Ana Sayfa Blog Sayfa 6330

Avrupa’nın ilk Alevi Mezarlığı açıldı

Almanya’nın Hamburg kentinde Avrupa’nın ilk Alevi Mezarlığı açıldı. Mezarlıkta yaklaşık 250 mezar yeri bulunuyor.
Hamburg’un Bergedorf bölgesinde Avrupa’nın ilk Alevi Mezarlığı açıldı. Yaklaşık 5 bin metrekarelik alanda 250 kadar mezar yeri bulunduğu kaydedildi.

DW Türkçe’nin haberine göre, Bergedorf Belediyesi’nin eski bir okul spor salonunu da büro ve merasim odası olarak kullanılması için ücretsiz olarak Alevilerin hizmetine açtığı belirtildi. Alevi cemaati sadece işletme masraflarını üstlenecek.

Haberde, Hamburg’daki Alevi Toplumu Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Ceylan, mezarlığın Arami ya da Ezidi gibi diğer küçük dini gruplara da açık olduğunu kaydettiği belirtildi.

HAMBURG’DA 40 BİN ALEVİ VAR

Belediyenin verilerine göre, Hamburg’da 40 bin kadar Alevi yaşıyor. Hamburg Belediyesi 2012 yılında Alevilerle onlara kendi tatil günleri hakkını garantileyen bir anlaşma yapmıştı.

Hamburg Üniversitesi’nde ayrıca Alevilik Anabilim Dalı açılmıştı.

Maraş Alevileri – Avrupa

Maraşlılar ve Aleviler, dostlar diren terolar diyerek Paris’te yürüyüşe geçti.

FEDA Eşbaşkanı: Hakikatin sırrı kadındadır!

 

Demokratik Alevi Kadın Meclisi FEDA, eğitim çalışamarına başladı. Feda Eşbaşkanı Bemal Özdemir Can konuyla ilgili yapttğı açıklamada, “Alevi Kzılbaş reya Heq kadın canlarımızın, yüreğiyle niyaz edip, yeniden kendi ana ata topraklarıyla buluştular.” Dedi.

 

Can yaptığı basın açıklamasında şunlara değindi: Bu coşku ve heyecan ile  katılan tüm kadın canlarımızın gözlerinde eğitime olan aşkı niyaz pırıltısını görmek mümkün, “Enel hak” deyip ben kadınım, ben gerçeğim..Sözü yeniden anlam bulduğu yolda bir araya gelmenin mutluluğunu bir kez daha kadın canlarla farkına varmış olduk.

Bu heyecanın yolu bir kez daha Alevi kadın meclisi olarak, hissettik ve  farkına vardık. İnsan eksik bir varlık olduğunu, eğitim ile bir daha fark edebildik. Oysaki “Rızalık şehrinin”  ve insani kamile varmanın yolu eğitim olduğunu,  ilime de,bilime de, alim ve arife olmak,ancak yaşamın hakikat sırına, varmanın yolunu, bir kez daha  yaşadık vetanık olduk..

Biz Olabilmek için, kadın can olabilmenin yolu hakikat olsa da, yaşamın ve özgürlük sırına ve ahlakına , eşitliğin gücü, kadın olduğunu,bu gücü yeniden açığa çıkarmanın yolu da eğitim aşkı ile olacağını geç de  olsa farkedebildik. .Başlatmış olduğumuz “ Hakikat sırı kadındadır kadında hakikate giden yoldur” sözünün yaşamlaştırmak olduğunu, bu hakikat gerçeğine  varılan kadın, inancın, ahlakın, toplumsal adaletin ve eşitliğin ancak yaşam bulacaktır.Aleviliğin yolu can olma, cana yoldaş olanların yoludur.İşte biz Alevi inanç kadınları olarak, bu yolun kadınsız olmayacağı için, yeniden, “ Rızalık ütopyası” nın yaşam bulacağı,bu ütopyanın asıl sahipleri ve öncüleri kadın olduğuna inandık inanmaya ve ısrar etmeye de devam edeceğiz. Alevi kadın meclisimizin ve FEDA eş başkanı olarak bu gerçeği bir kez daha fark edebilmenin heyecanı ile..tüm Alevi Kızılbaş, reye insani heq kadınlarını ‘ bir olmaya, can olmaya davet ediyoruz” Bunu ancak eğitime musahip olunarak başarabiliriz.Yolun ikrarı bunu  bize öğretiyor. Kadının toplumsal  öğretisinin yolu da eğitimden geçtiğini biliyoruz..Biz kadın canlarının da bu yolun semahında, nefeslerinde kendini bilen cana meymandır!

Sorun mülteciler değil devlete güvensizlik

Maraş’a yapılması planlanan çadırkent projesine yönelik halkın tepkisi sürüyor. Alevi toplumunu yakından tanıyan Turan Eser,“Projeye sünniler de karşı çıkıyor, devlete karşı güvensizlik var” diyor.

