Ana Sayfa Blog Sayfa 6338

#Maraş ‘ta yapılmak istenen mülteci kampının perde arkası

SERCAN TAYLAN

Suriye’den kaçan cihatçılar için Maraş’ta bir mülteci kampı oluşturma kararı ile Alevilere yönelik sindirme girişimleri arasındaki ilişkiyi Sercan Taylan yazdı. Taylan, ‘Sesimizin yettiğince haykırmaya devam edeceğiz’ diyor: #OvamaOnurumaDokunma’

MARAŞ’TA YAPILMAK İSTENEN MÜLTECİ KAMPININ PERDE ARKASI…

Ocak ayında Gaziantep’te IŞİD hücre yapılanması kısmen deşifre edilmiş ve bölgenin ‘Emiri’ Yunus Durmaz’ın bilgisayarından, civardaki Alevi köyleri ile ilgili detaylı bir rapor ele geçirilmişti. Birkaç hafta sonra da, Pazarcık’ta Alevi köylerinin etrafında sarıklı, cübbeli ve uzun sakallı birkaç gencin dolandığı bilgisi gelmişti. Şimdi de Maraş ve Pazarcık arasına, tam da Alevi köylerinin bulunduğu yere, 25 bin kişilik ‘mülteci’ kampı yapılacağı söyleniyor. Bunların hepsi tesadüf mü?

Anadolu’da Aleviler, kıyımdan ve zulümden kaçabilmek adına, köylerini dağ başlarına kurmak zorunda bırakılmışlardır. Maraş-Pazarcık’ta ise bunun aksi bir durum söz konusudur. Pazarcık bölgesindeki Alevi köyleri, Maraş-Antep-Malatya-Adana bölgesinin tam ortasındaki sulak ve verimli araziler üzerine kurulu. Dolayısıyla,Pazarcık bölgesindeki Aleviler, İç Anadolu’daki Alevilerin aksine, genel olarak ekonomik anlamda iyi durumdalar.

Ekonomik ve sınıfsal bir açıdan bakacak olursak, 1978’de Maraş’ta yaşananAlevi katliamının ardında yatan temel sebeplerden biri de bölgedeki Alevi halkının yerel sermayenin büyük kısmını kontrol altında tutuyor oluşuydu. 1978 katliamından sonra Alevilerin neredeyse tamamına yakını bölgeden göç etti ve bölgedeki Alevi tüccarlığının yerel sermaye üzerindeki hakimiyeti bir bakıma kırılmış oldu; yine de,katliamın ve Avrupa’ya büyük işçi göçünün ardından, şu an çoğunlukla Londra, Paris, Berlin ve Köln’de yaşamakta olan Maraş Alevilerinin aktarımlarıyla Maraş bölgesine ‘sıcak para’ akışı ve bu kaynak üzerinde Alevi kimlikli yerel sermaye birikimi devam etmekte. Bu durum, bölge halkının Alevi kimlikli kısmını,çoğunluklaştırılan ve devletin ideolojik kimliğini de belirleyen Sünni İslâm inancı ve nüfusu lehine asimile etme projelerini zorlaştırmakta. Örneğin, son dönemlerde sıklaştığı gözlenen “Alevi köyüne cami yapıldı” şeklindeki haberleri, İslâmcı yapıların oldukça güçlü olmasına karşın, Maraş’ta pek duyamazsınız. Peki, bu ‘sorun’un önüne geçebilmek adına dinci  iktidarı ve Devlet tarafından yönlendirilen sözde sivil oluşumlar eliyle uygulanan yeni ‘projeler’ neler?

Bunlardan ilki, özellikle Pazarcık ve köylerinde yaşayan az sayıdaki Alevi yurttaşın bölgeden ‘gönüllü’ göç etmesini ‘sağlamak’ amacıyla, Alevi kitlesinin başlıca üretim biçimi ve dolayısıyla geçim kaynağı olan kırsal tarımı etkisizleştirme politikalarıdır. Maraş’ın doğal yollarla sulanabilir neredeyse tek ve bu nedenle verimli bir ovası olan Pazarcık bölgesine 2006’da kurulması planlanan, ancak açılan davalar sonucunda, çevre ve insan sağlığını olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle bir süreliğine ‘askıya’ alınan “Katı Atık Düzenli Atık Depolama Tesisi Projesi” ile 2008’de, Narlı’ya, bölge halkının büyük çaptaki protestolarına rağmen,‘kapkaççı şark kapitalizmi’ normlarına uygun şekilde kurulan “dünyanın en büyüğü” denilen iki çimento fabrikası bunun en güzel örnekleridir. Narlı Ovasına gittiğiniz zaman sizi puslu ve kirli bir hava bekliyor artık. “Ne güzel işte, fabrika kurulmuş, işsiz gençler için iş kapısı olur” diyenler çıkar belki.Oysa, bu fabrikalardan birinin, işçilerinin tamamına yakınını yaklaşık 35 km. uzaklıktaki Maraş’tan getirdiği biliniyor. Ne ilginç tesadüf, değil mi?

