan’a, Akdeniz’den Serhat’a gezi ve mitingler düzenleyecek. Yeşil Sol Parti, Kurdistan’da Kürt Demokrasi ve Özgürlük İttifakı, batıda ise Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan partiler ile bileşen partileriyle gezi ve miting programları gerçekleştirecek.

5 koldan seçim kampanyası

Gezi programının startı ise yarın Colemêrg’in Gever ilçesinden verilecek. Aynı gün Mêrdîn’in Qoser ilçesinde, Antalya’da, Denizli’de ve Tekirdağ’da da buluşma gerçekleştirilecek. Yeşil Sol Parti’nin gezi programı, 18 Nisan’a kadar devam edecek.

Serhat bölgesinde buluşmalar

Bu kapsamda, 14 Nisan’da Colemêrg’in Gever ilçesinde Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz’in katılımıyla kitlesel buluşma gerçekleştirilecek. Heyet, 15 Nisan’da Agirî’nin Bazîd ilçesinde kadın seçim bürosunun açılışını gerçekleştirecek, Diyadîn’de ve Agirî’de halk buluşmasına katılacak.

Heyet, 16 Nisan’da Erzirom’un Qereyazî ve Qereçoban, Mûş’un Varto, Malargirt ilçelerinde halkla buluşacak, Mûş merkezinde halk buluşması gerçekleştirecek. 17 Nisan’da ise Bidlîs ve Tatwan’da bulunan seçim büroları önünde halk buluşması gerçekleştirecek.

Botan ve Amed’de halk buluşması

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, 14 Nisan’da Mêrdîn QOser ilçesinde gezinin startını verecek. Heyet, geziyi Mêrdîn’in Nisêbîn ve Şirnex’in Cizîr ilçelerinde halk buluşmalarıyla sürdürecek.

Heyet, 15 Nisan’da Şirnex’te kent merkezinde ve Hezex ilçesinde halk buluşması gerçekleştirecek, 16 Nisan’da ise Sêrt ve Dihê ilçesinde seçim büroları önünde gerçekleştirilecek halk buluşmalarına katılacak. 17 Nisan’da Sêrt’in Misirc (Kurtalan) ilçesinde geziyi sürdürecek olan heyet, daha sonra Elih’te halk buluşmasına katılacak. Heyet, gezi programını, 18 Nisan’da Amed’te kent merkezi ve Farqîn ilçesinde gerçekleştirilecek halk buluşmalarıyla tamamlayacak.

Ege ve Akdeniz

HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, SODAP Eş Sözcüsü Kezban Konukçu, TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca’nın katılımıyla Ege ve Akdeniz bölgesinde gerçekleştirilecek gezi programının startı, 14 Nisan’da Antalya’da gerçekleştirilecek halk buluşmasıyla verilecek. Heyet aynı gün Denizli’de de halk buluşmasıyla programını sürdürecek. 15 Nisan’da Aydın ve Muğla’da halkla buluşacak olan heyet, 16 Nisan’da ise İzmir ve Manisa’da halkla bir araya gelecek.

Çukurova kentlerine ziyaret

Çukurova bölgesinde de HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce, TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca’nın yer aldığı heyet, Riha’da halk buluşmasıyla gezinin startını verecek, ardından Dîlok’ta halkla bir araya gelecek. Heyeti 18 Nisan’da Adana ve Mersin’de halk buluşmasıyla geziyi tamamlayacak.

Marmara’da kentlerde buluşmalar

HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, HDP Gençlik Meclisi Eş Sözcüsü Dersim Dağ, Yeşil Sol Parti Milletvekili adayları, Marmara bölgesinde 4 gün sürecek olan gezinin startını, Tekirdağ’da verecek. Aynı gün İstanbul 3’üncü bölgede seçim bürosu önünde halk buluşması gerçekleştirilecek. 15 Nisan’da İstanbul 1 ve 2’nci bölgelerde seçim bürosu önünde halkla buluşma gerçekleştirecek olan heyet, 16 Nisan’da ise Kocaeli’nin Gebze ilçesi ve Bursa’da olacak. Heyetin gezisi, 17 Nisan’da Balıkesir ve Çanakkale’de halk buluşmasıyla tamamlanacak.