Alevi toplumunu yakından tanıyan araştırmacı ve BirGün gazetesi yazarı Turan Eser, Maraş’ın Sivricehöyük mahallesinde Suriyeli mültecilerin konaklaması için yapılması planlanan Çadırkent projesine ilişkin BirGün’e konuştu. Bölgedeki izlenimlerini anlatan Eser, halkın; AFAD ve devlet eliyle yapacağı mülteci yardımına ilişkin ciddi kaygılarının olduğunu belirtirken insan hakları dernekleri aracılığıyla mültecilere yardım yapılmasını istediklerini ifade etti.

Herkes tepkili
Söz konusu projeye Maraş’ta Sünni halkın da tepkili olduğunu belirten Eser, “ Dün akşam Sünni köylerin muhtarları toplantı düzenledi ve köylülerin tepkilerinin haklılığına dair destek olacaklarını ve projeye karşı çıkan halkın yanında olduklarını söylediler. Burada sadece Alevi nüfusun çoğunlukta olduğu halk değil, Sünni nüfusun çoğunlukta olduğu köyler de tedirginlik yaşıyor. 20 bin kişilik mülteci grubu havaalanına yakın bir çadır kentte bekletildiğini söyleyen Eser, Bu çadır kentin konumlandığı arazinin Maraş’taki işadamlarının ve sanayicilerin sahip olduğu bir arazi olduğun ifade etti. Eser mültecilerle ilgili oldukça çarpıcı bir ayrıntıyı da dile getirerek hükümetin desteklediği proje kapsamında bölgeye yerleştirilecek mültecilerin ucuz işgücü olarak kullanılacağının altını çizdi.

‘AFAD korkusu’
Kampın Maraş’a yapılmasının birkaç vahim sonucu olacağını belirten Eser, “ Buraya mülteci kampının yapılmasıyla demografik yapı bozulacak, halka ait olan verimli araziler yok edilecek. buradaki Alevilerin mevcut bir aradalığını bozmaya yönelik dayatmalar, mahalle baskıları ile zorunlu göçe kadar gidebilecek. Bir de buradaki sanayi kuruluşlarının mültecileri emek gücü olarak kullanması hesaplanıyor. Türkiye’de kurulan mülteci kamplarındaki haberlerin yansıttığı olaylar insanların hafızaların kazınmış durumda. Kamplarda Selefi ve IŞİD ailelerin yer verildiği, Eğit-Donat kamplarındaki kadro devşirmelerinin olduğu, IŞİD’e dağıtılan AFAD kimlikleri algıları başka yöne çekiyor. AFAD kampları denilince buradaki insanlar endişeleniyor doğal olarak.” diye konuştu.

Ayrım yapılıyor
Halkın Maraş’ta zaten Suriyeli mültecilerle dayanışma içinde olduğunu söyleyen Eser, “Halk burada şunu soruyor: ‘Devlet madem o kadar yardımsever, neden mülteciler arasında ayrım yapılıyor?’ Bunun örnekleri de var. 2013’te Fatih Belediyesi, belediyeye ait parklarda Lazkiye’den gelen ‘Aleviler’i ilçemizde sizi istemiyoruz’ diyerek yerinden etmişti. Daha sonra İstanbul’daki Alevi dernekleri bir kampanya başlatarak bu insanları Cemevlerine yerleştirmişlerdi.” ifadelerine yer verdi.

‘Devlet varsa biz yokuz’
37 yıl önceki Maraş Katliamı’ndan sonra halkın yeni bir katliam çıkmasından korktuğunu söyleyen Eser, “Halk kesinlikle mültecilere yardım edilmesine karşı değil, burada hükümete karşı bir güvensizlik var. Halk burada yardıma ihtiyacı olan mültecilere kapımızı açarız fakat AFAD ve devlet eliyle bu yardım yapıldığı zaman biz yokuz diyor. Burada yaşayan insanlar insan hakları dernekleri, kadın hakları dernekleri ve çocuk koruma dernekleri aracılığıyla mültecilere yardım edilirse her türlü yardıma hazır olduklarını ifade ediyorlar” diye konuştu.
birgün

 

Turan Eser yazdı: Maraş’ta Görünen Köy Kılavuz İstemiyor

Turan Eser BirGün gazetesindeki köşesinde dünyanın gündemine oturan Maraş’ı ele aldı. Maraş’ta yapılmak istenen kamplarla ilgili “Maraş’ta Görünen Köy Kılavuz İstemiyor” adıyla köşesine taşıdı… İşte o yazı: 

 

Maraş’ta Cihadist Kamplarına karşı nöbette iken Askerlerin gaz bombaları sonu kaybettiğimiz, direnişin sembolü Mor Ali Kabayel Amca için yazıyorum.

Yıl 1978.

Maraşlılar “Katliam geliyor” diye haykırmıştı.

Devlet o gün Alevileri dinlemedi.

Ardından “Maraş Ovası, Müslüman yuvası” sesleri yükseldi.

Sonra katliam ovasında “Tekbir” eşliğine “Kızılbaşlara ölüm” nefreti yeşerdi.