Diğer yandan, Alevileri azınlık haline getirme amaçlı olarak bölgedeki Alevi ağırlıklı demografik yapıyı değiştirme ve bu kapsamda göç ettirme ve beraberinde yerleştirme (iskân) politikası da, Osmanlı’dan bu yana çok uzun zamandır sürdürülen ve güncelliğini günümüzde de koruyan bir başka asimilasyon projesi. Yaklaşık 15 yıl önce, Maraş’ın diğer yörelerinden getirilerek yerleştirilen birkaç bin baraj mağduru için Narlı’nın hemen yanına kurulan yeni bir ‘yerleşim birimi’, bir örnek olarak değerlendirilebilir. ‘Birkaç bin’ denilip geçilmesin, çünkü bölgedeki Alevi nüfusu da ancak o civarda. Maraş-Pazarcık halkı, bu demografik operasyon sürekliliğininbaşka bir örneği ile karşı karşıya şimdi de. 20’ye yakın Alevi köyünün bulunduğu bölgede, köylülerin ortak mera alanı olarak kullandığı 360 dönümlük araziye 600 konutluk ve 25 bin kişilik konteynır kentin kurulması planlanıyor.

Sulak ve verimli arazilerinin ve otlaklarının ellerinden alınacağı kaygısından öteye, bölge halkının projeyle ilgili asıl endişe kaynağı, IŞİD’in en önemli insan kaynağını AFAD kamplarından sağladığı ‘bilgisi’ ve bölgenin Adıyaman-Antep-Kilis üçgeninde Suriye’ye geçiş için kilit nokta olduğu ‘gerçeği’.Bu bağlamda, Maraş’tabazı özel hastanelerde cihatçılarla ve onlara refakat eden ‘asker’ elbiseli sivillerin görüldüğüne ve hatta hastanelerin cihatçılarla dolu olduğuna dair gözlemlere sahip bölge halkı, arazilerine‘mülteci’ kampı yapılmasına bu nedenle de şiddetle karşı çıkıyor.

1978 katliamını unutmamış olan bu halkın yaşam alanına mülteci kampı yapmak, AKP iktidarının Alevilere “defolup gidin” demesinin ‘Devletçe’sidir. Bu kamp, ilk eyleminde 30 kadar Aleviyi katlettiği bilinen ve kendine “El Nusra Cephesi” diyen vahşi terörist örgüte ‘eğitim alanı’ açmaktır. Bu kamp, yeni Alevi katliamlarına davetiye çıkarmaktır. Bu kamp, binlerce yıldır kan içen Anadolu topraklarında sesi hep kendi kanıyla susturulmuş Alevilere dönük yeni bir soykırım projesidir.

Ve tam da bu yüzden, gücümüz yetmese de, sesimizin yettiğince haykırmaya devam edeceğiz: #OvamaDokunma

Maraşlılar eylemlerine cemevinde nöbetle devam edecekler

Etnik arındırma politikalara karşı eyleme geçen Maraşlılar’a, Alevi kurumların çağrısıyla bugün verilen destek sonrasında çıkan çatışmada, nöbet çadırı kaldırıldı.

Askerin saldırıdığı kitele maheleye çekildi.  Maraş’ın Terolar Mahallesi’nde mülteci kampına karşı direniş nöbeti başlatan Aleviler, eylemlerini cemevinde sürdürme kararı aldı.

Maraş’ın Terolar Mahallesi’nde yapımı planlanan mülteci kampına karşı direniş nöbeti başlatan Aleviler, ortak karar ile eylemi mahalledeki cemevine taşıdı. Mahalleye geçen yurttaşlar, nöbet eylemleri sonuç alıncaya kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirtti.