Yeşil Sol Parti, bayram’da deprem bölgesinde olacak

Yeşil Sol Parti, gezilerin ardından Ramazan Bayramı kapsamında deprem bölgesinde olacak. Tüm bileşenleri ve ittifaklarıyla birlikte bayram boyunca deprem bölgesinde olacak olan Yeşil Sol Parti, depremzedeleri ziyaret edecek.

1 Mayıs mitingleri

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın, Emek ve Özgürlük İttifakı ile Kürt Demokrasi ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan partilerin eş başkanları, eş sözcüleri, başkanları ve temsilcileri 1 Mayıs İşçi Bayramı kapsamında gerçekleştirilecek mitinglere katılacak. Dersîm’de Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Elih’te Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ve DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Wan’da DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, İstanbul’da HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Ankara’da ise HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar 1 Mayıs mitinglerine katılacak.

Colemêg’den Tekirdağ’a 60 kentte miting

Yeşil Sol Parti, yine ittifaklar ve bileşen partilerin temsilcileriyle birlikte 60 merkezde seçim mitingi düzenleyecek. Colemêrg ve Tekirdağ’da 24 Nisan’da startı verilecek mitinglerin, 13 Mayıs’ta Amed ve İstanbul’da finalleri gerçekleştirilecek. Mitinglerde ayrıca sanatçılar da sahne alacak.

Yeşil Sol Parti’nin miting programları şöyle:

24 Nisan

Colemêrg: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır

Tekirdağ Çorlu: HDK Eş Sözcüleri Cengiz Çiçek ve Esengül Demir, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar

Silopya kadın mitingi: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran

25 Nisan

Yalova: HDK Eş Sözcüleri Cengiz Çiçek ve Esengül Demir, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar

Elezîz-Dep (Karakoçan): DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz

Çewlig: DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz

26 Nisan

Meletî: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Sırrı Süreyya Önder

Semsûr: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Sırrı Süreyya Önder

Wan kadın mitingi: HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Canan Çalağan

27 Nisan

Tetwan (Tatvan): HDP Eş Genel başkanı Pervin Buldan ve DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır

Mûş: HDP Eş Genel başkanı Pervin Buldan ve DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır

Eskişehir: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar

28 Nisan

Dîlok: HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Canan Çalağan

Pirsûs (Suruç): HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz,

İstanbul-Esenyurt: HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek ve HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan

Misrîç (Kurtalan): DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk ve DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz

29 Nisan

Muğla-Bodrum: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ve HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan

Aydın: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ve HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan

Ceyhan: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır

Tarsus: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır

2 Mayıs

Elbistan: DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk ve Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar

Bazarcix: Elbistan: DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk ve Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar

Kocaeli: HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek ve HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan

Qers: DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır

Erdexan-Golan (Göle): DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır

3 Mayıs

Manisa: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan

Denizli: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan

4 Mayıs

Wan-Erdîş (Erciş): HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz

Bedlîs: HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz

Amed-Farqîn: DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk

Amed-Erxenî: DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk

5 Mayıs

Riha-Wêranşar: DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Kürt siyasetçi Ahmet Türk

Mêrdîn-Qoser: DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Kürt siyasetçi Ahmet Türk

Amed-Bismil: DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk

6 Mayıs

Bursa: HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar

Antalya: HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan

Dîlok: HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce

7 Mayıs

İstanbul kadın mitingi: HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz

Konya-Cihanbeyli: DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır

Êlih: HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran

Sêrt: HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran

8 Mayıs

Riha: HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz

Mêrdîn: HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Kürt siyasetçi Ahmet Türk

İskenderun: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce

Osmaniye: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır

9 Mayıs

Îdir: HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan

Nisêbîn: DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Kürt siyasetçi Ahmet Türk

Cizîr: HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz

Şirnex: HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz

10 Mayıs

Ankara: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan

Elezîz: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Sırrı Süreyya Önder

Dersîm: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Sırrı Süreyya Önder

11 Mayıs

Adana: HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca

Mersin: HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce

12 Mayıs

İzmir: Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar,

Wan: HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, KKP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek

13 Mayıs final mitingleri

Amed: DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, PİA Genel Başkanı Mehmet Kamaç

İstanbul: HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder

Haber: Özgür Paksoy/ MA

#Yeşil #Sol #Parti #merkezde #mitingler #yapacak