Olan oldu; Maraş en kanlı katliamını yaşadı! Yüzlerce ölüm, binlerce yaralı, on binlerce göç ve sürgün!

Yıl 2016.

38 yıl sonra Maraşlı Aleviler yine “tehlike geliyor” diyor. Endişelerini dile getiriyorlar.

AKP hükümeti ise duymuyor. Maraş ovasını işgal ediyor.

Aleviler “Maraş’ta yeni katliam istemiyoruz” diyorlar. Bu sese kulak verilmiyor.

Maraş katliamının yıldönümünde “Maraş’a girişi yasaklayan” AKP, cihadistlerin Alevi ovalarına AFAD Kampı ile girişine vize veriyor! Dış politikadaki kanlı mezhep savaşının, iç politikaya davet edilmesine itiraz var.

Maraş Yaşam Platformu haklı olarak iki haftadır “Kamp İstemiyoruz” diyerek direniyor.

Aleviler mültecilere değil, AFAD’ın “Cihadist Kampı”na karşıdır. 20 Alevi köyünün ortasına 27 bin kişilik cihadist kamp projesi Alevileri endişelendiriyor.

Endişeli olmaları için çokça neden var. Çünkü Aleviler AKP devletine güvenmiyor!

Travması süren 1978 katliamı önemli nedendir!

Dün Lazkiye’de Alevi kesenlere, bugün Maraş’ta yol açılıyor. Endişe bu!

Aleviler, gündüz Suriye’de savaşa giden, akşam ise AFAD Kamplarında konaklayan cihadistlerden endişelidir.

Sivrice Höyük Köyüne AFAD kampını manidar buluyorlar ve amaç dışı kullanılmasına dair endişeleri ve tedirginlikleri var!

Alevilerin direnişi haklıdır ve meşrudur. Bu direniş olası katliamlara karşı tarihe bir “uyarı” notudur.
Oyun içinde oyun var
AKP Alevilere iki zeminde tehlikeli bir oyun kurmuştur.

Maraş’ta AKP ve AFAD eliyle yapılmak istenen Kamp aslında Alevilere yönelik çok yönlü meydan okumaların parçasıdır.

Osmanlı aklıya beslenen AKP’nin, Alevi siyasetinde değişim yok. Bir yandan “Cemevlerine Hukuki Statü” stratejisi ile Aleviliği ve Alevileri devletleştirmek istiyor. Devletleştireceği Alevilikle, devletsiz Aleviliğe savaş açmaya hazırlanıyor. Diğer yandan da şaibeli AFAD kampları ile Alevilere gözdağı veriyor.

Hem demografik değişim, hem yandaşa rant aktarımı var
20 civarında Alevi köyünün merasının hukuk dışı yolla gasp edilmesidir. Gasp edilmiş araziler üzerine yapılan kamp inşasının ihalesi AKP’li yandaş şirket olan Kalyon İnşaat’a verilmesi ise aynı zamanda bir rant siyasetidir. Tepkiler bu bölgenin sosyolojisini ve demografisini bozacak politikalara yöneliktir.

AFAD Kampı için neden ısrarla Alevi köyleri seçilmiştir? Acaba “Alevilere, Kürtlere ve laik kesimlere yönelik bir gözdağımı inşa ediliyor” diye soruyorlar!

Sadece Maraş değil, Sivas’a da bakın
Kamuoyunun gözü Maraş’ta iken, Hatay, Gaziantep, Adıyaman’ın yanı sıra şimdi hükümeti Sivas’ın Zara ve Divriği ilçelerindeki Alevi köylerine “mülteci alın” baskı yapıyor. Alevi nüfusunun yoğun olduğu bölgenin stratejik gerekçelerle ve “mezhepçi iç gerilim için seçildiği” kaygısı Alevileri tedirgin ediyor.

Anaakım ve yandaş medya endişeleri saptırıyor
Yandaş medya yanlış algının üretilmesi için, Alevilerin endişeleri saptırarak aktarıyor. Yeni Akit gibi Alevileri hedef gösteren gazete açıktan “Aleviler mültecilere karşı” gibi gerçek dışı haberler yapıyor.

Oysa Aleviler mülteci dostudur. Günümüz Kerbela’sının mağdurları mültecilerle dayanışma Alevilerin görevi olmuştur. Alevilerin karşı olduğu şey mülteciler değildir. Cihadistler için açılan kamplardır!

1978 Maraş, 1980 Çorum katliamları ve 12 Eylül faşist darbesinde iç ve dış göç ile mültecileşen Aleviler, mülteciliğin ne anlama geldiğini AKP’den daha iyi bilir. Yabancı düşmanlığının ve ayrımcılığın en soğuk yüzünü iliklerine kadar yaşayan Alevileri “mülteci düşmanı” göstermek, tek kelimeyle kendini bilmezliktir.!

AKP, AB ile mülteciler üzerinden Kayseri pazarlığı yaparken, Aleviler sokaklarda yaşamak zorunda kalmış mültecilere el uzatmaktadır. AKP’li Fatih Belediyesinin parklardan kovduğu Suriyeli mültecilere Alevi dernekleri ve cemevleri kucak açmıştır.