Aleviler nöbeti cemevinde sürdürecek

Maraş’ın Terolar Mahallesi’nde mülteci kampına karşı direniş nöbeti başlatan Aleviler, eylemlerini cemevinde sürdürme kararı aldı.

MARAŞ- Maraş’ın Terolar Mahallesi’nde yapımı planlanan mülteci kampına karşı direniş nöbeti başlatan Aleviler, aldıkları kararla eylemi mahalledeki cemevine taşıdı. Mahalleye geçen halk, nöbet eylemleri sonuç alıncaya kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirtti.

AKD: Yeni Alevi katliamlarına meydan vermeyeceğiz

Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkan Yardımcısı Ali Aktaş yazılı bir açıklama yaparak, “Yeni Alevi katliamlarına meydan vermeyeceğiz” dedi. İşte o açıklama;

Yeni Alevi katliamlarına meydan vermeyeceğiz

Maraş’ta 27.000 Kişilik Mülteci Kampı yapılmasın ,deyip Maraş’a giden canlarımıza Emniyet Güçleri, çoğu çocuk ve yaşlılardan oluşan canlarımıza saldırdı, bazı canlarımızı göz altına alındı. Hak aramanın bedeli bu olmamalı.

Maraş’ta kurulacak Mülteci kampına dünde karşıydık, bu günde karşıyız, yarında karşı olacağız.

Maraş’ta Hükümet eliyle Asimilasyona ve y.Yeter artık biz Alevilerden uzak durun.Yaptığınız katliamlar yetmedi mi ?
Eğer illede bir kamp kuracaksanız,Arap Sünni mültecilerin kültürlerinin uyuştuğu Rize’nin Güneysu ilçesi,Karaman ve Konya da kurun.

Yeter artık,bu ülke bizim dır.Bizi yerimizden yurdumuzdan uzaklaştırmanıza müsade etmeyeceğiz.Topraklarımızı size bırakmayacağız.Canımızın son damlasına kadar savunacağız.Yeter artık sabrında bir sınırı vardır.Bizi tahrik edip,alanlara çekmeye kalkışmayın.

Yeni Maraş,Sivas,Çorum,Gazi,Gezi katliamları istemiyoruz.Alevilere faydanız yok,barı zarar vermeyin.Türkiye’deki 20 Milyon Alevi’yi yok saymaya gücünüz yetmez.Bu kafanıza iyice sokun.


Gnl.Bşk.Yrd. Ali AKTAŞ

Maraş’ta halka saldırı başladı..

Alevi kurumlarının çağrısı ve sivil toplum örgütlerinin desteğiyle, Maraş’ta etnik arındırmayı amaçlayan kamplaşmayı protesto eden halka asker saldırdı.

Bir çok aydın, yazar, sanatçı, milletvekilinin katıldığı eylemi dağıtmak isteyen askerler, halka gazla müdahale etti. Çatışmaların yaşandığı bölgede, birçok kişi yaralı. Müdahale devam ediyor.

Bölgeden alınan bilgiye göre çok sayıda gözaltı var…

Direnişteki Maraşlı Alevilere asker saldırısını kınayan KJA Üyesi Sabahat Tuncel, “Seyit Rıza’dan Mazlumlara ‘Teslimiyet ihanete direnmek zafere götürür’ şiarını öğrendik. Mücadeleye ve nöbete devam edeceğiz” dedi.

Maraşlı Alevilerin yaşadığı Terolar Mahallesi’nde düzenlenen miting sonrası askerin halka saldırısını kınayan KJA Üyesi Sabahat Tuncel, askerin terör estirdiğini ve direnişi provoke ettiğini söyleyerek, “Direnişçilere sonuna kadar destek vereceğiz. Bize bugün müdahale edenlere diyoruz ki Seyit Rıza’dan Mazlumlara ‘Teslimiyet ihanete direnmek zafere götürür’ şiarını öğrendik. Mücadeleye ve nöbete devam edeceğiz” dedi.

Maraş’ta Asker Halka Saldırdı

Maraş’ta konteyner kente karşı çıkan halka jandarma saldırdı
Maraş’ın Sivricehöyük Mahalle’sinde alevilerin yaşadığı köyün yakınına 27.000 Suriyeli göçmen için çadır kent kurma çalışmalarına karşı eylemde olan halka jandarma bugün öğlen saatlerinde saldırdı.