Aleviler şaibeli afad kamplarına güvenmiyor
Bu nasıl “insani yardım” ki, 2 milyon beş yüz bin mülteci kamp dışında yaşıyor? Çoğu da sokakta!

Peki, AFAD kamplarında kimler yaşıyor? Hangi kriterlere göre AFAD kampları “mülteci” alıyor? Hakikat şu; AFAD kamlarına salt, AKP kriterlerine göre seçilmiş 280 bin mülteci alınmıştır.

Bu kamplar ise manidar şekilde kamuoyuna kapalıdır!

AFAD mülteci kampları güven verici değildir. Aleviler ve demokratik kamuoyu açısından AFAD kampları şüpheli ve şaibelidir. AFAD kampları hakkında kamuoyundan saklanan ve üstü örtülen çokça skandal var. İŞİD ve El-Nusra türevi cihadistlere kucak açmıştır. “Eğit-Donat Projesine” ve cihadistlere kadro devşirdiği, hatta mülteci kadınların para karşılığı satıldığı haberleri hep birlikte okuduk.
Örneğin Apaydın Kampı kontrolü cihadislerin elindeydi. TBMM’deki partilerin milletvekilleri dahi içeri girememişti. Bu kamplar neden şeffaf değil, denetimine neden izin verilmez, saklanan gerçekler nelerdir?
Başka bir örnek; İŞİD çetesi üzerinden AFAD kartı çıkmıştır.

Bitmedi; 2015’de açıklanan “Savaş Mağduru Sığınmacı Kadınlar” raporuna göre AFAD kamplarında İŞİD çetecilerinin eşleri ve çocukları yerleştirilmiştir.

Maraş’ta görünen köyler kılavuz istemiyor. Endişe büyük ve Aleviler, AKP’nin sınır ötesinde desteklediği ve beslediği mezhep çatışmasını sınırın berisinde istemiyor!

Terolar’daki Aleviler: AFAD kampı bizi göçertmek amacıyla yapılıyor

KP’nin Maraş’taki Alevi topluluğunun yaşam alanları içerisine AFAD eliyle kamp kurarak, buraya yerleştireceği cihatçı-selefi gruplar üzerinden göçertmeye çalıştığı Aleviler, istemedikleri kampa karşı direnişlerini sürdürüyor. Terolar bölge sakinleri ANF’ye konuşarak, kamp ile ne yapılmak istendiğini dile getirdi.

AKP rejimi ve Türk devletinin Maraş’ı Alevisizleştirme politikası kapsamında önlerine koydukları program ile Alevi topluluğun yaşadığı Maraş’ın Terolar bölgesinde AFAD eliyle inşa ettiği kamp ile hem Alevileri göçertmeyi hedefliyor hem de mülteci adı altında Alevilerin yerine cihatçı-selefi çetecileri yerleştirmeyi amaçlıyor. AKP’nin bu politikasına karşı da tepkiler her geçen gün daha da büyüyor. Alevilere karşı Osmanlı ve cumhuriyet tarihince uygulanan planlı soykırımın bir parçası olarak hayata geçirilmeye çalışılan politikalara tepki gösteren Terolar bölgesindeki köylerde yaşayan Aleviler, ANF’ye konuştu.

‘KAMP ALEVİLERİ GÖÇERTME ÜZERİNE YAPILIYOR’

Terolar bölgesine yapılmaya çalışılan AFAD kampının altında devletin ve AKP rejiminin Alevilere karşı olan art niyetlerinin yattığını söyleyen Selman Elmalı,  kampın da Aleviler üzerinde hayata geçirilmeye çalışılan politikaların bir devamı olduğunu dile getirdi. Maraş Katliamı ile beraber Aleviler üzerinde bir konseptin geliştirildiğini belirten Elmalı, bu çerçevede kampın da Maraş’taki Alevilerin planlı ve programlı bir şekilde göçertilme çabası olduğunu dile getirdi. Aynı soykırım çabaları sonucu Maraş’taki Alevilerin büyük oranda göçertildiğini kaydeden Elmalı, “Bugün Pazarcık ilçesinde yaşayan Alevilerden çok daha fazlası göçertilmiş durumda. Pazarcık’ın göçertilen nüfusununn yüzde on kadarı Pazarcık’ta kaldı. Ancak göçertilen halkımız kendi köylerine ve topraklarına sahip çıkan bir toplum. Yine yatırımlarını kendi topraklarında yapar. Devlet de bunu gördüğü için göçertme ile başaramadıkları politikalara çerçevesinde ikinci bir hamle ile tamamen köklerimizi buradan koparmaya çalışıyor. Burada ucuz iş gücü ortamı oluşturmak ve demografik yapısını bozmak için şimdi de kamp projesini devreye koydu. Burada sadece günahsız mülteciler de yerleştirilmeyecek. Kendi ülkelerinde çeşitli etnik çatışmaların içerisine girerek katliamlara imza atan çeteleri de yerleştirecekler” diye konuştu.

‘ÇETELER İLE ALEVİLER KAÇIRTILMAYA ÇALIŞILIYOR’

AFAD kampına yerleştirilecek nüfus ve etnik kimliğe düşman kesimler ile Alevilerin bölgeden kaçırtılmak istendiğini vurgulayan Elmalı, “Devletin bu planlı ve programlı bir şekilde hayata geçirmeye çalıştığı bu soykırım uygulamasına karşı halkımız da harekete geçmeli. Biz burada AFAD kampı istemiyoruz. Türkiye’nin bir hukuk devleti olmadığını aşağı yukarı artık herkes biliyor. Halkın talep, görüş ve hassasiyetleri gözetilmeden buraya dönük projelerini hayata geçirmek istiyorlar. Halkın istemine, görüşüne ve halka saygıları olmuş olsaydı böyle bir girişimde bulunamazdı. Bu sadece Aşağı Terolar ovası ve meralarına yönelik bir şey değildir. Bütün Pazarcık’a karşı hayata geçirilmeye çalışılan bir art niyetli projedir. Buna karşı herkesin kendi tepkisini ortaya koyması lazım. Pazarcık’ın toplam nüfusu 27 bin değilken, onlar yapacaklar kampa 27 bin kişi yerleştirmekten bahsediyor. Yurt dışında olan bütün dernek ve kurumlarımızın da buna karşı biran önce harekete geçmesini bekliyoruz. Buradaki Alevi halkının da bize sahip çıkmasını bekliyoruz” diye ifade etti.

‘BİZİ HAPSETMEYE ÇALIŞIYORLAR’

Aşağı Terolar köyü sakini Zeynep Yıldız da Aleviler olarak son süreçte Alevi demeden Suni demeden çevre köyler ile hep beraber huzur içinde yaşadıklarını belirterek, “Şimdi buraya bu kampı yapmak istemeleri ile biz huzursuz olduk. Biz çok tedirgin ve huzursuzuz. Biz ovamızı terk etmek istemiyoruz. Etmeyeceğiz de. Bunun için mücadelemize de devam edeceğiz. Ama bizi bize bırakmıyorlar. Üç yerde çadırımızı kurduk. Üç yerden de çadırımızı söktüler. Biz şimdi Cemevi’nin bahçesine taşıdık direnişimizi, ama burada da bize huzur vermiyorlar. Biz komple çevre köyler ile birlikte buraya getirmeye çalıştılar nüfus kadar bile değiliz. Biz ne yapacağız buraya kamp yapılarak bu kadar kişi buraya yerleştirirler ise. Biz ne yapacağız bu küçük ovada. Bizi hapsetmeye çalışıyorlar. Yaşam alanlarımızı daraltarak, göçertmeye çalışıyorlar. Biz Maraş Katliamı’nıda yaşadığımız hiç bu durumdan çok kaygılıyız. Bizi Maraş’ta katlettiler, kırdılar. Oradan gelip köylere yerleştik. Şimdi de bizi köylerden çıkarmak için çalışıyorlar. Nereye gideriz biz. Biz ovamızı terk etmeyeceğiz. Mücadelemize devam edeceğiz. Bu sefer Maraş olayı gibi olmayacak. Buna izin vermeyeceğiz. Bizim halkımız uyandı, bilinçlendi artık. Bizim ovamıza dokunmasınlar. Biz bu kampı istemiyoruz. Biz mazlum bir toplumuz. Bize bir kez daha aynı kıyımları yaşatmasınlar” dedi.

‘NEDEN TEROLAR BÖLGESİ?’

Terolar bölgesinde kamp yapılmasına karşı çıkan bir diğer kişi ise İbrahim Önen. Maraş’ın kamp yapımı için Terolar bölgesinden çok daha geniş ve uygun yerleri olduğunu belirten Önen, buna karşı yaptıkları direnişe de düşman edasıyla saldırılmasının aslında kamp ile ne amaçlandığının ortaya konulduğunu dile getirdi. Önen, kampı istemediklerini vurgulayarak, şunları söyledi: “Biz sesimizi duyurmak için direnişteyiz. Biz kamp istemiyoruz. Ama Maraş Valisi ne yaptı, askerlerini üzerimize saldı. Hasta, yaşlı demeden bize saldırdılar. Bir amcamız bu nedenle hakka yürüdü. Maraş’ın kamp yapımına müsait başka yerleri çok. Buraya elli bin kişi getirmelerinden bahsediyorlar. Biz kesinlikle bunu istemiyoruz. Bizim toplam çevre köylerle nüfusumuz kaç ki, hepsini toplasan 3 bin. Bu kadar kişiyi nasıl getirebilirler buraya. Bu kişilerin buraya getirilmesi demek bizimle çok istemediğimiz durumların yaşanması demek olur. Neden illaki buraya Suriyeli getirmeye çalışıyorlar? Burada 20-15 Alevi Kızılbaş Kürt köyü olduğu için buraya getiriyorlar. Buranın huzurunu bozmak için getiriyorlar. Buradan muhtarlamıza da sesleniyorum. Muhtarlarımız valinin memuru olmasınlar. Muhtarlarımızın gidip mühürleri valinin önüne bırakacaklardır.”