Maraş’ın Sivricehöyük Mahalle’sinde alevilerin yaşadığı köyün yakınına 27.000 Suriyeli göçmen için çadır kent kurma çalışmaları tüm tepkilere rağmen polis ve jandarma desteğiyle sürüyor. Buna karşından kampla birlikte bölgeye cihatçıların girmesinden şüphelenen halk, kurdukları çadırda direniyor.
Bu direnişe karşı inşaat çalışmaları devam ederken, bugün öğlen saatlerinde jandarma bölge halkına saldırdı.
Maraş’ta Alevilerin yaşadığı Terolar Mahallesi’ne mülteci kampı kurulmasına karşı başlatılan eylemde miting düzenlendi. Mitingde konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş Şube Başkanı Salman Akdeniz, ” dedi. Miting sonrası kamp alanına yürüyen kitleye müdahale eden askerler 2 kişiyi gözaltına aldı.

Maraş’ın Alevilerin yaşadığı Terolar Mahallesi’ne mülteci kampı yapılmasına karşı Yaşam Platformu öncülüğünde başlatılan çadır nöbetinde, miting gerçekleştirildi. HDP Antep milletvekilleri Mahmut Toğrul, Müslüm Doğan, KJA Üyesi Sebahat Tuncel, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, sanatçı Pınar Aydınlar, Hacı Bektaşı Veli Anadolu Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Demokratik Alevi Derneği temsilcilerinin de katıldığı mitingde, “Rıza ile misafire eyvallah, katillere asla, Maraş’ta IŞİD kampı istemiyoruz” pankartı asıldı. “Ovama, köyüme, toprağıma dokunma”, “Direnişe devam Terolara bin selam” ve “Hem alanda hem hukukta direnişe devam” dövizleri taşıyan Alevi yurttaşlar, “Direne direne kazanacağız” ve “Terolar halkı yalnız değildir” sloganları attı.

‘Mülteciliği iyi biliriz’

Valilik ile görüşmeler yaptıklarını aktaran Sivrice Höyük muhtarı Mehmet Cem, Terolar Mahallesi dışında 16 yerin belirlendiğini belirtti. Köprüağızı Mahallesi Muhtarı Kenan Yılmaz ise bu alanın “ucuz iş gücüne duyulan ihtiyaçtan kaynaklı” seçildiğinin kendilerine aktarıldığını belirterek, “Bizim köyümüzde fabrika yok. Ama buna rağmen buraya kuruyorlar. Bizler direnişimizden vazgeçmeyeceğiz” dedi. Maraş Yaşam Platformu Yöneticisi Hasan Hüseyin Demirel ise ilk günden beri kendilerine karşı konulduğunu belirterek, “Bizler demokratik hakkımızı kullanıyoruz ve burada bu kampı istemiyoruz. Ellerini vicdanlarına koysunlar ve bu kampın yapılıp yapılmamasına karar versinler” dedi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş Şube Başkanı Salman Akdeniz de “Sesimizi duyun istiyoruz. Mültecilere karşı değiliz. Bizler mülteciliğin ne olduğunu iyi biliyoruz. Avrupa’ya mülteci olduk. Bizim derdimiz kampın yapılacağı yerin yanlışlığıdır” diye konuştu.

‘Göç ettirilerek halkları bitirmek istiyorlar’

Kampın yapılmasına yönelik hukuki süreçten bahseden köy Avukatı Mehmet Çarman, “Bu insanların barınma sorunu elbette ki devlet tarafından sağlanmalıdır. Bu yapılırken bölge halkının düşüncesini, can ve mal güvenliğini sağlamalıdır” vurgusu yaptı. Kampa 27 bin mültecinin yerleştirileceğini, ancak bölgenin nüfusunun bile bu kadar olmadığını söyleyen Çarman, “Bu kamplarda DAIŞ elemanları yetiştirildiğini biliyoruz. Tarihte olduğu gibi katlederek değil göç ettirilerek halkları bitirmek istiyorlar. Bizler bugün buradayız, yarın da her zaman da burada olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Neden özellikle Alevi köylerinin ortasına bu kampı kuruyorlar” diye soran köy sakinlerinden Döne Göksungur ise kadınlar olarak sonuna kadar direneceklerini ifade etti. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu adına konuşan Barış Yılmaz ise “25 yıl önce göçe maruz kalmış biriyim. Bizler savaş nedeniyle ülkelerinden göç ettirilenlere karşı değiliz. Bizim Kabe’miz insandır” ifadelerini kullandı.

‘Avrupa’daki mültecileri Türkiye’ye getiriyorlar’

Devletin halkın sesine kulak vermediğini ifade eden HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul ise “AKP Suriye’yi maalesef kan gölüne çevirdi ve yüz binlerce insanın buraya gelmesine neden oldu. Bir pazarlık yaptılar ve Avrupa’daki mültecileri buraya getirecekler. Maalesef Arap kemerini burada da kurmak istiyorlar. Bugün Maraş’ta nerede kamp yapılmaz diye sorarsanız size Sivricehöyük’ü gösterirler. Ankara, Suruç, Belçika, İstiklal Caddesi’nde kendilerini patlatan DAIŞ’çiler bu kamplardan yetiştiriliyor. Şengal’de Rojava’da insanlar DAİŞ tarafından katledildi. Şimdi sıra burada mı?” diye sordu.

Jandarma saldırdı

Öte yandan mitinge gelmek isteyenler Kapıçam Mahallesi girişinde engellenmeye çalışıldı. Asker engeli ile karşılaşan kitle burada oturma eylemi yaparak protesto ederken, konuşmaların ardından kampın yapılacağı alana yürümek isteyen yurttaşlara askerler gaz bombaları ile saldırdı. Müdahalede ismi öğrenilemeyen 2 kişi gözaltına alındı. Müdahale sonrası kitle direniş çadırına döndü.
MARAŞ (DİHA)

 

Sur’dan Maraş’a ıslah olmayan Kentler

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Maraş’ı şöyle anlatır:”Bir söylentiye göre Sultan Dahhâk’ın şehri idi. Dahhâk, bu şehir halkından günahlı günahsız insanları öldürüp, omuzlarındaki iki büyük yılanı bunların beyinleri ile beslerdi. Sonunda, halk çaresiz kalıp, demirci Gâve ile birlikte Dahhâk’ı öldürdü. Halkı yılanlara yem olduğu için, Mâr-ı îş’den (yılan yemeği) bozarak, kentin adına da Maraş dediler.”

On bin yıl önceye kadar tarihlenen bu kadim kent, Asurlar döneminde Marakasi, daha sonra Grugum, MÖ 650 ile 550 yılları arasında da 100 yıl Medlerin şehri olarak anılır. Zerdüşt ve Mitra inanışlarının etkisi altında kalan, sonrasında Persler, Mekodanlar, Komagene, Romalılar ve Osmanlılar olmak üzere birçok kez farklı güçler ve farklı inançlarla tanışan bu bölge Ermenilerin, Rumların, Asurların, Kürtlerin yaşadığı ortak topraklardı.

Devletin zulmüne karşı Celali, Kalender Çelebi, Baba İshak gibi büyük ayaklanmaların bir parçası olan bu kadim kent zulüm kadar büyük direnişleri de tarihine not düştü. 1915 yılına doğru geldiğimizde ise, Ermeni ve Asuri halklarının soykırımına tanıklık etti. Sonrasında yaşanan ise kesintisiz olarak devam eden bir katliam ve direniş zinciri oldu.

Tarih kitapları böyle takvimlendirir Maraş’ı. Yakın tarihin doksan beş yıllık zaman dilimine şahitlik yapan nenem ise oraya halen “Mare Raş” der. Nenem bu topraklardaki binlerce yıla dayalı tarihi gözünün görebildiği kısmıyla aktarırken geçmişten seslenen bilgelikle dile getiriyordu yüreğindekileri. O, elli yıl önceye kadar kıl çadırlarda yaşadıklarını, hayvancılık ve tarımla uğraştıklarını, toprak evlere ise yakın zamanda yerleştiklerini anlatır. Pazarcık olarak bilinen “Markaz” ovasının ise sazlıklardan, sivrisineklerden ve balçıktan ibaret olduğunu ifade ederken, yılların verdiği vakurlukla, Kürt Kızılbaşlar’ı özellikle bataklıktan çıkamasınlar, sıtmadan ölsünler diye yerleştirildiklerini söyler…

Bataklığı kurutarak kendisi için yaşam alanları açan Kürtler, zozanlarda yarı yerleşik yarı göçebe bir tarzda yaşadılar. Özellikle de Osmanlı ve cumhuriyetin ilk kurulduğu dönemlerde devletin zulmüne ve baskılarına karşın yaygın bir “eşkıyalık” kültüründen bahsedilir. Zamanın “eşkıyalığı” devletin zulmü karşısında askere gitmek, vergi vermek istemeyen insanların bir tür isyanı, bir itiraz biçimi olarak gelişir.