Serdar Doğan’dan yeni oyun: Kerbela’dan Madımak’a

Sivas Madımak katliamında kardeşi Serkan Doğan’ı kaybeden Serdar Doğan Simurg Oyuncuları Tiyatrosu olarak 10 Nisan Pazar günü Saat 18:00’de Ankara’da Ali Doğan sahnesinde ” Yana Yana KERBELA ‘ dan MADIMAK ‘ a ” oyununu seyircisiyle buluşturacak.

Serdar Doğan’ın yazdığı, Şahin Ergüney’in yönettiği  Yana Yana KERBELA ‘ dan MADIMAK ‘ a “nın oyuncuları arasında, Oğuz Boran, Atılım Temur, Zafer Akkaş, Eylem Yıldırım, İsmail Çal, Mustafa Özcan yer alıyor…

Oyun hafızılarımızdan hiç silmediğimiz Madımak katliamını anlatırken geçmişe de uzanıyor…

“Kıyımlar vardı Kerbela’dan önce, kıyımlar oldu Kerbela’dan sonra… Hem Habil, Kabil ’ i öldürmedi mi ? Almadı mı kardeşinin canını? Her dönem kardeş kanı dökecek bir kansız çıkmadı mı? Aynı Peygamberin ümmetiyiz diyenler, kıymadı mı Hüseyin’e, Ehli Beytin goncalarına? Dersim de Seyit Rıza ’nın öz yeğeni Rayber, kirvesi Zeynel ile birlikte almadı mı Alişer ’ in başını ? Üç-beş altına satmadı mı amcasını askerlere ? Maraş da, Çorum da komşuları değil miydi , kardeşçe yaşamak isteyen komşularının kanına susayan ? Madımak ’ ta ev sahipleri değiller miydi , kardeş sofrası gibi yüreğini açan dostlarımızı ateşe salıp , Kerbela gibi susuz bırakarak katleden ?”

Ankara Simurg Oyuncuları kendilerini şöyle ifade ediyor: Sizlere bir masal anlatmayacağız. Kabuk tutmayan ortak acılarımızı bir kez daha kanatacağız. Unutmayalım diye… Utanmasını bilmeyenler adına, bir kez daha utanarak… Kerbela çölünden havalanan turna katarına yoldaş olup; Dersim’ e, Maraş’ a, Çorum’ a, Madımak’ a uğrayıp, dostlarımızın gülüşlerine, göz yaşlarına dokunacağız…
İnsan, düşünen hayvandır… Her canlı gibi, çiğ süt emmiştir. O ki sütü içinde pişiremez ise, hep hayvan kalır. Canı, her daim kardeş kanı çeker. Yarin yanağından gayrı her yerde, hep beraber diyebilmek adına, insan kalmalı.
Ürkek serçe kuşlarına döndüğü yüreğimiz. Çıt sesine ürker olduk. Sevgi, barış, kardeşlik ; küçük bir ekmek parçasını ufalayıp, serçelere vermek kadar kolay, zahmetsiz, ucuz… İnsanız biz , insan kalalım…

Adres: SOKULLU MEHMET PAŞA CAD. İĞDE SOK. NO: 24 DİKMEN / ANKARA 0312 419 52 52 http://www.ankarasimurgoyunculari.com

Durdu Özpolat’tan Maraş Dosyası!

Yurt Gazetesi yazarlarından Durdu Özbolat Maraş dosya başlığı ile Maraş’ın bilinmeyelerini anlattığı bir yazı kaleme aldı. Özpolat’ın o yazısı:

 

 

Aleviler, Kerbela’dan bugüne kadar yüzlerce hatta binlerce badireler atlatmıştır.

Baskılar, zulümler, katliamlar, sürgünler yaşamıştır.

Yerinden yurdundan olmuştur.

Siyasi ve ekonomik güç odağı olmaları hep engellenmiştir.

Dağlara yerleşmiştir. Kendilerine ancak dağlarda yer bulabilmişlerdir.

Ne zaman ovaya inseler, ekonomiye uzansalar güç odaklarının hedefi olmuşlardır. Maraş katliamının asıl sebebi de ovaya inmeleri ve ekonomik bir güç haline gelerek şehre yerleşmeleridir. Evlerinin ve iş yerlerinin önceden işaretlenmesi ve kundaklanması tesadüfü değildir.

Kundaktaki bebeğinden, yürüyemeyecek kadar yaşlısına kadar acımazsızca hunharca katledilmesinin sebebi bir korkunun hâkim olması, yaşadıkları mekânları terk etmeleri içindir.

Ve Maraş katliamı ile birlikte 300 bine yakın Alevi’nin 1978 yılından sonra yaşadıkları toprakları terk etmeleri bundandır.

1 milyon 100 bin nüfuslu Maraş’ta 100 bine yakın Alevi kalması, sistematik bir şekilde işleyen bir devlet politikasıydı.