Araştırmacı-yazar Mehmet Bayrak’ın “Kürtlere Vurulan Kelepçe, Şark Islahat Planı” adlı kitabında Kızılbaş Kürtler, 1920’lerden sonra devletin yayın organlarında ‘ıslah’ edilmeye uğraşılan ‘vahşi’ dağ toplulukları olarak geçer. Kürtleri “ıslah” ve devlete entegre etmek için bölgelerin demografik yapısının değiştirilmesi temelinde Türkleştirme ve Sünnüleştirme politikaları dayatılır. Bu anlamda Şark Islahat Planı ile sürekli eritilmeye çalışılan bir coğrafyanın adıdır Maraş…

1978’lere doğru geldiğimizde ise bu planların sonuç almak istediği bir kıyımlar kenti, günümüzde vahşette sınır tanımayanların ilham aldığı bir katliam biçimidir Maraş. Zamanın eşkıyalarıyla, devrimcileriyle, pirleri, erenleriyle, analarıyla, ziyaretleri ve delileriyle Kızılbaşların kültürel bir sentez olarak yaşamak istediği bir diyarın adı…
Geçmişten bu güne gelen ortak yaşam, kadına dayalı gelişen toplumsal yapı Ate Elif’te(Elif Ana) kutsanarak devam etmiş, toprağıyla insanıyla, doğasıyla, zulmün olduğu yerde direngenliğiyle bir kimliğin adı olmuştur. Şimdilerde ise başka bir kıyım biçimiyle gündemimizde Maraş. Köylere ait meralara devletin el koyup sonrasında ise üzerine “Mülteci kampı” kurmak istemesiyle başlayan süreç tarihsel gerilimlerin yeniden vücut bulmasıyla devam ediyor. ‘Yaşam alanıma, kimliğime, inancıma, toprağıma dokunma!’ diyen yöre halkı nöbet eylemi başlatarak kendi toprakları üzerinde “mülteci kampını” istemediğini söylüyor. Sorun havuz medyasının çarpıttığı biçimiyle bir mülteci karşıtlığı değil, Alevi ve Kürt coğrafyada nice katliamlar yaşamış bir topluluğun kendi toprakları üzerinde geliştirilmek istenen politikaları toplumsal hafızayla deşifre ediyor oluşunun yarattığı kaygıdır esasında. Toprak, kendisi üzerinde yaşayanlar için ortak tarihin, kültürün, yaşamın adıyken, egemenler için göz dikilen ve kaba ya da ince yöntemlerle egemenlik alanı haline getirilmesi gereken iktidarın inşa aracıdır.

Katliam, insansızlaştırma ve toprağından sürmenin sosyolojik bütün vakalarını yaşayan Maraş nüfusunun yüzde yetmişinin yurt dışında yaşadığı bir gerçekliktir bahsedilen. Tarihsel travmaları derin yaşayan Kızılbaş Kürtler, çetelerin üzerinde yakalanan Alevi köy haritalarından, adı sanı belli olmayan kişilerin köy köy dolaşıp “neden bu köylerde cami yok” demelerinden nasıl bir sürecin onları beklediğinin farkındalar.

Direnişin ilk başlarında sembolleşen Eme ananın fotoğrafı aslında birçok şeyi resmediyor. Eme ana ve daha nice kadın Maraş katliamında karnı deşilen kadınların, doğmamış bebelerin parçalanıp duvara çivilenmesini, kaynar kazanlarda kaynatılmasını, kadınlara tecavüz edilmesinin halen canlı tanıkları iken, onları bekleyen ikinci bir Maraş katliamına sessiz kalmayacaklarını söylüyor.

Yerle bir edilen Cizre’de, Sur’da devletin yaptığı zulmü haykıran anaların çığlığı neyse Pazarcık’taki anaların çığlığı da odur. “Toprak giderse kimlik de gider” in bilincinde olan barbarlar, tam da bunun için Sur’a, Cizre’ye, Pazarcık’a saldırırken nihai hedefin köksüzleştirmek olduğunun bilincindedir. Bu diyarlar ki geçmişten günümüze binlerce yıllık tarım ve köy kültürünü, ana tanrıçalardan, Zerdüştlere kadar nice insanlık değerlerini sindirmiş ve taşımıştır.