Sonra Aleviler’in Maraş’ta yaşadığı köylerde çöp toplama merkezlerinin yapılmaya çalışılması kalanların da oradan göçmeleri için, planlanan bir uygulamaydı.

O projenin iptal edilmesi için şahsım ve soruna duyarlı birçok girişimci harekete geçmişti. Ve sonuçta çöp toplama merkezi ihalesi iptal edilmişti.

O bölgede yaşayan Aleviler, “Tam nefes aldık” derken, yıllardır yaşadıkları köyleri, toprakları da nüfuslarının beş katı Suriye’den gelenlerin yerleştirileceği bir konteynır kente dönüştürülmek isteniyor.

Bunun anlamı şu:

Suriye’de Alevi oldukları için insanların kafasını kesenler, kurşuna dizenler şimdi buralara özellikle yerleştirilerek orada yaşayan Aleviler’in huzurunu kaçırmak istiyorlar. Konuşlandırılacak olan 27 bin Suriyeli’nin içinde ne kadar el Nusra, el Kaide ve IŞİD militanı ve sempatizanı var bilinmiyor.

Bilinen bir şey var ki, Maraş’ın yüzölçümü dünyadaki yüz devletten daha büyükken ve yerleştirilebilecek o kadar yer varken, Suriyeliler’in sadece Aleviler’in olduğu bölgeye yerleştirilmeye çalışılmasıdır.

Ayıptır, günahtır.

Bunca zulümlere ve katliamlara karşılık, bir kere bile şiddete karışmamış, silah kullanmamış bu insanlara eziyet nedendir? Maraş’ta, Çorum’da, Sivas Madımak’ta toplu olarak katledildikleri halde hiç kimseyi incitmemiş, kırmamış, düşman görmemiş bu topluma kininiz, öfkeniz niye?

İlla da Aleviler’i silahlandırıp, terörist mi yapmak istiyorsunuz? Niyetiniz bu ise, Aleviler bu oyuna gelmeyecektir. Buradan yetkililere sesleniyorum. Eminim ki, Maraş’taki bu uygulamaya Aleviler’in dışındaki herkes de karşıdır.

Bu, ipe sapa gelmez projeyi başka yerde uygulayın. Mazlum Aleviler’i rahat bırakın. Karanlık güçlerin oldubittileri yüzünden Maraş hak etmediği, suçlamalarla karşı karşıya gelmiştir. Tolumu Alevi-Sünni diye ayrıştırmak bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür, hatta hainliktir. Sayıları sadece Türkiye’de 15 milyonu bulan Aleviler’in ne kadarını öldürterek yok edeceksiniz? Barış ve kardeşlik varken, ille de çatışmayı istemek hiçbir vicdana sığmaz.

Ben bu projeye sadece Aleviler’in değil, insani değerleri olan herkesin karşı çıkmasını bekliyorum. Barış ve kardeşliği sağlamak ve bu bozulan ilişkiyi düzeltmek yönetenlerin işidir.

Dolayısıyla vicdanları sızlatan, bu uygulamayı durdurmak aynı zamanda Maraş milletvekili olan Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal’ın, bu ülkenin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun ve bu ülkenin Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın görevidir. Hepsini göreve davet ediyorum. Bu işin de sonuna kadar da takipçisiyim

VideoHaber-‘Maraş’taki kamp büyük oyunun küçük bir parçası’

Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, Maraş’ta yapılmak istenenle tüm ülkenin farklı inanç ve görüşlerden arındırılmak istendiğine dikkat çekti.

Maraş Kürtlerine on yıllardan beri uygulanan planlı soykırım parçasının devamı olarak AKP iktiadarının eliyle Alevi topluluğunun yoğun olarak yaşadığı Terolar bölgesinde AFAD kampı yapılmak isteniyor. Göçertme ve kampa yerleştirilecek cihadist ve selefi çete gruplarının saldırısıyla yüz yüze kalma ihtimalleri yüksek olan Aleviler, kampın yapılmaması için başlatmış oldukları direnişe rağmen AKP’nin talimatıyla tüm hukuksuz kamulaştırmalar ışığında kamp bitirilmeye çalışılıyor. Alevilerin direnişine ve yapılmak istenen kamp ile hayata geçirilmek istenen kirli oyunlara ilişkin ANF’ye konuşan Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, tüm ülkenin farklı inanç ve muhaliflerden arındırılması adına devreye koyulan plan ve programın bir parçası olduğunu söyledi.

‘BİZİ MÜLTECİ KONUMUNA DÜŞÜRMEK İSTİYORLAR’ 

Erbil, Terolar’da görülenin dışarıda algılananın tersine; işgal hareketinin daha da hızlandırılarak sürüldüğünü söyledi. Yurt dışında kalan Alevilerin bu konuda daha duyarlı olmaya çağıran Erbil, Alevilerin bulundukları alanlarda konuya ilişkin hem lobi çalışması hem de kamuoyu çalışması yapmaları gerektiğini kaydetti. Kampın göçmen koşullarında entegrasyon sistemi ve sosyal uyum boyutunun göz önünde bulundurulmayarak yapılmak istenmediğini dile getiren Erbil, “Burada farklı kültür ve inançlardan olan insanları buraya getirerek, özellikle buradaki Alevi yerleşiminin tam ortasına bu insanları konumlandırarak, mevcut var olan yerli olan halkı mülteci konumuna düşürmek istiyorlar. Buda daha önceden özellikle 1978’den başlattıkları Maraş topraklarını Alevisizleştirmek, demokrat ve sol kesimden arındırmak adına yapılan harekatın bir devamıdır. Bu kesinlikle masuma bir şey değildir. Plan ve programlı bir projedir dedi.

‘BİR AN ÖNCE HAREKETE GEÇİLMELİ’

Hayata geçirilen plan ve projeyle sadece Terolar bölgesi yada çevre köyler değil, Pazarcık ve Narlı ile sınırlı kalınmayacağını belirten Erbil, “Bu bir bütün olarak ülkenin Alevilerden, sol ve sosyalistlerden, kendilerine benzemeyen, kendilerinin kontrol edemediği Kürtlerden arındırma politikasının, planının ve programının bir parçasıdır. Çok ciddiye almak gerekiyor. Burada daha sonra yaşanabilecek herhangi bir sorunu, herhangi bir katliamı şimdiden önlemek adına buradaki yerli insanlarımızın mülteci konumuna düşürülmemesi için biran önce harekete geçilmelidir. Yurt dışında olan insanlarımızın da köklerinin burada olduğunu ve buradaki köklerimizden eğer arındırılırsak yurt dışında da kendi kültür ve inancımızla yaşayamayacağımızı bilmemiz gerekiyor. Bunun için tüm canları bunun karşısında duyarlı olmaya bekliyoruz” dedi.

‘BU BÜYÜK BİR OYUNUN KÜÇÜK BİR PARÇASI’

Koçgiri ve Dersim ile devam ederek tarihte Şark Islahat planı olarak bilinen ve çok farklı kesimlerden insanların Alevilerin yaşadığı illere Alevisizleştimek adına yerleştirilmesini örnek veren Erbil, Maraş’ta da böylesi bir durum ile karşı karşıya olduklarını kaydetti. Erbil şöyle devam ett: “Malatya bölgesine bir dönem Afganistanlıların yerleştirilmesi gibi Maraş’ı da Alevisizleştirmek için devreye koyulan bir plan var şuan. Bu kamp, devletin derin plan ve programları dahilinde burada kendine benzemeyen, kendisine oy vermeyen ya da sistemin dışında olduğunu düşündüğü grupları, halkları buradan bezdirmek, uzaklaştırmak üzerine kurgulanmıştır. Terolar bölgesinde yaşadığımız büyük bir planın çok küçük bir parçası olarak kamp ile hayata geçiriliyor. Bu çerçevede bakarak mutlaka bizim de karşıt bir plan ve program dahilinde mücadele etmemiz gerekiyor ve mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor.”

ANF

Nusaybin’de valinin yetkileri askere devredildi

Sokağa çıkma yasağı ve çatışmaların sürdüğü Nusaybin’de, hükümetin kararı ile yönetimin askere devredildiği, 200 binanın da bombalanarak imha edilmesinin kararlaştırıldığı belirtildi.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde, hükümetin kararı ile yönetimin askere devredildiği, 200 binanın da bombalanarak imha edilmesinin kararlaştırıldığı belirtildi.

Hürriyet gazetesinden Nuray Babacan ve Fevzi Kızılkoyun’un haberine göre, sokağa çıkma yasağı ve çatışmaların devam ettiği Nusaybin’de, ildeki en yüksek mülki idare amiri olan ve operasyon yetkisi bulunan valinin devreden çıkarılarak yetkinin tümüyle askere verildiği belirtildi.

Haberde, Mardin Valisi ile operasyonları yürüten ildeki güvenlik birimleri arasında yaşanan koordinasyon sıkıntısı gerekçe gösterilerek, valinin görevden alınması gündeme geldiği, ancak değişikliğin genel bir valiler kararnamesi yoluyla yapılmasının kararlaştırıldığı belirtildi.

Habere göre, yeni kararnameye kadar geçecek sürede sorun yaşanmaması için yeni bir mekanizma kuruldu. Bölgede istihbarat ve operasyonel kararlar tek elden yürütülecek. Operasyona, ilçedeki üst rütbeli asker komuta edecek. Yapılacak operasyonların kararları operasyonel birimler tarafından alınarak uygulanacak.

14 Mart’tan bu yana süren sokağa çıkma yasağında Nusaybin’de 27 gündür süren çatışmalar sonucunda 50’li kadar özel harekatçı yaşamını yitirirken, 100’ün üzerinde özel harekatçı da yaralandı. Yaşanan çatışmalarda yaşamını yitirenler arasında iki binbaşı ve özel harekat şube müdürleri de bulunuyor.