Şimdilerde ise direngen bir ruhla sahip çıkılmayı bekliyor bu topraklar. Tam da şimdi yarınların artık bugün olduğu gerçeğini yaşıyoruz. Sayısız uygarlık ve topluluk belki de zamanın ruhuna uygun davranmadığı için aşıldı ve yok oldu. Mitolojide kudretin, ölümsüzlüğün, şifanın sembolü olan yılan yani Mare Raş son bir darbeyle yıkılmak isteniyor.

Tarihten günümüze süzülen tanrıçalara kulak verelim. Ahı yerde kalmış, katledilmiş, soykırımdan geçirilmiş toplulukların tarihten bize seslenen çığlıklarını dinleyelim. Eme ananın dediği gibi “bir avuç kaldık, bizi köyümüzle, bahçemizle, meralarımızla rahat bırakın. Bu topraklar bizim…”

Etnik arındırmaya karşı Maraşlılar direnişte kararlı

Maraş merkez Dulkadir ilçesine bağlı Alevilerin yaşadığı Sivrice Höyük (Terolar) Mahallesi’nde mülteciler için yapılmak istenen konteynır kente DAİŞ çetelerinin yerleştirilme endişesiyle başlatılan çadır nöbeti, 11. gününe girdi. Yurttaşlar tarafından başlatılan çadır nöbeti ve protestolara rağmen iş makineleri alana 15 metre uzaklıkta çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Jandarma direniş çadırının kurulduğu alana giden yolu şeritler çekerek, geliş gidişlere kapattı.

Çadır nöbetini ziyaret eden yurttaşlar, geceleri çadırın etrafında ateş yakıp, halaylar çekiyor. Narlı ve Pazarcık Ovası’nda yaşayan yurttaşlar, bölgede yapılmak istenen 27 bin kişilik konteyner kente çetecilerin yerleştirme ihtimali nedeniyle yine göç yollarına düşecekleri endişesi yaşıyor. Maraş Katliamı’na da dışarıdan getirilenlerin neden olduğu düşüncesiyle ‘tarihin tekerrürü’ olarak niteleyen yurttaşlar, kampın yapılmasına niye karşı olduklarını anlattı.

Halk kamp istemiyor

Kampın yapılacağı arazinin daha önce kamulaştırılarak ‘hazine malına’ dönüştürülmesi esnasında devletin köylüye bunu sorma gereği duymadığını söyleyen Veli Ertük (67), “Ne Mera Kooperatif başkanına ne muhtara herhangi bir resmi yazı gönderilmedi. Meranızın vasfını değiştiriyoruz, hazine malı olacak diye bilgilendirme yapılmadı. Kimse köylülerin ortak malı olan meraya el konulmasını bize sormadı” dedi. Kampın yapıldığı alanın Alevi köylerine yakın olduğunu söyleyen Fatma Caner Kaçmaz (33), “Mültecilerin getirileceği söyleniyor ama buraya masum insanları getirmezler” diye kaygılarını ifade etti. Veli Deliter (20) ise “Bizler bu kampı istemiyoruz ve yaptırmayacağız. Ne kadar sürerse sürsün bizler direnişimizden vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

Valiye ve yetkililere seslenen Emine Coşkun (79) isimli yurttaş ise “Biz ekmeğimizi herkesle paylaşmak isteriz. Acımız çoktur. Daha Maraş yaralarımız yeni kabuk tutuyor. Yaralarımızı kanatmayın” dedi. Alevi halkı olarak tedirginlik içinde olduklarını ifade eden Hüseyin Keloğlu (23), “Alevi topluluğunu bizzat yok etmek istiyorlar. Bizler direnişimizi sürdüreceğiz. Gelin bir olalım beraber olalım kazanalım” diye konuştu.

Maraş’ta Alevilik bir daha katlediliyor

FİKRET GÜNEŞ

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin temelini Sünni İslam ve Türk Milliyetçiliği oluşturmaktadır.

İttihat ve Terakki’den devralınan bu tek millet yaratma prensibi, doksan üç yıldır devam ediyor. İttihat ve Terakki’nin son döneminde ve Cumhuriyetin başlangıcında kıyımdan geçirilip, sürgün edilen diğer milletlerden arda kalan Kürtler ve Aleviler, cumhuriyetin bütün döneminde baskı, zulüm ve sürgünden asla kurtulamadılar. Türk egemen sınıflarının bütün çabası, Kürtlerin bir ulus olarak varlığını kabul etmeme, ulusal birliğini engellemek oldu. “Kürt yoktur” denilerek, her şart altında, Kürt adına ortaya çıkan en küçük bir hareket dahi kanla bastırıldı. Aleviler ve Sünni İslam’ın dışındaki diğer inanç grupları zındık, sapık gösterildi ve Anadolu topraklarından söküp atılmak istendi.

Cumhuriyet tarihinde Kürtlere karşı 1920-1921’de Koçgiri’de başlatılan katliam, 1978’de Maraş ve günümüzde Cizre, Sur ve diğer Kürt şehirlerinde devam etmektedir.

Her katliamdan sonra Kürt ve Alevi yerleşim birimleri, yakılıp yıkılmıştır. İnsanlar zorunlu sürgüne yollanmıştır. Boşaltılan bu bölgeler, yasak bölge olarak ilan edilmiş ve devlet zorbaca insanların mal ve mülklerine el koymuştur. Bu bölgelere devlete bağlı başka güçleri korucu olarak getirtilip yerleştirilmiştir.

1925 Kürt İsyanı ve 1938 Dersim Katliamı’ndan sonra binlerce insan kıyımdan geçirildi, akabinde binlerce insan kara vagonlara doldurularak, Anadolu’nun batısına iskân ettirildi. Bu boşaltılan bölgeler, yasak bölge olarak ilan edildi. Dersim’in Kutuderesi ve Haydaran bölgesi, 1948 yılına kadar yasak bölgelerdi.

Sur’da, Cizre’de, Nusaybin’de, Silopi’de yaşanan vahşetin farklı bir biçimi de bugünlerde Maraş-Pazarcık’ta uygulanmaktadır. Yıllar önceki gibi  kıyımdan sonra bölgeyi yasak bölge olarak ilan etmek, göç ettirilenlerin malına, mülküne el koymak. Daha tamamlanmamış bu kıyımı başka bir şekilde devam ettirmektir.

Bütün bu yapılanlar devletin 1924 yılında oluşturduğu Şark Islahat Planı’nın kararlarıdır, uygulamalarıdır, devletin kuruluş felsefesinin hayata geçirilmesidir.

Kürtleri yerinden yurdundan etmek, boşalan Kürt bölgelerine Kürt olmayan unsurları yerleştirmek, bölgede yatılı bölge okullarını açmak, Kürtçe konuşmayı yasaklamak, Türkçe konuşmaya insanları özendirmek; kıyımdan arda kalan Kürtleri asimile etmenin çabalarıdır.

1978 yılında bizzat devletin planı ve eliyle gerçekleştirilen Maraş Katliamı’nda yüzlerce Alevi ve Kürt katledildi. Binlerce ev ve iş yeri yakılıp yıkıldı. Binlerce insan yerlerini terk ederek, göç yollarına düştü. Bir hafta boyunca sürdürülen kıyımda görev alanlar, planlayanlar boşaltılan ev ve iş yerlerine el koydular. Bu katiller iş adamı, milletvekili oldular. Bu uygulama devletin kasalarında sakladığı ve o gün uygulamaya koyduğu Şark Islahat Planı’ydı.

Bu plan gereği boşalan yerlere devlete bağlı, Kürt oluşumunu engelleyecek, Sünni İslam dışı inançlara yani Alevilere göz açtırmayacak bir güç getirilip yerleştirilecekti.

Bugün Pazarcık’ın Terolar Köyü’ne yapılması planlanan AFAD mülteci konutu, buna hizmet ediyor. Oraya yerleştirecek şeriatçı İŞİD militanlarıyla, Alevi inancı yok edilmek istenmektedir. Kürt nüfusu içerisine Arap nüfusu konumlandırılarak, Kürtlerin birliği engellenmeye çalışılmaktadır.

Doksanüç yıldır bu güzelim ülkeyi cehenneme çeviren, hakları birbirine boğazlatan, halklara baskı, zulüm ve göçü reva gören bu Şark Islahat Planı’nı çöpe atmanın zamanı gelmiş, hatta geçmiştir.

İslam toplumu içerisinde kavgaları körükleyen, insanları boğazlayan şeriat sevdalısı bağnaz Arap zihniyetine karşı, hoş görülü Alevi inancını bu topraklarda hakim kılalım ki Anadolu halkların ve inançların beraber yaşadığı bir cennet olsun.

Gerisi baskı, zulüm, göç ve kandır; cehennemdir.